Connect with us

.

Mehmet Tural

Alevilerde Hızır

MEHMET TURAL

Published

on

Alevi inancının temel ritüellerinden biri olan Hızır Orucu günlerine giriyoruz.Hızır bu inancın en yüce değerlerinden olup hiç bir şekilde kendisine kusur ve eksiklik izafe edilmeyen ve her zaman yardımına ihtiyaç duyulan bir yüce değer olarak algılanmaktadır.
Köydeki büyüklerimiz O’nu yerel deyimiyle söyle tanımlamaktaydılar.”Ya xızıro kal, be şirigo be heval” yani ortaksız ve arkadaşsız koca hızır.O genelde boz bir atın üzerinde darda olanların yardımına koşan ama kimsenin görmediği biri olarak tanımlanır.
Dahası bazen bir dilenci kılığında,bazen bir çocuk kılığında, bazen bir komşu kılığında yardımına koşanın fark etmediği bir bir şekilde kendisine görünür, yardımına koşulan O’nun Hızır olduğunu fark etmeden ve O’nu tanımasına fırsat vermeden gözden kaybolur.Birden ortadan sır olanın Hızır olduğunu ancak o zaman anlar ,ancak bir dilek dileme fırsatını kaçırmış olur.

Bununla şu anlatılmak isteniyor: Yanınızdaki kişi bir dilenci ,bir çocuk,özürlü bir insan olsa bile ona saygı gösterilmesi,horlanmaması ve sevilmesi gerektiği ,çünkü kimin ne olduğunun dış görünüşüne göre değerlendirilmesinin yanlış olduğu düşüncesi aşılanmak istenmektedir.Toplumun birliği ,insanların eşitliği ve kardeşliği için bundan daha güzel ve insani bir düşünce olabilir mi?

O,yardımda bulunurken kişinin,rengine,dinine,ırkına ve sosyal statüsüne bakmaz.O’nun tek kriteri darda olana yardımda bulunmaktır.

Oysa Tanrı’nın insanları renklerine ve inançlarına göre yarattığı,kimine fakirlik kimine yoksulluğu uygun gördüğü bunun Tanrının takdiri olduğu teolojik olarak kabul edilmektedir.
Bu nedenledir ki şatiyye denilen Alevi ozanlarının deyişlerinde,Tanrıya serzenişte bulunulurken Hızır hakkında böyle bir serzenişe veya eleştiriye rastlamak mümkün değildir.”kıldan ince kılıçtan keskin köprü yapmışssın,Yiğitsen gel da sen geç a Tanrı” gibi özellikle Kaygusuz Abdal ‘ın bu konuda çok ayrıntılı deyişleri vardır.

Lafı fazla uzatmadan tüm canların Hızır oruçlarının Hak divanında kabul edilmesini,Hızır cemlerinde öz eleştirilerini yaparak gerçeğe ulaşmalarını dilerim.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNCEL HABERLER

Belediye başkanlarının tehditle görevlerinden istifası

MEHMET TURAL

Published

on

( Bir suçun hukuki değerlendirilmesi )

Son zamanlarda  AKP de genel merkezin  daha doğru bir tesbitle  parti  genel başkanı sayın Erdoğan’ın taimatıyla   İstanbul,Ankara.Bursa.Balıkesir gibi  belediye başkanları ile diğer bazı  belediye başkanlarının istifalarını  kamu oyu  yakınen izledi ve gördü.

Ancak bu istifaların gerçek nedenleri  ne  istifa edenlerce  ne de parti yetkililerince kamu oyuna açıklanmadı.Siyasetçiler ve  bazı köşe yazarların kendilerince bazı yorumlar getirdilerse de gerçek nedenler açıklanmış veya anlaşılabilmiş değildir.

Akp bunu partinin bir iç meselesi olarak   açıklamaya çalışmakta,muhalefet ise  demokrasiye müdahale ve açık bir hukuka aykırılık olarak değerlendirmektedir.

İstifa etmek  zorunda bırakılan belediye başkanlarının tümü ise;  çok başarılı  çalışmalar yaptıklarını,hiçbir suç örgütüyle özellikle de Fetö ile irtibat ve iltisaklarının olmadığını,kanuna aykırı hiçbir işlemlerinin olmadığını söyleyerek  verilen talimat üzerine istifa etmek zorunda kaldıklarını  söylemekle yetindiler.Melih Gökçek “emir demiri keser” diyerek  sayın Erdoğan’ın verdiği emir üzerine istifa ettiğini; Kadir Topbaş ihanet etmediğini,vefa görmediğini,Balıkesir Belediye başkanı ise;kendisinin ve ailesinin tehdit edildiğini bu nedenle  partisinden ve  görevinden ayrılmak zorunda kaldığını ağlayarak  ifade ettikten sonra ibtifa etti.

Akp yönetimi ise gerek parti sözcüsü,gerek  parti genel başkanı Sayın Erdoğan, gerek parti sözcüsü gerek se iç işleri bakanı  açıklamalarıyla istifa etmedikleri taktirde  gereğinin yapılacağını,iç işleri bakanının devreye gireceğini söyleyerek sopanın ucundan da öteye köteğin tamamını göstermekten geri kalmamışlardır.

Bu zorunlu  hatırlamadan sonra  olayın hukuki boyutuna girelim:

1-Belediye görevi  bir kamu görevi olup bu görevi yürütenler de kamu görevlisidir.

2-Gerek Akp genel başkanı olarak sayın Erdoğan’ın,gerek Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ’ın,gerek iç işleri bakanı Süleyman Soylu’nun gerekse  istifa eden belediye başkanlarının özellikle de  Balıkesir  ve Ankara B.Şehir belediye başkanlarının açıklamalarından anlaşıldı ki ibtifa edenlerin hiç biri  özgür iradeleriyle istiyerek istifa etmemiş,bir takım baskı ve tehditler sonucunda istifa etmek zorunda  bırakılmışlardır.

3-Peki bir kamu görevlisinin seçildiği görevden ayrılmasına zorlamanın yasalarımızda bir  müeyyidesi yokmudur.Hem de  çok açık bir  ceza yasası hükmü  vardır.

TCK 114/b  maddesi aynen şöyle:(seçim yoluyla gelinen  bir kamu görevine aday olmamaya veya seçildiği görevden ayrılmaya

     zorlamak amacıyla cebir veya TEHDİT kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.)

Yasanın bu açık ve emredici kuralına rağmen bir soruşturmanın açıldığın bu güne kadar görmüş ve duymuş değiliz.Peki böyle bir soruşturmanın kime açılması gerekir.

Kanımca kamu oyuna istifaların gerçekleşmesi mecburiyetini açıkça ifade eden  yukarda  saydığımız parti yetkilileri ile mağdur sıfatıyla istifa eden belediye başkanları hakkında bu soruşturmanın yapılması  gerekir.

Belediye başkanları  görevlerinden ayrıldıkları için soruşturulmalarında bir sorun bulunmuyor.Ancak iç işleri bakanı, ve hükümet sözcüsü ile parti sözcüsü millevekili olduklarından haklarında  fezleke düzenlenip meclise gönderilmesi gerek.

Bu konudaki yetki  de son çıkarılan bir KHK ile Ankara C.Baş savcılığına verilmiş bulunmaktadır. O nedenle Ankara’da böyle bir savcının olması gerekir.

Burda esas incelenmesi gereken husus Akp genel başkanı sıfatıyla hareket eden sayın Erdoğn’ın aynı zamanda Cumhurbaşkanı olması sorunudur.

Bilindiği üzere aAnayasaya göre C.Başkanı  vatana ihanet suçu dışında bir suçla suçlanamaz.Bu anayasa kuralı  C.Başkanının partili olmaması  esas alınarak konulmuş bir kuraldır.Yapılan son anayasa değişikliğiyle  partisine  katılması ve parti başkanı olması mümkün kılındığına göre olayı iki  yönüyle değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum.

Verilen talimat ve ifa edilen görev C.Başkanı görevleri içinde midir,yoksa bu görevinden bağımsız olarak  parti başkanı sıfatıyla  verilmiş bir talimat veya ifa edilmiş bir görevdir.

C.Başkanının belediye başkanlarından görevlerini bırakmalarını istemek gibi bir görevi ne teamülde  ne de yasalarımızda mevcut değildir.Esasen kendisi  de Akp genel başkanı sıfatıyla başkanlardan bunu istediğini açıkça ifade etmektedir.Bu nedenle konunun bu açıdan değerlendirilmesinin daha doğru olacağı kanısındayım.

Diger taraftan belediye başkanlarının görevlerini bırakmamaları halinde içişleri bakanının devreye gireceği  şeklindeki ifadenin de devletin , bir parti aygıtı halinde kullanıldığı olgusunun da göz ardı etmemek  gerekir.

Özetle olay bir yönüyle  oldukça açık ve yasalarla düzenlenmiş görülürken,diğer yanıyla oldukça karmaşık ve sorunlu bir olay şeklinde değerlendirilmeye muhtaç görülmektedir.

 

 

Continue Reading

GÜNCEL HABERLER

CHP ‘deki gelişmelere dair…

MEHMET TURAL

Published

on

Deniz Baykal’ın CNN televizyonunda ki röportajından sonra kamu oluyunda ve chp içinde ciddi tatışmalar başladı.1960 yılından bu yana (1965 seçimleri hariç) Chp ye oy veren ve halen kayıtlı üyesi olan biri olarak söz söyleme hakkımın olduğunu düşünerek söyleyeceklerimi sizlerle paylaşmayı zorunlu görmekteyim:

1- Baykalın çok ince ve dolambaçlı yollarla söylemek istediği şudur: Kemal KILIÇDAROĞLUNUN C.Bşk.adayı olmayacaını bildiği en azında tahmin ettiği için sen başkanlıktan çekil partinin başına ben geçeyim ve adaylığımı şimdiden parti olarak açıklıyalım.Çünkü ben Ahmet Türk kanalıyla Kürtlerden,Meral Akşener kanalıyla ülkücülerin bir kesiminden oy alırım demek istiyor.Ve hayır blokunun adayının mutlaka Chp gen.Başkanı olmasını da şart koşuyor.Birkaç nedenle bu söylem ve çıkış yanlış ve haksızdır.

A) Zamanlama çok erken ve sunuş biçimi çok kaba olmuştur..

B) Chp secmenini ve diğer hayır bloku katılımcılarını niyetini anlamaz saf kişiler kendini çok zeki sanarak onlara hakaret etmiştir.

C) Drup dururker parti içinde çalkantıların fitilini ateşlemiştir.

D) Geçmişi itibarıyla adaylığa uygun bir kişi değildir

E) En önemlisi hayır blokunun gayrı meşru saydığı referandumu geçerli sayarak ona meşruiyet kazandırmış ve hemen mevcut gayrımeşru pozisyondan kendine yer aramaya girmiştir

2 -Kılıçdaroğlunun Fikri Sağlar’ı alel acele disipline sevk etmesi de doğru olmamıştır.Parti Meclisi üyesi olan Sağların Parti politikalarını eleştirmesi ve diğer üyelerin ve gen.Başkanın düşüncelerine aykırı fikir beyan etmesi en doğal hakkıdır.Ancak bu düşüncelerini Akşam gibi yandaş medya borazanı bir gazete yerine daha uygun ortamlarda ve uygun bir lisanla ifade etmesi daha doğru ve yararlı olurdu.Gn.Başkanın disipline sevk yerine çağırıp uyarması daha uygun olurdu.Sağ ve sol demeden her kesimi bir araya getirme iddiasında olan sosyal demokrat bir partinin ,kendi meclis üyesinin eleştirisine tahammül etmeyip kapıyı göstermesi parti çıkarına olmadığı gibi inandırıcılığını da zedeler.

3- Olağan üstü kongre talepleri karşısında genel merkezin gündemi ve takvimi belli olmayan olağan genel kurul sürecini ilan etmesi de inandırıcı ve tatmin edici olmamıştır..

4- Partinin sorunu gen.Başkanlık sorunundan çok derinde örgüt yapısındadır. Örgütü yakından tanıyan biri olarak iddia ediyorumki bu örgütsel yapının başına kimi getirirseniz getirin başarılı olabileceğni sanmıyorum÷Örgüt çok hantal ve halktan kopuk bir yapıdadır Özellikle belediye başkanları kendilerini örgütten bağımsız birer oluşum olarak görüyor ve ona göre hareket ediyorlar.Yerel örgüt yöneticileri makamlarındaki dar dost sohbetlerini örgütsel çalışma olarak görüyor tabana ulaşmıyor

5- Genel Merkez yönetiminde de daha aktif partiye katkı sunacak kişilere daha fazla yer ve etkin görevler verilmelidir.Dengeler siyasetinden vazgeçilerek,partinin politika ve vizyonuna sonuna kadar sahip çıkacak,partiye katkı sunacak sosyal demokrat kadrolar yer almalıdır.

6- Parti içindeki çalkantılara ve kamu oyundaki tartışmalara son vermek amacıyla,Genel Başkanın makul kısa bir sürede partiyi olağanüstü kurultaya bir an evvel götürmesi ve herkesin eteğindeki taşları dökerek tazelenen güvenle geleceğin yol haritası hep birlikte çizilmelidir.Bu kurultaydan çıkacak sonuca herkesin itirazsız rıza göstererek birlik ve dayanışmanın iyi bir örneği verilmelidir. Sadece partinin değil tüm ülkenin ve gelecek kuşakların geleceğinin etkileyen bu karanlık tablodan çıkış için kişisel beklenti ve çıkarlar mutlaka bir yana bırakılmalı ,İlk defa değişik düşünce ve katmanlardan oluşan en az % 49 luk hayır blokunun dağılmasının önüne geçilmeli,Onların da fikir ve katkıları alınarak blokun adayı bundan sonra belirlenmelidir.

Bu adayın mutlaka Chp genel başkanı olması gerektiği kanısında değilim.Bu Chp gen.Başkanı olabileceği gibi başka bir Chp li de olabilir.Önemli olan aday gösterilecek kişinin seçilmesi durumunda sunacağı program ve vaatlerdir.Bunların başında
-Gerçek anlamda laik demokratik parlamenter sisteme geçişi sağlayan yeni bir anayasa taahhüdü
-Temel insan haklarının güvencesi
-Batılı anlamda bir demokrasi,düşünce ve inanç özgürlüğü
-Bölünmüş toplumu birleştirici eşitlik ve kardeşliğe dayalı bir dil
-Ölümlere son verecek çözüm önerileri
-Dibe vurmuş olan dış politika düzenlemesi
gibi konular mutlaka yer almalıdır.

Özet olarak bu dar alana sığdırmaya çalıştığım bu düşüncelerle hepinizi sevgi ve saygıyla…

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI