Connect with us

.

Kültür-Sanat

Bir apartmanda pijamalı opera!

AleviNet

Published

on

Paris’teki Bastille Operası’nın kokteyl alanındayız. “Le Barbier de Séville” (Sevil Berberi) operasının 2018 sezonunun ilk gösterimi için bekliyoruz. Herkes çok şık! Mavi taşlarıyla ışıldayan elbise gecenin yıldızı! Biz de süslenmişiz. Malum, operanın böyle bir havası vardır; şık olmanızı ister. Belki de opera sahnesindeki kıyafetlerin genellikle şaşaalı olması böyle bir refleks yaratıyordur, kim bilir… Ama o da ne! Sahnede o şaşaalı kıyafetler yok! Bir genç kız bildiğimiz pembe pijamayla opera söylüyor! Evet, bu “Sevil Berberi” kıyafetlerinden dekoruna bambaşka bir temsil olarak çıkıyor seyircisinin karşısına… İtalyan besteci Gioachino Rossini tarafından bestelen ve 18. yüzyıl İspanyası’nda geçen iki perdelik operayı Damiano Michieletto modern bir bakış açısıyla yorumluyor. Dekor ve kıyafetler yüz yıllar öncesinin değil! Özellikle dekor bir süs gibi değil! Sahnede 4 katlı bir apartman var. Apartmanın alt katında bir bar, sokakta da eski bir Amerikan arabası var.

Tek mahalle ve apartman

Bu mahallede ve apartmanda Lindoro ile Rosalina’nın (Olga Kulchynska) aşkına, yalnız yaşayan bir kadına, köşe başında uyuklayan amcaya, barda bardakları parlatan çalışana, mahalleliyi yersiz yere uyaran polislere ve diğer mahalleliye tanık oluyoruz. Tek mahalle tek apartman! Bu apartman “bebek evi” gibi ama neredeyse gerçek ebatlarda ve 360 derece dönüyor. Apartmanın bazen sadece dış cephesini bazen de odaların içini görüyoruz. Atmosfer yarı gerçekçi yarı fantezi… Bebek evi gibi ama gerçek!

Gelelim hikâyeye, İspanyol Kont Almaviva (Rene Barbera), kurnaz berber Figaro’nun (Massimo Cavalletti) “çakal taktik”lerini dinliyor ve sevdiği kız Rosalina’nın mahallesine girebilmek için fakir öğrenci anlamına gelen “Lindoro” kılığına giriyor. Rosalina, yeğeni olduğu Doktor Bartolo’nun ev hapsindedir. Bartolo’nun sıkı kontrolü âşıkların buluşmasına engeldir. Lindoro, mahallede, apartman merdivenlerinde, odalarda koşturuyor ve Rosalina’ya seranat yapıyor. Rosalina ise ergen kıyafetleriyle, peluş oyuncaklarıyla dolu pembe odasında henüz bir kadını temsil etmiyor. Yönetmen bunu çok açıkça gösteriyor. “Figaro’nun Düğünü” operasında Rosalina’nın neden aldatıldığına pembe bir işaret gibi…

Ama üst katta yalnız yaşayan bir kadının pek çok halini arka planda gözlemleyebiliyoruz başrol olmasa da…

Devamı “Figaro’nun Düğünü”nde… l

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kültür-Sanat

Koma Berxwedan: Sesimizi halkımız sesine katalım

AleviNet

Published

on

Koma Berxwedan, Rojava’ya dönük işgalci saldırılara ilişkin bugün yazılı bir açıklama yayımladı.

‘TÜM İNSANLIĞIN ONURU KORUNDU’

Koma Berxwedan’ın açıklaması şöyle:

“Rojava Devrimi, başta Kürt halkı, Kuzey ve Doğu Suriye halkları ve dünyanın her yerinden onurlu enternasyonalist devrimci bireylerin katılımıyla, yıllarca amansız bir mücadele yürütmüştür. Bu mücadelede güçlü kazanımlar elde edilmiştir. 11 bin şehidi olan Rojava Devrimi aslında Ortaçağ’ın karanlık barbar zihniyetine karşı kazanılmıştır. Kazanılan, insanlık değerleri ve dünya halklarıdır. Destansı direniş ile aslında tüm insanlık savunulmuş ve onuru korunmuştur.

‘ERDOĞAN KÜRT SOYKIRIMINDA’

Şimdi insanlığı DAİŞ belasından kurtaran özgürlük savaşçıları ve Rojava Devrimi’ne karşı DAİŞ’in örtük şefi Erdoğan, üzerindeki örtüyü tümden atarak, çok açık bir Kürt soykırımına girişmiştir. Devletler düzeyinde direkt ya da dolaylı Erdoğan’a destek sunulsa da insanlık vicdanı dünyanın her yerinde QSD, YPG, YPJ güçlerinin yanındadır. Tüm ilerici insanlığın yüreği Rojava halkları için çarpıyor. Bu yürekler çok iyi biliyor ki, Rojava Devrimi’nde ortaya çıkan değerler, bu dünyayı kendi çıkarları için kaosa çeviren, toplumsallık adına her şeyi tahrip eden, halkları birbirine düşman eden kapitalist modernite sisteminin panzehiridir. Bu değerler her geçen gün daha da büyüyerek halklara umut olmuştur. Bu umut, diktatörleri, tekçi ulus-devletleri korkuttuğundan hedef haline getirilmiştir.

Oysa ki, dünyanın bütün güzel insanları, hümanistleri, sosyalistleri, çevrecileri, demokratları, feministleri, insanlıktan yana her kesimi,  Rojava Devrimi’ne yapılan bu saldırıyı kınıyor ve karşısında duruyor. Ve biliyoruz ki, bu direnişi, halkların güç birliğini hiçbir güç yıkamaz.

‘ORTAK DÜŞMAN KARŞISINDA BİRLEŞMEK ÇOK ÖNEMLİ’

Ne kadar zulmetseler, katliamlar gerçekleştirseler, savaş suçu işleseler de onurlu insanlığı asla korkutamayacak ve sindiremeyeceklerdir. Rojava Devrimi’nin kadın devrimi olduğundan korkup Hewrin Xelef’i katlederek bu kazanıma saldırmak isteseler de asla amaçlarına erişemeyecekler.

Bu önemli tarihi süreçten geçerken dünya halklarının desteği kadar, Kürtlerin kendi iç barışını sağlayarak ortak düşman karşısında birleşmeleri çok önemlidir.

Bu yönlü çabalar ve gayretler halkımızı ve biz sanatçıları sevindiriyor, heyecanlandırıyor ve mücadele azmimizi pekiştiriyor, direnç gücü katıyor.

Bedeli ağır da olsa , karanlığın en zifiri vaktinde, şafağın atacağı unutulmamalıdır.

SANATÇILARA ÇAĞRI

Biz, bu mücadelenin ve halkımızın stranlarını söyleyen, resmini çizen, filmini çeken, tiyatrosunu yapan, ateşle dansını icra eden bütün sanat çevrelerini, sanatçı arkadaşımızı halkımızın bu zor ve  bir o kadar da tarihi zaferleri içinde barındıran süreçte sesini, yüreğini halkımızın sesine katmaya ve mücadele etmeye çağırıyoruz.

Özgürlük ve zafer sadece direnenlerin olacaktır. Ve son sözü her zaman direnenler söyleyecektir.”

Continue Reading

Kültür-Sanat

İranlı ünlü şairden işgal tepkisi: DAİŞ gitti, babası geldi!

AleviNet

Published

on

 

Seyit Ali Salihi yayınladığı mesajda şu ifadelere yer verdi: “Türk devletinin Rojavaya başlattığı işgal saldırı, özgürlük istemlerinin hedef alınmasıdır. Bu büyük zülüm ve saldırılara karşı her türlü sessizlik ve kaçış zorbaların desteklenmesidir. DAİŞ giti şimdi babası geldi.”

Continue Reading

Kültür-Sanat

Kürt Müzisyen Kelhor: Direnerek yenebiliriz!

AleviNet

Published

on

Türk devletinin Rojava ve Kuzey Doğu Suriye topraklarına yönelik başlattığı işgal saldırılarına tepkiler devam ediyor.

Birçok siyasetçi, sanatçı, yazar, aydın, şairden sonra şimdi de ödüllü Kürt Müzisyen Kayhan Kelhor’dan tepki geldi.

‘GÜCÜMÜZ YETİYOR’

Kayhan Kalhor, yazılı bir mesaj yayımlayarak, “Kürtler olarak direnerek bu saldırıları kırabiliriz” dedi. Kalhor, şunları kaydetti:

“Zorbalık, zulüm ve bir halkın yok edilmesine karşı hiçbir zaman sessiz kalınamaz. Silahım olan müziğim bu gecelerde Rojava’ya göre ayarlanıyor ve elim silahım olan müziğimin tetiğindedir. Ağır gece ve gündüzler geçiyor. Biz Kürtler olarak direnerek işgali durdurabiliriz. Kürt olarak da gücümüz buna yetiyor.”

 

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI