Connect with us

.

Kültür-Sanat

Her zaman genç, her zaman sakıncalı

AleviNet

Published

on

Benden birkaç yaş büyük bir abimiz vardı mahalleden, solcuydu, bize kitap tavsiye eder, ne zaman sıkılsak dertlerimizi dinlerdi. Bir de Cem Karaca dinlerdi. Askeri darbe olduktan sonra kütüphanesinden bazı “sakıncalı” kitaplarla beraber Cem Karaca plaklarını da “ıslak ıslak” gözlerle kırıp yakmıştı. Anladık ki, aynı Marks, Stalin, Nazım Hikmet ve Mahir Çayan kitapları gibi tehlikeliymiş, Cem Karaca plakları da!

Zaten bir süre sonra da Karaca’nın 12 Eylül generalleri tarafından vatandaşlıktan çıkarıldığını gazetelerden okumuş, arada bir Almanya’daki haymatlos hayatından ufak tefek haberler alır olmuştuk.

Yabancı Rock’n Roll şarkılarını taklit ederek başlayan sahne sürecinde, Apaşlar ve Ferdy Klein Orkestrası ile devam ederken Türkçe sözlü bestelere ve türkülere geçiş yapmıştı Karaca. Kardaşlar ve Moğollar deneyimi sonrasında gelen 1974 ile 1977 arasındaki Dervişan dönemi, hem müzikal açıdan has bir progresif rock örneği olarak, hem de politik sözleri ve sağlam içeriği babından en yiğit zamanıydı. Karaca’nın feodal toplumdan kalma dertleri dile getiren şarkılarının içeriği, yerini işçi sınıfı odaklı sorunlara bırakıyordu.

12 Eylül’ün gelişi…

Yine yükselen sınıf mücadelelerinin etkisindeki kısa ömürlü Edirdahan’dan sonra Uğur Dikmen ve Selda ile çalışırken 12 Eylül’ün gelişi, Karaca’nın hayatında bir defteri kapamış, bir başkasını açmıştı.

Karaca yedi buçuk yıllık sürgün hayatının ardından şov amaçlı bir afla -bu geçmişi silinmiş ülkeye- döndükten sonra, kendiyle özdeşleşen koca gözlükleri ve ondan daha da kocaman şapkası ile hayata tutunmaya çalışırken eski şarkılarının günübirlik yaşatılan bir toplumun gözünde mührü zamana uğradığının acaba ne derece farkındaydı?

Liberalizmin kuvvetli estiği zamanlarda, ülkesine döndükten sonra maruz kaldığı muamelede, kendinden ziyade değişen, değiştikçe tuhaflaşan yeni bir düzenin ve o düzenin insanlarının rolü vardı. Sadece para ödülü nedeniyle, “Yiyin Efendiler” albümünde yer alan “Kâhya Yahya” şarkısı ile Altın Güvercin Şarkı Yarışması’na katılmak mecburiyetinde kalışı bile trajedinin ta kendisiydi. Ama her şeye rağmen içindeki ateşin sönmediğinin en büyük kanıtlarından birincisi, genç rakçıları bir araya getirerek düzenlediği Gülhane Parkı 1. Altın Çınar Müzik Yarışması, ikincisi ise Engin Ardıç’ın 1990 tarihli metali ve metalcileri hedef alan sığ yazısına bir müzik dergisinde yanıt vermiş olmasıydı.

Bakırköy’de doğdu, Bakırköy’de öldü, üryan geldi, üryan gitti. 2004 yılında vefat ettiğinde sadece 59 yaşındaydı. Son konserini vefatından birkaç hafta evvel Babylon ve Kadıköy Shaft’ta vermişti.

Zalim medya yaşarken iyi davranmamıştı Karaca’ya, tıpkı ölümünden sonra olduğu üzere. Benzer işi yapan çağdaşlarının cenazesine gösterdiği ilginin çeyreğini bile göstermedi ona. Zaten ilgi gösterdiği anlarda hep önce komünistti, anarşistti, aykırı fikirleri vardı, saçı ve sakalıyla papaza benziyordu, çok içiyordu, sonra da “dönek” idi vs…

‘Her zaman genç kalanlar’

Zaman bazı gerçekleri teyit, bazı hakları da geç teslim ediyor; gençliğinde kaç kişinin Cem Karaca plağı kırdığını bilmiyorum, ama 14 yıldan beri onun “her zaman genç kalanlar”ın gönlünde yaşadığını iyi biliyorum.

Şurası gerçek ki; Cem Karaca’nın güçlü sesi, benzersiz yorumculuğu ve yol gösteren müziği, onun hakkındaki iddia, karalama ve -o bitmek tükenmek bilmeyen- tartışmaların anlamını yitirdiği yerdir. Zira şarkılarındaki dünyanın kıyameti halen gerçektir. ([email protected] muratbeser. com)

Cem Karaca ‘Merhaba Gençler

14 yıl önce kaybettiğimiz Türk rock müziğinin usta yorumcularından Cem Karaca albümü için ünlü isimler bir araya geldi. DMC etiketiyle yayımlanan ‘Merhaba Gençler 2018’ adlı albüm için, Sıla, Teoman, Haluk Levent, Halil Sezai, Sansar Salvo, Mehmet Erdem, Kolpa, Can Bonomo, Yüksek Sadakat, Cemil Demirbakan, Gökcan Sanlıman, Kök gibi önemli sanatçı ve gruplar dışında Fırat Tanış, Şevket Çoruh ve Ayşen Gruda gibi oyuncular da seçtikleri Cem Karaca şarkılarını kendi tarzlarında yeniden seslendirdi.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kültür-Sanat

Santa Harabeleri ziyaretçilerini bekliyor

AleviNet

Published

on

Gümüşhane merkeze 72, Trabzon’un Arsin ilçesine ise 42 kilometre mesafedeki Dumanlı köyü sınırında yer alan Santa Harabeleri, bünyesinde Rum sivil mimarisine özgü eserleri barındırıyor.

Rumlar tarafından 17. yüzyılda kurulduğu bilinen ve arkeolojik, doğal sit alanı olan bölgede, taştan inşa edilen tek katlı konutlar ve her mahallede en az bir kilise, her sokakta da bir çeşme bulunuyor.

Birbirini kuş bakışı çok net görebilen 3 ayrı yamaç üzerine kurulmuş Santa Harabelerinde mahalle olarak da 7 yerleşim yer alıyor.

Bu mahallelerde 18. yüzyılın son yarısında inşa edilen resmi binalar da dikkati çekiyor.

Son yıllarda özellikle fotoğraf tutkunlarını cezbeden Santa Harabeleri, yerli ve yabancı turistlerce tarafından keşfedilmeyi bekliyor.

“Santa, Gümüşhane için önemli bir değerdir”

Gümüşhane Valisi Kamuran Taşbilek, Dumanlı köyü sınırlarında bulunan Santa Harabeleri’nin Gümüşhane için önemli bir değer olduğunu söyledi.

Santa’nın, Gümüşhane’nin kültürel ve doğal aksı içerisinde çok özel bir anlam ifade ettiğini vurgulayan Taşbilek, “Santa, çevresiyle beraber bir tarafta Sümela, Çakırgöl, bir tarafta Taşköprü, Karaca Mağaramız, Limni Gölümüz, bu tarafa geçtiğimizde Örümcek ormanlarımızla Gümüşhane’nin ülkemize sunduğu çok özellikli bir turizm destinasyonudur.” dedi.

Taşbilek, geçen yıl itibarıyla Santa’ya ulaşımla alakalı sıkıntıları giderebilmek amacıyla yol çalışması yapıldığını belirterek, şöyle devam etti:

“Bu yıl inşallah yol çalışmamızı da tamamlanmış hale getireceğiz. Bu faaliyete geçtikten sonra Santa antik kenti Gümüşhanemize, yakın çevremize, Trabzon’a gelen turistlerimize daha rahat hizmet sunar hale gelecektir. Birtakım altyapı faaliyetleriyle ilgili de çalışmalarımızı başlattık. İnşallah bunlarla beraber Santa, çok özellikli bir turizm destinasyonu olarak bütün turistlerimizin ve vatandaşlarımızın hizmetinde olacaktır.”

“Santa’nın tek bir köy olarak turizm destinasyonuna dönüşmesi lazım”

Bölgeyi gezen Maçka Belediye Başkanı Koray Koçhan da Santa Harabeleri’nin bölgenin önemli bir turizm destinasyonu olduğunu ifade etti.

Kendisinin de Santa Harabeleri’ne gezmek amacıyla geldiğini aktaran Koçhan, şunları kaydetti:

“Santa, bu bölgede Yeşil Yol’un üstünde kalan önemli bir uğrak destinasyonu. Şu ana gelebilmiş bir kilisesi, etrafında birçok çeşmesi ve orijinal evleriyle beraber güzel bir destinasyon. O nedenle de buradaki tarihi eserlerin bir an önce restore edilmesi ve oranın gerçek anlamda tek başına, tek bir köy olarak turizm destinasyonuna dönüşmesi lazım.”

Koçhan, bölgenin Sümela Manastırı’na gelen turistler açısından da önemli olduğunu belirterek, Santa’nın diğer turizm destinasyonlarına ulaşım ve konum açısından da önemli bir noktada bulunduğunu kaydetti.

Santa’nın turizm anlamında gelişeceğine inandığını dile getiren Koçhan, “Bu da gerçekleştirilirse önümüzdeki 2-3 yılda özellikle Yeşil Yol’un da o bölgeden geçmesiyle beraber turizm potansiyelinin giderek daha da artacağına inanıyorum.” dedi.

Gezginlerden Ömer Adıgüzel de Santa Harabeleri’nin ve bölgedeki tarihi yapıların korunması gerektiğini belirtti.

Adıgüzel, “Bu kültür hazinesinin turizmde daha da ön plana çıkarılması gerektiğine inanıyorum.” ifadesini kullandı.

Continue Reading

Kültür-Sanat

Tiyatro sanatçısı Dinçer Sümer yaşamını yitirdi

AleviNet

Published

on

Alınan bilgiye göre, sanatçı Sümer, bir süredir İzmir’de tedavi gördüğü hastanede bu sabah hayatını kaybetti.

Sanatçı için yarın saat 14.00’te Konak Sahnesi’nde cenaze töreni düzenlenecek. Sümer’in cenazesi daha sonra Hamidiye Camisi’nde kılınacak ikindi namazını müteakip Urla-Zeytinalanı Mezarlığı’na defnedilecek.

Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt, yaptığı yazılı açıklamada, Türk tiyatrosunun değerli ismi Sümer’in vefatından büyük üzüntü duyduklarını belirterek çok kıymetli bir rejisörü kaybettiklerini ifade etti.

Kurt, “Kurumumuz emekli rejisörlerinden, eski edebi kurul üyemiz ve Türk tiyatromuzun değerli ismi Dinçer Sümer’in vefat haberini büyük teessürle öğrenmiş bulunuyorum. Kıymetli rejisörümüze Allah’tan rahmet niyaz ediyor, ailesine, sevenlerine ve sanat dünyamıza başsağlığı diliyorum.” ifadesini kullandı.

Continue Reading

Kültür-Sanat

Kavala’ya Kültürel Mirası Koruma Ödülü

AleviNet

Published

on

İş insanı Osman Kavala Avrupa Arkeologlar Derneği’nin (EAA) 2019 Avrupa Arkeoloji Mirası Ödülü’ne değer bulundu. Gezi davasında yargılanan ve 674 gündür cezaevinde olan Osman Kavala’ya ödül, Türkiye’de risk altındaki kültürel mirasın korunmasına yönelik çabalarından dolayı verildi.

Bireysel kategoride ödül cezaevindeki iş insanı Kavala’ya verilirken, kurumsal kategoride ise İspanya’nın Bask bölgesinde bulunan “Fundacion Catedral Santa Maria, Vitoria-Gasteiz”e verildi.

Agos gazetesinin haberine göre, Kavala’nın ödüle değer bulunduğu İsviçre’nin Bern kentinde düzelenen EAA’nın 25’inci yıllık toplantısının açılış töreninde açıklandı.

Miras Ödülü Komite Başkanı Dr. Franco Nicolis “Ödül sahipleri bize kültürel mirasın yönetim politikaları, turizm ve bölgesel kalkınma üzerinde ne tür etkileri olabileceğinden öte, zor koşullar altında yaşayanlar veya azınlıklar üzerinde ne tür etkileri olabileceğini de gösterdiler” dedi.

Osman Kavala’nın yürüttüğü faaliyetler sayesinde, Ermeni kültürel mirasına ait Ortaçağ dönemi yapılarının korunması için ortak çalışma yapılmıştı. Bu çalışmalar sayesinde Ani Harabeleri 2016 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine alınmıştı

Törende Kavala’nın konuşma metni okundu

Açılış toplantısında ödülü Osman Kavala adına teslim alan Kültürel Mirası Koruma Derneği Başkanı İsmail Yavuz Özkaya, Kavala’nın cezaevinde kaleme aldığı konuşma metnini okudu.

Kavala mektubunda, “2019 Avrupa Arkeoloji Mirası Ödülü’ne layık görülmek benim için büyük bir onur oldu. Bu kararın 22 aydır cezaevinde bulunan ve hangi faaliyetlerinden dolayı bu duruma maruz kaldığını açıklayamayan şahsım adına ne kadar önemli bir moral desteği olduğunu anlatamam” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin doğusunda Ermeni topluluklar tarafından yaratılmış eserlerin yüzyıllar boyunca kesintiye uğramadan canlı bir şekilde devam etmiş bir kültürün hikâyesini anlattığını belirten Kavala, Ermenilerin bu topraklardan koparıldıkları 1915 yılından sonra bu hikâyelerin dinleyicisiz kaldığını ve tahrip edildiğini belirtti.

Son yıllarda Ani’de başlatılan koruma çalışmalarıyla bazı eserlerin korunması için adımlar atıldığına dikkat çeken Osman Kavala, “Anadolu Kültür olarak Ani’de Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından başlatılan koruma çalışmalarına da katkıda bulunmak için uluslararası uzmanlarla ve uzman kuruluşlarla işbirliklerini kolaylaştırmaya çalıştık” ifadelerini kullandı.

22 aydır cezaevinde

Osman Kavala 19 Ekim 2017’de gözaltına alındı. 1 Kasım 2017’de, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamasıyla tutuklandı. Gezi Parkı eylemlerinin finansörü olmakla suçlanan Kavala, 22 aydır tutuklu yargılanıyor.

DW/TY/GA

©Deutsche Welle Türkçe

 

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI