Connect with us

.

Güncel

HDP’li vekil de ‘İslam’ın güncellenmesi’ tartışmasına girdi

Siyaset – HDP Diyarbakır Milletvekili, eski müftü Nimetullah Erdoğmuş, ‘İslam’ın güncellemesi’ tartışmalarıyla ilgili “Gerçekten bu tecdit ihtiyacına bugün

AleviNet

Published

on

Eski müftü olan HDP Diyarbakır Milletvekili Erdoğmuş, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘İslam’ın güncellemesi’ açıklamasıyla ilgili konuştu. Erdoğmuş, devlet ile din ilişkisi açısından bu olayın sorgulanması gerektiğini, aksi takdirde yanlış fetva sistemine yol açacağını savundu. Tarih boyunca bütün dinlerin en çok sorunlu gördüğü alanın, devletin, dine müdahalesi olduğunu kaydeden HDP’li Erdoğmuş, şunları söyledi: 

“İslam tarihinde de bunun ilk başlangıcı, bildiğimiz kadarıyla Emeviler ile başlar. Emevi dönemi din-devlet ilişkilerinin yeniden dizayn edildiği, daha açık bir şekilde saltanatın, iktidarın, devletin dine direkt müdahale ettiği bir dönemdir. Muaviye ile başlayan bu Emevi dönemi, kendisine muhalif görünen özellikle Ehl-i beyt’i durdurmanın, hatta mahkum etmenin yöntemlerini devlet üzerinden gerçekleştirerek din temelli bir yaklaşım ile onlara savaş açtı. Emevi iktidarı kendi meşruiyetini kurmak ve kendini ispat etmek için Cebir ideolojisini ve itikadını öne sürdü. Nedir Cebir ideolojisi? Şimdi İslam’da, kadere iman diye imanın ilkeleri bizim ‘Amentu’ dediğimiz esasların içerisinde birincisi de kadere imandır. Cebir ideolojisi de normalde o ilkeye dayandırılarak, Allah’ın kaza ve kaderine her halükarda teslim olmaktır. ‘Kadere iman’ diyerek, kendi iktidarlarını bu cebir ideolojisini meşrulaştırmaya çalıştılar. Yani o günkü Muaviye iktidarı topluma şunu söyledi, dedi ki ‘Bizim şu anda iktidarda olmamız Allah’ın bir kazasının ve kaderinin sonucudur, bu sizin kaderinizdir, size düşen de kadere iman etmektir’. Hesap görücü olarak da ‘Öbür dünyada Allah yeterdir’ dediler ve insanları bu ideolojiye mahkum etmeye çalıştılar. İşte tam bu noktada bunun kader olmadığını Ehl-i beyt de bu konuda Ebu Zer’in ciddi mücadeleleri var. Bunun kader olmadığını, sizin dine müdahale ile aslında Allah’ın dini olan İslamiyet’i kendi iktidarlarınız üzerinden müdahale ederek dine hakaret ettiğinizi, dini müdahale edildiğini itiraz ile isyan etti.” 

‘GÜNCELLEME OLACAKSA DEVLET ELİYLE DEĞİL, ÖZGÜRLÜKLERLE OLUR’

Emeviler döneminde din- devlet ilişkisinde sorunlar olduğunu ve bugüne kadar geldiğini dile getiren Erdoğmuş, şöyle devam etti: 

“Bugün Ortadoğu’da da biz bu sorunları yaşıyoruz. Eğer din, güncellenecekse onların tabiri ile ki dini terminolojide bunun adı tecdittir. Bunun adı ne reform ne güncelleme ne güncel konulara göre dinin bu şekilde izahıdır. Dinle bunun adı tecdittir. Eğer gerçekten bu tecdit düşüncesine, tecdit ihtiyacına bugün hepimiz muhtaçsak, ki böyledir, toplum buna muhtaçtır. O zaman devlet eliyle olmaz, özgürlüklerle olur. Yani dinde, düşüncede, inançta, özgürlükler olur ve özgürlük alanı o münakaşaların gelişmesinde, olgunlaşmasında ve ihtiyaçları teminde özgürlük alanı bir zemin oluşturur. Yoksa devlet eliyle o zaman çıkar bir kral, bir padişah, bir devlet başkanı, ‘Hadi bundan sonra bu böyle olsun’ der, ona göre de o şekilde gider. Tarihte bunun örnekleri çok. Fakat bunun adı asla ve asla dini alanda bir gelişme, bir soluklanma değil; bu devlet eliyle dine müdahaledir. Biz şiddetle buna itiraz ediyoruz.”

‘DİYANET, YETERSİZ KALDIĞI İÇİN DEVLETİN MÜDAHALESİ OLDU’

Yaşanan tartışmalar üzerinden Diyanet İşleri Başkanlığı’nı eleştiren Erdoğmuş, “Diyanet İşleri Başkanı, devlet adına yetersiz kaldığı için sanıyorum, direkt devletin müdahalesi var. Zaten Diyanet İşleri Başkanlığı sonuçta böyle bir misyonu, yerine getirmek üzerine kurulan bir birimdir. Yani devletin dine bakışını, din- devlet ilişkilerinde devletin lehine bir takım tanzimin yapılması konusunda görevlidir zaten Diyanet İşleri Başkanlığı. Son dönemde Diyanet İşleri Başkanlığı, bu kontrolü yapamayınca biraz daha cemiyetler, cemaatler, tarikatlar üzerinden bu yürütülmeye çalışıldı. Muhtemeldir ki o alanda da arzu edilen hedefe ulaşılmadı. Ben bunu tesadüfi bir çıkış, ya da yarın yeniden geri dönüşü olabilecek çıkış gibi görmüyorum. Bu, bir başlangıçtır. Buradan hareketle yeni birtakım bu anlamdaki Diyanet üzerinden ve Diyanet dışındaki cemiyet ve cemaatlerle ülkede bu yeni tartışmaların devlet üzerinden yürütüleceği kanaatindeyim” diye konuştu. 

‘DİNİ SKANDAL VE KRİZLERDE PATLAMA NOKTASINA GELEN SÜRECİ YAŞIYORUZ’

İşin içinde devlet müdahalesi varsa dinin görevinin, burada hemen itiraz olması gerektiğini savunan HDP’li Erdoğmuş, şunları söyledi:

“Devlet’e itirazdır, iktidara itirazdır. Egemen güçlere itirazdır. Dinin itirazı da şudur. ‘Siz, dini tanzimde, din ile ilgili birtakım düzenlemelerde asla ve asla hak sahibi değilsiniz’. Tam tersine devleti yönetenler, iktidardakiler, ‘Din bize ne tavsiye ediyor, adalet konusunda ne tavsiye ediyor, ahlak konusunda neyi tavsiye ediyor, burada bizim sorumluluğumuz nedir’ bunların dine karşı borçları var. Hele önce o mükellefiyetlerini ve borçlarını ödesinler, ondan sonra din adına yeni tanzim yeni düzenlemeleri tartışmaya açsınlar. Bunlar tehlikeli alanlardır. Eğer gerçekten de ki Ortadoğu’da buna ihtiyaç var, dini skandal ve krizlerde artık gelip bir patlama noktasına dayandığı süreci yaşıyoruz. Bunun temel şartı göreceksiniz tahakküme itirazdır ve dinin ilk itirazı da devletlerin tahakkümünedir. Öncelikle devlet ve iktidar buna hazır olmalıdır” diye konuştu.

Güncel

Öcalan’ın çağrısı sonrası açlık grevleri sonlandırıldı

AleviNet

Published

on

PKK lideri Abdullah Öcalan’la 22 Mayıs’ta bir kez daha bir araya gelen Öcalan’ın avukatları, görüşmeye ilişkin ayrıntıları İstanbul’da düzenledikleri basın toplantısında duyurdu. Toplantı sonrasında Asrın Hukuk Bürosu adına dağıtılan yazılı açıklamada Öcalan’ın açlık grevlerinin “amacına ulaştığını ve sonlandırılması yönündeki çağrısını ısrarla vurguladığı” belirtildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Bu çağrıdan sonra grevcilerin eylemi bırakacağına inanıyoruz. Esas olanın demokratik siyasal mücadele kültürü olduğunu, grevcilerin bedenen, ruhen ve zihnen sağlıklı olmalarının her şeyden önemli olduğunu ifade etti. Açlık grevleri konusunda Gandi’yi örnek vererek, Gandi’nin açlık grevini toplumsal mücadeleyle anlamlı kıldığını ifade etti.”

Continue Reading

Güncel

Leyla Güven, hastaneye kaldırıldı

AleviNet

Published

on

DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, tecride karşı 200 gündür sürdürdüğü açlık grevini, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısı üzerine bugün sonlandırdı.
Güven, ambulans ile evinden alınarak Memorial Hastanesi’ne getirildi. 

GÜVEN’DEN AÇIKLAMA

Hastaneye götürüleceği sırada kısa bir açıklama yapan Güven, şöyle dedi:
“Bu eylemin birinci gününden bugüne kadar destek veren herkese teşekkürlerimi iletiyorum. Bu kolektif direnişle Türkiye halkları ve Türkiye demokrasisi kazandı.
Sayın Öcalan’ın sesinin dışarı çıkması Türkiye’in demokratikleşmesi ve Ortadoğu barışı için çok önemliydi. Keşke hiçbir kayıp olmadan başarsaydık, yüreğimiz buruk ama gerçekten direniş kazandı.”

Continue Reading

Güncel

İHD ve TİHV’den eylemcilerin tedavisi için çağrı

AleviNet

Published

on

İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla sona eren açlık grevlerine dair yazılı açıklama yayımladı. Açıklamada, “Açlık grevlerinin sonucu olarak 2 ve 22 Mayıs 2019’da avukatlarıyla görüştürülen Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla ve mahpusların iradesiyle açlık grevlerinin sonlandırılmasını memnuniyetle karşıladığımızı ifade etmek isteriz” denildi.

‘ANNELERE ŞİDDET UNUTULMAYACAK’

Açıklamada, fedai eylemlere dikkat çekilerek, cezaevlerinde 7 ve yurt dışında bir kişinin yaşamını yitirdiği hatırlatılarak, “Mahpus annelerinin beyaz tülbentleriyle çocuklarının yanında yer alarak onların zarar görmemesi için gerçekleştirdikleri demokratik hak arama eylemeleri ve karşılaştıkları polis şiddeti hafızalardan unutulmayacaktır” diye kaydedildi.

‘SAĞLIKLARI İÇİN AZAMİ ÖZEN GÖSTERİLMELİ’

Açıklamada, şöyle devam edildi:
“Bu sürecin en başından beri hak örgütleri olarak süreci yakından izleyerek raporlaştırmış, hak arayanların yanında yer almış, tecridin kaldırılması noktasında net tutum almış ve açlık grevcilerinin iradesine saygı göstermiş durumdayız. Bu süreçte siyasi iktidar ve adalet bakanlığı nezdinde her türlü girişim ve görüşme gerçekleştirmiş, uluslararası topluma çağrılar yapılmış, CPT nezdinde gerekli girişim ve görüşmeler yapılmıştır. Bir kez daha Türkiye insan hakları hareketinin önemli bileşenleri olarak hak arama mücadelesindeki etkinliğimizi ortaya koymuş ve koymaya devam edeceğiz.
Açlık grevlerinin sona ermesi ile birlikte mahpusların sağlının zarar görmemesi için azami dikkat gösterilmelidir.    
Tedavi sürecinin mahpusların sağlığına zarar vermeyecek şekilde yürütülmesi, kalıcı hasar olmaması bakımından son derece önemlidir. Bu konuda, özel bir bilgi ve etik tutuma uygunluk gerektiren Türk Tabipleri Birliği (TTB) tarafından ‘Açlık Grevi Sonlandırma Tedavisi Önerileri Basit Algoritma[1]’hazırlanmıştır. Tedavi sürecinin insan onuruna yakışır bir şekilde açlık grevcilerinin uygun sağlık kurumlarında TTB’nin paylaştığı kılavuzlar çerçevesinde yapılmasına özen gösterilmelidir.”

 

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI