Connect with us

Forum

Yenibosna’da bir yaşlı

İstanbul’un İstanbul’u bilmeyen semti Yenibosna’da girdiğim evin tavanı basık,  güneşi bile karanlıktı. Ak sakalları çenesinde toplanmış toprak yüzlü ihtiyarın yatağına ilişip oturdum.  Parlaklığı gitmiş gözlerine yaklaşınca sevinçli bir şaşkınlıkla inceledi yüzümün her yanını. Öyle parça parça ve öyle bütünleştirici bakıyordu ki  yüzümü küçük bir dünya sandım. Dirseklerinin üstünde doğrulmaya çalıştı, yardım etim, yaslandı.

 ‘‘Nasılsın?’’ dedim,  ‘‘Tanıdın mı?’’

Kollarını usulcacık yorganın alından çıkardı, eğildim boynuma doladı. Öptü, öptü, yüzünü yüzüme sürdü. Sarsıldım.

‘‘Tanıma mı?’’ dedi, ‘‘Tanıma mı, tanıma mı?’’ 

Geriye doğru yaslanıp yeniden baktı. Dudakları titriyor, gözleri ıslaktı. Kollarını boynumdan indirdim. Ellerini avuçlarımın arasına aldım. Çizgilerle dolu incecik derinin altında yol yol damarların atışını dinledim.

Gözlerinde çocukların büyük şaşkınlığı vardı. ‘Bak’’ dedi, sonra sustu,  soluk aldı.   Her soluk alışında göğsü kalkıp iniyordu. Yorgun yılların son çırpınışlarıydı soluk alışları. Yüzüme öyle  baktı, baktı…

‘‘Senin ellerin sıcak’’ dedi.

Kemikli, uzun parmakları ellerimin üstünde gezindi. Ağır bir  gerçeği anlamış gibi   yüzüme    baktı.

‘‘Bu ne biliyor musun?’’  dedi, ‘‘Can bu,  can.. Sende çok, bende az.’’ Kırılgan gücüyle  sıktı ellerimi, gülümsedi.

‘‘Bende can,  bu kadar kalmış.’’

Yeni bir şey bulmuş  gibi yüzüme daha   canlı baktı.

‘‘Ellerimiz böyle dursunlar azıcık, belki senden bana can geçer.’’

‘‘Dursunlar,’’ dedim.

Derin bir göğüs geçirerk, ‘‘hey gidi Dünya’’  dedi. ‘‘Can da böyle azalır imiş demek.  Neydi o günler…   Bir zamanlar  orağı bir salladı mı,  iki evlek  yer açardım tarlada. Kağnı çeken öküzlere gücümü  katardım. Düğünlerde tutulan Tura Oyunlarında rakip oyuncuları kırar geçerdim. Sorarlarmış; Tura’da ben varsam gizliden gizliye sıvışırlarmış rakip oyuncular. Kan Taşı’nı (Disk) en uzağa ben atardım. Selvilerin en ince ucuna ben tırmanırdım.’’

Güçlükle kollarını kaldırarak;  ‘‘demek   bu kollar  o zaman kol imiş be Husen’im’’ derken gözlerinden yorgunluk   akıyordu.  

‘‘Bende ki güç kimsede yoktu ki.  Yemek yeme de de öyle idim.   Tereyağını kaşıkla yerdim, ekmeksiz. Tarlaya ayran getirirdi rahmetli… Bakracı Kafama bir dikerdim, bakardı ki boş.’’

Küçük yaramazlıklarını anlatırken arada bir katılarak gülüyordu. Gülmenin ardında bu kez inatçı bir öksürük sarıyordu boğazını.

Geçmişte, uzaklarda  bıraktığı becerilerini sıraladıktan sonra solgun dudaklarını kulaklarıma yapıştırıp gizli bir çığlık  gibi fısıldadı:

‘‘Şimdi helaya gidemiyorum, helaya;   altıma bez bağlıyorlar, çocuk gibi.’’  Kollarımı kavradı, yeniden sarsıldım.  ‘‘Duydun mu, duydun mu?’’ Sonra birden yatıştı, yeniden yaslandı.

‘‘Geceyi gündüzü de karıştırdım  burda, hep yanar tepemde şu meret. Sabah mı, akşam mı, bilmiyorum. Nicedir güneş yüzü görmedim, yağmur sesi duymadım, toprak kokusu almadım.  Yıldızlar kayar mı halen…’’

Yıldız kaymasını anlatacaktı ki fırsat vermeden ölümün eşiğindeki bir yaşlıya sorulmayacak soruyu sordum:

‘‘Zaman nasıl geçiyor?’’

Patavatsızlığımı anlamazdan gelerek.

‘‘Nasıl geçsin ki; hep hayal ederim. Gözlerimi bir kapadı mı bizim oralardayım, bizim köylerde. Adım atmadık yer bırakmam.  Pınarları sayarım, isimleriyle.  Orak biçer,  çift sürerim, yarenlik ederim, şakalaşırım öbür taraftaki yarenlerimle.  Unutmadım hiç birisini; simaları aklımda hepisinin…’’

Yorulmuş gibi yatağın içine doğru kaydı. Yastığını indirdim, yorganı omuzların çektim, titredi.   Sitemli bir sesle,  ‘‘kocakarı öldü. Orada kim bakacak diye bunlar beni getirip bu İstanbul’a attılar. Ben oraların havasını ararım,  suyunu ararım. Götürün derim, götürmezler. Ben dayanırım buralarda ölmeyeyim diye…  Bilmezler  yaş seksen oldu, sevindim elden ayaktan düşmedim diye… Bundan sonra çok yaşamam, ayakta ölürüm diye…  Doksanı geçtim, ölmedim. Şimdi elden ayaktan  düştüm. Her nimet önümde, lakin ne çare.  Ben bittim. Can bana yük oldu.  Niye almaz canı veren, canı taşıyan yürürken.  Daha ne göstermek ister, daha ne yapmak ister…   Kollarını güçlükle yorganın altından kurtardı.  Elimi yeniden tutu. Gözleri büyüdü. ‘‘Bunlar beni götürmezler,’’ dedi.   Sen gidersen köye,  oradakilere, herkese dağa, taşa, kurda kuşa,  ota, böceğe de ki helallik diler.  Ellerimi sıktı, sarstı.  ‘‘Der misin?’’

Başımı salladım, Sesim çıkmıyordu.

Bıraktı ellerimi. Bakışları tavanda dolaşırken titrek bir sesle mırıldanıyordu. Uzaklarda çok uzaklarda bıraktığı yaşamına uyaksız bir ağıt mı yakıyordu,  anlayamadım.

**

‘‘ Bir de bu yarım canıyla köye gitmek istiyor,’’ dediler.

‘‘Götürün işte,’’ dedim.

‘‘Yaşamaz ki, ölür orda ’’ dediler.

‘‘İyi ya’’ dedim, çıktım.

Continue Reading
Advertisement //pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Forum

“ACİL ÖRGÜT Aranıyor!”

NECATİ ŞAHİN

Kızkardeşim ELİF ŞAHİN’in tutukluluğuna yaptığımız itiraz karara bağlandı:

” …
Terör örgütlerine üye olup olmadığı hususunda araştırma yapılmasına,

Tahliye talebinin reddine, TUTUKLU HALİNİN DEVAMINA. …”

Yani,
ELİF’e acilen “örgüt” arıyor Devletimiz. ..

Ağibisi olarak, Kızkardeşim
ELİF ŞAHIN’in
birçok “örgüte” üye olduğunu Devletimize ihbar ediyor, işi kolay kılıyorum…

Zira
Devletimizin işi çok, bu sıra İstanbul seçimlerini iptal etmek için de “örgüt” arıyor zaten…

Efendim,
ELİF ŞAHİN
“5K”
Örgütlerin üyesidir.

1. KIZILBAŞTIR Elif.

ANADOLU KIZILBAŞ OCAKLARI (AKO) Üyesidir…
Kod adı: Anabacı

2. KÜRT’tür Elif.

Çocuklarına Ağıt Yakan ANALAR ÖRGÜTÜ (ÇAYAÖ) üyesidir.
Kod adı: “Daye Daye”

3. KOMUNİST’tir Elif.

Paylaşımlarından anlaşılıyor zaten. OVACIK Dünya KOMÜNİST Örgütü (ODKÖ) üyesidir.
Kod Adı: Dişi Maçoğlu.

Bazen de “Nohut” kod adını da kullanmıştır.

4. KADIN’dır Elif.

Bak, bu çok tehlikelidir.
KADININ TÜRKÜSÜ Örgütü” (KTÖ)
üyesidir…
Kod adı: “Klam”
Bazen “Yaşo” kod adını da kullanmıştır…

5. KOÇGİRİLİ’dir Elif.

ĶOÇGIRİ AŞİRETİ ÖRGÜTÜ (KAÖ) üyesidir…
Kod adı: Topal Senem..
(Anam inatçı kaynanasının lakabını takmıştı Elife, ordan biliyorum yani)

60’lı, 70’lı, 80’lı Yıllarda
“3K”
çok tehlikeliydi zaten:

Komünist
Kürt
Kızılbaş.

ELİF’in iki “K”sı daha var:
Kadın
Koçgiri.

Daha Tehlikelidir…

“Tutukluluğunun Devamına….”

Necati Şahin
(10 Nisan 2019)

0 Users (0 votes)
Criterion 10
What people say... Leave your rating
Sort by:

Be the first to leave a review.

User Avatar
Verified
{{{ review.rating_title }}}
{{{review.rating_comment | nl2br}}}

Show more
{{ pageNumber+1 }}
Leave your rating

Your browser does not support images upload. Please choose a modern one

Continue Reading

Forum

Alevi Hareketi Nereye Gidiyor

REMZİ AKBULUT

Alevi hareketi geçmişe nazaran bugün daha iyi bir yere doğru gidiyor.1993 ten bu yana Alevi hareketinde çok yol alındı, nasıl mı? Geçmiş yıllarda Cemevi kelimesini bile kullanamazken ancak mahkeme kararlarıyla ulu ozanlarımızın adını vererek Dernekler, Vakıflar kurabiliyorduk. Cemevlerinin adı da ancak kültür evi konulabiliyordu. Oysa bugün Türkiye’de hizmet veren dörtbini geçmiş Cemevi bulunmaktadır; hepsinin kapısına da “Cemevi” yazılarak.

Alevilerin lehine AİHM’ de, Danıştayda, Yargıtayda ve yerel mahkemelerde kazanılmış birçok davalar mevcut. Bu davaları kazananlarda Alevi kurumlarının başında olan Başkanlar, İnanç önderleri ve kanaat önderleridir. Açılan Alevi araştırma enstitüleri, Cemevlerinin kazanılan elektrik ve su paraları, genel bütçeden cemevlerine pay ayrılması, cemevlerinin yasal statüde sayılması, zorunlu din derslerinin kaldırılması; Alevi kurumları ve inanç önderleri tarafından kazanılanlardır.

Bugün Aleviler cemevlerinde özgürce Cem ibadetlerini yapıyorsa, semahlarını dönüyorsa, cenaze erkânlarını yürütüyorsa, kurslar, konferanslar ve paneller yapılıyorsa, öğrencilere burslar veriliyorsa, kadın ve gençlik kolları aktif çalışıyorsa Alevi hareketi dibe vurmuş değildir. Alevi kurum başkanları utanmaz, arlanmaz ve onursuz değiller! Bu söylemler “Aleviyim” diyen birine hiç mi hiç yakışmıyor. Hele hele bu kişi Alevi kurumlarının kurucusu veya üyesi ise..birde bu kurumlarda yöneticilik yapmış ise (!) daha çok dikkat etmesi ve egolarına yenilmemesi gerekir. Çünkü Alevilerde kin, nefret, cebir ve şiddet yok diyoruz. Eğer Aleviysek Alevi dilini kullanmamız gerekmez mi?

Aşk ile…

18.04.2019

Continue Reading

Forum

Yaşam için Su, Barış için Su – Ercan AYBOĞA*

Su insan veya yaşam hakkı mıdır, yoksa suya erişim mi insan ya da yaşam hakkı mıdır (yani suyu belli oranda kullanılması)? Bu soru bir çoğu için çok anlamlı gelmese de, sorudaki ince ayrıntı önemli. Suların tahribatı ve kirlenmesine karşı mücadeleler 80‘li yıllarda gelişmeye ve 90‘lı yıllarda suyun özelleştirilmesine karşı mücadelelerin de eklenmesine kadar birinci ifade kullanılırdı. Yani su temel bir insan hakkı denilir ve talep edilirdi. 2000‘lere gelindiğinde doğaki tüm canlıların da dikkate alınmasıyla yaşam hakkı ön plana çıkmaya başladı. Bu adımdan kısa süre sonra suyun kendisi insan ve/veya canlı türlerine ait olamayacağı ancak onu, yaşamı idame ettirmek amaçlı kullanma hakkının söz konusu olabileceği birçok su/ekoloji aktivisti tarafından ifade edildi. Bunu daha da ileri taşırsak suyun kendisinin bir varlık olduğu vurgulanmaya başlandı. Biz de bu ikinci ifadeyi yıllarca süren faaliyetler sonucu eriştik diyebiliriz.

Velhasıl uluslararası düzeyde yaşanan bu gibi tartışmalar, 6-8 Nisan 2019 tarihleri arasında Güney Kürdistan’ın Silemanî kentinde yapılan “1. Mezopotamya Su Forumu”na (MSF) da yansıdı. Şekil itibariyle bazı farklılıklar gösterse de, özünde aynıydı ve 90’lı yıllardan beri dünyada yapılan onlarca su ve nehir buluşmaların bir devamıydı.

Bir rüya gerçekleşti

MSF yıllardır Mezopotamya’daki su aktivistleri tarafından dile getirilen bir hedefti ve nihayet gerçekleşti. Başka ifadeyle bir rüya gerçekleşti bizim için. Su aktivistlerinin dışında çok sayıda insanın da fikir olarak ortaya attığı bir şeydi ancak yol ve yöntem sorunu vardı. Ani bir kararla, bir iki kurum tarafından sağlıklı yapılması da mümkün değildi. Silemanî’deki MSF’nin gerçekten de dolu dolu ve başarılı geçmesinin önemli bir nedeni 2012 yılından beri Kuzey Kürdistan ve Iraklı su aktivistlerinin düzenli bir şekilde “Dicle’yi Yaşatma Kampanyası” çerçevesinde birlikte çalışmasıydı. Yıllara dayanan ve başarılı geçen bir birliktelik söz konusuydu.

Ortadoğu’da savaş ve çatışmaların bu kadar sert yaşandığı bir dönemde MSF’nin yapılabilmesi de dikkat çekicidir. Biz düzenleyenler için savaşlar gerekçe olmamalıydı. Mezopotamya coğrafyasının su varlıklarıyla bu derecede tahrip edilmesinin ataerkil, baskıcı, sömürge ve savaş politikalarıyla doğrudan alakalı olduğu açıkça ortadaydı. Bundan dolayı suyu tartışırken, sadece baraj gibi su yapıların olumsuz sosyal, ekolojik ve kültürel etkileriyle alternatiflerini tartışmadık, aynı zamanda savaşa karsı su üzerinden barışı savunduk. Barışla Mezopotamya’nın kültürel ve sosyal çeşitliliğini ön plana çıkardık. Yaşam için su, barış için su dedik.

Dicle’nin görsel etkisi

200’e yakın su aktivisti ve ilgili insan Silemanî üniversitesinde üç gün boyunca bir araya geldi ve sabırla konuşulanları dinledi. Açılışta büyük konuşmaların yerine Mezopotamya’nın 5 bölgesinden gelenler kendilerini tanıttılar: (Güney) Kürdistan, Irak, İran, Suriye ve Türkiye. Bu bölgelerde konuşulan en yaygın dil olan İngilizce de su forumunda simültane edilen diller arasındaydı. Bu gerekliydi çünkü sınırlar son yüzyılda dilin önünde bir set oldu. Bu acı ama gerçek ve bunu değiştirmek bizim elimizde.

MSF‘nin yapıldığı binanın girişinde Dicle nehri sergisi göze çarpanlar arasındaydı. Kuzey Kürdistan sınırları içinde Dicle nehrini kullanım ve türler ile tahribat ve yıkımlarıyla gösteren sergi MEH’li arkadaşların emeği sonucu gerçekleştirildi. Bu sergi Kuzey Kürdistan dışındakilere Dicle’yi biraz tanıtıp, güzel tartışmalara neden oldu.

Tartışmalar ilk günden itibaren yoğun ve çekişmeliydi, olması da sevindiriciydi. Sosyal-ekolojik perspektiflere karşı modernist ve devletçi bakışın etkili olduğu bazı görüşler ifade edildi. Bu tartışma kültürü ikinci gün yapılan dokuz atölyede de devam etti. Atölyelerde zaman eksikliği olsa da verimli sonuçlar ortaya çıktı.

Kadın ve su ilişkisi

MSF’de göz çarpan başka önemli nokta bölgeler arası tartışma düzeyi ve ilgi alanlarıydı. Türkiye ve İran’ın su ve büyük yıkımlara neden olan yatırımlar konusunda bazı ortak noktaları olmakla beraber, ayrılıklar da göze çarptı. Suriye ve Irak dediğimiz coğrafya – Orta ve Aşağı Mezopotamya – ise Türkiye ve İran’a akış aşağı  olan ve bu nedenle de suyu kesilen coğrafya. Akarsuları da daha kirli. Yine son dönemde açık savaşlar ve DAİŞ terörizmini yoğun yaşayan yerler. Tartışılan konular da buna göre farklılıklar gösteriyor.

Cinsiyet özgürlüğü konusunda son dönemlerde olumlu gelişmeler olmakla beraber Irak ve Güney Kürdistanlılar ortalama olarak çok daha muhafazakar oldukları bu forumda da görüldü. Bir Kürt kadın aktivistin kadın ve su ilişkisini irdeleyen konuşmaya en çok itiraz Iraklı erkeklerden geldi.

Başka önemli bir tartışma konusu barajlara nasıl yaklaşılması gerektiğiydi. Baraj ve HES’leri kesinlikle yüzde 100’mü red etmek lazım yoksa demokratik-ekolojik kriterler mi lazım? Bu konunun onlarca yıldır sosyal hareketler arasında tartışıldığını da burada hatırlatalım. Dünya çapında 90’lı yıllarda ortaya çıkan ağ ortak paydada biraraya gelmek için kendisini “baraj eleştirisi” olarak tanımladı.

İlgi çekici bir nokta ise sonuç deklarasyonunda, demokratik yönetim örneği olarak olumlu bir şekilde Rojava/Kuzeydoğu Suriye’den bahsedilmesine itirazın gelmemesi. Bunda Kuzeydoğu Suriye demokratik öz yönetiminden bizzat üç kişinin katılması ve katılımcılarla tartışması etkili oldu. Irak ve Güney Kürdistan’ın yerel yönetimleri davet edilmelerine rağmen gelmediler. Sadece bu konuyla ilgili panele Silemanî belediyesinin su dairesi başkanı katıldı. HDP’li belediyeler mazbatalarını almadıkları için gelemediler maalesef.

Mezopotamya’da su, toprak ve bitki

MSF’ye gelmek isteyen herkes katılım sağlayabildi ancak Kuzeydoğu Suriye’den 10 aktivist genç Güney Kürdistan’ın olumsuz tavrından dolayı katılamadı. Bu da üzücü oldu elbette. Ancak sevindirici olan bir katılım Lübnan, Ürdün ve Sudan’dan oldu. Buradan gelen su/ekoloji aktivistleriyle güzel paylaşımlar oldu. Gelecekte düzenli ortak çalışmanın kapısı aralandı. İlerde Ortadoğu boyutunda daha kapsamlı çalışmalar yapılabilir.

MSF, devletçiliğe, milliyetçiliğe ve dini fundamentalizme karşı sınırları düşünmenin ve hareket etmenin önünde engel olmadığını gösterebildi. Demokratik, ekolojik ve havza bazında bir su politikasıyla ancak Mezopotamya’nın su, toprak ve bitki örtüsünün yıkımdan kurtulabileceği ortada. Demokratik bir toplum için bu temel bir şart. Sanırım bu biraz da olsa daha iyi anlaşılmaya başlandı ve yakın bir zamanda Amed’de yapılacak 2. Mezopotamya Su Forumu’yla daha iyi ortaya çıkacaktır.

Yaşam için su, barış için su sözleri Mezopotamya Su Forumu’nu en iyi şekilde özetlemektedir.

* Mezopotamya Ekoloji Hareketi aktivisti

0 Users (0 votes)
Criterion 10
What people say... Leave your rating
Sort by:

Be the first to leave a review.

User Avatar
Verified
{{{ review.rating_title }}}
{{{review.rating_comment | nl2br}}}

Show more
{{ pageNumber+1 }}
Leave your rating

Your browser does not support images upload. Please choose a modern one

Continue Reading

EN SON EKLENEN HABERLER

Güncel3 saat ago

Mevlüt Uysal hakkında suç duyurusu

CHP İBB Meclis Üyesi Nehir Ataman, eski AKP’li Bakan Egemen Bağış’ın 13 yıl boyunca şoförlüğünü yapan M.G.’nin maaşının İBB tarafından...

Kadın3 saat ago

Malatya’da kadın cinayeti: Kayınpeder gelinini vurdu

Olay, Akçadağ ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, gelin Ş.A. (31) ile kayınpederi Ö.A., ilçe hükümet konağı yanında bulunan otoparkta...

Güncel3 saat ago

Kayyım borçları tek tek açıklanıyor: Milyonlar

Şırnak Silopi Belediyesi’nin, HDP’li Eş Başkanları, kayyım döneminden kalan borç ve devredilen taşınmazların listesini belediye binasına astı. Belediyenin kayyım tarafından...

Haberler6 saat ago

“Barış için Akademisyenler” davaları: “Biz suç işlemedik”

“Bizim bu sözde akademisyenlerden izin alacak halimiz yok. Bunların haddini bilmesi lazım.” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ocak 2016’da sarf ettiği...

Dünya6 saat ago

ABD’de Demokrat adaydan Trump’a soruşturma çağrısı

Amerika Birleşik Devletleri’nde Başkan Donald Trump’ın Rusya ile bağlarını araştıran raporun yayınlanmasının ardından Demokrat senatör Elizabeth Warren, Trump hakkında meclis...

Güncel6 saat ago

Giresun’da zırhlı polis aracı dereye yuvarlandı: 6 yaralı

Kaza, akşam saatlerinde Giresun’un Şebinkarahisar ilçesi Çağlayan köyü mevkiinde meydana geldi. Giresun’dan görev için yola çıkan polis özel harekata ait...

Dünya6 saat ago

Kabil’de bakanlık binasına saldırı: 7 ölü, 8 yaralı

Kabil Emniyet Müdürlüğü Sözcüsü Basir Mücahit yaptığı açıklamada, Kabil’in merkezindeki bakanlık binası önünde yaşanan patlamanın ardından saldırganların binanın içine girerek...

Kadın6 saat ago

Genç kadın, evinde silahla vurulmuş şekilde ölü bulundu

Alınan bilgiye göre, Yıldız Mahallesi’nde oturan Dilan Tutucu’dan (18) haber alamayan yakınları durumu polise bildirdi. Sağlık ekipleriyle birlikte Tutucu’nun evine...

Politika10 saat ago

Demirtaş: HDP boyun eğmediğini gösterdi

HDP önceki dönem Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, “Partim, son seçimlerde gücünü gösterdi. Bütün engellere rağmen, HDP’nin seçim başarısı dikkat çekicidir. Bu...

Dünya10 saat ago

Mısır’da Sisi’yi 2030’a kadar koltukta tutmak için referandum

Mısır’da halk, Abdülfettah el Sisi’nin görev süresini 2030’a kadar uzatmanın önünü açacak olan anayasa değişikliği paketini oylamak için sandık başında....

Kadın10 saat ago

Kadın cinayetinde kan donduran ayrıntı

Bulgaristan pasaportu taşıyan Tennur Öztürk’ün (31), tabancayla öldürdüğü Rabia (23) ve annesi Fatma Bayram’ın (48) cenazeleri, yakınları tarafından Merkezefendi Devlet...

Politika10 saat ago

CHP’den belediye başkanlarına yakın takip

CHP’nin yerel yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, partinin bundan sonraki yol haritasını anlattı. “Yeni seçilen belediye başkanlarımız bir...

Advertisement

Facebook

Öne Çıkan Yazılar

bahis siteleri kaçak bahis siteleri kaçak iddaa siteleri casino siteleri film izle canl? iddaa

porno izle

porno indir

istanbul escort