SON DAKİKA

ABK Başkanı Güzelgül: Alevilerin inancı, ibadeti ve ibadethanesi bellidir

Bu haber 13 Mart 2018 - 19:29 'de eklendi ve 26 views kez görüntülendi.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, ‘Camiler hem sünni hem Alevi’nin ibadet yeridir’ açıklamalarına Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Pir Hüseyin güzelgül tepki gösterdi.

Güzelgül’ün açıklaması şöyle:

KADIDAN, HACIDAN, HOCADAN FETVA ALMAYIZ; REHBERİMİZ, PİRİMİZ, MÜRŞİDİMİZ VARDIR.
(SİZ BİZİ TANIMIYORSANIZ, BİZ SİZİ HİÇ TANIMIYORUZ!)
Kadimden bu yana inancımızı, kimliğimizi tanımayanlar, yok sayanlar, bıkmadan usanmadan bizi şekillendirmek için çalışmaya devam ediyorlar. Kimi zaman muaviye, kimi zaman yavuz, kimi zaman ebu suud olup karşımıza çıkıyorlar. Bizi camiye davet edenlere söylüyoruz; zakirimizle, semahımızla kabul ediyorsanız, Cem birlemek için bize mekân fark etmez!
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, katıldığı bir programda Alevilerle ilgili bir soruya yanıt verirken; “Kardeşlerimiz cemevlerinde muhabbetlerini yapabilirler, namazların da kılmak istiyorlarsa kılsınlar.” diyerek, Cem’imizi ibadet saymadığını ifade etmiş; bununla kalmayarak; “Müslümanların ibadet yeri camidir. Camiler hem sünni hem Alevi’nin ibadet yeridir”şeklinde bir ifade ile Cemevimizi ibadethane olarak tanımadığını belirtmiştir.
Asla iyi niyetli görmediğimiz bu açıklama; yüzlerce yıldır Aleviliğe şekil vermeye çalışan bir zihniyetin devamıdır. Alevilerin kendi inançlarını, kendi ibadethanelerini başkasının tarifine ihtiyacı yoktur. Kimse, bize kendi kubbesini dayatarak; inancımızı, ibadethanemizi ve ibadet şeklimizi anlatmaya çalışmasın!
Bu anlayış, Alevileri ve Aleviliği yok sayan bir anlayışın devamıdır.
Bizim düşüncemiz bellidir, hiç kimseyi kimseden ayırmayız. Bu yolun pirlerinin, taliplerinin gönlündeki murat; dünyayı, insanlığı güzel eylemek ve bu güzellikleri birlikte pay ederek yaşamaktır.
Lakin diyanet ve iktidar Aleviliği kendilerince şekillendirip yönetmek, yönlendirmek için türlü oyunlar geliştiriyor. Özellikle bugün örgün eğitimde öğrenim gören gençlerimiz Sünni İslamcı bir düşünce sistemiyle yetiştiriliyor.
Diğer yandan; ülkemizdeki halklar arasında nefret tohumları yeşertiliyor. Tüm inançları kendilerine benzetmeye; benzetemediklerini de, yok etmeye çalışıyorlar. Saldırgan ve kirli bir siyaset üreten Devlet zihniyeti ve diyanet, farklı inançlar, kültür ve düşünceler arasında saygı ve tanışmaya dayalı ilişkiler yerine kamu eliyle düşmanlık üretiyor. Aleviler olarak, toplumumuzun tüm kesimleri, kimlikleri, inançları ile barış içinde yaşamak istiyoruz.
Toplumumuzu kutuplaştırmaya ve ayrıştırmaya yönelik sayısız ve saygısız hamleler yapan bu zihniyete teslim olmayacağımızı belirtiyoruz.
Türkiye’de devlet diyanet, Aleviler ve Aleviliği artık görmek ve duymak zorundadır. Alevilerin inancı, ibadeti ve ibadethanesi bellidir. Alevi ibadeti, Cem’dir, Semah’tır, Niyaz’dır, Dar’a durmaktır. Sadece bu zahirilikte yetmez, aynı zamanda batini olarak; halkla birlikte, Hak olup Hakk’ın doğru yoluna ulaşmaktır. İbadethanemiz Cemevidir. Bunu tanımayan hiçbir yaklaşımı bizde tanımayız. İbadethanemizin hala tartışılmasını, inancımızın, ibadethanemizin, kimliğimizin yok sayılmasını asla kabul etmeyeceğiz.
Sözün kısası siz bizi tanımıyorsanız, biz sizi hiç tanımıyoruz!
(SİZ BİZİ TANIMIYORSANIZ, BİZ SİZİ HİÇ TANIMIYORUZ!)
Kadimden bu yana inancımızı, kimliğimizi tanımayanlar, yok sayanlar, bıkmadan usanmadan bizi şekillendirmek için çalışmaya devam ediyorlar. Kimi zaman muaviye, kimi zaman yavuz, kimi zaman ebu suud olup karşımıza çıkıyorlar. Bizi camiye davet edenlere söylüyoruz; zakirimizle, semahımızla kabul ediyorsanız, Cem birlemek için bize mekân fark etmez!
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, katıldığı bir programda Alevilerle ilgili bir soruya yanıt verirken; “Kardeşlerimiz cemevlerinde muhabbetlerini yapabilirler, namazların da kılmak istiyorlarsa kılsınlar.” diyerek, Cem’imizi ibadet saymadığını ifade etmiş; bununla kalmayarak; “Müslümanların ibadet yeri camidir. Camiler hem sünni hem Alevi’nin ibadet yeridir”şeklinde bir ifade ile Cemevimizi ibadethane olarak tanımadığını belirtmiştir.
Asla iyi niyetli görmediğimiz bu açıklama; yüzlerce yıldır Aleviliğe şekil vermeye çalışan bir zihniyetin devamıdır. Alevilerin kendi inançlarını, kendi ibadethanelerini başkasının tarifine ihtiyacı yoktur. Kimse, bize kendi kubbesini dayatarak; inancımızı, ibadethanemizi ve ibadet şeklimizi anlatmaya çalışmasın!
Bu anlayış, Alevileri ve Aleviliği yok sayan bir anlayışın devamıdır.
Bizim düşüncemiz bellidir, hiç kimseyi kimseden ayırmayız. Bu yolun pirlerinin, taliplerinin gönlündeki murat; dünyayı, insanlığı güzel eylemek ve bu güzellikleri birlikte pay ederek yaşamaktır.
Lakin diyanet ve iktidar Aleviliği kendilerince şekillendirip yönetmek, yönlendirmek için türlü oyunlar geliştiriyor. Özellikle bugün örgün eğitimde öğrenim gören gençlerimiz Sünni İslamcı bir düşünce sistemiyle yetiştiriliyor.
Diğer yandan; ülkemizdeki halklar arasında nefret tohumları yeşertiliyor. Tüm inançları kendilerine benzetmeye; benzetemediklerini de, yok etmeye çalışıyorlar. Saldırgan ve kirli bir siyaset üreten Devlet zihniyeti ve diyanet, farklı inançlar, kültür ve düşünceler arasında saygı ve tanışmaya dayalı ilişkiler yerine kamu eliyle düşmanlık üretiyor. Aleviler olarak, toplumumuzun tüm kesimleri, kimlikleri, inançları ile barış içinde yaşamak istiyoruz.
Toplumumuzu kutuplaştırmaya ve ayrıştırmaya yönelik sayısız ve saygısız hamleler yapan bu zihniyete teslim olmayacağımızı belirtiyoruz.
Türkiye’de devlet diyanet, Aleviler ve Aleviliği artık görmek ve duymak zorundadır. Alevilerin inancı, ibadeti ve ibadethanesi bellidir. Alevi ibadeti, Cem’dir, Semah’tır, Niyaz’dır, Dar’a durmaktır. Sadece bu zahirilikte yetmez, aynı zamanda batini olarak; halkla birlikte, Hak olup Hakk’ın doğru yoluna ulaşmaktır. İbadethanemiz Cemevidir. Bunu tanımayan hiçbir yaklaşımı bizde tanımayız. İbadethanemizin hala tartışılmasını, inancımızın, ibadethanemizin, kimliğimizin yok sayılmasını asla kabul etmeyeceğiz.
Sözün kısası siz bizi tanımıyorsanız, biz sizi hiç tanımıyoruz!