Connect with us

.

Politika

Koalisyon güçleri Suriye’yi vurdu… Davutoğlu Emevi Camisi’ni hatırladı

AleviNet

Published

on

AKP Konya Milletvekili ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, Anadolu Aslanları İşadamları Derneği’nin (ASKON) Batman’da düzenlediği ‘Duruş konuşmaları’ etkinliğine katıldı.

Kültür Merkezi konferans salonundaki etkinliğe Batman Valisi Ahmet Deniz, AKP Milletvekili Ataullah Hamidi, Batman Belediye Başkan vekili Ertuğ Şevket Aksoy, AKP İl Başkanı Murat Güneştekin, Belediye Başkanları, bazı il yöneticileri ile kalabalık bir topluluk katıldı. Eşi Sare Davutoğlu ile salona gelen Davutoğlu, salondaki vatandaşlar tarafından alkışlarla karşılandı. Program öncesinde Kuran’ı Kerim okuyan Şam Emevi Camisi İmamı Minür Abdulcevad’ın sesinden etkilenen Davutoğlu, Suriyeli sığınmacıyı kucaklayıp tebrik etti. 

EMEVİ CAMİSİ’Nİ HATIRLADI

Daha sonra bir konuşma yapan Davutoğlu, Suriye’de yaşanan iç savaşa dikkat çekerek, “Bizde Kudüs yok, Kudis-ü Şerif var. Şam yok, Şam-ı Şerif var. 7 yıldır zalim bir rejim Suriyeli kardeşlerimizi katlediyor. Bir insanlık suçu olan kimyasalı kullanarak o direniş içindeki insanları katlediyorlar. Birçok ülke, kapılarını Suriyeli sığınmacılara açtığı için Türkiye’yi eleştirdi. Suriyeli imam Münir kardeşimiz neden Şam’daki Emevi Camisi’nde değil de bugün Batman’dadır? Onlar bir rejim baskısından kaçıp Türkiye’ye sığındılar. Mutlaka bir gün Münir kardeşimizin Emevi Camisi’nde tekrar sesi yankılanacaktır. Böyle bir katliama sesini çıkaramayanlar, bize saldıranlar şunu unutmasınlar; o mazlumların duası yanımızdayken bize hiçbir şey yapamazlar. Bu zalimler karşısında son nefesimiz olana kadar Suriyeli kardeşlerimizin yanında olacağız. Onlar Orta Doğu halklarının birleşmesini hep engellediler. Biz duyarsız davranamayız. Suriyelilere yaptığımız yardımı bu kardeşlerimiz hiç unutmayacak. İleride bu bir destan olarak anılacaktır. Cumhurbaşkanımız da, Suriyeli kardeşlerimize kapımızı sonuna kadar açmıştır. Bizler de üzerimize düşeni yaptık. Hala Suriyelilere kapımızı açtık diye bizi suçlayanlar var. Biz insanlık görevimizi yapmaya devam edeceğiz”dedi.

NE OLMUŞTU?

2012’de döneminin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP Genel Merkezi’nde düzenlenen genişletilmiş il başkanları toplantısında “İnşallah biz en kısa zamanda Şam’a gidecek, oradaki kardeşlerimizle muhabbetle kucaklaşacağız. O gün de yakın. İnşallah Selahaddin Eyyubi’nin kabri başında Fatiha okuyacak, Emevi Camisi’nde namazımızı da kılacağız” demişti. Dönemin dışişleri bakanı Ahmet Davutoğlu ise 2012 yılında Esad’ın gidişi için “Bu süreci artık yıllarla değil, aylarla veya haftalarla ifade etmek gerekir” ifadelerini kullanmıştı. Aradan geçen zamanda Suriye Devleti, konumunu güçlendirirken, ABD’nin Suriye saldırısını başlatmasının ardından Davutoğlu’nun Emevi Camii’ni yeniden hatırlaması dikkat çekti.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Politika

Temelli: 23 Haziran’da daha çok sandığa gideceğiz

AleviNet

Published

on

İstanbul’da yaşayanlar, 31 Mart seçimlerinin AKP’nin talimatı, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararıyla yenilenmesinin ardından 23 Haziran’da tekrar Büyükşehir Belediye Başkanı’nı seçmek için sandığa gidecek. 

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ise 31 Mart seçimlerinin yenilenmesi kararının ardından, 23 Haziran seçimlerinde de stratejik olarak Ekrem İmamoğlu’nu destekleyeceklerini açıkladı. 

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli’ye, partisinin İstanbul seçimlerindeki tavrını sorduk…

‘İSTANBUL’LA SINIRLI DEĞİL’

İstanbul seçimleri HDP için neden önemli? 

Bir kere her şeyden önce Türkiye ciddi anlamda bir demokrasi krizi yaşıyor. Bu demokrasi krizinin en temel nedenlerinden biri yönetememedir. Bugünkü iktidar, aslında hem iktisadi alanı, siyasi alanı hem de sosyal alanı, toplumsal alanı artık yönetemiyor. Ve her geçen gün bu yönetememe hali üzerinden ülkeyi daha derin krizlere sürüklüyor. İstanbul seçimi bu anlamda İstanbul’la sınırlı olmaktan çoktan çıktı. Dolayısıyla buradan artık bu yönetememe krizine karşılık bir refleksin, bir tepkinin, bir itirazın sahneye konayacağı bir seçim istiyoruz. Tüm Türkiye için böyle. Biz buna demokrasi referandumu diyoruz. Yani Türkiye ya demokrasi yolunda yürüyecek ya da bu iktidarın ülkeyi krize sürüklemesine mahkûm kalacak. İktidar Cumhur İttifakı yolu ile faşizmi kurumsallaştırma çabasında.

Bütün bunlara bakıldığında, uzun süredir devam eden hukuksuzluğa karşı bir itirazdır. Demokrasi tercihinin ortaya konması açısından önemli fırsattır. Ben bu hukuksuzluğa domino etkisi diyorum. Türkiye’nin gerçek anlamda bir hukuk devleti olmamasının yegane temeli, yönetim, iktidar anlayışından kaynaklıdır. Özellikle son dört yıla baktığımızda, mutlak tecridin başlatılması ile birlikte sistem giderek açık faşizm koşullarında daha hızlı otoriterleşen yöne doğru evrildi. 

‘TECRİT AĞIRLAŞTIKÇA DEMOKRASİ BİTTİ’

Tecridin, çizdiğiniz çerçeveye yansıması ne oldu?

Tecrit 20 yıldır var. Ama son dört yıl bu daha ağır. Dolmabahçe Mutabakatındaki masanın devrilmesi gibi o tarihe baktığımızda aslında tam bir kırılmanın yaşandığı, bir kopuşun olduğu görülüyor. Dört yıl boyunca her geçen gün hukuksuzluk bu ülkede arttı. Her yere yayıldı, her evden içeriye girdi artık. 

Zaten bunun tablosu kayyumlardır. Kayyum anlayışı bir yönetememe krizinin geldiği son noktadır. Kayyum vesayet rejiminin en katı yöntemidir. Yereldeki seçilmişleri ve seçenleri yok sayan, merkezden atamayla aslında merkezin taşra teşkilatına belediyeleri çeviren bir anlayıştır. 

Öcalan avukatları ile görüştü, ailesiyle de. Ardından Binali Yıldırım, Amed’e gitti. Aynı zamanda Kürtçe üzerinde bir asimilasyon var. Güney Kürdistan’a ve Rojava’ya dönük saldırıları da sürüyor. Bunları ele aldığımızda, AKP’nin bu tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Bu görüşmeler bile Türkiye’de halkları, toplumu yeniden umutlandırdı. Bütün seçim meydanlarında dile getirdim; Türkiye’de bir demokrasi meselesi var ve bunun çözmek istiyorlarsa eğer, tüm meselelerin ortasında duran Kürt meselesini çözmeden herhangi bir konuda çözüm üretmeleri mümkün değil. Ne ekonomi ne siyaset çözülebilir. Kürt meselesi Kürtlerin bir meselesi değil; bu mesele Ortadoğu’nun, dünyanın; küresel meseledir. Bu anlamda bu mesele çözüldüğü zaman Türkiye’de demokrasi, Ortadoğu’da barış olması adına önemli adımlar atılacaktır. Bu mesele nasıl çözülür? Her şey denenmiş. Çözüm konusunda en rasyonel öneri Abdullah Öcalan’dan gelmiştir. Öcalan bir halkın önderidir. Böyle kabul ediliyor. Ayrıca birinci muhataptır. Meselenin muhatabını yok sayarak, tecrit altına alarak bir meseleyi çözemezsiniz. 

Bu dört yıldan önemli dersler çıkarmalıyız. Kendisi de söylüyor. Öcalan da söylüyor; ‘2013’teyim hâlâ’ diyor. Çözüm süreci iyi yönetilemedi. Toplumsallaştırılmadı. Demokratik siyaset ile buluşturulmadı. Dolayısıyla süreç iktidarın kendi zihniyeti içine hapsolmuş, çıkar hesaplarına, devletin Kürt meselesine yaklaşımına sıkışıp kaldı. Öcalan’ın tezleri tüm toplum tarafından önemsenmelidir. Geçici çözümlerle siyaset kendini üretemez. Birilerinin Kürtçe selamlama yapması, birilerinin Kürtlere ciğerpare demesi; bunlar samimiyetsizdir. Her şeyden önce Kürt halkını aşağılamadır. Kürt halkı her zaman Türkiye barışı meselesinde en önemli siyasi öznedir. Politik bilincidir. Tüm topluma çağrıda bulunuyorum; gelin, bu konuda cesur olalım. Sözünüzü söyleyin, eleştirinizi de yapın. Yeter ki çözüm konusunda bir şey yapın. 

‘AKP-MHP FAŞİZMİNE KARŞI İMAMOĞLU’NU DESTEKLEYECEĞİZ’

İstanbul seçimlerine tekrar dönersek, 31 Mart’ta HDP aday çıkarmadı, şimdi de çıkarmıyor. 23 Haziran’da da Ekrem İmamoğlu’nu AKP karşıtlığı üzerinden mi destekleyeceksiniz? Ortaklaşma olarak düşünebilir miyiz? 

Biz 31 Mart’taki stratejimizde yine ısrarcıyız çünkü bu bizim stratejimiz. Seçim odaklı kurmadık bu stratejileri, biz süreç odaklı kuruyoruz. 23 Haziran seçimi uydurulmuş bir seçim. Tekrar edilmesi gereken seçimler Muş, Tatvan, Malazgirt seçimidir. Bizim stratejimizde bir değişiklik yok. Asıl olan bizim ne yaptığımızdır; başkalarının ne yaptığı önemli değil. Biz tecridi kırıp faşizmi yıkacağız. Çünkü bu ülke faşizme mahkûm olmamalıdır. Bu anlamda mücadelemizi sürdürüyoruz. Seçimler önemli uğraklardır, bu tavrımız faşizme yöneliktir. AKP-MHP faşizmini kırmak için İmamoğlu’nu destekleyeceğiz. 31 Mart’ta bunu yaptık, 23 Haziran’da da bunu yapacağız. Bu aday şudur, budur gibi söylemler bizim tartışma konularımız değil. Bizim tartışma konumuz faşizmi geriletmektir. Çünkü faşizm kendisini Kürt düşmanlığı üzerinden var ediyor. Buna dur demenin yolu faşizme karşı durmaktır. Bu seçimi de böyle değerlendiriyoruz. 

Kararsız seçmeni ikna edebildiniz mi? 

İl teşkilatımız çalışmalarını çok iyi bir şekilde yürütüyor. 31 Mart’ta HDP seçmeninin büyük çoğunluğu sandığa gitti. Bu, 23 Haziran’da artacaktır. Kararsız seçmenimiz de sandığa gidecektir. 

Continue Reading

Politika

HDP bir kez daha AKP’ye kaybettirecek

AleviNet

Published

on

Halkların Demokratik Partisi (HDP), 31 Mart’ta İstanbul’da aday çıkarmayarak, AKP-MHP ittifakının kaybetmesini sağladı. Bu seçimde de aynı stratejiyi sürdüren HDP, İstanbul’un bütün ilçelerinde seçim çalışmalarını sürdürüyor. Eşbaşkanların da bizzat katıldığı halk buluşmaları son güne dek devam edecek. Halkların Demokratik Kongresi (HDK) 1. Bölge Eşsözcüsü Koray Türkay, HDP’nin çalışmaları ve stratejisiyle ilgili ANF’ye konuştu.

SEÇİM SONUÇLARINA DARBE

Türkay, YSK’nın 6 Mayıs’taki kararının AKP’nin kaybetmeyi hazmedememesine dayandığını belirterek, bunun da seçim sonuçlarına darbe niteliğinde olduğunu kaydetti. Türkay, böylece YSK eliyle halkın iradesinin gasp edilmeye çalışıldığını söyledi.

Buna karşı bir adalet, demokrasi cephesi oluşturulduğunu fade eden Türkay, “Bu demokrasi blokunun ne önemli aktörü elbette HDP’dir. Demokrasi adına verdiği mücadele ve ödediği bedellerle zaten tartışmasızdır” dedi.

HDP’NİN ÖRNEK SİYASETİ

“HDP bu gasp meselesi ile ilgili oldukça tecrübeli” diyen Türkay, şöyle devam etti: “Kürdistan’da halkın iradesi ile seçilmiş belediye başkanlarının AKP tarafından darbe yoluyla gasp edilmesine şahit olduk. Elbette bu tecrübeyi Batı yaşamadığı sürece hissetmiyordu. HDP’nin başına gelen gasp edilme hukuksuzluğu CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi’nin de başına geldi. Burada HDP, bu gasp edilişe karşı nasıl mücadele verileceğine dair, örnek bir siyaseti ortaya koyuyor. HDP, AKP-MHP zapturaptına karşı yıkıcı bir pozisyon alıyor.”

HDP, AKP’Yİ HEZİMETE UĞRATTI

HDP’nin yeniden belediye seçiminde bir aday çıkarmayıp stratejisine devam etmesini doğru bir hamle olarak gören Türkay, “AKP ve MHP’nin zor anlara gelmesinin en önemli aktörü HDP’dir. Kendi tabanını bile bir önceki seçimde aday çıkartmama durumuna ikna etme meselesi oldukça zordu ama Kürt seçmen tereddütsüz bir şekilde İstanbul, Mersin, Antalya, Adana ve Amed’de AKP-MHP’yi hezimete uğradı. Dolayısıyla bugün 23 Haziran’a büyük bir motivasyonla gidildiğini söyleyebilirim” şeklinde konuştu.

BAĞIMSIZ HALK BULUŞMALARI YAPILIYOR

YSK’nin 6 Mayıs’ta seçimlerin iptaline ilişkin açıklamasından sonra İstanbulluların sokaklara çıkarak duruma karşı gösterdikleri tepkileri hatırlatan Türkay, 23 Haziran seçimleri için doğal bir dayanışma ağının kurulduğunu aktardı. Yapılan protestoların bir inisiyatif haline dönüştüğünü anımsatan Türkay, şunları dile getirdi: “Bugün Kadıköy’de ‘demokrasi kazanacak’ adı altında seçim çalışmalarını startını vermek üzere halk buluşmaları yapıldı. Bu inisiyatif bağımsız bir yerden birleşik bir mücadeleyi ele alarak çalışmayı hedefliyor. Seçimden sonra da yerel çalışma kendisini yerel meclis olarak yaşatacaktır. Yerinden yönetimi önemli buluyoruz. Umut ediyoruz ki 23 Haziran’dan sonra bu birliktelik, yerel meclis olarak kendisi ifade eder ve yerinden yönetimi, demokratik yönetimi, demokratik özerklik eksenindeki bu anlayışı Kadıköy’de hayata geçirebileceğimiz bir birliktelik ortaya çıkarabilir.”

Continue Reading

Politika

İmamoğlu’ndan işsizliğe ve uyuşturucuya karşı mücadele sözü

AleviNet

Published

on

İstanbul halkının oyları ile İBB Başkanı seçilen ancak Yüksek Seçim Kurulu’nun tartışmalı kararı ile mazbatası geri alınan Ekrem İmamoğlu, muhtarlar ile bir araya geldi. İmamoğlu, burada yaptığı konuşmada genç işsizliğinin çok yüksek olduğuna dikkat çekerek, işsizliğe karşı mücadele sözü verdi. Uyuşturucu bağımlılığının da İstanbul’un en önemli sorunlarından biri olduğunu ifade eden İmamoğlu, “Gençleri madde bağımlılığında kurtarmak zorundayız” dedi.

İŞSİZLİĞE VE UYUŞTURUCUYA KARŞI MÜCADELE SÖZÜ

İmamoğlu’nun konuşmasından satır başları şöyle:

İsrafı bu şehrin damarlarından söküp atacağız. Sizin aldığınız oylar ne kadar helalse benim ki de o kadar helal. Belediye ne yapacaksa sizin haberiniz olacak bir sistemi hayata geçireceğiz. Bunu size taahhüt ediyoruz. Herkesin söz sahibi olacağı mahalle meclislerini kuracağız. Dayanışmayı, birlikte iş yapabilme kültürünü yeniden hayata geçireceğiz. Ben bu şehri barıştırmaya geldim. Türkiye tarihinde 7 aylık seçim kampanyasını da bize yaşattılar. Sizlerin derinden yaşadığınızı düşündüğüm sorunun yoksulluk, uyuşturucu bağımlılığı olduğunun farkındayım. Yoksullukla en etkin mücadelenin istihdam olduğunun farkındayız. Özellikle gençlerimizin işsizlik sorunuyla baş etmeye öncelik vereceğiz. Türkiye son 30 yılın en yüksek seviyeli işsizlik oranına sahip. Her 3 gencin birisi işsiz. Açlık ve yoksulluğun kesin çözümü için işsizliği yenmek zorundayız. Birileri gibi bu sorun belediye başkanının sorunu değil demeyeceğiz. İş imkanı yaratacağız. Ev kadınlarına yönelik istihdam yaratacağız. Ne mutlu ki bütün sorunlar artık siyasetin temel konusu olmaya başladı. Onların gözü binaları, köprüleri görüyordu, ben olara 16 milyon İstanbulluyu hatırlattım. Kendimle gurur duyuyorum. Gençleri madde bağımlılığında kurtarmak zorundayız.

MÜLTECİ SORUNU

Mülteci sorunu yanlış yönetildi. Savaştan kaçmış insanların yanlız bırakılması elbette isteyeceğimiz bir şey değil. Malesef İBB’nin bu konuda ne bir sözü ne de kalıcı bir eylemi olmuştur. Hızlıca mültecilere yönelik aktif bir birim kuracağız. Öncelikle ayrıntılı bir envanter çıkaracağız. Sorunlardan kaçmayacağız. Sorunların çözümü için maksimum önlemler alacağız. Konuyu uluslararası düzleme taşıyacağız. Bu bizim konumuz değil demeyeceğiz. Her konunun muhatabıyız. 16 milyon İstanbul’u yönetiyoruz. Göçmenlerin kendi memleketlerine dönmesinin sağlanması gerekir. Huzur ve barış için göçmenlerin yaşamlarını kendi vatanlarında sağlamasının yolu çizilmelidir.

KENTSEL DÖNÜŞÜM

Kentsel dönüşümde aktif rol üstlenecek olan KİPTAŞ ile birlikte, milletin malına göz dikmeden sağlıklı kentler oluşturmaya çalışacağız. Vatandaşlarımız proje fesh edilir, evsiz kalırım korkusu yaşamayacak. Ben kentsel dönüşümde insanların nasıl mağdur edildiğini çok iyi biliyorum. Biz bu işi milli bir mesele olarak ele alacağız. Bu işin bir can güvenliği boyutu var, bir de ekonomik boyutu. Biz bu işi siz muhtarlarımızla birlikte çözeceğiz.

“23 HAZİRAN’DAN SONRA HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK”

Bu süreci yaşamak istemezdim. Bu sürecin en büyük şahidi sizlerdiniz. O sandık kurullarını en iyi siz tanıyorsunuz. Allah aşkına, o zarftan çıkan muhtarların, meclis üyelerinin, ilçe belediye başkanlarının hepsi pırıl pırıldı, tek sorun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıydı. Bir avuç kibirli insan belediye başkanlığının milletin malı olduğunu unuttular. İnanıyorum ki önümüzdeki hafta, sizleri bu ülkenin asil demokrasi unsuru kabul ederek, çok daha mutlu bir İstanbul için birlikte yol yürümeye devam edeceğiz. Az kaldı. İBB ile vatandaş arasındaki en sağlam köprülerden biri sizler olacaksınız. Sizlere söz veriyorum ki 23 Haziran’dan sonra her şey çok güzel olacak!

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI