Connect with us

Haberler

Vali değil padişah! Yasak… Yasak… Yasak…

Published

on

1- ÇEVRECİLER ENGELLENDİ

Paneli de riskli buldular

OHAL sürecinde seçime giden Türkiye’de her türlü etkinlik engelleniyor Sinopluların İnceburun’da yapılması planlanan nükleer santrala karşı gerçekleş- tireceği miting OHAL gerekçe gösterilerek yasaklandı. Sinop Valiliği tarafından yasaklama yazısı dün sabah saatlerinde Sinop Nükleer Karşıtı Platform yetkililerine tebliğ edildi. Yazıda hem miting hem de bugün gerçekleşmesi planlanan panelin kamu düzeni ve güvenliği açı- sından risk olacağı belirtildi. Sinop Valiliği Emniyet Müdürlüğü’nden dün sabah erken saatlerde Sinop Nükleer Karşı- tı Platform’una (NKP) tebliğ edilen yazıda bugün gerçekleşmesi planlanan “Çernobil’den Fukuşima’ya Nükleer Santrallar Gerçeği” konulu panel ile yarın yapılması planlanan “Sinop Nükleer Santral istemiyor” mitinginin yasaklandığı belirtildi. OHAL gerekçe gösterilen yazıda panel ve mitingin kamu düzeni ve güvenliği açısından risk oluşturacağı için yasaklandığı kaydedildi. Sinop NKP’nin Çernobil felaketinin 32. ve Fukuşima’nın 7. yılı nedeniyle yapmayı planladığı miting yerine yarın saat 13.00’te bir basın açıklaması ve söyleşi gerçekleştirecek.

‘Nükleere karşı yaşam’

Açıklamada, Elektrik Mühendisleri Odası yaptığı yazılı açıklamada “Sinop NKP’nin yanındayız Türkiye’nin dört bir yanında ortak ses veriyoruz. Biliyoruz ki nükleer santral seviciler önümüze engeller koymak istiyor. AKP’nin gerçekleri saklayarak, göz boyamak ve kamuoyunu aldatmayı hedefleyen girişimleri asla başarılı olamayacaktır. Yasaklar, baskılar bizlerin nükleere karşı yaşamı savunmasına engel olamayacak” denildi. Oda yarın saat 13.00’te Sinop NKP ile birlikte İstanbul NKP Bileşenleri olarak Beşiktaş Kartal heykeli önünde basın açıklaması yapacaklarını duyurdu. Paneli de riskli buldular.

2- HER ŞEY İZNE BAĞLANDI

Adım atmaya bile izin yok

Mardin merkez ve ilçelerde, kapalı ve açık alanlarda yapılacak toplantı, gösteri yürüyüşü, basın açıklamaları, anma töreni, stant açma, meşale yakma ve taşı- ma, oturma eylemi, protesto gibi tüm gösteriler, 19 Mart ile 19 Temmuz tarihleri arasında kaymakamlıklardan alınacak izne bağlandı. Mardin Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamada, şöyle denidi: “…Zeytin Dalı Harekâtı’nın protesto/provoke edilmesinin önlenmesi, terör örgütlerinin planlarının bertaraf edilmesi, kapalı ve açık alanlarda yapılacak toplantı, gösteri yürüyü- şü, basın açıklaması, stand açma gibi her türlü etkinliklerde karşıt görüşlü grupların karşı karşı- ya gelmelerinin önlenmesi, Mardin genelinde tesis olunan huzur ortamı, milli güvenlik, kamu dü- zeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bü- tünlüğü, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ile düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetini güvence altına almak amacıyla kolluk kuvvetlerince gerekli emniyet tedbirlerinin zamanında alınabilmesi için, resmi kamu kurum ve kuruluşlarının dü- zenleyeceği resmi toplantı, tören, şenlik, karşılama, uğurlama gibi etkinlikler ile 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu ‘İstisnalar’ başlıklı 4’üncü maddesinde sayılan haller dışında kalan kapalı ve açık yer toplantıları ve gösteri yürüyüşleri ile bir veya birden fazla kişi tarafından yapılacak olan basın açıklaması, anma töreni, stant açma (ticari olanlar hariç), meşale yakma ve taşıma, imza masası açma, oturma eylemi, çadır kurma, protesto, dilek feneri, dilek ağacı, flashmob etkinliği ve her türlü sahne oyunu olmak üzere el ilanı, bildiri, broşür dağıtılması, ilan, afiş, poster ve pankart taşınması ve asılmasının, 19 Nisan 2018- 19 Temmuz 2018 tarihleri arasında kaymakamlıklardan alınacak izne bağ- landığı kamuoyuna duyurulur.” 

3- KADINLAR ALANA ÇIKIYOR

Engel olmak isteyecekler

KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’li kadın üyeler, 1 Mayıs’ta ezilen kesimin ve kadınların da alanlarda olacağını kamuoyuna duyurmak için Eğitim Sen İstanbul 6 No’lu Şube binasında basın açıklaması gerçekleştirdi. Kadın Meclisleri üyesi Fidan Ataselim ise 1 Mayıs’ın işçiler ve emekçiler için öneminin bü- yük olduğunu vurgulayarak, “Bütün ezilenler için ise 1 Mayıs’ın çok farklı bir yeri var. Koca bir yıl boyunca hak arayan, ezilenlerin büyük bir kısmını oluşturan kadınlar olarak 1 Mayıs’ta da yerimizi almamız gerekiyor. Özellikle artan kadın cinayetleri, tacizler, tecavüzler, çocuklarla ilgili çıkarılmaya çalışılan yasalar için de 1 Mayıs’ta biz, kadın korteji kuruyor olacağız. Kadınları alana çağırıyoruz” dedi. TMMOB üyesi Nedret Durukan, son dönemde her kesimde baskıların arttığını belirterek, “İnsanların bir araya gelmesi, şenlik yapması insanlara ürkütücü geliyor. Geldiğimiz noktada da baskın bir seçim ile karşı karşıyayız. Bunların gerekçeleri OHAL oluyordu. Şimdi seçim yasağı diyecekler. Terör tehdidini öne sürecekler ve yine bir şekilde alanlarda olmamız engellenmeye çalışılacak. Günümüzde tutuklamalar çok yoğun, gazetecilerin, düşünen insanların içerde olduğunu biliyoruz. Kadınların mücadelesi çok güçlü ve çok kararlı. Biz her şeyi kadınlar gibi yapalım” ifadelerini kullandı.

Ankara’da slogan yasak

Ankara Valiliği, 1 Mayıs’ta kentte yapılacak kutlama için yapılan başvuruya “Sendikalar amaçları dışında faaliyette bulunamaz” yanıtını vermişti. Kürtçe tüm sloganları yasaklayan valilik, savaşa, gazetecilerin tutuklanmasına, nükleer santrallara, kadın cinayetlerine karşı sloganların ise sakıncalı olduğunu savunmuştu.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Almanya’da çocuklara başörtüsü yasağı tartışması

Published

on

Avusturya Parlamentosu’nun dün aldığı ilköğretim öğrencilerine yönelik başörtüsü yasağı kararı Almanya’da tartışmalara yol açtı. Göç ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı Annette Widmann-Mauz, Almanya’da da ilköğretim öğrencisi çocuklara başörtüsü yasağı getirilmesinin gündeme gelmesi gerektiğini ifade ederek, “Küçük kızların başörtüsü takması saçmalık. Müslümanların çoğu da böyle düşünüyor. Ailelerle diyalog kurmaktan yasağa kadar, çocukları korumak için tüm önlemlerin düşünülmesi ve uygulanması gerekiyor” dedi.

Annette Widmann-Mauz

Annette Widmann-Mauz

Almanya’da hükümeti oluşturan koalisyonun ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) içinden Avusturya Parlamentosu’nun kararına destek veren siyasetçiler var. Partinin aile politikaları uzmanı Leni Breymaier başörtüsü yasağını olumlu bulduğunu belirterek, “Bu bana göre dini olmaktan öte toplumsal bir sorun, bir eşitlik sorunu” ifadesini kullandı.

Weinberg’ten anayasal hak vurgusu

Koalisyonun büyük ortağı Hristiyah Birlik Partileri’nin (CDU/CSU) aile politikaları sözcüsü Marcus Weinberg ise Avusturya örneğinde görülen tarzda bir başörtüsü yasağına mesafeli yaklaştı. Weinberg kız çocuklarına toptan bir yasak getirmenin, inancı gereği örtünmeye karar veren kızları mağdur edeceğini ve bunun da anayasada çerçevesi çizilen dini inancını özgürce yaşama hakkıyla ters düştüğünü belirtti.

Marcus Weinberg

Marcus Weinberg

Alman Öğretmenler Birliği Başkanı Heinz-Peter Meidinger ise çocuklara aileleri tarafından başörtüsü takmaları için baskı yapıldığını dile getirerek, “Okulda başörtüsü takmak, daha çocuk yuvalarında ve ilkokulda görsel bir ayrım yarattığı için uyuma zarar vermektedir” dedi.

Lamya Kaddor

Lamya Kaddor

Yasak yerine ikna

İslam bilimci Lamya Kaddor ise yasak uygulamasının yanlış bir yol olduğunu savunarak, böyle bir adımın kutuplaştırıcı olduğunu ve çocuk üzerinde aile ile okul arasında seçim yapma baskısı getirdiğini dile getirdi. Kaddor, konunun çözülmesi için pedagojik yollarla ailelere ulaşılmasını ve bu buluşmalara cami derneklerinin de davet edilmesini tavsiye etti.

KNA / ET,HT

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

Haberler

Ezidi kadınlar çocuklarının kabul edilmesini istiyor

Published

on

IŞİD’in Suriye ve Irak’ta yenilgiye uğratılmasıyla birlikte serbest kalan tutsaklar topraklarına, ülkelerine dönmeye başladı. Özgürlüğüne kavuşanların bir bölümünü de Ezidiler oluşturuyor. Irak’ın kuzeyinde dini bir azınlık olan Ezidiler, 2014 yılında IŞİD’in vahşi soykırımına hedef olmuş, binlerce kadın ve kız çocuğu kaçırılarak tutsak alınmış köle yapılmış, cinsel şiddete maruz kalmıştı.

Ancak artık Suriye’nin kuzeyinde IŞİD esareti son bulmuş olsa da, özgürlüklerine kavuşan Ezidi kadınların bir bölümü Suriye’den ayrılıp, topraklarına dönemiyor. Soykırımın yol açtığı acıların hala canlı olduğu Ezidi toplumunun bir bölümü, IŞİD’lilerin tecavüzü sonucunda dünyaya gelen çocuklara, “soykırımcıların çocukları” gözüyle bakıyor, bu çocukları cemaatin içine almayı kabul etmiyor.

Irak’taki Ezidi Yüksek Ruhani Konseyi’nin IŞİD’in tutsaklığından kurtulanların yeniden cemaate kabul edileceğini açıklamış olması umutlara yol açmıştı. Fakat kararın duyurulması ile birlikte cemaat içinde başgösteren itirazlar konseye geri adım attırdı, Ezidi dini liderler aslında bu kararın IŞİD’lilerin tecavüzü sonucu dünyaya gelen çocukları değil, sadece anne ve babası Yezidi olan IŞİD tutsaklarını kapsadığını açıkladı.

Ezidi cemaatinde evlilikler ancak iki Ezidi arasında gerçekleştiği takdirde kabul ediliyor. Din değiştirerek Ezidi olmayı seçenlerle de evlenmek mümkün ancak din değişikliğinin de cemaatin onayı ile gerçekleşmiş olması koşulu var. Ezidiler soykırıma karşı bu şekilde karşı koyabileceklerine, ancak bu yolla kimliklerini koruyabileceklerine inanıyorlar.

Karar ailelere bırakılmalı

Ezidi insan hakları savunucusu ve Nobel Barış Ödülü sahibi Nadia Murad, yayınladığı video mesajında dini liderlerin kararına ilişkin şu değerlendirmeyi aktardı:

“Karar verme hakkına sahip olanlar soykırımdan hayatta kalanlar ve aileleridir. Kimsenin onlarla ilgili kararlar almaya hakkı yok. Eğer çocuklarıyla birlikte Irak’a dönme kararı alırlar ise, cemaat olarak bunu kabul etmek, onlara iyi karşılamak ve akla gelebilecek her türlü desteği sunmak zorundayız.”

İki kez mağdur oluyorlar

“Bir anne olarak kadınların neler hissettiklerini anlayabiliyorum” diyen Ezidi aktivist ve eski Irak milletvekili Amina Said de çocukların kaderiyle ilgili kararların ailelere bırakılması gerektiğini söyledi. DW’ye konuşan Said, “Üyesi olduğum için Ezidi cemaatindeki tepkileri de anlıyorum. Ama bu insanlar mağdur. Eğer kapılarımızı onlara kapatırsak, şiddet kurbanlarını da cezalandırmış oluruz” diye konuştu.

Ezidi Yüksek Ruhani Konseyi’nin 2015 yılında, din değiştirerek Müslüman olmaya zorlanmış olan kadınların yeniden din değiştirerek Ezidi cemaatine geri kabüllerini sağlamaya dönük olumlu, yapıcı kararlar aldığını söyleyen Amina Said, “Ama şimdi yanlış bir karar aldılar. Eğer vakit ayırıp aileler, kadınlar ve hükümet dışı örgütlerin temsilcileriyle konuşsalardı, bu kadınlar için bir çözüm bulunabilinirdi” dedi.

Video izle 04:41 Paylaş Kayıp Ezidilerin peşinde

E-postayla gönder Facebook Twitter google+ Whatsapp Tumblr Newsvine Digg linkedin

Kısa link https://p.dw.com/p/33vMp

Kayıp Ezidilerin peşinde

Kimi Ezidi cemaati üyesine göre sözkonusu kadınların çocuklarıyla birlikte başka bir yerde yaşamaları, cemaat içinde dışlanmalarını önlemek için tek yol ve zaten çok büyük sıkıntıları göğüslemeye çalışan cemaatin korunması, bazı çocuk ve annelerinin çıkarlarından daha önemli.

Neden çocuklar kabul edilmiyor?

Yazda adlı yardım kuruluşunun direktörü Ahmed Burjus, bir zamanlar nüfuzu 500 bin olan Ezidiler için, soykırımdan sorumlu tuttukları kişilerin çocuklarını kabul etmenin çok acı bir süreç olduğuna dikkat çekti. Burjus, Ezidi bir erkeğin kendisine karısıyla ilgili şu sözleri aktardığını söyledi: “Karımın dönmesini istiyorum. Ama Çeçenistan, Türkiye ya da Suudi Arabistan’dan bir adamın çocuğu ile gelmesini istemiyorum. Çünkü bu insanlar soykırımdan, talandan sorumlu, evlerimizi yıkıp yok ettiler, ailelerimizi öldürdüler. Şimdi de onun kızını ya da oğlunu evimize almak mı zorundayız.”

Burjus kimi çocukların, IŞİD nedeniyle büyük acılar yaşamış olanların intikam eylemlerinin kurbanı olabileceğine dikkat çekerken, Irak yasalarında, Müslüman anne ya da babadan olma bir çocuğun Müslüman olarak kaydedilmesi yönündeki tartışmalı maddenin de sorun yaratabileceğini söyledi.

Burjus, “kadın ve çocuklar saygıyı hak ediyor” demekle birlikte, bunun ancak bu çocukların Irak dışında bir yerde yerleştirilmesi ve hayatlarını orada sürdürmelerine imkan tanınmasıyla mümkün olabileceğini savunuyor.

Video izle 11:55 Paylaş Ezidilerin parçalanan hayatları

E-postayla gönder Facebook Twitter google+ Whatsapp Tumblr Newsvine Digg linkedin

Kısa link https://p.dw.com/p/317c7

Ezidilerin parçalanan hayatları

Kadınlar tercihe zorlanıyor

Kimi kadınlar Almanya’ya, Avrupa’nın farklı bölgelerine ve Avustralya’ya göç etti. Kimi kadınlar da bir yolunu bulup, fark edilmeksizin eski cemaatlerine döndü, bazıları hamile olduklarını gizledi, dünyaya getirdikleri çocukları, ailelerinin diğer fertlerine verdi.

London School of Economics Ortadoğu Merkezi uzmanı Zeynep Kaya, 3 bin 500 Ezidi kadından 200’ünün çocuklarıyla birlikte IŞİD tutsaklığından kaçabildiğinin tahmin edildiğine dikkat çekti. Ezidi kadınların çoğunluğunun cemaatlerine dönmek istediğini belirten Zeynep Kaya, “Ama bu durumda çocuklarından vazgeçmek zorundalar” diye konuştu.

Bunun Ezidi kadınlar için çok sancılı bir süreç olduğunu söyleyen Kaya, kadınların çocuklarından vazgeçmek ve başka yerlere göç etmek arasında tercih yapmak zorunda bırakıldıklarına dikkat çekerek, “yaşadıklarına ilaveten bir de dışlanıyorlar, geri dönmek istedikleri cemaatlerine kabul edilmiyorlar” dedi.

Hänel, Lisa

© Deutsche Welle Türkçe

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Continue Reading

Haberler

Abdullah Gül’den YSK’nin kararına tepki: Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız

Published

on

Gül, “Anayasa Mahkemesi’nin 2007 yılındaki haksız “367 Kararı” karşısında ne hissettiysem, başka bir yüksek mahkeme olan Yüksek Seçim Kurulu’nun dün aldığı kararı duyunca aynı duyguları yaşadım. Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız.” dedi.

YSK değil AKP açıkladı: İstanbul seçimi iptal! Bir garip iptal gerekçesi: O sandıklarda 16 bin 253 AKP görevlisi vardı Dışişleri’nden “seçim” açıklaması Yeni seçim 23 Haziran’da… İptalden sonra ne olacak? AKP İstanbul İl Başkanı Şenocak’tan YSK’ye teşekkür CHP: Millet iradesine darbe yapanlara izin vermeyeceğiz Mansur Yavaş’tan Ekrem İmamoğlu açıklaması YSK kararı sonrası dolarda sert tırmanış Tunç Soyer’den İstanbul açıklaması: Hiçbir güç durdurumaz

Anayasa Mahkemesi’nin 2007 yılındaki haksız “367 Kararı” karşısında ne hissettiysem, başka bir yüksek mahkeme olan Yüksek Seçim Kurulu’nun dün aldığı kararı duyunca aynı duyguları yaşadım.
Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız.

— Abdullah Gül (@cbabdullahgul) 7 Mayıs 2019

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI