Connect with us

.

Bülent Felekoğlu

Cumhur Adaylığı, Halkın Politika Üretme Gücü

BÜLENT FELEKOĞLU

Published

on

Hakk Aşkı, Xızır Hikmeti, Pirim Seyit Nesemi Nefesi İle…

Türkiye Halkları tahmin ettikleri fakat zamanını kestiremedikleri bir seçim sürecine girmiş durumdalar. Hukuki süreçleri de sonuçlandı. Bu seçime baskın seçim, meşru olmayan seçim diyenler oldu. Bu tabirler halk politikasını ve aklını anlamladırma konusunda eksik yaklaşımlardır. Bir sıkışmışlık öngörülsede bu durum ileri bir hamledir. Halk bunun farkında ve ona göre hazırlanıyor. Muhalefet sadece Halkın moral gücünü oyalamakla meşgul. Halktan beklenen taşını, sopanı al dışarı çık yaklaşımı ise bu pek girilecek bir top değil gibi görünüyor. Daha önce muhalefetin tavrı ortadayken Halk bu topa girmez. O zaman herkesin ektiğini biçme zamanıdır. Söylediği söze sahip çıkma zamanıdır. Lakin vekil savaşları başlamak üzere ve muhalefetin Cumhur adayları daha belli değil.Bu durum daha çok oyalanıp şoku atlatayım derken derin çatışmalara girmeye ve çelişki yaratmaktan öteye gitmeyecek bir vaziyettir. Tüm ortadoğu çözümlenerek açılmış bir oyunu bekletemezsiniz.

Halk sorar “Düğün başladı, Kaynana nerdesin” Halk bu durumu bir özgüven sorunu ve belirsizlik olarak okur. Bugün Alemde işler günübirlik değişiyor. Kararlılık yol belirler. Halk başarı görmek istiyor. Tembelleşmiş dumur değil, ırgat pratikliğinde karar istiyor. Hamal kuvvetinde kararlılık istiyor. Halkın çelişkisi yok, kafası karışık değil yeter ki yol yürüsün ikrar vermiş olanlar. Efendim bu durum daha geniş alanda savaş demek. E savaşsa muktedir karar vermiş. Sen savaş olmasın diye Halka kazanması gerektiğini anlatacak gücü buluyor musun kendinde. Herkes top seslerinden bahsediyor zaten bugün bütün Alem Ortadoğuya yığılmış ne yani Halk aptal mı top seslerini duymyor mu? Halk sağır mı? Yoksa Aziz Nesinin düştüğü talihsiz açıklamada ki gibi siz halen Halkın aptal olduğunu mu süşünüyorsunuz. Hayır efendim Halk cümlenizi sınıyor. Ya kendi göbeğini kesecek ya da siz muhalefet üzerinize düşeni yapacaksınız.

Kararlı ve cesur olacaksınız. Muktedir dediğini yapıyor. Oyalana dayılana bir hal oldunuz. Birde bir sürü analiz, kırk dereden su taşıma, kuyu kazma, laf üretme. Kendinize gelin efendim herhal berbat zaten. Proje mi adam iki çinli dikiyor yap, et sonra bakarız. Sonun zamanı geldi. Biz Aleviler açısından muhalefet edenler önemlidir. Bir ülkeyi ayakta tutan muhalif demokratik dinamikleridir. Hiçbir iktidar tek başına bugün Ortadoğuda başarılı olamaz. Herkesin Hayrı için kendilerini bu dertten kurtarmak gerek. OHAL – buhal efendim. Olağan üstü hal durumlarında, olağan üstü çalışmak gerekir. OHAL koşullarını halk biliyor.

En çok Kürt yurttaşlar olarak bizler çok defa OHAL koşullarında seçime gittik bu ilk değil. Tavrımız da çok netti. Bizim için siyasi proje ve yaklaşımlarını önemsediğimiz HDP Cumhur adayını Halkın adayını açıklamaktan imtina ediyor. Nedenini anlamakta zorlanıyoruz. Selahattin Demirtaş Boykot kadar onurlu, kazanmak kadar değerli bir yaklaşımdır. Türkiye Yurtaşları de kendisini seviyorlar. Aşık Veysel’i andığı için, inaçlara eşit yaklaştığı için, halkın evladı olarak kendini gördüğü için, sunni bir inanan olarak, Alevileri, Süryanileri, Hristiyanları Hakkın Emri Rızası ve bir Müminin yapması gerektiği gibi sevgiyle kucak açtığı için. Anadoluya benzediği için. Dersimi, Diyarbakırı sevdiği gibi, Karadenizi, Ege’yi, Akdeniz’i, Trakya’yı da sevdiği için. Mahçuptur ayrıca Halklar için yeterince gayret etmediğini düşündüğü için. Kimseyi hakir görmediği için, sözünü sakınmadığından ötürü bedel verdiği için. Halk sever kendisini efendim cümlenizi sevdiği gibi. Halk ne yapacağını bilir. Siz ne yapacağınıza karar verin yeter ki. Artık yaralı Panter gibi beklemenin, kafa kerışıklığının zamanı değil. Hamle yapmanun Halkın Diplomasisini derinlikli anlamanın zamanıdır.

Biz canların diğer önemsediği Siyasi organizasyon CHP oda çelişki deryası ortak aday peşine düşmüş bir türlü genel başkanına kanaat getiremiyor. Madem kanaat getirmediniz kaç seçim oldu neden değiştirmediniz. Karar verin efendim Halk kız isterken bile ne diplomasiler yapıyor. Kavga olacaksa kızın ailesi yerine vekaleten başkasını götürüyor ve mesele çözüyor. Çok tıkandıysanız biz önerelim ortak bir aday. Efendim Abdüllatif Şener iyi bir ortak adaydır. Hafife almayın. Kararlı olun. Devletler Halkın nazik diplomasi dilini çözer ise sorun kalmaz. Ama neçe ki Halk cahildir değil mi efendim. Sen tarlanı sür, tohum bizden, baktık biçemiyorsun alır tırpanı geliriz. Patosa da gelir hasatı da eşit pay ederiz. Bu minvalde seçim geldi, geliyor derken düştü kapıya gelin siz kararlı olun. Gece uyuyamayanı uyku sahibi edin dertten kurtarın. Herkesin evi barkı var. Yeni bir Akdeniz faciasını ne Akdeniz kaldırır ne de Dünya. Sulh için sulha sebep olun. Hele bir gelsin gerisine bakarız. Hakk Aynamız, Xızır yardımcımızdır. Aşk ile…

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bülent Felekoğlu

Aleviler Savaşa Karşıdır…

BÜLENT FELEKOĞLU

Published

on

Her can doğduğu göründüğü toprağın rengine benzer. Canlılığa sınır biçilemez, sınır biçenler Hakk Yasasına şirk koymuş nefis mahkumlarıdır. Alemin doğal sınırları yer ile gök, deniz ile karalardır. Gersi cümle varlığın yaşam alanıdır. Savaş insan icadı bir nemrutluk, doğanın kendi içerisnde cenkleri ya da canlılığın doğal savunma alanları, doyma ve barınma alanlarını koruma güdüsü doğal yasa olarak işler. Göçler doğal seleksiyon içerisinde periyodiktir. Fakat doğada mülteci değilsinizdir.  Alem külli vatandır. Üzerinde tüm yaşıyanların. İnsan güç ve nefis sınrıları ile bunu mülkü haline getirmek çabası ile kendine savaş üretmiştir. Fakat; hiçbir varlık toprağı, suyu mülkleştiremez sadece mülkleştirdiğine inanmak ister.İnandığını da tüm canlılığa ilan etmek için gücü ile hüküm kurmak ister. Bir Leyleğe neden güneye geldin diye soramaz ya da bunu engelleyemezsiniz. Hakk Yol Alevilik bu hakikati inancın temel düsturu olarak algılar ve yaşar. Sınırlar nafiledir bu nedenle, zaman parçalı değildir, bütündür tam da bu nedenle varlığın yasa dinamiğinin muazzam bir rızalık ilişkisi üzerine oturduğunu binlerce yıllık doğal deneyimleme ile genetiğine işlemiştir. Doğarken bunu öğrenir. Her anne bu bilgiye haizdir. Yalnızlaşmak sınır çizmek erkeğin icadıdır.

Anadolu ve Mezopotamya bu genetik bilgiyi güçlü deneyimlemiş coğrafyalardır. Bugün insanlık bu coğrafyadan tekrar kendini sınıyor. Hakk Yol Alevi Halkları bunları en çok deneyimleyen toplumlardır. Her zulüm karşısında Rızkını Rıza ile pay eden hakikati savunmuş ve bedeller vermiştir. Her peygamberliksel çıkışta vesile olmuşlardır. İnancın direği olan Xızır’i hakikat buna vesiledir. Değişmez yüce bilginin adıdır Xızır o bilgi rıza ve doğmak bilgisidir. Her varlık birbiri ile görünür olur. Her varlık birbirine muhtaçtır. Görünmek için görülmek gerekir.

Bugün savaşa karşı olmamız korkaklık olarak okunacak, pasiflik olarak okunacaksa büyük gaflet olur. Cenklerimiz, sürmeli gözlü gençlerimizin kahramanlık destanları tarihe onur ve hakikat ısrarı olarak yön vermiştir. Gılgameş’den günümüze binlerle örnek verebiliriz. Hurri coğrafyasına gelen Sami’lerin, Hurriyet kavramını nereden türettiklerine bakarak bile bu onur ve rıza toplumsallıklarının binlerce kahramanlık anlarını hatırlatabiliriz. Ateşe yürüyen Ortaçağ Engizisyon kayıtlarındaki halklarımızın cengini de, yakın dönem işkencecilerimiz bile onurlu duruşumuzdan ne büyük hayret beslediklerini parçalanmış kardeşlerimizin bedenlerinde dünya görebilir. Suriye de Emevi İslamını bizlere zulüm yapıp üzerimize salanlara da cevabımız Kerbela da Pir Hüseyin donunda verilmiştir. Hakk Yol Alevi Halkların hinterlandı geniş coğrafyalardadır. Her bulunduğumuz yerde bu hakikati duruşumuzla göstermişizdir. Dünyanın dört yanından Emevi İslamın kodlarını Türkiye topraklarında yaşatmak isteyenler katlimize ferman yazdıklarını da bilmelidirler. Bu bakiye sınır dışında yalnızlaşırken selefi kemer Türkiye’nin doğusunda içeri kurularak katlimize ferman mı hazırlanıyor. Suriye de istenen derinlik sağlanamayınca, sınır içerisinde mi bu derinlik sağlanacak. Bu derinliğe selefiler yerleştirilerek Maraş’da Terolar kampı gibi. Nusaybin, Kızıltepe, Mardin, Ceylanpınar boşaltılıp selefi kemer mi kurulacak. Anadoluyu çoraklaştırmak kendini tüketmek olur. Asur’lular denedi olmadı, İskender denedi olmadı, Farslar denedi olmadı, Osmanlı denedi olmadı, Şark Islahat denedi olmadı bundan vazgeçin artık Halkların barışına inanın. Anadolu ve Mezopotamya mirası üzerinde çoraklaştırma kimseye tarihten günümüze sonuç vermedi. Alındığı düşünülen sonuçlar ise heba edilmiş zamanlardır. Yitirilmiş vicdanlardır. İnanın barış dilerken biz her cana hatasından dönecek kapı aralığını bırakıyoruz. Türkiye iç ve dış politikasında önemli değişime ve akil yaklaşıma ihtiyaç var.

Biz Aleviler savaşa karşıyız buna suç deseniz de karşıyız. Olacakları iyi biliyoruz çünkü. Her Alevi savaşa güçlü karşı çıkmalıdır. Öyle buradan ülke kazanacak demek çok öngörüsüz bir hamaset olur sadece.

Continue Reading

Bülent Felekoğlu

Gel Bi Çay İçelim…

BÜLENT FELEKOĞLU

Published

on

Her varlık kendi hakikatini yaşar. Onun görülme zamanı ise binlerce seçeneğin bir araya gelmesi ile mümkün olur. Örneğin siz sokakta yürürken adım hızınız, psikolojiniz, gittiğiniz güzergah sizin hakikatinizdir. Yaşamın hakikati sizinle birlikte hareket edendir. Siz yürürken 100 metre ileride bir kedinin önüne çıktığı esnada panik halinde direksiyonu bulunduğunuz yöne kıran araç size 10 metre kala, yabancı olduğu bölgede güzergahını şaşırıp ters yöne giren araçla size iki metre kala çarpışır bu çarpışma sizin hayatınızı kurtarır. Şok halinde iken başınızda bir kanama olduğunu fark edersiniz yüzünüzde toprak kırıntıları ve keskin bir ağrı. Trafik kazasına ikinci katta ki balkonundan tanık olan kadın panik halinde elini çiçek saksısına vurması ile saksı sizin kafanızda parçalanmıştır. Tabi kedi kendi hakikatine yürür, kaza geçirenler kendi hakikatine, izleyenler kendi gerçekliğine. Saksıyı düşüren kadın suçunu vaveyla içinde affettirme derdinde. Hayat bir anlık güçlü fark edilme ile kausunu gösterdi size. Yol bu nedenle seni görüyorum panik yapma. Cem de bu nedenle her can birbirine niyaz olur. Çünkü fark etmezsen suç oluşturursun. Yasaların, toplumların suç dediği bir farkedilme eylemidir. Doğal toplum inançlarında suç komundur. Bütün toplumundur bireyin suçu toplumun görmediğidir.

Diyanet işleri başkanı nedense Alevi mekanlara geldiği vakit canı çay çekiyor. Muhabbete canı kaynadı tabi, hani misafire pervaneliğimizi de biliyor. Sağ olsun o da onun gerçeği bizi mi sever, çayımızı mı sever. Kılavuzluğumuza mı ihtiyaç duyar artık onun yürüyüşü. Bilmiyor ki her geldiğinde bizlerin ne kadar tedirgin olduğunu ya da bu kaus hali hoşuna gidiyor. Sayın Başkanın bu nedenle de canı çay çekiyor olabilir o heyecanı hissettiği anda ki çay muazzam güzel geliyordur bilemeyiz. Biz neden heyecanlıyız peki onu da anlayalım beraber. Bizimkisi hanesinde yabancı olmak gibi mahçubiyet ya da minderi uzun zaman kabul görmemiş haklı-suçlu misali “ ulan bu minder verdi, kesin altından bir hinlik çıkar” çelişkisi. Ya da Muaviye meselesinde ki Hakem kurnazlığının üstesinden gelememiş olmanın hırsı bu kausa sebep. Ama telaşa gerek yok biz Sayın Başkana daha önce yüzüne de demiştik bu Diyanet meselesi bize uymaz diye.

Şimdi meselenin özü ABF İnanç Kurulu ve AKD Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz bir çay içimlik sohbeti reddetmesini ve istifasını isteyen canlar ve kurum temsilcileri baştan bir hata yapıyorlar. Bir Pir’in istifasını istiyorlar hemde kendilerinin en geniş örgütleri olan ABF nin inanç kurulundan burda bir eksik var zaten bu tartışılyordu. Mesela bu kurul Rızalıkla mı yoksa seçimle mi olmalı. Seçim bir rızalaşma modeli midir. Bu Hakk Yol Alevilik Erkanına uygun mudur? Bugün Pir Hasan Kılavuz istifa etse Kurul kendi değerinden neler kaybedecek bunu düşünmek gerek. Alevi toplumunun Çay içmelik düşünen diyanet başkanı, sonra sekiz imzasına bir meclis üyeliği çok görülen kurum başkanlığı itibarı ne ola ki. Bu can havli ile ulu orta laf söyleme alışkanlığı ne çok toplumumuzu hırpalıyor herkes fakında olmalı. Hele bir basınımız var dostlar başına cevval mi cevval. Bir diyanet görmesin kırmızı görmüşe dönüyor. Bir darlık görmesin hemen üstünde tepiniyor. Hem bir çay içmeye bu kadar vaveyla koparmak beklentinin yüksekliği ile ancak açıklanabilir. Pir Hasan Klavuz’da tek başına bir saatlik görüşmede Aleviliği kimseye teslim edecek değil. Özgüven önemli bir diplomatik yaklaşımdır. Habercilik böyle birşey olsa gerek. Tabi bizde “Mihman Ali’dir” mihmana mihmandarlık eden xanedan Anadır-kadındır. Bu mihmandarlıkta kadın canlarımızın olması işin rengini Diyanete de anlatırdı. O da artık hepimizin suçu.

Diyanet işleri başkanı Alevi Kurumlarına ziyarette bulunurken bu çay içmelik alışkanlığını değiştirsin. Kendisi devleti temsil ediyor. Ehl-i Sünnet toplumunun Hanefi mezhebini temsil ediyor. Cümle müminin hakikat yürüyüşünde vicdanların gerçeği inancın bu kadar para ile anılır olması bizler için zulken. Kendisini her gördüğümüzde fetvaları ile bizlere yapılan hakaretleri kendisi de biliyor. Bu kadar tepemizde yumurta pişerken Türkiye Halkları olarak kendisi bir ferahlık yaratma istiyorsa sağ olsun. Fakat işin hali bu değil hepimiz biliyoruz. Fakat Halklarımızın iyi düşünerek, iyilik dileyerek hal bilmesine biz Aleviler hep kıymet vermişizdir.

Pir Hasan Kılavuz’a bir yol evladı olarak önerim. Artık bunu medya da tartışmanın anlamı yok. İnanç kurulunun kamilleri bir araya gelir. Hem Diyanet İşleri Başkanına, hem Devlet’e hem de toplumumuza amacımızı, yaklaşımımızı detaylı olarak ortaya koyarlar. Tüm kurum temsilcilerine ve canlara önerim daha olgun, daha makul yaklaşmak bizlerin değerini güçlendirir. Tek başına düşülen her macera eksik olduğunda sadece yapanın yanına kalmıyor. Örnek verdiğimiz kazada herkes rolünü iyi düşünmeli. Lakin Alevi Yol önderleri ve aydınları her gün Rus ruleti ile sınanır durumda iken. Daha güçlü yaklaşımlara ihtiyacımız var.

Hakk Aynamız, Xızır Yardımcımız Olsun…

Continue Reading

Bülent Felekoğlu

Başka Bir İhtimal Daha Var…

BÜLENT FELEKOĞLU

Published

on

Canlı yaşamak için mümkün bulduğu tüm sınırları zorlar. Yaşamak ne kutsal bir eylemdir. Reya Heq / Hakk Yol inanç dünyasında ölmek tekrar Çark-ı Pervaz olma hali olarak nam bulur. Yani tüm kainat doğum halindedir. Yani külli kainat rahimdir, rahim rahman olanın gayreti ile yeniden yeniden doğum çarkına girer. Bir can önce kendi zerrelerinin her birine ikrarlıdır. Tek bir an, tek bir sanise vazgeçmez ondan. Çünkü her varlık görünmek ister. Görünen sevilmek ister. Sevmek var olmanın temel ilkesi. Aşure ayındayız Ana kadının / Qile’nin Şir’i / Süt’ü  ile mayaladığı Aşir /Eşir lokmasının verildiği can lokması zamanlarındayız. Yaşama yeminli, ölüme mühürlü ayın içerisindeyiz. Karalara büründüğümüz aydayız. Karanlık doğumun, ışığın habercisidir derdi Qile, bizler aynalarımızı ters çevirdiğimizde cemalimize bakmadan cümle varlık ile bir olmak derdindeyiz. Çünkü can ilk kendi cemali ile nefsini yüceltir. Cemal cemale değmezse iki göz alemi toz zerresi sayar. Hakk görülmeyince cemal kendini Hakk sayar. Lakin bilmez misin evlat aynanın ardı da sırlıdır. Karanlıktır ayna da görünmek için karanlıkta çağırır ışığı. Yasımız bilir birileri kara giyinmemizi, dilimizi bilmeyen Xorte Qemer( Esmer Cengaver) Hüseyin Xorrte Qemer’dir.  Qemeri bilmeyen( Qemer/Kamber) Ali’yi bilmez, Qember’i bilmeyen Qemter’i / Kemter (Ana Fatma’dır) bilmez, çünkü onlar canı noksan bilir. Qember’i hamal, Qemer’i hayal sanırlar. Cenk meydanı vicdan meydanıdır. Vicdanı ile cenk eden Mervan olur. Vicdanı olan Sulha meydan bırakır. Çünkü can sürekli Berzah’tadır. Doğmak için meydan bırakmazsan kendi celladın olursun. O nedenle biz aynanın arkasına da bakarız.

Anadolu ve Mezopotamya canları bir Peygambere verdiği sözü binlerce yıl tutan canlardır. Ape Qeqil’in deyişi ile “ Ez bi cane ki hezar cane pışta xwe bardıkım, bare insan ne ye ke hezare” / Ben bir canla bin canı sırtımda taşırım, insanın yükü bir değil binlercedir.” Yaptıkların senden öncekilerin mirası ve sonraya bırakacağın hikayeler olur. Canlılık birbirinin ayak izlerini takip eder. Bugün ülke ve dünya bir kaus aralığında. Bugün toplumlarımıza yön vermeye çalışanlar verdiğimiz sözleri ne kadar uzun tuttuğumuz farkında değil. Dünya bir atımlık lokma görülüyor. Ayna da şirk koşan nefisler var. Cenk meydanları mertlikten uzak tutulup, savaş meydanlarına dönüştürülmüş. Sulh ise nefsini yaşatma adına, kemaletten uzak kurnazlıklara kurban verilmekte. Ama herkes ve her hal bir çıkış derdinde. Çıkış ancak feryada cemal dönülür ise mümkündür. Çıkış ancak vicdan meydan bulur ise, Anaların açık Bahtına sığınılarak o ahlaki değerler hatırlanarak olabilir. Baht kadınındır, erkek o bahtı görmek istemediği için sürekli kapatmaya çalışmakta, çünkü Baht vicdan makamıdır, Hakk meydanıdır. O bahta dönen en masum çocukluğuna döner. Ya da en aşık sevgili hülyasına çekilir. Ya da baba olmanın muazzam emeğine döner yüzünü. Diyarbakır’da Anneler bir eylem başlattı, ondan çok önce Cumartesi Anneleri eylemlerini başlatmıştı. Anadolu ve Mezopotamya topraklarında barış meydanı Anaların gayreti ile kurulur. Bugün Diyarbakır’da Devlet bir diyalog alanı açmak istiyor ise kıymetlidir. Bu kıymeti en çok Kürtler verir. Fakat zaman ile yüzleşmek, zamandan, mirastan ders çıkarmak kıymetlidir. Anadolu ve Mezopotamya Halkları komşuları için çok bedel verdi. Bugün Kürtler’in durumu doğru anlaşılmalı. Komşuluğun yüzü suyu hürmetine elleri arasında çok evlat can verdi. Halen bir devleti yoksa bu komşuluk hakkının yüzü suyu hürmetinedir. Çünkü burada sınırlar nafiledir. Bu topraklarda çok cenk oldu. Bu topraklar Kerbela’yı gördü. Peygambere verdikleri sözü tutmayanların karşısında dimdik durdu. Bu topraklarda İnsana Dini sorulmaz çünkü aşiretleri kadim ve geniştir. Bir Aşiret’de bile dört ya da beş farklı din görürsünüz. Hangisi ile kendini sınayacak. Bugün siyasetçilik yapmaya çalışanlar bundan bi haber davranıyor. Kurnazlığı çok gördü bu topraklar. Bu topraklar Hurri’lerin, Hitit’lerin torunları, tanrısı ile tarım yapmış insanların toprakları. Her canı kendi hali ile kabul eden “Bin Tanrı İli” bu topraklar. Hurri’leri gören Sami halkların Hurriyet manasını biçtikleri topraklar. Ana kadının / Qile’nin Eşir/Aşure lokması pişirip Şir’i ile mayaladığı topraklar. Şir’in hakkı için Şire gelenlerin, nefislerine Şeriat belirleyip, Şirazeden çıkıp Şirk koşmalarına fırsat vermemek gerek. Bir İhtimal Daha Var. O da birlikte yaşam da ısrar. Dünya kirletiliyor. Doğa can çekişiyor. Ekonomi dedikleri nüfus hareketi bu topraklar çok uygarlık besledi. Bugün tohumunu bile yasaklayıp devşirme tohuma tamah ettiriyor. İşte bu şirk’e müsade etmemeli her can. Ölümle beslenenlere o savaşı vermeyeceğiz, birlikte yaşam için barışı inşa edeceğiz. Bir İhtimal Daha Var cümle varlığın yüzü suyu hürmetine Sulha kapı aralamak.

Hakk Aynamız, Xızır Yardımcımız Olsun…

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI