Connect with us

.

Kültür-Sanat

Coşkun Sabah: Devletten gelen görevi reddedemezdim

AleviNet

Published

on

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın MESAM’a kayyım olarak atadığı Yönetim Kurulu Başkanı Coşkun Sabah ile Yönetim Kurulu Üyeleri Recep Ergül, Fuat Güner ve Vedat Çetinkaya görevden alınan eski MESAM yönetimi hakkında bakanlık müfettişleri tarafından hazırlanan raporun ayrıntılarını kamuoyuyla paylaşmak ve bugüne kadar yapılan çalışmalar hakkında bilgi vermek üzere basın toplantısı düzenledi. MESAM’ın Şişli’deki merkez binasında konuyla ilgili düzenlenen konuşan Coşkun Sabah MESAM’a üye olarak atandıktan sonra yönetimin aldığı kararla başkanlığa getirildiğini söyledi.

“BURADA GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA VE SUİSTİMAL OLUŞMUŞTUR”

Coşkun Sabah, “Sosyal medyada ve karşı gruptan müthiş bir tacize uğradım. Sustum. Ama Telif Hakları Genel Müdürlüğü’nün bize verdiği bu görevi eğer kabul etmeseydik üniversitelerden, sektörle alakası olmayan akademisyen atanacaktı. Devletten gelen böyle bir görev, mümkün değil reddedilemezdi. Ben, bunu gururla ve şerefle kabul ettim. Burada görevi kötüye kullanma ve suistimal oluşmuştur. Bunun sonucunda olaylar buraya kadar gelmiştir ve biz buraya geçici yönetim olarak atandık” dedi.

FUAT GÜNER: MESAM’DA YAŞANAN SORUN ORHAN GENCEBAY VE ARİF SAĞ SORUNU DEĞİLDİR

MESAM’ın müzik eserlerinin teliflerini toplayıp, eser sahiplerine dağıtmak dışında hiçbir görev ve sorumluluğu bulunmadığını ancak son aylarda hak etmediği şekilde gündeme geldiğini söyleyen Fuat Güner ise “MESAM’da yaşanan sorun Orhan Gencebay ve Arif Sağ sorunu değil” diye konuştu. Güner, “Yüzlerce üyemiz, yıllardır burada yaşanan sorunlar ve bu sorunlara yol açan kişilerle ilgili, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na yüzlerce dilekçe göndermişlerdir ve bakanlık da gereğini yaparak buraya geçici bir yönetim atamıştır. 3 aylık geçici yönetim olsak da gece gündüz çalışıp neredeyse 5 senelik iş yaptık ve tarihi başarılar elde ettik” ifadelerini kullandı.

“KURUMUN PARASIYLA TURİSTİK GEZİ NİTELİĞİNDEKİ HİÇBİR FUARA BUNDAN BÖYLE İZİN VERMEYECEĞİZ”

Yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Güner, şunları söyledi:

“MESAM ve MSG(Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği) düne kadar maalesef kötü ilişkiler içindeydi. Biz, bu arkadaşlarımızla fiilen şu anda tek meslek birliği durumundayız. Aramızda hiçbir anlaşmazlık yok. Son derece güzel bir işbirliği modeli geliştirdik .Asıl hedefimiz birleşmek ve tek meslek birliği olmaktır. İstanbul Kültür A.Ş’den tam 9 yıldır alınmamış telifimizi hemde iyi bir rakam olarak yakın zamanda alıp eser sahiplerine dağıtacağız. Arkadaşlarımız gerekli çalışmaları yapıyorlar ve sona yaklaşıldı. Görev süremiz boyunca, zorunlu bir toplantı haricinde hiçbir yurt dışı programına katılım olmamıştır. Kurumun parasıyla turistik gezi niteliğindeki hiçbir fuara bundan böyle izin vermeyeceğiz.”

MESAM’IN AÇIKLAMASI

Yönetim Kurulu Üyesi ve aynı zamanda Basın Sözcüsü Recep Ergül ise konuşmasında MESAM adına hazırlanan basın bildirisini açıkladı. MESAM üyelerinin şikayetleri üzerine bakanlık müfettişlerinin hazırladığı ön inceleme raporuna bağlı olarak, 5 Mart’ta eski yönetimin görevden alındığını yerine kurumu olağanüstü genel kurula götürecek geçici bir yönetim olarak atandıklarını anımsatan Ergül, bu kararın neden olduğu tepkilerle ilgili olarak, “Maalesef basınımız bunu Kayyum olarak duyurdu ve tepkiler de buna bağlı gelişti. Tepki gösterenlerin neredeyse tamamına yakını MESAM üyesi değil, MESAM’ı tanımıyorlar. Bu süreç siyasi karşıtlık üzerinden ve Orhan Gencebay ile Arif Sağ kavgasıymış gibi lanse edildiği için, MESAM da yaşananlar, sağlıklı bir şekilde konuşulamadı” diye konuştu.

“HİÇBİR MESAM ÜYESİ MAĞDUR OLMADI”

Recep Ergül, geçici yönetim kurulu atanmasına bağlı olarak hiçbir MESAM üyesinin mağdur olmadığını, yüzlerce üyenin de kararı memnuniyetle karşıladığını ancak çok sayıda saldırının da hedefi olduklarının söyledi. Ergül, “Yavuz Bingöl ve Selahattin Akarsu arkadaşlarımız, baskılara dayanamayıp istifa ettiler. Sosyal medyada ve bazı köşe yazılarında yapılan algı operasyonları karşısında , raporlar gelinceye kadar susmayı tercih ettik. Yönetim kuruluna atanmış arkadaşlarımız, görevden alınmış yönetim kurulu üyeleri veya onların yönlendirdikleri kişiler tarafından tehdit edilerek istifaya zorlandılar”dedi.

GÖREVDEN ALINAN YÖNETİME SUÇLAMALAR

Konuşmasında bakanlık müfettişlerin 2018 Mart ayında hazırladığı ön rapordan bazı maddeleri hatırlatan Recep Ergül, yine müfettişler tarafından hazırlanan 3 ayrı raporun 9 Mayıs’ta MESAM’a iletildiğini belirterek, raporun tamamını ise genel kurulda açıklayacaklarını açıkladı. Son inceleme raporlarından bazı maddeleri aktaran Ergül, rapora göre ‘MESAM’a sahte üye kaydı yapılması’ndan bazı üyelerin ‘hiçbir delil ve somut belge olmadan kasıtlı ihraç edildikleri’ne kadar çeşitli suçlamalar olduğunu vurguladı. Raporlarda tespit edilen hususlara ilişkin raporların ilgili maddeleri gereği, bakanlık tarafından işlem yapılması istendiğinin altını çizen Recep Ergül, “Söz konusu iş ve işlemlerde sorumluluğu bulunanlar hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulacak, disiplin yönergesine göre de işlem tesis edilecektir” şeklinde konuştu. Ergül, 31 Mayıs günü, Cevahir Kongre Merkezinde MESAM’ın 9. Olağanüstü ve 15. Olağan Genel Kurulları’nıın bir arada yapılacağını da açıkladı.

“MESAM’I YENİDEN İNŞA ETMEYİ DİLİYORUZ”

“MESAM da yaşanan sorun, Arif Sağ ve Orhan Gencebay sorunu değildir” diyen Ergül, “MESAM da yaşanan sorunlar kısaca; mevzuatlara uymamak, kural tanımamak, medeni bir ortamda fikirsel tartışmalara izin vermeyip zorbalık yöntemlerine başvurmak, haysiyet kurulu ile işbirliği yaparak muhalif üyeleri ihraç etmek, üyelerin teliflerini artıracak doğru dürüst hiçbir çalışma yapmamak, yapmak isteyenleri engellemek, gücü sürekli elinde bulundurmak için her türlü anti demokratik ve zalimce usul ve yöntemlere başvurmak, seçim kazanmak uğruna her türlü yalan, iftira ve çirkin propaganda yapmak, defalarca kez uyarılmalarına rağmen kurumun parasını özensiz harcamak, korkunç bir savurganlık ve buna benzer çok sayıda sorun mevcuttur. Bu sorunları yaratan kişilerin kimler olduğu da bakanlık müfettişleri tarafından belirtilmiştir. Adil, şeffaf, denetlenebilen, her kuruşunu özenle harcayan, savurganca harcamalar yapmak yerine üyesine sahip çıkan, üyesini mağdur etmeyen bir MESAM’ı yeniden inşa etmeyi diliyoruz” ifadelerini kullandı.

Kültür-Sanat

Mısır’da tarihi keşif

AleviNet

Published

on

Mısır’ın güneyindeki Luksor’da keşfedilen 30 ahşap lahit Cumartesi günü Krallar Vadisi’nde sergilendi. Mısır Tarihi Eserler Bakanı Halid El Enani içindeki mumyalarla birlikte iyi korunmuş durumda olan ahşap lahitleri Asasif gömütündeki kazı çalışmalarında bulduğunu açıkladı. Bakan El Enani 19’uncu yüzyılın sonundan bu yana ilk kez içinde insan mumyaları olan bu kadar çok lahitin keşfedildiğini kaydetti. Bakan lahitlerin önümüzdeki yıl yeni açılan Büyük Mısır Müzesi’nde sergilenmesinin planlandığını söyledi.

Ägypten Tal der Könige in Luxor | Präsentation Sarkophag-Fund, 30 Särge

Yetkililer lahitlerin kadın ve erkek ve çocuklar için hazırlandığını ve bundan yaklaşık 3 bin yıl önce kurulan 22’nci hanedanlığa ait olduğunu açıkladı. Tarihi Eserler Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Mustafa El Veziri mumyaların üst düzey rahipler ve yakınlarına ait olduğunun tahmin edildiğini söyledi.

Ägypten Tal der Könige in Luxor | Präsentation Sarkophag-Fund, 30 Särge

Lahitlerin üzerindeki siyah, yeşil, kırmızı ve sarırenkli yılan, kuş ve lotus çiçeği süslemeleri halen görülebiliyor. Restoratör Salih Abdülcelil eserler üzerinde çok küçük onarım işlemleri gerçekleştirildiğini belirtti. Lahitlerin yakınında neredeyse hiç yerleşim yeri bulunmadığı için bu kadar iyi korunmuş olduğu tahmin ediliyor.

Ägypten Tal der Könige in Luxor | Präsentation Sarkophag-Fund, 30 Särge

Krallar Vadisi’nde lahitlerin çıkarılması için çalışmalar bundan yaklaşık iki ay önce başlamıştı. Luksor’da 1881 ve 1898 yıllarında firavun mezarları tespit edilmişti. Arkeologlar 1891 yılında da rahiplere ait mumyalar bulmuştu.

dpa,AFP / BW,EC

©Deutsche Welle Türkçe

 

Continue Reading

Kültür-Sanat

Brezilyalı ünlü fotoğrafçıya Barış Ödülü

AleviNet

Published

on

Alman Kitap Basım ve Yayıncıları Derneği Borsa Birliği tarafından verilen Barış Ödülü’nün bu yılki sahibi Brezilyalı ünlü fotoğrafçı Sebastiao Salgado oldu. Ödül Frankfurt Aziz Pavlus Kilisesi’nde (Paulskirche) yapılan törenle 75 yaşındaki sanatçıya takdim edildi.

Fotografie Sebastiao Salgado

Alman Yayıncılar Birliği Salgado’nun “fotoğrafçılığıyla sosyal adalet ve barışı talep ettiği, doğa ve iklim koruma konusunda dünya çapında süren tartışmaya aciliyet kazandırdığı” gerekçesiyle ödüle layık görüldüğünü açıkladı. Ayrıca sanatçının Instituto Terra adlı kuruluşla biyoçeşitlilik ve ekosistemlerin yeniden canlandırılmasına katkı sağladığı da ifade edildi.

Fotografie Sebastiao Salgado

Salgado Alman Yayıncılar Birliği’nin 1950 yılından bu yana verdiği ödülü kazanan ilk fotoğrafçı oldu. Brezilyalı sanatçı Frankfurt’taki törende yaptığı teşekkür konuşmasında kendisini “hayatının büyük bir kısmını gezegenin ve onun sakinlerinin içinde bulunduğu acil durumu belgelemeye hasretmiş bir fotoğrafçı” olarak gördüğünü söyledi.

Salgado altın madenlerindeki insani olmayan çalışma koşullarını, Ruanda’daki soykırımı ya da sığınmacıların durumunu fotoğraflarına yansıtmıştı. Brezilyalı fotoğrafçı ayrıca Genesis adlı fotoğraf derlemesinde gezegenin güzelliklerini sergilemişti. Sebastiao Salgado eşi Lelia ile birlikte ülkesinde Instituto Terra adlı bir kuruluşa da hayat verdi. Enstitü, yağmur ormanlarının bir bölümünü yaklaşık 2 milyon 700 bin ağaç dikerek yeniden canlandırmıştı.

Fotografie Sebastiao Salgado

Wim Wenders’ten övgü konuşması

Frankfurt’taki ödül töreninde Dünyanın Tuzu (2014) adlı filminde Salgado’nun hayatı ve eserlerini ele alan ünlü yönetmen Wim Wenders da bir konuşma yaptı. Wenders Salgado’nun “sosyal adalet ve çalışma olmadan, insan onuru tanınmadan, yoksulluk ve açlık gibi gereksiz koşular sona ermeden ve dünyamızın güzelliği ve kutsallığına değer vermeksizin barışın mümkün olamayacağını” eserlerinde ortaya koyduğunu söyledi.

Fotografie Sebastiao Salgado

Para değeri 25 bin euro olan ödül 1950’den bu yana edebiyat, bilim, sanat ya da barış düşüncesinin gerçekleşmesi için katkı sağlayan kişilere veriliyor. Ödülü Türkiye’den şimdiye kadar 1997 yılında Yaşar Kemal ve 2005’te Orhan Pamuk kazandı.

dpa / EC, BW

©Deutsche Welle Türkçe

 

Continue Reading

Kültür-Sanat

Koma Berxwedan: Sesimizi halkımız sesine katalım

AleviNet

Published

on

Koma Berxwedan, Rojava’ya dönük işgalci saldırılara ilişkin bugün yazılı bir açıklama yayımladı.

‘TÜM İNSANLIĞIN ONURU KORUNDU’

Koma Berxwedan’ın açıklaması şöyle:

“Rojava Devrimi, başta Kürt halkı, Kuzey ve Doğu Suriye halkları ve dünyanın her yerinden onurlu enternasyonalist devrimci bireylerin katılımıyla, yıllarca amansız bir mücadele yürütmüştür. Bu mücadelede güçlü kazanımlar elde edilmiştir. 11 bin şehidi olan Rojava Devrimi aslında Ortaçağ’ın karanlık barbar zihniyetine karşı kazanılmıştır. Kazanılan, insanlık değerleri ve dünya halklarıdır. Destansı direniş ile aslında tüm insanlık savunulmuş ve onuru korunmuştur.

‘ERDOĞAN KÜRT SOYKIRIMINDA’

Şimdi insanlığı DAİŞ belasından kurtaran özgürlük savaşçıları ve Rojava Devrimi’ne karşı DAİŞ’in örtük şefi Erdoğan, üzerindeki örtüyü tümden atarak, çok açık bir Kürt soykırımına girişmiştir. Devletler düzeyinde direkt ya da dolaylı Erdoğan’a destek sunulsa da insanlık vicdanı dünyanın her yerinde QSD, YPG, YPJ güçlerinin yanındadır. Tüm ilerici insanlığın yüreği Rojava halkları için çarpıyor. Bu yürekler çok iyi biliyor ki, Rojava Devrimi’nde ortaya çıkan değerler, bu dünyayı kendi çıkarları için kaosa çeviren, toplumsallık adına her şeyi tahrip eden, halkları birbirine düşman eden kapitalist modernite sisteminin panzehiridir. Bu değerler her geçen gün daha da büyüyerek halklara umut olmuştur. Bu umut, diktatörleri, tekçi ulus-devletleri korkuttuğundan hedef haline getirilmiştir.

Oysa ki, dünyanın bütün güzel insanları, hümanistleri, sosyalistleri, çevrecileri, demokratları, feministleri, insanlıktan yana her kesimi,  Rojava Devrimi’ne yapılan bu saldırıyı kınıyor ve karşısında duruyor. Ve biliyoruz ki, bu direnişi, halkların güç birliğini hiçbir güç yıkamaz.

‘ORTAK DÜŞMAN KARŞISINDA BİRLEŞMEK ÇOK ÖNEMLİ’

Ne kadar zulmetseler, katliamlar gerçekleştirseler, savaş suçu işleseler de onurlu insanlığı asla korkutamayacak ve sindiremeyeceklerdir. Rojava Devrimi’nin kadın devrimi olduğundan korkup Hewrin Xelef’i katlederek bu kazanıma saldırmak isteseler de asla amaçlarına erişemeyecekler.

Bu önemli tarihi süreçten geçerken dünya halklarının desteği kadar, Kürtlerin kendi iç barışını sağlayarak ortak düşman karşısında birleşmeleri çok önemlidir.

Bu yönlü çabalar ve gayretler halkımızı ve biz sanatçıları sevindiriyor, heyecanlandırıyor ve mücadele azmimizi pekiştiriyor, direnç gücü katıyor.

Bedeli ağır da olsa , karanlığın en zifiri vaktinde, şafağın atacağı unutulmamalıdır.

SANATÇILARA ÇAĞRI

Biz, bu mücadelenin ve halkımızın stranlarını söyleyen, resmini çizen, filmini çeken, tiyatrosunu yapan, ateşle dansını icra eden bütün sanat çevrelerini, sanatçı arkadaşımızı halkımızın bu zor ve  bir o kadar da tarihi zaferleri içinde barındıran süreçte sesini, yüreğini halkımızın sesine katmaya ve mücadele etmeye çağırıyoruz.

Özgürlük ve zafer sadece direnenlerin olacaktır. Ve son sözü her zaman direnenler söyleyecektir.”

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI