Connect with us

Yaşam-Ekoloji

Mardin’de Süryanilere kilise, manastır ve mezarlıklarının tapuları verildi

Published

on

Mardin’in 2014 yılında ‘büyükşehir’ statüsü almasından sonra kurulan, Devir Tasfiye ve Paylaşma Komisyonu’nun kararı ile kilise, manastır ve mezarlıkların da yer aldığı taşınmaz malları önce Hazine ardından Diyanet ve son olarak Vakıflar’a devredilen Süryani Cemaati’nin verdiği mücadele sonuç verdi ve bu taşınmazlara ait tapular yapılan yasal düzenlemeden sonra Mor Gabriel Manastırı Vakfı’na teslim edildi. Tapuları alan Vakıf Başkanı Koryakos Ergün , yaşanan süreci anlatırken, vakıflarına ait olup bölgede yapılan kadastro çalışmaları sırasında bulundukları yer tüzel kişiliklereri adına tespit görüp tescil edilmiş bulunan kilise, manastır ve mezarlık vasfında bulunan taşınmaz malların önce komisyon tarafından hazineye devredildiğini belirterek, şöyle konuştu:

“Köy tüzel kişilikleri adına kayıtlı olan kilise ve manastır niteliğinde bulunan tanışmaz mallarımız Hazine’ye devredilmiş, tahsisi Diyanet İşleri Başkanlığı’na yapılmıştı. Süryani mezarlığı niteliğindeki taşınmazlarımız ise Mardin Büyükşehir Belediyesi adına tescil edilmişti. Vakfımızın kilise ve manastırlara ait farklı nitelikteki arazilerin ise bulunduğu yer belediye adına tesciline karar verilmişti. Mor Gabriel Manastırı Vakfı bu kararlar karşısında gerekli müdahalede bulunup, Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu’na yazılı ve sözlü başvuru yapıp, söz konusu manastır, kilise, mezarlık ve arazilerin vakfa iade edilmesini istemişti. Ancak, komisyon tarafından taleplere olumlu yanıt verilmemişti. Daha sonra ise Devir, Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu, Diyanet İşleri Başkanlığı’na yapılan tahsis kararından vazgeçip kilise ve manastırların da bu defa Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devrine karar vermişti. Sonrasında ortaya çıkan sorununun çözümü için gereken yasal düzenleme, Sayın Cumhurbaşkanımızın onayı ile hazırlanmış ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmesinden sonra Cumhurbaşkanının onayı ile yürürlüğe girmiştir. Bugün yapılan işlemlerden sonra manastır, kilise ve Süryani mezarlığı vasfındaki taşınmazların tapuları vakfımıza devredilmiştir. Her ne kadar arazilerle ilgili sorunumuz devam ediyor olsa da, şüphesiz ki vakfımıza ait kilise ve mezarlık niteliğindeki toplam 50 taşınmaz malın mülkiyet ihtilafını çözen bu düzenleme çok büyük önem taşımaktadır. Sorunumuzun çözümüne başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, devletimiz tarafından gösterilen bu yaklaşım her türlü takdire şayandır. Emeği geçen başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere herkese teşekür ederim.”

2014’TE MARDİN BÜYÜKŞEHİR OLUNCA KOMİSYON KARAR ALDI

Mardin’in ‘büyükşehir’ statüsünde olması ve ardından köylerin resmi olarak mahalleye dönüştürülüp İl Özel İdaresi’nin bağlanması nedeniyle, Mardin Valiliği bünyesinde Devir Tasfiye Paylaştırma Komisyonu kurulurken, komisyon Mardin ‘in Midyat ve Nusaybin ilçesinde Süryaniler’e ait çok sayıda kilise, manastır, mezarlık gibi mülkleri kamu kurumlarına devretti. Komisyonun 2014 yılında aldığı karar ile köy tüzel kişiliğinde olan kilise ve manastırların tescili Hazine’ye, tahsisi ise, Diyanet İşleri Başkanlığına yapıldı. Mezarlıklar ise Mardin Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na tahsis edildi. Komisyonun aldığı kararı Mor Gabriel Manastırı Vakfı mahkemelere taşırken, Mardin Valiliği Devir Tasfiye Paylaştırma Komisyonu itirazlar üzerine yeni karar aldı.

KARAR İPTAL EDİLDİ

Konunun kamuoyunda tartışılması ve özellikle kilise ve manastırların tahsisinin Diyanet İşleri Başkanlığı’na yapılması üzerinde gelen tepki ve eleştiriler üzerine Mardin Valiliği Devir Tasfiye Paylaştırma Komisyonu, Mor Gabriel Manastırı Vakfı Başkanı Kuryakos Ergün’ün hazır bulunduğu toplantıda, 2014’te alınan kararı iptal etti. Karara göre, manastır ve kiliselerin Diyanet İşleri Başkanlığı’na yapılan tahsisi iptal edilirken, tescilinin halen Hazine’de olduğu belirtildi. Son alınan karar ile taşınmaz mallar Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmişti. 27 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile bu taşınmazların Mor Gabriel Manastırı Vakfı’na deviredildi

 

Yaşam-Ekoloji

Araştırma: Erasmus yapanların iş bulma şansı daha yüksek

Published

on

AB Komisyonu’nun Pazartesi günü Brüksel’de açıkladığı iki ayrı araştırmanın sonuçları Ersamus programının sağladığı avantajlara dikkat çekti. Sonuçlar, AB’nin üniversiteler arasında akademik değişim ve etkileşimi desteklemek için uyguladığı Erasmus programına katılan öğrencilerle akademisyenlerin, iş bulma konusunda daha fazla fırsata sahip olduğunu gösteriyor.

Araştırmaların sonuçları, yurt dışı deneyiminin, iş arayan mezunlar açısından yararlı bir faktör olduğunu ortaya koyuyor. Erasmus programına katılan ve araştırmalarda görüşlerine başvurulan her on kişiden sekizi, mezun olduktan sonra üç ay içinde iş bulduğunu ifade etti.

Her on kişiden yedisi de, yurt dışında geçirilen zamanın ardından mesleki anlamda gitmek istedikleri yönü daha iyi belirleyebildiklerini dile getirdi. Ayrıca katılımcıların yüzde 90’ı, Erasmus programından sonra farklı kültürlerden insanlarla bir arada çalışmanın daha kolay geldiğini vurguladı.

Tüm programları tek çatı altında toplayan Erasmus+

AB Komisyonu tarafından yaptırılan iki ayrı araştırma için 2014 ile 2016 yılları arasında yaklaşık 77 bin üniversite öğrencisi, mezun ve akademisyenin yanı sıra 500’e yakın kurum ve kuruluşla görüşmeler yapıldı.

2014 yılından bu yana yürürlükte olan Erasmus+, Avrupa Birliği’nin hayat boyu öğrenme, gençlik, spor ve üniversiteler arası iş birliği programlarını tek çatı altında topluyor. Son beş yılda bu programa katılanların sayısı iki milyonu aşmış durumda.

dpa / ET, GA

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

Türkiye’nin pili bitti

Published

on

Kalp ritim bozukluğunun tedavisinde kullanılan ve yaşamsal öneme sahip kalp pillerinin ödenek yetersizliğinden dolayı birçok hastanede bulunamadığı öne sürüldü. Değiştirilmediği takdirde kalp kriziyle birlikte hastaların ölümüne neden olabilecek kalp pilinin fiyatının yüksekliğinden ve bütçe yetersizliğinden dolayı hastanelerin ihale açamadığı iddia ediliyor. CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, çok sayıda hastanede kalp pili bulunmadığı ve ölüm riski olmasına rağmen hastaların bekletildiğine yönelik iddiaları Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanıtlaması istemiyle Meclis’e taşıdı.

Fatura yurttaşa

Ekonomideki kötü gidişatın faturasının yurttaşa çıkmaya devam ettiğini söyleyen Sertel, bakanlığın kamuoyunu aydınlatmasını istedi. Sertel, şu bilgileri verdi: “Yurttaşlar Ege Üniversitesi, Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Tepecik Hastanesi gibi büyük hastanelere gittiklerini değişmesi gereken kalp pillerinin pil olmadığı için değiştirilemediğini aktardılar. Ödenek yetersizliğinden hastaneler kalp pili alım ihalesine giremiyor. Vücutlarında pil taşıyan ve pil ömrü dolan kalp hastaları şimdi hastane hastane dolaşıyor ancak aldıkları cevap hepsinde aynı. Buluruz umuduyla Ankara’ya dahi giden hastalar orada da aynı sonuçla karşılaşmış. Vatandaşa acilen pil takılması gerekiyor ancak doktorlar mecburiyetten dolayı hastanın canı pahasına ‘ihale olmadı, pil kalmadı, bugün git, yarın gel’ diyerek hastaları oyalıyor. Her zaman söylüyoruz. Sağlıktan tasarruf olmaz.”

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

Türk hükümetine Hasankeyf’i kurtarma çağrısı

Published

on

Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi, Türkiye hükümetine Ilısu Barajı projesinin durdurulması çağrısında bulundu.

Girişim tarafından yayınlanan basın bildirisinde, Haziran ayı ve sonrasında burada su tutulmaması istendi. Bildiride, “Son birkaç yıldır Hasankeyf’te, ‘eserlerin Yeni Hasankeyf’e taşınması’ ve ‘kayaların sağlamlaştırılması’ adı altında fiziki müdahalelerle ciddi bir yıkım yaşanmış olsa da halen kurtarabileceğimiz kültürel miras çok fazladır” ifadeleri kullanıldı.

“Hasankeyf ve Dicle Vadisi’nin Kurtarılması İçin Geç Değildir!” başlıklı bildiride, olası bir iptal kararından, “başta doğrudan etkilenen beş il olmak üzere, Türkiye ve Irak toplumlarının ekonomik, sosyal, kültürel ve ekolojik olarak çok ileri düzeyde faydalanacağı” vurgulandı.

Uluslararası ve Türkiye kamuoyuna hitaben yazılan metinde, “insan topluluklarının 12 bin yıldır aralıksız bir şekilde yaşadığı” Hasankeyf’in, “UNESCO’nun 10 kriterinden 9’una sahip evrensel bir değer” olduğu ifade edildi. Açıklamada şu görüşlere yer verildi.

“Türk hükümeti, Göbekli Tepe’yi, olması gerektiği gibi, UNESCO Dünya Miras Listesine aldırmak için ciddi çaba içerisinde olurken, Hasankeyf ve çevresindeki Dicle Vadisi’ni, inşaatı büyük oranda tamamlanmış Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali Projesi’nin suları altına gömmeyi planlamaktadır. Mart 2019’da yapılan resmi açıklamalara göre; 10 Haziran 2019’da Ilısu Barajına su tutmaya başlanacak ve Ekim ayında suni göllerin sularının Hasankeyf’e ulaşacağı tahmin edilmektedir.”

Bildiride, Hasankeyf ve Dicle Vadisi’nin geleceğinin belirlenmesinde “yerel halkın tüm kesimlerine” yer verilmesi ve “eşit düzeyde, katılımcı ve şeffaf bir diyalog süreci sonucu ortaya çıkacak sonuçlara göre hareket edilmesi” çağrısında da bulunuldu.

Çağrı, “Türkiye, Irak, Suriye ve dünyada taleplerimizi destekleyen bütün kesimlere, bu çağrımızı desteklemelerini ve Türk hükümetine yönelik benzeri taleplerin ifade edilmesi çağrısını yapıyoruz” ifadesiyle sonlandırıldı.

Türkei die antike Stadt Hasankeyf (Reuters/S. Kayar)

Hasankeyf

Dünyadan destek

Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi’nin bildirisini, Türkiye ve dünyanın çeşitli yerlerinden birçok sivil toplum kuruluşu, dernek ve örgütlenme imzaladı. Girişime destek veren grupların bulunduğu ülkeler arasında İran, Irak, Suriye’nin yanı sıra Almanya ve ABD de bulunuyor.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI