Connect with us

Politika

Erdoğan’ın 3600 vaadine İnce’den yanıt: Aklın başına gelmiş

Published

on

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce , CNN Türk “Seçime Doğru Özel” canlı yayınında konuşuyor. İnce’nin konuşmasından başlıklar şöyle:

“Müthiş bir hava var. Değişim rüzgarını hissediyorum.Siz bir şirketin hisse senedi var her gün burayı karalamak ister misiniz? Kimse bu üst akıl beraber mücadele edelim. İnsanları kandırma.Merkez Bankası bağımsız olacak. Kurmayları toplayacağım.

Acil olmayan kamu yatırımlarını erteleyeceğim. Polisiye tedbirlerle ekonomi olmaz. Siz demokrasinizi, hukukunuzu düzeltin. Sabit kur gibi dedikoduları tümden yok edeceğiz. Ziraat Bankası yüzde 80’ni tarım ve tarıma dayalı olanlara kredi verecek. Halkbank esnaf ve kobilere kredi verecek. Türkiye dışarıdan para aldı bununla taşa toprağa gömdü. Gerisini alamayacak üretim yapmadığı için.

1200 civarında yabancı şirket kapatmış. Türkiye batıyor. Memleket bu durumdayken Kanal İstanbul’un ne getirisi olacak bizlere. Kanal İstanbul projesini durduracağız. Milletin güveni de yabancı yatırımcıların güveni boşa çıkardılar.

Erdoğan’ın beyannamesi

Erdoğan ancak özür dileyebilir, iflas belgesini açıklayabilir. Ben ekonomiyi düzelteceğim demesi ayıp. Bugün 3600 vereceğim diyor. Kasım 2017’de CHP’li vekiller önerge. Bu önergeleri AK Partilelerin önergeleri reddetmiş. Bunlar komik. Ben 16 yıllık vaadine bakarım. Her tarafı ranta boğdular.

İnce’nin ekibi

İlhan abi ile her gün görüşüyoruz. Aykut Erdoğdu ile konuşuyorum. İkinci turda kurmaylarım ile çıkacağım. Birinci tur geçmeden kimseyi açıklamayacağım. Ekibim belli, 2014’ten  bu yana çalışıyorum. Mülakat varsa liyakat yoktur.Yüzde 90 oranında kaldıracağım.

Ekonomi için yapacaklarımız;

1- En acil işimiz yargı. Adil bir yargı düzeni kurmak gibi bir görevim var.

2- Yatırımcının önündeki bürokratik sıkıntıları ortadan kaldıracağız.

3- Faiz İslam’da haramdır. Bunu bütün Müslümanlar kabul eder. Ben de kabul ediyorum. Ama tutup faizle uğraşmanın anlamı yok. Dünyanın kuralları var. Saplantıları ortadan kaldıracağız.

4- Ekonomilerin başına liyakat sistemi ile birini atayacağız. Devlet kemer sıkacak. Saray’dan başlayacağım. Evimde otururum. Çankaya Köşkü’nü de devlet işleri için kullanırım. Kalan para ile AR-GE çalışmalarında bulunuruz. Aralık’ta 359 milyon lira harcadılar.

Kaynak mı yok? Saray yaparsanız, Suriyelilere 40 milyon dolar harcamazsanız alın size kaynak.

AB konusu

AB’nin kuralları istemesi doğal.  Biz içimizdeki sorunları halledersek yine de almazlarsa bunu konuşuruz. Siz de yaşlı biz de genç bir nüfus var. ABD’de rekabette  sosyal hakları aşağı düşmeyeceğine göre nasıl mücadele edeceksiniz? AR-GE ile. Siz de genç nüfusunuz var mı yok. Bizde var. İyi eğitirsek alırlar.

İtalyan elbiseleri 3500 avro. Türkiye’de dikilenleri var. Fason çalışıyoruz. Marka yok, tasarım yok. Markayı özgür bir nesil üretebilir. Gençler beni eleştirebilir, yandaşlık yapmasın. Ti’ye alsınlar.

Siyasetteki gerilim

Erdoğan’ı ziyaret ettim, başarılar diledim. Sonra para da yatırdım, ihtiyacı yok ama. Aile konusunda hassasım. O konuda konuşmam ama kendileri yaparsa cevap veririm. Misafirin nerede oturtulacağı ev sahibinin şanıdır. Yurt dışında oturmam. Türkiye’yi temsil ettiğim zaman eşit şartlarda otururum.

“Mamada, bezde KDV’yi indireceğim”

ÖTV kaldırıcağım demedim. Onu bir düzeltelim. Sesli kitap KDV %18, kitapta yüzde %8,  sıkı durun kutsal kitap %1. Kutsal kitapta KDV olur nu? Erdoğan, üç çocuk, beş çocuk yapın dedi mi dedi. Ben kimsenin çocuk sayısına karışamam, hatta dalga geçtim yaptım biz önereceksek altı ok da olur dedim. Ama benim cumhurbaşkanı olarak millet isterse çocuk sayısına karışma hakkım yok ama çocuk bezi, maması, sütündeki KDV oranına müdahale etme hakkım var. Mamada, bezde, sütte KDV inecek. Musluktan akan sudan 5 vergi alınıyor. Elmas, pırlanta, yatta ÖTV yok.

3600 diyor, cemevlerinin statüsü . Ona bir önerim var bunları KHK ile yapabilir. Seçimi bekleme. Madem söz verdin.

Şu anda ülkeyi yönetiyor mu yönetiyor. Neden bekliyor. Seçim öncesinde müjde ver hem oy alırsın. Yapamayacak,  yapmayacak, tercihi değil. Ekonomi tercih meselesi. Söylediklerinin tümünü yapabilir. Biz bunları defalarca Meclis’e getirdik, reddettiler.2002’de atanmamış öğretmen kalmayacak demişti. 350 bin öğretmen var şu anda.

“5 milyon genç kayıp”

2 milyon çocuk sistem dışında şu anda. 15-29 yaş arasında 18 milyon gencimiz var. Bu ülkeyi ben yönetiyor olsaydım işi gücü bırakıp bununla ilgilenirdim. Bunların arasındaki beş milyon genç; iş,okul, kurs yok. Bu ülke kalkınabilir mi?

Bu ülkenin her şeyi atıl. Üç tarfıo denizlerle çevrili, balıkçılık, deniz ulaşımı gelişmiyor. Tarım alanları boş. Her şey var. Biz oturmuşuz ülkenin başına nöbet tutuyoruz. İlk  işim 5 milyon kişiyi bulacağım.

Eğitim sistemi

5 sınav değişikliği oldu.Sınava 2 ay kala artık tarihi de değişti. Hayatta çocuklardan daha değerli bir şey olabilir mi? Neden çocukların sınavının tarihini değiştiriyoruz, seçimi değiştirelim.1+8+4 sistemi olacak.Ayın 24’ünde daha detaylı açıklayacağım.

Asla dayatma olmayacaklar. AK Parti, ülkücüler, HDP’liler, veliler, öğretmenler birleşerek yapılacak. Yaptığımız sınava herkes güvenecek. Bunu kurduğumuzda ben gittiğimde değişmeyecek.

İnce belgeli açıkladı: FETÖ okullarına 114 trilyon para yatırılmış

FETÖ ile AK Parti birlikte yaptılar. Milli Eğitim Bakanlığı’nın soru önergesine şu yanıtı verdiğini söyledi: “Savcılık listesinde olmayıp daha sonra tespit edilerek kapatılan okullar da eklediğinde, söz konusu okullarda öğrenim gören 32 bin 515 öğrenciye 2015-16 öğrenim yılında toplam 113 milyon 973 bin TL ödeme yapılmıştır.

O bakanı atmayacak mıyız? Okula verilmiş bu paralar. Çocuğunu o okula yazdırdı diye insanları işinden atacaksın. Devlet bu okullara 114 trilyon para verecek. Bu bakanı nereye atacaksın Erdoğan?

Gülen açıklaması

Sayın Erdoğan 2001 yılında partiyi kurdu. Partiyi kurmadan icazet almaya Gülen’e gitti mi? Beraber gittiği kişiyi de biliyorum. 3 Temmuz 2017’de Bekir Bozdağ, “Biz gönderirirsek reddeder” diyor.ABD, Gülen’i vermez, Erdoğan da Gülen’i istemez.

Bir fotoğraf var. Vekiller Gülen’i ziyarete gitmişler. Normalde başı açık olan kadın vekiller Gülen’in yanında  başını kapatmışlar. Pensilvanya mübarek bir yer mi ki başını kapamışlar. Orada diz çökenler şimdi 5 tanesi milletvekili listesinde bunlar ne konuşuyor.İddia ediyorum: Usulüne uygun istemediler. Bir yıl neden Gülen’i almak için bekledin? Usulüne ilişkin olmadığına ilişkin belge olmaz.

Kılı kırk yarın, ABD’nin bahanesi olmasın. Bugünkü koşullardan ABD’den alamayız. Adil ve doğru olacak. Siz bahane bırakmayacaksınız. Dış ilişkilerle ilgili açıklamalar ilkeli, kararlı tavırlarla olur. Yargınızı düzgün bir hale getirirseniz, 80 milyon inanırsa ABD’nin de inanması kolay olur”

Parlamenter sisteme dönüş takvimi

Parlamento aritmatiği önemli. Önce restorasyon ondan sonra iki yıl içinde yapabiliriz. O süre içinde şeffaf bir devlet yapısı, hesap verebilen bir devlet yapısı, özgürlükler olacak. Siyaset bir ilke işidir.”

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Politika

Avusturya’da kaset skandalı: Erken seçim kararı alındı

Published

on

Başbakan Kurz, düzenlediği basın toplantısında, eski Başbakan Yardımcısı ve Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) Genel Başkanı Heinz Christian Strache’nin istifasını kabul ettiğini söyledi.

Kurz, FPÖ ile başarılı bir koalisyon oluşturduklarını ancak sürdürülebilmesi için çok fazla fedakarlık yaptığını, özellikle aşırı sağcı partiden kaynaklanan birçok ırkçı ve yabancı karşıtı olayla mücadele etmek durumunda kaldığını anlattı.

”ARTIK YETER”

Strache hakkında dün yayımlanan videonun ardından “Artık yeter” demek durumunda kaldığını ifade eden Kurz, “FPÖ hem Avusturya’nın imajını zedeledi hem de görevi olumsuz yönde kullanacağı izlenimi oluşturdu.” dedi.

”EN YAKIN ZAMANDA SEÇİM YAPILMASINI İSTİYORUM”

Kurz, bu koşullarda FPÖ ile koalisyonun yürümeyeceğini, Sosyal Demokrat Parti (SPÖ) ile de birçok konuda uyuşmadıklarını belirterek, “Cumhurbaşkanıyla yaptığım görüşmede erken seçime gidilmesi gerektiğini söyledim, en yakın zamanda seçim yapılmasını istiyorum.” diye konuştu.

BAŞBAKAN YARDIMCISI İLE RUS YATIRIMCI ARASINDA GİZLİ GÖRÜŞME

Avusturya Başbakan Yardımcısı Heinz-Christian Strache’nin gizli görüntülerini konuşuyor. Strache’nin söz konusu görüntülerde bir Rus yatırımcıya seçimlerde maddi yardımda bulunması karşılığında kamu ihalelerinde kolaylık sağlama sözü verdiği iddia edildi. Strache, yoğun eleştirilerin ardından bugün görevinden istifa etme kararı aldı.

24 Temmuz 2017’de İspanya’nın İbiza adasında gerçekleştiği belirtilen gizli görüşmenin kayıtlarına göre, şu anda FPÖ Meclis Grubu Başkanı olan Johann Gudenus da görüşmede yer aldı.

Destek karşılığı ihale sözü vermişti: İstifa etti

Continue Reading

Politika

HDP: Cezasızlık geleneğine derhal son verilsin!

Published

on

HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Sözcüsü ve Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, yaptığı yazılı açıklamada “17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplar Haftası vesilesiyle bir kez daha gözaltında kaybettirilen yüzlerce insanı anıyor, cezasızlık geleneğinin derhal sonlandırılması çağrımızı yineliyoruz” dedi.

Açıklamada, “Dünyanın birçok ülkesinde diktatör rejimlerin kullanmaktan imtina etmediği gözaltında kaybetme politikasının Türkiye’deki ilk adımı, 12 Eylül 1980 darbesinin gerçekleştiği gün atılmıştı. Bu tarihte üç kişi gözaltında kaybedilirken, ilerleyen günlerde bu sayı artmış, yalnızca birkaç gün içerisinde en az 15 yurttaş gözaltında kaybettirilmiş, 1990’lı yıllarda ise bu politika sistematik hale gelmiştir. Sistematikleştirilen bu politikanın ardında yatan mesaj çok açıktı: Muhalifleri yıldırmak, korku iklimini yaymak, itaatkâr bir toplum yaratmaktı” ifadeleri kullanıldı.

Başaran, devamla şunları belirtti: “Ancak bu karanlık tablonun içerisinde, İnsan Hakları Derneği ve Cumartesi İnsanları, yaratılmak istenen korku iklimine karşı hakikati ve kayıpları bulma arayışları ile bu politikayı teşhir etmiş, bu karanlığa adalet arayışlarını bıkmadan, usanmadan devam ettirerek ışık tutmuşlardır.

Kayıpları ararken kaybettirilmeyi göze alanların cesareti, bugün yaratılmak istenen benzer anlayışa meydan okumakta ve direnenlere umut vermektedir. Kayıp yakınları, devletin görevi olan gerçeği açığa çıkarma mücadelesini devam ettirirken, devlet erkanı ise Cumartesi İnsanlarının Galatasaray Lisesi önünde yıllardır sürdürdükleri barışçıl, sessiz eylemi yasaklamış, bu insanlara karşı polis şiddeti uygulamıştır. Adalet arayan ailelere şiddet uygulamanın yanı sıra, bu ülkenin adalet sistemi de gözaltında kayıpların ve faili meçhullerin yargıda devam eden dosyalarına beraat kararları vererek hakikat arayışına set çekmeye çalışmıştır. Ancak şu bilinmelidir kayıpların faillerini saklayan ve koruyan dönemin hükümetleri nasıl kaybetti ise bu geleneği devam ettiren yönetimler de kaybedecektir.

Bireyler, kaybettirildiklerinde bir anda dünyadan yok olmazlar; onları sevenlerin anılarında, hafızalarında ve arayışlarında ölümsüzleşirler. Kayıplar ölümsüzleşirken onları bulmak, onlara adaleti tesis etmekten geri duran devletler ve hükümetler ise insanlığın hafızasında mahkûm edilirler.

17 yıldır ülkeyi yöneten anlayışa, kayıpları bulma yükümlülüklerini hatırlatıyor, Birleşmiş Milletler Kayıplar Sözleşmesini imzalamaya davet ediyoruz ve yineliyoruz: Kayıplar bulunsun, failler yargılansın.”

Continue Reading

Politika

Öcalan kararı HDP oylarını etkileyecek mi?

Published

on

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün İmralı’daki cezaevinde bulunan Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla görüşme yasağının kaldırıldığını açıklamasının ardından Ankara’da siyasi çevrelerde öne çıkan “Hükümet 23 Haziran öncesinde ne yapmaya çalışıyor? HDP oylarına mı talip?” sorularına yanıt aranıyor.

CHP TBMM Grup Başkanvekili Engin Özkoç, hükümetin bu hamlesini “Yaptıkları şeyin neye denk geldiğine bakılmalı. Neden daha önce değil de, şimdi? Zamanlaması manidardır. Türkiye’de toplumu ayrıştıran, bölmeye çalışan bir iktidar var” sözleriyle değerlendiriyor. Özkoç, ana muhalefet partisi CHP’nin bu konudaki yaklaşımı konusunda DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, “Kendi içimizde ayrıca değerlendiriyoruz ama birtakım şeyler de çok ortada” diyor.

Özkoç, hükümetin 23 Haziran’da tekrar edilecek İstanbul seçimini genel seçim havasında yürütmek niyetini açıkça ortaya koyduğunu belirtirken, muhalefetin ise İstanbul seçiminin bir yerel seçim olduğu, halkla iletişimini bu yönde yürüttüğü konusunda kararlılıkla ilerlediğini anlatıyor.

Özkoç, “İstanbul’da 16 milyon insan yaşıyor ve hepsi ayrıştırmadan, köken sorgulamadan kendilerini doğru düzgün yönetecek bir belediye başkanı istiyor. Hepsi, kendilerini 18 gün yöneten Ekrem İmamoğlu’nun elinden mazbatasının neden alındığını çok iyi biliyor” diyor. Halkın hükümetin her açıklamasını sorguladığını, samimi bulmadığını öne süren Özkoç, Öcalan’ın avukatlarıyla görüşme yasağının kaldırılmasının da halkta karşılığı olmayacağı mesajını veriyor.

HDP: Seçmenimiz kolay avlanabilir bir seçmen değil

HDP TBMM Grup Başkanvekili Saruhan Oluç ise Öcalan’ın avukatlarıyla görüşme yasağının kaldırıldığına dönük açıklamanın HDP seçmenini etkileyip etkilemeyeceği konusunda DW Türkçe’ye “Oylara çok büyük bir etkisinin olacağı kanaatinde değilim. Şunu da herkes bilsin ki; HDP seçmeni kolay avlanabilir bir seçmen değildir” diyor. Oluç’a göre Adalet Bakanı Gül’ün açıklaması hükümetin bir “açılımı” olarak da nitelendirilmemeli. Bakan Gül’ün Öcalan’ın avukatlarıyla görüşebileceğini söyleyerek hukuki bir duruma işaret ettiğini anlatan Saruhan Oluç, “HDP’ye hediye edilmiş bir durum yok ortada. HDP seçmeni de bilinçsiz bir seçmen değil. Herkes, neyin ne olduğunu biliyor” diye konuşuyor.

Saruhan Oluç (DW/T. Ögreten)

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç

Avukatların Öcalan’la en son 2 Mayıs’ta görüştüğünü ancak bu görüşmenin arkasının gelmediğini hatırlatan Oluç, “Mesele sadece tecritin sona erdirilmesi değil, mesele insan hayatıdır” sözleriyle de cezaevlerinde süren açlık grevlerine dikkat çekiyor. Üç bin kişinin açlık grevinde, 30 kişinin ölüm orucunda olduğunu ve bu durumdan çok kaygılı olduklarını anlatan Saruhan Oluç, “Hükümet açılım yapacaksa, cezaevlerindeki bu durumu sonlandıracak adımlar atmalıdır. Açlık grevleri çok kritik bir noktaya gelmiştir. Grevlerin bitmesi için yeni bir karar alınacak mıdır, Öcalan’la görüşme yasağının fiilen sürdüğünü açıklayan avukatların Öcalan’la yeniden görüşme yapması için adım atılacak mıdır?” diye soruyor.

İyi Parti: Dertleri oy devşirmek

İyi Parti TBMM Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan da, Adalet Bakanı Gül’ün açıklamalarıyla hükümetin 23 Haziran için HDP’li seçmenden oy devşirme niyetini ortaya koyduğunu söylüyor. Türkkan, “Zamanlamanın manidar olmadığını söylemek mümkün değil. Bahçeli işaret verdi, hükümet harekete geçti. Seçim öncesinde açıklama yapıyorlar ki seçmene oynasınlar. Ama HDP seçmeninin iktidara prim vermediğini, vermeyeceğini görmek gerekiyor” diye konuşuyor.

AKP: Seçime endeksli konu değil

AKP Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, HDP’nin “cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin ve görüş engelinin ortadan kaldırılması” amacıyla mecliste gündeme getirdiği araştırma önergesinin tartışmaları sırasında Öcalan’la görüşme meselesinin uzun zamandır devam ettiğini, “sekiz yıldır görüşme yok” ifadesinin de doğru olmadığını söylemişti. Yayman hükümetin bu konuda sürekli teması, arayışı ve çalışması olduğunu dile getirmişti.

Hüseyin Yayman AKP Türkei ( DW/H. Köylü )

AKP Milletvekili Hüseyin Yayman

Yayman, DW Türkçe’ye Öcalan’ın görüşme yasağının kaldırılmasıyla ilgili olarak muhalefet eleştirilerini değerlendirirken zamanlamanın manidar olmadığı mesajını veriyor. Yayman, “Bu konu seçim endeksli bir konu değildir. Hükümetimizin tavrı çok nettir. Milli birlik, kardeşlik, demokrasi ve çözüm süreci için çok önemli adımlar attık, riskler aldık. Ama PKK terör örgütü sürekli bu durumu sabote etti, silahla karşılık verdi. Terörle mücadele ve milli birliğimiz için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz” diyor.

Erdoğan’a 19 Mayıs tepkisi

Muhalefet cephesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Samsun’da 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı için düzenlenecek resmi törenlere HDP’yi davet etmemesine de tepki var. CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, “Bu tür milli olaylarda, devlet protokolünü ilgilendiren olaylarda davete zaten gerek yok. Kimse, kimseye bir şey bağışlamıyor, bir lütufta bulunmuyor. Devlet protokolü bellidir” derken, HDP’nin mecliste temsil edilen bir parti olduğuna dikkat çekiyor.

İyi Parti TBMM Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, “Bizim zaten Samsun için daha önceden planladığımız bir programımız vardı. Erdoğan’ın doğrularıyla hareket etmiyoruz” derken, HDP’li Saruhan Oluç da “Erdoğan’ın, tüm partilere eşit yaklaşmadığı ortada. Bir cumhurbaşkanı gibi değil de, AKP Genel Başkanı gibi davranıyor. Biz, mecliste üçüncü partiyiz. Erdoğan’ın ayrıştırıcı tavrı bu gerçeği değiştirmiyor” açıklamasında bulunuyor.

 

Hilal Köylü/Ankara

© Deutsche Welle Türkçe

 

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI