Connect with us

.

Kadın

‘Çocukların ölümünü kutsayan parti ve ittifaklara oy yok’

AleviNet

Published

on

24 Haziran öncesi buluşacakları kadınlara seçimlerin önemini anlatacak olan Kırkyama Kadın Dayanışması’ndan Tülay Korkutan, kadının bedenini denetim altına almak isteyen, savaşı pohpohlayan, çocukların ölümünü kutsayan parti ve ittifaklara oy vermeyeceklerini belirtti.

Kadınlara yönelik çalışmalar yürüten Kırkyama Kadın Dayanışması, 24 Haziran seçimleri için partilerin milletvekili adaylarını belirlemesinin ardından çalışmalarına hız verdi. Seçimler öncesi İstanbul başta olmak üzere birçok ilde her kesimden kadınla bir araya gelecek olan Dayanışma üyeleri, seçimlerin önemini anlatacak. Yine stant açma ve bildiri dağıtımları ile kadınlar seçimler ve yer alan partilerin politikaları konusunda bilgilendirilecek. Seçimlerin önemini ve bu konuda yürütecekleri çalışmaları Kırkyama Kadın Dayanışması aktivisti Tülay Korkutan ile konuştuk.
‘KADINLAR NİYE TAMAM DEDİĞİNİ ÇOK İYİ BİLİYOR’
Kadınların 16 yıldır iktidarda olan AKP’den artık sıkıldığını ve politikalarına “TAMAM” dediğini belirten Korkutan, kadınların niye tamam dediğini de çok iyi bildiklerini vurguladı. AKP’nin olan muhafazakar politikalarla kadınların bedenine, emeğine, özgürlüklerine saldıran bir yerde durduğunu dile getiren Korkutan, bunu da “Bunun sosyal hayattaki temsilcileri de erkekler tarafından sürdürülüyor. Kadınların bugüne kadar mücadele ile kazandığı bütün kazanımlar bir bir alınmaya çalışılıyor. AKP, kadınların bedenini denetim altına almaya çalışan, kaç çocuk doğuracağımızdan doğurmayacağımıza, hangi boyda etek giyip giyeceğimize kadar pek çok müdahaleyle birlikte yaşamlarımıza karışan bir yerde duruyor” sözleriyle açıkladı
‘AKP’YE VERECEK OYUMUZ YOK’
Korkutan, mevcut cumhuriyet rejiminin kriz yaşadığı, 24 Haziran seçimlerinin de bu krizin üzerine yapıldığı görüşünde. Hayata geçirilmeye çalışılan siyasi değişikliklerin ise, siyasal İslam sosuyla yapılmaya çalışıldığını dile getiren Korkutan, “Bunu da ilk elden kadınların bu zamana kadar kazandığı bütün kazanımları bir bir geri alarak sürdürmeye çalışıyorlar. Bunun neye hizmet ettiğini biliyoruz. Elbette ki 24 Haziran’da da kadınlar, bu anlamda kime oy vermeyeceklerini çok iyi biliyor. Kadınlar olarak AKP iktidarına oyumuz yok diyoruz” dedi.
‘OYUMUZ LİSTEDE YÜZDE 50 KADIN ADAYLARA YER VERENLERE’
Kadınların kime oy vermeyeceğini bildiği kadar, kime oy vereceğini de çok iyi bildiğini kaydeden Korkutan, Kırkyama Kadın Dayanışması olarak kendileri açısından belirleyici olan faktörleri şöyle sıraladı: “Cinsiyetçi iş bölümüne ‘Hayır’ diyen, işyerlerinde eşit işe eşit ücret talebinde bulunan ve bunu savunan, eşit temsiliyeti bütün kurum organlarında var etmeye çalışan, kadın emeğinden bedeninden yana olan, özgürlüklerine, hayatına müdahale etmeyen ve bunu da programı içine alan adaylara ve partilere oyumuz olacak. Biliyoruz ki bugün kadınların emeği, en güvencesiz ve kayıtsız alanda veya oralara itilmeye çalışılıyor. Bugün taciz ve tecavüz had safhada. Kravat taktığı için ‘iyi hal’ indirimi alan bir yargıya toplumdan doğru bir cevabı olan ve bunun için mücadele eden partilere oyumuz olacak. Oyumuz listede yüzde 50 kadın adaylara yer veren partiye olacak.”
‘ÇOCUKLARIN ÖLÜMÜNÜ KUTSAYAN PARTİLERE OY YOK’
AKP’nin ise, yıllardır muhafazakar politikalarla kadının bedenini ve emeğini denetim altına almaya çalıştığını belirten Kokutan, bunun aile ve nüfus politikaları üzerinden devreye konulduğu üzerinde durdu.
Aileyi ve anneliği kutsayan bir yerde durup, bunu da kadınları eve hapseden bir politikayla yürüten ne AKP’ye, ne de o kurduğu ittifakın içerisinde olan diğer partilere verecek oylarının olmadığını kaydeden Korkutan, “Çünkü 16 yıldır bu iktidardan neler çektiğimizi en çok biz kadınlar biliyoruz. Ne kadının bedenini denetim altına alan ne de çeşitli milliyetçi politikalarıyla savaşı pohpohlayan ve oradan siyaset yapan, çocukların ölümünü kutsayan partilere ve onun ittifakına biz kadınların oyu yok kesinlikle. Bunu çok net söyleyebiliriz” dedi.
‘İNSANLAR GEÇİNEMEDİĞİ İÇİN KENDİLERİNİ YAKTI’
Baskın seçim kararı alınmasının altında yatan nedenler olarak ise, ekonomik gidişata işaret eden Korkutan, bu gidişattan en fazla yine kadınların etkilendiğini ifade etti. Korkutan, “Bugün insanlar işsizlikle karşı karşıya. İnsanlar geçinemediği için kendilerini yaktı. O yüzden bir sıkışmışlık hali var. İnsanlarda da bir öfke birikmiş durumda. Tayyip de, Saray da bunun farkında. Bu erken seçimin kendisi de bir siyasi rejim krizinin üzerine yapılan bir şey” diye konuştu.
KADINLARLA SEÇİMLERİ KONUŞACAKLAR 
Tüm bu nedenlerle 24 Haziran’ı Türkiye tarihinin önemli seçimlerinden biri olarak gördüğünü dile getiren Korkutan, OHAL koşullarında yapılacak olan seçimde öne çıkan sandık güvenliği konusunda da kadınlar olarak üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirip, oylarına sahip çıkacaklarını söyledi.
Önümüzdeki haftadan itibaren seçim çalışmalarına ağırlık verecekleri paylaşan Korkutan, “İşçi havzalarındaki kadınlarla buluşma, yoksul emekçi kadınlarla buluşmalar gerçekleştireceğiz. Buradaki kadınlarla taleplerini, ne istediklerini, kime oy vereceğimizi tartışacağımız, çeşitli toplantılar gerçekleştireceğiz. Bunu sadece İstanbul’da değil, Antakya Bursa, Ankara, Kocaeli üzerinden şekillendireceğiz. Kadınların bezlere taleplerini yazdığı ve bunu da Antakya’dan Kocaeli’ne birleştirdiğimiz bir politikamız olacak. Merkezlerde de çeşitli etkinlik ve bildiri dağıtımlarımız olacak. En nihayetinde 24 Haziran’a giderken kadınlarla kime oy vermeyeceklerini tartıştığımız bir noktada olacağız. Kırkyama Kadın Dayanışması olarak durduğumuz noktada eşit ve özgür bir hayata, kadının emeğini, bedenini sorgulamayan, eşit işe eşit ücret hakkını savunan, oraya dair politikası olan, onu programında yansıtan, cinsiyetçi iş bölümünü eleştiren,  erkek egemenliğine dair sözü olan parti ve adayı destekleyeceğiz”  dedi.
‘GÜZEL GÜNLER GELECEK’
Kadın düşmanı iktidarın mutlaka gitmesi gerektiğini bir kez daha vurgulayan Korkutan “Güzel günlerin geleceğine inanıyoruz. Kadınlar olarak ‘sıkıldık’ ve ‘tamam’ diyoruz. Bu anlamda 25 Haziran’da eşit ve özgür bir sabaha uyanmak istiyoruz” sözlerini sarf etti.
MA / Necla Demir

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kadın

Yasa yok ama Türkiye’de 7 yıldır kürtaj yasak

AleviNet

Published

on

ABD’nin Alabama Eyaletinde kürtajın tecavüz durumunda dahi yasaklanması dünya hatta Türkiye’de de konuşulan konular arasındaydı. Peki, Türkiye’de durum nedir? Kürtaj yasal mı yoksa yasak mı? İnternette bu konu hakkında yapılan sokak röportajlarında, kadınların bu soruya verdiği ortalama cevap, Türkiye’de kürtajın yasak olduğu doğrultusunda. Oysaki Türkiye’de kürtaj sanılanın aksine yasak değil. 1983’te yasal hale getirilen kürtaj, 2827 Sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun kapsamında yürürlükte. Buna göre 10’uncu haftayı dolduran gebelikler isteğe bağlı olarak; bu haftanın üstündekiler ise tıbbi zorunluluklar çerçevesinde sonlandırılabiliyor.

Fakat yasak olduğu algısı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2012 yılında “Kürtaj cinayettir” demesinden sonra fiilen uygulanmaya konuldu. Erdoğan’ın açıklamasının ardından Adalet ile Aile ve Sosyal Politikalar bakanlıkları kürtajı yasaklayan yasal bir düzenleme yaptı ama gelen tepkiler üzerine bu düzenleme askıda kaldı. O günden bugüne gelindiğinde ısrarla 3 çocuk söylemlerinin devam ettirilmesi; aile planlama çerçevesinde uygulanan doğum kontrolün azaltılması ile gelişen politikalara bağlı olarak bu algı ve uygulama yayıldı.

‘KÜRTAJ OLMAMAM İÇİN İKNA ETMEK İSTEDİLER’

Yasada kürtaj için evli çiftelerde eş izni istenirken daha küçük yaştakiler vasi ya da veli onayına tabi tutuluyor. Ama anayasada evlilik dışı gebeliklere dair kısıtlayıcı bir ibare bulunmuyor. Ona rağmen bu tamamıyla yasakmış gibi bir algı yaratılırken bugün evli çiftler de kürtaj konusunda epey zorluk çekiyor. Fatma Karakaş ve eşi de bu zorlukları yaşayanlardan sadece bazıları. Fatma Karakaş evli ve 4 yaşında bir çocuk annesiyken eşiyle aldığı ortak karar doğrultusunda kürtaj olmak için üç hastaneye gitti. Bunların üçü de özel hastanelerdi. Buralarda kürtaj olmaması için ikna edilmeye çalışıldı. Karakaş’ın yaşadığı bu deneyim bugün Türkiye’de birçok kadının kamu hastanesinde karşılaştıklarının artık özel hastanelere de sıçraması hali olarak tanımlanabilir.

Gebeliğinin 10’uncu haftasında hamile olduğunu öğrenen Karakaş, öncelikle A sınıfı bir özel hastaneye kürtaj olmak için başvuru yaptı. Muayene esnasında kürtaj olmak istediğini söyleyince hekim, çifti kürtaj olmamaya ikna çabalarına girişti: “Bebeğin kalp atışları başlamıştı ve bize uzun uzun dinletti. Zaten bizim için zor olan süreci iyice zora soktu. Kararlı olduğumuzu görünce kendisinin 6 haftadan büyük bebekleri kürtaj yapmayı tercih etmediğini ama başka bir hekim önerebileceğini söyledi. Başvurduğumuz ikinci hekim de yine muayene esnasında biraz daha düşünmemiz ve de oğlumuzu kardeşsiz bırakmamamız gerektiğini ifade etti. Yine kibarca kararlı olduğumuzu anlatmaya giriştik fakat gebelik tahliyesi için 10 haftanın çok geç dedi ve yine hastaneden sonuç alamadan ayrıldık.”

‘OĞLUNUZA KARDEŞ YAPIN’

Karakaş ve eşi son olarak üçüncü bir hastaneye daha gitti. Fakat durum orada da değişmedi kendi ifadesiyle üçüncü hastane başvurusu da tam bir kâbustu: “Kadın doğum uzmanı doktor tam bir fırsatçıydı. Bize gebeliği tahliye edebileceğini, fakat bunun bize pahalıya patlayacağını söyledi. Ücreti sormamıza rağmen ısrarla sorumuzu yanıtsız bıraktı. Ertesi gün için bize erken saatte randevu verdi. İşlemi yapacağı yeri de bize sabah mesajla bildireceğini söyledi. Şaşırdık, çünkü işlemin başvurduğumuz hastanede yapılacağını sanıyorduk. Doktora nerede yapacağını sorduğumuzda ise yine bizi yanıtsız bıraktı. ‘Şimdi işim var, siz yarım saat bir dolaşın, sizi ararım ben’ deyip, bizi kovarcasına odasından dışarıya çıkardı. Sonra telefonumuz çaldı ve aynı hekim, ‘Gelin bir daha konuşalım’ dedi. Biz yeniden odasına girdiğimizde bu kez evli olup olmadığımızı sordu. Evli ve bir çocuk sahibi olduğumuzu öğrenince de bu kez ‘Sen niye söylemiyorsun çocuğunun olduğunu, hem de evlisiniz. Neden kardeş yapmıyorsun, bak benim 4 çocuğum var, aklım olsa beşinciyi de yapardım. Niye kürtaj olmak istiyorsun ki kardeş olmak harika bir şey’ deyip durdu. Bizim evlilik dışı ilişkiden çocuk sahibi olduğumuz ve teklif edeceği ücreti ödemek zorunda kalacağımız düşünüyordu ‘isterseniz yine de yaparım size bir şeyler gençler’ dedi. Eşimle hemen odadan ayrıldık.”

Karakaş yaşadığı zorluk nedeniyle neredeyse gebeliği sonlandırmaktan vazgeçeceğini ifade etti ve şunları söyledi: “Eminim pek çok kadın benim yaşadığım hikâyeye benzer şeyler yaşıyor. Ya hekim tarafından ikna edilmeye çalışılıyor ya da merdiven altı yerlerde sağlığını tehlikeye atmak zorunda bırakılıyor.”

ARTIK ÖZEL HASTANELER DE KÜRTAJDAN KAÇINIYOR

Kürtajın Türkiye’deki durumunu sormak için ulaştığımız İstanbul Tabip Odası YK üyesi İncilay Erdoğan ise yasal olarak bir yasağın olmadığını fakat fiili olarak doktorların baskı altında olduğunu söyledi: “Hiçbir kamu kuruluşu kürtaj yapmaya yanaşmadığı gibi aslında özellerde de bu durum baskılanmaya başlandı. Oysaki 10 haftayı dolduran her gebelik isteğe bağlı, daha üstünde olan durumlarda ise tıbbi sonlandırma uygulanmalıdır. Ama bu durum bizzat yasal olmasına rağmen iktidar tarafından engelleniyor. Hekimler de korktuğu için bunu yapmıyor. Öte yandan performansa dayalı bir sağlık sistemi getirildiği için kürtajın geliri yok diye de tercih edilmiyor. Ama bunun baş sebebi 3-5 çocuk yapın diyen ve kadın bedenini bir meta olarak gören AKP iktidarının politikalarıdır. Kürtajı yasal olmasına rağmen baskıyla yasak hale getirildi.”

HİZMET ALINMADIKÇA TALEP DE DÜŞÜYOR

Türkiye Aile Sağlığı ve Aile Planlaması Vakfı, UNFPA Türkiye Ofisi ve Nüfus Bilim Derneği’nin bu konu hakkında 2018 Nisan ayında yayınladığı “Sisteme değil isteğe bağlı hizmet: Sağlık Çalışanları Gözünden İstanbul’da Kürtaj ve Aile Planlaması Hizmetlerinin Durumu ” raporu da konuyla ilgili vahim tabloyu ortaya koyuyor.

Araştırmada birçok hekim uygulamanın yerine getirilmedikçe bu hizmetin alınamayacağına dair kanının yerleştiğini kabul ediyor, bu durum raporda şöyle yer alıyor: “Kadınlar arasında kürtaj talebinin düşük olduğunu ifade eden hekimler açıkça görünen arz düşüklüğünün, hizmet alamadıkça alamayacağını kabullenmek durumunda kalan kadınların taleplerinin düşmesine neden olabileceğini düşündürmektedir.”

HEKİMLER DE BU KONUDA YETERSİZ BİLGİYE SAHİP

Öte yandan yine aynı araştırmada bir hekim, kadınların medeni durumu ne olursa olsun, kürtaj yaptırabileceğini bilmesinin gerektiğini araştırma sırasında fark edip itiraf ediyor: “Böyle bir şeyin olduğu bilgisine de ihtiyacı var kişinin. Şimdi siz söyleyince bu konuda biraz eksik olduğumu da anladım, yani bunu da aktarmak lazım insanlara evli olup olmadığını bilmeksizin, yani evli olsa da olmasa da. Yani kendi özel hayatını bilmeye gerek olmaksızın böyle bir şeyin var olduğunu bence bilmesi lazım hastanın, bence çok da önemli.”

Continue Reading

Kadın

Meslektaşları Müzeyyen Boylu Issı’yı katledildiği yerde andı

AleviNet

Published

on

Çoğunluğu kadınların oluşturduğu kalabalık, ellerinde dövizlerle kadına yönelik şiddete tepki gösterdi. Burada kalabalık adına açıklama yapan Adalet Kaya, kadına yönelik şiddetin önlenmesine yönelik yasaların hayata geçirilmesini istedi. Kaya, şunları söyledi:

“Yüz yıllardır süren kadın kıyımı ile mücadele etmiş ve hatta bu uğurda yaşamını feda etmiş tüm kadınların kazanımlarını sahiplenerek, Müzeyyen Boylu’nun katledilmesinin üzüntüsü ile davanın takipçisi olacağımızı ve vahşice bu cinayeti işleyen erkeğin en ağır ceza ile cezalandırılması için mücadele edeceğimizi belirtiyoruz. Yasaların ve uluslararası sözleşme hükümlerinin tam olarak kadını koruyacak bir değişim, dönüşüm ve uygulamaya geçene kadar bu mücadelemizi yükselteceğiz.”

Açıklamanın ardından bir süre oturma eylemi yapan kalabalık, ardından dağıldı.

Continue Reading

Kadın

Öldürdüğü kadının cenazesine katılıp ağlamış

AleviNet

Published

on

Jandarmanın düzenlediği operasyonla Medet Can A., vatani görevinin devamı için Çanakkale’ye gitmek üzereyken, Elazığ Havalimanı’nda yakalandı. Medet Can A.’nın, ifadesinde, Oğuz’un cenaze törenine katılıp, üzüldüğü sanılsın, diye ağladığını söylediği öğrenildi.

Hozat ilçesine bağlı Geçimli köyünde, perşembe günü hayvanlarını otlatmaya götüren, 3 çocuk annesi Sakine Oğuz’un, merada tabancayla vurulmuş cansız bedeni bulundu. Malatya Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopside Oğuz’un, başına 2 el ateş edilerek, öldürüldüğü belirlendi. Olayın ardından kadının cenazesi, köyde düzenlenen törenle toprağa verilirken, İl Jandarma Komutanlığı ve Hozat İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Oğuz’u öldüren ya da öldürenleri belirlemek çalışma başlattı.

Cinayetin aydınlatılması için olayın yaşandığı Geçimli köyünde oturan çok sayıda kişinin ifadesine başvuran ekipler, Çanakkale’de vatani görevini yaparken, memleketine izne gelen Medet Can A.’nın, olay günü motosikletle bölgede dolaştığını tespit etti. Medet Can A.’nın, cinayetten 3 gün önce ise bir grup arkadaşıyla Geçimli köyü yakınlarında eğlendikleri sırada havaya ateş açtıklarını öğrenen ekipler, bölgede yaptığı araştırmada boş kovanlar buldu.

HAVALİMANINDA YAKALANDI

Eğlencenin yapıldığı yerde bulanan kovanlar ile Sakine Oğuz’un öldürüldüğü yerde bulunan boş kovanların aynı silahtan çıktığının belirlenmesi üzerine savcılık tarafından Medet Can A. hakkında gözaltı kararı verildi. Bunun üzerine jandarma ekipleri, vatani görevinin devamı için Çanakkale’ye gitmek üzere olan Medet Can A.’yı, dün Elazığ Havalimanı’nda yakaladı.

CENAZEYE KATILIP, AĞLAMIŞ

Tunceli’ye getirilip, jandarmada ifadesi alınan Medet Can A.’nın, Sakine Oğuz’u öldürdüğünü itiraf ettiğini; ancak neden cinayeti işlediğini söylemediği belirtildi. Medet Can A.’nın, dikkat çekmemek için Sakine Oğuz’un 18 Mayıs’ta Hozat Cemevi’ndeki cenaze törenine katıldığını ve üzüldüğü sanılsın, diye ağladığını söylediği öğrenildi.

Jandarmadaki sorgusu süren Medet Can A., işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilecek.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI