Connect with us

Yaşam-Ekoloji

Evlatlık çocuğu 7 yıl sonra geri alıp, yenisini vermek istediler

Published

on

Ankara’da evlilik dışı ilişkiden dünyaya getirdiği çocuğunu yetiştirme yurduna bırakan biyolojik anne, 7 yıl sonra “Çocuğumu geri istiyorum” diyerek Çocuk Esirgeme Kurumu ‘na başvurdu. Görevliler, B.Ç.U’YU evlat edinmek için alan N.G. ve M.G. çiftine “Koruyucu aile” teklifinde bulundu. Teklifi kabul etmeyen aile ile biyolojik anne davalık oldu.

Okuldan aldılar

Hakim dava süresince çocuğun ailede kalmasına karar verdi. Ancak kurum görevlileri itirazla bu kararı kaldırdı. Ardından çocuk okuldan alınarak anneye teslim edildi. Aile, hem kuruma hem de biyolojik anneye tazminat davası açtı. Aile kendilerine “Çocuğu biyolojik anneye verelim, size yeni çocuk ayanlayalım” denildiğini iddia etti.

‘Nasıl söyleyeyim’

B.Ç.U. okuldayken kendisine okul müdürü tarafından telefon edildiğini belirten N.G. şunları anlattı: “Müdür, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ‘ndan gelen görevlilerin çocuğu biyolojik annesine götürmek istediklerini söyledi. Bir anda ne yapacağımı şaşırdım. Evden nasıl çıktığımı hatırlamıyorum. Çocuğu bizden alacaklarını, ardından da biyolojik annesine vereceklerini söylediler. Oradaki görevlilere, yetkililere, ‘Avukatım yok, eşim yok. Ben şu anda kendi kendime karar veremem’ dedim. ‘Tamam o zaman çocuğu kuruma götüreceğiz, orada üç gün psikolojik tedavi sürecinden geçecek’ dediler. Benden onun gerçek annesi olmadığımı söylememi istediler. ‘Allah aşkına nasıl söyleyeyim, ben söyleyemem’ dedim.” Biyolojik anneye haber verilmediğini zannettiğini, kurumdan dışarı çıktığında ise biyolojik annenin dışarıda beklediğini gördüğünü iddia eden N.G., “Olay çoktan kurgulanmış. O da olayları dışarıdan takip ediyormuş” dedi.

‘Paket gibi verildi’

N.G.-M.G. çiftinin avukatı Türkay Asma şunları söyledi: “Kurum, bebeği biyolojik annesinden ‘evlat edinmeye izin veriyorum’ beyanı alarak 10 günlükken aileye teslim etmiştir. Aile, nüfus işlemine geçeceği sırada kurumun, çocuğu doğuran kadının onu geri istediği ve ona teslim etmeleri gerektiği bilgisiyle yıkılmıştır. Bu aşamada, kurumun çocuğun evlat edinilmesi için aldıkları koruma kararını kaldırdıkları da öğrenilmiştir. Aile, gerek koruma kararının kaldırılmasına, gerekse çocuğun biyolojik anneye teslimine yönelik açtıkları davada aldıkları tedbir kararına rağmen çocuk okuldan polisle alınarak, biyolojik anneye paket gibi teslim edilmiştir. Kurum evlat edinmede kanuna aykırı şekilde rıza almakta, çocukların yasal evlat edinme işlemi başladığında bu nedenle davalar kaybedilmekte, çocuklar bağlandıkları ailelerden alınarak kendilerini terk eden ailelere teslim edilmektedir.”

‘Kız çocuğu verelim’

Dosyalarına bakan kurum görevlisinin çocuğu biyolojik anneye teslim etmeye çalıştığını belirten çiftten M.G. ise, “Bize ‘Bu çocuğu ailesine verelim, size 3-5 yaşlarında büyümüş bir kız çocuğu verelim’ teklifinde bulundu. Kesinlikle kabul etmeyeceğimi dile getirdim” dedi. B.Ç.U.’yu evlat edinmeden önce kurum ile 15 maddelik ‘Evlat Edinme Sözleşmesi’ imzaladıklarını söyleyen M.G., B.Ç.U.’yu biyolojik annesi tarafından açılan davalardan dolayı evlat edinme statüsüne geçiremediklerini dile getirdi. M.G. alınan çocuğu çok özlediklerini söyledi.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam-Ekoloji

Araştırma: Erasmus yapanların iş bulma şansı daha yüksek

Published

on

AB Komisyonu’nun Pazartesi günü Brüksel’de açıkladığı iki ayrı araştırmanın sonuçları Ersamus programının sağladığı avantajlara dikkat çekti. Sonuçlar, AB’nin üniversiteler arasında akademik değişim ve etkileşimi desteklemek için uyguladığı Erasmus programına katılan öğrencilerle akademisyenlerin, iş bulma konusunda daha fazla fırsata sahip olduğunu gösteriyor.

Araştırmaların sonuçları, yurt dışı deneyiminin, iş arayan mezunlar açısından yararlı bir faktör olduğunu ortaya koyuyor. Erasmus programına katılan ve araştırmalarda görüşlerine başvurulan her on kişiden sekizi, mezun olduktan sonra üç ay içinde iş bulduğunu ifade etti.

Her on kişiden yedisi de, yurt dışında geçirilen zamanın ardından mesleki anlamda gitmek istedikleri yönü daha iyi belirleyebildiklerini dile getirdi. Ayrıca katılımcıların yüzde 90’ı, Erasmus programından sonra farklı kültürlerden insanlarla bir arada çalışmanın daha kolay geldiğini vurguladı.

Tüm programları tek çatı altında toplayan Erasmus+

AB Komisyonu tarafından yaptırılan iki ayrı araştırma için 2014 ile 2016 yılları arasında yaklaşık 77 bin üniversite öğrencisi, mezun ve akademisyenin yanı sıra 500’e yakın kurum ve kuruluşla görüşmeler yapıldı.

2014 yılından bu yana yürürlükte olan Erasmus+, Avrupa Birliği’nin hayat boyu öğrenme, gençlik, spor ve üniversiteler arası iş birliği programlarını tek çatı altında topluyor. Son beş yılda bu programa katılanların sayısı iki milyonu aşmış durumda.

dpa / ET, GA

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

Türkiye’nin pili bitti

Published

on

Kalp ritim bozukluğunun tedavisinde kullanılan ve yaşamsal öneme sahip kalp pillerinin ödenek yetersizliğinden dolayı birçok hastanede bulunamadığı öne sürüldü. Değiştirilmediği takdirde kalp kriziyle birlikte hastaların ölümüne neden olabilecek kalp pilinin fiyatının yüksekliğinden ve bütçe yetersizliğinden dolayı hastanelerin ihale açamadığı iddia ediliyor. CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, çok sayıda hastanede kalp pili bulunmadığı ve ölüm riski olmasına rağmen hastaların bekletildiğine yönelik iddiaları Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanıtlaması istemiyle Meclis’e taşıdı.

Fatura yurttaşa

Ekonomideki kötü gidişatın faturasının yurttaşa çıkmaya devam ettiğini söyleyen Sertel, bakanlığın kamuoyunu aydınlatmasını istedi. Sertel, şu bilgileri verdi: “Yurttaşlar Ege Üniversitesi, Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Tepecik Hastanesi gibi büyük hastanelere gittiklerini değişmesi gereken kalp pillerinin pil olmadığı için değiştirilemediğini aktardılar. Ödenek yetersizliğinden hastaneler kalp pili alım ihalesine giremiyor. Vücutlarında pil taşıyan ve pil ömrü dolan kalp hastaları şimdi hastane hastane dolaşıyor ancak aldıkları cevap hepsinde aynı. Buluruz umuduyla Ankara’ya dahi giden hastalar orada da aynı sonuçla karşılaşmış. Vatandaşa acilen pil takılması gerekiyor ancak doktorlar mecburiyetten dolayı hastanın canı pahasına ‘ihale olmadı, pil kalmadı, bugün git, yarın gel’ diyerek hastaları oyalıyor. Her zaman söylüyoruz. Sağlıktan tasarruf olmaz.”

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

Türk hükümetine Hasankeyf’i kurtarma çağrısı

Published

on

Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi, Türkiye hükümetine Ilısu Barajı projesinin durdurulması çağrısında bulundu.

Girişim tarafından yayınlanan basın bildirisinde, Haziran ayı ve sonrasında burada su tutulmaması istendi. Bildiride, “Son birkaç yıldır Hasankeyf’te, ‘eserlerin Yeni Hasankeyf’e taşınması’ ve ‘kayaların sağlamlaştırılması’ adı altında fiziki müdahalelerle ciddi bir yıkım yaşanmış olsa da halen kurtarabileceğimiz kültürel miras çok fazladır” ifadeleri kullanıldı.

“Hasankeyf ve Dicle Vadisi’nin Kurtarılması İçin Geç Değildir!” başlıklı bildiride, olası bir iptal kararından, “başta doğrudan etkilenen beş il olmak üzere, Türkiye ve Irak toplumlarının ekonomik, sosyal, kültürel ve ekolojik olarak çok ileri düzeyde faydalanacağı” vurgulandı.

Uluslararası ve Türkiye kamuoyuna hitaben yazılan metinde, “insan topluluklarının 12 bin yıldır aralıksız bir şekilde yaşadığı” Hasankeyf’in, “UNESCO’nun 10 kriterinden 9’una sahip evrensel bir değer” olduğu ifade edildi. Açıklamada şu görüşlere yer verildi.

“Türk hükümeti, Göbekli Tepe’yi, olması gerektiği gibi, UNESCO Dünya Miras Listesine aldırmak için ciddi çaba içerisinde olurken, Hasankeyf ve çevresindeki Dicle Vadisi’ni, inşaatı büyük oranda tamamlanmış Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali Projesi’nin suları altına gömmeyi planlamaktadır. Mart 2019’da yapılan resmi açıklamalara göre; 10 Haziran 2019’da Ilısu Barajına su tutmaya başlanacak ve Ekim ayında suni göllerin sularının Hasankeyf’e ulaşacağı tahmin edilmektedir.”

Bildiride, Hasankeyf ve Dicle Vadisi’nin geleceğinin belirlenmesinde “yerel halkın tüm kesimlerine” yer verilmesi ve “eşit düzeyde, katılımcı ve şeffaf bir diyalog süreci sonucu ortaya çıkacak sonuçlara göre hareket edilmesi” çağrısında da bulunuldu.

Çağrı, “Türkiye, Irak, Suriye ve dünyada taleplerimizi destekleyen bütün kesimlere, bu çağrımızı desteklemelerini ve Türk hükümetine yönelik benzeri taleplerin ifade edilmesi çağrısını yapıyoruz” ifadesiyle sonlandırıldı.

Türkei die antike Stadt Hasankeyf (Reuters/S. Kayar)

Hasankeyf

Dünyadan destek

Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi’nin bildirisini, Türkiye ve dünyanın çeşitli yerlerinden birçok sivil toplum kuruluşu, dernek ve örgütlenme imzaladı. Girişime destek veren grupların bulunduğu ülkeler arasında İran, Irak, Suriye’nin yanı sıra Almanya ve ABD de bulunuyor.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI