Connect with us

Politika

Karamollaoğlu’ndan çarpıcı tahmin: ‘AKP’nin oy kaybı…’

Published

on

Saadet Partisi’nin cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu,  ‘içindeki koalisyonun dağıldığı’ yorumunda bulunduğu AKP’nin ‘yüzde 15 oy kaybı yaşadığını’ savundu. Karamollaoğlu, “Türkiye’yi idare edenler ‘benden yana isen canım kurban, değilsen tepene binerim’ diyor. Diktatörlük, istibdat yönetiminde olur” ifadelerini kullandı.

Sözcü’den Veli Toprak’ın haberine göre partisinin kadın kolları tarafından düzenlenen “Kadına Değer, Türkiye’ye Huzur İçin Değiştir” programına katılan Karamollaoğlu, AKP’nin içindeki koalisyonun dağıldığını ve yüzde 15 oy kaybı yaşandığını söyledi.

“Türkiye bugün zulüm noktasında bir adalet anlayışı ile yönetiliyor”

Ankara’da Saadet Partililere yönelik olarak düzenlenen saldırıyla ilgili de konuşan SP lideri, “Türkiye bugün zulüm noktasında bir adalet anlayışı ile yönetiliyor. 6-7 arkadaşımız dövüldü, ağır yaralılar. Saldıranlardan bir tane yaralı var mı? Polis seyrediyor, ambulans yaralıyı götürmüyor. Türkiye’yi idare edenler ‘benden yana isen canım kurban, değilsen tepenize binerim’ diyor” dedi. Karamollaoğlu’nun konuşmasının öne çıkan bölümleri şöyle:

-Geleceğimiz ipotek altına alındı. Bu sene ödenmesi gereken borç 300 milyar dolar. Dolar yükseliyor, AKP ‘ye komplo kuruluyormuş. Siz ekonominizi sağlam temeller üzerine kurmazsanız elbet komplo kurar. Aldınız borcu AVM, bina inşa ettiniz. 90 yılda yapılan fabrikaları 62 milyar dolara sattınız. O fabrikaları 600 milyara yeniden kuramazsınız.

“Devleti paylaştılar; adaleti, emniyeti verdiler, menfaat ilişkisi bitince ortaklık bitti”

-FETÖ ile alakası olmayan tek kuruluş Saadet Partisi ‘dir. İtikadi sebeplerle bir türlü aynı safta bir araya gelemedik. Bu iktidar biyolojik bağ kurdu. Devleti paylaştılar. Adaleti, emniyeti verdiler. Menfaat ilişkisi bitince ortaklık bitti.

-Kudüs hadisesi olunca arkadaşlarımızı topladım, hemen miting yapalım dedim. Kendisi (Erdoğan) o sırada Londra’da. 10 dakika sonra miting yapma kararı verdiler. Dinleme, iletişim metotları gelişmiş bu arkadaşların. Biz de hemen mitingden vazgeçtik.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Politika

19 Mayıs fotoğrafında HDP ve İYİ Parti tartışması

Published

on

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı bu yıl da Türkiye genelinde farklı törenlerle kutlandı. Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da başlattığı bağımsızlık mücadelesinin 100’üncü yıldönümünde, binlerce kişi Ankara’da Anıtkabir’i ziyaret ederken, devletin zirvesi Atatürk’ün milli mücadeleyi başlattığı yer olan Samsun’da buluştu. Buradaki törende çekilen liderler fotoğrafında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan , CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Anavatan Partisi (ANAP) Genel Başkanı İbrahim Çelebi, Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Önder Aksakal, Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici ve Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek yer aldı. Bu törende muhalefetteki Halkın Demokratik Partisi (HDP) ve İYİ Parti’nin liderlerinin yer almaması tartışmalara yol açtı.

HDP davet edilmedi

HDP Genel Merkezi Deutsche Welle Türkçe’ye, törene davet edilmediğini belirtti. Genel Merkez’den alınan bilgiye göre, 23 Nisan, 19 Mayıs ya da 29 Ekim gibi resmi bayramlarda resmi kutlamalara parti zaman zaman davet edildi. Bu konuda bir düzenlilik olmadığını kaydeden Genel Merkez, bu yılki 19 Mayıs kutlamaları çerçevesinde Samsun’daki devlet törenine davet almadığını kaydetti.

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ile Siirt milletvekili Meral Danış Beştaş, Twitter hesaplarından Samsun’daki çekilen liderlerin yer aldığı fotoğrafı eleştirdi.

Meral Danış Beştaş DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, HDP’nin Türkiye’nin üçüncü büyük partisi olduğunu söyleyerek, “HDP o fotoğraf karesinde yok. Bunun izahı zaten mümkün değil. HDP dışlanarak, ötekileştirilerek yok sayılarak buharlaşmıyor, yok olmuyor” dedi.

Beştaş liderlerin yer aldığı fotoğraf karesini bir tek bu sebepten eleştirmediğini söyleyerek, “Bu, farklı kimliklerin, renklerin, inançların, dillerin olmadığı bir fotoğraf. Tek tiplileştirmeye çalışan bir siyaset anlayışı Türkiye’de 100 yıldır devam ediyor. 100’üncü yılda da aynı fotonun verilmesi büyük bir talihsizlik. Türkiye açısından bir kayıp. O fotoğrafta kadın yok. Türkiye’nin yarısı kadın. Kadınların temsil edilmediği bir kare, bir tarih kesinlikle başarılı olamaz. O fotoğrafta Kürt yok, Türkiye’nin dörtte bir nüfusunu oluşturan bir kimlikten söz ediyorum. Bu da Kürt karşıtlığının geldiği noktayı da gösteriyor” diye konuştu.

İYİ Parti davet aldı ama törene katılmadı

Samsun’daki devlet töreninde yer almayan bir diğer muhalefet partisi ise İYİ Parti’ydi. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener Samsun’da partisinin kutlamalarına katılırken, devlet töreninde yer almadı. İYİ Parti Genel Sekreteri Cihan Paçacı yaptığı açıklamada, “‘Yapılan davete teşekkür ediyor, ancak İYİ Parti olarak, çok önceden hazırlanıp ilan edilen programlarımız gereği, katılamayacağımızı ilan ediyoruz” dedi. Paçacı törene 3 gün kala davet edildiklerini belirterek bu durumun devlet ciddiyetiyle bağdaşmadını kaydetti.

“Davet ediliş tarzı doğru bulunmadı”

İYİ Parti İzmir milletvekili, Basın Yayın ve Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı  Aytun Çıray DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, Akşener’in “davet ediliş tarzını doğru bulmadığı için” Samsun’daki devlet törenine katılmadığını belirtti.

Çıray, Samsun’daki törende Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı açıklamaları da eleştirdi. 19 Mayıs’ın bir milli bayram olduğunu söyleyen Çıray, “Sayın Cumhurbaşkanı Anayasal tarafsız olma yeminine dayanarak devletin başı olarak siyasi parti liderlerini davet etti bir devlet  törenine. Fakat orada ortak konuları konuşmak, töreni milli bayram çerçevesinde tutmak yerine aynı zamanda siyasi bir konuşma ve propaganda da yaptı. Bunu doğru bulmuyorum. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanının iki tane şapkası var: Biri Cumhurbaşkanlığı, diğeri ise Parti Başkanlığı şapkası. Cumhurbaşkanı şapkasını kullanarak katıldığı tören ve konuşmalarda, siyasi propaganda yapması yeminine aykırı” diye konuştu.

Hülya Topcu Erdoğan

© Deutsche Welle Türkçe

 

Continue Reading

Politika

Avusturya’da kaset skandalı: Erken seçim kararı alındı

Published

on

Başbakan Kurz, düzenlediği basın toplantısında, eski Başbakan Yardımcısı ve Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) Genel Başkanı Heinz Christian Strache’nin istifasını kabul ettiğini söyledi.

Kurz, FPÖ ile başarılı bir koalisyon oluşturduklarını ancak sürdürülebilmesi için çok fazla fedakarlık yaptığını, özellikle aşırı sağcı partiden kaynaklanan birçok ırkçı ve yabancı karşıtı olayla mücadele etmek durumunda kaldığını anlattı.

”ARTIK YETER”

Strache hakkında dün yayımlanan videonun ardından “Artık yeter” demek durumunda kaldığını ifade eden Kurz, “FPÖ hem Avusturya’nın imajını zedeledi hem de görevi olumsuz yönde kullanacağı izlenimi oluşturdu.” dedi.

”EN YAKIN ZAMANDA SEÇİM YAPILMASINI İSTİYORUM”

Kurz, bu koşullarda FPÖ ile koalisyonun yürümeyeceğini, Sosyal Demokrat Parti (SPÖ) ile de birçok konuda uyuşmadıklarını belirterek, “Cumhurbaşkanıyla yaptığım görüşmede erken seçime gidilmesi gerektiğini söyledim, en yakın zamanda seçim yapılmasını istiyorum.” diye konuştu.

BAŞBAKAN YARDIMCISI İLE RUS YATIRIMCI ARASINDA GİZLİ GÖRÜŞME

Avusturya Başbakan Yardımcısı Heinz-Christian Strache’nin gizli görüntülerini konuşuyor. Strache’nin söz konusu görüntülerde bir Rus yatırımcıya seçimlerde maddi yardımda bulunması karşılığında kamu ihalelerinde kolaylık sağlama sözü verdiği iddia edildi. Strache, yoğun eleştirilerin ardından bugün görevinden istifa etme kararı aldı.

24 Temmuz 2017’de İspanya’nın İbiza adasında gerçekleştiği belirtilen gizli görüşmenin kayıtlarına göre, şu anda FPÖ Meclis Grubu Başkanı olan Johann Gudenus da görüşmede yer aldı.

Destek karşılığı ihale sözü vermişti: İstifa etti

Continue Reading

Politika

HDP: Cezasızlık geleneğine derhal son verilsin!

Published

on

HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Sözcüsü ve Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, yaptığı yazılı açıklamada “17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplar Haftası vesilesiyle bir kez daha gözaltında kaybettirilen yüzlerce insanı anıyor, cezasızlık geleneğinin derhal sonlandırılması çağrımızı yineliyoruz” dedi.

Açıklamada, “Dünyanın birçok ülkesinde diktatör rejimlerin kullanmaktan imtina etmediği gözaltında kaybetme politikasının Türkiye’deki ilk adımı, 12 Eylül 1980 darbesinin gerçekleştiği gün atılmıştı. Bu tarihte üç kişi gözaltında kaybedilirken, ilerleyen günlerde bu sayı artmış, yalnızca birkaç gün içerisinde en az 15 yurttaş gözaltında kaybettirilmiş, 1990’lı yıllarda ise bu politika sistematik hale gelmiştir. Sistematikleştirilen bu politikanın ardında yatan mesaj çok açıktı: Muhalifleri yıldırmak, korku iklimini yaymak, itaatkâr bir toplum yaratmaktı” ifadeleri kullanıldı.

Başaran, devamla şunları belirtti: “Ancak bu karanlık tablonun içerisinde, İnsan Hakları Derneği ve Cumartesi İnsanları, yaratılmak istenen korku iklimine karşı hakikati ve kayıpları bulma arayışları ile bu politikayı teşhir etmiş, bu karanlığa adalet arayışlarını bıkmadan, usanmadan devam ettirerek ışık tutmuşlardır.

Kayıpları ararken kaybettirilmeyi göze alanların cesareti, bugün yaratılmak istenen benzer anlayışa meydan okumakta ve direnenlere umut vermektedir. Kayıp yakınları, devletin görevi olan gerçeği açığa çıkarma mücadelesini devam ettirirken, devlet erkanı ise Cumartesi İnsanlarının Galatasaray Lisesi önünde yıllardır sürdürdükleri barışçıl, sessiz eylemi yasaklamış, bu insanlara karşı polis şiddeti uygulamıştır. Adalet arayan ailelere şiddet uygulamanın yanı sıra, bu ülkenin adalet sistemi de gözaltında kayıpların ve faili meçhullerin yargıda devam eden dosyalarına beraat kararları vererek hakikat arayışına set çekmeye çalışmıştır. Ancak şu bilinmelidir kayıpların faillerini saklayan ve koruyan dönemin hükümetleri nasıl kaybetti ise bu geleneği devam ettiren yönetimler de kaybedecektir.

Bireyler, kaybettirildiklerinde bir anda dünyadan yok olmazlar; onları sevenlerin anılarında, hafızalarında ve arayışlarında ölümsüzleşirler. Kayıplar ölümsüzleşirken onları bulmak, onlara adaleti tesis etmekten geri duran devletler ve hükümetler ise insanlığın hafızasında mahkûm edilirler.

17 yıldır ülkeyi yöneten anlayışa, kayıpları bulma yükümlülüklerini hatırlatıyor, Birleşmiş Milletler Kayıplar Sözleşmesini imzalamaya davet ediyoruz ve yineliyoruz: Kayıplar bulunsun, failler yargılansın.”

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI