Connect with us

Yaşam-Ekoloji

Adana’nın 80’lik ninja ninesi

Published

on

Adana’da yaşayan 80 yaşındaki Ayten Alataş , torununu spor salonuna götürürken savunma sporu olduğunu öğrendiği judoya merak sardı. 3 aydır antrenmanlarda gençlerle minderde kapışan Alataş, judonun sağlığına çok iyi geldiğini ve fıtık rahatsızlığını büyük ölçüde atlattığını söyledi.

Adana’nın merkez Yüreğir ilçesinde yaşayan Ayten Alataş , 4 yıldır judo sporu yapan torunu Ayşe Begüm Türk’ü Yavuzlar Spor Salonu’na götürüp getirirken ‘bende yapabilir miyim?’ diye düşünerek şalvarının üstüne judo elbisesini giyip kemerini de takarak antrenmanlara katılmaya başladı. Ayşe Begüm Türk, spor yapmaya başladığından beri ninesinin judoya ilgisi olduğunu, kendisine sürekli taktikler verdiğini belirterek, “Ninemle birlikte 3 aydır judo yapmaya başladık. Ninemin judo sevgisi küçüklükten geliyor. Bekir Amca diye biri ‘şeker vereceğim’ dermiş, judo tekniğini anlatırmış. Ninem de ona göre yapar, kazanırmış. Beni gördü, heveslendi. Bana, antrenmandayken şöyle yap, böyle yap derdi. Hocamıza sordu ‘antrenmanlara girebilir miyim?’ dedi. Hoca da ‘girebilirsin’ dedi. İzin gelince ninem de bizimle antrenmanlara başladı. Burada teknikler giriyoruz, maçlar yapıyoruz. Şehir dışına maçlara da gidiyoruz” dedi.

Ayten Alataş, judoyu kavga sporu olarak bildiğini ve torununa judo ile ilgili sorular sordukça merakının arttığını ifade ederek, “Soruyordum torunuma sürekli. Görmediğim için inanamıyordum, judoyu kavga zannediyordum. ‘Gideyim, göreyim’ dedim. Geldim, gördüm. Kavga değilmiş çok hoşuma gitti” diye konuştu.

“Ben de gitsem alırlar mı acaba?” diye çok düşündüğünü ve sonunda karar verdiğini belirten Alataş, “İçimde judo sevgisi vardı zaten. Hocamıza sağ olsun ’katılabilir miyim?’ diye sordum o da kabul etti. Allah razı olsun. Bir heves içinde kendimi spor sahasına attım. Sahayı bana bıraktılar. Ben de onun için şimdilik sahada sporumu yapıyorum. O hevesimi de aldım. Daha da yapmak niyetindeyim. 80 yaşındayım. Bir seksen yıl daha yaşasam yine aynı sporu yapacağım. Allah ömür verirse” şeklinde konuştu.

Ayten Alataş, antrenmanlarda vaktinin çok güzel geçtiğini, gençlerle judo yaptıklarını kaydederek, “Benim için çok iyi oluyor. Sağlığım da yerinde oluyor çok şükür. Fıtığım vardı. Allah’a şükür bayağı atlattım. Yani hareket çok iyi bir şey. Bütün annelere babalara söylüyorum bu bir kavga değil. Çocuklarını herhangi bir spora göndersinler. Bu sporun büyüğü, küçüğü yokmuş. Ben 80 yaşında geliyorum. Onlara bir örnek oldum. Gençlerimiz de gelsin. Çocuklarımız da kendilerini savunsunlar, öğrensinler. Kendilerini korumasını bilsinler. Devletimize ve Gençlik ve Spor Bakanlığımıza da çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam-Ekoloji

Türkiye’nin pili bitti

Published

on

Kalp ritim bozukluğunun tedavisinde kullanılan ve yaşamsal öneme sahip kalp pillerinin ödenek yetersizliğinden dolayı birçok hastanede bulunamadığı öne sürüldü. Değiştirilmediği takdirde kalp kriziyle birlikte hastaların ölümüne neden olabilecek kalp pilinin fiyatının yüksekliğinden ve bütçe yetersizliğinden dolayı hastanelerin ihale açamadığı iddia ediliyor. CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, çok sayıda hastanede kalp pili bulunmadığı ve ölüm riski olmasına rağmen hastaların bekletildiğine yönelik iddiaları Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanıtlaması istemiyle Meclis’e taşıdı.

Fatura yurttaşa

Ekonomideki kötü gidişatın faturasının yurttaşa çıkmaya devam ettiğini söyleyen Sertel, bakanlığın kamuoyunu aydınlatmasını istedi. Sertel, şu bilgileri verdi: “Yurttaşlar Ege Üniversitesi, Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Tepecik Hastanesi gibi büyük hastanelere gittiklerini değişmesi gereken kalp pillerinin pil olmadığı için değiştirilemediğini aktardılar. Ödenek yetersizliğinden hastaneler kalp pili alım ihalesine giremiyor. Vücutlarında pil taşıyan ve pil ömrü dolan kalp hastaları şimdi hastane hastane dolaşıyor ancak aldıkları cevap hepsinde aynı. Buluruz umuduyla Ankara’ya dahi giden hastalar orada da aynı sonuçla karşılaşmış. Vatandaşa acilen pil takılması gerekiyor ancak doktorlar mecburiyetten dolayı hastanın canı pahasına ‘ihale olmadı, pil kalmadı, bugün git, yarın gel’ diyerek hastaları oyalıyor. Her zaman söylüyoruz. Sağlıktan tasarruf olmaz.”

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

Türk hükümetine Hasankeyf’i kurtarma çağrısı

Published

on

Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi, Türkiye hükümetine Ilısu Barajı projesinin durdurulması çağrısında bulundu.

Girişim tarafından yayınlanan basın bildirisinde, Haziran ayı ve sonrasında burada su tutulmaması istendi. Bildiride, “Son birkaç yıldır Hasankeyf’te, ‘eserlerin Yeni Hasankeyf’e taşınması’ ve ‘kayaların sağlamlaştırılması’ adı altında fiziki müdahalelerle ciddi bir yıkım yaşanmış olsa da halen kurtarabileceğimiz kültürel miras çok fazladır” ifadeleri kullanıldı.

“Hasankeyf ve Dicle Vadisi’nin Kurtarılması İçin Geç Değildir!” başlıklı bildiride, olası bir iptal kararından, “başta doğrudan etkilenen beş il olmak üzere, Türkiye ve Irak toplumlarının ekonomik, sosyal, kültürel ve ekolojik olarak çok ileri düzeyde faydalanacağı” vurgulandı.

Uluslararası ve Türkiye kamuoyuna hitaben yazılan metinde, “insan topluluklarının 12 bin yıldır aralıksız bir şekilde yaşadığı” Hasankeyf’in, “UNESCO’nun 10 kriterinden 9’una sahip evrensel bir değer” olduğu ifade edildi. Açıklamada şu görüşlere yer verildi.

“Türk hükümeti, Göbekli Tepe’yi, olması gerektiği gibi, UNESCO Dünya Miras Listesine aldırmak için ciddi çaba içerisinde olurken, Hasankeyf ve çevresindeki Dicle Vadisi’ni, inşaatı büyük oranda tamamlanmış Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali Projesi’nin suları altına gömmeyi planlamaktadır. Mart 2019’da yapılan resmi açıklamalara göre; 10 Haziran 2019’da Ilısu Barajına su tutmaya başlanacak ve Ekim ayında suni göllerin sularının Hasankeyf’e ulaşacağı tahmin edilmektedir.”

Bildiride, Hasankeyf ve Dicle Vadisi’nin geleceğinin belirlenmesinde “yerel halkın tüm kesimlerine” yer verilmesi ve “eşit düzeyde, katılımcı ve şeffaf bir diyalog süreci sonucu ortaya çıkacak sonuçlara göre hareket edilmesi” çağrısında da bulunuldu.

Çağrı, “Türkiye, Irak, Suriye ve dünyada taleplerimizi destekleyen bütün kesimlere, bu çağrımızı desteklemelerini ve Türk hükümetine yönelik benzeri taleplerin ifade edilmesi çağrısını yapıyoruz” ifadesiyle sonlandırıldı.

Türkei die antike Stadt Hasankeyf (Reuters/S. Kayar)

Hasankeyf

Dünyadan destek

Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi’nin bildirisini, Türkiye ve dünyanın çeşitli yerlerinden birçok sivil toplum kuruluşu, dernek ve örgütlenme imzaladı. Girişime destek veren grupların bulunduğu ülkeler arasında İran, Irak, Suriye’nin yanı sıra Almanya ve ABD de bulunuyor.

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

İlk kadın astronot Ay’a gidiyor

Published

on

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), 2024 yılına kadar Ay’a ilk kez bir kadın astronot göndermeyi planlıyor. Apollo 11’den 50 yıl sonra gerçekleşecek göreve, Ay tanrıçası olarak da bilinen Artemis’in adı verildi.

Apollo 11’in Ay yüzeyine inişinden 50 yıl sonra NASA, Dünya’nın uydusuna ilk kez bir kadın göndermeye hazırlanıyor. Kadın astronota bir de erkek meslektaşı eşlik edecek. NASA, Ay görevinin adının ‘Artemis’ olacağını duyurdu. Antik Yunan tanrıçası Artemis, Apollon’un ikiz kız kardeşi olarak biliniyor. Apollon ışık, ateş ve güneşle ilişkilendirilirken, Artemis Ay ile ilişkilendiriliyor.

NASA yöneticisi Jim Bridenstine, “Apollo’dan 50 yıl sonra Artemis programı Ay’a bir sonraki erkek astronotu ve ilk kadın astronotu taşıyacak” dedi. Bridenstine, Amerikalı astronotların 2024’e kadar Ay’a inişini gerçekleştirmek üzere çalışmaların yürütüldüğünü söyledi.

TRUMP’TAN EK BÜTÇE

Sputnik’in aktardığı habere göre, NASA’nın iletişim sorumlusu Bettina Inclan ise, daha önce Ay’a giden 12 astronotun da erkek olduğunu hatırlatarak, “Ay yüzeyinde daha önce hiçbir kadın yürümemişti” ifadelerini kullandı.

Yeni Ay görevinin duyurusu, ABD Başkanı Donald Trump’ın NASA’ya ek 1.6 milyar dolarlık bütçe tanıdığını açıklamasının ardından geldi. Trump, “Benim yönetimimde NASA’yı eski azametli konumuna getiriyoruz, Ay’a tekrar gideceğiz ve sonra da Mars’a” demişti.

Apollo 11, 20 Temmuz 1969 günü Ay yüzeyine iniş yaptı. Bu, Ay yüzeyine yapılan insanlı ilk uzay uçuşu olarak biliniyor.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI