Connect with us

Politika

‘Tarafsızım’ diyen TRT, 4 adayın adını bile anmadı

Published

on

Türkiye Radyo Televizyon Kurumu, cumhurbaşkanı adayları Muharrem İnce , Selahattin Demirtaş, Meral Akşener ve Temel Karamollaoğlu tarafından ‘taraflı’ olduğu yönünde eleştiriliyordu. TRT , son günlerde seçim meydanlarında yöneltilen eleştirilerle ilgili bir açıklama yaptı.

“İKİ FARKLI KİMLİĞİ”

TRT’nin kurumsal twitter hesabından yapılan açıklamada “Sayın Muharrem İnce’nin iddiasının aksine, 13 – 20 Mayıs tarihleri arasında kendisinin 13 ayrı seçim faaliyetine canlı yayın olarak TRT ekranlarında toplam 125 dakika yer verilmiştir” denildi ve “Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı adaylığı gibi iki farklı kimliği bilinçli olarak birbirine karıştırılarak süre çarpıtması yapılmaktadır” ifadelerine yer verildi.

“TARAFSIZ YAYINCILIK”

Açıklamanın devamında TRT ‘de tarafsız ve dengeli yayıncılık yapıldığını öne sürülürken cumhurbaşkanı adayları  Meral Akşener , Selahattin Demirtaş, Doğu Perinçek ve Temel Karamollaoğlu’nun adı anılmadı.

“TRT’nin önünde miting yapacağım” TRT, Muharrem İnce’ye bir kere daha yakalandı “TRT’nin önünde miting yapacağım” İnce, TRT’yi gafil avladı

TRT Kurumsal Twitter hesabından yapılan açıklama şu şekilde:

Kamuoyuna saygıyla duyurulur. pic.twitter.com/jNV47KL6K2

— TRT Kurumsal (@TRTKurumsal) 29 Mayıs 2018

“Seçim meydanlarında TRT Kurumuna ilişkin ortaya konulan yanlış bilgi, suçlama ve tehditleri üzüntüyle takip etmekteyiz.

Türkiye’nin siyasi tarihinde pek çok ilkin gerçekleşeceği 24 Haziran Seçimleri öncesinde kasıtlı olarak içine çekilmeye çalışıldığımız ve kamuoyunu yanlış yönlendiren bu tartışmalara prim vermemek adına bugüne kadar sessiz kalmayı tercih ettik.

Ancak, suçlamaların tehdit boyutuna varması, provokasyona dönüştürülmesi ve ardından TRT çalışanlarına saldırıların başlaması üzerine bu açıklamanın gereği doğmuştur. Bu çerçevede, çalışanlarımızın can güvenliğinden endişe ettiğimizi belirtmek durumundayız.

TRT Kurumu, kamu yayıncısı olmanın getirdiği birtakım kurallara bağlı olarak yayıncılık yapmaktadır.

Yaklaşan 24 Haziran Seçimleri öncesi, bazı siyasiler TRT üzerinden başlattıkları polemiğe ısrarla devam etmektedir.

Birçok ülkede milyonlarca izleyicinin buluşma noktası olan TRT , miting meydanlarında seçim malzemesi haline getirilerek âdeta hedef tahtasına konulmaktadır.

Cumhurbaşkanı olma iddiasıyla çıktıkları milletin huzurunda ağırlıklı olarak TRT’yi eleştiren bazı siyasilerin, kurumumuz üzerinden siyasi bir gündem belirleme çabası içinde oldukları görülmektedir.

Cumhurbaşkanı adayı Sayın Muharrem İnce seçim kampanyasına başladığından bu yana TRT ile ilgili sayısız iddia ve ithamda bulunmuştur. TRT kanallarında mitinglerinin canlı yayınlanmadığını, faaliyetlerinin haber yapılmadığını ve ayrıca TRT kanallarının da hiç izlenmediğini ileri sürmektedir. Bunların tamamı asılsızdır ve iyi niyetli yaklaşımdan uzaktır.

Sayın İnce, 21 Mayıs Bartın mitinginde, 13 – 20 Mayıs tarihleri arasında TRT 1 kanalında kendisine 16 dakika, Cumhurbaşkanı adayı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ise 117 dakika süre ayrıldığını iddia etmiştir.

TRT 1 ana akım eğlence kanalımız olup seçimle ilgili herhangi bir faaliyet içinde bulunmamaktadır.

Bahsedilen kanal muhtemelen TRT Haber kanalımızdır.

Kendisine TRT yayınlarında yer verilmediğini iddia eden Muharrem İnce , sürekli olarak Kurum yönetimini suçlarken, gerçeklerin hiç de öyle olmadığı medya takip raporlarıyla da gözler önüne serilmektedir.

Sayın Muharrem İnce’nin iddiasının aksine, 13 – 20 Mayıs tarihleri arasında kendisinin 13 ayrı seçim faaliyetine canlı yayın olarak TRT ekranlarında toplam 125 dakika yer verilmiştir.

Sayın İnce’nin Kurumumuza dönük eleştirilerinin de yer aldığı bu canlı yayınlar ayrıca haberleştirilerek haber bültenlerimizde 59 ayrı haber olarak 82 dakika süre ile yayınlanmıştır. Yine Sayın İnce’nin mitinglerine ait detaylar TRT muhabirleri aracılığıyla gerçekleştirilen canlı yayınlarla da seyirciye aktarılmıştır.

Ayrıca TRT Haber Twitter hesaplarından (@trthabercanli ve @trthaber) ve www.trthaber.com adresinden de Sayın Muharrem İnce’nin seçim faaliyetlerine ilişkin çok sayıda canlı yayın ve haber servisi gerçekleştirilmiştir.

Kamu yayıncısı olarak yayınlamakla yükümlü olduğumuz Cumhurbaşkanı faaliyetleri çerçevesinde Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın resmi tören, kabul ve yurt dışı – yurt içi ziyaretleri TRT ekranlarında yer almaktadır.

Sayın İnce’nin özellikle dikkat çektiği 13 – 20 Mayıs tarih aralığında Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın aday kimliğiyle yürüttüğü seçim çalışmaları 46 dakika, Cumhurbaşkanı olarak 5’i İngiltere’de olmak üzere 6 ayrı resmi programı ise 125 dakika süre ile TRT ekranlarında yayınlanmıştır.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı adaylığı gibi iki farklı kimliği bilinçli olarak birbirine karıştırılarak süre çarpıtması yapılmaktadır.

Sayın İnce’nin yanlış bildiği ya da yanıltıldığı diğer bir konu da TRT kanallarının izlenmediği iddiasıdır. Bağımsız kuruluşlarca hazırlanan reyting raporları Sayın İnce’nin ifadelerini doğrulamamaktadır. Seçim kampanya dönemi başladığından bu yana en çok izlenen haber kanalı TRT Haber olmuştur.

Basit bir çabayla ortaya çıkarılabilecek tüm bu gerçeklere rağmen verilen yanlış bilgiler ve tehditkâr açıklamalar, Türkiye’yi yönetmeye aday olduğunu açıklayan bir siyaset adamının vaatleri ile örtüşmemektedir.

TRT Kurumu ve çalışanlarını yıpratan açıklamalara rağmen kamu yayıncısı olmanın getirdiği kurallara bağlı olarak tarafsız ve dengeli yayıncılığımıza devam etme gayreti içinde olduğumuzu bu açıklamayla bir kez daha bildiririz.

Ortaya konulan suçlama, tehdit ve artık saldırganlığa dönüşen provokasyonları da hiçbir şekilde tasvip etmeyip, kınadığımızı belirtmek isteriz.”

“TRT’ye çıksam özür dilerim” Tek adam, tek ekran! Akşener’den TRT tepkisi: Parasını size vereceğim AKP’nin TRT’si tek partili sistemde ısrarlı

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Politika

19 Mayıs fotoğrafında HDP ve İYİ Parti tartışması

Published

on

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı bu yıl da Türkiye genelinde farklı törenlerle kutlandı. Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da başlattığı bağımsızlık mücadelesinin 100’üncü yıldönümünde, binlerce kişi Ankara’da Anıtkabir’i ziyaret ederken, devletin zirvesi Atatürk’ün milli mücadeleyi başlattığı yer olan Samsun’da buluştu. Buradaki törende çekilen liderler fotoğrafında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan , CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Anavatan Partisi (ANAP) Genel Başkanı İbrahim Çelebi, Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Önder Aksakal, Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici ve Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek yer aldı. Bu törende muhalefetteki Halkın Demokratik Partisi (HDP) ve İYİ Parti’nin liderlerinin yer almaması tartışmalara yol açtı.

HDP davet edilmedi

HDP Genel Merkezi Deutsche Welle Türkçe’ye, törene davet edilmediğini belirtti. Genel Merkez’den alınan bilgiye göre, 23 Nisan, 19 Mayıs ya da 29 Ekim gibi resmi bayramlarda resmi kutlamalara parti zaman zaman davet edildi. Bu konuda bir düzenlilik olmadığını kaydeden Genel Merkez, bu yılki 19 Mayıs kutlamaları çerçevesinde Samsun’daki devlet törenine davet almadığını kaydetti.

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ile Siirt milletvekili Meral Danış Beştaş, Twitter hesaplarından Samsun’daki çekilen liderlerin yer aldığı fotoğrafı eleştirdi.

Meral Danış Beştaş DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, HDP’nin Türkiye’nin üçüncü büyük partisi olduğunu söyleyerek, “HDP o fotoğraf karesinde yok. Bunun izahı zaten mümkün değil. HDP dışlanarak, ötekileştirilerek yok sayılarak buharlaşmıyor, yok olmuyor” dedi.

Beştaş liderlerin yer aldığı fotoğraf karesini bir tek bu sebepten eleştirmediğini söyleyerek, “Bu, farklı kimliklerin, renklerin, inançların, dillerin olmadığı bir fotoğraf. Tek tiplileştirmeye çalışan bir siyaset anlayışı Türkiye’de 100 yıldır devam ediyor. 100’üncü yılda da aynı fotonun verilmesi büyük bir talihsizlik. Türkiye açısından bir kayıp. O fotoğrafta kadın yok. Türkiye’nin yarısı kadın. Kadınların temsil edilmediği bir kare, bir tarih kesinlikle başarılı olamaz. O fotoğrafta Kürt yok, Türkiye’nin dörtte bir nüfusunu oluşturan bir kimlikten söz ediyorum. Bu da Kürt karşıtlığının geldiği noktayı da gösteriyor” diye konuştu.

İYİ Parti davet aldı ama törene katılmadı

Samsun’daki devlet töreninde yer almayan bir diğer muhalefet partisi ise İYİ Parti’ydi. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener Samsun’da partisinin kutlamalarına katılırken, devlet töreninde yer almadı. İYİ Parti Genel Sekreteri Cihan Paçacı yaptığı açıklamada, “‘Yapılan davete teşekkür ediyor, ancak İYİ Parti olarak, çok önceden hazırlanıp ilan edilen programlarımız gereği, katılamayacağımızı ilan ediyoruz” dedi. Paçacı törene 3 gün kala davet edildiklerini belirterek bu durumun devlet ciddiyetiyle bağdaşmadını kaydetti.

“Davet ediliş tarzı doğru bulunmadı”

İYİ Parti İzmir milletvekili, Basın Yayın ve Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı  Aytun Çıray DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, Akşener’in “davet ediliş tarzını doğru bulmadığı için” Samsun’daki devlet törenine katılmadığını belirtti.

Çıray, Samsun’daki törende Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı açıklamaları da eleştirdi. 19 Mayıs’ın bir milli bayram olduğunu söyleyen Çıray, “Sayın Cumhurbaşkanı Anayasal tarafsız olma yeminine dayanarak devletin başı olarak siyasi parti liderlerini davet etti bir devlet  törenine. Fakat orada ortak konuları konuşmak, töreni milli bayram çerçevesinde tutmak yerine aynı zamanda siyasi bir konuşma ve propaganda da yaptı. Bunu doğru bulmuyorum. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanının iki tane şapkası var: Biri Cumhurbaşkanlığı, diğeri ise Parti Başkanlığı şapkası. Cumhurbaşkanı şapkasını kullanarak katıldığı tören ve konuşmalarda, siyasi propaganda yapması yeminine aykırı” diye konuştu.

Hülya Topcu Erdoğan

© Deutsche Welle Türkçe

 

Continue Reading

Politika

Avusturya’da kaset skandalı: Erken seçim kararı alındı

Published

on

Başbakan Kurz, düzenlediği basın toplantısında, eski Başbakan Yardımcısı ve Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) Genel Başkanı Heinz Christian Strache’nin istifasını kabul ettiğini söyledi.

Kurz, FPÖ ile başarılı bir koalisyon oluşturduklarını ancak sürdürülebilmesi için çok fazla fedakarlık yaptığını, özellikle aşırı sağcı partiden kaynaklanan birçok ırkçı ve yabancı karşıtı olayla mücadele etmek durumunda kaldığını anlattı.

”ARTIK YETER”

Strache hakkında dün yayımlanan videonun ardından “Artık yeter” demek durumunda kaldığını ifade eden Kurz, “FPÖ hem Avusturya’nın imajını zedeledi hem de görevi olumsuz yönde kullanacağı izlenimi oluşturdu.” dedi.

”EN YAKIN ZAMANDA SEÇİM YAPILMASINI İSTİYORUM”

Kurz, bu koşullarda FPÖ ile koalisyonun yürümeyeceğini, Sosyal Demokrat Parti (SPÖ) ile de birçok konuda uyuşmadıklarını belirterek, “Cumhurbaşkanıyla yaptığım görüşmede erken seçime gidilmesi gerektiğini söyledim, en yakın zamanda seçim yapılmasını istiyorum.” diye konuştu.

BAŞBAKAN YARDIMCISI İLE RUS YATIRIMCI ARASINDA GİZLİ GÖRÜŞME

Avusturya Başbakan Yardımcısı Heinz-Christian Strache’nin gizli görüntülerini konuşuyor. Strache’nin söz konusu görüntülerde bir Rus yatırımcıya seçimlerde maddi yardımda bulunması karşılığında kamu ihalelerinde kolaylık sağlama sözü verdiği iddia edildi. Strache, yoğun eleştirilerin ardından bugün görevinden istifa etme kararı aldı.

24 Temmuz 2017’de İspanya’nın İbiza adasında gerçekleştiği belirtilen gizli görüşmenin kayıtlarına göre, şu anda FPÖ Meclis Grubu Başkanı olan Johann Gudenus da görüşmede yer aldı.

Destek karşılığı ihale sözü vermişti: İstifa etti

Continue Reading

Politika

HDP: Cezasızlık geleneğine derhal son verilsin!

Published

on

HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Sözcüsü ve Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, yaptığı yazılı açıklamada “17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplar Haftası vesilesiyle bir kez daha gözaltında kaybettirilen yüzlerce insanı anıyor, cezasızlık geleneğinin derhal sonlandırılması çağrımızı yineliyoruz” dedi.

Açıklamada, “Dünyanın birçok ülkesinde diktatör rejimlerin kullanmaktan imtina etmediği gözaltında kaybetme politikasının Türkiye’deki ilk adımı, 12 Eylül 1980 darbesinin gerçekleştiği gün atılmıştı. Bu tarihte üç kişi gözaltında kaybedilirken, ilerleyen günlerde bu sayı artmış, yalnızca birkaç gün içerisinde en az 15 yurttaş gözaltında kaybettirilmiş, 1990’lı yıllarda ise bu politika sistematik hale gelmiştir. Sistematikleştirilen bu politikanın ardında yatan mesaj çok açıktı: Muhalifleri yıldırmak, korku iklimini yaymak, itaatkâr bir toplum yaratmaktı” ifadeleri kullanıldı.

Başaran, devamla şunları belirtti: “Ancak bu karanlık tablonun içerisinde, İnsan Hakları Derneği ve Cumartesi İnsanları, yaratılmak istenen korku iklimine karşı hakikati ve kayıpları bulma arayışları ile bu politikayı teşhir etmiş, bu karanlığa adalet arayışlarını bıkmadan, usanmadan devam ettirerek ışık tutmuşlardır.

Kayıpları ararken kaybettirilmeyi göze alanların cesareti, bugün yaratılmak istenen benzer anlayışa meydan okumakta ve direnenlere umut vermektedir. Kayıp yakınları, devletin görevi olan gerçeği açığa çıkarma mücadelesini devam ettirirken, devlet erkanı ise Cumartesi İnsanlarının Galatasaray Lisesi önünde yıllardır sürdürdükleri barışçıl, sessiz eylemi yasaklamış, bu insanlara karşı polis şiddeti uygulamıştır. Adalet arayan ailelere şiddet uygulamanın yanı sıra, bu ülkenin adalet sistemi de gözaltında kayıpların ve faili meçhullerin yargıda devam eden dosyalarına beraat kararları vererek hakikat arayışına set çekmeye çalışmıştır. Ancak şu bilinmelidir kayıpların faillerini saklayan ve koruyan dönemin hükümetleri nasıl kaybetti ise bu geleneği devam ettiren yönetimler de kaybedecektir.

Bireyler, kaybettirildiklerinde bir anda dünyadan yok olmazlar; onları sevenlerin anılarında, hafızalarında ve arayışlarında ölümsüzleşirler. Kayıplar ölümsüzleşirken onları bulmak, onlara adaleti tesis etmekten geri duran devletler ve hükümetler ise insanlığın hafızasında mahkûm edilirler.

17 yıldır ülkeyi yöneten anlayışa, kayıpları bulma yükümlülüklerini hatırlatıyor, Birleşmiş Milletler Kayıplar Sözleşmesini imzalamaya davet ediyoruz ve yineliyoruz: Kayıplar bulunsun, failler yargılansın.”

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI