Connect with us

Celal Fırat

“Arif Sağ dönemin ya da düzenin değil bu halkın sanatçısıdır. Bu da size dert olsun”

Published

on

KARAMBOL MESAJLARLA NEFRET SUÇU İŞLENDİ

MESAM NEDİR

Genelde sanat eserleri özelde müzik eserleri alanında eser sahipleri üzerinde hak ve yetkilerini koruyan, ticari alanında kullanıldığında mali hak bedeli talep edilebilen konularda eser sahiplerini bilinçlendirmesini sağlayan bir mesleki birlik örgütlenmesi olarak bilinir.
Sanata dair üretilen her şey diğerlerinden farklı bir tanımlamadır diğer yönüyle düşünce, fikir ve zekânın özgün kanıtıdır.

Yeniçağda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de her insan ilgi duyduğu sanat alanında harika ve farklı eserler meydana getirebiliyor bu fikri tanımlayabilmek ve tanıtmak için belirli stratejiler seçerek nihaiyi sonuçta eserini koruma altına alarak ticari gelir elde eder.

Sanatçı kimdir? Sanat adına bazen de kendi adına buluş yapar, toplumsal kavramları, dili, dini, kültürel, sosyal ve inançsal tüm değerlere bazen katılarak o derler ölçeğinde sanat yapar veya zıt bir karakterle eserler üreterek toplum zihninde eksiksiz ve işlevsel yer edinir. Uygulamada aslında sanat toplumun talep ettiği en özgür ve özgün uygulamadır. MESAM da bu amaçlar bir araya gelmiş sanatçıların koruyan çatı olarak bilinir.

PEKİ- MESAM VE ALEVİLİK VEYA ALEVİLER cümlesi neden sık sık kullanılır?

MESAM telif bilincinin yerleşmesi için sanatçıların kurduğu bir örgüt görev veya yönetim makamına mesleki üyelikleri ile gelirler yani inançları üzerinde üye olmaları mümkün değildir. Eğer üyelik hukuku çerçevesinde bakılırsa kim olursa olsun ayrımcı bir dille mezhepsel veya inançsal yaklaşmak, tanımlamak, ima etmek diktatörlüğe göz kırpmaktır.

İşte tam bu noktada demokrasiden söz edemeyeceğimiz tüm kurumlar gibi sıra MESAM’ daydı ve Alevi Kimliği ve ürettiği her eseri Alevice olan Alevi müziğinin ustası sayılan Arif SAĞ Üzerinden bir partiye ve Alevleri tanımayan bir hükümete soytarılık yapıldı. “Hiçbir sanatçı ben bilmem devlet bilir diyemez” ona da sanatçı denilmez, hatta bir toplumun inancını siyasi idareye yalakalık olsun diye tanımlayamaz Şunlara Alevi denilir diyemez, işte bu tanımdan sonra bakın ne oldu !

Ve denildi ki MESAM Alevilerin eline geçti kayyum adı altında Arif SAĞ görevinden uzaklaştırıldı yerine bizim için mezhebi inancı önemli olmayan ama sanatçılıkları şaibeli olan kişiler geldi FETOYA beste yapan kişilikler mesela…

MESAM ALEVİLER İÇİN ÖNEMLİ

MESAM niye önemli oluyor; çünkü müzik demek Alevilik demek oluyor. Alevilerin bugüne kadar kendilerini en güçlü hissettirebildikleri alan oluyor. O alanın örgütlendirilmesi hayati bir durum olarak Alevilerin önünde duruyor. Tüm haksızlıklara, yanlışlara rağmen yüzlerce Alevi Âşık, Ozan Ve Derlemecinin Buluştuğu, bezende varlığıyla güç aldıkları kurumdu.

Ve siyasi bir parti aracığıyla bu kuruma Alevi operasyonu yapıldı. Yapılan OPERASYON TARAFLI VE İFTİRALIDIR
Arif Sağ, Cahit Berkay, Ali Haydar Timisi, Metin Karataş ve Ali Rıza Binboğa MESAM’dan ihraç edildi..

VE ASIL MESELE

Mezhepçiliği sanata bulaştırmak Alevilik ve değerlerini taşıyan tüm sanat eserlerine yönelik yapılacak her türlü araştırma geliştirme ve sunumundaki servete örüntülü halde el koymaktır.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Celal Fırat

Vicdanınızı kilitlemeyin

Published

on

İnsan hakları; bireyin barış, güven içinde itibar görerek, yaşamasını garanti eder.
BARIŞ; Her vatandaşın cinsiyet, renk, din, inanç, dil veya statü açısından ayrımcılığa uğramadan aynı coğrafyada birbirine bağımlı, hoşgörü ve sevgi gibi bölünmezlik duygusuyla yaşamasıdır.

DEMOKRASİ, ADALET VE ÖZGÜRLÜK.
Demokrasi, Tüm dünyada evrensel kabul edilmiş bir yaşam idealidir. Bireyin ve toplumu koruyan ortamı demokrasi sağlar
Adalet; eşitlik ve hak kavramlarına dayanarak demokrasi ilkeleri ışığında tüm kararların yasaya uygun olarak uygulamasını gerektiren hukukun üstünlüğüdür. Keyfi ve öngörülemez hiçbir nedenle adalet hakkı yasaklananamaz.

Özgürlük ise; bireyin toplum içinde yüce insani değerler düzleminde kendini hür ve uyumlu hissetmesidir bireyin özgür olması insanlığın en gerçek erdemidir. İnsan bu erdemlerle yaşar ve bu erdemleri insani değerleriyle korur.

Bu ilkelerin her biri insanlık onuru için vazgeçilmezdir, ağırlaştırılmış tüm tecrit koşulları bu üç ilkeyi yasaklamaya yöneliktir ve bu rasyonel bir insan hakları ihlalidir
Buna karşı yaşam ilkelerinden vazgeçmek istemeyenlerin son çare olarak başvurduğu direnme yöntemi ise açlık grevleridir. Yani Bireyin onuru için üzerinde uzlaşacağı yol olarak seçtiği bir yöntemdir ve bizler insanın kutsal yaşama hakkının, yasalara karşı ihlal edilmesine karşıyız.

Bin dörtyüz yıl önce Şah Hüseyninin katledilmesine karşı Alevilerin yas ve oruç tutması inançsal özgürlük için bir eylem ve direnişiydi Şah’dan yana olanlar özgür olana dek sürdürmeyi onur saymıştır.

Ve sonraki yüzyıllarda Rusya’da, İrlanda’da, İngiltere’de ve ülkemizde siyasi olarak başlatılan açlık grevleri ve ölüm oruçları insan hakları kapsamına alınarak açlık greviyle karşılaşan hekimlerin alacakları tavır ve ilkeler uluslar arası alanda özgürlük, adalet ve hukuk hakkı çerçevesinde şekillenmiştir.

Bu nedenle insanlık onuru için özgürlükten yana olan; işçilerin, aydınların, gazetecilerin, kadınların, gençlerin son çare olarak gördükleri bu direnişlerine kulak vermeliyiz, duyarlı olup vicdanlarımızı kilitlememeliyiz…

Saygılarımla

Continue Reading

Celal Fırat

“ALEVİLER CANDIR”

Published

on

“Adil”,”Şeffaf”,”Güvenilir” Sorumluluk sahibi Alevilik ilklerine bağlı kendi özüne dönen ve ayrımsız tüm toplumla stratejik iletişim süreci oluşturun Garip Dede Dergâhı büyük bir onurla canlarını misafir etti.

Baskı, inkâr, ret ve asimilasyona karşı demokrasi, bireysel inanç özgürlüğü laik ve demokratik bir yaşam için mücadeleyi dost –düşman kavramıyla değil, et –tırnak deyimine uygun sevgi ve hoş görüyle dile getiren Garip Dede Dergâhı ideolojik kimlik temsilciliği değil, Alevilik inancının temsilcisi olmuştur.

Ve Bu çabaları zaman zaman siyasi pozisyonların özde hedefi haline getirilse dahi, Garip Dede Dergâhı Alevilerin siyasi tavır alışkanlıklarını değiştirmiş, düşündürücü, sorgulayıcı ve örgütlülük bilincine nefes getirmiş, Alevi kurumlarının kabul edilmeyen hukuki statüsü, asimilasyonlarla yasaklanan örgütlenme biçimi buna karşı Holdingleşen diyanetin işleyişi ve hizmetlerinin mezhepçi çerçevede haksızlığa dayalı şekilde yükselmesinin önüne geçen mücadelelerde bulunmuştur ve bulunacaktır.

Temel hak ve özgürlüklerimiz devletin iç problemi olmaktan çıkmış, Uluslararası anlaşmalar ve kararlar yok sayılmışken Alevilerin Diyanetin statüsü konusunda önerilere tabi tutulmasına rest çekmiş hakları konusunda ısrar etmiştir.

Diyanetin yeniden yapılandırılması, Alevilerin bu kurum içinde temsil edilmesi, Alevi dedelerine maaş verilme görüşleri Aleviliğin ilkesel ve yapısal dokusuna ters düşer demiş, bu anlamda Bireysel inanç özgürlüğü şart demiştir.

Aleviler kentlerde, metropoller de üretime dâhil olurken, kentleşme pratiğine de sahip olmaya başlamışlardır. İnançsal açıdan ise kendi geleneklerini talibi oldukları dedeleri ile etkileşimli bir tutum sergilemeyi başarmışlardır bu etkileşimi Alevilik ilkleri ile örgütleyen bizler;

DERGÂHIMIZIN CEMEVİ HİZMET BİNASI HİÇBİR SİYASİ PARTİNİN MADDİ TEŞEBBÜSÜ DEĞİLDİR, HALKIMIZIN EMEĞİYLE VE O GÜZEL YÜREĞİYLE YAPILMIŞ SAMİMİ VE MEŞRU TALEPLERİNİN BİR ANITIDIR diyoruz…

Bu emeğin çarpıtılarak değersizleştirilmesine ve bu tutumun hastalık derecesine getirilerek

Yolumuzun tartışılmasına, kriminalize ve popüler siyasi söylemlere dönüştürülmesine asla izin vermeyeceğiz

Saygılarımızla

GARİP DEDE DERGAHI YÖNETİM KURULU

 

 

Continue Reading

Celal Fırat

Nevruz farklılıklara sevgiyle yaklaşmadır

Published

on

Alevilik inancımız; salt ibadet ya da biçimsel kurallarla sınırlı soyutlandırılmış bir yaşam biçimi değildir. Yaşarken koparılmayan bitkiler, akan suyun kirletilmemesi, avlanarak yenilmeyen hayvanlar dağ ve toprak her bir zerresi kutsaldır.

İnancımız; İnsanın yaşamı idrak etmesini ve bilinçli tüketim yapmasına yönelik samimi olmaya davettir ve kişinin akıl, bilim sevgi, muhabbet, ikrar ve rızalık üzerine bir hayat sürmesin de ısrar eder.

Yeryüzünde inançla bütünleşmiş ya da bütünleşmemiş ne kadar canlı varsa hepsi yaratıcının varlığında doğanın her bir rengiyle biçime kavuşmuştur ve her birinin dinsel, inançsal sembolü vardır. Bayramlar ya da kutlamalar da halklar için özgürlük ve yaşam mücadelesinin sembole dönüşmüştür.

Nevruzda böyle bir bayram ve kutlama; bazı halklar için ortak takvim bilgisine dayanır bazıları için de doğanın bilimsel sırrına dayanır.

Aleviler için zalimlere karşı Hz Ali’nin Hızır ile özdeşleştirilmesi, Baharın ilk güneşi, hayatın tabiatta bulma neşesi, yürekten paylaşılan bir niyaz lokmasıdır.

Zaraların Hawtemal,ı Kendalilerin bahar pikniği,Kürtlerin demirci kavası Arnavutların bahar seremonisi ,Boşnakların kirilcesinde bajramı, Pomakların Yamak bayramı, Çingenelerde özgür Luri halkı , Araplara Dicle kıyısındaki özgürlük,Lazlarda horon tutkusu ,Süryanilerin kadim mücadelesi,Dürzülerin dağlarında tanrıyla buluşması,Türklerin Ergenekon çıkışı işte hepsi bayram hepsi kutlama özlem,sevinç,hüzün özgürlük ve hoşgörünün bir arada olduğu gün.

Evet, bu güzellikleri kanla gözyaşıyla, kin ve öfkeyle kedere boğmak değil, ortak umutların, ortak mücadelelerin ve nice karanlıktan kurtulmanın günü olsun diyor sevgilerimi sunuyorum.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI