Connect with us

.

Güncel

Gezi Parkı eylemlerinin 5. yıl dönümünde kadınlar anlattı: Gerçek bir devrim; düşlerimizi yaktılar

AleviNet

Published

on

Taksim Gezi Parkı eylemlerinin üzerindne 5 yıl geçti. Eylemlere katılan ve eylemlerin simge ismi haline gelen kadınlar 5 yıl önce yaşananları anlattı. Gezi eylemlerinin hekimlerinden İstanbul Tabip Odası üyesi İncilay Erdoğan direnişe hekimlik kimliğinden öte bir kadın olarak katıldığını söylüyor. “Gezinin ruhu kadındı” derken;  trans kadın Eylem Babaoğlu da eylemelrin gerçek bir devrim olduğunu ifade etti. Babaoğlu, o günlere dair en çok gücüne gidenin çadırların yakılması olduğunu anlatarak, “Çadırların yakılması çok ağırıma gitti. Kabul edilebilir değildi. O yaktıkları şey düşlerimizdi, geleceğimizdi” dedi.

Cumhuriyet’ten Seyhan Avşar‘ın haberi aynen şöyle:

TOMA’nın karşısında direnmeyi, saldırılara bir sapanla karşılık vermeyi, parka ve çevresindeki duvarlara yazılan cinsiyetçi kelimeleri ise fırçalarla mora boyamayı ve daha nicesini kadınlar üstlendi. Kadınlar, Gezi Direnişi’nde sloganları, yazılamaları, kahkahaları ve direnişleriyle bir yerlerde hep var olan erkekliği kırarak, eril zihniyete büyük bir darbe vurmayı başardılar.

“Belleklerden silemezler”

Gezi Direnişi’nin hekimlerinden İstanbul Tabip Odası üyesi İncilay Erdoğan direnişe hekimlik kimliğinden öte bir kadın olarak katıldığını söylüyor. “Gezinin ruhu kadındı” diyen Erdoğan, “Gezi’nin estetiği, dili her şeyi kadındı. Bizler isyanın rengini gökkuşağına ve mora boyadık. Nasıl bir yaşam istediğimizi Gezi’de gösterdik. Özgürlüğümüzdü Gezi” diyor.

 – Gezi Direnişi’ne katılmaya nasıl karar verdiniz?

Gezi’nin ilk gecesi nöbetçiydim. Bir özel hastanede acil hekimiydim. O gün nöbetimi değiştiremedim. Sabah ise ilk yardım malzemelerimle Gezi’ye geldim. Hekimim ben. İstanbul Tabip Odası’nın çağrısı ile sağlıkçılar ekibine katıldım. Tüm ilk yardım hizmetleri içerisinde yer aldım. 20 güne yakın hiç uyumadım.

-Gezi’den aklınızda kalan anekdotlar var mı?

Gezi’nin her anı çok güzeldi. Taksim’in bugünkü betonlaşmış haline baktığımda iktidar ve devlet aklının griliğine inat Gezi çok renkliydi. Her yeri istediğimiz renklere boyadık. Parkı bize ait kıldık. Neyi, nasıl yaşamak istediğimize karar verip kolektif bir ruhla komün yaşamın güzelliğini gördük. Bir geceyi çok iyi hatırlıyorum. Şu anki haline baktığımızda estetikten uzak, soğuk, gri, saksıda çiçeklerin konulduğu komiklikte, zerre estetiği olmayan bir meydan… Ancak biz o meydanda bir gece yağmur çiselerken piyano dinledik. Büyüleyici bir akşamdı.

-Hekim olarak tedirginlik yaşadınız mı?

Korku tabii ki en doğal duygudur. Bazen öyle anlar oldu ki çok sıkıştırıldık. Bulunduğumuz yer sürekli saldırıya uğruyordu. Bir çatışma ortamındaydık. Elbette korku vardı ama anlık bir şeydi. O korkuyu hissettikten sonra attığınız adım önemli. Kendi adıma düşünüyorum. Çok kritik anların içinden geçtim. Galiba birlikte olmanın gücünü çok hissettik. Haklı olduğumuzun bilincindeydik. Korku işin en küçülebilen kısmıydı hepimiz adına.

“Düşlerimizi yaktılar”

Gezi’de çadırların yakıldığı gün neler hissettiniz?

Mesaiye gitmiştim o gün. Çadırların yakıldığını radyodan duydum. Bu kadar barışçıl, bu kadar insani, demokratik talebin, toplumun bu kadar istediği bir şeyin reddedilmesi ve bu kadar vahşice saldırılmasını anlamak mümkün değildi. Çadırların yakılması çok ağırıma gitti. Kabul edilebilir değildi. O yaktıkları şey düşlerimizdi, geleceğimizdi.

-Gezi’den sonra bir daha ‘birlikte güçlü’ olabildik mi?

Gezi’nin havası, Gezi’nin belleği devam ediyor. Gezi’yi yaşamış, tanıklığını yapmış, binlerce kilometreden takip etmiş insanların belleğini silemezler. Taksim tarihsel bellek mekânıdır. Her gelen iktidar oraya müdahaler ederek kendini var etmeye çalışır. Bir gelmiş Ermeni mezarlığının üzerini örtmüş, öbürü gelmiş kışlanın üzerini örtmüş. Herkes kendi ideolojisini oraya dikmeye çalışmış ama görüyorlarki olmuyor. Bir şekilde o bellek devam ediyor. Gezi sonrası toplumsal eylemlerimizin biçimi, paylaşımlarımız, dilimiz, tarzımız değişti. Özellikle kadınların duvarlarda yazılı eril küfürleri mora boyaması en önemli kadın müdahalesiydi ki zaten Gezi kadındır. Artık birbirimizi biliyoruz. Bunu 7 Haziran seçimi ve Hayır gösterdi. 7 Haziran basit bir sonuç değildi. En son İstanbul Üniversitesi’nin bölünme sürecini izlerseniz ordaki öğrencilerin politika yapmıyoruz deyip yaptıkları şeyin ne kadar politik olduğunu, ürettikleri sözcüklerin ne kadar Gezi dili olduğunu göreceksiniz. Bu belleğin devam ettiğini insanların sözlerine, eylemlerine, gündelik hayatlarına sirayet ettiğini görebiliyorum.

“TAMAM dedik”

-Gezi’den bugüne ne değişti?

Gezi’deki kazanımlarımızın karşısında iktidar panikledi. Toplumun güçlendiği yerde eril, hegemonik aklın var olması mümkün değil. Bunu örebildiğimiz zaman zaten sömürü olanları zayıflatıyoruz. Her anlamda emek boyutuyla, siyasal boyutuyla, cinsel boyutuyla bir çok olay iktidarı zayıflatır. Erkekliği bitiren bir şey. Buna müdahale edildi. Gücümüzü gördüler. Eril, iktidarcı, her şeyi talan ve sömürü üzerine kurmaya çalışan akıl bunu kaldıramadı. Sonrasında çok sayıda travmatik olayı beraber yaşadık. OHAL’de iktidarın kendini güçlendirdiği, toplumu tekrar zorunun altında tutmaya çalışmasının tanıklığını yaptık. Ancak ben toplumsal moralin çok güçlü olduğunu, evlerine çekilseler bile unutmadıklarını, moral değerlerimizi tekrar kazandığımızı düşünüyorum. Çoktan T A M A M dedik.,

“Bir bütün olduk”

Gezi’nin simge fotoğraflarından biri polis kalkanının karşısında kitap okuyan Kampüs Cadıları üyesi kadınlardı. Direniş günlerinde Yedikule Anadolu Lisesi öğrencisi olan Kampus Cadıları’ndan Gizem Işık, Gezi direnişinin Alevi’yi, Sunni’yi, Laz’ı, Çerkez’i, Türk’ü, Kürt’ü, sağı, solu, liberali, yaşlıyı genci, çocuğu, kadını, erkeği, LGBTİ’yi yan yana getiren, özgürlüğe aralanmış bir kapı olduğunu söyeyerek, “O kapı hâlâ aralı” diyor. Bu süreçte hayatını kaybedenleri asla unutmayacaklarını aktaran Işık, “Ali İsmail’e atılan tekmeyi, Berkin’i, Ethem’i, Mehmet’i, Ahmet’i unutmadık. Gezi’nin 5. yıldönümünde ne için direndiğimizi bir kez daha hatırladık, öfkemizi hep diri tuttuk. Baskıcı, gerici politikalar karşı özgürlük mücadelesi için bir olduk, birlikte direndik. Direnmenin en güzel halini hâlâ içimde hissediyorum” diye konuşuyor.

Işık, kadınların Gezi Parkı’nda yaptıklarını ise şu sözlerle anlatıyor:

“Gezi’de eril sisteme karşı büyük bir mücadele verdik. Korkmadık, susmadık, itaat eden olmadık. Gezidirenişine gelince, çok fazla erkekle birlikte direndiğimiz noktada aslında biraz cinsiyetçi ögeleri yıkmak istedik. Feminist kadın grupları olarak 4 Haziran tarihinde buluşup, İstiklal Caddesi üzerinde yapılan cinsiyetçi yazılamaları, eril küfürleri tek tek değiştirdik. İçine aşk kattık, umut kattık, ortak bir mücadele kattık. ‘Küfürle değil, inatla diren’ dedik. Bolca zaman geçirdik, okuduk, tartıştık, birbirimizi besledik. Cinsiyetçi dilden kurtulmak için atölyeler yaptık. O havayı hatırlıyor olmalısınız, herkesin paylaşımcı kullandığı yiyecekleri, kitapları, çadırları, eşyaları… Kolektif yaşamayı tekrar hatırladık, kim olduğunu bilmediğimiz birine el uzatmayı, tanımadığımız insanlarla sohbet etmeyi, özgürce fikir paylaşımı yapabilmeyi, yadırganmamayı ve yadırgamamayı tekrar tekrar hatırladık. Biz halkız demeyi öğrendik, bir bütün olduk.

Annelik üzerinden yapılan tüm söylemleri reddettik! Çocuklarınızı Gezi Parkı’ndan çekin demelere inat, parkın dört bir yanını kolektif çalışmalarla yapılmış pankartlarla süsledik. ‘Bir ağaç için mi, dediler?’ Bilmediler doğadan, özgürlükten, hayattan koparılmaya çalışılan insanlığın bir isyanı olduğunu.”

Sapanlı teyze 5. yılı cezaevinde karşıladı

Gezi Direnişi eylemlerinde polisin müdahalesine elindeki sapanıyla karşılık veriren ‘sapanlı teyze’ Emine Cansever, 13 Ekim tarihinde DHKP/C üyesi olduğu iddiasıyla tutuklandı. Sekiz aydır Bolu T Tipi Cezaevi’nde tutuklu olan Cansever hakkındaki iddianame ise bir türlü hazırlanamadı. Gezi’nin 5. yılını cezaevinde karşılayan Cansever gazetemize yolladığı mektupta Gezi direnişinin ülkenin her yerinde devam ettiğini belirterek, “Yüksel direnişi, Düzce direnişi, direnip tutuklanan Boğaziçili öğrenciler, İstanbul Üniversitesi öğrencileri, işten atılan taşeron işçiler, okulların ticarethaneye çevrilmesine direnen veliler, işten atılıp alanlara çıkan işçiler, Yüksel’de direnenlere destek verirken işkence gören Perihan ablamız ve diğerleri…. Tüm bunlar Gezi’nin bitmediğinin, alanlara yayıldığının göstergesidir. Yoksulluğun açlığın, işsizliğin, zulmün olduğu her yerde direniş devam eder” diye yazdı. Mektubunda haksızlığa asla boyun eğmediğini ve eğmeyeceğini aktaran Cansever, “KHK ile işten atılan öğretmenlere, öğretim üyelerine, doktorlara, hemşirelere, memurlara, devrimci avukatlara, özgür tutsaklara selam olsun. Filistin’de savaşanlara, savaşıp düşenlere selam olsun” diye konuştu.

“Gerçek bir devrim”

Gezi Direnişi’nin hiç süphesiz en renklileri LGBTİ bireyleriydi. Direnişe aktif bir şekilde katılan trans kadın Eylem Babaoğlu da Gezi Parkı’na her şeyden önce üç beş ağacı kurtarmak için çıktığını söyleyerek, “Gezi Parkı zaten öncesinde de bizim yaşam alanlarımızdan biriydi. Parkın her köşesini biliyor oluşumuz bizi orada doğal, organik bir rehber, bir yol gösterici konumuna getirdi. Gezi bir anlamıyla LGBTİ toplumunun halkla, toplumla karşılaşma, kaynaşma aralığıydı” diyor.

– Gezi sizin için ne ifade ediyor?

Öncelikle her şeyden üç beş ağacı kurtarmaktı gerçekten derdim, derdimiz ve arkadaşlarım sürekli meydanlarda, sokak aralarında dayak yiyordu. Böyle çok net dertlerle çıktık yola… Gezi direnişi, toplumun silkinip uyanışını ve iktidara uzun zamandır vermek zorunda kaldığı tavizleri tek tek geri alışını da ifade ediyor. Direnişle yeniden bir topluma benzedik ve insanlığa yaklaştık.

– Gezi Direnişi’nin 5. yıldönümü neler hissediyorsunuz?

Yalnızca Suruç ve Ankara patlamasını gözönüne aldığımızda dahi, “Bunu yanımıza bırakmayacakları belliydi” diyorsunuz. Hepimize Gezi’yi çok kötü ödettiler ve ödetiyorlar da… Ancak tüm bu çirkin saldırılarına rağmen her geçen gün büyüdüğümüzü görüyorum. Evet iktidar onlar ancak toplumsal irade biziz. Kolumuz kanadımız biraz kırık olsa da, o ilişki ağları toprak altında duruyor, biraz toprağı eşelediğimizde canlanabilir, canlanacaktır.

-Gezi’nin ardından LGBTİ hareketi güçlendi mi?

LGBT toplumunun halkla, toplumla karşılaşma, kaynaşma aralığıydı Gezi bir anlamıyla da. O, 15 gün gerçekten bir devrimdi. Yine Gezi direnişinin hemen sonrasına gelen Trans Pride ve LGBT Pride eski yıllara nazaran çok daha fazla sayıda insanın katılımıyla yapıldı. Hareket bir ivme ve kitlesellik kazanmış oldu.

-Peki ya Gezi sonrası transfobide bir azalma oldu mu?

Evet bir aşinalık var. “LGBT’li”, “Siz LGBT’liler” gibi lafları da duymasak hoş olacak. Ama bir kavramları eskisinden daha iyi biliyorlar. En azından şimdi bir otobüse bindiğimizde bir terbiyesizlik yapılmayacağını biliyoruz. Ancak çok can yakıcı sorunları artarak devam ediyor.

 

Güncel

Mersin’de suya yüzde 10 indirim

AleviNet

Published

on

Bir kente daha toplu taşımada indirim müjdesi!

Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nün Mayıs Ayı Olağan Genel Kurulu’nun ikinci birleşimi, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer başkanlığında yapıldı. Toplam 6 maddenin görüşüldüğü Genel Kurul’da Plan ve Bütçe Komisyonu’na gönderilen su indirimi ve borçlanma yetkisi gündemi konuşuldu. Başkan Seçer’in sözünü verdiği ve dar gelirli yurtttaşların sabırsızlıkla beklediği ve Haziran 2019 tarihinden itibaren geçerli olacak yüzde 15’lik su indirimi, Plan ve Bütçe Komisyonu Cumhur İttifakı meclis üyelerinin müdahalesi üzerine yüzde 10’u yurttaşlara, yüzde 5’i esnafa şeklinde değiştirildi. Komisyon raporu mecliste oy birliği ile kabul edildi.

AKP ve MHP oylarıyla borçlanma yetkisine ret

Önemli gündem maddelerinden biri olan 19 milyon 700 bin TL’lik borçlanma yetkisi ise AKP ve MHP’li üyelerin oyları ile reddedildi. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, indirimin 0-12 metreküp arası su tüketimi yapan aboneleri kapsadığını ifade ederek, “Bildiğiniz gibi daha önceki şekliyle sadece konutlarda su ücretlerinde yüzde 15 indirime gidilmesi hususunda bir teklifimiz vardı. O toplantıda yaptığımız müzakerede MHP ve AK Parti meclis üyeleri esnaflara da indirim yapılması hususunu dile getirmişlerdi. Bunu uygun görmediğimi ancak ileride yeniden bir düzenleme yapılabileceğini gerekçeleriyle sizlere anlatmıştım. Bu konu komisyona havale edildi. Orada yeni düzenlemeyle meskenlerde yüzde 10, esnaflara ise yüzde 5 oranında indirimin uygun olacağı karara bağlandı. Bu yine ilk teklifte olduğu gibi 0-12 metreküp arası olan aboneler için geçerli olacak” dedi.

‘Popülizm değil benim tercihimdi’

Yapılacak olan indirimin yaşanılan ekonomik krizde yurttaşları rahatlatacağını ifade eden Başkan Seçer, “Su indirimi popülizm değil benim tercihimdi. İndirim konusu bizim seçim öncesi sözümüzdü. Seçim çalışmaları sırasında kamuoyundan aldığım talepler doğrultusunda bu kararı verdim. Esnafa da gitsem, kahvehaneye de gitsem, köylere de gitsem yurttaşların benden talebi faturaların düşürülmesi ve ödeme de yaşanan sıkıntılardı. Bu şikâyetler ekonomik kriz kaynaklı. İnsanların hali vakti yerinde olsa bu kadar şikâyet etmez. Bizim için ekonomik bir yaklaşım olmasa bile ekonomik kriz içerisinde olduğumuz bu dönemde vatandaşımıza merhem olacak bir indirim yapıyoruz” diye konuştu.

Continue Reading

Güncel

‘Dersim’ kararı Valiliğin başvurusu üzerine durduruldu

AleviNet

Published

on

7 Mayıs’ta Tunceli Belediye Meclisi, Türkiye Komünist Partisi’nden aday olarak seçilen ve “Komünist Başkan” olarak bilinen Fatih Mehmet Maçoğlu başkanlığında yapılan toplantıda belediye hizmet binasında “Tunceli” isminin kaldırılarak “Dersim” ibaresinin yazılması kararı alındı.

Valilik başvurdu, mahkeme yürütmeyi durdurdu

Meclis kararının Tunceli Valiliği’ne gelmesi üzerine aynı gün valilik, Tunceli Belediye Başkanlığı’ndan “Tunceli” ibaresinin kaldırılarak “Dersim” ibaresinin yazılmasına dair karar aldığını anımsatarak söz konusu belediye meclisi kararının hukuka ve yasal mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle Erzincan İdare Mahkamesi’ne gönderilmesi için Asliye Hukuk Mahkemesi’ne müracaatta bulundu.

Asliye Hukuk Mahkemesi’nin başvuruyu göndermesi üzerine kararı görüşen Erzincan İdare Mahkemesi, işlemin yürütülmesinin durdurulmasına karar verdi.

Mahkeme itiraz için 7 gün süre verdi

Mahkemenin kararında, “Tunceli Belediyesi hizmet binasında bulunan tabelalarda yazılı ‘Tunceli’ ibaresinin değiştirilerek yerine ‘Dersim’ ibaresinin yazılmasına dair dava konusu işlemin yerine getirilmesi halinde doğacak zararın kamunun menfaati ve işlemin etki alanı dikkate alındığında giderilemeyeceği, için gereken koşulların oluştuğu sonucuna varılmıştır. Davalı idarenin savunması ve ara kararı cevabı alınıp, yada savunma ve ara kararına cevap verme süresi geçip yeni bir karar verilinceye kadar dava konusunu işlemin yürütülmesinin durdurulmasına, 2577 sayılı Kanun’un 27/5 maddesi uyarınca savunma ve ara kararına cevap verilmesi için davalı idareye 15 gün süre tanınmasına, iş bu kararın tebliğ edilmesine, 7 gün içinde Erzurum İdare Mahkemesine itiraz yolu açık olmaz üzere oy birliği ile karar verildi” denildi.

Continue Reading

Güncel

AKP Tatvan’da hukuku yok saydı, çoğunluğu ele geçirdi

AleviNet

Published

on

Bitlis’in Tatvan ilçesinde, HDP’li 9 belediye meclis üyesi “silahlı terör örgütüne üye olma” iddiasıyla İçişleri Bakanlığı tarafından görevlerinden uzaklaştırıldı.
HDP’li meclis üyeleri ile ilgili soruşturma devam ettiği için yerlerine yedek üyeler geçemiyor. Soruşturma süresinde çoğunluğun AKP’ye geçtiği mecliste AKP 11, HDP ise 5 üye ile temsil edilecek.
295 oy farkı Tatvan Belediyesi’ni kazanan AKP, 25 kişilik Belediye Meclisi’nde 11 üye ile temsil edilirken, HDP ise 14 üye temsil ediliyordu.
Seçimin ardından çok sayıda usulsüzlük ile gündeme gelen Tatvan’da HDP, YSK’ye sunduğu itiraz dilekçelerinde 900 seçmenin 3 adreste kayıtlı olduğu ve 340 seçmenin aynı adreste kayıtlı olduğuna dair iddiaları gündeme getirmişti.
295 oy farkıyla ikinci parti olan HDP’nin yeniden oyların sayılmasına yönelik itirazları YSK tarafından kabul edilmemişti.

AKP’NİN 11, HDP’NİN 14 MECLİS ÜYESİ BULUNUYOR

HDP Belediye Meclis Üyesi Avukat Diyar Orak, HDP’li meclis üyeleri hakkındaki soruşturmaların Nisan 2019’da açıldığını ifade ederek, Belediye Meclisi’nde HDP’nin çoğunluk olduğunu söyledi.
Orak, “31 Mart seçiminde biz HDP olarak 25 meclis üyeliğinin 14’ünü kazanarak mecliste çoğunluğu sağladık. Seçimin ardından seçilmiş 2 belediye meclis üyemizin mazbataları KHK’li oldukları gerekçesiyle kendilerine verilmedi. Bu 2 arkadaşımız yerine yedek üyelerimiz geçtiler” dedi.
Tatvan Belediyesi’nde 14 HDP’li öeclis üyesinin iki toplantıya katıldığını ifade eden Orak, “20 Mayıs’ta Güvenlik Büro Amirliği, bizi telefon ile arayarak bakanlığın meclis üyelikleri ile ilgili karar vermiş olduğu kararı tebliğ edeceklerini bildirdi. Arkadaşlar ile birlikte karakola gidince görevden uzaklaştırma kararı ile karşılaştık. 14 meclis üyesinin 9’u hakkında açılmış olan adli soruşturma gerekçe gösterilerek Bitlis Valiliği tarafından görevden uzaklaştırmaya dair olur istenmiş ve 16 Mayıs’ta bakanlık bu talebe olumlu yanıt vererek, 9 kişinin tedbiren uzaklaştırılmasına karar vermiş” ifadelerini kullandı.

‘KANUNEN MÜMKÜN DEĞİL, AMAÇ ÇOĞUNLUĞU ELE GEÇİRMEK’

Orak, “Bize bugüne kadar hakkımızda başlatılan soruşturmalara ilişkin bir bilgi verilmediği gibi ifade alma veya benzeri bir işlem de yapılmadı. Dolayısıyla biz açılan soruşturmaları görevden uzaklaştırma kararının tebliği ile öğrenmiş olduk. Çünkü 8 üye hakkında savcılığın tek bir günde soruşturma başlatması olağan olmadığı gibi tesadüfi değil” diye belirtti. Orak, soruşturmanın amacının HDP’nin meclis çoğunluğunu düşürmek olduğunu söyledi.
Orak, “Belediye kanunun 47. Maddesi meclis üyeleri hakkında görevden uzaklaştırma durumunu düzenlemiştir. Buna göre hakkında göreve ilişkin bir soruşturma başlatılan meclis üyeleri geçici bir süreliğine görevden uzaklaştırılabilir. Ancak başlatılan soruşturmanın meclis üyeliği görevine ilişkin olması gerekir. Fakat bizimle ilgili başlatılan soruşturmalar henüz biz göreve başlamadan hatta mazbata dahi almadan başlatılan soruşturmalardır. Dolayısıyla bakanlığın böyle bir karar vermesi kanunen mümkün değil” şeklinde konuştu.
 

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI