Connect with us

.

Kültür-Sanat

46. İstanbul Müzik Festivali Diana Damrau ve Nicolas Testê’yi ağırlıyor

AleviNet

Published

on

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, E.C.A. Presdöküm Sanayii A.Ş. sponsorluğunda düzenlenen İstanbul Müzik Festivali, 46. yılında “aile bağları” teması ile klasik müzik severlerle buluşuyor. 12 Haziran’a kadar devam edecek olan festivalin konukları arasında “Verdi’nin sesi” olarak tanınan soprano Diana Damrau ile eşi bas bariton Nicolas Testé yer alıyor.

İkilinin “Verdissimo” konseri, şef Pavel Baleff yönetimindeki İstanbul Müzik Festivali’nin yerleşik orkestrası Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası eşliğinde, 7 Haziran Perşembe akşamı Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda klasik müzikseverlerle buluşuyor.

Bu yıl “aile bağları” temasıyla müzikseverleri aile ilişkileri arasındaki müziğin izini sürmeye, müziğe dair anılarını yeniden hatırlamaya ve keşfetmeye davet eden 46. İstanbul Müzik Festivali’nin temasına gönderme yapan “Verdissimo” konserinde, Uluslararası Opera Ödüllü Alman soprano Diana Damrau ile eşi bas bariton Nicolas Testé, Verdi’nin en sevilen aryaları ile düetlerini seslendirecekler.

Verdissimo konseri, 7 Haziran Perşembe akşamı saat 20.00’da Borusan Holding gösteri sponsorluğunda Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilecek.

46. İstanbul Müzik Festivali’nde süresince farklı disiplinlerden konuşmacıları müzikseverlerle bir araya getiren Konsere Doğru etkinliği kapsamında, yazar Evin İlyasoğlu, saat 19:00-19:30 arası Lütfi Kırdar üst fuayede Verdi üzerine bir konuşma gerçekleştirecek.

Diana Damrau

Soprano Diana Damrau yıllardır dünyanın önde gelen operaevlerinde ve salonlarında sahneye çıkmaktadır. Geniş repertuvarı Lucia di Lammermoor, Manon, La Traviata ve Sihirli Flüt’teki başrollerde olduğu gibi lirik soprano ve koloratur soprano rollerini içerir. Metropolitan Operası, Damrau’nun kendisiyle özdeşleşen rolleri yorumladığı ve ilk kez 2005’te oynadığı Zerbinetta rolünün dışında 7 rolde sahneye çıktığı bir ev gibidir. Diana Damrau, ayrıca Metropolitan Operası tarihinde Mozart’ın Sihirli Flüt operasının farklı temsillerinde Pamina ve Gece Kraliçesi’ni yorumlayan ilk şarkıcı oldu. Diana Damrau iki kez Milano’daki La Scala’nın açılış konserinde yer aldı. Verdi’nin 200. Doğum günü sebebiyle La Traviata onun katılımıyla sahnelendi. Diana Damrau özellikle kendisi için yazılan rollerle yeni müzikleri de yorumlamaktadır. Bunlar arasında Ian Bell’in Hogarth uyarlaması olan A Harlot’s Progress (Theater an der Wien, 2013) ve Lorin Maazel’in 1984 operaları öne çıkar. Aynı zamanda Wigmore Hall, Carnegie Hall, Berlin Philharmonie ve Salzburg Festivallerindeki konserleriyle aranılan bir şarkı yorumcusudur. Piyanist Helmut Deutsch’la yakın bir sanatsal ilişkisi vardır ve arpçı Xavier de Maistre ile sık sık resital vermektedir. Xavier de Maistre ile Nuit d’étoiles adlı bir CD’si bulunmaktadır. Warner/Erato (eski EMI/Virgin Classics) için kayıtlar yapan Damrau’nun İlk CD’si Mozart ve Salieri’nin Aryalarını içeren Arie di Bravura’ydı. Ayrıca Mozart aryalarından oluşan Donna, Romantik dönem koloratur aryalarından oluşan COLORaturaS, Richard Strauss’un orkestralı şarkılarını içeren ve 2011’de ECHO Klasik ödülüne layık görülen Poesie, operet, film ve müzikallerden şarkıları içeren ve 2014’te ECHO Klasik ödülüne layık görülen Forever ve Belcanto temalı Fiamma del Belcanto adlı albümleri bulunmaktadır. Giacomo Meyerbeer’in eserlerini içeren yeni albümü Grand Opera’nın yayınlanması dolayısıyla Damrau, Mayıs 2017’de Avrupa turnesine, Kasım 2017’de Fransız bas-bariton eşi Nicolas Testé ile Singapur, Şangay, Tokyo, Seul, Taipei ve Pekin’i içeren bir turneye çıktı.

Nicolas Testé

Fransız bas-bariton Nicolas Testé, piyano, fagot ve müzik tarihi eğitiminden sonra Paris Ulusal Operası’nda ve Centre de Fromation Lyrique’te şan eğitimi aldı. 1998 yılında Voix Nouvelles Yarışması’nda ikincilik ödülüne layık görüldü. Metropolitan Operası, Münih Devlet Operası, Los Angeles Operası, San Francisco Operası, Deutsche Oper, Paris Ulusal Operası, Teatro San Carlo Napoli ve Teatro La Fenice başta olmak üzere önde gelen opera evlerinde düzenli olarak rol almakta, Glyndebourne ve Chorégies d’Orange festivallerine katılmaktadır. Iphigenia Aulide’de operasındaki Agamemnon, Roméo ve Juliette operasındaki Frére Laurent, Manon operasındaki Des Grieux, Hamlet operasındaki Claudius, Il Trovatore operasındaki Ferrando, Sihirli Flüt operasındaki Sarastro, Gounod’nun Faust operasındaki Mephisto, Castor ve Pollux operasındaki Jupiter ve Rossini’nin Sevil Berberi operasındaki Basilio rolleri dâhil olmak üzere geniş opera repertuvarıyla dikkat çekmektedir. Testé opera prodüksiyonlarının yanı sıra uluslararası alanda önemli senfoni orkestralarının eşliğinde de düzenli olarak konser vermektedir. Eşi Diana Damrau ile birlikte Prag Filarmoni Orkestrası’yla konser veren Testé ayrıca Meyerbeer, Massenet ve Verdi’nin aryalarını Festspielhaus BadenBaden, Elbphilharmonie, Semperoper Dresen, Münih

Filarmoni, Rudolfium ve ICE Krakow Kongre Merkezi’ndeki konserlerinde yorumladı. 2017 yılı içinde Asya’da Şangay Senfoni Salonu, Suntory Hall ve Seul’de konserler verdi.

Pavel Baleff

Pavel Baleff, 2007’den bu yana Almanya’nın en köklü orkestralarından biri olan Baden-Baden Filarmoni Orkestrası’nın daimi şefidir. Geniş repertuvarıyla Zürih Operaevi, Semperoper-Dresden, Gewandhaus- Leipzig, Hamburg Devlet Operası ve Bolşoy Tiyatrosu gibi önde gelen müzik kurumlarının konser ve temsillerinde orkestralarını teslim ettikleri önemli şeflerden biridir. Anne-Sophie Mutter, Anna Netrebko, Krassimira Stoyanova, Diana Damrau, Edita Gruberova, Vesselina Kasarova, Ramon Vargas, Thomas Hampson, Nicolas Testé, Piotr Beczala ve Luca Pisaroni gibi tanınmış müzisyenlerle çalışan Baleff, 2012 yılında soprano Krassimira Stoyanova ve Münih Radyo Orkestrası ile yaptığı Slavic Opera Arias albümüyle hem Alman Müzik Eleştirmenleri Ödülü’ne hem de Uluslararası Klasik Müzik Ödülü’ne ve yine Stoyanova ile gerçekleştirdiği Verdi:Arias albümüyle de 2014 yılında Alman Müzik Eleştirmenleri Ödülü’ne layık görüldü. 2015 yılında Vesselina Kasarova ile Russian Arias albümünü yayınladı. Ulusal Opera’da sahnelenen Der Ring des Nibelungen prodüksiyonuyla Bulgaristan’da yılın orkestra şefi seçildi. Carl Maria von Weber Yarışması’nın birincisi ve Herbert von Karajan Vakfı Ödülü sahibidir. 2014-2015 sezonunda Zürih Operası’nda Leonce and Lena’yı ve Montpellier’de Mavisakalın Şatosu’nu yönetti. 2016 yılında Viyana Devlet Operası’nda Donizetti’nin Aşk İksiri operasını yöneten Pavel Baleff, 2017-2018 konser sezonunda Zürih Operaevi’nde sahnelenen Ravel’in İspanyol Saati ve Çocuk ve Büyüler operaları ile Çaykovski’nin Kuğu Gölü balesiyle müzikseverlerin karşısına çıktı. 2018-2019 konser sezonunda ise Limoges Operası’nda Korngold’un Ölü Şehir operasını yönetecek.

 

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bülent Felekoğlu

Başka Bir İhtimal Daha Var…

BÜLENT FELEKOĞLU

Published

on

Canlı yaşamak için mümkün bulduğu tüm sınırları zorlar. Yaşamak ne kutsal bir eylemdir. Reya Heq / Hakk Yol inanç dünyasında ölmek tekrar Çark-ı Pervaz olma hali olarak nam bulur. Yani tüm kainat doğum halindedir. Yani külli kainat rahimdir, rahim rahman olanın gayreti ile yeniden yeniden doğum çarkına girer. Bir can önce kendi zerrelerinin her birine ikrarlıdır. Tek bir an, tek bir sanise vazgeçmez ondan. Çünkü her varlık görünmek ister. Görünen sevilmek ister. Sevmek var olmanın temel ilkesi. Aşure ayındayız Ana kadının / Qile’nin Şir’i / Süt’ü  ile mayaladığı Aşir /Eşir lokmasının verildiği can lokması zamanlarındayız. Yaşama yeminli, ölüme mühürlü ayın içerisindeyiz. Karalara büründüğümüz aydayız. Karanlık doğumun, ışığın habercisidir derdi Qile, bizler aynalarımızı ters çevirdiğimizde cemalimize bakmadan cümle varlık ile bir olmak derdindeyiz. Çünkü can ilk kendi cemali ile nefsini yüceltir. Cemal cemale değmezse iki göz alemi toz zerresi sayar. Hakk görülmeyince cemal kendini Hakk sayar. Lakin bilmez misin evlat aynanın ardı da sırlıdır. Karanlıktır ayna da görünmek için karanlıkta çağırır ışığı. Yasımız bilir birileri kara giyinmemizi, dilimizi bilmeyen Xorte Qemer( Esmer Cengaver) Hüseyin Xorrte Qemer’dir.  Qemeri bilmeyen( Qemer/Kamber) Ali’yi bilmez, Qember’i bilmeyen Qemter’i / Kemter (Ana Fatma’dır) bilmez, çünkü onlar canı noksan bilir. Qember’i hamal, Qemer’i hayal sanırlar. Cenk meydanı vicdan meydanıdır. Vicdanı ile cenk eden Mervan olur. Vicdanı olan Sulha meydan bırakır. Çünkü can sürekli Berzah’tadır. Doğmak için meydan bırakmazsan kendi celladın olursun. O nedenle biz aynanın arkasına da bakarız.

Anadolu ve Mezopotamya canları bir Peygambere verdiği sözü binlerce yıl tutan canlardır. Ape Qeqil’in deyişi ile “ Ez bi cane ki hezar cane pışta xwe bardıkım, bare insan ne ye ke hezare” / Ben bir canla bin canı sırtımda taşırım, insanın yükü bir değil binlercedir. Yaptıkların senden öncekilerin mirası ve sonraya bırakacağın hikayeler olur. Canlılık birbirinin ayak izlerini takip eder. Bugün ülke ve dünya bir kaus aralığında. Bugün toplumlarımıza yön vermeye çalışanlar verdiğimiz sözleri ne kadar uzun tuttuğumuz farkında değil. Dünya bir atımlık lokma görülüyor. Ayna da şirk koşan nefisler var. Cenk meydanları mertlikten uzak tutulup, savaş meydanlarına dönüştürülmüş. Sulh ise nefsini yaşatma adına, kemaletten uzak kurnazlıklara kurban verilmekte. Ama herkes ve her hal bir çıkış derdinde. Çıkış ancak feryada cemal dönülür ise mümkündür. Çıkış ancak vicdan meydan bulur ise, Anaların açık Bahtına sığınılarak o ahlaki değerler hatırlanarak olabilir. Baht kadınındır, erkek o bahtı görmek istemediği için sürekli kapatmaya çalışmakta, çünkü Baht vicdan makamıdır, Hakk meydanıdır. O bahta dönen en masum çocukluğuna döner. Ya da en aşık sevgili hülyasına çekilir. Ya da baba olmanın muazzam emeğine döner yüzünü. Diyarbakır’da Anneler bir eylem başlattı, ondan çok önce Cumartesi Anneleri eylemlerini başlatmıştı. Anadolu ve Mezopotamya topraklarında barış meydanı Anaların gayreti ile kurulur. Bugün Diyarbakır’da Devlet bir diyalog alanı açmak istiyor ise kıymetlidir. Bu kıymeti en çok Kürtler verir. Fakat zaman ile yüzleşmek, zamandan, mirastan ders çıkarmak kıymetlidir. Anadolu ve Mezopotamya Halkları komşuları için çok bedel verdi. Bugün Kürtler’in durumu doğru anlaşılmalı. Komşuluğun yüzü suyu hürmetine elleri arasında çok evlat can verdi. Halen bir devleti yoksa bu komşuluk hakkının yüzü suyu hürmetinedir. Çünkü burada sınırlar nafiledir. Bu topraklarda çok cenk oldu. Bu topraklar Kerbela’yı gördü. Peygambere verdikleri sözü tutmayanların karşısında dimdik durdu. Bu topraklarda İnsana Dini sorulmaz çünkü aşiretleri kadim ve geniştir. Bir Aşiret’de bile dört ya da beş farklı din görürsünüz. Hangisi ile kendini sınayacak. Bugün siyasetçilik yapmaya çalışanlar bundan bi haber davranıyor. Kurnazlığı çok gördü bu topraklar. Bu topraklar Hurri’lerin, Hitit’lerin torunları, tanrısı ile tarım yapmış insanların toprakları. Her canı kendi hali ile kabul eden “Bin Tanrı İli” bu topraklar. Hurri’leri gören Sami halkların Hurriyet manasını biçtikleri topraklar. Ana kadının / Qile’nin Eşir/Aşure lokması pişirip Şir’i ile mayaladığı topraklar. Şir’in hakkı için Şire gelenlerin, nefislerine Şeriat belirleyip, Şirazeden çıkıp Şirk koşmalarına fırsat vermemek gerek. Bir İhtimal Daha Var. O da birlikte yaşam da ısrar. Dünya kirletiliyor. Doğa can çekişiyor. Ekonomi dedikleri nüfus hareketi bu topraklar çok uygarlık besledi. Bugün tohumunu bile yasaklayıp devşirme tohuma tamah ettiriyor. İşte bu şirk’e müsade etmemeli her can. Ölümle beslenenlere o savaşı vermeyeceğiz, birlikte yaşam için barışı inşa edeceğiz. Bir İhtimal Daha Var cümle varlığın yüzü suyu hürmetine Sulha kapı aralamak.

Hakk Aynamız, Xızır Yardımcımız Olsun…

Continue Reading

Kültür-Sanat

Orhan Kemal 105 yaşında

AleviNet

Published

on

Orhan Kemal Kültür Merkezi, yazar Orhan Kemal’in 105’inci yaş gününü Cihangir’de bulunan Orhan Kemal Müzesi’nde kutladı. Doğum günü etkinliğine Orhan Kemal’in oğlu Işık Öğütçü ve birçok yurttaş katıldı. Etkinlikte konuşan Işık Öğütçü, babasının toplum maneviyatında önemli yer edindiğini hatırlatarak, “Bugün babamın 105’inci doğum günü. Eski yıllarda biz doğum günlerini kutlamazdık, kutlamayı da bilmezdik. Ama artık bunun ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz” dedi.

İSTANBUL

Continue Reading

Kültür-Sanat

Heyiv’in sergisi New York’da

AleviNet

Published

on

Kürt sanatçı Heyiv Kahraman, Amerika’nın New York Kentinde bulunan ünlü Jack Shainman galerisinde resim sergisini açtı. ‘Yarım insan’ adıyla açılan sergide Heyiv, sanat eleştirmenlerinden olumlu yorumlar aldı. Heyiv, 1991 yılında Körfez savaşından sonra İsveç’e göç eden bir aileden geliyor. 5 Eylül’de başlayan sergi, 26 Ekim’e kadar sanat severlerin beğenisine sunulacak.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI