Connect with us

.

Yaşam-Ekoloji

Su şişesi fırlatan, bıçaklayandan çok ceza aldı

AleviNet

Published

on

Aynı mahkeme, gözaltında olduğu sırada polisin elinden kurtularak, iki polis tarafından ekip aracına bindirilen Şemsettin Korkmaz’ı, iki polisin arasındayken, karnından bıçaklayan Aytunç Özel’e ise ‘yaralama’ suçundan 1500 lira adli para cezası verdi. Korkmaz’ın avukatı Emre Sezer, “Plastik su şişesinin silah olduğunu ilk kez Çüngüş Adliyesi’nde öğreniyorum” dedi.

Diyarbakır’da yaşayan Şemsettin Korkmaz, 21 Eylül 2015’te Kurban Bayramı ziyareti için Çüngüş ilçesine gitti. Bir akrabasının ilçedeki eczanesine uğrayan Korkmaz, burada önceden tanıdığı Mehmet Coşkun Özel ile tartıştı. İddiaya göre; Özel’in kendisine tansiyon aletini fırlatmasına sinirlenen Korkmaz da, elindeki yarısı dolu plastik su şişesini Özel’e fırlattı. Pet şişenin yüzüne çarpmasıyla öfkelenen Coşkun Özel ise oğlu Aytunç Özel’i (29) çağırdı. Geldiği eczanenin camına tekme atarak kıran Aytunç Özel, sonra ilçe meydanında kurusıkı tabanca ile havaya ateş etti. İhbar üzerine olay yerine gelen polis, tarafları gözaltına aldı. Gözaltına alınan Aytunç Özel, polisin elinden kurtularak, eczaneden çıkarılan ve başka ekip aracına bindirilmek istenen Şemsettin Korkmaz’ı, iki polisin arasında, karnından bıçakladı. Bıçaklanan Korkmaz Diyarbakır’a sevk edilerek, yoğun bakıma alındı. Gözaltındaki şüpheliler, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

‘ECZANEYE HIZLI GİRDİĞİM İÇİN AYAĞIM CAMA ÇARPTI’

Soruşturmanın ardından, pet şişeyi fırlatan Şemsettin Korkmaz hakkında ‘basit yaralama’; eczanenin camını kıran, silahla havaya ateş eden ve Korkmaz’ı bıçakla yaralayan Aytunç Özel hakkında ise ‘mala zarar verme’, ‘silahla tehdit’ ve ‘yaralama’ suçlarından dava açıldı. İlk ifadesinde kurusıkı tabanca ve bıçağı bir inşaata attığını söyleyen Aytunç Özel, Çüngüş Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki yargılama sırasında ise eczaneye hızlı gittiği için ayağının cama çarptığını ve elinde bıçak olmadığını söyledi.

‘PLASTİK BARDAK FIRLATTIM’

Mehmet Coşkun Özel’in kendisine tansiyon aleti ve kartvizit fırlattığını söyleyen Şemsettin Korkmaz ise “Polisler beni emniyete götürmek için dışarıya çıkarırken, Aytunç Özel bıçakla karnıma vurdu. Bıçaklama sırasında 2 polis yanımdaydı. Ben su şişesini değil, elimdeki plastik bardağı fırlattım” dedi.

‘YARISI DOLU PET ŞİŞEYİ FIRLATTI’

Tartışma sırasında eczanede bulunan U.A. ise ifadesinde “Şemsettin’in elinde, 0.5 litrelik pet şişe vardı. Şemsettin, yarısı dolu pet şişeyi Mehmet Coşkun Özel’e fırlatırken, şişe elime değdi. Fırlattığı pet şişenin değip değmediğini görmedim. Şemsettin’in elinde yarısı dolu pet şişeden başka bir şey yoktu” dedi.

TANIK POLİS: ÜST ARAMASI YAPMADAN ARACA BİNDİRDİK

Tanık olarak ifadesi alınan polis memuru B.H., ilk olarak Aytunç Özel’i ekip aracına bindirdiklerini belirterek, “Arbede çıkınca, Aytunç olay yerine gitti. Şemsettin Korkmaz’ın ekip otosuna götürülmesi sırasında, Aytunç Özel’in arkadan gelerek Şemsettin’i yaraladığını tespit ettik. Olaya tam hakim olmadığımızdan ve nasıl olduğunu bilmediğimizden üst araması yapmadan Aytunç’u araca aldık” diye konuştu.

PLASTİK SU ŞİŞESİ ‘SİLAH’ SAYILDI

Çüngüş Asliye Ceza Mahkemesi, yargılamanın sonunda Şemsettin Korkmaz’ı polislerin arasında bıçaklayan Aytunç Özel’i ‘yaralama’ suçundan 180 gün adli para cezasına çarptırdı. Sanığın cezasında haksız tahrik ve iyi hal indirimi yapan mahkeme, cezayı 75 gün adli para cezasına indirdi. 75 gün adli para cezasını 1500 lira olarak hesaplayan mahkeme, önce paranın 10 eşit taksitte ödenmesine, daha sonra ise cezanın ertelenmesine karar verdi.

Şemsettin Korkmaz’ı ise ‘basit yaralama’ suçundan 120 gün adli para cezasına çarptıran mahkeme, sanığın suçu, silah sayılan ‘plastik su şişesi ‘ ile işlediğini gerekçe gösterip, cezayı 180 gün adli para cezasına çıkardı. Korkmaz’ın yargılama sürecindeki olumlu davranışları dikkate alınarak, cezası 112 gün adli para cezasına indirildi. 112 gün adli para cezasını 2 bin 240 lira olarak hesaplayan mahkeme, cezanın ertelenmesine hükmetti.

Aytunç Özel’e ‘mala zarar verme’ suçundan verilen 50 günlük adli para cezası ve ‘silahla tehdit’ suçundan verilen 10 aylık hapis cezası da, yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varıldığı için ertelendi.

PLASTİK SU ŞİŞESİ CEZADA ARTIRIM NEDENİ

Gerekçeli kararda, Şemsettin Korkmaz’ın plastik su şişesini Aytunç Özel’in yüzüne fırlattığı ve mağdurun basit tıbbı müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığı ifade edildi. Korkmaz’ın eyleminin, silah sayılan plastik su şişesi ile işlenmesi nedeniyle, yarı oranında arttırım yapıldığını kaydeden mahkeme, sanıkların yargılama sürecindeki olumlu davranışları nedeniyle cezalarında iyi hal indirimi yapıldığıni belirtti.

POLİSLERİN ARASINDA BIÇAKLADI

Güvenlik kamerası görüntülerinde, koşarak olay yerine gelen Aytunç Özel, önce eczanenin camına tekme atıp, kırıyor. Daha sonra silahla havaya ateş eden Özel, başka bir görüntüde ise elinde uzun namlulu silah olan polis tarafından tutuluyor. Polisin elinden kurtularak, ekip arabasının yanına gelen Özel, iki polis tarafından araca bindirilmeye çalışılan Şemsettin Korkmaz’ı bıçaklıyor. Koştuğu sırada elindeki bıçak net bir şekilde görülen Özel, daha sonra, kaçarak olay yerinden uzaklaşıyor.

POLİSLER HAKKINDA SUÇ DUYURUSU

Şemsettin Korkmaz’ın avukatı Emre Sezer, müvekkilinin bıçaklandığını, hakaret ve tehdide maruz kaldığını belirterek, şöyle dedi:

“Müvekkilim, yoğun bakımda kaldı. Mahkeme, müvekkilime 2 bin 240 lira, polislerin arasındaki müvekkilimi bıçaklayan kişiye, 1500 lira para cezası verdi. Bıçaklayan, bıçaklanandan daha az ceza aldı. Müvekkilimizin suçu, iddiaya göre yarısı boş, naylon pet şişe fırlatmak. Pet şişenin değip değmediği bile belli değil. Değdiği bile tespit edilemeyen pet şişeden dolayı ceza verildi. Ben çok şaşırdım. Pet şişenin içi boş ve isabet etmemiş. Mahkeme hem haksız tahrik uyguladı hem müvekkilin cezasından daha az bir ceza verdi. Böyle bir durumu ilk kez gördük. Bir yanda bıçakla, polislerin arasında, yoğun bakımda kalmayı gerektirecek kadar bir yaralama, diğer yanda yarısı boş bir pet şişe fırlatılmış. Havaya ateş ediyor, eczanenin camını kırıyor, öldürmekle tehdit ediyor ama polisler müdahale etmiyor. En son arabaya bindiriyorlar, üst araması yapmıyorlar. Bu kişiyi araca bindiren polisler hakkında suç duyurusunda bulunduk.”

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam-Ekoloji

Çevre ve iklim endişelerde ilk sıraya yerleşti

AleviNet

Published

on

Ipsos-Sopra Steria tarafından yapılan ankete göre, çevrenin korunması Fransızların en çok endişe duyduğu konuların başında ilk sıraya yerleşti. Katılımcıların yüzde 52’si çevre konusundaki endişelerini paylaşırken, ikinci sırada yüzde 48’le ‘sosyal sistemin geleceği’ konusu geliyor.

Yüzde 43’lük bir kesim ise, satın alma gücündeki gerilemenin kaygılandırdığını beyan etti.

Çevre ve ekoloji konusunu tali sorun olarak görenler arasında aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) sempatizanları geliyor. Aşırı sağcı seçmenlerin yüzde 57’si satın alma gücündeki gerilemeye dikkat çekerken, sağdaki partilerden Cumhuriyetçiler (LR) arasında ise yüzde 51 ile en önemli endişe kaynağı olarak ‘göç sorunu’ öne çıkıyor.

Fransızların dörtte üçünün gelecek konusunda olumsuz düşündükleri ve ülkelerinin ‘gerilemekte’ olduğunu düşündükleri de ortaya çıkan bir diğer sonuç.

Aynı zamanda ankete katılanların yüzde 81’i küçük ve orta büyüklükteki şirketlere güvenirken, globalleşmenin sembolü olarak kabul edilen büyük şirketlere güvenmediğini ifade ediyor.

 

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

Yenilenebilir enerjilerin üretimi depolamayla artacak

AleviNet

Published

on

Geçtiğimiz günlerde Fransa’nın Charente-Maritime iline bağlı Jonzac’ta NW adlı şirket tarafından tanıtılan NW Box adlı bateri konteynerleri sayesinde üretilen ve fazlalık olan elektriğin depolanması hedefleniyor.

BİRÇOK ŞİRKET BU ALANA YÖNELDİ

Geçtiğimiz yıl Tesla ile yine Fransa’dan HDF Energy tarafından tanıtılan stokaj konteynerlerinde ise, onlarca megavat/h elektrik stoklama imkanının olduğu duyurulmuştu.

Örneğin NW Box adlı konteynerlerde çok sayıda lithium-ion tipi pil bulunuyor ve bu piller ile yılın belli dönemlerinde üretilen güneş veya rüzgâr kaynaklı elektrik depolanabilecek. Bu elektrik, daha sonra ihtiyaç duyulduğu anda kullanılan hatlara aktarılabilecek.

Nicolas Sarkozy döneminde bakanlık da yapan NW Genel Direktörü Yves Jégo’ya göre, yenilenebilir enerji kaynaklı elektrik üretiminin artmasıyla birlikte depolama konteynerlerine olan ihtiyaç da artacak. Fransa’da bağımsız bir kuruluş olan Enerji Düzenleme Komisyonu (CRE) tarafından yayınlanan bir raporda da yenilenebilir enerjinin arttırılmasına dair hedeflerin tutturulabilmesi için depolama kapasitesinin de arttırılması şart.

DEPOLANMAZSA ÜRETİM AZALACAK

Güneş ve rüzgâr kaynaklı elektrik üretiminde depolama kapasitesinin arttırılmaması halinde, özellikle yılın belli dönemlerinde artan üretimin belli bir noktadan sonra durması söz konusu. Zira ihtiyaç fazlası elektrik üretildiğinde güneş panelleri veya rüzgâr türbinleri, durduruluyor. Depolama sayesinde ise güneşin veya rüzgârın bol olduğu günlerde dolan kapasitelerin üstünde elektrik üretmek ve hatların 50 hertz frekansında tutulması mümkün olabilecek.

İHTİYAÇ HALİNDE NÜKLEER VEYA KÖMÜRE BAŞVURULUYOR

Fransa’nın yanı sıra Almanya’da depolama konusundaki çözüm yolları bulunuyor. Ancak bu, Almanya’nın çok daha fazla karbondioksit (CO2) salmasına neden oluyor.

Rüzgâr ve güneş kaynaklı elektrik üretiminde Fransa’dan çok çok önde gelen Almanya’da, rüzgârlı veya güneşli günlerin azalması halinde kömür santralleri devreye konuluyor. Fransa’da ise elektriğin yüzde 70’in üzerinde elde edildiği nükleer santrallerin kapasitesi arttırılıyor.

Ancak kömür santrallerinin nükleerden onlarca kat fazla CO2 saldığı biliniyor. 2017 rakamlarına göre Fransa’nın CO2 salınımları 350 milyon ton olarak hesaplanırken, Almanya’da bu 800 milyon tona kadar çıkıyor. 2005 yılına oranla Fransa’da salınımlar yüzde 10 ila 20 arasında düşerken, yenilenebilir enerji kaynaklarını giderek arttıran Almanya’da ise düşüş, yüzde 5’le sınırlı kalmıştı.

8 MİLYAR EURO KAYNAK AYRILMIŞTI

Sadece Fransa’da kamuya ait EDF şirketi üzerinden elektrik depolanabilmesi için 8 milyar Euro ayrıldığı duyurulmuştu. Ancak bu yatırımlar konusunda özellikle yer sorunu nedeniyle henüz ciddi bir adım atılmadığı biliniyor.

Fransız kuruluşu CRE tarafından yayınlanan bir raporda da depolama kapasitesinin acilen yükseltilmesi gerektiğinin altı çizilmişti.

AB’NİN GETİRDİĞİ REZERV ZORUNLULUĞUNA CEVAP OLABİLİR

Yenilenebilir enerji kaynaklarından daha fazla yararlanılmasına imkân tanıyacak depolama konteynerlerinin arttırılması, aynı zamanda Avrupa Birliği (AB) tarafından getirilen bir yükümlülük açısından da önemli.

AB Komisyonu’nun aldığı bir kararda, Avrupa’nın herhangi bir ülkesinde yaşanacak elektrik enerjisi sorununda en geç 15 dakika içinde devreye girecek şekilde rezervler oluşturulması isteniyordu. Böylelikle, herhangi bir ülkede yaşanacak elektrik enerjisi kıtlığında kıtanın diğer ucundaki bir diğer ülkedeki rezervler devreye girebilecek. AB, her ülkenin en az bir nükleer santralin günlük üretimi kadar düzeyde elektriği rezerv olarak tutmasını şart koşuyor.

MALİYETİN AZALMASI ÜRETİMİ ARTTIRACAK

Yenilenebilir enerji kaynaklı elektrik üretiminin arttırılmasını sağlayacak depolama konteynerlerinin sayısının arttırılabilmesinin önündeki engellerden biri olarak, bunların maliyetleri gösteriliyordu. Bloomberg tarafından yayınlanan bir habere göre, 2010 ile 2018 yılları arasında bu konteynerlerin içindeki stoklama baterilerinin maliyeti yüzde 85 oranında azaldı.  

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

Rapor: Su kıtlığı yeni felaket risklerini artırıyor

AleviNet

Published

on

Küresel ısınma kendini aşırı sıcaklar, artan sel felaketleri ve kuraklıkların yanı sıra temiz suya ulaşım ve bu suyun dağıtımında yaşanan sıkıntılarda da belli ediyor.

2019 Dünya Risk Raporu, temiz suya erişim ve bu suyun dağıtımında sıkıntı yaşayan ülkelerin, olası doğal felaketlere karşı da daha zayıf ve kırılgan bir yapıya sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Çeşitli yardım örgütlerini bünyesinde barındıran “Kalkınma Yardım Eder” adlı birlik ile Bochum Ruhr Üniversitesi’ne bağlı Barışı Güvence Altına Alma ve İnsani Uluslararası Hukuk Enstitüsü tarafından hazırlanan rapor, 180 ülkedeki felaket risklerini doğal felaketler ve toplumların bu felaketlere dayanma gücü üzerinden analiz ediyor.

Sorun sadece suyun az olması değil

Raporda temiz suya erişim ve suyun yol açtığı tehlikelerden korunmaya, “Su güvenliği” başlığı ayrıldı. İklim değişikliğinin su bazlı sorunları sadece suyun az olduğu bölgelerde değil, dünyanın her yerinde artırdığı raporun dikkat çekici tespitlerinden biri.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI