SON DAKİKA

Ali Sirmen – Erdoğan’ın B planı imkânsız mı?

Bu haber 12 Haziran 2018 - 9:19 'de eklendi ve 98 views kez görüntülendi.

Cuma günü Tayyip Bey’in danışmanının TBMM’de kendilerine muhalif bir çoğunluk oluşması halinde, istediği nitelikte yeni bir çoğunluk sağlamak için seçimlerin yenilenebileceğinden söz etmesi üzerine, merak edilen B planının bu olduğunu belirtmiş ve dikkat çeken hususların altını çizmeye çalışmıştım.
Yazının yayımlanması üzerine, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden arkadaşım Teoman Ekim’den aldığım bir iletide kadim dostum “eğer B planı Reis’in seçilip Meclis’te çoğunluğun Millet İttifakı’na geçmesi halinde seçimleri yenileme kararı alınması ise, bu halde kendisinin de yeniden seçimlere girmesi gerekecek ki, yeni anayasaya göre kendisinin üçüncü kez seçime girememesi gerekiyor. Zira iki kez halk oyu ile Cumhurbaşkanı seçilmiş olacak” diyordu.
İlk bakışta Teoman Ekim haklı görünüyordu. Çünkü anayasanın 101. maddesi şöyle der: “Cumhurbaşkanı’nın görev süresi 5 yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.”
Bu durumda, yeni seçime karar vermesi halinde Tayyip Bey üçüncü kez aday olamayacaktır.

***

“Anayasanın ifadesi açık ve net göründüğüne göre, Tayyip Bey’in seçimi yenileme kararını vermesi halinde aday olmaması da gerekiyor” denebilir mi?
Bu hususta uzmanların görüşlerini öğrenmek için eski Anayasa Mahkemesi üyesi ve gazetemiz yazarlarından Prof. Dr. Fazıl Sağlam’a başvurdum.
Prof. Sağlam’ın yorumu şöyle:
“Geçiş hükümlerine bakıldığında yoruma açık olan Geçici 18. maddede şöyle denildiği görülür: … 75, 77, 101 ve 102. maddede yapılan değişiklikler, birlikte yapılacak ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin takvimlerin başladığı tarihte yürürlüğe girer. Yani bu iki defadan fazla seçilememe kuralı da etkisini bu seçimlerden sonra gösterir şeklinde bir yorum yapılabilecektir.”
Anayasa hukuku dalında olaya değişik açılardan yaklaşarak bakmak ve farklı sonuçlara ulaşmak da mümkündür.
Nitekim 101. maddedeki iki defadan fazla seçilememe hükmü, değişiklikten önce de sonra da aynı olduğuna göre, bir değişiklikten söz edilemeyeceğinden, Tayyip Bey bu durumda bir seçime daha giremez de denebilir.
Nitekim, değerli hukukçu eski İstanbul Barosu Başkanlarından Av. Turgut Kazan da bu görüşü benimsiyor ve şunları söylüyor:
– Tayyip Bey’i de danışmanlarını da uyarıyorum. Böyle bir yolu tutmaya kalkarlarsa, iki defadan fazla seçilememe engeline takılmaları kaçınılmazdır. Çünkü kural değişiklikten önce de sonra da aynıydı.
Prof. Fazıl Sağlam da bu görüşün de tartışılabileceğini kabul ediyor.
Bu tartışma, bizim iki kez üzerinde durduğumuz Tayyip Bey’in B planının gerçekten uygulanabilir olup olmadığını, daha doğrusu uygulanması halinde elde edilmek istenen sonucu doğurup doğurmayacağı sorusunu gündeme getiriyor.

***

Soru haklı olmakla birlikte, pratikte bir şey değişmeyecektir.
Pratikte bir şey değişmeyecektir. Çünkü bu konuda yorumu hukuken hüküm ifade edecek olan makam Anayasa Mahkemesi’dir. Kurumun eski mensuplarından biri olan Prof. Sağlam, Anayasa Mahkemesi’nin kararının, üçüncü kez seçime giremeyeceği yönünde olup olamayacağı sorumu bir karşı soruyla yanıtladı:
– Sence AYM böyle bir karar verebilir mi?..
Evet hukuki tartışma, hukuk kurallarının, kuvvetler ayrılığı ilkelerinin işlediği yargının bağımsız olduğu diyarlarda bir anlam taşımaktadır. Eğer yargı bağımsız değilse, yargının bağlı olduğu makam, hiç çekinmeden her istediğini yapabilir.
Olaya o açıdan bakınca, Tayyip Bey’in B planının Türkiye’de yargının bağımsız olduğunun söylenebileceği durumda kendisi açısından tehlikeli olduğunu söyleyebilirsiniz. Yok eğer Türkiye’de AYM dahil, yargının bağımlı olduğunu düşünüyorsanız, o zaman B planının saat gibi tıkır tıkır işleyeceği ve istenen sonucu verebileceğinden hiç kuşkunuz olmasın!
Peki söyleyin bakalım, bu konuda sonuç olarak şimdi ne diyorsunuz?