Connect with us

Kadın

Erkekler Mayıs’ta 25 Kadın Öldürdü

Published

on

Erkekler Mayıs’ta 25 kadını ve dört kadının babasını, birinin kocasını, birinin de 15 yaşındaki oğlunu öldürdü; en az 4 kadına tecavüz etti, 51 kadına zorla seks işçiliği yaptırdı, 14 kadını taciz etti, 53 kız çocuğuna cinsel istismarda bulundu, 44 kadını yaraladı.

Mayıs ayında erkek şiddeti faillerin ikisi polis memuru, ikisi emekli polis memuru, ikisi muhtar, biri erdi.

25 kadın cinayetinin yanısıra;

* 2017’de Mersin ve Diyarbakır’da öldürülen üç kadının failleri belirlendi. Mersin’de öldürülen kadın ve kızının, kadının sevgilisi tarafından “namus” bahanesiyle öldürüldüğü; Diyarbakır’da öldürülen 18 yaşındaki kadının ise dini nikahlı kocası ve ağabeyi tarafından öldürüldüğü ortaya çıktı.

* Ağrı, Muğla ve Mersin’de üç kadının intihar ettiği iddia edildi. Kadınlardan biri dini nikahla evlendirilmiş, 18 yaşında ve hamileydi. Ayrıca Ağrı’da bir kadın intihara teşebbüs etti.

* Edirne’de Meriç nehrinde 30 yaşlarında hamile bir kadın ve 8-10 yaşlarında bir kız çocuğuna ait iki ceset ve Konya’da sulama kanalında bir kadının cesedi bulundu.

Erkekler 2018’in beş ayında en az 97 kadın ve yedi çocuk öldürdü; 30 kadına tecavüz etti; 89 kadını taciz etti; 280 kadına zorla seks işçiliği yaptırdı; 177 kız çocuğuna cinsel istismarda bulundu; 185 kadını yaraladı.

Cinayet

Erkekler Mayıs’ta 25 kadını öldürdü. Öldürülen kadınlardan ikisi hamileydi; iki bebek de sezaryenle alındı ve hayatta kaldı.

Kadınların yüzde 16’sı ayrılmak/boşanmak istediği ya da barışma teklifini reddettiği için öldürüldü.

Cinayetlerin yüzde 20’si kafe, işyeri, okul önü, sokak ortası gibi kamusal alanlarda gerçekleşti.

Bir erkek karısını, kadın uyurken öldürdü. Polis memuru olan bir erkek, yeni boşandığı karısını öldürdükten sonra intihar ettiğini öne sürdü; önce adli kontrolle serbest kalan katil, daha sonra tutuklandı.

Kadınların yüzde 48’ini kocaları veya eski kocaları öldürdü:

Bir kadını babası, birini dini nikahlı kocası, birini eski kocası, dokuzunu resmi nikahlı kocaları, birini evine giren hırsız, birini birliktelik teklifini reddettiği iş arkadaşı, birini işvereni, dördünü oğulları, ikisini tanıdıkları, birini yeğeni öldürdü. İki kadın cinayetinde, failin kadınla yakınlık derecesine haberlerde yer verilmedi.

Mayıs ayındaki kadın katillerinden biri polis, biri emekli polis, biri ise zorunlu askerdi.

Bir katil daha önce de cinayetten hüküm giymişti. Bir katil cezaevinden izinli çıkarak, biri ise askeriyeden izinli çıkarak cinayetleri işledi.

Cinayetlerin yüzde 52’sinde ateşli silahlar kullanıldı:

Yedi kadın bıçakla, ikisi boğazı kesilerek, biri camdan aşağı atılarak, biri kabloyla boğularak, biri keserle, 12’si tabancayla, biri tüfekle öldürüldü.

Üç erkek cinayetin ardından teslim oldu.

Dört erkek cinayetin ardından intihar etti, biri intihara teşebbüs etti.

Mayıs ayında kadın cinayetlerinin gerçekleştiği iller Adana (1), Ankara (2), Antep (1), Aydın (1), Balıkesir (1), Bursa (6), Denizli (1), Edirne (1), Eskişehir (1), İstanbul (3), Kars (1), Kastamonu (1), Kayseri (1), Manisa (1), Maraş (2) ve Yozgat (1).

Tecavüz

Mayıs’ta medyaya dört kadına yönelik tecavüz olayı yansıdı.

Tecavüzcülerden ikisi kadınların sevgilisi, biri ev işvereni, biri ise polis memuruydu.

Tecavüz olaylarının biri okul bahçesinde, biri polis aracında, biri kadının evinde, biri ise kadının işçi olarak çalıştığı evde gerçekleşti.

Tecavüze maruz bırakılan dört kadından biri Kazakistan, biri İngiltere vatandaşıydı.

Hukuki süreç

Dört tecavüzcüden üçü tutuklandı, bu üç erkekten biri ilk duruşmada tahliye edildi. Bir tecavüzcüye ise tecavüz hakkında işlem yapılmadı, pasaporta zarar suçundan tutuklanıp, adli kontrolle serbest bırakıldı.

Seks işçiliğine zorlama

Mayıs’ta beş şehirde 51 kadın seks işçiliğine zorlandı. Seks işçiliğine zorlanan kadınların yüzde 69’u Türkiye vatandaşı değildi.

Hukuki süreç

Kadınları seks işçiliğine zorlayan dördü kadın, 55’i erkek, toplam 59 kişi gözaltına alındı. Dördü kadın, 28 fail tutuklandı.

Taciz

Erkekler Mayıs’ta en az 14 kadını taciz etti.

Tacizcilerin yüzde 64’ü tanımadıkları erkeklerdi:

Yedi kadını tanımadıkları erkekler, ikisini otobüs şoförleri, ikisini işyerinden tanıdıkları, birini işyerinde müdürü, birini eski sevgilisi taciz etti. Bir tacizcinin kim olduğu haberlerde yer almadı.

Tacize maruz bırakılan kadınlardan biri engelliydi.

Taciz olaylarının dördü otobüste, ikisi sokakta, ikisi işyerinde, biri metrobüs durağında, biri bir dizi setinde yaşandı.

Hukuki süreç

10 failden sadece ikisi tutuklandı. Bu iki tacizciden biri, iki kez adli kontrolle serbest kaldıktan sonra tutuklandı. İki tacizci ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı. Bir tacizcinin tutuksuz yargılanmasına karar verildi. Bir tacizci hakkında uzaklaştırma kararı verildi. İki tacizcinin gözaltına alınmasından sonra yaşanan süreç haberlere yansımadı. İki tacizci hakkındaki hukuki süreç haberlerde yer almadı.

Çocuk istismarı

Erkekler Mayıs’ta 53 kız çocuğuna cinsel istismarda bulundu.

Kız çocuklardan biri erken yaşta zorla evlendirilmişti. Birinin ise istismarcı erkekle tehdit sonucu dini nikahla evlendiği ortaya çıktı. Biri ise engelliydi.

Kız çocuklarının yüzde 49’unu öğretmen ve diğer okul çalışanları istismar etti:

Bir kız çocuğuna ailesinin işvereni, ikisine babaları, ikisine esnaf, birine dini nikahlı kocasının babası, birine kuzenleri, yedisine lise müdürü, birine okuldaki temizlik işçisi, dokuzuna öğretmenleri, sekizine okul servisi şoförleri, ikisine sevgilileri, birine sosyal medyadan tanıştığı bir erkek, birine spor merkezindeki eğitmen, birine arkadaşı, birine üvey dedesi, 15’ine tanımadığı erkekler istismarda bulundu.

Faillerden biri daha önce de cinsel istismardan cezaevinde kalmıştı.

Sekiz kız çocuğuna yönelik istismar olaylarını rehber öğretmenler ortaya çıkardı; iki vakada okul yönetimi istismarı fark etti, bir vaka ise çocuğun ailesinin davranışlarından şüphelenmesiyle ortaya çıktı.

Hukuki süreç

Medyada yer alan haberlere göre, 25 failden sadece altısı tutuklandı. 4 fail adli kontrolle serbest bırakıldı; yedi fail ifadeleri alınıp serbest bırakıldı; lise müdürü olan bir failin tutuksuz yargılanmasına karar verildi; üç failin gözaltına alınmasından sonra yaşanan süreç haberlere yansımadı. Dört fail hakkındaki hukuki süreç haberlerde yer almadı.

Şiddet

Erkekler Mayıs’ta en az 44 kadını yaraladı. Kadınların yüzde 16’sı ağır yaralı bir şekilde hastaneye kaldırıldı. Şiddete maruz kalanlardan biri transtı.

Altı kadın boşanmak/ayrılmak istediği ya da barışmayı reddettiği için şiddete maruz kaldı. Bir kadın ise kızının boşanmak istediği kocasından şiddet gördü.

Şiddet olaylarının yüzde 32’si adliye önü, kütüphane, dükkan, sokak ortası gibi kamusal alanlarda yaşandı.

Kadınlardan biri uzaklaştırma kararına rağmen şiddet gördü. Bir kadın defalarca şikayette bulunmuş ancak dikkate alınmamıştı. Bir kadının çıkarttığı uzaklaştırma kararı ise yeni sonlanmıştı.

Kadınların yüzde 45’ine partnerleri veya eski partnerleri şiddet uyguladı:

İki kadına babaları, birine dini nikahlı kocası, birine erkek kardeşi, birine eski damadı, dördüne eski kocaları, birine işvereni, birine erkek kardeşinin sevgilisinin erkek akrabaları, 15’ine kocaları, ikisine komşuları, birine mahalle muhtarı, dördüne sevgilileri, üçüne taksiciler, birine arkadaşı, birine üvey oğlu, birine tanımadığı bir erkek şiddet uyguladı. Beş şiddet vakasında ise erkeğin kadınla yakınlık ilişkisi haberlere yansımadı.

Şiddet yöntemleri arasında işkence, kabloyla boğma, ev kundaklama, arabayla kazaya sebebiyet verme, evine Molotof kokteyli atma gibi eylemler yer aldı:

Erkekler beş kadını bıçakla, altısını tabancayla, 23’ünü darp ederek yaraladı. İki kadını ağır bir şekilde darp etti ve ölümle tehdit etti. Bir kadını camdan aşağı atmaya çalıştı. Birinin evine Molotof kokteyli attı. Birinin evini kundakladı. Birine işkence yaptı, birini kabloyla boğdu, birinin üzerine yürüdü. Birinin üzerine aracını kırarak kaza yapmasına neden oldu.

Hukuki süreç

40 failden yedisi tutuklandı; ikisi hakkında hiçbir işlem yapılmadı; üçü hakkında uzaklaştırma kararı verildi; iki fail hakkında soruşturma başlatıldı; üç failin tutuksuz yargılanmasına karar verildi; iki fail gözaltına alınıp serbest bırakıldı. Altı filin gözaltına alınmasından sonra yaşanan süreç haberlere yansımadı. 13 fail hakkındaki hukuki süreç haberlerde yer almadı.

(ÇT)

Açıklama: bianet’in erkek şiddeti çetelesinde sadece erkek şiddeti sonucu hayatını kaybeden kadınlara yer veriyoruz. Toplumsal cinsiyet temelli olmayan şiddet vakalarını ve cinayetleri çeteleye almıyoruz.

Faili henüz belirlenememiş kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerini sene boyunca aylık çetelelere not ediyoruz ancak başlıktaki sayıya eklemiyoruz. Sene sonunda, çetelelerde yer alan bu faili belirlenememiş cinayetler ve şüpheli ölümlerin akıbetini araştırarak, zaman içinde aydınlatılan vakaları eğer toplumsal cinsiyet temelli ise çeteleye ekliyoruz.

Ruhsal bozuklukları olan kişilerin işledikleri cinayetleri de çeteleye almıyoruz (Şizofreni hastalarının işlediği cinayetler gibi).

İntihar ve intihara teşebbüs vakalarını sadece kadın geçmişinde şiddet/ sistematik şiddete maruz kaldıysa çeteleye dahil ediyoruz. Bu intihar vakalarına ayrı bir kategoride yer veriyoruz ve başlığa taşıdığımız sayıya dahil etmiyoruz.

Ayrıca kadının doğrudan hedef olmadığı toplu cinayet haberlerini de, eğer tartışmaya sebep olan konu toplumsal cinsiyet temelli değilse çeteleye dahil etmiyoruz.

[Örneğin 11 Haziran 2017’de medya taramamıza düşen şu vakayı çeteleye dahil etmedik:

* Konya’da hayvancılık yapan A.K. (27), akrabaları Bekir Kıran (80), Mustafa Tokat (80), Meryem Tokat (79), Hamit Tokat (51) ve Mehmet Tokat’ı (64) pompalı tüfekle öldürdü. Erkek cinayetlerden sonra evine dönerken yakalandı. A.K.’nin şizofren olduğu, kalp krizinden hayatını kaybeden babasının ölümünden köydekileri sorumlu tuttuğu belirtildi.]

**

Çetelelerde yer alan meslek grupları, sadece şiddet olayının meslekle bağlantılı olduğu durumları kapsamaktadır. Örneğin “tecavüzcülerin yüzde x’si şofördü” cümlesi, kadınların ulaşım için bindikleri aracın şoförü tarafından tecavüze uğradığını anlatmaktadır.

Çiçek Tahaoğlu

Université Marc Bloch’da sosyoloji bölümünden mezun oldu. 2009’dan 2011’e kadar AFP’de fixer ve çevirmen olarak çalıştı. Gazeteci Burcu Karakaş ile Açık Radyo’da Cadı Postası programını yaptı. 2015 Müşerref Hekimoğlu Başarı Ödülü’nü aldı. 2011’den beri bianet’te kadın ve LGBTİ haberleri editörü olarak çalışıyor.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kadın

İHD’den Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’ne ilişkin rapor

Published

on

Açlık grevi eylemcilerinin de aralarında bulunduğu tutsaklara yönelik baskıların her gün arttığına dikkat çeken İHD Amed Şubesi, raporunda, açlık grevi eylemcilerinden Evin Kaya, Kibriye Evren ve Hilal Ölmez’in durumunun her geçen gün ağırlaştığına dikkat çekti.

“Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi inceleme e tespit raporu” başlığını taşıyan rapor şöyle:

“GÖRÜŞME HEYETİNİN OLUŞUMU

Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan kadın mahpusların Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na sevk edilmeleri üzerine cezaevlerinde incelemelerde bulunmak ve yine sevk edilen kadın mahpuslar arasında açlık bulunanların olması nedeniyle durum tespitinde bulunmak amacıyla şubemiz Cezaevi Komisyonu Üyeleri tarafından bir heyet oluşturma kararı almıştır. Heyette;

İHD Diyarbakır Şube Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gurbet Yavuz, İHD Diyarbakır Şube Denetleme Kurulu Başkanı Av. Hediye Saltan şer almıştır.

HEYETİN FAALİYET VE İZLENİMLERİ

Heyetimiz, 07.05.2019 tarihinde cezaevinde mahpuslarla görüşmelerde bulunmuştur. Görüşmelerin ardından heyetimiz, konu ilgili Cumhuriyet Savcılığı Cezaevi Savcısının izinli olması sebebi ile de bir görüşme gerçekleştirememiştir. Heyetimizin, cezaevinde mahpuslarla ilgili yapmış olduğu görüşmeler şu şekildedir:

Heyetimiz, Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan Songül Aşıla isimli mahpusla bir görüşme gerçekleştirmiştir. 16 Aralık 2018 tarihinde açlık grevine giren ilk gruba refakat eden Songül Aşıla, heyetimize şu beyanlarda bulunmuştur: Evin Kaya adlı mahpusun diş etlerinde şişkinlik, kanama ve iltihaplanma mevcut. Ön üst dişlerinde tedavide kullanılan vidaların bu ağrıya ve şikayetlere sebebiyet verdiği düşünmekteyiz. İlk grupta bulunanlar arasında durumu en ağır olan kişidir. Evin’in nabzı son dört gündür 40-50 gibi çok düşük seviyededir. Çok yoğun titreme nöbeti geçirmektedir. Sol gözünde yoğun bir kızarıklık mevcut. Son zamandır kuru öksürükleri artmış durumda. Tek başına kısa bir mesafeyi dahi yürüyemiyor. Uzun zamandır Kabızlık şikayeti bulunmaktadır. Regl düzensizliği ile birlikte çok yoğun regl kanamaları mevcut. Dün fenalaştığı için ambulans geldi, ancak Evin tedaviyi kabul etmediğinden koğuştan ayrılmadı. Kibriye Evren adlı mahpus son günlerde çok yoğun titreme nöbeti geçirmektedir. Mahpuslar üşüdüklerini söylediklerinde; üzerlerine battaniye örtüp ısınmaları için sıcak su torbaları vermemize rağmen ısınmadıklarını söylüyorlar. Tek başına kısa bir mesafeyi dahi yürüyemiyor. Regl düzensizliği artmış durumda. Ağız ve burunda kanamalar meydana gelmektedir. Baş dönmesi ve halsizlik artmış durumdadır. Hilal Ölmez adlı mahpusta diğer mahpuslardaki benzer şikayetler görülmektedir. Aşırı halsiz ve yorgun gözükmektedir. Son günlerde çok yoğun titreme nöbeti geçirmektedir. Göz kapağının sarkmasıyla gözünde küçülme meydana gelmiştir. Yoğun uyku düzensizliği sorunu bulunmaktadır. Tek başına kısa bir mesafeyi dahi yürüyemiyor. Regl düzensizliği artmış durumda. Ağız ve burunda kanamalar meydana gelmektedir. Baş dönmesi ve halsizlik artmış durumdadır.

Düzenli sağlık kontrolü yapılmaktadır. Bu kontrolü sağlıkçılar ve revir doktoru yapmaktadır. E Tipi Cezaevinde Araştırma hastanesinden bir hekim haftada iki kez gelmesine rağmen henüz dışarıdan bir hekim gelmemiştir. (29 Nisan 2019 tarihinde nakil olmuşlar)

Grevciler günde 1 adet B1 ve 2 adet kompleks B vitaminlerini almaktadırlar.

Birinci grupta bulunan grevciler nakil esnasında ayrı ayrı yanlarında refakatçi olmadan, kelepçeli şekilde ambulansla cezaevine getirilmişlerdir. Nakil sonrasında mahpuslarda yoğun baş dönmeleri ve halsizlik gözlemlenmiştir.

Yeni cezaevinde karşılaştığımız genel sorunlar ise şunlardır:

Nakil olduktan sonra (8 gün) bize yalnız iki kez sıcak su verildi. Koğuşta 12 kişi olmamıza rağmen bu su yalnız 4 kişiye yetmiştir. Kadın mahpusların temizliği regl kanamaları ve akıntılar açısından duş ihtiyacı acil bir durumdur. Saçlarımız çok uzun bu yüzden bitlenecek diye korkmaktayız. Cezaevi idaresi ile görüştüğümüzde bize sorunun kendilerinden kaynaklanmadığını söylediler.

2 gün önce A 2 koğuşuna saat 3 civarında memurlar tarafından arama yapılacak diye baskın yapılmıştır. Aramanın sebebini söylemeyen memurlar sadece tuvalet ve banyoya bakıp çıkmışlardır. Bu durum açlık grevinde bulunan mahpusları endişelendirmiştir.

Avlularda hem kamera hem de her duvarda bir pencere bulunmaktadır. İnfaz koruma memurları ve teknisyenler bu pencereler önünden geçerken kafalarını uzatıp avluya bakmaktadırlar. Avluda bulunan çamaşır ipinde kadın mahpuslar iç çamaşırları da dahil bütün çamaşırlarını asmaktadır. Ayrıca koğuşun alt katında bir kamera bulunmaktadır. Bu kamera tuvalet ve banyoya dönük monte edilmiştir. Banyonun küçük ve uygun olmaması dolayısıyla mahpuslar kıyafetlerini banyo dışında giymek durumundadırlar. Bu yüzden banyodan havlu sarılı vaziyette üst kata çıkmak zorunda kalmaktadırlar. Başı örtülü kadın mahpuslar da sürekli olarak tedirgin oldukları için örtülü bir şekilde dolaşmaktadır. Bu durumlar kadın mahpusların mahremiyetin önemsenmediğini göstermektedir. Mahpusların insan onuruna yakışır bir ortamda yaşama hakları bulunmaktadır.

Bu görüşmenin ardından heyetimiz; Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan Elif Atdemir isimli mahpusla bir görüşme gerçekleştirmiştir. Elif Atdemir, heyetimize şu beyanlarda bulunmuştur: ‘Ben 2016 yılı Kasım ayından beri tutukluyum. Hüküm özlüyüm. Biz 30.04.2019 tarihinde Diyarbakır E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna getirildik. Ben A12 oda da kalıyorum. 1 Mart 2019 tarihinden beri açlık grevindeyim. Benimle aynı odada kalan mahpuslardan Zelal Fidan, Kumru Tokay da 1 Mart’tan beri açlık grevindedir. Şu an bize B12 vitamini veriliyor, B1 verilmiyor. Bize günde bir defa bir pet bardak içinde yoğurt ve meyve suyu veriliyor. Ben greve başladığımda 49,9 kilo iken, şu an 44,5 kiloyum Benim nabzım çok düşük seyrediyor. Bu cezaevinde revir doktoru günde bir iki defa geliyor, sağlık personeli ise düzenli olarak günde 2 defa geliyor. Açlık grevlerini bırakma için ikna veya herhangi bir saldırı olmadı. Her gün tansiyon, saturasyon, nabız, kilo ve ateş ölçülüyor. Benim daha önce geçirdiğim ameliyat veya herhangi bir hastalığım yoktur. Daha önce 3 günlük açlık grevine girmiştim; ama uzun süreli olmadı. Kan, kusma ve dişeti iltihabı yok. Kabızlık durumum var. Günde 5-6 defa idrar, dışkı ise 2 günde bir ancak olabiliyor. Herkes kendi iradesi ile başladı. Bende unutkanlık başladı, ellerim sürekli soğuk ve morarmış gibi duruyor. Mide ağrıları, baş ağrıları var. Uyku düzenim bozulmuş, bu cezaevine geldiğimizden beri 2 defa gece saat 01.30 sıralarında gelip sadece tuvalet banyoyu arıyorlar. Geçen gece saat 01.30-02.00 sıralarında gelip mazgala vurdular, sahur verme gerekçesiyle. Gürültü olunca sesten rahatsız oluyorum. Avukat görüş giriş ve çıkışlarında, oda giriş ve çıkışlarında ellerimizi T şeklinde yapmamızı bu şekilde üstümüzü arayacaklarını söylüyorlar, biz zaten kollarımızın yeteri kadar açık olduğunu arama yapabileceklerini söyleyince tartışma oluyor ve bu şekilde sıkıntı yaşıyoruz.

Heyetimiz; Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan Berrin Kurt isimli mahpusla bir görüşme gerçekleştirmiştir. Berrin Kurt, heyetimize şu beyanlarda bulunmuştur: Ben B-11 odada 12 kişi kalıyoruz. Kaldığım odada 4 kişi açlık grevindedir. Bunlar Kibriye Evren, Evin Kaya, Hilal Ölmez ve Mekiye Ormancı’dır. Mekiye Ormancı 1 Mart 2019 tarihinde, diğer 3 kadın mahpus 16.12.2018 tarihinden beri açlık grevindedir. Ben tutuklanmadan önceki süreçlerde hastanede radyoloji bölümünde çalıştığım için sağlık alanında grevde olanlara bazı durumlarda yardımcı olabiliyorum. Greve ilk başladıkları 16.12.2018 tarihinden beri onlarlayım ve refakatçiyim. Ben grevde değilim. Kibriye Evren, Hilal Ölmez ve Evin Kaya ile ilgili şunları söyleyebilirim: Şu an tansiyonları sürekli düşük seyrediyor. (7-4) Gece fenalaşınca bazen revir aracılığıyla baktırabiliyoruz. Bu cezaevine yeni geldik ve grevdeki kişiler için tansiyon ölçüm aleti talep ettik henüz bir cevap alamadık. Şu an havalandırmaya çıkamıyorlar, biz onları havalandırmaya götürmezsek tek başlarına çıkamıyorlar tek başlarına kişisel ihtiyaçlarını gideremiyorlar.

Tek başlarına tuvalet ve banyoya da gidemiyorlar, biz mutlaka eşlik ediyoruz. Artık sıvı alımlarında da sıkıntı çekiyorlar, mide kabul etmiyor. Kibriye Evren’in kusma şeklinde, Evin Kaya’nın bağırsaklarında kanama şeklinde oldu. Kibriye Evren kanlı kusma şeklinde kusuyor. Baş ağrıları ve kas ağrıları sürekli var. Gece her saatte mutlaka kontrol ediyoruz. Sürekli uzanır pozisyonda ve tek başlarına yürüyemiyorlar. Kabızlık problemleri var. Şu an bir hafta 10 güne kadar bir defa dışkı için tuvalete çıkabiliyorlar. İdrar için de günde 3 -4 defa en fazla tuvalete çıkabiliyorlar. Sese, kokuya ve ışığa aşırı hassasiyetleri var. Revir doktoru her gün sabah ve akşam geliyor. Sağlık personeli de her gün günde 2 defa geliyor, bu gelişler bazen doktorla bazen de ayrı oluyor. Evin Kaya sanırım ilk başladığında 55-56 kiloydu, Şu an 46 kilodadır. Kibriye Evren 8-9 kilo kadar vermiş. Hilal Ölmez sanırım ilk başladığında 68 kilodaydı, şu an 56 kilodadır. Unutkanlık yaşıyorlar, geçen günlerde Kibriye Evren benim soyadımı bilmesine rağmen soyadımı hatırlayamadığını unuttuğunu söyledi. Onlara seslendiğimizde sesli cevap vermek yerine, bizim olduğumuz tarafa dönüyorlar, sesli cevap veremiyorlar. Halsizlik var, günde en fazla 3 saat uyuyabiliyorlar. Denge de durma konusunda sıkıntı yaşıyorlar. Yaslanmadan oturamıyorlar, onları sandalyeye oturttuğumuz da ayaklarını uzatması için başka bir sandalye de getiriyoruz. Evin Kaya’nın gözlerinde bir haftadır kanlanma var. Hilal Ölmez 2-3 gün önce tüm gün boyunca süren kalp ağrısı vardı, o gün yataktan hiç kalkamadı. Göz altlarında şişme ve morarma var. Yüzde solgunluk var. Hilal Ölmez sigara kullanıyor. Evin Kaya’nın dişinde şişme ve kanama var, fırça dokunduramıyor. Mekiye Ormancı ile ilgili şunları söyleyebilirim: 1 Mart 2019 tarihinden beri açlık grevindedir. Tansiyonu bir düşük, bir yüksek seyrediyor. Koku, ışık ve sese duyarlılık var. Sanırım greve başladığında 56 kiloydu, şimdi 50 kilo kadardır. Sigara kullanıyor.

Heyetimiz; Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan Özlem Seyhan isimli mahpusla bir görüşme gerçekleştirmiştir. Özlem Seyhan, heyetimize şu beyanlarda bulunmuştur: Oda B12 de 13 kişi kalıyoruz. Benim kaldığım odada 4 kişi açlık grevinde. Açlık grevinde olanlar: Derya Aslan (T), Semire Direkçi (H), Mehtap Metin (T) ve Zülfiye Kişmir. 1 Mart 2019 tarihinden beri açlık grevindeler. Ben açlık grevinde değilim. Açlık grevinde olan mahpusların yaşadığı sorunlar: Diş etinde şişlik var. Yüzde burun etrafında sivilcelenme ile birlikte şişlik oluyor. Baş ağrıları, uykusuzluk ve halsizlik var. Kabızlık problemi var. İdrar günde 8-10 defa oluyorken, dışkı ise daha geç oluyor, Zülfiye Kişmir 1 haftadır tuvalete gidemiyor kabızlık sorunu nedeniyle. Regl olduklarında ciddi sancılar ve baş ağrıları oluyor, regl kanamalarında azalma var. Unutkanlık problemi var. Sese kokuya ve ışığa duyarlılık var. Bu cezaevinde kameralar var. Ortak alanları gören kamera mutfağı görüyor, tuvalet ve banyonun da kapısını görüyor. Kamera havalandırma bölümünde de var bu kamera odalarımızı ve tuvaletin penceresini görüyor. Kadınlar olarak bu durumdan çok sıkıntı yaşıyoruz. Özellikle grevde olan arkadaşlarımız. Diğer koğuşta gece araması yapılıyor ama sadece tuvalet ve banyo da. Gerekçe ise tuvalette uzun süre kalınca şüphe çektiği söyleniyor. B1 verilmiyor ancak B 12 veriliyor. Sese, kokuya ve ışığa aşırı hassasiyetleri var. Günde 2 defa Sağlık personeli ve doktor kontrol için geliyor.

TESPİT VE SONUÇ

Açlık grevinde bulunan mahpusların sağlık durumlarının kritik aşamada olduğu tespit edildi.

Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nden, Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevk işlemleri sırasında, açlık grevinde bulunan ve sağlık açısından kritik aşamada bulunan mahpusların, ambulansta kelepçelenerek götürüldükleri tespit edilmiştir.

Gece vakti yapılan aramanın hukuka uygun olmadığı tespit edilmiştir.

Kimi mahpuslara iaşelerinin verilmediği tespit edilmiştir.

Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndaki avluda yer alan pencerelerin ve koğuşlarda bulunan kameraların, mahpusların özel yaşam ve mahremiyetlerini ihlal ettiği tespit edilmiştir.

Sıcak su ihtiyacının karşılanmadığı tespit edilmiştir. Temel ihtiyaçlar arasına yer alan sıcak suyun mahpuslara verilmemesinin, sağlık hakkının ihlaline yol açtığı tespitine varılmıştır.

Heyetimiz, mahpuslara yönelik gerçekleşen ihlallerin önlenmesine dair şu önerilerde bulunmaktadır;

Öncelikle, Türkiye’deki infaz rejimi mevzuatının ve politikasının uluslararası insan hakları hukukuna ve özel olarak da mahpus haklarına uygun hale getirilmesi gerekmektedir,

Mahpuslara uluslararası hukukun emrettiği şekilde insana yaraşır bir şekilde bir muamele gösterilmelidir,

Mahpusların sağlığa erişim haklarının sağlanması, koruyucu sağlık hizmetlerine önem, hastalığı olanların tedavi olanaklarından yararlanmaları için gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir.

İmralı Hapishanesi’nde uygulanan tecridin hiçbir hukuki dayanağının olmadığı, hukuk dışı bir infaz sistemi olduğu, Devletin İdari Yapısı tarafından ve Güvenlik Merkezli olarak yönetilip ve sürdürüldüğü görülmektedir. Tecridin kaldırılması amacıyla açlık grevine giren mahpusların talepleri, yasal ve meşrudur. Mahpusların açlık grevi eylemi konusunda, siyasal iktidarın ölümler yaşanmadan barışçıl yollarla gerekli tedbirleri alması ve talepleri değerlendirmek üzere harekete geçmesi gerekmektedir. Soruna temel hak ve özgürlüklerin esas alınarak yaklaşılması ve taleplerin bu doğrultuda değerlendirilerek çözüme kavuşturulması için bir an önce Adalet Bakanlığı’nı sorumluluğunu yerine getirmeye davet ediyoruz.”

Continue Reading

Kadın

Hamile eşini bıçaklayan koca yakalandı

Published

on

Olay, Perşembe günü öğlen saatlerinde Balçova ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Cavit A. (25) kendisinden boşanmak isteyen 4 aylık hamile eşi S.A.’yı ‘Seni kahvaltıya götüreceğim’ bahanesiyle Yeşilyurt’ta bulunan ikametlerinden çıkardı. Cavit A. ve S.A., otomobile binerken, sürücü koltuğundaki Cavit A., otomobili Balçova yakınlarında ormanlık bir alanda durdurdu. S.A.’ya saldırmaya başlayan Cavit A., ardından yanında getirdiği bıçak ile talihsiz kadını 7 yerinden bıçakladı. Eşini bıçakladıktan sonra ormanlık alanda bırakan Cavit A. otomobil ile olay yerinden kaçtı. S.A.’nın yardım çığlıklarını duyan çevredeki vatandaşlar durumu polis ve sağlık ekiplerine bildirdi. Talihsiz kadın sağlık ekipleri tarafından Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Tedavi altına alınan S.A.’nın hayati tehlikesi bulunmadığı belirlenirken, hamile kadının karnındaki 4 aylık erkek bebeğin ise durumunun iyi olduğu öğrenildi.

SAKLANDIĞI KAMYONUN ALTINDA KISKIVRAK YAKALANDI

Öte yandan, polis ekipleri hamile eşini bıçaklayarak olay yerinden kaçan kocayı yakalamak için geniş çaplı çalışma başlattı. Başlatılan çalışma kapsamında dün akşam saatlerinde Cavit A.’nın Yeşilyurt semtindeki ikametinde bulunduğu belirlendi. Karabağlar İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı Asayiş ekipleri tarafında ikamete operasyon düzenledi. Polis ekiplerinin geldiği gören ve evinden çıkarak sokakta bulunan bir kamyonun altına saklanan Cavit A. polis ekipleri tarafından kıskıvrak yakalandı. Gözaltına alınan Cavit A., sağlık kontrolünün ardından sorgulanmak üzere polis merkezine götürüldü. Cavit A. emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edileceği öğrenildi.

Continue Reading

Kadın

ABD’de üniversitede cinsel taciz skandalı

Published

on

ABD’nin Ohio State Üniversitesinde 1970’li ve 1990’lı yıllar arasında okulun spor takımlarında görev yapan doktorun en az 177 erkek öğrenciyi taciz ettiği ortaya çıktı.

Üniversitenin konuyla ilgili yayımladığı soruşturma raporunda, 1990’larda emekli olmadan önce okulda yaklaşık 20 yıl spor doktoru olarak çalışan Richard Strauss’un görevi sırasında okulun 16 spor takımında forma giyen en az 177 erkek sporcuya cinsel tacizde bulunduğu belirtildi.

Üniversite Rektörü Michael Drake, üniversite yönetiminin Strauss ile ilgili iddialar karşısında kurumsal zafiyet içinde olduğunu ve taciz iddialarının soruşturulması konusunda gerekli adımları atamadığını ifade ederek, “Üniversite, öğrencilerine karşı sorumluluklarını yerine getirememiştir. Bu, üzücü ve affedilmez bir durumdur.” dedi.

Strauss’un 2005’te, 67 yaşında intihar etmeden yaklaşık 10 yıl önce emekli olarak üniversiteden ayrıldığı kaydedildi.

ABD’de daha önce Michigan State Üniversitesi jimnastik takımının doktoru Larry Nassar, en az 250 kız öğrenciye cinsel tacizde bulunduğu için yargılanmış ve ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştı. Üniversite mağdurlara toplam 500 milyon dolar tazminat ödemişti.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI