Connect with us

.

Kültür-Sanat

‘Asi çocuk’ umudun yolunda…

AleviNet

Published

on

Kendine özgü tarzı ile önemli bir dinleyici kitlesine ulaşan Oğuz Boran , doğup büyüdüğü Tuzluçayır semtinde müzik yolculuğuna devam ediyor. Boran, ilk albümünde; Yıldıray Çengel, Özdemir Erdoğan, Önder Eren ve Barış Manço imzalı ezgiler yer aldı. Albümün ilk klip çalışmasını ise Tanju Duman yönetmenliğinde “Umuda Yolumsun”a yaptı. Haftalık sahne performansları dışında, televizyon, radyo ve festival etkinlikleri için yoğun bir tempoda çalışan Boran sanatına dair yaşamını anlattı.

-Oğuz Boran’ın müzikal yaşantısı nasıl şekillendi?

Ankara’da Tuzluçayır semtinde doğup büyümek insanı birçok anlamda şekillendiriyor. Müzikal anlamda da şekillendiriyor. İçerisinde yetiştiğim toplumun yapısı müzikal anlamda da şekillendirdi. Profesyonel anlamda müzik çalışmalarına 1994 yılında başladım. 1994- 1996 yıllarında kimin eserini okursam onun gibi okuyordum. Herhangi bir müzikal anlamda kendimi şekillendirme yoktu. Ama okula gitmeden önceki dinlediğim insanların etkisi mutlaka var. Olmalı da zaten. Âşık İhsani’nin, Âşık Halil Söyler’in Pir Sultan Türküleri, Şah Hatayi, Virani gibi ozanlarımızın eserleriyle yetiştim. Ortaokul yıllarında dünya müziğine merak saldım. Ortaokula kadar o günün ozanlarını dinleyerek halk müziğinde kendimi yetiştirmeye gayret ettim. Sonra dünya müziği ile ilgilenmeye başladım. Rock müzikten klasik batı müziğine kadar blues, caz müzikleri de dinleyerek yıllarca hem dünya hem Halk Müziği içerisinde kendimi harmanlayarak bir tarz oluşturmaya çalıştım.

-İlk albüm “Asi Bir Çocuk”un oluşma süreci nasıl gelişti?

Asi Bir Çocuk’a kadar hem İstanbul’dan hem de Ankara’dan birçok plak şirketinden teklif geldi. Ama kendimi bu anlamda o harmanın doğru olduğunu, kendimi beste ve söz yönüyle hazır göremedim. Üretimden yanayım. Yorum bir yana ama. Sanatçılar ürettikleri kadar kendilerini ifade ederler. Ben de o anlamda kendimi yetiştireyim albüm yapayım dedim. 2005’e kadar kendimi yetiştirmeye çalıştım. Olabileceğini düşündüm ve o süreçte gelen tekliflerden birini değerlendirdim.

-Peki “Umuda Yolumsun” nasıl bir süreçten geçti?

Umuda Yolumsun, dört eserlik bir single albüm Tanju Duman Müzik Medya yapımı ile çıktı. Şah Turna Türküleri çalışması oldu. Bunu da Tanju Duman yapıyor. Mavi Çizgi Burhan Çelik Prodüksiyon aracılığıyla Tanju Duman’la tanıştık. Sonra bir solo albüm yapmamız gerektiğini söyledi Tanju. Biz de hemen kolları sıvadık. Çok kısa sürede dört eserden oluşan maksi single olarak 8 Haziran’da tüm müzik platformlarında yayımlandı. Eserleri Tanju Duman’la birlikte seçtik. Tanju Duman da hayata üretim yönüyle bakıyor. Almanya’da öğretim üyesi. Bana çok büyük destek oldu Tanju Duman. Bana dört eser yapalım önerisinde bulundu. Bu dört eseri halkla buluşturmak için çalışmaya başladık. Almanya’da iki klip çektik. Şu an itibarıyla itunes’te dünya ve Türkiye sıralamasında ilk sıralarda yer alıyor.

– Oğuz Boran müzikal anlamda kendisini nasıl tanımlıyor?

Müzikal anlamda kalıplara karşıyım. Her şeyi kalıba sokmak doğru değil. Halk Müziği, Anadolu rock, protest müzik, pop rock… Bu albümde pop rock tınılı eserler var. Gurbet türkü formunda bir eser. Lirik tonda, slow rock tarzında eser var. Çocukluktan beri Tuzluçayır’da içinde olduğum yapının etkisi var. Beni şekillendiren temel halk müziğidir. Kendi tarzımı yaratmama neden olan da müzikal anlamda, klasik Batı müziği ve caz müziğini özümseyerek dinlememdir.

‘Ruhi Su’nun hayatını oynamak gurur vericiydi’

-Ruhi Su’yu oynadınız. Oyuncu Oğuz Boran’ı anlatabilir misiniz? Ruhi Su oyununun hazırlık süreci, oynarken ve sonraki gelişmeler sizde ne hissettirdi?Ruhi Su’yu oynadınız. Oyuncu Oğuz Boran’ı anlatabilir misiniz? Ruhi Su oyununun hazırlık süreci, oynarken ve sonraki gelişmeler sizde ne hissettirdi?

Tiyatral bir yetenek lazım. Tiyatral yeteneğimin farkına varan dostlarımın önerisi ve desteğiyle Ruhi Su da eserleriyle birlikte büyüdüğümüz ustalarımızdan. Ruhi Su tek kişilik oyun senaryosu geldiğinde ben bunun altından kalkabilir miyim acaba? diye düşündüm açıkçası. Simurg oyuncuları ile provalara başladık. Teklif geldiğinde çok heyecanlandım. Ruhi Su’nun hayatını oynamak gurur vericiydi. İki perdelik Suya Türkü adında bir oyun sergiledik. Serdar Doğan ve Cengiz Sezin hocalarımla birlikte çalıştık. İçimden geldiği gibi oynadım. Oynarken de çok duygulandım. Birçok yerden teklifler aldık. Almanya, Fransa, Avusturya başta olmak üzere yurtdışı turneleri oldu. Geçen yıl da Yana Yana Madımak’tan Kerbela’ya adlı bir oyun oynadık. Bu oyunda da Kerbela’yı anlattık. Oyunda İmam Hüseyin’i canlandırdım. Ülkenin tarihinden Sivas, Dersim, Çorum olaylarını ele aldık.

‘Halkın kendini ifade ettiği eserleri seçiyorum…’

-Kendinize özgü bir sahne performansınız var. Ne hissediyorsunuz sahnede?

Sahnede okuduğum eserler farklı. Sıradan eserler değil. Özenli seçilen eserler. Halkın kendini ifade ettiği eserler okuyorum. Sahnede okuma hal ve durumu o anki eserin ruhu ile alakalı. İlk sahneye çıktığım andan itibaren böyle. İlk başta sahnedeki duruşumla ilgili tepkiler alırdım. Ben sahnede nasıl durmak istiyorsam o şekilde duruyorum. O şekilde eserlerimi okuyorum. Gazi Üniversitesi Halk Bilimi öğrencileri bitirme tezi olarak Oğuz Boran Tezi hazırladılar. Oğuz Boran’ı kendine özgü bir tarzı olmasından dolayı tez konusu yaptılar. Önemli olan yapay olmamak, içten gelerek yapmak, samimi olmak. Gönülden gelerek yapmak. Türkü sana ne hissettiriyorsa o an o şekilde hitap ediyorsun.

Şiir albümü yolda…

-Eserlerinizi seslendirirken aralarda şiirlere de yer veriyorsunuz. Şiir sizin tarzınızın bir parçası mı oldu?

Tarzı oluştururken 1994’ten beri türküler içinde hep şiirler okudum. Sahnede daha önce rastlamamıştım. Bu da insanlarla buluşturduğum tarzlardan biri. Bu arada Tanju Duman’ın önerisiyle Tanju Duman Müzik Medya’dan bir şiir albümü çıkaracağız. Şiirlerimizi seçip çalışmalara başlayacağız. Şiir albümünü kışın çıkarmayı düşünüyoruz.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bülent Felekoğlu

Başka Bir İhtimal Daha Var…

BÜLENT FELEKOĞLU

Published

on

Canlı yaşamak için mümkün bulduğu tüm sınırları zorlar. Yaşamak ne kutsal bir eylemdir. Reya Heq / Hakk Yol inanç dünyasında ölmek tekrar Çark-ı Pervaz olma hali olarak nam bulur. Yani tüm kainat doğum halindedir. Yani külli kainat rahimdir, rahim rahman olanın gayreti ile yeniden yeniden doğum çarkına girer. Bir can önce kendi zerrelerinin her birine ikrarlıdır. Tek bir an, tek bir sanise vazgeçmez ondan. Çünkü her varlık görünmek ister. Görünen sevilmek ister. Sevmek var olmanın temel ilkesi. Aşure ayındayız Ana kadının / Qile’nin Şir’i / Süt’ü  ile mayaladığı Aşir /Eşir lokmasının verildiği can lokması zamanlarındayız. Yaşama yeminli, ölüme mühürlü ayın içerisindeyiz. Karalara büründüğümüz aydayız. Karanlık doğumun, ışığın habercisidir derdi Qile, bizler aynalarımızı ters çevirdiğimizde cemalimize bakmadan cümle varlık ile bir olmak derdindeyiz. Çünkü can ilk kendi cemali ile nefsini yüceltir. Cemal cemale değmezse iki göz alemi toz zerresi sayar. Hakk görülmeyince cemal kendini Hakk sayar. Lakin bilmez misin evlat aynanın ardı da sırlıdır. Karanlıktır ayna da görünmek için karanlıkta çağırır ışığı. Yasımız bilir birileri kara giyinmemizi, dilimizi bilmeyen Xorte Qemer( Esmer Cengaver) Hüseyin Xorrte Qemer’dir.  Qemeri bilmeyen( Qemer/Kamber) Ali’yi bilmez, Qember’i bilmeyen Qemter’i / Kemter (Ana Fatma’dır) bilmez, çünkü onlar canı noksan bilir. Qember’i hamal, Qemer’i hayal sanırlar. Cenk meydanı vicdan meydanıdır. Vicdanı ile cenk eden Mervan olur. Vicdanı olan Sulha meydan bırakır. Çünkü can sürekli Berzah’tadır. Doğmak için meydan bırakmazsan kendi celladın olursun. O nedenle biz aynanın arkasına da bakarız.

Anadolu ve Mezopotamya canları bir Peygambere verdiği sözü binlerce yıl tutan canlardır. Ape Qeqil’in deyişi ile “ Ez bi cane ki hezar cane pışta xwe bardıkım, bare insan ne ye ke hezare” / Ben bir canla bin canı sırtımda taşırım, insanın yükü bir değil binlercedir. Yaptıkların senden öncekilerin mirası ve sonraya bırakacağın hikayeler olur. Canlılık birbirinin ayak izlerini takip eder. Bugün ülke ve dünya bir kaus aralığında. Bugün toplumlarımıza yön vermeye çalışanlar verdiğimiz sözleri ne kadar uzun tuttuğumuz farkında değil. Dünya bir atımlık lokma görülüyor. Ayna da şirk koşan nefisler var. Cenk meydanları mertlikten uzak tutulup, savaş meydanlarına dönüştürülmüş. Sulh ise nefsini yaşatma adına, kemaletten uzak kurnazlıklara kurban verilmekte. Ama herkes ve her hal bir çıkış derdinde. Çıkış ancak feryada cemal dönülür ise mümkündür. Çıkış ancak vicdan meydan bulur ise, Anaların açık Bahtına sığınılarak o ahlaki değerler hatırlanarak olabilir. Baht kadınındır, erkek o bahtı görmek istemediği için sürekli kapatmaya çalışmakta, çünkü Baht vicdan makamıdır, Hakk meydanıdır. O bahta dönen en masum çocukluğuna döner. Ya da en aşık sevgili hülyasına çekilir. Ya da baba olmanın muazzam emeğine döner yüzünü. Diyarbakır’da Anneler bir eylem başlattı, ondan çok önce Cumartesi Anneleri eylemlerini başlatmıştı. Anadolu ve Mezopotamya topraklarında barış meydanı Anaların gayreti ile kurulur. Bugün Diyarbakır’da Devlet bir diyalog alanı açmak istiyor ise kıymetlidir. Bu kıymeti en çok Kürtler verir. Fakat zaman ile yüzleşmek, zamandan, mirastan ders çıkarmak kıymetlidir. Anadolu ve Mezopotamya Halkları komşuları için çok bedel verdi. Bugün Kürtler’in durumu doğru anlaşılmalı. Komşuluğun yüzü suyu hürmetine elleri arasında çok evlat can verdi. Halen bir devleti yoksa bu komşuluk hakkının yüzü suyu hürmetinedir. Çünkü burada sınırlar nafiledir. Bu topraklarda çok cenk oldu. Bu topraklar Kerbela’yı gördü. Peygambere verdikleri sözü tutmayanların karşısında dimdik durdu. Bu topraklarda İnsana Dini sorulmaz çünkü aşiretleri kadim ve geniştir. Bir Aşiret’de bile dört ya da beş farklı din görürsünüz. Hangisi ile kendini sınayacak. Bugün siyasetçilik yapmaya çalışanlar bundan bi haber davranıyor. Kurnazlığı çok gördü bu topraklar. Bu topraklar Hurri’lerin, Hitit’lerin torunları, tanrısı ile tarım yapmış insanların toprakları. Her canı kendi hali ile kabul eden “Bin Tanrı İli” bu topraklar. Hurri’leri gören Sami halkların Hurriyet manasını biçtikleri topraklar. Ana kadının / Qile’nin Eşir/Aşure lokması pişirip Şir’i ile mayaladığı topraklar. Şir’in hakkı için Şire gelenlerin, nefislerine Şeriat belirleyip, Şirazeden çıkıp Şirk koşmalarına fırsat vermemek gerek. Bir İhtimal Daha Var. O da birlikte yaşam da ısrar. Dünya kirletiliyor. Doğa can çekişiyor. Ekonomi dedikleri nüfus hareketi bu topraklar çok uygarlık besledi. Bugün tohumunu bile yasaklayıp devşirme tohuma tamah ettiriyor. İşte bu şirk’e müsade etmemeli her can. Ölümle beslenenlere o savaşı vermeyeceğiz, birlikte yaşam için barışı inşa edeceğiz. Bir İhtimal Daha Var cümle varlığın yüzü suyu hürmetine Sulha kapı aralamak.

Hakk Aynamız, Xızır Yardımcımız Olsun…

Continue Reading

Kültür-Sanat

Orhan Kemal 105 yaşında

AleviNet

Published

on

Orhan Kemal Kültür Merkezi, yazar Orhan Kemal’in 105’inci yaş gününü Cihangir’de bulunan Orhan Kemal Müzesi’nde kutladı. Doğum günü etkinliğine Orhan Kemal’in oğlu Işık Öğütçü ve birçok yurttaş katıldı. Etkinlikte konuşan Işık Öğütçü, babasının toplum maneviyatında önemli yer edindiğini hatırlatarak, “Bugün babamın 105’inci doğum günü. Eski yıllarda biz doğum günlerini kutlamazdık, kutlamayı da bilmezdik. Ama artık bunun ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz” dedi.

İSTANBUL

Continue Reading

Kültür-Sanat

Heyiv’in sergisi New York’da

AleviNet

Published

on

Kürt sanatçı Heyiv Kahraman, Amerika’nın New York Kentinde bulunan ünlü Jack Shainman galerisinde resim sergisini açtı. ‘Yarım insan’ adıyla açılan sergide Heyiv, sanat eleştirmenlerinden olumlu yorumlar aldı. Heyiv, 1991 yılında Körfez savaşından sonra İsveç’e göç eden bir aileden geliyor. 5 Eylül’de başlayan sergi, 26 Ekim’e kadar sanat severlerin beğenisine sunulacak.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI