Connect with us

.

Kadın

Mücadelesi ile binlerce kadının hayatına dokundu

AleviNet

Published

on

Muhalif kimliğini, “Oy vermek bir şeyleri değiştirseydi yasaklanırdı” sözleriyle özetleyen Emma Goldman, devrimin asıl karakteri olan kadını hep yazdı ve mücadelesi ile binlerce kadının hayatına dokundu.

Anarşizmin en önemli kadın karakterlerinden biri olan Emma Goldman 27 Haziran 1869’da doğdu. Tarihin sayfalarında savaşın ve barışın, yıkımın ve yeniden var oluşun bire bir şahitliğini yapan Emma Goldman’yı yazmak, okumak ve anlamak en değerli eylemlerden olacaktır.

TARİHE ADINI BÜYÜK HARFLERLE YAZMIŞ BİRÇOK İSİM GİBİ VATANDAŞLIKTAN ÇIKARILDI

Kitaplar yazdı Emma Goldman, ölümünden yıllar sonra bile bir solukta okunabilecek kadar değerli onlarca kitap… Ve tarihe adını büyük harflerle yazmış birçok isim gibi Emma Goldman da ülkesinin vatandaşlığından çıkarıldı.

Bu bir son değildi elbette; bu bir başlangıcın ilk satırlarıydı onun için. Emma Goldman’ı anlatmak kelimelerin kendisini yitireceği bir anlatım olacaksa da biz Emma Goldman’ı, “Dans edemediğim devrim, devrim değildir” sözlerinden biliriz. Bir ülkeye, hükümete, dünyaya dahası yaşamın bizzat kendisine karşı verilen savaşın yanında asıl olan kadın devriminin en önemli isimlerinden olan Emma Goldman yaşamı boyunca anarşist ruhunu korudu.

KADIN DEVRİMİNDE EMMA’NIN ROLÜ…

Gerek sözleri gerekse duruşu ile anarşistliğini hiç yitirmedi. Kadınlığına duyduğu özgüvenini, “Kadının gelişimi, bağımsızlığı özgürlüğü kendisinden gelmelidir. İlk olarak kendisini bir obje değil, bir kişilik olarak ortaya koymalıdır.

İkincisi, hayatını basit, fakat zengin ve derin kılarak; kendi bedeni üzerinde başkalarının iddia ettiği tüm haklara karşı koymalı, istemediği sürece çocuk yapmamalı, tanrının, devletin, kocasının, ailesinin bir kulu olmaya karşı çıkmalıdır. Bu da hayatın tüm karmaşıklığını ve özünü anlamaya çalışarak, yani kendini toplumun fikirlerinden ve yargılarından özgürleştirerek olur” sözlerinden anlayabileceğimiz gibi kadın devrimine olan inancını da çok açık okuyabiliriz bu satırlarda.

KADINSIZ VE SANATSIZ DEVRİM OLMAZ

Bugün hala Emma Goldman’ın kült cümlelerini kadın özgürlük mücadelesinde önemli yer alan kadınların ağzından duymak kuşkusuz mücadele bayrağının hiçbir zaman indirilmediğini bize gösteriyor. Nasıl ki Kobanê’de Viyan Peyman bir yandan bütün ruhuyla savaşırken, diğer yandan türkülerini devriminden eksik etmedi ise ve tamda burada Emma Goldman’ın, “Dans edemediğim devrim, devrim değildir” sözleri beliriveriyorsa hafızalarımızda ‘Kadınsız ve sanatsız devrim olmaz” dedirtiyor bize. Kadının özünde var olan yaşam devrimine de eklenir ve binlerce Emma Goldman çıkar yer yüzüne.

KÜÇÜK YAŞLARDA ÇALIŞMAK ZORUNDA KALDI

Kısaca Emma Goldman’ın çocukluğunu özetlemek okuyucularımız için anarşist bir kadının portresini daha iyi anlamlandırmaya yararlı olacaktır. Yahudi bir ailenin kızı olarak dünyaya gelmek tamda katliamların en vahşisinin yaşandığı bir dönemde anarşist bir ruh genlerinden gelen bir karakter olabilirdi.

Okulu bırakmak zorunda kalan Emma Goldman, ailesinin maddi sıkıntı yaşamasından kaynaklı küçük yaşlarda çalışmak zorunda kaldı. Bir fabrikada çalışmaya başlayan Emma Goldman devrimci düşüncelerle ilk kez burada karşılaşır. Fabrikada eline geçirdiği Çernişevski’nin “Nasıl Yapmalı?” isimli eseri onu derinden etkiler.

EMMA’NIN RUHUNDAKİ ANARŞİZM GÜN YÜZÜNE NASIL ÇIKTI?

Bu eser ileride filizlenecek anarşist fikirlerinin tohumlarını ekmekle kalmaz hayatını istediği gibi özgürce yaşaması konusundaki fikirlerini de güçlendirir. 15 yaşlarına geldiğinde babası onu evlendirmek istemesine karşı çıkarak evlenmez. New York’a (ABD) göç etti. Burada bir tekstil fabrikasında birkaç yıl çalışır. 1886’daki Haymarket Olayı’nın neticesinde dört anarşistin asılması Emma Goldman’ın ruhunda olan anarşizm gün yüzüne çıkmaya başlar.

ÖZ SAVUNMA MEŞRU BİR HAKTI

“İş isteyin iş vermezlerse ekmek isteyin. Ekmek vermezlerse, ekmeğinizi alın” tutuklanmasına neden olan bu söylemi zamanla ünlü bir söylem olmuştur. Bu sözleri Blackwell Adası (Blackwell’s Island) cezaevinde bir yıl tutuklu kalmasına neden oldu. Peşi sıra gelişen olaylar beraberinde tutuklanmalar, göçler ve inanılmaz bir devrim azmi de getirdi Emma Goldman’a. Her şeyin yanı sıra Emma Goldman bütün tutuklamalara ve göçlere mecbur bırakan asıl durum Emma Goldman’ın özsavunma anlayışıydı. Ona göre şiddet “Çarpışma sırasında bir savunma aracı olarak başvurulabilecek” bir şeydi. Yani özsavunma meşru bir haktı.

OY VERMEK BİR ŞEYLERİ DEĞİŞTİRSEYDİ YASAKLANIRDI

Şimdi de Emma Goldman’ın hafızalardan silinmeyen ve binlerce anlam çıkarabileceğimiz sözlerine gelelim. Emma Goldman’ın ölümünden sonra geçen 76 yıldır akıllarda kalan sözleri şöyle:

*Oy vermek bir şeyleri değiştirseydi yasaklanırdı.

*Adının en büyük talihsizliği ya bir melek veyahut da bir şeytan olarak görülmesi olduğu içindir ki onun hakiki kurtuluşu yeryüzü üzerine yerleştirilmesinden, yani insan olarak görülmesinden geçer

*Kilise ve toplum öyle kabul etsin ya da etmesin aşkla kutsanmamış doğal olmayan bütün birliktelikler fahişeliktir

*Anarşizm, yalnızca uzak geleceğe ilişkin bir teori olmayıp, insanı kuşatan içsel ve dışsal yasak ve engellere karşı bugünden topyekun mücadeleyi esas alan bir yaşam biçimidir

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kadın

Meslektaşları Müzeyyen Boylu Issı’yı katledildiği yerde andı

AleviNet

Published

on

Çoğunluğu kadınların oluşturduğu kalabalık, ellerinde dövizlerle kadına yönelik şiddete tepki gösterdi. Burada kalabalık adına açıklama yapan Adalet Kaya, kadına yönelik şiddetin önlenmesine yönelik yasaların hayata geçirilmesini istedi. Kaya, şunları söyledi:

“Yüz yıllardır süren kadın kıyımı ile mücadele etmiş ve hatta bu uğurda yaşamını feda etmiş tüm kadınların kazanımlarını sahiplenerek, Müzeyyen Boylu’nun katledilmesinin üzüntüsü ile davanın takipçisi olacağımızı ve vahşice bu cinayeti işleyen erkeğin en ağır ceza ile cezalandırılması için mücadele edeceğimizi belirtiyoruz. Yasaların ve uluslararası sözleşme hükümlerinin tam olarak kadını koruyacak bir değişim, dönüşüm ve uygulamaya geçene kadar bu mücadelemizi yükselteceğiz.”

Açıklamanın ardından bir süre oturma eylemi yapan kalabalık, ardından dağıldı.

Continue Reading

Kadın

Öldürdüğü kadının cenazesine katılıp ağlamış

AleviNet

Published

on

Jandarmanın düzenlediği operasyonla Medet Can A., vatani görevinin devamı için Çanakkale’ye gitmek üzereyken, Elazığ Havalimanı’nda yakalandı. Medet Can A.’nın, ifadesinde, Oğuz’un cenaze törenine katılıp, üzüldüğü sanılsın, diye ağladığını söylediği öğrenildi.

Hozat ilçesine bağlı Geçimli köyünde, perşembe günü hayvanlarını otlatmaya götüren, 3 çocuk annesi Sakine Oğuz’un, merada tabancayla vurulmuş cansız bedeni bulundu. Malatya Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopside Oğuz’un, başına 2 el ateş edilerek, öldürüldüğü belirlendi. Olayın ardından kadının cenazesi, köyde düzenlenen törenle toprağa verilirken, İl Jandarma Komutanlığı ve Hozat İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Oğuz’u öldüren ya da öldürenleri belirlemek çalışma başlattı.

Cinayetin aydınlatılması için olayın yaşandığı Geçimli köyünde oturan çok sayıda kişinin ifadesine başvuran ekipler, Çanakkale’de vatani görevini yaparken, memleketine izne gelen Medet Can A.’nın, olay günü motosikletle bölgede dolaştığını tespit etti. Medet Can A.’nın, cinayetten 3 gün önce ise bir grup arkadaşıyla Geçimli köyü yakınlarında eğlendikleri sırada havaya ateş açtıklarını öğrenen ekipler, bölgede yaptığı araştırmada boş kovanlar buldu.

HAVALİMANINDA YAKALANDI

Eğlencenin yapıldığı yerde bulanan kovanlar ile Sakine Oğuz’un öldürüldüğü yerde bulunan boş kovanların aynı silahtan çıktığının belirlenmesi üzerine savcılık tarafından Medet Can A. hakkında gözaltı kararı verildi. Bunun üzerine jandarma ekipleri, vatani görevinin devamı için Çanakkale’ye gitmek üzere olan Medet Can A.’yı, dün Elazığ Havalimanı’nda yakaladı.

CENAZEYE KATILIP, AĞLAMIŞ

Tunceli’ye getirilip, jandarmada ifadesi alınan Medet Can A.’nın, Sakine Oğuz’u öldürdüğünü itiraf ettiğini; ancak neden cinayeti işlediğini söylemediği belirtildi. Medet Can A.’nın, dikkat çekmemek için Sakine Oğuz’un 18 Mayıs’ta Hozat Cemevi’ndeki cenaze törenine katıldığını ve üzüldüğü sanılsın, diye ağladığını söylediği öğrenildi.

Jandarmadaki sorgusu süren Medet Can A., işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilecek.

Continue Reading

Kadın

İHD’den Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’ne ilişkin rapor

AleviNet

Published

on

Açlık grevi eylemcilerinin de aralarında bulunduğu tutsaklara yönelik baskıların her gün arttığına dikkat çeken İHD Amed Şubesi, raporunda, açlık grevi eylemcilerinden Evin Kaya, Kibriye Evren ve Hilal Ölmez’in durumunun her geçen gün ağırlaştığına dikkat çekti.

“Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi inceleme e tespit raporu” başlığını taşıyan rapor şöyle:

“GÖRÜŞME HEYETİNİN OLUŞUMU

Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan kadın mahpusların Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na sevk edilmeleri üzerine cezaevlerinde incelemelerde bulunmak ve yine sevk edilen kadın mahpuslar arasında açlık bulunanların olması nedeniyle durum tespitinde bulunmak amacıyla şubemiz Cezaevi Komisyonu Üyeleri tarafından bir heyet oluşturma kararı almıştır. Heyette;

İHD Diyarbakır Şube Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gurbet Yavuz, İHD Diyarbakır Şube Denetleme Kurulu Başkanı Av. Hediye Saltan şer almıştır.

HEYETİN FAALİYET VE İZLENİMLERİ

Heyetimiz, 07.05.2019 tarihinde cezaevinde mahpuslarla görüşmelerde bulunmuştur. Görüşmelerin ardından heyetimiz, konu ilgili Cumhuriyet Savcılığı Cezaevi Savcısının izinli olması sebebi ile de bir görüşme gerçekleştirememiştir. Heyetimizin, cezaevinde mahpuslarla ilgili yapmış olduğu görüşmeler şu şekildedir:

Heyetimiz, Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan Songül Aşıla isimli mahpusla bir görüşme gerçekleştirmiştir. 16 Aralık 2018 tarihinde açlık grevine giren ilk gruba refakat eden Songül Aşıla, heyetimize şu beyanlarda bulunmuştur: Evin Kaya adlı mahpusun diş etlerinde şişkinlik, kanama ve iltihaplanma mevcut. Ön üst dişlerinde tedavide kullanılan vidaların bu ağrıya ve şikayetlere sebebiyet verdiği düşünmekteyiz. İlk grupta bulunanlar arasında durumu en ağır olan kişidir. Evin’in nabzı son dört gündür 40-50 gibi çok düşük seviyededir. Çok yoğun titreme nöbeti geçirmektedir. Sol gözünde yoğun bir kızarıklık mevcut. Son zamandır kuru öksürükleri artmış durumda. Tek başına kısa bir mesafeyi dahi yürüyemiyor. Uzun zamandır Kabızlık şikayeti bulunmaktadır. Regl düzensizliği ile birlikte çok yoğun regl kanamaları mevcut. Dün fenalaştığı için ambulans geldi, ancak Evin tedaviyi kabul etmediğinden koğuştan ayrılmadı. Kibriye Evren adlı mahpus son günlerde çok yoğun titreme nöbeti geçirmektedir. Mahpuslar üşüdüklerini söylediklerinde; üzerlerine battaniye örtüp ısınmaları için sıcak su torbaları vermemize rağmen ısınmadıklarını söylüyorlar. Tek başına kısa bir mesafeyi dahi yürüyemiyor. Regl düzensizliği artmış durumda. Ağız ve burunda kanamalar meydana gelmektedir. Baş dönmesi ve halsizlik artmış durumdadır. Hilal Ölmez adlı mahpusta diğer mahpuslardaki benzer şikayetler görülmektedir. Aşırı halsiz ve yorgun gözükmektedir. Son günlerde çok yoğun titreme nöbeti geçirmektedir. Göz kapağının sarkmasıyla gözünde küçülme meydana gelmiştir. Yoğun uyku düzensizliği sorunu bulunmaktadır. Tek başına kısa bir mesafeyi dahi yürüyemiyor. Regl düzensizliği artmış durumda. Ağız ve burunda kanamalar meydana gelmektedir. Baş dönmesi ve halsizlik artmış durumdadır.

Düzenli sağlık kontrolü yapılmaktadır. Bu kontrolü sağlıkçılar ve revir doktoru yapmaktadır. E Tipi Cezaevinde Araştırma hastanesinden bir hekim haftada iki kez gelmesine rağmen henüz dışarıdan bir hekim gelmemiştir. (29 Nisan 2019 tarihinde nakil olmuşlar)

Grevciler günde 1 adet B1 ve 2 adet kompleks B vitaminlerini almaktadırlar.

Birinci grupta bulunan grevciler nakil esnasında ayrı ayrı yanlarında refakatçi olmadan, kelepçeli şekilde ambulansla cezaevine getirilmişlerdir. Nakil sonrasında mahpuslarda yoğun baş dönmeleri ve halsizlik gözlemlenmiştir.

Yeni cezaevinde karşılaştığımız genel sorunlar ise şunlardır:

Nakil olduktan sonra (8 gün) bize yalnız iki kez sıcak su verildi. Koğuşta 12 kişi olmamıza rağmen bu su yalnız 4 kişiye yetmiştir. Kadın mahpusların temizliği regl kanamaları ve akıntılar açısından duş ihtiyacı acil bir durumdur. Saçlarımız çok uzun bu yüzden bitlenecek diye korkmaktayız. Cezaevi idaresi ile görüştüğümüzde bize sorunun kendilerinden kaynaklanmadığını söylediler.

2 gün önce A 2 koğuşuna saat 3 civarında memurlar tarafından arama yapılacak diye baskın yapılmıştır. Aramanın sebebini söylemeyen memurlar sadece tuvalet ve banyoya bakıp çıkmışlardır. Bu durum açlık grevinde bulunan mahpusları endişelendirmiştir.

Avlularda hem kamera hem de her duvarda bir pencere bulunmaktadır. İnfaz koruma memurları ve teknisyenler bu pencereler önünden geçerken kafalarını uzatıp avluya bakmaktadırlar. Avluda bulunan çamaşır ipinde kadın mahpuslar iç çamaşırları da dahil bütün çamaşırlarını asmaktadır. Ayrıca koğuşun alt katında bir kamera bulunmaktadır. Bu kamera tuvalet ve banyoya dönük monte edilmiştir. Banyonun küçük ve uygun olmaması dolayısıyla mahpuslar kıyafetlerini banyo dışında giymek durumundadırlar. Bu yüzden banyodan havlu sarılı vaziyette üst kata çıkmak zorunda kalmaktadırlar. Başı örtülü kadın mahpuslar da sürekli olarak tedirgin oldukları için örtülü bir şekilde dolaşmaktadır. Bu durumlar kadın mahpusların mahremiyetin önemsenmediğini göstermektedir. Mahpusların insan onuruna yakışır bir ortamda yaşama hakları bulunmaktadır.

Bu görüşmenin ardından heyetimiz; Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan Elif Atdemir isimli mahpusla bir görüşme gerçekleştirmiştir. Elif Atdemir, heyetimize şu beyanlarda bulunmuştur: ‘Ben 2016 yılı Kasım ayından beri tutukluyum. Hüküm özlüyüm. Biz 30.04.2019 tarihinde Diyarbakır E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna getirildik. Ben A12 oda da kalıyorum. 1 Mart 2019 tarihinden beri açlık grevindeyim. Benimle aynı odada kalan mahpuslardan Zelal Fidan, Kumru Tokay da 1 Mart’tan beri açlık grevindedir. Şu an bize B12 vitamini veriliyor, B1 verilmiyor. Bize günde bir defa bir pet bardak içinde yoğurt ve meyve suyu veriliyor. Ben greve başladığımda 49,9 kilo iken, şu an 44,5 kiloyum Benim nabzım çok düşük seyrediyor. Bu cezaevinde revir doktoru günde bir iki defa geliyor, sağlık personeli ise düzenli olarak günde 2 defa geliyor. Açlık grevlerini bırakma için ikna veya herhangi bir saldırı olmadı. Her gün tansiyon, saturasyon, nabız, kilo ve ateş ölçülüyor. Benim daha önce geçirdiğim ameliyat veya herhangi bir hastalığım yoktur. Daha önce 3 günlük açlık grevine girmiştim; ama uzun süreli olmadı. Kan, kusma ve dişeti iltihabı yok. Kabızlık durumum var. Günde 5-6 defa idrar, dışkı ise 2 günde bir ancak olabiliyor. Herkes kendi iradesi ile başladı. Bende unutkanlık başladı, ellerim sürekli soğuk ve morarmış gibi duruyor. Mide ağrıları, baş ağrıları var. Uyku düzenim bozulmuş, bu cezaevine geldiğimizden beri 2 defa gece saat 01.30 sıralarında gelip sadece tuvalet banyoyu arıyorlar. Geçen gece saat 01.30-02.00 sıralarında gelip mazgala vurdular, sahur verme gerekçesiyle. Gürültü olunca sesten rahatsız oluyorum. Avukat görüş giriş ve çıkışlarında, oda giriş ve çıkışlarında ellerimizi T şeklinde yapmamızı bu şekilde üstümüzü arayacaklarını söylüyorlar, biz zaten kollarımızın yeteri kadar açık olduğunu arama yapabileceklerini söyleyince tartışma oluyor ve bu şekilde sıkıntı yaşıyoruz.

Heyetimiz; Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan Berrin Kurt isimli mahpusla bir görüşme gerçekleştirmiştir. Berrin Kurt, heyetimize şu beyanlarda bulunmuştur: Ben B-11 odada 12 kişi kalıyoruz. Kaldığım odada 4 kişi açlık grevindedir. Bunlar Kibriye Evren, Evin Kaya, Hilal Ölmez ve Mekiye Ormancı’dır. Mekiye Ormancı 1 Mart 2019 tarihinde, diğer 3 kadın mahpus 16.12.2018 tarihinden beri açlık grevindedir. Ben tutuklanmadan önceki süreçlerde hastanede radyoloji bölümünde çalıştığım için sağlık alanında grevde olanlara bazı durumlarda yardımcı olabiliyorum. Greve ilk başladıkları 16.12.2018 tarihinden beri onlarlayım ve refakatçiyim. Ben grevde değilim. Kibriye Evren, Hilal Ölmez ve Evin Kaya ile ilgili şunları söyleyebilirim: Şu an tansiyonları sürekli düşük seyrediyor. (7-4) Gece fenalaşınca bazen revir aracılığıyla baktırabiliyoruz. Bu cezaevine yeni geldik ve grevdeki kişiler için tansiyon ölçüm aleti talep ettik henüz bir cevap alamadık. Şu an havalandırmaya çıkamıyorlar, biz onları havalandırmaya götürmezsek tek başlarına çıkamıyorlar tek başlarına kişisel ihtiyaçlarını gideremiyorlar.

Tek başlarına tuvalet ve banyoya da gidemiyorlar, biz mutlaka eşlik ediyoruz. Artık sıvı alımlarında da sıkıntı çekiyorlar, mide kabul etmiyor. Kibriye Evren’in kusma şeklinde, Evin Kaya’nın bağırsaklarında kanama şeklinde oldu. Kibriye Evren kanlı kusma şeklinde kusuyor. Baş ağrıları ve kas ağrıları sürekli var. Gece her saatte mutlaka kontrol ediyoruz. Sürekli uzanır pozisyonda ve tek başlarına yürüyemiyorlar. Kabızlık problemleri var. Şu an bir hafta 10 güne kadar bir defa dışkı için tuvalete çıkabiliyorlar. İdrar için de günde 3 -4 defa en fazla tuvalete çıkabiliyorlar. Sese, kokuya ve ışığa aşırı hassasiyetleri var. Revir doktoru her gün sabah ve akşam geliyor. Sağlık personeli de her gün günde 2 defa geliyor, bu gelişler bazen doktorla bazen de ayrı oluyor. Evin Kaya sanırım ilk başladığında 55-56 kiloydu, Şu an 46 kilodadır. Kibriye Evren 8-9 kilo kadar vermiş. Hilal Ölmez sanırım ilk başladığında 68 kilodaydı, şu an 56 kilodadır. Unutkanlık yaşıyorlar, geçen günlerde Kibriye Evren benim soyadımı bilmesine rağmen soyadımı hatırlayamadığını unuttuğunu söyledi. Onlara seslendiğimizde sesli cevap vermek yerine, bizim olduğumuz tarafa dönüyorlar, sesli cevap veremiyorlar. Halsizlik var, günde en fazla 3 saat uyuyabiliyorlar. Denge de durma konusunda sıkıntı yaşıyorlar. Yaslanmadan oturamıyorlar, onları sandalyeye oturttuğumuz da ayaklarını uzatması için başka bir sandalye de getiriyoruz. Evin Kaya’nın gözlerinde bir haftadır kanlanma var. Hilal Ölmez 2-3 gün önce tüm gün boyunca süren kalp ağrısı vardı, o gün yataktan hiç kalkamadı. Göz altlarında şişme ve morarma var. Yüzde solgunluk var. Hilal Ölmez sigara kullanıyor. Evin Kaya’nın dişinde şişme ve kanama var, fırça dokunduramıyor. Mekiye Ormancı ile ilgili şunları söyleyebilirim: 1 Mart 2019 tarihinden beri açlık grevindedir. Tansiyonu bir düşük, bir yüksek seyrediyor. Koku, ışık ve sese duyarlılık var. Sanırım greve başladığında 56 kiloydu, şimdi 50 kilo kadardır. Sigara kullanıyor.

Heyetimiz; Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan Özlem Seyhan isimli mahpusla bir görüşme gerçekleştirmiştir. Özlem Seyhan, heyetimize şu beyanlarda bulunmuştur: Oda B12 de 13 kişi kalıyoruz. Benim kaldığım odada 4 kişi açlık grevinde. Açlık grevinde olanlar: Derya Aslan (T), Semire Direkçi (H), Mehtap Metin (T) ve Zülfiye Kişmir. 1 Mart 2019 tarihinden beri açlık grevindeler. Ben açlık grevinde değilim. Açlık grevinde olan mahpusların yaşadığı sorunlar: Diş etinde şişlik var. Yüzde burun etrafında sivilcelenme ile birlikte şişlik oluyor. Baş ağrıları, uykusuzluk ve halsizlik var. Kabızlık problemi var. İdrar günde 8-10 defa oluyorken, dışkı ise daha geç oluyor, Zülfiye Kişmir 1 haftadır tuvalete gidemiyor kabızlık sorunu nedeniyle. Regl olduklarında ciddi sancılar ve baş ağrıları oluyor, regl kanamalarında azalma var. Unutkanlık problemi var. Sese kokuya ve ışığa duyarlılık var. Bu cezaevinde kameralar var. Ortak alanları gören kamera mutfağı görüyor, tuvalet ve banyonun da kapısını görüyor. Kamera havalandırma bölümünde de var bu kamera odalarımızı ve tuvaletin penceresini görüyor. Kadınlar olarak bu durumdan çok sıkıntı yaşıyoruz. Özellikle grevde olan arkadaşlarımız. Diğer koğuşta gece araması yapılıyor ama sadece tuvalet ve banyo da. Gerekçe ise tuvalette uzun süre kalınca şüphe çektiği söyleniyor. B1 verilmiyor ancak B 12 veriliyor. Sese, kokuya ve ışığa aşırı hassasiyetleri var. Günde 2 defa Sağlık personeli ve doktor kontrol için geliyor.

TESPİT VE SONUÇ

Açlık grevinde bulunan mahpusların sağlık durumlarının kritik aşamada olduğu tespit edildi.

Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nden, Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevk işlemleri sırasında, açlık grevinde bulunan ve sağlık açısından kritik aşamada bulunan mahpusların, ambulansta kelepçelenerek götürüldükleri tespit edilmiştir.

Gece vakti yapılan aramanın hukuka uygun olmadığı tespit edilmiştir.

Kimi mahpuslara iaşelerinin verilmediği tespit edilmiştir.

Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndaki avluda yer alan pencerelerin ve koğuşlarda bulunan kameraların, mahpusların özel yaşam ve mahremiyetlerini ihlal ettiği tespit edilmiştir.

Sıcak su ihtiyacının karşılanmadığı tespit edilmiştir. Temel ihtiyaçlar arasına yer alan sıcak suyun mahpuslara verilmemesinin, sağlık hakkının ihlaline yol açtığı tespitine varılmıştır.

Heyetimiz, mahpuslara yönelik gerçekleşen ihlallerin önlenmesine dair şu önerilerde bulunmaktadır;

Öncelikle, Türkiye’deki infaz rejimi mevzuatının ve politikasının uluslararası insan hakları hukukuna ve özel olarak da mahpus haklarına uygun hale getirilmesi gerekmektedir,

Mahpuslara uluslararası hukukun emrettiği şekilde insana yaraşır bir şekilde bir muamele gösterilmelidir,

Mahpusların sağlığa erişim haklarının sağlanması, koruyucu sağlık hizmetlerine önem, hastalığı olanların tedavi olanaklarından yararlanmaları için gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir.

İmralı Hapishanesi’nde uygulanan tecridin hiçbir hukuki dayanağının olmadığı, hukuk dışı bir infaz sistemi olduğu, Devletin İdari Yapısı tarafından ve Güvenlik Merkezli olarak yönetilip ve sürdürüldüğü görülmektedir. Tecridin kaldırılması amacıyla açlık grevine giren mahpusların talepleri, yasal ve meşrudur. Mahpusların açlık grevi eylemi konusunda, siyasal iktidarın ölümler yaşanmadan barışçıl yollarla gerekli tedbirleri alması ve talepleri değerlendirmek üzere harekete geçmesi gerekmektedir. Soruna temel hak ve özgürlüklerin esas alınarak yaklaşılması ve taleplerin bu doğrultuda değerlendirilerek çözüme kavuşturulması için bir an önce Adalet Bakanlığı’nı sorumluluğunu yerine getirmeye davet ediyoruz.”

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI