Connect with us

.

Yaşam-Ekoloji

Soma’nın 4 Yıl 1 Ay 14 Günü

AleviNet

Published

on

* Fotoğraf: Anadolu Ajansı

Manisa’nın Soma İlçesi’nde 301 madencinin hayatını kaybettiği iş cinayeti davasının 22. grup duruşmaları seçimin ardından devam ediyor.

Müşteki aileler, avukatları, sanıklar ve avukatları 19 Haziran’da başlayan grup duruşmalarda savcının 21. celsede sunduğu esas hakkında mütalaaya karşı savunmalarını yapıyor.

Salih Pehlivanoğlu başkanlığındaki heyetin bu duruşmalarda kararını açıklayacağı söyleniyor. Peki, iş cinayetinin üzerinden geçen dört yılda neler oldu? Yargılama süreci nasıl ve hangi koşullarda sürdürüldü? Sanıklar için iddianamede hangi cezalar istendi. Duruşma savcısı mütalaasını ne yönde verdi?

İşte Soma’nın 4 yıl 1 ay 14 günü:

İş cinayeti günü

13 Mayıs 2014: Manisa’nın Soma ilçesinde iş cinayetinde 301 madenci hayatını kaybetti.

TIKLAYIN – Hayatını Kaybeden 301 Madenciyi Anıyoruz

15 Mayıs 2014: Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Enerji ve Çalışma Bakanları ile Soma Holding A.Ş. sahibi ve yöneticilerinin, “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi” ve “olası kast ile insan öldürmeden” suç duyurusu yaptı, tutuklanmalarını istedi. 

Yetkililerden kim, ne dedi? Erdoğan: Fıtratında var

Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan 14 Mayıs 2014’te yaptığı ilk açıklamada, 150 yıllık bir zaman dilimi içerisinde daha çok ölümün olduğu iş cinayetlerini saydı, “Bunlar olağan şeyler. Bunun fıtratında bu var, hiç kaza olmayacak diye bir şey yok” dedi.

Gürkan: İhmalimiz yok

Soma Holding Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan ve şirket yöneticileri Soma’daki iş cinayetiyle ilgili basın açıklamasında, “olayda hiçbir ihmallerinin olmadığını” iddia etti.

Yıldız: Burayı kapatırız

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, 16 Mayıs’ta yaptığı açıklamada “İçeride en fazla 18 işçi var. 284 kayıp var. Toplamda 299-300-302 işçi kardeşimizi kaybetmiş olarak burayı kapatırız” dedi.

İlahiyat Dekanı: İlahi kader

Manisa Celal Bayar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Soma’daki iş cinayetinde hayatını kaybedenler için yapılan anmada “İlahi kader” dedi, ailelere “teslimiyet” çağrısı yaptı.

Dava sürecinde neler yaşandı? İlk aşamada beş kişi tutuklandı

19 Mayıs 2014: İş cinayetiyle ilgili Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmada İşletme Müdürü Akın Çelik, maden mühendisleri Yalçın Erdoğan ile Ertan Ersoy ve vardiya amirleri Yasin Kurnaz, İsmail Adalı ile Hilmi Kazık olmak üzere beş kişi tutuklandı, 15 kişi denetimli serbestlikle bırakıldı. 

20 Mayıs 2014: Denetimli serbestlik ile bırakılan gözaltılardan Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkan Vekili Can Gürkan ile Genel Müdür Ramazan Doğru tutuklandı. 

Şirket sahiplerinin mal varlıklarına dokunulmadı

28 Mayıs 2014: Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı, Soma Holding sahibi Alp Gürkan, Yönetim Kurulu Başkanvekili Can Gürkan ve Soma İşletmeleri Genel Müdürü Ramazan Doğru’nun mal varlıklarına tedbir koyma talebini reddetti. Madeni denetleyip olumlu rapor vermiş olan iki iş müfettişi hakkında da idari soruşturma başlatıldı. 

9 Haziran 2014: İş cinayetinde ölen Mustafa Kocabaş’ın ailesi tarafından Soma Kömürleri A.Ş. aleyhinde açılan tazminat davasının ardından, Soma 1. Asliye Hukuk Mahkemesi aldığı ara kararla şirketin taşınır ve taşınmaz mal varlıkları ile Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu’ndan (TKİ) hak ediş alacaklarına ihtiyati haciz konulmasına karar verdi. 

Fezleke hazırlandı

5 Kasım 2014: İş cinayetiyle ilgili fezleke tamamlandı. 6 aydır soruşturmayı yürüten Soma Cumhuriyet Savcılığı, fezlekeyi Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. 

25 Kasım 2014: Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi 301 madencinin ölümüyle ilgili 45 sanıklı iddianameyi “eksik olduğu” gerekçesiyle reddetti. 

İkinci kez hazırlanan iddianame kabul edildi

26 Şubat 2015: Reddedilen iddianame tamamlanarak Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunuldu. Yeni iddianamedeki en önemli fark, ilk iddianamede üç ayrı suç kategorisi vardı, 29 kişi için öngörülen cezalar azdı. Yeni iddianamede iki suç kategorisi oldu. 

2 Mart 2015: Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nce iddianame kabul edildi.

13 Nisan 2015: Davanın ilk duruşması görüldü. 

İddianamede istenen cezalar neydi?

230 sayfalık İddianamede tutuklu Soma A.Ş. sahibi Can Gürkan, vardiya amirleri Yasin Kurnaz, Hilmi Kazık, İsmail Adalı, Genel Müdür Ramazan Doğru, teknik nezaretçi Ertan Ersoy, İşletme Müdürü Akın Çelik ve maden teknisyeni Mehmet Ali Günay Çelik’in Türk Ceza Kanunu (TCK) 81’inci maddesinde yer alan “olası kasıtla insan öldürme ve yaralama” suçunu işledikleri belirtildi.

TCK madde 81 – Kasten öldürme

Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.

43 tutuksuz sanık TCK 85/2’den yani “bilinçli taksirle insan öldürmek”ten suçlandı.

Yasin Kurnaz, Hilmi Kazık ve Mehmet Ali Günay Çelik de dahil olmak üzere sekiz şüphelinin 301 kez 20 ile 25 yıl, 162 kez de 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezalandırılmaları, geri kalan 43 tutuksuz şüphelinin ise 2 ile 15 yıl arası hapisle cezalandırılması talep edildi. Ancak bu kişilerden, 25’inin cezalarının, kusur durumundan dolayı 3’te 1 oranında artırılması talep edildi.

İki kişi tahliye

25 Aralık 2015: Tutuklu sanıklardan maden mühendisleri, B sınıfı iş güvenliği uzmanları Hilmi Kazık ve Yasin Kurnaz, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Alp Gürkan’ın takipsizliği kaldırıldı

30 Eylül 2016: Sulh Ceza Hakimliği, şirketin patronu Alp Gürkan, Soma Holding’de maden projeleme ve etüt müdürü Haluk Sevinç ve Soma bölge müdürü Hayri Kebapçılar’ın olayın meydana gelmesinde kusur ve ihmallerinin bulunduğu ifade edilerek haklarında Ekim 2014’te verilen takipsizlik kararını kaldırdı. Mustafa Yiğit ve Murat Bodur’un da resen soruşturmaya dahil edilmesi kararlaştırıldı. 

20 Aralık 2016: Mahkeme Başkanı Aytaç Ballı’nın bilirkişi heyetiyle WhatsApp grubu kurduğu iddiasıyla reddi hakim talebinde bulunan sanık avukatlarının talebi reddedildi.

23 Ocak 2017: Alp Gürkan ve diğer 4 şirket yöneticisi hakkında açılan dava ana dava ile birleştirildi. (Böylece davada altısı tutuklu 51 sanık oldu).

Mahkeme heyeti değiştirildi

19 Nisan 2017: 17. blok duruşmasında esas hakkındaki mütalaasını vermesi beklenen duruşma savcısı Şükrü Akyıl ek süre talep etti. Gerekçe olarak, sanıklar ve avukatlarının talebiyle dava sürerken Manisa Cumhuriyet Savcılığı’nın iş cinayetinin sabotaj olma ihtimaline karşı yürüttüğü soruşturmayı gösterdi. Mahkeme Başkanı Aytaç Ballı savcının talebini reddederek bir sonraki oturuma kadar esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için süre verdi.

4 Temmuz 2017: Mahkeme Başkanı Ballı’nın görev yeri değiştirildi. Kıdemli Heyet üyesi Esra Dokur da Aydın Hakimi oldu. Diğer üyenin de yeri bir süre önce değiştirilmişti.

Yeni heyetin başkanı iş davalarından tanıdık

10 Temmuz 2017: Somalı aileler karar aşamasına gelmişken Soma hakim ve heyet üyesinin değiştirilmesine karşı Hakim ve Savcılar Kurulu’na itiraz etti.

* Yeni heyetin başkanı Elbistan Ağır Ceza Hakimi Salih Pehlivanoğlu oldu. Kendisi, Afşin Elbistan B Termik Santralinin Çöllolar kömür sahasında yaşanan ve 11 işçinin yaşamını yitirdiği, dokuz işçinin cenazelerinin ise halen toprak altında olduğu iş kazası davasında, sanıklara para cezası veren heyetin başkanıydı.

18 Ekim 2017: Pehlivanoğlu başkanlığındaki yeni heyet, tutuklu bulunan altı sanıktan Mehmet Ali Günayçelik hakkında, tutuklu kaldığı sürenin cezasını karşıladığı gerekçesiyle tahliye kararı verdi.

Mütalaa açıklandı

26 Mart 2018: 14 aydır Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı’ndaki soruşturma dosyasını gerekçe göstererek mütalaasını açıklamayan savcı Akyıl, Pehlivanoğlu başkanlığındaki mahkeme heyetinin “dava dosyasına herhangi bir etkisi olmayacağı” gerekçesiyle dosyanın beklenmeyeceği yönündeki kararı üzerine esas hakkında mütalaasını sundu.

Kim için hangi ceza istendi?

Savcı, “Sanıkların olursa olsun kastı ile hareket ederek 301 kişinin ölümünü bilerek ve isteyerek hareket etmelerinin ‘hayatın olağan akışına aykırı olduğundan’ dolayı olası kastın oluşmadığını” ifade etti.

7 sanık için “bilinçli taksir”

Savcı esas hakkında mütalaasında, tutuksuz yargılanan Soma Holding Yönetim Kurulu Başkanı Alp Gürkan ve yönetim kurulu üyeleri Hayri Kebapçılar ile Mustafa Yiğit‘in; tutuklu yargılanan sanıklar Soma kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan, Genel Müdür Ramazan Doğru, İşletme Müdürü Akın Çelik ile İşletme Müdür Yardımcısı İsmail Adalı’nın “Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma” suçundan cezalandırılmalarını istedi.

1’i tutuklu 11 sanık için “taksir”

Aralarında tutuklu sanık Ertan Ersoy’un da bulunduğu 11 sanık hakkında “Taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma” suçundan cezalandırılmalarını talep etti. Ertan Ersoy’un tahliye edilmesini istedi.

Aynı zamanda tutuklu sanıklardan Ersoy’un tahliyesini talep etti.

11 sanık: Maden mühendisi Ertan Ersoy, daimi nezaretçiler Mehmet Erez, Hilmi Karakoç ile Hüseyin Alkan, kontrol başmühendisleri Adem Ormanoğlu ile Efkan Kurt; Acil Durum Yöneticisi Haluk Evinç; üç vardiya amiri Mehmet Ali Günay Çelik; vardiya amirleri Yasin Kurnaz ile Hilmi Kazık; Eğitim Mühendisi Murat Bodur.

Türk Ceza Kanunu (TCK) madde 85

Taksir

Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi üç yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Bilinçli taksir

Bilinçli taksirle adam öldürme suçu, fiili işleyen kişinin yaptığı davranışla “insan öldürme” neticesinin gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen fiili işlemesiyle meydana gelir. Suçun cezası takside belirlenen cezanın 1/3’ten 1/2 oranına kadar arttırılmasıyla tespit edilir.

33 sanık için beraat

Tutuksuz yargılanan 33 sanığın ise beraatini talep etti.

33 sanık: Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’nin patronu Alp Gürkan, Yönetim Kurulu Üyeleri Hayri Kebapçılar, Mustafa Yiğit, Haluk Sevinç, Maden Mühendisleri Yalçın Erdoğan, Harun Güneş, Fuat Ünal Aydın, Emniyet Teknikerleri Ergün Yılmaz, Coşkun Derici, Necati Karadeniz ve Harun Yılmaz, Erdem Cambaz, Serkan Kocaman, Soner Günay, Ümit Şahin, Nazmicem Nesemioğulları, Burhan Karabaş, Sertaç Büyükgüney, Nimetullah Uğurlu, Mehmet Bayri, Sertan Günay, Batuhan Ünlüyol, Ozan Sezer, Erdoğan Cinoğlu, Halil Sarı, Serhat Dinç, Saltuk Alp Demir, Uğur Karabulut, Serdar Günay, Mehmet Uçgun, Ömer Değirmenci, Fahri Pançar, Olcay Erşin, Mehmet Avcı, Halil Burhan, Hüseyin Ergin, ve Caner Uysal.

Alp Gürkan’a tutuklama talebi

Savcı mütalaasında katliamdan Soma A.Ş. patronu Alp Gürkan’ın sorumlu olduğunu belirterek tutuksuz yargılanan Gürkan ile Mustafa Yiğit’in tutuklanmasını talep etti:

“Davanın başlangıcında, olay tarihinde resmi olarak görevde olmadığı için takipsizlik kararı verilen Alp Gürkan’ın, yangına sebep olan olaylar sırasında şirket yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığı gerekçesiyle sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır.”

Savcı: Yeni sorunlar ortaya çıkmış

Savcı mütalaasında madenin önceki işletmecisi Park Teknik döneminde öngörülmeyen sorunların ortaya çıktığını belirterek sorunları sıraladı:

“Park Teknik döneminde üretime başlandıktan sonra, öngörülmeyen sorunlar nedeniyle belirtilen üretimin yapılamadığı, bazı bölgelerde yangınlar çıktığı ve bu nedenle üretimin durduğu anlaşılmıştır.

* İşletmenin devredildiği sırada ocakta var olan sorunların işverenlik tarafından bilindiği ve ölüm ve yaralamalarla madendeki sorunlar arasında illiyet bağı olduğu anlaşılmıştır.

* İşverenlik tarafından ocaktaki sorunların nasıl çözüleceğine ilişkin TKİ’ye plan ve projeler sunulmasına rağmen kanaatimizce üretim maliyeti nedeniyle bu projeler uygulanmamıştır.

* En fazla işçinin çalıştığı ve yangın riskinin en yüksek olduğu S panosunun üretime uygun olmamasına rağmen işverenlik tarafından bu bölgede işçi çalıştırılmaya devam edilmiştir.

* Yaşanan olayda sabotaj iddiasına ilişkin herhangi bir bulguya rastlanmadığı gibi olayın ocaktaki yapısal sorunlardan kaynaklandığı tespit edilmiştir.

* Sensörlerin çalışmaması ile ölümler arasında kesin bir bağlantı olmaması nedeniyle sensör görevlilerine kusur atfedilmemiştir.”

Avukatların savunması

19 Haziran’daki 22. grup duruşmasının ilk gününde söz alan müşteki ailelerin avukatları esas hakkında mütalaayı kabul etmedi. Avukatlar “Ailelerin adalet beklentisi karşılanmalı” diyerek TCK’nın 83. maddesinin uygulanmasını talep etti. 

TIKLAYIN – Soma Avukatları: Taksir Yok, Olası Kast Var

TCK madde 83 – Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi

Kişinin yükümlü olduğu belli bir icrai davranışı gerçekleştirmemesi dolayısıyla meydana gelen ölüm neticesinden sorumlu tutulabilmesi için, bu neticenin oluşumuna sebebiyet veren yükümlülük ihmalinin icrai davranışa eşdeğer olması gerekir. İhmali ve icrai davranışın eşdeğer kabul edilebilmesi için, kişinin;

a) Belli bir icrai davranışta bulunmak hususunda kanuni düzenlemelerden veya sözleşmeden kaynaklanan bir yükümlülüğünün bulunması,

b) Önceden gerçekleştirdiği davranışın başkalarının hayatı ile ilgili olarak tehlikeli bir durum oluşturması, gerekir.

Belli bir yükümlülüğün ihmali ile ölüme neden olan kişi hakkında, temel ceza olarak, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi yıldan yirmi beş yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine on beş yıldan yirmi yıla kadar, diğer hallerde ise on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunabileceği gibi, cezada indirim de yapılmayabilir.

Soma bilirkişi raporları ne dedi?

İlk rapor: Madendeki her şey kusurluydu

Yargılamanın ilk bilirkişi raporu savcılık tarafından hazırlanmıştı. Raporda madendeki eksiklikler 21 başlık altında sayılıyor ve bu 21 başlık madendeki iş güvenliğine dair tüm konuları içeriyordu. 21 başlığın hepsinde mutlaka eksiklik ve kusur vardı.

24 Nisan 2015’teki 8. grup duruşmada sanık avukatlarının itirazı üzerine mahkeme heyeti, yeni bilirkişi raporu için heyet oluşturulmasına karar verdi. 

Yeni rapor: Önlenebilirdi

Davanın 23 Ağustos 2016’da görülen duruşmasında yeni bilirkişi raporu okundu. İş cinayetinden Soma Kömür İşletmeleri AŞ, Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ), Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı sorumlu tutuldu. Raporda “Yaşanan olayın faciaya dönüşmesi önlenebilirdi” vurgusu yapıldı.

Ekim 2016’daki duruşmada ek bilirkişi raporu istendi. 12 Aralık 2016’da görülen duruşmada okunan raporda ana rapordaki değerlendirmeler tekrar edildi.

Soma için yazılan raporlar Tavan ahşaptan yapılmış

* 17 Mayıs 2014’te Soma madeninde inceleme yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan üç müfettişten birinin talebiyle bir A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı ve maden mühendisi işçilerin öldüğü galerilere girdi. Hazırlanan ilk rapora göre, madendeki tavan güçlendirme malzemesi metal yerine ahşaptan yapılmış, karbonmonoksit gazı ölçen cihazlar da yeterli sıklıkta yerleştirilmemiş.

Karbonmonoksit gazı 10 katına çıkmış

* 23 Mayıs’ta açıklanan ön bilirkişi raporuna göre, ocaktaki karbonmonoksit gazının sensörlerin en üst sınırı olan 500 PPM’e yani normalin 10 katına defalarca çıktığı ortaya çıktı. Üstelik teknik nezaretçiler bu kayıtları deftere yazmamış.

Boğaziçi raporu

* İş cinayetinin ardından Soma’ya giden Boğaziçi Üniversitesi üyeleri gözlemlerine ilişkin bir rapor hazırladı. Bilgi yokluğu, iş güvenliği, kadın, çocuk ve yaşlılar ile hukuki boyuta dair gözlem ve önerilerini paylaştı.

Meclis Araştırma Komisyonu

* 5 Haziran 2014’te kurulan Meclis Araştırma Komisyonu 4 Aralık 2014’te raporunu açıkladı. Komisyonun başkanı, AKP Aksaray Milletvekili Ali Rıza Alaboyun, “kazanın kömürün çıkartıldığı yerde tavanın çökmesi sonucu galeriye dolan gazın yanması ile meydana geldiğini” söyledi.

Hak ihlalleri Kamu çalışanlarının yargılanması engellendi

* “Maden ocakları benimle ilgili değil. Madenler konusunda bizim bakanlığımızın görevi teftiş ile sınırlı. Ocaklar, ruhsatlar ve işleyiş tamamen Enerji Bakanlığı’na bağlı” diyen (https://bianet.org/bianet/siyaset/155809-bakan-celik-soma-nin-sorumlusu-bakan-yildiz)  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Soma’da iki müfettiş ile kamu çalışanlarına soruşturma izni vermedi. Diğer iş cinayeti davalarında da bakanlıklar, TTK, vali, AFAD ve belediye başkanına izin vermemişti.

2 bin 800 kişi işten atıdı

* Eynez bölgesindeki ocak ile Atabacası ocağından toplam 2 bin 800 madencinin cep telefonlarına şirketten gelen kısa mesajla işlerine son verildiğini öğrendi.

Davanın müştekileri

İddianamede 162 yaralı işçi mağdur müşteki olarak yer aldı. Ancak yargılamanın devam ettiği süre boyunca davaya müdahil olan veya davadan çekilen kişiler de olduğundan bu konuda net bir sayı yok. (TP)

Tansu Pişkin

bianet muhabiri. İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu. Şubat-Mart 2017 dönemi bianet stajyeriydi. Mayıs 2017’den beri bianet’te muhabir olarak çalışıyor.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam-Ekoloji

Yüzlerce ekolojistten ve STK’dan ortak çağrı: İstilayı durdurun!

AleviNet

Published

on

Dünyanın birçok noktasında ekolojik ve demokratik bir gelecek için çalışan örgütler, sivil toplum kuruluşları ve aralarında dünyaca tanınmış bilim insanlarının da olduğu aydınlar, yayınladıkları ortak bildiri ile Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik başlattığı işgal saldırılarını kınayarak, işgalin durdurulması ve Rojava ile dayanışmanın büyütülmesi çağrısında bulundu.

‘BU BİR İSTİLA GİRİŞİMİDİR’

Türk devletinin Kuzey Doğu Suriye’ye yönelik başlattığı tek taraflı savaşı kınıyoruz denilen bildiri de devamla şunlar ifade edildi:

Bu savaş kesinlikle meşru bir gerekçeye sahip olmadığı gibi bir suçtur ve bölgedeki çatışma ortamı ve savaş koşullarını çok ciddi bir şekilde derinleştirmektedir. Kürtlerin, Süryanilerin, Arapların ve Kuzeydoğu Suriye’de barış içinde birlikte yaşayan diğer halkların demokratik kazanımlarını hedef alan bir istila girişimidir.

Kuzey Doğu Suriye’de uygulanan ve “Demokratik Özerklik” olarak adlandırılan özyönetim modeli, temel olarak kadın özgürleşmesi, doğrudan demokrasi, etnik ve dini çeşitlik ve ekoloji ilkelerine dayanmaktadır. Rojava sekiz yıl süren savaştan sonra Suriye’nin en barışçıl ve demokratik bölgesi olmuştur. Suriye için herhangi bir demokratik değişim fırsatı sağlanması ise bu demokratik bölgenin tüm dünya halkları ve demokratik kurumların ortak çabası tarafından savunulmasına bağlıdır.”

‘SİVİLLER VE SİVİL ALT YAPI HEDEFLENİYOR’

Türk ordusunun şuana kadar sürdürdüğü askeri operasyonların, sivilleri, onların geçim kaynaklarını ve sivil alt yapıları da hedeflediğinin belirtildiği bildiride, “Su temini tesisleri, barajlar, elektrik santralleri, hastaneler ve diğer altyapılar tahrip edilmektedir. İnsan toplumuna ev sahipliği yapan doğal dünyanın tamamı, hava ve topçu saldırılarından ağır şekilde etkilenmektedir.

Ekolojik, demokratik ve cinsiyet özgürlükçü bir toplum için mücadele eden ve birçoğu enternayonalistler ve uluslararası sivil toplum kuruluşların desteğiyle kurulmuş projeler tehdit altındadır. Bir kez daha görüyoruz ki; savaş, insanlığa ve doğaya karşı bir suçtur.

‘İSTİLAYA KARŞI DİRENİŞ DEVAM EDİYOR’

Bölgenin demografisini mümkün olan her yolla değiştirmeye çalışan bu istilaya karşı direniş devam ederken büyük bir NATO devletine karşı verilen bu savunma savaşındaki dengesizlik her kesin gözlerinin önünde gerçekleşmektedir. Bu zalim savaşta Türkiye’ye alan açan ABD’nin rolü ise utanç verici olmanın da ötesindedir. Bunun yanında diğer tüm Batılı devletler, Rusya ve diğer bölgesel ve küresel devletlerin rolü de unutulmamalı ve yoğun bir şekilde eleştirilmelidir.

SAVAŞI DURDURUN VE YAPTIRIM UYGULAYIN ÇAĞRISI

Türk Hükümeti’nin açıkça uluslararası hukukun ihlali olan Kuzeydoğu Suriye’ye karşı savaşı durdurulmazsa, feci sonuçları olacak ve hiçbir sorunu çözemeyip sorun ve çatışmaları daha da derinleştirecektir. Demokratik olduğunu iddia eden tüm uluslararası örgütlerin ve hükümetlerin bu savaşa karşı çıkmaları zorunlu olup ekonomik alanı kapsayacak şekilde yaptırımlar uygulamalıdır.

Tüm demokratik ve ekolojik kurumları Kuzeydoğu Suriye halkına ses vermeye, kamusal alanda demokratik eylemlere katılmaya ve düzenlemeye ile siyasetçilerden derhal masum insanlara, demokrasiye ve doğaya karşı bu acımasız savaşı durdurmak için adım atmalarını talep etmeye davet etmeye çağırıyoruz!

Rojava ve tüm Kuzeydoğu Suriye ile dayanışma ve somut adımlar atma zamanıdır!” denildi.

Bildiri de imzası bulunan uluslararası sivil toplum kuruluşları ve aydınların isimleri şu şekilde:

Mezopotamya Ekoloji Hareketi, Türkiye

Make Rojava Green Again, Rojava/Kuzeydoğu Suriye

Internationalist Commune, Rojava/Kuzeydoğu Suriye

DOZ, Rojava/Kuzeydoğu Suriye

Waterkeeper Irak

Civil Development Organization (CDO), Irak

Save the Tigris Campaign, Irak

Iraqi Civil Society Soloidarity Initiative (ICSSI) Irak

Metro Center for Journalists Right & Advocacy, Irak

Polen Ekoloji, Türkiye

Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi, Türkiye

Kareza Institution, İran

Chiya Environmental Institution, İran

Green Kurdistan Environmental Organization, İran

Green Chiya Organization, İran

Mariwan Cultural and Literary Organization, İran

Rojiyar Cultural and Literary Organization, İran

Pajin Environmenal Organization, İran

Saqiz Environment protectors Organization, İran

Ashti Cultural Development Foundation Bane. İran

Mariwan Teachers Union, İran

Ronan Scientific and Cultural Center, İran

Shney Nojin Organization of Sine. İran

Green Kurdistan Population, İran

Sardasht Environment Protectors Institution. İran

Hetaw Environmental Organization of Sardasht, İran

Kurdistan Green Jiwan Organization, İran

Baroje Literary Center, İran

Zagros Oak Organization of Rabbat, İran

Inter-American Vigilance for the Defense and the Right to Water (Red VIDA), Amerika

Movement of Dam Affected People (MAB), Brezilya

Movement of Dam Affected People from Latin America (MAR), Amerika

Movement of Defence of Water, Land and Environment (MODATIMA), Şili

Platform for Public and Community Partnerships of the America’s (PAPC), Amerika

Fundación Abril, Bolivya

ECOS, El Salvador

Corporación Ecológica y Cultural Penca de Sabila, Kolombiya

Red de Sistemas Comunitarios y Comités por la Defensa del Agua, Meksika

Agua para [email protected], Agua para la Vida, Meksika

Rivers Without Boundaries International Coalition, Asya

First Ecosocialist International, Evrensel

FairCoop, Evrensel

Ende Gelände, Almanya

FridaysForFuture Frankfurt, Almanya

Fridays For Future, UK

International Rivers, USA

Balkanka Association Sofia, Bulgaristan

Fundacja Zielone Światło, Polonya

ATTAC, Italya

Australians for Kurdistan, Avusturya

European Water Movement

Afro Yaqui Music Collective, ABD

Women’s Strike Assembly, Cymru (Wales)

Kurdish Solidarity, Cymru (Wales)

IWW, Cymru (Wales)

Popular Unity Candidacy (CUP), Katolanya

Ekolologistak Martxan, Basque Country

Komite Internazionalistak, Basque Country

Kurdistanekin Elkartasun Ekimena, Basque Country

Catalan Network for a New Water Culture, Katolanya

Cambridge Social Ecology, İngiltere

Italian Forum of Water Movements, Italy

Association Town Partnership Oldenburg-Efrîn, Almanya

Plan C, UK

Kurdistan Solidarity Network, UK

The Corner House, UK

Solidarity Economy Association, UK

Cambridge Zero Carbon Society, UK

EcoMujer, Almanya

Devon and Cornwall Green Anti Capitalist Forum, UK

Umweltgewekschaft e.V. – Regional Group Bremen/Oldenburg, Almanya

Bristol Social Ecology, UK

Frances Libertes, France

Danish Ecologist Tannie Nyboe, Denmark

Solidarity Economy Association, UK

Campaign against Animal Factories, Niedersachsen, Almanya

Ecosocialist Horizons, ABD

Plataforma Ciudadana Zaragoza sin Fractura, Spain

Asociacion de Cultura Popular Alborada, Spain

Aigua és Vida, Catalonia

Associació Catalana d’Enginyeria Sense Fronteres, Catalonia

Moviment per l’aigua pública i democràtica, Catalonia

Zukunftskonvent, Almanya

Un Ponte Per, Italy

XR Youth Denmark (Extinction Rebellion Ungdom), Denmark

Klimakollektivet, Denmark

Free the Soil, Denmark

Städtepartnerschaft Friedrichshain-Kreuzberg – Dêrîk, Almanya

Peace in Kurdistan (PIK), UK

Campaign Against Criminalising Communities (CAMPACC), Birleşik Krallık

Allmende e.V. – gemeinschaftlicher Waldgarten, Germany

Our Future Now, UK

Jay Geils, IWW, DSA-LSC, Symbiosis Congress, Birleşik Krallık

Décentrale Synergiehub, Mont-Soleil, İsviçre

St-Imier.org Anarchist Gatherings, İsviçre

Solidarity. fm, Self-empowered Culture Radio, İsviçre

Tamera Peace Research & Education Center, Portekiz

TRADENER, Bask Ülkesi

TRISE – Transnational Institute of Social Ecology, Küresel

Ecologistas en Acción, İspanya

Earth Thrive – Birleşik Krallık/Sırbistan

CODEPINK, Kanada

Coordination EAU Bien Commun, Fransa

Coordination EAU Île-de-France, Fransa

Azadi, Plataforma en suport amb el poble kurd, Katalonya

Permaculture, İsveç

Xarxa per la Sobirania Energetica, Catalonia, İspanya

Aydın ve akedemisyenler

Noam Chomsky, linguist, political dissident, Institute Professor Emeritus at the Massachusetts Institute of Technology (MIT) and laureate professor at the University of Arizona,

UABDSA

Gustavo Esteva, founder of Universidad de la Tierra, Oaxaca / Meksika

Ashish Kothari, chairman of Greenpeace India’s Board, Hindistan

Janet Biehl, Independist Scholar, ABD

Eyal Rozenberg, Activist, Filistin/Israel

Joost Jongerden, Associate Professor Wageningen University, Hollanda

Debbie Bookchin, Activist and Writer, ABD

Himanshu Thakkar, South Asia Network on Dams, Rivers & People, Hindistan

Abdurrezzak İlge, Mardin Artuklu University, Fine Arts Faculty, Türkiye

Dr Felix Padel, Centre for World Environment History, University of Sussex, Galler

Dr Derek Wall, former International Coordinator of the Green Party, İngiltere ve Galler

Linda Farthing, Journalist, Bolivya

Dr. Savaş Ergül, Trinity College, Hartford, CT, Irlanda

Burcu Seyben, Academician, ABD

Prof. Neşe Özgen, Duke University, ABD

Prof. Michael Pimbert, Birleşik Krallık

Prof. John Tully, Avustralya

Dimitrios Roussopoulos, writer and president of MPCC, Kanada

Sina Arnold, Academician, Almanya

Professor Kariane Westrheim, University of Bergen, Norway. Chair of EUTCC, Norveç

Federico Venturini, PhD, University of Udine, Italya

Enrica Saraullo, International Solidarity Officer, International Workers of the World, Birleşik Krallık

Gisela Penteker, IPPNW, Almanya

Heike Geisweid, Lawyer, Almanya

Pete Davies, Organising Department Chair, Industrial Workers of the World,Birleşik Krallık

Erling Folkvord, Former MP in Norway and today the leader of Solidarity with Kurdistan, Norveç

Nadia Alexan, Professor, Kanada

Kati Engel, Member of Thuringia Parliament, DIE LINKE, Almanya

Beata Nowak, Co-Chief Editor of Zielone Wiadomości, Polanya

Mar Carrera, Education Activist, Katalonya

Giannis Papadimitriou, Ativist, Yunanistan

Wasilis von Rauch, Ecology Activist, Almanya

Rüdiger Bahr, IG-Metall member, Almanya

Matt Heinrich, Birleşik Krallık

Julian Melamade, Brighton IWW Secretary, Birleşik Krallık

Raphaël Favier, Fransa

Dr. Judith Dellheim, Economist Analyst, Almanya

Elke Dangeleit, Anthropologist, Journalist, Almanya

Annelies Broekman, phd, Autonomous University of Barcelona, Katalonya

Enric Duran, Cooperativa Integral Catalana and Faircoop founder, Katalonya

Dr. Vildan Seckiner, Almanya

John Bradley, Community Organizer, Kanada

Dominik Lehmann, Social Worker, Almanya

Núria Vidal de Llobatera, Ecologistes en Acció, Barcelona, İspanya

Prof. Haim Yacobi, The Bartlett Development Planning Unit, University College London, Birleşik Krallık

Luis Andueza, Geographer, University of St Andrews, Iskoçya

Andrea Levy, Ph.D, historian, Montreal, Kanada

Pierre Jasmin, classical pianist, Universite du Quebec a Montreal, Kanada

M. Athna Palaeologu, Ph.D, writer and activist, Thessaloniki, Yunanistan

Angel Martinez, Ph.D. trande unionists, Montreal, Kanada

Chris Zumbrunn, Forum for Direct Democracy, İsviçre

Tannie Nyboe, Political and Ecologist Activist, Danimarka

Brian Tokar, activist and educator, Birleşik Krallık

Christine Perret, Fransa

Ersilia Verlinghieri, researcher, University of Oxford, Birleşik Krallık

Lara Vilanova, Cinematographer, Katalonya

Ömer Faruk Yekdeş, phd student, Boğaziçi Iniversity, Türkiye

Jodie Evans, CODEPINK cofounder, Kanada

Medea Benjamin, CODEPINK cofounder, Kanada

Engin Sustam, Academician, Paris 8 University, Fransa

Prof. Adriana Allen, The Bartlett Development Planning Unit, University College, Birleşik Krallık

Barbara Lipietz, Birleşik Krallık

Mechthil Theilmann, İsviçre

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

Alamos Gold Kaz Dağları’ndaki çalışmalarını askıya aldı

AleviNet

Published

on

Kaz Dağları’ndaki altın madenciliği faaliyetleri sebebiyle uzun süredir tepki toplayan Kanadalı şirket Alamos Gold, çalışma ruhsatının yenilenmediğini ve bu sebeple Kaz Dağları’ndaki faaliyetine ara verdiğini açıkladı.

Açıklamaya göre, Toronto merkezli şirketin projeyi yürütmesini sağlayan ruhsatın süresi 13 Ekim’de doldu. Ruhsatın yenilenmesi için gereken şartları yerine getirdiğini duyuran şirket, bu konuda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile çalıştıklarını ve aynı bakanlıktan tekrar ruhsat almayı beklediklerini açıkladı. Alamos Gold ayrıca, ruhsat yenilenmesinin gecikmesi sebebiyle 2020 sonunda üretime geçmesi planlanan projenin gecikebileceğini söyledi.

Alamos Gold’un Kaz Dağları’ndaki projesini yürüten Doğu Biga Madencilik’in Twitter hesabından ise Kirazlı Altın Madeni Projesi’nin kurulum aşamasında olduğuna ve 2021 yılında faaliyete geçeceğine ilişkin bir Tweet atıldı.

Alamos Gold’un açıklama metninde ayrıca “yerel toplulukların Kirazlı projesine destek vermeye devam ettiği” yönünde bir ifadeye yer verildi. Projeyle ilgili sosyal medyada yanlış bilgiler yayıldığını ve bunun protestoların artmasına neden olduğunu iddia eden şirket, “projeyle ilgili doğru bilgileri paylaşmaya devam ettiklerini” ifade etti.

Kaz Dağları’nda yapılan doğa tahribatıyla gündeme gelen Alamos Gold projesinde TEMA Vakfı, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporuna göre 45 bin 650 ağacın kesilmesi öngörülen proje için 195 bin ağaç kesildiğini belirlemiş, Tarım ve Orman Bakanlığı ise kesilen ağaç sayısını 13 bin 400 olarak açıklamıştı. Ancak daha sonra Orman Genel Müdürlüğü’nün internet üzerinden ilan ettiği ihale kayıtlarında ÇED raporunun, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ya da TEMA’nın belirttiği sayıda bir orman ürününün yer almadığı ortaya çıkmıştı.  

ŞŞ/HS

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

Antibiyotiğe alternatif

AleviNet

Published

on

Modern antibiyotiklerden önce doktorlar, hastalıkların tedavilerinde bakır ve cıva gibi maddelerden yararlanıyorlardı. Antibiyotik dirençliği problemi yüzünden bazı araştırmacılar artık bu eski geleneğe dönüş yapıyorlar.

Peki, metaller gerçekten antibiyotiklere karşı alternatif olabilir mi? Washington Üniversitesi’nden Christopher Goss, bu amaçta galyumu inceledi. Çünkü galyum, demire benzer bir yapıya sahip ve mikroplar da özümleme için buna besleyici madde olarak gereksinim duyuyorlar. Gross, “Galyum bir Troya Atı gibi hastalık etkeninin metabolizma sistemine aşılanabilir. Galyum bakterileri beslemekle kalmayıp onlara zarar da verir” diyor. Bu yöntemin pratikte ne derece işlediğini bilim insanları tipik bir hastane bakterisi olan Pseudomonas aeruginosa üzerinde denediler.

UMUT VERİCİ

Özellikle ağır akciğer enfeksiyonlarına neden olan bu bakteriyi taşıyan hastaların tükürük/balgam örneklerine dayanan incelemeler, düşük dozda galyumun bile mikropların üremesini engellediğini gösterdi. Daha sonraki incelemelerde ise bakterilerin tıpkı etkili antibiyotiklerde olduğu gibi galyuma çok yavaş direnç kazandıkları görüldü. Dahası Colistin gibi maddelerle kombine edildiğinde galyum tedavisinin oldukça etkili olduğu anlaşıldı. Umut verici sonuçlar hayvan deneyleriyle de tespit edildi. Galyum, ciddi yan etkiler yapmadan akciğer fonksiyonlarını iyileştirdi.

(Science Translational Medicine)

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI