Connect with us

.

Yaşam-Ekoloji

Hatay’da iki kafalı bebek dünyaya geldi

AleviNet

Published

on

Suriye’nin Halep şehrinde yaşayan ve 7’inci çocuğu Abdullatif Şekrak’a hamile olan Suriyeli Sana Hilel sancısının artması ve riskli doğum olduğu için Türkiye’de Hatay’da Mustafa Kemal Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde sezaryen ile doğum yaptı.
Çift başlı bir çocuğu dünyaya gelen Suriyeli Firas Şekrak ile Sana Hilel çiftine bebeğin riskli olduğu için hemen ameliyat edilmesi gerektiği söylendi. Suriyeli çift Halep’ten gelerek Türkiye’de doğan minik bebeklerini hemen İskenderun’da bulunan özel bir hastaneye getirdi.
Beyin Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Koparan , yeni doğan bebeği müşahede altına alarak, bebeğin ameliyata hazır hale gelmesi için 3 günlük uğraşın ardından başarılı ameliyatı gerçekleştirdi.

3 günlük bebeği dünyada çok nadir görülen ‘çift başlı’ teşhisiyle ameliyat ettiklerini belirten Beyin Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Koparan , vakanın her 5 bin canlı doğumda bir görüldüğünü, böyle vakaların doğru şekilde tedavi ve ameliyat edilmemesi durumunda ölümcül olduğunu söyledi.

Tıbbi olarak ‘meningoensefalosel’ veya ‘cranium bifidum’ yani iki kafa olarak bilinen bu rahatsızlığın tedavisinde en etkili yönetiminin yeni doğan döneminde yapılacak operasyonun önemli olduğunu belirten Op. Dr. Mehmet Koparan , “Anne karnında iken bu rahatsızlık biliniyor ve bilindiği için bu doğumu sezaryenle gerçekleşiyor. Sezaryen doğumun sonrasında bebeğin başındaki kitlenin büyük olması, içinde beyin dokularının olması dolayısıyla hastaneden ameliyatın yapılacağı bir merkeze bize gönderildi. Bizlerde kliniğimizde bu bebeği yatırdığımızda bebeğin yaklaşık 3 kiloya yakın kendi ağırlığı, 1 kiloya yakında başının arkasındaki kitlenin bir ağırlığı vardı. Ameliyat öncesinde beslenme ve diğer cerrahi hazırlıklarını yaptıktan sonra ameliyata aldık. Her 5 bin canlıda bir görülen, kızlarda kafanın ön tarafında, erkeklerde ise kafanın arka tarafında daha çok görülmek kaydıyla ortaya çıkan bir hastalıklar grubu olan bu hastalık tek bir hastalık değil. Bu kesenin içerisinde, beynin üretmiş olduğu beyin suyu, meninks dediğimiz beynin farklı bir kısmı, bir kısmında beynin kendisiyle birlikte, diğer elemanlar olabiliyor. Bir kısmında ise beynin su üreten ve suyu depolayan ventrikül diye adlandırdığımız yapıyla olan gruplar, yani bu hastalık dört farklı grup olabiliyor. Bizim bu ameliyata aldığımız hasta grubu, yaşamla veya ileriki dönemde çocuğun zekasıyla esas etkileşimde olan grup. Bu gruptaki hastaların arka taraftaki beyin sapı, solunumu sağlayan bölge olması dolayısıyla her ne kadar ameliyat yapılsa bile ameliyat öncesi ve sonrasındaki dönemde, bu bebekler sonulum yetmezliğinden kaybediliyor. Biz bebeği ameliyata aldık ve bütün işlemlerden sonra gayet başarılı bir ameliyat yapıldı. Ameliyat sonra yoğun bakıma aldık. 6-8 saatlik bir takipten sonra bebeği makineden ayırıp kendi solunumu altında takibimizi sağladık. Bugün ameliyatın yaklaşık üçüncü, bebeğin doğumunun ise 6’ncı günündeyiz. Bebek şuan kuvöz içerisinde, vücut ısısı kontrolü, diğer beslenmeleri, solunum yönünden takibi akciğerleri daha tam gelişmediği için ona bağlı solunum sıkıntısı oluyor. Ancak şuana kadarki takiplerimiz içerisinde sorunsuz bir şekilde devam ediyoruz. İlerleyen dönemlerde çocuk doktorunun önerilerinin ardından bebeği ailesine teslim edeceğiz” dedi.
Bugüne kadar binlerce ameliyat gerçekleştirdiğini ve bu kadar geniş tabanlı çok az görülen bir vaka olduğunu ifade eden Beyin Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Koparan , “Büyük keseler görülmesine rağmen geniş tabanlı, geniş kemik vak’a sayısı çok az. Daha önce ameliyat ettiğim hastalıklarla çok fazla benzerliği yok. Bu daha çok özellikli bir vak’a, çok riskli ve ölümcül bir vak’a. Bu vak’aların birçoğu cerrahi esnasında veya cerrahi sonrasındaki dönemde özellikle solunum yetmezliğinden kaybediliyor. İyi görülen büyük kese ile doğmuş ameliyat ettikten sonra iyi olan hastaların çoğunluğunda kese içerisinde beyin dokusu yok. Sadece beyin omurilik suyu olduğu için, oda hayati fonksiyonları çok fazla etkileyen bir durum olmadığından dolayı yaşıyor. Ama içeride beyin sapı, beyincik gibi yapılar var ise bunlar ölümcül vak’alar. Bunların ameliyatları riskli vak’alar” diye konuştu.
Yoğun bakımdan çıkarılan Abdullatif Şekrak adlı bebeğin sağlık durumunun iyi olduğunu ifade eden Beyin Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Koparan , bebeğin tedavisinin Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesinde devam ettiğini söyledi.
Bebeğin amcası Suriyeli Hüsem Şekrak’ta Doktor Koparan’a, gerçekleştirdiği başarılı ameliyattan dolayı teşekkür etti.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam-Ekoloji

Yüzlerce ekolojistten ve STK’dan ortak çağrı: İstilayı durdurun!

AleviNet

Published

on

Dünyanın birçok noktasında ekolojik ve demokratik bir gelecek için çalışan örgütler, sivil toplum kuruluşları ve aralarında dünyaca tanınmış bilim insanlarının da olduğu aydınlar, yayınladıkları ortak bildiri ile Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik başlattığı işgal saldırılarını kınayarak, işgalin durdurulması ve Rojava ile dayanışmanın büyütülmesi çağrısında bulundu.

‘BU BİR İSTİLA GİRİŞİMİDİR’

Türk devletinin Kuzey Doğu Suriye’ye yönelik başlattığı tek taraflı savaşı kınıyoruz denilen bildiri de devamla şunlar ifade edildi:

Bu savaş kesinlikle meşru bir gerekçeye sahip olmadığı gibi bir suçtur ve bölgedeki çatışma ortamı ve savaş koşullarını çok ciddi bir şekilde derinleştirmektedir. Kürtlerin, Süryanilerin, Arapların ve Kuzeydoğu Suriye’de barış içinde birlikte yaşayan diğer halkların demokratik kazanımlarını hedef alan bir istila girişimidir.

Kuzey Doğu Suriye’de uygulanan ve “Demokratik Özerklik” olarak adlandırılan özyönetim modeli, temel olarak kadın özgürleşmesi, doğrudan demokrasi, etnik ve dini çeşitlik ve ekoloji ilkelerine dayanmaktadır. Rojava sekiz yıl süren savaştan sonra Suriye’nin en barışçıl ve demokratik bölgesi olmuştur. Suriye için herhangi bir demokratik değişim fırsatı sağlanması ise bu demokratik bölgenin tüm dünya halkları ve demokratik kurumların ortak çabası tarafından savunulmasına bağlıdır.”

‘SİVİLLER VE SİVİL ALT YAPI HEDEFLENİYOR’

Türk ordusunun şuana kadar sürdürdüğü askeri operasyonların, sivilleri, onların geçim kaynaklarını ve sivil alt yapıları da hedeflediğinin belirtildiği bildiride, “Su temini tesisleri, barajlar, elektrik santralleri, hastaneler ve diğer altyapılar tahrip edilmektedir. İnsan toplumuna ev sahipliği yapan doğal dünyanın tamamı, hava ve topçu saldırılarından ağır şekilde etkilenmektedir.

Ekolojik, demokratik ve cinsiyet özgürlükçü bir toplum için mücadele eden ve birçoğu enternayonalistler ve uluslararası sivil toplum kuruluşların desteğiyle kurulmuş projeler tehdit altındadır. Bir kez daha görüyoruz ki; savaş, insanlığa ve doğaya karşı bir suçtur.

‘İSTİLAYA KARŞI DİRENİŞ DEVAM EDİYOR’

Bölgenin demografisini mümkün olan her yolla değiştirmeye çalışan bu istilaya karşı direniş devam ederken büyük bir NATO devletine karşı verilen bu savunma savaşındaki dengesizlik her kesin gözlerinin önünde gerçekleşmektedir. Bu zalim savaşta Türkiye’ye alan açan ABD’nin rolü ise utanç verici olmanın da ötesindedir. Bunun yanında diğer tüm Batılı devletler, Rusya ve diğer bölgesel ve küresel devletlerin rolü de unutulmamalı ve yoğun bir şekilde eleştirilmelidir.

SAVAŞI DURDURUN VE YAPTIRIM UYGULAYIN ÇAĞRISI

Türk Hükümeti’nin açıkça uluslararası hukukun ihlali olan Kuzeydoğu Suriye’ye karşı savaşı durdurulmazsa, feci sonuçları olacak ve hiçbir sorunu çözemeyip sorun ve çatışmaları daha da derinleştirecektir. Demokratik olduğunu iddia eden tüm uluslararası örgütlerin ve hükümetlerin bu savaşa karşı çıkmaları zorunlu olup ekonomik alanı kapsayacak şekilde yaptırımlar uygulamalıdır.

Tüm demokratik ve ekolojik kurumları Kuzeydoğu Suriye halkına ses vermeye, kamusal alanda demokratik eylemlere katılmaya ve düzenlemeye ile siyasetçilerden derhal masum insanlara, demokrasiye ve doğaya karşı bu acımasız savaşı durdurmak için adım atmalarını talep etmeye davet etmeye çağırıyoruz!

Rojava ve tüm Kuzeydoğu Suriye ile dayanışma ve somut adımlar atma zamanıdır!” denildi.

Bildiri de imzası bulunan uluslararası sivil toplum kuruluşları ve aydınların isimleri şu şekilde:

Mezopotamya Ekoloji Hareketi, Türkiye

Make Rojava Green Again, Rojava/Kuzeydoğu Suriye

Internationalist Commune, Rojava/Kuzeydoğu Suriye

DOZ, Rojava/Kuzeydoğu Suriye

Waterkeeper Irak

Civil Development Organization (CDO), Irak

Save the Tigris Campaign, Irak

Iraqi Civil Society Soloidarity Initiative (ICSSI) Irak

Metro Center for Journalists Right & Advocacy, Irak

Polen Ekoloji, Türkiye

Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi, Türkiye

Kareza Institution, İran

Chiya Environmental Institution, İran

Green Kurdistan Environmental Organization, İran

Green Chiya Organization, İran

Mariwan Cultural and Literary Organization, İran

Rojiyar Cultural and Literary Organization, İran

Pajin Environmenal Organization, İran

Saqiz Environment protectors Organization, İran

Ashti Cultural Development Foundation Bane. İran

Mariwan Teachers Union, İran

Ronan Scientific and Cultural Center, İran

Shney Nojin Organization of Sine. İran

Green Kurdistan Population, İran

Sardasht Environment Protectors Institution. İran

Hetaw Environmental Organization of Sardasht, İran

Kurdistan Green Jiwan Organization, İran

Baroje Literary Center, İran

Zagros Oak Organization of Rabbat, İran

Inter-American Vigilance for the Defense and the Right to Water (Red VIDA), Amerika

Movement of Dam Affected People (MAB), Brezilya

Movement of Dam Affected People from Latin America (MAR), Amerika

Movement of Defence of Water, Land and Environment (MODATIMA), Şili

Platform for Public and Community Partnerships of the America’s (PAPC), Amerika

Fundación Abril, Bolivya

ECOS, El Salvador

Corporación Ecológica y Cultural Penca de Sabila, Kolombiya

Red de Sistemas Comunitarios y Comités por la Defensa del Agua, Meksika

Agua para [email protected], Agua para la Vida, Meksika

Rivers Without Boundaries International Coalition, Asya

First Ecosocialist International, Evrensel

FairCoop, Evrensel

Ende Gelände, Almanya

FridaysForFuture Frankfurt, Almanya

Fridays For Future, UK

International Rivers, USA

Balkanka Association Sofia, Bulgaristan

Fundacja Zielone Światło, Polonya

ATTAC, Italya

Australians for Kurdistan, Avusturya

European Water Movement

Afro Yaqui Music Collective, ABD

Women’s Strike Assembly, Cymru (Wales)

Kurdish Solidarity, Cymru (Wales)

IWW, Cymru (Wales)

Popular Unity Candidacy (CUP), Katolanya

Ekolologistak Martxan, Basque Country

Komite Internazionalistak, Basque Country

Kurdistanekin Elkartasun Ekimena, Basque Country

Catalan Network for a New Water Culture, Katolanya

Cambridge Social Ecology, İngiltere

Italian Forum of Water Movements, Italy

Association Town Partnership Oldenburg-Efrîn, Almanya

Plan C, UK

Kurdistan Solidarity Network, UK

The Corner House, UK

Solidarity Economy Association, UK

Cambridge Zero Carbon Society, UK

EcoMujer, Almanya

Devon and Cornwall Green Anti Capitalist Forum, UK

Umweltgewekschaft e.V. – Regional Group Bremen/Oldenburg, Almanya

Bristol Social Ecology, UK

Frances Libertes, France

Danish Ecologist Tannie Nyboe, Denmark

Solidarity Economy Association, UK

Campaign against Animal Factories, Niedersachsen, Almanya

Ecosocialist Horizons, ABD

Plataforma Ciudadana Zaragoza sin Fractura, Spain

Asociacion de Cultura Popular Alborada, Spain

Aigua és Vida, Catalonia

Associació Catalana d’Enginyeria Sense Fronteres, Catalonia

Moviment per l’aigua pública i democràtica, Catalonia

Zukunftskonvent, Almanya

Un Ponte Per, Italy

XR Youth Denmark (Extinction Rebellion Ungdom), Denmark

Klimakollektivet, Denmark

Free the Soil, Denmark

Städtepartnerschaft Friedrichshain-Kreuzberg – Dêrîk, Almanya

Peace in Kurdistan (PIK), UK

Campaign Against Criminalising Communities (CAMPACC), Birleşik Krallık

Allmende e.V. – gemeinschaftlicher Waldgarten, Germany

Our Future Now, UK

Jay Geils, IWW, DSA-LSC, Symbiosis Congress, Birleşik Krallık

Décentrale Synergiehub, Mont-Soleil, İsviçre

St-Imier.org Anarchist Gatherings, İsviçre

Solidarity. fm, Self-empowered Culture Radio, İsviçre

Tamera Peace Research & Education Center, Portekiz

TRADENER, Bask Ülkesi

TRISE – Transnational Institute of Social Ecology, Küresel

Ecologistas en Acción, İspanya

Earth Thrive – Birleşik Krallık/Sırbistan

CODEPINK, Kanada

Coordination EAU Bien Commun, Fransa

Coordination EAU Île-de-France, Fransa

Azadi, Plataforma en suport amb el poble kurd, Katalonya

Permaculture, İsveç

Xarxa per la Sobirania Energetica, Catalonia, İspanya

Aydın ve akedemisyenler

Noam Chomsky, linguist, political dissident, Institute Professor Emeritus at the Massachusetts Institute of Technology (MIT) and laureate professor at the University of Arizona,

UABDSA

Gustavo Esteva, founder of Universidad de la Tierra, Oaxaca / Meksika

Ashish Kothari, chairman of Greenpeace India’s Board, Hindistan

Janet Biehl, Independist Scholar, ABD

Eyal Rozenberg, Activist, Filistin/Israel

Joost Jongerden, Associate Professor Wageningen University, Hollanda

Debbie Bookchin, Activist and Writer, ABD

Himanshu Thakkar, South Asia Network on Dams, Rivers & People, Hindistan

Abdurrezzak İlge, Mardin Artuklu University, Fine Arts Faculty, Türkiye

Dr Felix Padel, Centre for World Environment History, University of Sussex, Galler

Dr Derek Wall, former International Coordinator of the Green Party, İngiltere ve Galler

Linda Farthing, Journalist, Bolivya

Dr. Savaş Ergül, Trinity College, Hartford, CT, Irlanda

Burcu Seyben, Academician, ABD

Prof. Neşe Özgen, Duke University, ABD

Prof. Michael Pimbert, Birleşik Krallık

Prof. John Tully, Avustralya

Dimitrios Roussopoulos, writer and president of MPCC, Kanada

Sina Arnold, Academician, Almanya

Professor Kariane Westrheim, University of Bergen, Norway. Chair of EUTCC, Norveç

Federico Venturini, PhD, University of Udine, Italya

Enrica Saraullo, International Solidarity Officer, International Workers of the World, Birleşik Krallık

Gisela Penteker, IPPNW, Almanya

Heike Geisweid, Lawyer, Almanya

Pete Davies, Organising Department Chair, Industrial Workers of the World,Birleşik Krallık

Erling Folkvord, Former MP in Norway and today the leader of Solidarity with Kurdistan, Norveç

Nadia Alexan, Professor, Kanada

Kati Engel, Member of Thuringia Parliament, DIE LINKE, Almanya

Beata Nowak, Co-Chief Editor of Zielone Wiadomości, Polanya

Mar Carrera, Education Activist, Katalonya

Giannis Papadimitriou, Ativist, Yunanistan

Wasilis von Rauch, Ecology Activist, Almanya

Rüdiger Bahr, IG-Metall member, Almanya

Matt Heinrich, Birleşik Krallık

Julian Melamade, Brighton IWW Secretary, Birleşik Krallık

Raphaël Favier, Fransa

Dr. Judith Dellheim, Economist Analyst, Almanya

Elke Dangeleit, Anthropologist, Journalist, Almanya

Annelies Broekman, phd, Autonomous University of Barcelona, Katalonya

Enric Duran, Cooperativa Integral Catalana and Faircoop founder, Katalonya

Dr. Vildan Seckiner, Almanya

John Bradley, Community Organizer, Kanada

Dominik Lehmann, Social Worker, Almanya

Núria Vidal de Llobatera, Ecologistes en Acció, Barcelona, İspanya

Prof. Haim Yacobi, The Bartlett Development Planning Unit, University College London, Birleşik Krallık

Luis Andueza, Geographer, University of St Andrews, Iskoçya

Andrea Levy, Ph.D, historian, Montreal, Kanada

Pierre Jasmin, classical pianist, Universite du Quebec a Montreal, Kanada

M. Athna Palaeologu, Ph.D, writer and activist, Thessaloniki, Yunanistan

Angel Martinez, Ph.D. trande unionists, Montreal, Kanada

Chris Zumbrunn, Forum for Direct Democracy, İsviçre

Tannie Nyboe, Political and Ecologist Activist, Danimarka

Brian Tokar, activist and educator, Birleşik Krallık

Christine Perret, Fransa

Ersilia Verlinghieri, researcher, University of Oxford, Birleşik Krallık

Lara Vilanova, Cinematographer, Katalonya

Ömer Faruk Yekdeş, phd student, Boğaziçi Iniversity, Türkiye

Jodie Evans, CODEPINK cofounder, Kanada

Medea Benjamin, CODEPINK cofounder, Kanada

Engin Sustam, Academician, Paris 8 University, Fransa

Prof. Adriana Allen, The Bartlett Development Planning Unit, University College, Birleşik Krallık

Barbara Lipietz, Birleşik Krallık

Mechthil Theilmann, İsviçre

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

Alamos Gold Kaz Dağları’ndaki çalışmalarını askıya aldı

AleviNet

Published

on

Kaz Dağları’ndaki altın madenciliği faaliyetleri sebebiyle uzun süredir tepki toplayan Kanadalı şirket Alamos Gold, çalışma ruhsatının yenilenmediğini ve bu sebeple Kaz Dağları’ndaki faaliyetine ara verdiğini açıkladı.

Açıklamaya göre, Toronto merkezli şirketin projeyi yürütmesini sağlayan ruhsatın süresi 13 Ekim’de doldu. Ruhsatın yenilenmesi için gereken şartları yerine getirdiğini duyuran şirket, bu konuda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile çalıştıklarını ve aynı bakanlıktan tekrar ruhsat almayı beklediklerini açıkladı. Alamos Gold ayrıca, ruhsat yenilenmesinin gecikmesi sebebiyle 2020 sonunda üretime geçmesi planlanan projenin gecikebileceğini söyledi.

Alamos Gold’un Kaz Dağları’ndaki projesini yürüten Doğu Biga Madencilik’in Twitter hesabından ise Kirazlı Altın Madeni Projesi’nin kurulum aşamasında olduğuna ve 2021 yılında faaliyete geçeceğine ilişkin bir Tweet atıldı.

Alamos Gold’un açıklama metninde ayrıca “yerel toplulukların Kirazlı projesine destek vermeye devam ettiği” yönünde bir ifadeye yer verildi. Projeyle ilgili sosyal medyada yanlış bilgiler yayıldığını ve bunun protestoların artmasına neden olduğunu iddia eden şirket, “projeyle ilgili doğru bilgileri paylaşmaya devam ettiklerini” ifade etti.

Kaz Dağları’nda yapılan doğa tahribatıyla gündeme gelen Alamos Gold projesinde TEMA Vakfı, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporuna göre 45 bin 650 ağacın kesilmesi öngörülen proje için 195 bin ağaç kesildiğini belirlemiş, Tarım ve Orman Bakanlığı ise kesilen ağaç sayısını 13 bin 400 olarak açıklamıştı. Ancak daha sonra Orman Genel Müdürlüğü’nün internet üzerinden ilan ettiği ihale kayıtlarında ÇED raporunun, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ya da TEMA’nın belirttiği sayıda bir orman ürününün yer almadığı ortaya çıkmıştı.  

ŞŞ/HS

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

Antibiyotiğe alternatif

AleviNet

Published

on

Modern antibiyotiklerden önce doktorlar, hastalıkların tedavilerinde bakır ve cıva gibi maddelerden yararlanıyorlardı. Antibiyotik dirençliği problemi yüzünden bazı araştırmacılar artık bu eski geleneğe dönüş yapıyorlar.

Peki, metaller gerçekten antibiyotiklere karşı alternatif olabilir mi? Washington Üniversitesi’nden Christopher Goss, bu amaçta galyumu inceledi. Çünkü galyum, demire benzer bir yapıya sahip ve mikroplar da özümleme için buna besleyici madde olarak gereksinim duyuyorlar. Gross, “Galyum bir Troya Atı gibi hastalık etkeninin metabolizma sistemine aşılanabilir. Galyum bakterileri beslemekle kalmayıp onlara zarar da verir” diyor. Bu yöntemin pratikte ne derece işlediğini bilim insanları tipik bir hastane bakterisi olan Pseudomonas aeruginosa üzerinde denediler.

UMUT VERİCİ

Özellikle ağır akciğer enfeksiyonlarına neden olan bu bakteriyi taşıyan hastaların tükürük/balgam örneklerine dayanan incelemeler, düşük dozda galyumun bile mikropların üremesini engellediğini gösterdi. Daha sonraki incelemelerde ise bakterilerin tıpkı etkili antibiyotiklerde olduğu gibi galyuma çok yavaş direnç kazandıkları görüldü. Dahası Colistin gibi maddelerle kombine edildiğinde galyum tedavisinin oldukça etkili olduğu anlaşıldı. Umut verici sonuçlar hayvan deneyleriyle de tespit edildi. Galyum, ciddi yan etkiler yapmadan akciğer fonksiyonlarını iyileştirdi.

(Science Translational Medicine)

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI