Connect with us

Kültür-Sanat

Sumia Sukkar’dan ‘Halepli Çocuk’

Published

on

Suriye’de savaş başladığında biz hep dışarıdan seyredeceğimizi sandık. Yanı başımızda yaşananların etkisini görmeyeceğimizi düşündük. Oysa savaş öyle bir şey değil. Bir yerde patlayan bomba dünyayı sarsmaya yeter; tabii dünya duymak isterse.Sonra komşularımız oldu Suriyeliler. Savaştan kaçan hayatlarını kurtarmaya çalışan insanlara kötü davrananları gördüğümüz gibi iyi niyetle onlara komşuluk yapanları da gördük. En çok kadınların ve çocukların hayatları alt üst oldu, Ege Denizi mezarlığa döndü. Biz rakamlara baktık, bazı fotoğraflar ciğerimize işledi ve biz, uzun süredir yankısının büyük şehirlerde ekonomik olarak görüldüğü ama doğuda görmezden gelemediğimiz bir savaşla yaşamaya başladık. “Bir devletten kendi vatandaşını neden öldürür?” Bu soruyu Halepli bir çocuk, savaşı anlamlandırmaya, olanı biteni anlamaya çalışırken soruyor. 

Suriye ve Cezayir asıllı İngiliz Sumia Sukkar’ın 2013’te yayımlanan Halepli Çocuk, Tümay Tin çevirisiyle yayımlandı. Halepli Çocuk, okuması çok zor kitaplardan. Okurunu, anlatılan sahneleri gözünde canlandırmasıyla, 254 sayfalık kitabı kapatıp kapatıp tekrar açmak zorunda bırakıyor. 14 yaşındaki Asperger Sendromlu Âdem, kendi gözünden savaşı anlatıyor.

Âdem annesini kaybetmiş, iki ağabeyi, ablası ve babasıyla beraber yaşayan özel bir çocuk. Her şeyi renklerle anlamlandırıyor, kokulara karşı hassasiyeti var. Annesini kaybedince uzun bir süre gülümsememiş ama ablası Yasemin onun hayata devam etmesi için elinden geldiğince çabalıyor. Âdem bir tek ablasının yanında kendini güvende hissediyor. Ayrıca çok güzel resimler yapıyor. Bir savaşın ne demek olduğunu anlayacak yaşta ama inatla anlamak istemiyor. Korkuyor. Sesler, kokular, insanlar onu korkutuyor. Evde olmak istiyor, evinde siyasetten ve savaştan konuşulmasın istiyor.
Dedim ya, Halepli Çocuk okunması zor bir roman. sumia sukkar , Âdem’in dilinden savaşı anlatmayı, 14 yaşında ve özel bir çocuk olarak her şeyi renklerle ve kokularla betimlemeyi öyle iyi başarmış ki romanı okudukça insanın insanlığa dair tüm inancı sarsılıyor.
 
SAVAŞIN KARANLIK YÜZÜ

Âdem komşularının öldüğünü görüyor, bir evde ölü anne babasıyla baş başa kalan bir komşu oğlu onların yanına geliyor, uzaktan akraba kocasını kaybetmiş bir kadın yerleşiyor evlerine zamanla. Bir ağabeyi ölüyor, diğer ağabeyi bir yığın işkenceye maruz kalıyor, eve döndüğünde artık eskisi gibi olmuyor hiçbir şey hayatlarında. Yasemin ise Âdem’in gözünün önünde götürülüyor. Günlerce evine dönemiyor. Yasemin işkence sırasında yaşadıklarını kendi diliyle anlatıyor. Yasemin’in anlattıklarını okurken etiniz kemiğinizden ayrılıyor. İnsanların bu kadar gaddarlaşabilmesine akıl sır erdiremiyorsunuz. İşkence. Bu kelimenin ağırlığı altında kalıyorsunuz. Bir şekilde kurtuluyor Yasemin o cendereden, içinde tutulduğu hücreden. Evine dönüyor. Evinin darmadağın olduğunu, babasının akıl ve beden sağlığını kaybettiğini görüyor.

Ve sonra ailenin yeni ve kalan fertleriyle Şam’a doğru yola çıkıyorlar. Yolculuğun çocuk için ne demek olduğuna bir kez daha şahit oluyoruz. Âdem her yerde kendine resim yapacak bir şeyler ya da oyun oynayacak birilerini buluyor. Yoruluyor, çıplak ayakları yaralar kabuklar bağlıyor. Yaralanıyor. Krizler, ataklar geçiriyor. Ve bütün aile her daim sadece dua ediyor. Başlarına ne geldiğini, neden geldiğini anlamaya çalışıyorlar. Savaşın bir tarafının olmadığını bir zaman sonra kanıksıyorlar. Şam’a ulaştıklarındaysa koca aileden geriye sadece Âdem ve Yasemin kalıyor. Kitabın bir yerinde Âdem “Savaş sevdiklerinizi kaybetmek demek. Barış da savaş bittiğinde elinizde kalan” diyor. Harfler gözünüzün önünde büyüyor, kelimeler anlamlarını yeniden keşfediyor.
 
Halepli Çocuk / sumia sukkar / Çeviren: Tümay Tin / Doğan Kitap / 254 s.
 

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kültür-Sanat

Bolu’da 2 bin yıllık Frig Kaya Kitabesi’ni parça parça çalmışlar

Published

on

Bolu’nun Göynük İlçesi Soğukçam Köyü’nde bulunan ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Kültür Varlıkları kapsamında yer alan Frig Kaya Anıtı defineciler tarafından parçalar halinde çalındı. Yaklaşık 2 bin yıllık olduğu tahmin edilen ve bölgede Frig yerleşkesinin varlığını gösteren en önemli eser olan kitabe 9 metre yüksekliğindeki kayanın üzerinde 9 satırdan oluşuyordu.

Bölgede sık sık defineciler tarafından kazı yapıldığı öğrenilirken tarihi eser olan kitabenin ne zaman çalındığı tespit edilmeye çalışılırken, jandarma ekipleri ormanlık alanda yer alan Frig kitabesinin çalınmasına ilişkin soruşturma başlattı.

Resmi sitede ‘Çalıntı’ olarak yer alıyor

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü resmi internet sitesinde ‘çalıntı’ olarak yer alan kitabeyle ilgili bilgiler verilirken, şu ifadele kullanıldı:

“Bolu İli, Göynük İlçesi, Soğukçam Köyü’nde Bulunan Frig Kaya Anıtından Çalınan Yazıtlı Kitabe Soğukçam Köyü (Cermenos) ilçe merkezine 41 km uzaklıkta ve ilçe merkezinin güneyinde yer almaktadır. Anıt, köyün 2,5 km batısında, köyün ‘Türbe Önü’ veya ‘Yazılı Kaya’ mevki’indedir. Konik bir kaya kitlesinin doğu yönü düzlenmiş ve kitabe bu yüzeye yazılmıştır. Kayanın yüksekliği 9 metreye yakındır. 9 satır olan kitabenin sol üst köşesinde üçgen bir niş yer almaktadır. Kayanın önünde bir platform vardır. Bu platform define arayıcıları tarafından yer yer kazılmıştır. Kaya çevresinde bir Frig yerleşmesi olduğu anlaşılmaktadır.”

Continue Reading

Kültür-Sanat

Game of Thrones hayranları kampanya başlattı: HBO, ümitlerimizin gerçekleşmesini sağla

Published

on

Game of Thrones: Taht Oyunlarını kim kazanacak? Game of Thrones’daki Starbucks bardağının dışında filmlerde ne gibi hatalar yapıldı? Starbucks’tan Game of Thrones’a yanıt Game of Thrones’ta skandal hata

Bütün dünyayı ele geçiren Game of Thrones fanatikliği şu aralar zirve yapmış durumda. Ancak ‘Demir Taht‘a oturan isim kim olacak?’ sorusunun cevabını merak eden ve verilen uzun ara ile beklentileri iyice yükselen izleyicilerden bazıları dizinin final sezonundan memnun değil.

Bu nedenle son bölümünün yayınlanmasına günler kala, 8. sezonun yeniden çekilmesi için imza kampanyası başlatıldı.

Change.org üzerinden başlatılan kampanyada “farklı yazarlarla son bölümlerin yeniden çekilmesini istiyoruz” talebi yer alıyor.

Kampanyanın açıklama kısmında ise “David Benioff ve DB Weiss, kaynakları olmadan (yani kitaplar) yetersiz olduklarını kanıtladılar. Bu dizi anlamlı bir son sezonu hak ediyordu. HBO, ümitlerimizin gerçekleşmesini sağla!” deniliyor.

Kampanya yorumlarında bir kullanıcının “Benioff ve Weiss bu görev için yetersiz, Game of Thrones sağlam bir finalle ekrana veda etmeyi hak ediyor” ifadelerini kullandığı görülüyor.

Başka bir kulanıcının “Sırf seyirci şaşırtmak için 8 yıllık karakter gelişimini çöpe atmayın, yazık!” yazdığı, bir başkasının ise şu ifadeleri kullandığı görülüyor:

“İmzaladım; çünkü düzgün bir hikaye anlatımı istiyorum. Eskisi gibi uzun ve derin diyaloglar istiyorum. Tüm karakterlere kendilerine yakışan bir şekilde son yazılmasını istiyorum. Üzerimizde bir miktar etki bırakan ölümler yazılsın istiyorum”

Continue Reading

Kültür-Sanat

Haluk Bilginer, Alex Rider’ın kadrosuna dahil oldu

Published

on

Bugüne kadar birçok yabancı dizi ve sinema filminde rol alan Haluk Bilginer, son olarak Alex Rider’da kamera karşısına geçti.

Hürriyet’in haberine göre ünlü oyuncu, Romanya’da çekilen ve genç bir ajanın heyecan dolu macerasını konu alan projede, dizinin “kötü adam”larından Dr. Hugo Grief’i canlandırdı.

8 bölümlük ilk sezonunun çekimleri kısa süre önce tamamlandı. Dizinin oyuncu kadrosunda Bilginer’in yanı sıra Otto Farrant, Vicky McClure, Andrew Buchan ve Stephen Dillane gibi birçok ünlü oyuncu yer alıyor.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI