Connect with us

Haberler

HDP Diyarbakır il binası 114 gündür abluka altında

Published

on

DTK Eş Başkanı Leyla Güven’in 8 Kasım 2018’de başlattığı açlık grevi eylemi ardından karakol manzarasını aratmayan HDP Diyarbakır İl binası, 114 gündür abluka altında. HDP binasındaki açlık grevlerine yönelik 5 Aralık’tan bu yana 5 kez yapılan polis baskını sonucunda 81 kişi gözaltına alındı.

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Leyla Güven, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle 8 Kasım 2018’de tutuklu bulunduğu Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nde süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemi başlattı. Güven’in eylemi ardından Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır İl binası, 20 Kasım’dan itibaren polis ablukası altına alındı. Mesaiye il binasının önünde başlayan polis, il binasının dört bir tarafına TOMA ve Akrep tipi zırhlı araçlar yerleştirdi. Parti binası, çevik kuvvet polisleri tarafından abluka altına alınırken, tepesinde kamera bulunan ve ortam dinleme özelliğine sahip olduğu ileri sürülen araç ile binaya giriş çıkış yapanlar görüntüleniyor.
12 KİŞİ EV BASKINIYLA GÖZALTINA ALINDI
Leyla Güven ile dayanışmak amacıyla HDP milletvekilleri Dersim Dağ ve Saliha Aydeniz ile HDP Bağlar İlçe Eşbaşkanı Necmettin Burakmak, HDP Kayapınar İlçe Eşbaşkanı Haluk Eyyüpoğlu, DBP Bağlar İlçe Eşbaşkanı Mehmet Ali Alkan, DBP yöneticileri Niyazi Baran ve Ramazan Üngür, DTK üyesi Diyadin Noyan, HDP PM Üyesi Nurettin Turgut, TJA Aktivisti Hayat Akyol, HDP yöneticileri Seyfettin Kılıç, Sait Demir ve Osman Dön ile yurttaşlar Hatun Aslan ve Esma Ayata, 17 Kasım 2018’de 2 günlük açlık grevi eylemi başlattı. Açlık grevine giren 12 kişi, 5 Aralık’ta yapılan ev baskını ile gözaltına alındı. İfadeleri alınan 12 kişi daha sonra serbest bırakıldı.
HDP’Lİ VEKİLLER AÇLIK GREVİNE BAŞLADI
HDP Diyarbakır milletvekilleri Selçuk Mızraklı, Dersim Dağ, Remziye Tosun, Semra Güzel, Musa Farisoğulları ve Saliha Aydeniz, Leyla Güven’e destek olmak amacıyla 3 Aralık 2018’de 3 günlük açlık grevi eylemi başlattı.
İL BİNASINA POLİS BASKINI: 25 GÖZALTI
Özgür Kadın Hareketi (TJA) üyesi 25 aktivist, Leyla Güven’e destek olmak için il binasında 10 Aralık 2018’de 3 günlük açlık grevi eylemine başladı. Aynı gün il binasına baskın yapan polis, aralarında Barış Anneleri Meclisi üyelerinin de bulunduğu TJA aktivistleri Bahar Karakaş Uluğ, Yıldız Kardeş, Yüksel Almas, Nursel Akbal, Sakine Yakut, Muazzez Altınkaynak, Sevim Çoşkun, Gülistan Ekti, Zahime İnce, Fatma Yakoğlu, Perihan Karayıl, Makbule Özbek, Rahife Ergül, Sultan Aksoy, Ayhan Ateş, Hasino Güler, Hasret Akay, Hedayet Ay, Rahşan İz, Remziye Sızıcı, Müşeher Ülker, Evin Yelboğa, Jiyan Taş, Aysel Tufan ve Remziye Bayram’ı gözaltına aldı. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen kadınlar, ifadelerinin alınması ardından serbest bırakıldı.
İKİNCİ BASKIN: 37 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI
İl binasında gerçekleştirilen açlık grevi eylemlerine yapılan baskınlar üzerine HDP il ve ilçe yöneticisi 50 kişi, 12 Aralık’ta il binasında 3 günlük açlık grevi eylemi başlattı. Bir gün sonra il binasına yine baskın düzenleyen polis, açlık grevi eyleminde olan Sertip Yetiş, Murat Kılıç, Hasan Oyan, Mehdiye Kartal, Savaş Babür, Tevfik Kaçar, Mehmet Yaman, Sakine Karadeniz, Latif Eminoğlu, Nazım Öcal, Mehmet Şirin Karakaş, M. Şirin Daşlık, Gıyasettin Duman, Mensur Ekdemir, Ahmet Balcı, Kenan Kaydul, Veli Mutlu, Fatih Kağan Arslan, Fesih Balbey, Kemal Baran, Salih Peksoy, Medeni Hazar, Mehmet Ateş, Hayri Etyemez, Mehmet Ali Altunkaynak, Hüsnü Aslan, Fahri Kaplama, Sabahattin Kurt, Faruk Altun, Mehmet Taş, Şahin Kabaiş, Alişan Binen, Mehmet Abidin Kahraman, Ali Yılmaz ve Nurettin Bakan’ı gözaltına aldı. Baskına ilişkin tutulan tutanağı imzalamak için emniyet müdürlüğüne çağrılan HDP yöneticileri Ramazan Kaval ve Mustafa Akengin de gözaltına alındı.
HDP’nin iki yöneticisi, 4 gün sonra “Örgüt üyesi olmak” ile suçlanan 35 kişi ise 8 gün sonra serbest bırakıldı.
3 MART’TA BASKIN: 5 GÖZALTI
HDP Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ ile HDP yöneticileri Sevican Yaşar, Salih Cansever, İsmet Yıldız, Salih Tekin ve Bilal Özgezer, 3 Mart’ta il binasında açlık grevi eylemine başladı. Aynı gün düzenlenen polis baskınında, açlık grevi eyleminde olan HDP üyeleri darp edilerek gözaltına alındı. 4 gün sonra çıkarıldıkları mahkemece serbest bırakılan 5 kişi, il binasındaki eylemlerine devam etti.
KAPILAR KIRILDI, MİLLETVEKİLLERİ TEKMELENDİ
HDP Van milletvekilleri Tayip Temel ve Murat Sarısaç ile HDP üyeleri Abdulhalik Kurt ve Yusuf Ateş, 8 Mart’ta polis ablukası altında yaptıkları basın açıklaması ile il binasında devam eden açlık grevi eylemine dahil oldu. Aynı gün il binasını yüzlerce polis eşliğinde abluka altına alınarak, il binası önünde nöbet eyleminde olan HDP’li milletvekilleri darp edildi. İl binasının kapılarını kırarak baskın düzenleyen polis, HDP’li vekilleri tekmeleyerek, darp etti. Polis, açlık grevi eyleminde olan HDP üyeleri Sevican Yaşar, Salih Cansever, İsmet Yıldız, Salih Tekin, Bilal Özgezer, Abdulhalik Kurt ve Yusuf Ateş’i, yerlerde sürükleyerek gözaltına aldı. Eylemlerini tutuldukları Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nde sürdüren HDP üyeleri, 4 gün sonra Diyarbakır Adliyesi’ne çıkarıldı.
Açlık grevi eylemine girdikleri gerekçesiyle “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla suçlanan HDP üyelerinden Sevican Yaşar, İsmet Yıldız, Salih Tekin ve Bilal Özgezer tutuklanırken, Salih Cansever, Abdulhalik Kurt ve Yusuf Ateş serbest bırakıldı. Serbest bırakılan 3 HDP’li, il binasında eylemlerini sürdürdü.
POLİS BASKIN İÇİN KAPININ AÇILMASINI BEKLEDİ
Bugün sabahın erken saatleriyle birlikte il binasını çembere alarak bekleyen polis, kapının saat 07.20 sıralarında açılmasıyla bir kez daha baskın düzenledi. Yüzlerce polis ile düzenlenen baskında iki gün önce serbest bırakılan HDP üyeleri Salih Cansever, Abdulhalik Kurt ve Yusuf Ateş gözaltına alındı.
5 KEZ BASKIN, 81 GÖZALTI 
20 Kasım’dan bu yana karakol manzaralarını aratmayan abluka sonucunda, bir kez ev baskınları olmak üzere açlık grevi gerekçesiyle il binasına 5 kez düzenlenen baskın sonucunda 81 kişi gözaltına alındı. 81 kişiden Salih Cansever 3 kez, Sevican Yaşar, İsmet Yıldız, Salih Tekin, Bilal Özgezer, Abdulhalik Kurt ve Yusuf Ateş iki kez gözaltına alındı. Açlık grevine katılan 4 kişi de tutuklandı.
MA

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Almanya’da çocuklara başörtüsü yasağı tartışması

Published

on

Avusturya Parlamentosu’nun dün aldığı ilköğretim öğrencilerine yönelik başörtüsü yasağı kararı Almanya’da tartışmalara yol açtı. Göç ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı Annette Widmann-Mauz, Almanya’da da ilköğretim öğrencisi çocuklara başörtüsü yasağı getirilmesinin gündeme gelmesi gerektiğini ifade ederek, “Küçük kızların başörtüsü takması saçmalık. Müslümanların çoğu da böyle düşünüyor. Ailelerle diyalog kurmaktan yasağa kadar, çocukları korumak için tüm önlemlerin düşünülmesi ve uygulanması gerekiyor” dedi.

Annette Widmann-Mauz

Annette Widmann-Mauz

Almanya’da hükümeti oluşturan koalisyonun ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) içinden Avusturya Parlamentosu’nun kararına destek veren siyasetçiler var. Partinin aile politikaları uzmanı Leni Breymaier başörtüsü yasağını olumlu bulduğunu belirterek, “Bu bana göre dini olmaktan öte toplumsal bir sorun, bir eşitlik sorunu” ifadesini kullandı.

Weinberg’ten anayasal hak vurgusu

Koalisyonun büyük ortağı Hristiyah Birlik Partileri’nin (CDU/CSU) aile politikaları sözcüsü Marcus Weinberg ise Avusturya örneğinde görülen tarzda bir başörtüsü yasağına mesafeli yaklaştı. Weinberg kız çocuklarına toptan bir yasak getirmenin, inancı gereği örtünmeye karar veren kızları mağdur edeceğini ve bunun da anayasada çerçevesi çizilen dini inancını özgürce yaşama hakkıyla ters düştüğünü belirtti.

Marcus Weinberg

Marcus Weinberg

Alman Öğretmenler Birliği Başkanı Heinz-Peter Meidinger ise çocuklara aileleri tarafından başörtüsü takmaları için baskı yapıldığını dile getirerek, “Okulda başörtüsü takmak, daha çocuk yuvalarında ve ilkokulda görsel bir ayrım yarattığı için uyuma zarar vermektedir” dedi.

Lamya Kaddor

Lamya Kaddor

Yasak yerine ikna

İslam bilimci Lamya Kaddor ise yasak uygulamasının yanlış bir yol olduğunu savunarak, böyle bir adımın kutuplaştırıcı olduğunu ve çocuk üzerinde aile ile okul arasında seçim yapma baskısı getirdiğini dile getirdi. Kaddor, konunun çözülmesi için pedagojik yollarla ailelere ulaşılmasını ve bu buluşmalara cami derneklerinin de davet edilmesini tavsiye etti.

KNA / ET,HT

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

Haberler

Ezidi kadınlar çocuklarının kabul edilmesini istiyor

Published

on

IŞİD’in Suriye ve Irak’ta yenilgiye uğratılmasıyla birlikte serbest kalan tutsaklar topraklarına, ülkelerine dönmeye başladı. Özgürlüğüne kavuşanların bir bölümünü de Ezidiler oluşturuyor. Irak’ın kuzeyinde dini bir azınlık olan Ezidiler, 2014 yılında IŞİD’in vahşi soykırımına hedef olmuş, binlerce kadın ve kız çocuğu kaçırılarak tutsak alınmış köle yapılmış, cinsel şiddete maruz kalmıştı.

Ancak artık Suriye’nin kuzeyinde IŞİD esareti son bulmuş olsa da, özgürlüklerine kavuşan Ezidi kadınların bir bölümü Suriye’den ayrılıp, topraklarına dönemiyor. Soykırımın yol açtığı acıların hala canlı olduğu Ezidi toplumunun bir bölümü, IŞİD’lilerin tecavüzü sonucunda dünyaya gelen çocuklara, “soykırımcıların çocukları” gözüyle bakıyor, bu çocukları cemaatin içine almayı kabul etmiyor.

Irak’taki Ezidi Yüksek Ruhani Konseyi’nin IŞİD’in tutsaklığından kurtulanların yeniden cemaate kabul edileceğini açıklamış olması umutlara yol açmıştı. Fakat kararın duyurulması ile birlikte cemaat içinde başgösteren itirazlar konseye geri adım attırdı, Ezidi dini liderler aslında bu kararın IŞİD’lilerin tecavüzü sonucu dünyaya gelen çocukları değil, sadece anne ve babası Yezidi olan IŞİD tutsaklarını kapsadığını açıkladı.

Ezidi cemaatinde evlilikler ancak iki Ezidi arasında gerçekleştiği takdirde kabul ediliyor. Din değiştirerek Ezidi olmayı seçenlerle de evlenmek mümkün ancak din değişikliğinin de cemaatin onayı ile gerçekleşmiş olması koşulu var. Ezidiler soykırıma karşı bu şekilde karşı koyabileceklerine, ancak bu yolla kimliklerini koruyabileceklerine inanıyorlar.

Karar ailelere bırakılmalı

Ezidi insan hakları savunucusu ve Nobel Barış Ödülü sahibi Nadia Murad, yayınladığı video mesajında dini liderlerin kararına ilişkin şu değerlendirmeyi aktardı:

“Karar verme hakkına sahip olanlar soykırımdan hayatta kalanlar ve aileleridir. Kimsenin onlarla ilgili kararlar almaya hakkı yok. Eğer çocuklarıyla birlikte Irak’a dönme kararı alırlar ise, cemaat olarak bunu kabul etmek, onlara iyi karşılamak ve akla gelebilecek her türlü desteği sunmak zorundayız.”

İki kez mağdur oluyorlar

“Bir anne olarak kadınların neler hissettiklerini anlayabiliyorum” diyen Ezidi aktivist ve eski Irak milletvekili Amina Said de çocukların kaderiyle ilgili kararların ailelere bırakılması gerektiğini söyledi. DW’ye konuşan Said, “Üyesi olduğum için Ezidi cemaatindeki tepkileri de anlıyorum. Ama bu insanlar mağdur. Eğer kapılarımızı onlara kapatırsak, şiddet kurbanlarını da cezalandırmış oluruz” diye konuştu.

Ezidi Yüksek Ruhani Konseyi’nin 2015 yılında, din değiştirerek Müslüman olmaya zorlanmış olan kadınların yeniden din değiştirerek Ezidi cemaatine geri kabüllerini sağlamaya dönük olumlu, yapıcı kararlar aldığını söyleyen Amina Said, “Ama şimdi yanlış bir karar aldılar. Eğer vakit ayırıp aileler, kadınlar ve hükümet dışı örgütlerin temsilcileriyle konuşsalardı, bu kadınlar için bir çözüm bulunabilinirdi” dedi.

Video izle 04:41 Paylaş Kayıp Ezidilerin peşinde

E-postayla gönder Facebook Twitter google+ Whatsapp Tumblr Newsvine Digg linkedin

Kısa link https://p.dw.com/p/33vMp

Kayıp Ezidilerin peşinde

Kimi Ezidi cemaati üyesine göre sözkonusu kadınların çocuklarıyla birlikte başka bir yerde yaşamaları, cemaat içinde dışlanmalarını önlemek için tek yol ve zaten çok büyük sıkıntıları göğüslemeye çalışan cemaatin korunması, bazı çocuk ve annelerinin çıkarlarından daha önemli.

Neden çocuklar kabul edilmiyor?

Yazda adlı yardım kuruluşunun direktörü Ahmed Burjus, bir zamanlar nüfuzu 500 bin olan Ezidiler için, soykırımdan sorumlu tuttukları kişilerin çocuklarını kabul etmenin çok acı bir süreç olduğuna dikkat çekti. Burjus, Ezidi bir erkeğin kendisine karısıyla ilgili şu sözleri aktardığını söyledi: “Karımın dönmesini istiyorum. Ama Çeçenistan, Türkiye ya da Suudi Arabistan’dan bir adamın çocuğu ile gelmesini istemiyorum. Çünkü bu insanlar soykırımdan, talandan sorumlu, evlerimizi yıkıp yok ettiler, ailelerimizi öldürdüler. Şimdi de onun kızını ya da oğlunu evimize almak mı zorundayız.”

Burjus kimi çocukların, IŞİD nedeniyle büyük acılar yaşamış olanların intikam eylemlerinin kurbanı olabileceğine dikkat çekerken, Irak yasalarında, Müslüman anne ya da babadan olma bir çocuğun Müslüman olarak kaydedilmesi yönündeki tartışmalı maddenin de sorun yaratabileceğini söyledi.

Burjus, “kadın ve çocuklar saygıyı hak ediyor” demekle birlikte, bunun ancak bu çocukların Irak dışında bir yerde yerleştirilmesi ve hayatlarını orada sürdürmelerine imkan tanınmasıyla mümkün olabileceğini savunuyor.

Video izle 11:55 Paylaş Ezidilerin parçalanan hayatları

E-postayla gönder Facebook Twitter google+ Whatsapp Tumblr Newsvine Digg linkedin

Kısa link https://p.dw.com/p/317c7

Ezidilerin parçalanan hayatları

Kadınlar tercihe zorlanıyor

Kimi kadınlar Almanya’ya, Avrupa’nın farklı bölgelerine ve Avustralya’ya göç etti. Kimi kadınlar da bir yolunu bulup, fark edilmeksizin eski cemaatlerine döndü, bazıları hamile olduklarını gizledi, dünyaya getirdikleri çocukları, ailelerinin diğer fertlerine verdi.

London School of Economics Ortadoğu Merkezi uzmanı Zeynep Kaya, 3 bin 500 Ezidi kadından 200’ünün çocuklarıyla birlikte IŞİD tutsaklığından kaçabildiğinin tahmin edildiğine dikkat çekti. Ezidi kadınların çoğunluğunun cemaatlerine dönmek istediğini belirten Zeynep Kaya, “Ama bu durumda çocuklarından vazgeçmek zorundalar” diye konuştu.

Bunun Ezidi kadınlar için çok sancılı bir süreç olduğunu söyleyen Kaya, kadınların çocuklarından vazgeçmek ve başka yerlere göç etmek arasında tercih yapmak zorunda bırakıldıklarına dikkat çekerek, “yaşadıklarına ilaveten bir de dışlanıyorlar, geri dönmek istedikleri cemaatlerine kabul edilmiyorlar” dedi.

Hänel, Lisa

© Deutsche Welle Türkçe

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Continue Reading

Haberler

Abdullah Gül’den YSK’nin kararına tepki: Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız

Published

on

Gül, “Anayasa Mahkemesi’nin 2007 yılındaki haksız “367 Kararı” karşısında ne hissettiysem, başka bir yüksek mahkeme olan Yüksek Seçim Kurulu’nun dün aldığı kararı duyunca aynı duyguları yaşadım. Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız.” dedi.

YSK değil AKP açıkladı: İstanbul seçimi iptal! Bir garip iptal gerekçesi: O sandıklarda 16 bin 253 AKP görevlisi vardı Dışişleri’nden “seçim” açıklaması Yeni seçim 23 Haziran’da… İptalden sonra ne olacak? AKP İstanbul İl Başkanı Şenocak’tan YSK’ye teşekkür CHP: Millet iradesine darbe yapanlara izin vermeyeceğiz Mansur Yavaş’tan Ekrem İmamoğlu açıklaması YSK kararı sonrası dolarda sert tırmanış Tunç Soyer’den İstanbul açıklaması: Hiçbir güç durdurumaz

Anayasa Mahkemesi’nin 2007 yılındaki haksız “367 Kararı” karşısında ne hissettiysem, başka bir yüksek mahkeme olan Yüksek Seçim Kurulu’nun dün aldığı kararı duyunca aynı duyguları yaşadım.
Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız.

— Abdullah Gül (@cbabdullahgul) 7 Mayıs 2019

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI