Connect with us

.

Yaşam-Ekoloji

‘HES yapma boşuna yıkacağız başına!’

AleviNet

Published

on

Doğal SİT alanlarında HES ve benzeri projeler yapılamayacağına dikkat çeken ve yaklaşık 20 yıldır ilçelerinde hiçbir HES projesine kazma dahi vurdurtmayan Fındıklılılar, bu kez de Ankara’da yapılacak HES toplantısını protesto etti.

Fındıklı’nın Arılı Vadisine adını veren Arılı Deresi üzerindeki Yaylacılar Köyü’nde Parsan Elektrik Üretim ve Sanayi Ticaret A.Ş.’nin yapmayı planladığı Hayat Regülatörü ve Hidroelektrik Santrali için, 11 Mart 2019 Pazartesi günü, Ankara’da Çevre ve Şehircilik Bakanlığında, ‘İnceleme Değerlendirme Komisyonu’ (İDK) toplantısı yapacağı, duyuruldu.

Duyurunun ardından, Fındıklı Derelerini Koruma Platformu öncülüğünde harekete geçen Fındıklılılar, toplantının yapılacağı 11 Mart’ta, Fındıklı’da da bir protesto gösterisi düzenledi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığında yapılacak olan İDK toplantısına, ilgili bakanlıkların yetkililerinden Kurul üyelerinin yanında sadece 2-3 sivil toplum örgütü temsilcisinin katılabileceği kaydedildi.

Duymayan Kulaklara Duyuracaklar!

Fındıklı Derelerini Koruma Platformundan Avni Ertaş, Arılı Deresi Yaylacılar Köyü sınırlarında yapılmak istenen Hayat HES projesi için yapılacak toplantıyı protesto ettiklerini belirterek; “Aylar önceden aynı proje için ilçemiz Halk Eğitim Merkezinde ÇED toplantısı yapmak istemişlerdi. Fındıklı halkının tepkisi ile toplantı yapılamadı ve buna ilişkin tutanak tutuldu. Şimdi, kalkmış Fındıklı’ya ve Arılı Vadisine giremeyen şirket ve ilçemizde toplantı yapamayan bakanlık yetkilileri Ankara’da bir araya geliyor! Çevre ve Şehircilik Bakanlığında İDK toplantısı yapacaklarmış! Gözleri kör, kulakları sağır olanlara, en yüksek ses tonu ile seslenmek, sözümüzü Ankara’ya iletmek için biz de aynı gün Fındıklı da bir kez daha bir araya geliyoruz. Unutulmasın ki bu halk 12 yıldır susmadı, susmayacak” dedi.

İmza Kampanyası

Fındıklı halkının bu çağrısına destek olan TEMA Vakfı Ankara Temsilcisi Nevzat Özer ise Fındıklı Halkının çağrısı ile change.org’ta 3 gün sürecek bir imza kampanyası başlattı.

Özer, kampanya açıklamasında, “Binlerce bitki türü ve yaban hayatının olduğu gibi bizlerin sosyal, kültürel, ekonomik hayatına can veren sularımız enerji şirketlerine sunulmaktadır. Fındıklı halkı, çok önemli iki vadisi Çağlayan ve Arılı için gece gündüz nöbettedir. Vadi, yerel halkın girişimleriyle 1. Derecede Doğal SİT Alanı ilan edilmiştir. Kamu kuruluşları ve şirketlerin bütün çabasına rağmen yargı, ‘burası Doğal SİT Alanıdır’ demektedir. Rize de halkın tepkisiyle yapılamayan ÇED toplantısı Ankara’da 11 Mart pazartesi günü ÇŞB’ de yapılmak istenmektedir. Hukuk, bilim, akıl ve vicdanın bizimle olduğu bu toplantıdan ‘hayır’ bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Sen Kimsin ki Doğamızı Planlayacaksın?

Fındıklı halkının 11 Mart’ta Fındıklı’da, Ankara’daki toplantıyı protesto edeceğini söyleyen Fındıklı Derelerini Koruma Platformu Sözcüsü Hüseyin Acar, 12 yıldır süren direnişten vazgeçmeyeceklerini söyleyerek; “Fındıklı halkı yıllardır kararlılığını gösterdi. Biz Ankara’ya gidip çatışmak istemiyoruz, bu insanları devlete düşman etmeye kimsenin hakkı yoktur. Hadi Fındıklı insanını geçtim, sen kimsin ki bu doğanın kuşunun, böceğinin, balığının haklarını Ankara’da masa başında planlayacaksın” dedi.

Ölürüz, Doğamızı Öldürtmeyiz!

Son 2 yıldır bölgedeki kar yağışının ciddi şekilde azaldığına dikkat çeken Acar, Fındıklı doğasının can damarı olan derelerdeki su miktarında kayda değer kayıplar olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Doğu Karadeniz’e gözünü dikenlerin istedikleri bu suyun bugüne kadar değerini bilemedik ama artık anladık. Bu su olmadan yaşam olmaz, tarım olmaz, hayvancılık olmaz. Su ilaçtır, candır, ibadettir. Suyumuz için doğamız için geleceğimiz için yaşam alanımızı savunmaya devam edeceğiz. İsterlerse bugüne kadar yaptıkları gibi yine gelsinler, denesinler karşılığını göreceklerdir. Bizi tamamen çileden çıkarmasınlar. Biz iyi kötü kimseden bir şey beklemeden yaşamaya çalışıyoruz. Bizi yok etmeye çalışmasınlar biz yok olmayız. Sularımızı, doğamızı, çevremizi kimseye yok ettirmeyiz. Biz yalnız kendimizin değil doğada yaşayan canlıların haklarını kimseye teslim edemeyiz. Biz ölürüz doğamızı öldürtmeyiz.”

Ne Olmuştu?

Bilindiği üzere, dönemin Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Trabzon Bölge Kurulunun, 18 Şubat 2010 tarih ve 2536 sayılı kararıyla 1. ve 3. Derecede Doğal SİT Alanı ilan edilen Fındıklı’nın Arılı Vadisi üzerinde 8 ayrı HES projesi yapılması planlanıyordu.

HES firmalarından sadece biri olan ve vadideki Çatak HES’in planlayıcısı Zeki Enerji firması, SİT Kararına itiraz ederek, Rize İdare Mahkemesinde açtığı dava sonucunda Mahkeme, 6 Aralık 2011’de, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Trabzon Bölge Kurulunun SİT Alanı kararı için ‘Yürütmeyi Durdurma’ kararı verdi.

Bu karara, süresi içinde Danıştay’a itiraz eden Fındıklılılar’ın başvurusu üzereine, Danıştay 14. Dairesi, oybirliği ile Rize İdare Mahkemesinin, ‘yürütmeyi durdurma’ kararını 10 Temmuz 2012’de iptal ederek, vadinin 1 ve 3. Derecede Doğal SİT Alanı olarak kalmasını sağlamıştı.

Daha sonra SİT’e karşı davayı açan Zeki Enerji Elektrik Ür.Dağ.Paz.San. ve Tic.A.Ş.’nin Arılı Vadisi üzerinde geliştirdiği Çatak Regülatörü ve HES projesinin, 26.03.2009 tarih ve EÜ/2031-6/1443 numaralı enerji ‘Üretim Lisansı’, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (EPDK), 03.08.2017 tarih ve 7217-31 sayılı Kurul Kararı ile iptal edilmişti.

Bu kararın ardından Par-San Grup’a ait Paren Elektrik şirketi, Doğal SİT Alanı olarak onaylanan Arılı Vadisinde geliştirdiği Hayat HES projesi için bölgede başlattığı çalışmalar köylülerin tepkisi üzerine yarıda kalmıştı. Yarım kalan çalışmaların ardından başlatılan ÇED süreci kapsamında Fındıklı’da düzenlenmek istenen Halkın ÇED sürecine katılımı ve Bilgilendirme toplantıları da Fındıklı halkının tepkisi üzerine yapılamamıştı.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam-Ekoloji

Kliması olanlar dikkat

AleviNet

Published

on

Yazın gelmesine kısa süre kala ve hava sıcaklıklarının yükselmesi ile iklimlendirme cihazlarına olan rağbet her geçen yıl daha da artıyor. Uzmanlar, klima sahiplerine cihazlarını uzun yıllar boyunca verimli, güvenli ve konforlu bir şekilde kullanabilmeleri için her yıl bakımlarını yaptırmalar gerektiğini belirtiyorlar. Filtresi tıkalı klimaların performansının düştüğünü söyleyen uzmanlar, böyle bir durumda cihazın kullandığı elektrikle doğru orantılı olarak ısıtma/soğutma yapamayacağını, bunun da yüksek elektrik faturası anlamına geldiğini belirtiyor. Bakım giderleri için ödenen bedelin sağlanan enerji tasarrufuyla 1 yıl içinde amorti edildiğini söyleyen uzmanlar, yetkili servislerce düzenli olarak bakımı yapılan klimaların sonradan çıkabilecek daha büyük ve masraflı arızaların da önüne geçtiğini vurguluyor.

İklimlendirme şirketleri de sezonun açılmasıyla kampanyalarını birer birer açıklamaya başladı. Bu şirketlerden Daikin, 20 Mayıs-31 Temmuz tarihleri arasında geçerli olacak bir ‘klima bakım kampanyası’ gerçekleştirdiğini duyurdu.

Uzmanlara göre klimaların bakımı şu işleri sağlar:

Klimanın ilk günkü verimiyle ve uzun yıllar güvenle çalışması sağlar.

Klimanın performansını artırarak enerji tasarrufuna olanak verir.

Konusunda uzmanlaşmış yetkili servislerce yapılan klima bakımları sonrası temiz ortam havasına kavuşur ve filtrelerde biriken ve zamanla istenmeyen kokulara neden olan atıklardan kurtulursunuz.
Bakım sırasında ileride yaşanabilecek muhtemel arızalar da tespit edilip, giderileceğinden, ileride daha büyük maliyetlerden kurtulmuş olursunuz. Bu tür periyodik bakımlar onarım ve işletme maliyetlerinin düşürülebilmesini sağlar.

Klimanın az kullanılması ya da hiç kullanılmamış olması ısı alışverişinin yapıldığı yüzeylerin tıkanmasına engel teşkil etmez. Cihazınızı az kullansanız bile hem iç ortam hem de dış ortam havasına maruz kalarak serpantin ve filtrelerin tıkanması mümkün hale gelir. “Nasılsa az kullanıyorum” diyerek bakımı ihmal etmeniz performansı ve güvenli kullanımı olumsuz etkiler.
Klima montajlarının yapılmasından sonra yetkili servisler dışında yapılmış yer değiştirme gibi uygulamalar sandığınız kadar önemsiz değildir. Bu tür durumlarda genelde klimanın içindeki gazın azaldığı gözlenmiştir. Periyodik bakımlar, bunun ortaya çıkması açısından önem taşır.

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

Fransa’daki kasabada çiftlere ücretsiz Viagra dağıtılacak

AleviNet

Published

on

Fransa’nın kuzeyindeki Seine-et-Marne bölgesinde bulunan Montereau kasabasının belediye başkanı Jean Debouzy, ‘Çocuksuz kasaba ölü kasabadır’ diyerek tartışma yaratan bir kampanya başlattı.
Yerel gazete The Local’da yer alan habere göre, Debouzy, doğum oranlarının artması için bölgede ikamet eden çiftlere belediye tarafından ücretsiz Viagra dağıtılacağını açıkladı.

Sputnik’te yer alan habere göre Debouzy, henüz ilaç tedariki başlamasa da yerel meclisin onayını aldıktan sonra dağıtıma başlayacaklarını söyledi.

Ancak belediye başkanının bu kararı sağlık tartışmalarının da alevlenmesine neden oldu. Kasabadaki vatandaşlar, Fransa’da Viagra’nın sadece doktor reçetesi ile alınabilinmesine karşın, belediyenin tıbbi uzmanlara başvurmadan kafasına göre vatandaşlara Viagra dağıtmasının tehlikeli olabileceğini savunuyor.

Fransa’nın ülkedeki genç nüfusu arttırmak için bazı politikalar uyguladığı biliniyor. Hükûmet bu kapsamda çocuklu ailelere vergi indirimleri ile çocuk bakımı hizmetleri sunarken, işyerleri de ebevynlere çocukları üç yaşına gelene kadar izin kullanma hakkı tanıyor.

Verilere göre, 2018’de Fransa’daki doğum oranı 2.6’ydı. Bu oran İngiltere, Almanya ve ABD ile kıyaslandığında görece yüksek olsa da ülkedeki doğum oranının önceki yıllara göre düştüğü belirtiliyor.

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

Okyanuslar 2100’e kadar iki metre yükselebilir

AleviNet

Published

on

Dünyanın karmaşık sisteminden dolayı küresel ısınma nedeniyle yüzyılın sonunda suların ne kadar yükseleceğini öngörmek zor. Pazartesi günü yayınlanan bir araştırmada 22 uzman tahminlerini ortaya koydu. En kötü senaryolar, mevcut bilimsel konsensüsü aşıyor.

2014 yılında iklim üzerine hükümetler arası uzmanlar grubu GIEC tarafından gerçekleştirilen son tahminler, en kötü senaryonun 21’inci yüzyılın sonunda, 1986-2005 dönemine göre okyanusların bir metreden biraz fazla yükseleceğine işaret ediyordu.

Amerikan Bilimler Akademisi PNAS dergisinde yayınlanan son araştırma, bu ihtimalin aksini söylemiyor ancak, okyanus sularının çok daha fazla yükseleceğine dair gözardı edilemez bir olasılıktan bahsediyor.

İyimser senaryo, küresel ısınma sanayi öncesi döneme (19’uncu yüzyılın sonu) göre 2°C olarak sınırlanması şeklinde ifade ediliyor. Bu hedef, 2015’te Paris’te imzalanan iklim anlaşmasının en düşük hedefi olarak dikkat çekiyor. O zamandan beri gezegendeki ısınma bir derece daha arttı. Kötümser senaryo, ısınmanın 5°C olması şeklinde tahmin ediliyor. Bu da mevcut gidişata işaret ediyor. Diğer bir ifadeyle, eğer ciddi önlemler alınmazsa, insan faaliyetlerinin yol açtığı sera gazı atıkları nedeniyle, mevcut eğilim ısınmanın artacağını gösteriyor.

Uzmanlara, küresel ısınma 2°C ile sınırlandırılsa bile okyanus suları 36 ila 126 cm arasında yükselebilir. Eğer ısınma 5°C olursa, okyanus seviyesi 238 cm’ye çıkabilir. Bunun sonucunda 1.79 milyon kilometre kare kara toprakları sular altında kalacak, 187 milyon kişi yer değiştirmek zorunda kalacak.

22 uzman özellikle Groenland ve Antarktika buzullarındaki erime üzerine tahmin yürütüyor. Buzulların erimesi suların yükselmesindeki temel faktörü oluşturuyor. Bunun bir sonucu da okyanuslardaki sıcak su hacminin artması olacak. Araştırmacılar, “Yüksek sıcaklık ihtimali çerçevesindeki senaryomuzda, denizlerin seviyesinin 2010 yılına kadar iki metre yükselmesinin akla yatkın olduğu sonucuna varıyoruz” diye özetliyor.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI