Connect with us

Politika

Temelli’den AP kararı yorumu: Türkiye’ye şaşı baktınız

Published

on

Cihanbeyli girişinde yüzlerce araçlık konvoy ile karşılanan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, kent merkezinde binlere yaptığı konuşmada, AP’nin Türkiye kararına değinerek, “Avrupa’ya da iki çift lafımız var. Yıllardır size bu durumu anlatıyoruz. Siz de Türkiye’ye şaşı baktınız” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, 31 Mart yerel seçimleri kapsamında Konya’nın Cihanbeyli ilçesinde halk ile buluştu. Yeniceoba kavşağında yüzlerce araçlık konvoyla karşılanan Temelli’ye halkın yoğun ilgisi dikkat çekti. Davul zurnaların eşlik ettiği konvoun ilçe merkezine girmesiyle birlikte halk caddelere ve sokaklara çıkarak konvoyu selamladı. Zafer işaretleriyle HDP’nin seçim bürosunun önüne varan kitle, binler tarafından karşılandı. Kadın, çocuk, yaşlı, gencin, her yaştan insanın akın ettiği alan, HDP bayraklarıyla donatıldı. Seçim bürosunun bulunduğu cadde, dolup taşırken, coşku HDP’nin seçim aracından çalınan ezgiler eşliğinde doruğa çıktı.
‘HALK HERŞEYİN HESABINI SORACAK’
HDP’nin Cihanbeyli belediye eşbaşkan adayları Mehmet Yalçın ve Serap Kaya halkı selamdı. Aday Serap Kaya, Cihanbeyli’ye toplumsal barışın HDP ile geleceğini dile getirerek, “31 Mart seçimleri sıradan bir seçim değil. Bu seçim, demokrasinin kazanacağı bir seçim olacaktır. Ve biz bu seçimi kazandığımızda iktidarı gerçek sahiplerine, halkımıza teslim edeceğiz” diye konuştu. Kaya, meclis toplantılarını halka açık yapacaklarını, gelir giderleri halka açıklayacaklarını kaydederek, “Halk bize her şeyin hesabını soracak” dedi. Diğer Aday Mehmet Yalçın da, ilçelerini hep birlikte yöneteceklerini dile getirerek, “Bu ilçeye şeffaflık getireceğiz” dedi.
‘TEKÇİ ZİHNİYETE CEVAP VERECEĞİZ’ 
HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli’nin seçim otobüsüne çıkmasıyla birlikte halkın coşkusu ikiye katlandı. “Cihanbeyli’de Kürdü ile Türkü ile bir aradayız” diyerek konuşmasına başlayan Temelli, “Kim bizi bir birinden ayırabilecek. Bu ayrımcılar, nefret söylemleri ile insanların bir birine düşman olacağını sanıyorlar, olmayacaklar. Bizler tüm renklerimiz ile yan yanayız. Kürtlere ‘defol’ diyor, HDP’lilere ‘terörist’ diyor. Buna itirazımız var. Bunu kabul etmiyoruz. Bu ülkede yaşayanların hepsi buna itiraz etmelidir. Ne kimliğimizden, ne inancımızdan vazgeçeriz. Bizi ayırmaya çalışan bu tekçi zihniyete de en güçlü cevabı vereceğiz” dedi.
‘TECRİDİ YAYMAK NİYETİNDESİNİZ’ 
İmralı tecridine karşı açlık grevinde olan Leyla Güven’in eylemine değinen Temelli, “Tam 127 gündür bir hukuk mücadelesi veriyor. 335 tutsak, Leyla Güven, Nasır Yağız, Strasbourg’taki arkadaşlarımızın durumu kritik aşamadadır. Ne istiyorlar? Hukuk ve adalet. Bir yerde bir adaletsizlik varsa bundan kendinizi sakınamazsınız diyorlar. Nerede bir hukuksuzluk varsa gelin Leyla Güven, Nasır Yağız gibi direnelim diyorlar. Bugün Amed’de üç arkadaşımız gözaltına alındı. Adalet Bakanlığı, ısrarla taleplere karşı kör, sağırı oynuyor. Siz eğer bu talepleri duymazlıktan geliyorsanız tecridi yaymak niyetindesiniz” diye konuştu.
‘ÜLKENİN BEKA DEĞİL, İŞSİZLİK SORUNU VAR’ 
4 yıldır İmralı’da mutlak bir tecridin devam ettiğini dile getiren Temelli, “Kürt sorununun çözümsüz kaldığı sürece bu ülkede hiç bir sorunu çözemezsiniz. Çözemediğiniz içinde bu halde ülke. 17 yıldır bu iktidar var. Çıkmış beka sorunu var diyor. Bu ülkenin beka sorunu yok. Bir kişi çıkıp desin beka sorunu var mı? Sizin işsizlik sorununuz var mı? Bu sorunu görmeyenler beka sorunu var diyor. Biz mi 17 yıldır bu ülkeyi yönettik, biz mi sorunları bu şekilde devasa hale getirdik?” diye sordu.
‘YOKSULLUK HER YERDE’
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın HDP yöneticilerini sinevizyonda göstererek, hedef göstermesine değinen Temelli, AKP-MHP ittifakını hatırlatarak, “Sürekli bizi sinevizyonda gösteriyor ya, bir de 5 yıl öncesine gidip bakıp, birbirinize neler söylemişsiniz. Bir de onların sinevizyonunu göster. Rahmetli Demirel’den ala ala  ‘dün dündür, bugün bugündür’ sözünü mü alabildiniz” dedi.
Ülkenin beka sorunu olmadığını sözlerine ekleyen Temelli, “Bu ülkenin bir beka sorunu yok, bir iktidar sorunu var. Ondan da 31 Mart’ta hep birlikte kurtulacağız. Bu ülkenin işsizlik sorunu var. İşsizlik resmi rakamlarda bile 13,10. Bu sorunu görmeyeceksiniz, halkı sabaha akşam aldatmaya devam edeceksiniz. Yoksulluk her yerde. Hazine Bakanı çıkmış, en kötüsünü geride bırakmışız diyor” diye konuştu.
AP KARARI 
Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki üyelik müzakerelerinin askıya alınması kararına dikkat çeken Temelli, şöyle devam etti: “AP kararını kınıyorlarmış, biz de sizi kınıyoruz ülkeyi bu hale getirdiğiniz için. Ülke böyle bir yere sürüklenmiş. Avrupa Parlamentosu’nun raporu dün kabul edildi. İçinde bulunduğumuz durumun tahlilini yapıyor. Bunlar Avrupa Birliği diye diye iktidara geldiler, şimdi geldiğimiz nokta AB’den kopma noktası. Çünkü hukuka dair, adalete dair, haklara dair, hem çalışan hem işçi, emekçi haklarına dair ne varsa yok saydılar. Bu ülkede hukuku adaleti bitirdiler ve AP parlamentosu raporu şimdi gelmiş diyorlar ki bunu kınıyoruz. Biz de sizi kınıyoruz, bu ülkeyi bu hale getirdiğiniz için. Avrupa’yla sadece iktisadi ilişkileri olsun, hak hukuk meseleleri olmasın. İşte gelinen nokta bu.
MÜLTECİ PAZARLIĞINDA KOL KOLA GİRDİK 
Avrupa’ya da iki çift lafımız var. Yıllardır size bu durumu anlatıyoruz. Siz de Türkiye’ye şaşı baktınız. Türkiye’de bunca hak ihlali yapılırken, bunca hukuksuzluk varken, dönüp bu meseleye samimi olarak bakmadınız. Mülteci pazarlığında bu iktidarla kol kola girdiniz. Hak, hukuk meselelerinde gözünüzü kapattınız, iktisadi çıkarlarda bu iktidara destek oldunuz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kendine mahkeme oldu, Cizre söz konusu olduğunda mahkeme olduğunu unuttu. Siz de bu ülkeye şaşı baktınız. AP kararı düzeltilmeli, Türkiye – Avrupa ilişkileri güçlü şekilde kurulmalıdır.
O yüzden diyoruz ki bu karar düzeltilmelidir. Hem Türkiye hem Avrupa, Türkiye-Avrupa ilişkilerini hukuk ve adalet temelinde, insan hakları zemininde yeniden var etmelidir. Bu iktidar seçimle geldi seçimle gidecek. Bu iktidara göre Türkiye-Avrupa ilişkileri biçimlenemez. Türkiye-Avrupa ilişkileri emeğin hakları, insan hakları, hukuk ve demokrasi zemininde muhakkak güçlü bir şekilde kurulmalıdır.
İşte HDP’nin Ortadoğu’dan Avrupa’ya kadar küresel zeminde ortaya koyduğu siyaset budur. O yüzden diyoruz ki HDP sadece Türkiye için değil, Ortadoğu için de Avrupa için de bir seçenektir, gelecektir” ifadelerini kullandı.
‘KAŞIK İLE VERİP SAPI İLE ALACAK’
Küçülen Türkiye ekonomisinden en fazla çiftçi ve esnafların etkilendiğini kaydeden Temelli, “Bütün Afrika’yı doyuracak bu ova kendisine yetemiyor. Bütün tarım alanlarını yok ettiler, çiftçiyi yoksul ettiler. Hayvancılığı bitirdiler. Bütün bu sorunlar ortadayken çiftçiyi mağdur ederek, büyük medya kuruluşlarına aktardılar. Şimdi esnafı, çiftçiyi borçlandırıyor. Seçim öncesi kaşık ile verip, seçimden sonra sapı ile almaya çalışıyor” dedi.  Erdoğan’ın “terörist” söylemini de hatırlatan Temelli, “Bizi tümüyle terörist ilan etmiş. Biz terörist değiliz HDP’yiz. Manavlar, hal esnafı, çiftçiler, herkes terörist oldu. Patates ithaline izin veren bu çiftçilerin yanında ne oluyor. Biz kimseye kötü söz kullanmıyoruz, her şeyi biliyoruz, peşinizdeyiz. Bu ülke buğday, saman ithal ediyor. Bunları söyledikçe halkı ve bizi suçlamaya devam ediyor” dedi.
‘EDEP BİRAZ EDEP’
Erdoğan’ın ezana yönelik sözlerine de tepki gösteren Temelli, “Bu ülkenin ortak değerlerine kimse bugüne kadar kimse laf etmemiş. 3-5 oy için halkı bir birine düşürüyor. Bu ülkenin ezanına da, bayrağına da, marşına da bugüne kadar kimse laf etmedi, etmez de. Ama burada siyaset yapanlar bu ülkeye en büyük kötülüğü yapıyor. Bunlar yetmedi, şimdi çıkmış benim soyadım ile alay ediyor. Bu soyadı benim onurumdur, soyumdur. Artık sıra ailelere mi geldi. Haddinizi bilin. Edep biraz edep. Bu ülkeye ayrımcılığı getirmeyin. Bunu içinize sindirin, seçimle geldiniz, seçimle gideceksiniz. İnsanların değerleri, soyadları ile alay etmeyiniz. Bu halk size sandıkta en güzel cevabı verecek. Bu halkın nasıl erdemli olduğunu o gün anlayacaksınız” diye konuştu.
‘MİTİNGİN DE TADI TUZU KALMADI’
Umutsuzluğa yer olmadığını dile getiren Temelli, “Bütün gazeteler, TV’ler onlarda. Biz burada bir aradayız. Adana’dan, Zonguldak’tan gelmiyoruz. Sizin gibi taşımalı miting yapmıyoruz. Bunlar önce taşımalı eğitim dediler, eğitimi mahvettiler. Sonra taşımalı sandık dediler, sandık güvenliğini yok ettiler. Şimdi de taşımalı miting yaptılar, mitingin tadı tuzu kalmadı. Şırnak’ta çıkmış ‘doğalgazınız geldi, ısınıyor musunuz?’ diyor. Şırnak’ta doğalgaz yok. Dışardan gelen insanın Şırnak’ta ne olup, olmadığını nereden bilsin. İnsanların senden talepleri var, insanların dertlerine cevap vermesi gerekirken, onları azarlıyor. Sen Cumhurbaşkanı mısın, parti başkanı mısın” dedi.
‘SÜPÜRGELERİNİZ HAZIR MI?’ 
Türkiye’de bir enkazın olduğunu belirten Temelli, sözlerini şöyle noktaladı: “Bir enkaz var. Kayyum enkazı var, kayyumun olmadığı yerlerde AKP’li belediyelerin enkazı var. Süpürgeleriniz hazır mı? Hazır olmayanlar hazırlasın. 31 Mart’ta bu kayyumları ve kötülükleri faşizmin çöplüğüne süpüreceğiz. Bugün artık demokrasiye, barışa oy verme zamanıdır, bugün demokrasi güçlerini AKP-MHP karşısında iktidara taşıma zamanıdır. Bu ülke bu iktidara mahkum değildir. Tüm kayyum olan belediyeleri geri alacağız. Cihanbeyli’de iktidara geleceğiz. Tek başına iktidara gelemiyorsak Türkiye halkları çözümsüz mü kalsın? Bize düşen seçenek yaratmaktır. İktidara geleni biz belirliyorsak, seçenek yaratmak da bizim elimizdedir. Sandıklara gittiğimizde HDP logosu varsa HDP’ye basacağız. Eğer HDP aday çıkarmamışsa orada demokrasi güçlerine güç katacağız. Yerellerde iktidara gelmek herkesin beklentisi olan değişimin başlangıcıdır” diye konuştu.
Temelli, konuşmasının ardından HDP’nin seçim bürosuna geçti. Halkın yoğun ilgisi eşliğinde büroya geçen Temelli, ardından Cihanbeyli’den ayrıldı.
MA

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Politika

Avusturya’da kaset skandalı: Erken seçim kararı alındı

Published

on

Başbakan Kurz, düzenlediği basın toplantısında, eski Başbakan Yardımcısı ve Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) Genel Başkanı Heinz Christian Strache’nin istifasını kabul ettiğini söyledi.

Kurz, FPÖ ile başarılı bir koalisyon oluşturduklarını ancak sürdürülebilmesi için çok fazla fedakarlık yaptığını, özellikle aşırı sağcı partiden kaynaklanan birçok ırkçı ve yabancı karşıtı olayla mücadele etmek durumunda kaldığını anlattı.

”ARTIK YETER”

Strache hakkında dün yayımlanan videonun ardından “Artık yeter” demek durumunda kaldığını ifade eden Kurz, “FPÖ hem Avusturya’nın imajını zedeledi hem de görevi olumsuz yönde kullanacağı izlenimi oluşturdu.” dedi.

”EN YAKIN ZAMANDA SEÇİM YAPILMASINI İSTİYORUM”

Kurz, bu koşullarda FPÖ ile koalisyonun yürümeyeceğini, Sosyal Demokrat Parti (SPÖ) ile de birçok konuda uyuşmadıklarını belirterek, “Cumhurbaşkanıyla yaptığım görüşmede erken seçime gidilmesi gerektiğini söyledim, en yakın zamanda seçim yapılmasını istiyorum.” diye konuştu.

BAŞBAKAN YARDIMCISI İLE RUS YATIRIMCI ARASINDA GİZLİ GÖRÜŞME

Avusturya Başbakan Yardımcısı Heinz-Christian Strache’nin gizli görüntülerini konuşuyor. Strache’nin söz konusu görüntülerde bir Rus yatırımcıya seçimlerde maddi yardımda bulunması karşılığında kamu ihalelerinde kolaylık sağlama sözü verdiği iddia edildi. Strache, yoğun eleştirilerin ardından bugün görevinden istifa etme kararı aldı.

24 Temmuz 2017’de İspanya’nın İbiza adasında gerçekleştiği belirtilen gizli görüşmenin kayıtlarına göre, şu anda FPÖ Meclis Grubu Başkanı olan Johann Gudenus da görüşmede yer aldı.

Destek karşılığı ihale sözü vermişti: İstifa etti

Continue Reading

Politika

HDP: Cezasızlık geleneğine derhal son verilsin!

Published

on

HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Sözcüsü ve Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, yaptığı yazılı açıklamada “17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplar Haftası vesilesiyle bir kez daha gözaltında kaybettirilen yüzlerce insanı anıyor, cezasızlık geleneğinin derhal sonlandırılması çağrımızı yineliyoruz” dedi.

Açıklamada, “Dünyanın birçok ülkesinde diktatör rejimlerin kullanmaktan imtina etmediği gözaltında kaybetme politikasının Türkiye’deki ilk adımı, 12 Eylül 1980 darbesinin gerçekleştiği gün atılmıştı. Bu tarihte üç kişi gözaltında kaybedilirken, ilerleyen günlerde bu sayı artmış, yalnızca birkaç gün içerisinde en az 15 yurttaş gözaltında kaybettirilmiş, 1990’lı yıllarda ise bu politika sistematik hale gelmiştir. Sistematikleştirilen bu politikanın ardında yatan mesaj çok açıktı: Muhalifleri yıldırmak, korku iklimini yaymak, itaatkâr bir toplum yaratmaktı” ifadeleri kullanıldı.

Başaran, devamla şunları belirtti: “Ancak bu karanlık tablonun içerisinde, İnsan Hakları Derneği ve Cumartesi İnsanları, yaratılmak istenen korku iklimine karşı hakikati ve kayıpları bulma arayışları ile bu politikayı teşhir etmiş, bu karanlığa adalet arayışlarını bıkmadan, usanmadan devam ettirerek ışık tutmuşlardır.

Kayıpları ararken kaybettirilmeyi göze alanların cesareti, bugün yaratılmak istenen benzer anlayışa meydan okumakta ve direnenlere umut vermektedir. Kayıp yakınları, devletin görevi olan gerçeği açığa çıkarma mücadelesini devam ettirirken, devlet erkanı ise Cumartesi İnsanlarının Galatasaray Lisesi önünde yıllardır sürdürdükleri barışçıl, sessiz eylemi yasaklamış, bu insanlara karşı polis şiddeti uygulamıştır. Adalet arayan ailelere şiddet uygulamanın yanı sıra, bu ülkenin adalet sistemi de gözaltında kayıpların ve faili meçhullerin yargıda devam eden dosyalarına beraat kararları vererek hakikat arayışına set çekmeye çalışmıştır. Ancak şu bilinmelidir kayıpların faillerini saklayan ve koruyan dönemin hükümetleri nasıl kaybetti ise bu geleneği devam ettiren yönetimler de kaybedecektir.

Bireyler, kaybettirildiklerinde bir anda dünyadan yok olmazlar; onları sevenlerin anılarında, hafızalarında ve arayışlarında ölümsüzleşirler. Kayıplar ölümsüzleşirken onları bulmak, onlara adaleti tesis etmekten geri duran devletler ve hükümetler ise insanlığın hafızasında mahkûm edilirler.

17 yıldır ülkeyi yöneten anlayışa, kayıpları bulma yükümlülüklerini hatırlatıyor, Birleşmiş Milletler Kayıplar Sözleşmesini imzalamaya davet ediyoruz ve yineliyoruz: Kayıplar bulunsun, failler yargılansın.”

Continue Reading

Politika

Öcalan kararı HDP oylarını etkileyecek mi?

Published

on

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün İmralı’daki cezaevinde bulunan Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla görüşme yasağının kaldırıldığını açıklamasının ardından Ankara’da siyasi çevrelerde öne çıkan “Hükümet 23 Haziran öncesinde ne yapmaya çalışıyor? HDP oylarına mı talip?” sorularına yanıt aranıyor.

CHP TBMM Grup Başkanvekili Engin Özkoç, hükümetin bu hamlesini “Yaptıkları şeyin neye denk geldiğine bakılmalı. Neden daha önce değil de, şimdi? Zamanlaması manidardır. Türkiye’de toplumu ayrıştıran, bölmeye çalışan bir iktidar var” sözleriyle değerlendiriyor. Özkoç, ana muhalefet partisi CHP’nin bu konudaki yaklaşımı konusunda DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, “Kendi içimizde ayrıca değerlendiriyoruz ama birtakım şeyler de çok ortada” diyor.

Özkoç, hükümetin 23 Haziran’da tekrar edilecek İstanbul seçimini genel seçim havasında yürütmek niyetini açıkça ortaya koyduğunu belirtirken, muhalefetin ise İstanbul seçiminin bir yerel seçim olduğu, halkla iletişimini bu yönde yürüttüğü konusunda kararlılıkla ilerlediğini anlatıyor.

Özkoç, “İstanbul’da 16 milyon insan yaşıyor ve hepsi ayrıştırmadan, köken sorgulamadan kendilerini doğru düzgün yönetecek bir belediye başkanı istiyor. Hepsi, kendilerini 18 gün yöneten Ekrem İmamoğlu’nun elinden mazbatasının neden alındığını çok iyi biliyor” diyor. Halkın hükümetin her açıklamasını sorguladığını, samimi bulmadığını öne süren Özkoç, Öcalan’ın avukatlarıyla görüşme yasağının kaldırılmasının da halkta karşılığı olmayacağı mesajını veriyor.

HDP: Seçmenimiz kolay avlanabilir bir seçmen değil

HDP TBMM Grup Başkanvekili Saruhan Oluç ise Öcalan’ın avukatlarıyla görüşme yasağının kaldırıldığına dönük açıklamanın HDP seçmenini etkileyip etkilemeyeceği konusunda DW Türkçe’ye “Oylara çok büyük bir etkisinin olacağı kanaatinde değilim. Şunu da herkes bilsin ki; HDP seçmeni kolay avlanabilir bir seçmen değildir” diyor. Oluç’a göre Adalet Bakanı Gül’ün açıklaması hükümetin bir “açılımı” olarak da nitelendirilmemeli. Bakan Gül’ün Öcalan’ın avukatlarıyla görüşebileceğini söyleyerek hukuki bir duruma işaret ettiğini anlatan Saruhan Oluç, “HDP’ye hediye edilmiş bir durum yok ortada. HDP seçmeni de bilinçsiz bir seçmen değil. Herkes, neyin ne olduğunu biliyor” diye konuşuyor.

Saruhan Oluç (DW/T. Ögreten)

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç

Avukatların Öcalan’la en son 2 Mayıs’ta görüştüğünü ancak bu görüşmenin arkasının gelmediğini hatırlatan Oluç, “Mesele sadece tecritin sona erdirilmesi değil, mesele insan hayatıdır” sözleriyle de cezaevlerinde süren açlık grevlerine dikkat çekiyor. Üç bin kişinin açlık grevinde, 30 kişinin ölüm orucunda olduğunu ve bu durumdan çok kaygılı olduklarını anlatan Saruhan Oluç, “Hükümet açılım yapacaksa, cezaevlerindeki bu durumu sonlandıracak adımlar atmalıdır. Açlık grevleri çok kritik bir noktaya gelmiştir. Grevlerin bitmesi için yeni bir karar alınacak mıdır, Öcalan’la görüşme yasağının fiilen sürdüğünü açıklayan avukatların Öcalan’la yeniden görüşme yapması için adım atılacak mıdır?” diye soruyor.

İyi Parti: Dertleri oy devşirmek

İyi Parti TBMM Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan da, Adalet Bakanı Gül’ün açıklamalarıyla hükümetin 23 Haziran için HDP’li seçmenden oy devşirme niyetini ortaya koyduğunu söylüyor. Türkkan, “Zamanlamanın manidar olmadığını söylemek mümkün değil. Bahçeli işaret verdi, hükümet harekete geçti. Seçim öncesinde açıklama yapıyorlar ki seçmene oynasınlar. Ama HDP seçmeninin iktidara prim vermediğini, vermeyeceğini görmek gerekiyor” diye konuşuyor.

AKP: Seçime endeksli konu değil

AKP Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, HDP’nin “cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin ve görüş engelinin ortadan kaldırılması” amacıyla mecliste gündeme getirdiği araştırma önergesinin tartışmaları sırasında Öcalan’la görüşme meselesinin uzun zamandır devam ettiğini, “sekiz yıldır görüşme yok” ifadesinin de doğru olmadığını söylemişti. Yayman hükümetin bu konuda sürekli teması, arayışı ve çalışması olduğunu dile getirmişti.

Hüseyin Yayman AKP Türkei ( DW/H. Köylü )

AKP Milletvekili Hüseyin Yayman

Yayman, DW Türkçe’ye Öcalan’ın görüşme yasağının kaldırılmasıyla ilgili olarak muhalefet eleştirilerini değerlendirirken zamanlamanın manidar olmadığı mesajını veriyor. Yayman, “Bu konu seçim endeksli bir konu değildir. Hükümetimizin tavrı çok nettir. Milli birlik, kardeşlik, demokrasi ve çözüm süreci için çok önemli adımlar attık, riskler aldık. Ama PKK terör örgütü sürekli bu durumu sabote etti, silahla karşılık verdi. Terörle mücadele ve milli birliğimiz için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz” diyor.

Erdoğan’a 19 Mayıs tepkisi

Muhalefet cephesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Samsun’da 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı için düzenlenecek resmi törenlere HDP’yi davet etmemesine de tepki var. CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, “Bu tür milli olaylarda, devlet protokolünü ilgilendiren olaylarda davete zaten gerek yok. Kimse, kimseye bir şey bağışlamıyor, bir lütufta bulunmuyor. Devlet protokolü bellidir” derken, HDP’nin mecliste temsil edilen bir parti olduğuna dikkat çekiyor.

İyi Parti TBMM Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, “Bizim zaten Samsun için daha önceden planladığımız bir programımız vardı. Erdoğan’ın doğrularıyla hareket etmiyoruz” derken, HDP’li Saruhan Oluç da “Erdoğan’ın, tüm partilere eşit yaklaşmadığı ortada. Bir cumhurbaşkanı gibi değil de, AKP Genel Başkanı gibi davranıyor. Biz, mecliste üçüncü partiyiz. Erdoğan’ın ayrıştırıcı tavrı bu gerçeği değiştirmiyor” açıklamasında bulunuyor.

 

Hilal Köylü/Ankara

© Deutsche Welle Türkçe

 

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI