Connect with us

.

Kültür-Sanat

Ahmet Kaya’nın abisi: Eğer kardeşim yaşasaydı Serdar’ı…

AleviNet

Published

on

Ahmet Kaya’nın abisi Mustafa Kaya, 1999 yılında Magazin Gazetecileri Derneği’nin gecesinde Kaya’yı protesto eden Serdar Ortaç’la ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Yaşasaydı Serdar’a ‘Aslanım bak sen o gün böyle böyle yaptın ama sen daha hayatı tanımıyorsun, yaşamı bilmiyorsun’ derdi. Benim kardeşim kavgacı bir insan değildi” dedi.

Kanal D’de yayınlanan 2. Sayfa programına konuk olan şarkıcı Ahmet Kaya’nın abisi Mustafa Kaya, son günlerde ortaya çıkan “Ahmet Kaya’nın hayatı film oluyor” haberlerine ilişkin konuşarak “Birileri kendi başına gitmiş, film çekiyor. Bir sır gibi saklıyorlar” ifadelerini kullandı.

Mustafa Kaya, 12 Şubat 1999’da Magazin Gazetecileri Derneği’nin gecesinde Kürtçe klip çekeceğini duyurduğu için abisi Ahmet Kaya’yı protesto eden Serdar Ortaç’a ilişkin olarak da, “Kendi adıma konuşayım, ben Serdar’la helalleşirdim” dedi.Mustafa Kaya’nın açıklamalarından satır başları şöyle:

Ahmet deyince benim evladım gibi, çocuğum gibi… Ahmet alenin en sevilen, aileye mutluluk, umut getiren bir çocuktu. Hakikaten de umut getirdi. Erken kaybettiğimiz için üzülüyorum.

28 Ekim akşamı hem ev sahibimiz hem de ebe olan Fatma Hanım Ahmet’i doğurttu. Ben 7 yaşındaydım. yıkadılar kucağıma verdiler. O anı anlatamam. Annem ‘ver emzireyim’ dedi. Öyle bir bağırdı ki Ahmet, ‘biz bu çocuk şarkıcı olacak’ dedik.Biz Ahmet’le koyun koyuna yatardık. Gelir yatardı yanıma ‘Çek elini buz gibisin’ derdim, ‘Ya dur çok üşüdüm’ derdi. Biz öyle büyüdük.

‘ÖLDÜ DEYİNCE BİNA BAŞIMA YIKILDI’

Sabah saat 10.00 falandı. Telefon çaldı, açtım. Karşıdan bir ses Gülten aradı ‘Abi Ahmet’i kaybettik’ dedi.

Ben de konsere gitmiştir, koskoca adam nerede kaybolacak’ dedim. ‘Öldü’ deyince bütün bina başıma yıkıldı. Ben üç dört ay tedavi gördüm, psikolojik… Ayakkabılarım olmadan sokağa çıkıyordum. Kolay değil, 43 yıl birlikte yaşadığın, koyun koyuna yattığın insanı kaybetmek çok zor. İnsanın evladını kaybetmesiyle kardeşini kaybetmesi aynı şeydir.Mesela birbirimizi 2 ay görmesek görüştüğümüzde başlardık ağlamaya. Geçmiş günlerde çektiğimiz acılara ağlardık. Sonra da kahkahalarla başlardık gülmeye. Ahmet plansız programsızdı, ama bu kariyere ulaşacağı belliydi. 86 — 87 yılında Ahmet, ‘Ahmet Kaya’ oldu.

Emek sinemasında konser verecekti. Bir arkadaşımız ben ve Ahmet oturduk, konser saati geldi dışarısı ana-baba günü…Ahmet sahneye çıkarken kalabalığın içinde birilerine çarptı. O kişi de ‘Biz de sıra da bekliyoruz, sıranı bekle’ dedi. Ahmet de ‘tamam’ dedi. Sahneye çıktı ‘az önce çarptığım arkadaştan özür dilerim’ dedi. İnsanlar şaşırdı çünkü çoğu kişi kalabalığın arasında tanımadı.

‘BEN SERDAR ORTAÇ’LA HELALLEŞİRDİM’

Ben kendi adıma konuşayım, elbette ki Serdar Ortaç’la helalleşirdim. Orada Serdar Ortaç’tan daha kalın adamlar vardı. Serdar’dan daha önemli insanlar vardı. Hiç kimse kalkıp da Ahmet’in önünde durmadı. Ya da ona bu tür hakaret içeren sözler söyleyenlerin önünde durmadı. Mehmet Aslantuğ durdu sadece. Düşünce görüş ayrılığı önemli değil bu konularda önemli olan insan olmak. Bir de Nurettin Soydan engel olmaya çalıştı.

Serdar Ortaç’la ilgili düşüncelerimi söylediğim de insanlar bana kızabilir. ‘Kardeşine böyle şeyler yapmış birini sen nasıl affedersin?’ diyebilir. Ama benim kardeşim kavgacı, öfkeli bir insan değildi. Ahmet sevgiden yanaydı, baktığı zaman gözlerinin içi gülerdi. Ben eminim yaşasaydı, bu olaylardan sonra Serdar’a şunları söylerdi, ‘Aslanım bak sen o gün böyle böyle yaptın ama sen daha hayatı tanımıyorsun, yaşamı bilmiyorsun’ derdi. Defalarca da özür diledi, Serdar’ın da pişman olduğunu biliyorum.

‘BİZİM AMACIMIZ PARA KAZANMAK DEĞİL

Gülten’in izni olmadan benim bilgim olmadan ben 2 haftadır basında söylüyorum zaten. Bensiz film olmaz kardeşim. Onun doğumundan ölümüne kadar benden başkası bilemez. Biri çıkıp ‘ben film çekiyorum’ dediği zaman sinirleniyorum.

Derisini yüzecekler neredeyse. Gülten ile de konuştum ‘Biz bu işi yapacaksak birlikte yapacağız’ dedim. Bizim amacımız para kazanmak değil, bizim amacımız ‘halka Ahmet Kaya’yı doğru anlatmak’…Birileri kendi başına gitmiş, film çekiyorlar. Bir sır gibi saklıyorlar ‘Ahmet’i kim oynayacak’ falan.

Doğumundan 30 yaşına kadar Ahmet’in hayatı bir temeldir. Ben, annem, baba, Ahmet’in ablaları, Gülten, çocukları bir araya geliriz. İnsanların uydurdukları şeyleri çıkarırız. Temeli kurarız. Buna devlet de kredi verir, banka da kredi verir, 3. şahıslar da kredi verir. İş sağlam olur.Ben Ahmet’in tablosunu yapıyorum, sadece gözlerini çizmedim. O hüznü görmek istemiyorum.”

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kültür-Sanat

Şair-yazar Ünlü yaşamını yitirdi

AleviNet

Published

on

1928 yılında Elazığ’ın Harput ilçesinde doğan Ünlü’nün şiir ve yazıları birçok derginin yanı sıra Cumhuriyet gazetesinde yayımladı. Ünlü, “Yukarışehir” ile 1987 Orhan Kemal Roman Armağanı’nı, “Toprak Kurşun Geçirmez” ile 1989 Madaralı Roman Ödülü’nü, “Eksi Beş Kelaynak” ile 1999 Kültür Bakanlığı Cumhuriyetin 75. Yılı Eser Yarışması Deneme Ödülü’nü aldı. 2004’te “evrensel sanata ve edebiyat dünyasına katkısı” dolayısıyla Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü Altın Madalyası verilen Ünlü, Türkiye Yazarlar Sendikası, Dil Derneği ve Edebiyatçılar Derneği üyesiydi. Kore gazisi olan ve albay rütbesiyle TSK’den emekli olan Ünlü, yazar Mahir Ünlü’nün kardeşiydi.

Continue Reading

Kültür-Sanat

SİYAD’dan çağrı

AleviNet

Published

on

Gezi Direnişi’ni konu alan “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” filmi 2014’teki Altın Portakal’da sansüre uğramış, bunun üzerine çok sayıda film üreticisi, filmini yarışmadan çekmiş, bazı jüri üyeleri istifa etmişti.

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) tarafından bir açıklama yapılarak 2014 yılındaki Altın Portakal Film Festivali’nde yaşanan sansür olayıyla yüzleşmek gerektiği ifade edildi. SİYAD açıklamasında ayrıca aynı yıl sansürlenen Gezi Direnişi hakkındaki “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” belgeselinin ve dayanışma adına festivalden çekilmiş tüm filmlerin gösteriminin yapılması istendi.

‘Sansüre meşru zemin’
Açıklamanın tamamı şöyle: “2014 yılında Altın Portakal’da yarışmaya seçilen belgesel ‘Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’e uygulanan sansürün ardından, birçok film üreticisi filmini dayanışma adına yarışmadan çekmiş, çok sayıda jüri üyesi görevlerinden istifa etmiş, sansüre uğrayan, sansüre karşı çıkan kişi ve kurumlar, festival yönetimi ve destekçileri tarafından çok yönlü baskılara, son derece çirkin yıpratma ve karalama faaliyetlerine, hakaretlere maruz bırakılmıştı. Bu sansür, ulusal, belgesel ve kısa film yarışmalarının festivalden kaldırılmasına kadar gidecek olan sürecin başlangıcı oldu. Böylelikle, sansür mekanizmasına meşru bir zemin sağlanmış oldu ve sansür vakaları ivmelenerek arttı. Bu yılki yerel seçimlerin ardından ise belediye yönetiminin değişmesiyle Antalya’ya ulusal yarışma, belgesel ve kısa film yarışmalarının geri geleceği açıklandı. Birçok belediye de kültür sanat politikalarını gözden geçireceklerine dair taahhütler verdi. Memnuniyetle karşıladığımız bu gelişmelere karşın hem festivallerin hem de el değiştiren belediyelerin geçmişin hatalarıyla hakiki bir biçimde yüzleşmediklerini gözlemliyor ve Sinema Yazarları Derneği olarak taleplerimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.
Festivallere ve belediyelere çağrımızdır:
– Dijital mecraların bile sansürlenmeye teşebbüs edildiği bir dönemeçte, Altın Portakal’ın 2014’te yaşanan sansür vakasıyla yüzleşmeden, geçmişin üzerini örterek yeni bir sayfa açması mümkün değildir. 2014 yılında festival yönetiminde yer alıp sansür vakasında doğrudan sorumlu olan veya o dönemde festival danışmanlık vb. kadrolarında yer alıp sansüre uğrayan belgeselle dayanışma göstermemiş kişilerin kamu önünde özeleştiri vermeden festivallerde görev almaları kabul edilemez.
– Bu yılki Altın Portakal Film Festivali’nde sansürlenmiş “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek”in ve 2014 yılında dayanışma adına festivalden çekilmiş tüm filmlerin gösterimi yapılmalıdır.
– Festivaller birincil misyonunu hatırlamalı, ticari gösterim ağları ya da sansür nedeniyle gösterilemeyen filmlerin izleyicilerle buluşabilmesinde ısrarcı olmalıdır.
– Yönetmenlerin yargılandığı, filmlerin sansürlendiği, her mecranın büyük bir baskı altına alındığı bir dönemde festivaller, sansür meselesinin tartışılabileceği alanlar açmalıdır.

‘Cinsiyet eşitliği’
– Son yirmi yıldır süregiden, kültür sanat alanlarını çoraklaştıran politikalar, alternatif basın kuruluşlarının kapatılmasına, kültür sanat alanında çalışan birçok arkadaşımızın işsiz kalmasına neden olmuşken, festival ekipleri ve belediyelerin kültür sanat daireleri ezberci reflekslerle oluşturulmamalı, baskıcı politikalar nedeniyle işinden olmuş liyakatli meslektaşlarımızın istihdamına önem verilmelidir.
– Adana Altın Koza Film Festivali ve !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali, sinema sektöründe cinsiyet eşitliğini hedefleyen uluslararası #5050X2020 (2020 yılına kadar yüzde 50 eşitlik) taahhüdünü kabul etti. Türkiye’de Filmmor Kadın Kooperatifi’nin öncülüğünü üstlendiği kampanyaya diğer festivaller ve belediyeler de katılmalı, ekiplerinde ve programlarındaki filmlerde cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik çalışmalar yapmalıdır.

Continue Reading

Kültür-Sanat

Leylâ Erbil’in arşivi dijitale aktarılıyor

AleviNet

Published

on

“Kişisel Arşivi Işığında Leylâ Erbil’in Edebi Dünyası” projesi, Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi bünyesinde yürütülüyor. Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Dr. Öğr. üyesi Olcay Akyıldız tarafından yürütülen projede, yazarın yayımlanmış eserleri ile eserlerinin müsveddeleri arasındaki ilişkinin ortaya koyulması hedefleniyor. Yazarın arşivi üç ana kategoriye ayrıldı. İlk kategoride kişisel mektuplar, resmi yazışmalar ve biyografik malzemeler; ikinci kategoride yazarın metinleri; son kategoride ise ilk iki kategoriye de girmeyen çeşitli nesneler, kupürler, gazeteler, dergiler gibi malzemeler yer alıyor. Erbil, 2013 yılında hayatını kaybetmişti.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI