Connect with us

.

Kültür-Sanat

Şimdi yenilenme zamanı

AleviNet

Published

on

The Unthinkable filminin İsveçce başlığı Den Blomstertid Nu Kommer, eski bir İsveç ilahisi. Bu İsveç ilahisine gönderme yapan başlığın anlamı ise ‘Çiçek açma zamanı geldi’. Ülkede 1693’ten beri geleneksel olarak düzenlenen bu yenilenme töreni her yıl, okullar kapanınca yaz tatillerinde gerçekleştiriliyor. Yönetmen Victor Danell distopik geriliminin iletisine göre bu başlığı öngörmüş, çok ta doğru düşünmüş.

Vanga kasabası, Aralık 2005. Alex (Christoffer Nordenrot) yaşamının kritik bir dönemindedir. Babası Björn (Jesper Barkselius) baskıcı, kontrolcü, kompo teorileri saplantılı bir adamdır. Annesi Klara (Ulrika Backström) mutsuz evliliğine oğlu için katlanmaktadır. Bir gece Klara evi terkeder, aynı günün sabahı Alex’in kız arkadaşı Anna da (Lisa Henni) ailesiyle Stockholm’e taşınır. Kendisini yapayalnız hisseden Alex, ‘Ben bu ülke için savaştım, şimdiyse yaşamak için ayak işleri yapıyorum’ diyen eski asker, yeni trafo merkezi çalışanı babasıyla başbaşa kalır. O da babasına fazla dayanamaz Stockholm’e dayısının yanına gider.

Aradan yıllar geçer. Kendini toplumdan soyutlayan, dış dünyaya kapatan Alex ünlü bir piyanist olmuştur. Geçmişi, eski sevgilisi Anna’yı unutamamıştır. Çocukluk kasabasında kalan piyanosunun ruhu olduğunu düşünmektedir. Büyük kentlerde herşey ona göre ruhsuzdur. Ünlü yaz kutlaması arifesinde Stockholm’de patlamalar olur, halk huzursuzdur. Telefon, TV, haberleşme, internet hatları kesilir. Gökten helikopterler ve ölü kuşlar düşer. Ülkede panik başlar. Patlamalar İsveç’in iç meselesi olduğu için yabancı askeri güçlerin ülkeye girişine izin verilmez. İsveç’in altyapısının güvenliği yıllardır ihmal edilmektedir. Rusların saldırdığını düşünen Björn savaş için hazırlanır. Trafodaki iş arkadaşları bu kargaşa için göçmenleri, bilgisayarları suçlarlar. Ülke en yüksek alarm seviyesine geçer, savaş riski ile karşı karşıyadır.

Alex, annesi Klara’nın patlamalar sırasında öldüğünü öğrenince eski piyanosunu almak için Vanga’ya döner, kilisede gençlik aşkı Anna’yla karşılaşır. Suçluluk ve pişmanlıkla dolu olan Alex, Anna ve ailesine yardım etmeye karar verir. Parlamento feshedilir, yerine savaş kurulu geçer. Dünyanın en zengin altıncı ülkesi, sosyal refah düzeyi yüksek, Rusya’nın Baltık Denizi’ndeki askeri faaliyetleri nedeniyle mecburi askerlik hizmetini geri geitren İsveç kaosun eşiğindedir. Bu saldırıyı kim düzenlemiştir, İşid mi, Rusya mı yoksa uzaylılar mı ?

Filmini iki bölüme ayıran Danell, insanların huzurlu, mutlu olduğu, birbirlerini sevip saydıkları bölümü yavaş, yumuşak, şiirsel, düşsel bir anlatımla betimler. Zaman geçişleri belirgindir. İkinci bölüm savaşın, kaosun, karmaşanın başladığı bölümdür. Dünyada terörizm tehditinin artmasıyla İsveç’i örten karabasanı bir aksiyon filmi temposunda, karamsar bir bakışla anlatır. Bu karamsarlığa,hızlı anlatıma karşın Danell, karakter odaklı, karmaşık ilişkileri derinlemesine anlatan, hümanist bir distopik gerilim çekmeyi başarmıştır. Alex, Björn ve Anna yaşam savaşımı verirken yeni bir ülke, yeni bir toplum ortaya çıkar. Bu zorlu süreç sonucunda tüm ülke yenilenir.

Filmin iletisi açıktır: Kırılan ilişkiler güçlenerek yeniden kurulur. Toplum birbirinden güç alarak dayanışarak ayakta kalır. Çok geç olmadan birlikte geçirilen zamanların değeri bilinmelidir. 800 bin insan kendileri için en değerli unsuru, anılarını, hatıralarını yitirmişlerdir. Geçmiş, anılar, gelenekler, görenekler olmaksızın sağlam bir gelecek kurulamaz.

Victor Danell’in yönettiği, senaryosunu V.Danell ile Christoffer Nordenrot’un yazdığı, müziğini Gustav Spetz’in bestelediği, Christoffer Nordenrot, Jesper Barkselius, Lisa Henni, Ulrika Backström, Pia Halvorsen, Magnus Sundberg’in oynadığı The Unthinkable (Kıyamet/ 2018) bugün gösterime girdi.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kültür-Sanat

Dünyanın önde gelen Marksist sosyologlarından Zizek: Game of Thrones finali liberal-muhafazakarlık dersi veriyor

AleviNet

Published

on

Marksist Sosyolog Slavoj Zizek, Game of Thrones’un finalini değerlendirdi. Zizek, dizinin finalinin “liberal-muhafazakar” görüşe dair imgeler içerdiğini belirtirken, buna bir örneğin “devrimler kötü sonuçlanmak zorundadır” mesajı olduğunu belirtti.

İndependent için dizinin final bölümünde Jon Snow’un Daenaerys Targeryan’ı öldürmesini değerlendiren Zizek, “Sonuç olarak Jon dizide yeni bir şey için, eskinin adaletsizliklerine bir son verecek yeni bir dünya için gerçekten mücadele eden tek sosyal temsilciyi aşktan dolayı öldürdü” dedi.

Independent Türkçe’nin aktardığına göre Zizek’in yazısının ilgili bölümü şöyle:

“(Kuzey’in özerk krallığının kraliçesi olarak) geriye kalan kişi Sansa, günümüz kapitalizminin sevdiği türden bir kadın. Kadınsı yumuşaklığı ve anlayışı iyi bir entrika dozuyla birleştiriyor ve böylece yeni güç ilişkilerine tamamen uyum sağlıyor. Kadınların bu marjinalleşmesi, finalin genel liberal-muhafazakar dersinin önemli bir anı: devrimler kötü sonuçlanmak zorundadır, yeni despotluk getirir ya da Jon’un Daenerys’e dediği gibi:

“Sizi takip edenler, imkansız bir şeyi gerçekleştirdiğinizi biliyor. Belki bu onları, başka imkansız şeyleri de yapabileceğinize inandırır. Onların bildiği berbat bir dünyadan daha farklısını kurabileceğinize. Ama ejderhaları kaleleri eritip şehirleri yakmak için kullanırsanız bir farkınız olmaz.”

Sonuç olarak Jon dizide yeni bir şey için, eskinin adaletsizliklerine bir son verecek yeni bir dünya için gerçekten mücadele eden tek sosyal temsilciyi aşktan dolayı öldürdü (lanetli kadını kendisinden kurtardı, tıpkı eski erkek şoven formülünün söylediği gibi).

Yani adalet yerini buldu ama ne tür bir adalet? En iyi hükümdarların gücü istemeyenler olduğuna dair yavan bilgelik hatırlatmasıyla yeni kral Bran oldu: kötürüm, her şeyi bilen, hiçbir şey istemeyen. Yeni elitlerden biri kralın daha demokratik bir şekilde seçilmesini önerdiğinde ardından gelen kibirli kahkahalar her şeyi anlatıyor.

Ve şunu belirtmek gerekir ki Daenerys’e sonuna dek sadık olanlar daha çeşitli. Yeni yöneticiler açıkça Kuzeyli beyazlar, Daenerys’in askeri komutanıysa siyahi. Sosyal statü ve ırklarına bakılmaksızın herkes için daha fazla özgürlük isteyen radikal kraliçe ortadan kaldırıldı ve her şey normale döndü.”

Continue Reading

Kültür-Sanat

Sevcan Orhan hastane odasından paylaştı! İşte son durumu

AleviNet

Published

on

Akciğerinde bir kitle olduğu ortaya çıkan ünlü türkücü Sevcan Orhan, özel bir hastanede ameliyat oldu. Geçirdiği operasyonun ardından yoğun bakımda tedavi gören Orhan, yaşadığı zor günlerin ardından hastanede odasında çektiği videoyu paylaştı.

Sağlık durumunun iyi olduğunu söyleyen Sevcan Orhan, “Akciğerimde bir kitle olduğu ortaya çıktı. Çok küçük bir kitleydi. Kötü huylu olmadığı belliydi ama doktorum orada durmaması ve alınması gerektiğini söyledi. 15 Mayıs günü hastaneye yattım. Kitle küçük ve kötü huylu olmasa da akciğer ameliyatları gerçekten ağır. İki gün yoğun bakımda kaldım. Dört gündür hastanedeyim. Bir iki gün sonra taburcu olacağım. İyi olduğumu görmenizi istedim” açıklamasını yaptı.

SEVCAN ORHAN KİMDİR?

1982 yılında İstanbul’da doğdu. Aile kökeni Erzincan ili çayırlı ilçesinin Yeşilyaka (Şebge) köyüne dayanmaktadır.

1994 yılında babasından öğrendiği kara düzen bağlamayla müzik hayatına ilk adımını attı.

Aynı yıl profesyonel eğitim almak isteyen Orhan, özel bir müzik okulunda nota, solfej, bağlama ve repertuar dersleri almaya başladı.

Bu arada ortaokul ve lise öğrenimini tamamladı.

Lise yıllarında Milliyet gazetesinin düzenlediği “Liselerarası Türk Halk Müziği Yarışması”nda 3. oldu.

1999 yılında “İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservataurı” nın açmış olduğu yetenek sınavlarına girdi ve “Ses Eğitimi Bölümü”nü kazandı.

2000 Yılında üniversitedeki müzik eğitimine devam ederken ilk solo çalışması olan “Nenni Bebek” isimli albümünü yaptı.

Aynı yıl yaklaşık yedi yıl eğitim aldığı “Müzik Okulunda solfej ve bağlama dersleri vermeye başladı. Okul dahilinde çok önemli konser çalışmalarına katıldı.

2003 yılında “Aşıklık Geleneği İçerisinde Aşık Mahzuni Şerif’in Yeri ve Önemi” adlı bitirme ödevini hazırlayarak “Ses Eğitimi Bölümü”nden üçüncülük derecesiyle mezun oldu.

2003 yılında “Bir Türküydü Yaşamak” isimli ikinci solo albümünü müzikseverlere sundu.

2006 yılında TRT aracılığıyla programcılığa merhaba diyen Sevcan Orhan sırayla TRT İNT, TRT TÜRK ve TRT AVAZ kanallarında 4 yıl süreyle canlı olarak yayınlanan “Tatlı Dile Güler Yüze”adlı müzik programının sunuculuğunu ve solistliğini yaptı.

Ayrıca Cem Radyo’da “SAZINDA USTALAR” adlı müzik programını hazırlayıp sundu.

2008 yılında türkü ve bestelerden oluşan”ADI AŞK” isimli albümünü müzik severlerle buluşturdu.

2010 yılında “Cem Radyo”da “Sevcan Orhan Mikrofonda” adlı programı hazırlayıp sundu.

Sevcan Orhan erken yaşlarda başladığı müzik yaşamı boyunca yurtiçinde ve yurtdışında sayısız konser ve festivallerde yer aldı. Genç sanatçı çok sayıda ödül ve plakete sahiptir.

2011 yılında 4. Albümü olan “Zemheriden Ötesi Bahar” isimli çalışmasını Özdemir Plak etiketiyle müzik severlerin beğenisine sundu.

2012 yılında Star TV’de Ayşe Özyılmazel’in ayrılmasından sonra türkücü Alişan ile birlikte ‘Alişan ile Sevcan’ isimli sabah programını sundu.

2016 yılında ilk teklisi olan “Alışırım” isimli eserini Özdemir Plak etiketiyle müzik severlerin beğenisine sundu.

2019 yılında 5. albümü olan “içimden geldi söyledim” isimli çalışmasını Özdemir Plak etiketiyle müzik severlerin beğenisine sundu.

Continue Reading

Kültür-Sanat

Nilüfer’in yeni imajı dikkat çekti

AleviNet

Published

on

Pop müziğin efsane ismi usta yorumcu Nilüfer, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı konseri için Kıbrıs’ta bir otelde sahneye çıktı. 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nın 100 yıl kutlamalarında keyifli bir konser veren sanatçı kahkül model kesilmiş saçları ve beyaz mini ceket elbise kıyafeti ile dikkat çekti.

Hafta sonunda Kıbrıs’ta Cuma ve cumartesi geceleri bir otelde sahneye çıkan usta yorumcu Nilüfer, Kıbrıs’ta rüzgar gibi esti. 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nın 100. yıl kutlamalarına denk getirilen konserinde eskimeyen şarkılarını seslendiren sanatçıyı dinlemeye kalabalık bir dinleyici grubu geldi. Keyifli geçen konserde ünlü sanatçı 19 Mayıs’a vurgu yaparak “19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nın 100.yıl dönümünde Cumhuriyetimizin kurucusu başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını minnet saygı ve rahmetle anıyorum. Atatürk’e şu anda sahip olduğumuz her şey için minnet duymalıyız” dedi.

Nilüfer yeni saç modeli kahküllü saçı ile beğeni toplarken giydiği beyaz renk ceket elbise mini modeli ile de dikkat çekti. Nilüfer yoğun bir tempoda devam eden müzik çalışmaları ve konser programı ile ilgili de konuştu. Sanatçı 28 Haziran gecesi ‘Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda sahneye çıkacağını belirtti. Bu konser için hazırlandığını belirten sanatçı “İstanbul’da sevenlerimiz ile 28 Haziran gecesi Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda buluşuyoruz” dedi.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI