Connect with us

.

Politika

“Yeni Türkiye”nin ilk seçimleri: Cumhurbaşkanı muhalefete karşı

AleviNet

Published

on

Anamuhalefet partisi CHP’nin lideri hakkında dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke düzenlendi. İkinci büyük muhalefet partisi HDP’nin eski eş genel başkanları iki yılı aşkın süredir hapiste, parti yönetimi ise Cumhurbaşkanı tarafından miting meydanlarında “terörist” olmakla suçlanıyor. İktidarın milliyetçi-muhafazakar cephedeki en ciddi rakibi İYİ Parti’nin genel başkanı, yine Cumhurbaşkanı tarafından hapse atılmakla tehdit edildi.

Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin 24 Haziran seçimleri sonrasında tamamen yürürlüğe girmesinin ardından yapılacak ilk seçimlere bu tablo hakim. Yeni sistemin en tartışmalı konusu, tarafsızlık yemini ederek göreve gelen “partili” Cumhurbaşkanı’nın seçim meydanlarındaki konumuydu.

CHP’nin hukukçu milletvekillerinden Mahmut Tanal, iktidar ve muhalefetin eşit şartlarda seçim kampanyası yürütememesinin gerek Ceza Kanunu gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) aykırı olduğuna dikkat çekiyor ve ekliyor: “Bir insanın iki şapkası olmaz. Meral Akşener de Kemal Kılıçdaroğlu da Recep Tayyip Erdoğan da parti genel başkanlarıdır. Genel Başkan sıfatıyla Kılıçdaroğlu ve Akşener’i ağır eleştireceksiniz, aynı sertlikle yanıt hakkı kullanıldığı zaman hemen yaftalama yapacaksınız, ‘Cumhurbaşkanına hakaret ediyorsunuz’ diyeceksiniz. Bu hem AİHS’nin 14’üncü maddesindeki ayrımcılık yasağına hem 82 Anayasasının 10’uncu maddesindeki eşitlik ilkelerine hem de TCK’nın suçta ve cezadaki eşitlik ilkesine aykırı.”

Daha önceki cumhurbaşkanları döneminde çok ender işletilen “Cumhurbaşkanına hakaret” davalarında son yıllarda patlama yaşanıyor. Cumhurbaşkanı’na karşı suç duyurusunda bulunulması ise Cumhurbaşkanının cezai sorumsuzluğu nedeniyle mümkün değil. Cumhurbaşkanı’na soruşturma açılabilmesi, sadece meclis çatısı altında zorlu süreçlerin aşılabilmesiyle mümkün. Muhalefet partileri, hükümet üyelerine yönelik suç duyurularında ise ya sonuç çıkmadığı ya da takipsizlik kararı verildiği şikayetinde bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 31 Mart seçim çalışmaları kapsamında Ordu mitinginde.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 31 Mart seçim çalışmaları kapsamında Ordu mitinginde.

Karşımızda orantısız güç var

Bu durumun en güncel örneklerinden biri CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu arasında yaşandı. Kendisine yönelik “şerefsiz, alçak, sahtekar” ifadelerini kullanan Soylu hakkında suç duyurusunda bulunan ve sembolik olarak “beş kuruş”luk manevi tazminat davası açan Kılıçdaroğlu, kendisi suç duyurusuyla karşı karşıya kaldı. Soylu’nun sözleri ifade özgürlüğü ve eleştiri kapsamında kabul edilirken Kılıçdaroğlu’nun “beş paralık adam” ifadesi Soylu’ya hakaret olarak değerlendirildi, Kılıçdaroğlu’nun dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırlandı.

CHP İstanbul milletvekili Sezgin Tanrıkulu karşılarında orantısız bir güç olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Yargı doğrudan doğruya yürütme organının bir parçası, bir kurumu haline geldiği için maalesef muhalefet partileri ve milletvekilleri olarak ifade özgürlüğü gibi bir güvencemiz yok. Her türlü ithamla, algı operasyonuyla karşı karşıyayız. Bunları aktaracak medya olanaklarından yoksunuz. Orantısız bir güçleri var. Türkiye’de görsel ve yazılı basının, medyanın yüzde 95’ini kontrol ediyorlar şu anda. Bir vesileyle yabancı basına da akreditasyon uygulayarak, çalışma sürelerini uzatmayarak onları da baskı altında tutmaya çalışıyorlar. Bu koşullarda ‘adil ve dürüst’ seçim yapıyoruz.”

Tanrıkulu kısa süre önce İçişleri Bakanı Soylu’nun hakkında söylediği sözlerle gündeme gelmişti. Tanrıkulu’nu “terör örgütü cenazesine gitmek”le suçlayan Soylu, CHP’nin İstanbul ve Ankara büyükşehir belediye başkanı adaylarına “Sezgin Tanrıkulu’ndan ve onun gibi milletvekillerinden nefret ediyorum desinler” çağrısı yapmıştı.

İYİ Parti ve CHP genel başkanları Meral Akşener ve Kemal Kılıçdaroğlu

İYİ Parti ve CHP genel başkanları Meral Akşener ve Kemal Kılıçdaroğlu

PYD liderinin Ankara ziyaretiyle ilgili başvurudan sonuç çıkmadı

CHP milletvekili Mahmut Tanal’ın 2018 Şubat ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu hakkında PYD lideri Salih Müslim’in Ankara’da kabul edilmesi gerekçesiyle yaptığı suç duyurusundan da sonuç çıkmadı. Tanal, o dönem Türk mahkemesince “terör örgütü PYD’nin eş başkanı” olarak kabul edilen Müslim’in Türkiye’de resmi düzeyde görüşmeler yaptığına işaret ederek “terör örgütü propagandası”, “terör örgütüne yardım ve yataklık”, “görevi kötüye kullanma” gibi suçlardan yaptığı başvuruya hala yanıt bekliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın terör suçlamasının odağında bulunan HDP de şimdiye kadar gerek hükümet yetkilileri gerekse basın ve medya kuruluşlarına yönelik yaptığı hiç bir suç duyurusundan sonuç alamamış. HDP Merkez Yürütme Kurulu üyesi ve partinin Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu sözcüsü Ayşe Acer Başaran, iktidarın elindeki bütün olanaklarla HDP’ye karşı “nefret, hakaret, tehdit” söyleminde bulunduğunu belirterek “Bu süreklileşen, Türkiye’de artık neredeyse normalleştirilen bir durum haline geldi… HDP’yi kriminal bir duruma düşürmeye, yalnızlaştırmaya ve fiilen çalışamaz duruma getirmeye çalışıyorlar” diyor.

“HDP fiilen kapatılmış hale getirilmeye çalışılıyor”

“HDP eşittir PKK, eşittir YPG/PYD” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelen eleştirilerin ardından “HDP’ye oy verenlere değil HDP’yi yönetenlere terörist dediğini” savunmuştu. Cezaevindeki eski eş genel başkanlar Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ hakkında “terör örgütüne üyelik” suçlamasıyla görülen dava sürüyor ve haklarında şimdiye kadar “terör örgütü üyeliği” suçundan verilmiş bir hüküm bulunmuyor.

HDP'nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş seçim çalışmalarını cezaevinden yürütmüştü.

HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş seçim çalışmalarını cezaevinden yürütmüştü.

“Yönetici kademesinde binlerce arkadaşımız cezaevinde. Çalışanlarımıza yerelde yapılan tehdidin haddi hesabı yok” diyen HDP Batman milletvekili Başaran, “Çok büyük bir yalnızlaştırma politikası yürütmeye çalışıyorlar. Türkiye’de hiçbir partinin olmadığı kadar büyük bir baskı altındayız. Demokratik siyaset yürüten, legal, açık, Yargıtay tarafından tüzüğü kabul edilmiş bir parti gibi kabul edilmiyoruz maalesef. HDP’nin çalışma alanı o kadar daraltıldı ki, aslında fiilen kapatılmış hale getirilmeye çalışılıyor” diyor.

HDP doğrudan teröristlikle suçlanırken, Millet İttifakı giderek daha yoğun bir şekilde terörle ilişkilendiriliyor. Erdoğan’ın HDP ile birlikte “dörtlü çete” oluşturmakla suçladığı CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi terör işbirlikçiliği suçlamasıyla karşı karşıya. Millet İttifakı ve bileşenlerinin 17 milyon seçmeni olduğunu hatırlatıp Erdoğan’ı seçmene terörist demekle suçlayan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener Cumhurbaşkanı’nın doğrudan tehdidiyle karşılaştı. Akşener’in milletvekili dokunulmazlığı bulunmadığını hatırlatan Erdoğan, “Hanımefendinin kaçacağı deliği de yok… Bak şu anda cezaevinde birileri süre dolduruyor… Aynı yola sen de düşebilirsin. Çünkü bu ülkenin Cumhurbaşkanına iftira atamazsın, yalan söyleyemezsin” dedi.

Fezlekeler Demokles’in Kılıcı gibi ensemizde duruyor”

Milletvekili dokunulmazlığı bulunan muhalefet politikacıları ise haklarında mecliste birikmiş fezlekelerle baskı altında. DW Türkçe’ye konuşan CHP İstanbul milletvekili Mahmut Tanal, Erdoğan’ın muhalefete yönelik söyleminin salt seçim taktiği olmadığı görüşünde. Yargının muhalefetin üzerinde bir siyasi sopa olarak kullanıldığını belirten Tanal, “Fezlekeler mecliste duruyor. Milletvekili dokunulmazlığım bittiğinde alır, içeri atarlar. Bu göstermelik değil. Demokles’in Kılıcı gibi ensemizde duruyor. Bizi konuşturmamak, susturmak için yapıyorlar. Ama biz bedeli ne olursa olsun konuşacağız” diyor.

CHP’li Sezgin Tanrıkulu da iktidarın kutuplaştırıcı söyleminin seçim sonrasında da durulmayacağı, hatta daha da sertleşeceği görüşünde. Tanrıkulu, “Çünkü Türkiye’nin gerçek gündeminin konuşulmasını istemiyorlar. Türkiye’nin gerçek gündemi aslında ekonomidir, iç barıştır, göçmen sorunlarıdır. Gerçek gündemin konuşulmaması için muhalefeti ötekileştirme stratejisini sürdüreceklerini sanıyorum” şeklinde konuşuyor.

Beklan Kulaksızoğlu

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Politika

HDP: Tatvan ve Çaldıran’daki gaspa ortak tutum alınmalı

AleviNet

Published

on

HDP Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu Eş Sözcüsü Selahattin Aslan tarafından yapılan yazılı açıklama şöyle:

“31 Mart seçimleri sonrası AKP iktidarı ve güdümündeki kurumlar hızlıca harekete geçmiş ve İçişleri Bakanlığı tarafından HDP’li 26 belediye için özel bir talimat kurgulanmıştı. İktidarın yıllardır başvurduğu hırsızlık ve gasp adımlarının devamı son olarak Tatvan ve Çaldıran’da atılmıştır.

31 Mart yerel seçimlerinde AKP’nin çok az bir oy farkı ile kazandığı Tatvan Belediyesi’nde partimiz 14 belediye meclis üyesi, AKP ise 11 belediye meclis üyesi çıkarmıştır. Mecliste çoğunluğun HDP’de olduğu bu ilçede, skandal niteliğinde bir karar alınarak haklarında soruşturma olduğu gerekçesiyle 14 HDP’li belediye meclis üyesinden 9’u görevden uzaklaştırılmıştır.

Karara gerekçe olarak; Anayasa’nın 17’inci maddesinin 4’üncü fıkrası ile 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun 47’nci maddesi gösterilmiştir. Bu maddelerde ifade edilen gerekçelerin konu ile alakalı olmadığını söylemek için hukukçu olmaya gerek yoktur.

Söz konusu karar yazısı incelendiğinde, Belediye Meclis Üyemiz Diyar Orak’ın 2017 tarihli bir dava dosyası bulunduğu, buna karşın diğer 8 belediye meclis üyemizin tamamına 2019 tarihli yeni davalar açıldığı anlaşılmaktadır. Hiçbiri hakkında alınmış bir mahkeme kararı yoktur. Bu büyük bir hukuksuzluk ve siyasi ahlaksızlıktır.

‘HDP’NİN KAYBETTİREN STRATEJİSİNE TAHAMMÜL EDEMİYORLAR’

Öte yandan Van’ın Çaldıran ilçesinde, 31 Mart seçimlerini yüzde 53 oyla partimiz HDP kazanmış, 25 üyeden oluşan belediye meclisinde de çoğunluğu elde etmiştir. YSK’nin seçim sonrası aldığı KHK’li seçilmişler kararı neticesinde HDP’nin kazandığı belediye başkanlığı gasp edilerek AKP’ye verilmiştir. Son olarak da 21 Mayıs 2019’da seçilmiş belediye başkanı Leyla Atsak ve Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Hülya Darak’ın da aralarında olduğu çok sayıda partilimiz gözaltına alınmıştır.

Bu hukuksuzluk ve hak gaspı HDP’ye tahammülsüzlüğün fotoğrafıdır. İstanbul seçimlerine giderken HDP’nin kaybettirme stratejisini hazmedemeyen iktidar bloku, belediyelerimize yönelik saldırgan tutumunu sürdürmektedir.

‘ORTAK TUTUM ALINMALI’

Tatvan ve Çaldıran’da yaşanan irade gaspı, hukuksuzluklar ve yönelimler iktidarın kayyım zihniyetinin ve rejiminin devamıdır. Bu irade gaspına karşı ortak tutum almak, iktidarın kötücül hegemonik aklına rıza göstermeyen herkesin görev ve sorumluluğudur.”

Continue Reading

Politika

Temelli: HDP seçmeni stratejik olarak İmamoğlu’na oy veriyor

AleviNet

Published

on

DW Türkçe’nin YouTube kanalı üzerinden canlı yayınlanan Nevşin Mengü ile Bire Bir programına konuk olan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Öcalan’dan, HDP’nin 23 Haziran seçimlerindeki tutumuna kadar birçok soruya yanıt verdi.

Temelli, Öcalan’ın da tüm hükümlülerin sahip olduğu haklardan yararlanması gerektiğini savundu. PKK lideri Abdullah Öcalan’ın sekiz yıl sonra avukatları tarafından ziyaret edilmesini değerlendiren Temelli, “Çok geç kalınmış bir karar, sekiz yıl boyunca avukatlarının görüşmemesi ciddi bir hak ihlaliydi” değerlendirmesini yaptı.

AKP’nin Öcalan hamlesi olarak değerlendirilen ziyarete ilişkin Temelli, iktidara çok sayıda çağrıda bulunduklarını söyledi: “Bu siyasete malzeme edilecek bir konu değil. Bu konu ile diğerlerinin birbirinden ayrılmasını çok net vurguladık.”

Yayının tamamını izlemek için tıklayın

“Çözüm süreci AKP ile olmayacak”

Sezai Temelli, Öcalan’ın avukat yasağının kaldırılmasının ardından yeni bir çözüm sürecinin başlayabileceği yönünde ortaya atılan iddialara ilişkin de değerlendirme yaptı. Temelli, “Türkiye’de yeni bir süreç başlayacak ama AKP ile başlamayacak. Gerçekten barış isteyen toplum bir süreç başlatacak. Bunu da demokrasi zeminini genişleterek başlatacak” dedi.

Eski eş genel başkan Selahattin Demirtaş’ın da aralarında olduğu beş bin HDP’linin hapiste olduğuna dikkat çeken Temelli, “Bu beş bin HDP’liyi içeride tutan şey savcıların ve yargıçların yorumu, bir yasa değil” diye konuştu.

“İmamoğlu mağdur oldu”

“Biz HDP olarak karşımızdakilerin bize davranışına göre siyasetimizi belirlemiyoruz” diyen Temelli, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini bir demokrasi referandumu olarak değerlendirdiklerini dile getirdi.

Seçimlerde CHP’li Ekrem İmamoğlu’nun mağdur olduğunu söyleyen Temelli, “İmamoğlu’na desteğimiz bir demokrasi ittifakı anlayışıyla var ettiğimiz bir destektir. Yoksa herhangi bir sandık sonucuna endeksli bir destekli değildir” dedi.

İstanbul’da tekrarlanacak olan seçimlere ilişkin partisinin öngörülerini de paylaşan Temelli, İmamoğlu’na olan desteğinin biraz daha artmasını beklediklerini söyledi. HDP seçmeninin stratejik olarak İmamoğlu’na oy verdiğini belirten Temelli, “HDP seçmeni İmamoğlu ile yeni tanıştı. İmamoğlu da bu oyların hakkını umarım verecektir” diye konuştu.

DW/ÖA,GA

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

Politika

Temelli: Halfeti’de Kürde ‘defol’ diyen zihniyet iş başında

AleviNet

Published

on

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, partisinin grup toplantısında güncel gelişmeleri değerlendirdi. Temelli, çocukları İmralı tecridine karşı açlık grevinde olan annelerin, Çerkesya Hareketi kurucu meclis üyelerinin de katıldığı toplantıda, Halfeti’deki işkence, açlık grevleri, seçim ve ekonomi gündemini değerlendirdi.

“Bugün Çerkes Soykırımı’nın yıl dönümü, 21 Mayıs 1864 tarihinde yapılan soykırımda 1 buçuk milyona yakın Çerkes hayatını kaybetti” diye sözlerine başlayan Temelli, “Çerkes halkının taleplerinin yerine getirilmesi için üzerimize düşeni yerine getireceğiz” dedi.

‘ARZUHALCİ GİBİ FEZLEKE YAZIYORLAR!’

Temelli’nin konuşmasından satır başları şöyle:

“Bugün 21 Mayıs. Tam 3 yıl önce bu Meclis, tarihinin belki de en karanlık ve utanç verici kararını aldı. Dokunulmazlıkları kaldırdı, hem de Anayasa’ya rağmen, onun amir hükmüne rağmen, Anayasa’yı atlatarak, bypass ederek bir karar aldı. O dokunulmazlıkların kaldırılmasına neden olan fezlekecilerdi. Tıpkı 3 yıl önce olduğu gibi gasp etmeye çalışıyorlar.

O fezlekelerle dokunulmazlıkları kaldırılan arkadaşlarımızın seslerini kısmaya çalıştılar. Hukuk, darbe mekaniğinin dişlerinde öğütüldü. Arkadaşlarımızı 3 yıl önce rehin aldılar ama direniş sürüyor. İçeride ve dışarıda hep birlikte direnmeye devam ediyoruz. İşte Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, İdris Baluken, Selma Irmak, Abdullah Zeydan, Ferhat Encü, Çağlar Demirel ve rehin alınan tüm arkadaşlarımız direniyor. Adaletli bir yaşamı ve onurlu bir barışı var edene kadar da hep birlikte direnmeye devam edeceğiz.

HALFETİ’DEKİ İŞKENCE

İşkenceciler yine hortladı, Urfa’dan gelen haberler ve görüntülerle bu ülke ’90’ların sahnelerini bir kez daha yaşıyor. Ters kelepçeyle yerle yatırılmış, ciddi işkence görüntüleri sosyal medyaya düştü. Urfa’da güvenlik güçleri halka zulüm ediyor. Bir operasyon gerçekleştiriliyor. Nasıl ve neden yapıldığı araştırılmadan orada yaşayanlara zulüm gerçekleştiriliyor, işkence gerçekleşiyor. Hatta işe giden insanların servis aracı taranıyor. 4 işçi yaralanıyor.

Kürde zulüm bitmiyor. Türkiye siyasetinin adeta değişmez zemini Kürde zulüm. Kürtlere ‘defol git’ diyen zihniyet hâlâ iş başında, zulüm, işkence hâlâ devam ediyor. Ve bu zulüm ve işkence görünmesin diye hakikatin sesi kısılmaya çalışılıyor. Medyayı ele geçirdikleri yetmiyor çok az kalmış özgür medyayı da, bağımsız yayın organlarını da cezalandırarak hakikatin sesini kısma peşindeler.

‘KAYYUM BORCU YÜZÜNDEN ELEKTRİĞİ KESTİLER’

Adaletsizlik durmak bilmiyor. Adeta bütün ülkeyi bir adaletsizlik cenderesinde, canını çıkarırcasına sıkmaya çalışan bir iktidar var. Bakın Mardin Büyükşehir’in elektrikleri kesilmiş, Marsu’nun borcu yüzünden. O denli borç yapıp gitmiş kayyum. Şimdi kalkmışlar hacze gidiyorlar. O borcu yapanların yakasına yapışmak yerine haciz ediyorlar. Gelmişler elektriği kesmişler. Oysa biliyoruz ki kayyımların ne tür yolsuzluklar yaptığını, belediyeleri nasıl talan ettiklerini, belediye taşınmazlarını çarçur edip usulsüz ihalelerle sattıklarını iyi biliyoruz.

‘KÜRTLERDEN 31 MART’IN İNTİKAMINI ALMAK İSTİYORLAR’

Bu politikalarının sonunda belediyeleri çalışamaz halde bırakıp gidenler, şimdi hâlâ Kürt halkından intikam alma peşinde. 31 Mart seçimlerinin hesabını sorma peşinde. Bu kürsüden defalarca söyledik, 31 Mart’tan çıkaracak dersleriniz var. Ders çıkarın, kendinize çeki düzen verin. Bu halkı, bu ülkenin gerçeklerini anlayın diye defalarca dile getirdik. Onlar bu dersi çıkarmak yerine bunun acısını halkımızdan çıkarma derdinde.

KADINA ŞİDDET

Adaletsizlik sürdüğü sürece şiddet de sürüyor. Şiddet her yerde, her sokakta, her mahallede. Daha geçen gün Diyarbakır Barosu’na kayıtlı 43 yaşındaki avukat Müzeyyen Boylu’yu kaybettik. Kendisine Allah’tan rahmet yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Bir kadın daha öldürüldü, aynı gün 3 kadın öldürüldü. Her ay onlarca kadın, her yıl yüzlerce kadın öldürülüyor. Kadına yönelik şiddet hız kesmiyor. Bu erkek egemen iktidarın, bu faşist zihniyetin şiddetinin en fazla yansıdığı yerlerden biri kadına yönelik şiddettir.

Kadına yönelik şiddet bir toplumu tümüyle şiddet girdabında tutmaktır.

‘AKADEMİSYEN VE GAZETECİLERİN YERİ CEZAEVİ DEĞİL’

‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ diyerek imza atan akademisyenlere yönelik şiddet devam ediyor. Yargı eliyle devam ediyor. Füsun Üstel hocamız cezaevinde.

Haluk Savaş hocamız KHK ile ihraç edildi, tutuklandı, beraat etti ama işine dönemiyor, pasaport alamıyor. Nihayet dün pasaport verileceği söylenmiş, bu pasaportu verirken de, ‘zaruri haller kapsamında pasaport veriliyor’ denmiş.

Tuna Altınel hocamız, matematikçi, çok değerli bir bilim insanı. Şu anda tutuklu, neden? Fransa’da bir konferansta Faysal Sarıyıldız vekilimize çevirmenlik yapmış diye.

Ayşe Düzkan gazeteci, cezaevinde. Özgür Gündem Gazetesi’nde nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği yaptı, basın özgürlüğünü savundu diye cezaevinde. Ayşe Düzkan bir isim; onun ötesinde yüzlerce gazeteci cezaevinde, gazetecilerin yeri cezaevi değil.

ANNELERİN DİRENİŞİ

Bu ceberut düzene karşı tüm bu arkadaşlarımız özgür kalana kadar devam edeceğiz. Çünkü bu özgürlük mücadelesinin önünde, bu tecride karşı mücadelenin önünde, bu faşizme karşı mücadelenin en önünde annelerimiz var. Onların önünde bir kez daha saygıyla eğiliyorum. Bu ülkeye onurlu bir barış gelsin diye, evlatlarımız ölmesin diye, cezaevindeki evlatlarımız ölmesin, açlık grevleri, ölüm oruçları son bulsun diye, her gün bu ülkenin sessizliğine inat seslerini yükseltmeye devam ediyorlar. Her türlü şiddete, saldırıya, zulme rağmen asla vazgeçmiyorlar. O yüzden de biz de annelerimizle beraber bu sese ses katmaya devam edeceğiz. Bu zulüm son bulana kadar sesimizi yükselteceğiz, ölümler olmasın, şiddet, zulüm ve savaş son bulsun diye onurlu barış mücadelesine güç katacağız, sesimizi yükselteceğiz.

AÇLIK GREVLERİ VE ÖLÜM ORUÇLARI

Tam 195 gündür, 6 buçuk aydır Leyla Güven; DTK Eşbaşkanımız, Hakkari Milletvekilimiz Leyla Güven açlık grevinde. Bu kahrolası sessizliği yırtmak için haykırıyor. Tüm Türkiye’yi tüm dünyayı duyarlı olmaya çağırıyor. 21 Kasım’da Nasır Yağız Hewlêr de açlık grevine başladı. 183’üncü gününde. Cezevlerinde 300’den fazla tutsak açlık grevinin 158’inci gününde. Avrupa’da Dilek Öcalan’ın Strazburg’da 14 siyasetçi ile birlikte başladığı açlık grevi 156’inci gününe geldi. Kandıra’da Sebahat Tuncel ve Selma Irmak sevgili başkanlarımız açlık grevinin 126’ıncı gününde. Dersim Dağ, 80’inci gününde, Van vekillerimiz Tayip Temel ve Murat Sarısaç 75’inci gününde. Evet bu isimleri sayıyorum ama istiyorum ki 3 bin insanın ismini tek tek sayayım. Bu ismini saydığım arkadaşlarımızın şahsında tüm Türkiye’ye sesleniyorum. Bugün cezaevlerinde 3 bin tutsak açlık grevindedir. Durum vahim hal almış durumdadır, buna son vermenin zamanıdır, bunun gereğini yerine getirme zamanıdır. Ölüm oruçları, cezaevindeki 30 tutsak ölüm orucundadır. Ölüm orucundaki ilk gruptaki 15 tutsağın bugün 22’inci günüdür.

Açlık grevindeki insanların çok ciddi sağlık problemleri var. Görme duyularını yitiriyorlar konuşamıyorlar, hareket etme kabiliyetlerini yitiriyorlar. Cezaevi yönetimleri bu insanların yardımına koşmak yerine, bu insanları darp ediyor, baskı uyguluyor, almaları gereken ilaçları, sıvıları vermiyor, engelliyorlar. Böyle bir faşist anlayışla karşı karşıyayız. Dışarıda “evlatlarımız ölmesin” diye bu sesi yükseltmeye çalışan annelere de saldırılar sürüyor. Bizzat güvenlik güçleri annelere saldırıyor. Annelere yönelik saldırılara karşı herkes sessiz. Bu sessizlik ürkütücüdür. Bu sessizlik ülkenin nasıl bir felaketle karşı karşıya olduğunun habercisidir. Gelin hep birlikte bu sessizliği yırtalım, gelin hep birlikte ses olalım. Ses olalım ki bu tecrit sonlansın. Sayın Öcalan üzerindeki bu tecride hep birlikte son verelim. Bu tecride son vermediğimiz sürece bu adaletsizlikler devam edecek. Bu hukuksuzluk, bu zulüm hepimizin kapısını çalacak. Tüm Türkiye halklarına, emekçilere, kadınlara, gençlere sesleniyoruz. Gelin bu sese ses katın, bu mücadeleye omuz verin.

Buradan hükümete, Adalet Bakanı’na da sesleniyorum, bir adım attınız, önemlidir, şimdi bunu tamamlama zamanı gelmiştir. Yasaların, hukukun ve vicdanın gereğini bir an önce yerine getirin, gerekeni yaparak hükümet olarak üzerinize düşeni gerçekleştirin.

TECRİT

Adalet Bakanı’nın da bizzat belirttiği gibi hükümlülerin avukatları ile görüşmesi kanuni bir haktır. Şimdi gereğini yapın. Avukatlar İmralı’ya gidebilsin ve müvekkilleriyle görüşebilsin. Bu bir haktır, bu hakkın gereği ne ise uygulamada hayata geçsin. Hep söyledik, hukuksuzluk sadece İmralı’da sürmüyor. Tüm ülkede bir hukuksuzluk hüküm sürüyor ve bu hukuksuzluk herkese yeni adaletsizlikler, yeni şiddet getiriyor. Hükümet, iktidar bunun ne denli farkında, bilmiyoruz.

’19 MAYIS’TAKİ MESAJLARI TEKÇİLİK OLDU’

19 Mayıs 1919’un 100’üncü yılı Samsun’da kutlandı. Kutlandı mı? Cumhur İttifakı’na iman tazelemeye gittiler. Tespih taneleri gibi dizilmişler, bir de fotoğraf çekmişler, sanırsınız ki emeklilik fotoğrafı. Evet, emekliliğiniz yakınlaştı, çok yakında sizi emekli edeceğiz. O fotoğrafı da duvara asarsınız emeklilik hatırası diye.

Türkiye İttifakıymış; Cumhur İttifakı’na yeni ambalaj. Hiç kimse yok, kadınlar yok gençler yok, emekçiler yok, neyin ittifakı bu? Aslında orada Türkiye’ye vermek istedikleri mesaj tekçiliktir.

Bize o fotoğrafı gösterdiler. Orada poz verenlerin, Cumhur İttifakı’nın bu ülkede yaratmış olduğu fotoğrafları ben buradan izninizle göstermek istiyorum. Bakın fotoğraf göstermek istiyorum benim güzel arkadaşlarımın fotoğraflarını göstermek istiyorum. Barış ve adalet mücadelesinden vazgeçmeyen arkadaşlarımızın fotoğrafını göstermek istiyorum. Evlatlarımız ölmesin diye direnen annelerimizin fotoğrafını göstermek istiyorum. Yeryüzü sofralarında oruç açmak isterken sevgili hocamızı yerde sürükleyenlerin ibret alacağı fotoğrafı göstermek istiyorum. 301 insanın öldürüldüğü Soma’da emekçilere reva görülen muamelenin resmini göstermek istiyorum. Ve inatla kayıp yakınlarını, Cumartesi Anneleri’ni, Barış Anneleri’ni göstermek istiyorum. Yıkılan kentlerimizi, yerinden yurdundan edilenlerin fotoğrafını göstermek istiyorum. Cezaevindeki gazetecileri, Barış Akademisyenlerini, katledilen kadınları. Gidip orada o fotoğrafı çektireceğinize bu fotoğraflara bakıp bunların müsebbibi olarak utanç duymalısınız. Bu ülkeyi getirdiğiniz yer budur.

‘BİZİM GÜZEL FOTOĞRAFLARIMIZ VAR’

Karamsarlık yok, vazgeçmek yok. Çünkü bizim güzel fotoğraflarımız var. Barışın fotoğrafı var, barış ve demokrasi mücadelesinden vazgeçmeyenlerin fotoğrafı var. Öyle 3-5 kişi değil, binlerce, milyonlarca insanın fotoğrafı var. 100 yıllık mücadelenin aydınlık yüzü olmaya devam ediyoruz. HDP umuttur, HDP direniştir. Bu ülkenin gerçek sorunlarını çözmeye adayız, her zaman böyle yaklaştık. Türkiye’nin ihtiyacı olan ne ise, ona cevap verecek siyaseti üretmek için yan yana geldik, omuz omuza verdik, bu mücadeleyi yükselttik.

‘HER GÜN 2 BİN İŞSİZ ÜRETİYORLAR’

Giderek kriz olmaktan felakete dönüşmüş bir ekonomi var karşımızda. Geçen gün Eyüp Dal isimli bir genç işsiz kendisini yaktı. Dün yaşamını yitirdi. 5 yıldır iş arıyor. Seçim öncesinde oy için vaatte bulunmuşlar, umutlandırmışlar, seçim bitmiş Şahinbey Belediyesi kapıyı yüzüne kapatmış. Ve bu genç de bedenini ateşe vererek isyan etmiş. Allah rahmet eylesin. Maalesef tablo budur. Genç işsizlik oranı yüzde 21. Sadece son 6 ayda 740 bin yeni işsiz yarattılar. Bu 740 bin işsizin 342 bini sanayiden. Sanayi üretimi işsiz üretimine dönüşmüş durumda. Her gün 2 bin işsiz üretiyorlar.

Ülkenin bütün kaynaklarını yolsuzluğa, savaşa yatırıyorlar. Suriye krizinin tüm maliyetleri Türkiye emekçilerinin üzerine yıkılmaya çalışılıyor.

‘KARAMSARLIĞI DEĞİŞTİRECEK GÜÇ HDP’DİR’

Bütün bu karamsar tabloyu değiştirebilecek yegane güç HDP’dir.

Faşizme dur diyeceğiz, dedik. Bunu da başardık ama seçimlerden sonra YSK marifeti ile 6 belediye eşbaşkanı arkadaşımız KHK bahane edilerek, 56 meclis üyemiz YSK tuzağı sonucunda mazbatalarından mahrum edildiler. Onların yerine yedekler atandı. Yani kayyumlar geldi .Evet kayyımcı zihniyet devam ediyor, hız kesmedi. YSK eliyle gerçekleştirdikleri bu meseleye artık savcılar müdahil oldu. Seçilmiş arkadaşlarımız üzerinde Tatvan’da olduğu gibi 9 belediye meclis için soruşturma başlatmışlar. Vali buna dayanarak bu 9 arkadaşımızı görevden almış. Zihniyet devam ediyor. Seçilmişlere, Kürt halkının iradesine saldırılar devam ediyor. Tıpkı seçim sürecinde yaptığımız itirazları reddettikleri gibi.

Aynı şeyi bugün İstanbul için yaptılar. Halkın iradesini yok saydılar, İstanbul’a geçici kayyum atadılar.

‘İSTANBUL’DA YİNE YENECEĞİZ’

Bu haksızlık ve hukuksuzluk karşısında ne yapacağız? Her zaman yaptığımızı yapacağız, nerede bir haksızlık, hukuksuzluk ve mağduriyet varsa, hak hukuk mücadelesi için orada olacağız. 23 Haziran İstanbul seçimlerinde de bir kez yendiğimiz ama yenildikçe doymayan bu iktidarı İstanbul’da bir kez daha yeneceğiz.

Demokrasi İttifakını var edeceğiz. Hep birlikte sokak sokak, iş yeri iş yeri, mahalle mahalle çalışacağız. Demokrasi ittifakıyla bu ceberut iktidarın gidişatını durduracağız. Ülkenin önünde yeni bir siyaset yolu açılmıştır. Umut doludur bir yol. Umudumuzla beraber yürüyeceğiz. HDP’yle yürüyeceğiz.

‘DEMOKRATİK ANAYASA YAPALIM’

Parlamento’ya bir kez daha çağrı yapıyoruz. İnisiyatif alın. KHK’lerle değil Parlamento’nun uzlaşacağı yasalarla ülkeyi yönetin. Bir an önce Türkiye’nin beklentisi olan, Türkiye’nin en önemli ihtiyacı olan anayasa çalışmalarına başlayın, Parlamento’nun kapılarını açın. Sivil toplum örgütlerine, sendikalara, emekçilere ve kadınlara açın. Türkiye toplumunun sesi Parlamento’da yükselsin. Hep birlikte demokratik bir anayasa yapalım.

Türkiye’yi TMK kıskacından bir an önce kurtarmalıyız. Bu kanun çerçevesinde haksız yere cezaevinde olan herkesin bir an önce özgürlüğüne kavuşması lazım. Yargıyı içine sürüklendiği bu adaletsizlikten bir an önce kurtarmalıyız. Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusu kağıt üzerinde kalmamalı, hayata geçmelidir. Talimatla hareket eden savcıların fezlekeleriyle bu ülkede adalet tesis edilemez. İfade ve basın özgürlüğü, bilimsel özgürlüğü ve her alanda özgürlüğü bir an önce var etmeliyiz.

‘HEP BİRLİKTE DİRENECEK VE KAZANACAĞIZ’

4 yıl önce başlayan mutlak tecrit, İmralı’da Öcalan’a uygulanan mutlak tecrit bütün ülkeyi çepeçevre sardı. Tecrit altındayız, bütün özgürlüklerimiz elimizden alındı, kalan birkaç özgürlüğe yönelik saldırılar devam ediyor. Tüm bunlara son verme zamanıdır. Türkiye’nin içinde bulunduğu siyaset krizinden çıkış böyle mümkün. Nerede bir adaletsizlik varsa, toplumun vicdanı nerede kanıyorsa, orada olacağız, orada bir araya geleceğiz, hep birlikte direnecek ve geleceğimize sahip çıkacağız. Sokağımızda, mahallemizde, iş yerimizde, kentimizde demokrasi ve barış mücadelesinde buluşacağız.”

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI