Connect with us

.

Dünya

Yeni Zelanda’daki terör saldırısına tepki yağıyor

AleviNet

Published

on

Yeni Zelanda’da cuma namazı esnasında iki ayrı camiye düzenlenen terör saldırıları uluslararası kamuoyunda büyük tepkiyle karşılandı.

Almanya Cumhurbaşkanı Frank Walter Steinmeier Yeni Zelandalı mevkidaşı Dame Patricia Lee Reddy’e yazılı taziye mesajı gönderdi. Başbakan Angela Merkel de sözcüsü Stefan Seibert aracılığıyla yayınladığı açıklamada, saldırıdan duyduğu derin üzüntüyü dile getirdi. “Christchurch’ten gelen haberleri derin bir üzüntüyle takip ettiğini” belirten Merkel “Barışçıl bir biçimde dua ettikleri camilerinde saldırıya uğrayan, ırkçı bir nefretle cinayet sonucu öldürülen hemşerileri için Yeni Zelanda halkının üzüntülerini paylaştığını” belirtti ve “Böylesi bir terör karşısında omuz omuza” dayanışma içinde oldukları mesajını verdi.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas da Twitter hesabı üzerinden yayınladığı taziye mesajında “#Christchurch’teki cani saldırı nedeniyle derinden sarsıldık. Bu zor saatlerde Yeni Zelandalı dostlarımızın yanındayız. Kurbanların ailelerinin ve yakınlarının acılarını paylaşıyoruz” dedi.

Erdoğan: Failleri lanetliyorum

Terör saldırılarına ilk tepki verenler arasında Türkiye de yer aldı. Cumhurbaşkanı İbrahim Kalın Twitter hesabı üzerinden, “Bu saldırı, İslam karşıtlığının ve Müslüman düşmanlığının geldiği noktayı göstermektedir. İslam ve Müslüman karşıtı İslamofobik söylemlerin sapık ve canice bir ideolojiye dönüştüğünü defalarca gördük. Dünya artık bu söylemlere karşı sesini yükseltmeli ve İslamofobik faşist terörizme dur demelidir” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da yine Twitter’dan yaptığı paylaşımda, “Yeni Zelanda’da Nur Camii’ne ve orada ibadet etmekte olan Müslümanlara yapılan terör saldırısını şiddetle kınıyor, faillerini lanetliyorum” ifadesini kullandı.

Erdoğan, “Maalesef dünyada yükselmekte olan ırkçılık ve İslam karşıtlığının yeni bir örneği olarak yaşanan bu acı hadiseden dolayı İslam dünyasına ve Yeni Zelanda halkına ülkem ve şahsım adına başsağlığı diliyorum” diye ekledi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Twitter hesabı üzerinden yayınladığı mesajında, saldırıyı sert sözlerle kınadı:

Beyaz Saray’dan da saldırıları kınayan bir açıklama geldi. ABD Başkanı Donald Trump Twitter üzerinden yayınladığı mesajında saldırıyı “korkunç bir katliam” olarak tanımladı ve “ABD’nin, 49 masum insanın öldüğü ve birçok insanın yaralandığı saldırıda Yeni Zelanda’nın yanında olduğu” mesajını iletti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de, “Dua etmek için toplanan sivillere yapılan saldırının, iğrenç ve acımasızca” olduğunu belirtti.

Olayla ilgili pek çok ülke Yeni Zelanda’da meydana gelen terör saldırılarını kınayan açıklamalarda bulundu.

Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk, Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth,  Kotoliklerin Ruhani lideri Papa Françesco, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron terör saldırılarını kınadı ve Yeni Zelanda halkına taziyelerini iletti. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “Christchurch’te camilere yönelik korkunç terör saldırılarını şiddetle kınıyorum” açıklamasını yaptı. İspanya, Japonya, Avustralya, İsrail, Filistin, Noeveç, Pakistan, Bangladeş, Sırbistan, Kosova, Bosna Hersek gibi ülkeler de kınama mesajları yayınladı.

DW,afp, dpa,MK/CÖ/DÇÜ

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dünya

ABD’den Türkiye’ye S-400 mühleti

AleviNet

Published

on

Türkiye’nin Rusya’dan satın almayı planladığı S-400 füze savunma sistemleriyle ilgili gerginlikte Washington yönetiminin Ankara’ya Haziran’ın ilk haftasının sonuna kadar mühlet verdiği bildirildi.

CNBC’nin haberine göre ABD Türkiye’den, Amerikan Patriot hava savunma sistemleri için anlaşmayı kabul etmek ya da S-400 alım anlaşmasına bağlı kalıp Amerikan yaptırımlarına maruz kalmak arasında seçim yapmasını bekliyor.

Konuyla yakından ilgili oldukları belirtilen ve ismi açıklanmayan kaynaklara dayandırılan habere göre, Türkiye’nin S-400 anlaşmasını Haziran ayının ilk haftasının sonununa kadar iptal ederek ABD yapımı Patriot füze savunma sistemi almaya razı olmaması durumunda, F-35 savaş uçakları programından çıkarılması, taahhüt edilen 100 F-35 savaş uçağının teslimatının iptali, ABD yaptırımları ve NATO’da olumsuz sonuçlar gündeme gelebilecek.

CNBC’ye bilgi veren kaynaklar bu sürenin uzatılmasının söz konusu olmadığını ve bunun ABD Dışişleri Bakanlığı’nın son teklifi olduğunu belirtti.

CNBC’ye konuşan bir ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi NATO üyesi ülkelerin NATO sistemleri ile uyumlu askeri ekipmana sahip olması gerektiğinin altını çizerek “Türkiye’nin S-400 teslimatını tamamlaması durumunda gerçekten çok olumsuz sonuçlarla karşılaşacağını vurguluyoruz” dedi.

Russland Moskau Treffen Wladimir Putin und Tayyip Erdogan

Türkiye geri adım atmıyor

S-400’lerin NATO sistemleriyle uyumlu olmadığını belirten ABD, uzun süredir Türkiye’ye Rus füze sistemini satın almaması için baskı yapıyor. Ankara’nın S-400 alması halinde Türkiye’nin F-35 programından çıkarılabileceği uyarısı yapan ABD’de son olarak Temsilciler Meclisi’ne geçtiğimiz günlerde söz konusu savaş uçaklarının Türkiye’ye teslimatının engellenmesini içeren bir tasarı sunuldu.

Ancak ABD’nin uyarılarına rağmen Rus füze sistemini almakta kararlı görünen ve Rusya’ya halihazırda bir ödeme yapmış olan Türkiye, S-400’lerden vazgeçmiyor. Hem Türk hem de Rus yetkililer, hava savunma sisteminin Türkiye’ye teslimatının Temmuz ayında gerçekleşeceğini belirtiyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan son olarak 19 Mayıs günü Rusya’dan satın alınan S-400 füze savunma sisteminden geri adım atmayacaklarını belirterek, S-400’ün ardındann S-500’ün söz konusu olacağını söylemişti.

DW/SSB, BK

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

Dünya

ABD Şam rejimin ‘kimyasal’ kullandığından şüphe ediyor!

AleviNet

Published

on

Yazılı bir açıklama yapan Dışişleri Bakanlığı, Suriye rejiminin 19 Mayıs sabahı ülkenin kuzey doğusunda, klor kullandığına dair belirtiler olduğunu belirtti.

Bakanlık Sözcüsü Morgan Ortagus, “Bu olaya ilişkin bilgileri toplamaktayız. Ama uyarımızı tekrarlıyoruz; eğer Esad rejimi kimyasal silah kullanırsa, ABD ve ittifakları hızlı ve uygun şekilde yanıt verecek” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, daha önce iki kez kimyasal silah kullanıldığı gerekçesiyle Şam rejimine yönelik saldırı emri vermişti. Han Şeyhun’da sarin gazı kullanıldığı yönündeki iddialar ardından Nisan 2017’de rejime yönelik iki saldırı düzenlenirken, bir yıl sonra bu kez Duma’da sivillere yönelik kimyasal saldırı iddiasıyla Fransa ve İngiltere hava saldırıları düzenlemişti. Suriye rejimi her seferinde kimyasal suçlamasını reddetmişti.

Morgan Ortagus, olayların açık olduğunu belirterek, “Esad rejimi, bizzat kendisi Suriye’de doğrulanmış kimyasal silah saldırılarının neredeyse tümünü gerçekleştirdi” dedi. Ortagus, Rusya’yı da Şam rejiminin kimyasal silah kullanmasına izin vermekle suçladı.

Suriye rejim güçler ve ittifakı Rusya, Nisan ayı başından bu yana İdlib bölgesindeki operasyonlarını yoğunlaştırdı. Bu bölge Rusya ile çete gruplarının hamisi Türkiye arasında Eylül 2018’de “çatışmasız bölge” olarak belirlenmişti.

Continue Reading

Dünya

BM: İdlib’de siviller ölüyor

AleviNet

Published

on

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakaları Yüksek Komiserliği Sözcüsü Marta Hurtado, Salı günü Cenevre’de yapıtğı açıklamada, İdlib ve civarında devam eden çatışmalarda meydana gelen sivil kayıpların endişe verici olduğunu belirtti. Hurtado, Nisan ayı sonundan beri bölgedeki şiddettin aralarında pek çok çocuk ve kadının da bulunduğu 105 sivilin hayatına mal olduğuna dikkat çekti.

BM Yüksek Komiserliği, bölgedeki kayıplardan rejim güçleri ve müttefiklerini sorumlu tuttu. Sözcü Hurtado, can kayıplarının yanı sıra en az 200 bin kişinin de bölgeden kaçmak zorunda kaldığını vurguladı.

Rusya’nın destek verdiği Suriye ordusu, haftalardır “Suriyeli muhaliflerin son kalesi” olarak görülen İdlib’e hava saldırıları düzenliyor. Bölgede yaklaşık üç milyon sivil olduğu tahmin ediliyor.

BM Yüksek Komiserliği Sözcüsü Marta Hurtado, çatışan taraflara çağrıda bulunarak, okul, hastane ve yerleşim yerlerinin saldırıların dışında tutulmasını istedi.

İdlib'de binlerce kişi çatışmalardan kaçıyor.

İdlib’de binlerce kişi çatışmalardan kaçıyor.

İdlib neden önemli?

İdlib, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın 8 yıldır süren savaşta muhaliflere karşı zaferinin önünde duran son engel konumunda. Esad’ın kontrolündeki Suriye ordusu 2011’den bu yana muhalifleri bastırmış olsa da, muhaliflerin kontrolü elinde bulundurduğu son bölge İdlib.

Bu vilayetin Suriye ordusunun kontrolüne geçmesi, muhalif güçlerin Şam karşısındaki mağlubiyetinin nihai kanıtı olacak. Kentte veya kenti çevreleyen önemli otoyollarda kontrolün yeniden sağlanması, Esad’a çok önemli ekonomik kozlar verecek.

Ancak İdlib yalnızca Esad için önem taşımıyor. Vilayetin hemen yanı başında sınırı bulunan Türkiye, Esad’ın devrilmesi için yıllardır muhaliflere siyasi ve lojistik destek sağlıyor. Buna ek olarak Ankara’nın İdlib çevresinde 10’u aşkın askeri gözlem noktası bulunuyor ve Türk askerleri bölgede devriye faaliyeti yürütüyor.

Fırat Nehri'nin doğusunda oluşturulması planlanan güvenli bölgenin olası sınırları

Fırat Nehri’nin doğusunda oluşturulması planlanan güvenli bölgenin olası sınırları

Suriye iç savaşında bugüne kadar bir buçuk milyon kişi hayatını kaybetti, milyonlarca kişiyse yerinden edildi.

 

epd,DW,MK/GA

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI