Connect with us

.

Yaşam-Ekoloji

Dünyada 150 milyon çocuk yetersiz besleniyor

AleviNet

Published

on

Dr. Dikleli, “Dünyada 5 yaş altındaki çocukların yarısını beslenme probleminden dolayı kaybediyoruz. Bunun çözümü ise bireyi bütün yaşamı boyunca takip etmekten geçiyor” dedi.

Çocuk sağlığı ve beslenmesinin ele alındığı ‘Kültür’de Beslenme Günleri’, İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) Ataköy Yerleşkesinde bulunan Akıngüç Oditoryumunda başladı. İKÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü, ‘Kültür’de Sağlık Günleri’ kapsamında düzenlenen sempozyumda ‘Çocuk Beslenmesinde Çözüm Odaklı Yaklaşımlar’ başlığı masaya yatırıldı. Sempozyumun açılışına İKÜ Rektörü Prof. Dr. Erhan Güzel, İKÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazif Ekin Akalan, alanında uzman çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı.

“BESLENME PROBLEMİ TÜM TOPLUMU ETKİLİYOR”

Çocukların toplumların geleceği olduğundan hareketle onların sağlığının önemine dikkat çeken İstanbul Kültür Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi ve Halk Sağlığı Uzmanı Meltem Akın Dikleli, “Bizler, sağlık profesyonelleri olarak çocukların sağlığıyla yakından ilgilenmek durumundayız. Dünya Sağlık Örgütü diyor ki; tüm dünyada beslenme yetersizliği problemimiz var. Bu problem, dünyadaki tüm toplulukları etkiliyor. Bu problemden kendini kurtarabilen hiçbir toplum yok. Ama beslenme bozuklukları çok geniş bir yelpazeden ibaret” diye konuştu.

“40 MİLYON ÇOCUK OBEZ”

Dünya Sağlık Örgütü tarafından beslenme yetersizliğinin üç gruba ayrıldığını ifade eden Dr. Meltem Akın Dikleli, “Temelde şişmanlık, bodurluk, açlık olarak gruplandırıyor. Şu an bu problemlerden sayısal olarak en fazla görünen bodurluk. Dünyada yaklaşık 150 milyon çocuk kronik bir beslenme yetersizliği yaşıyor. 40 milyon kadar çocuk ideal kilosunun üzerinde ya da obez. 40 milyon çok dramatik bir sayı. 5 yaş altındaki çocuklarımızın yarısını beslenme probleminden dolayı kaybediyoruz. Bu ölüm nedenleri arasında. Bu çocukların ilerleyen yaşlarında sağlık problemlerini beraberinde getireceği anlamına geliyor. Ne gibi problemler bunlar? Diyabet, kanserler, beslenmenin yakından ilişkili olduğu pek çok hastalık dünyaya yük olarak gelecek demektir. Zaten halihazırda da bu durumu yaşıyoruz” dedi.

“ÇOCUKLARIN BESLENMESİNİ TAKİP ETMELİYİZ”

Bireyin bütün yaşamı boyunca takip edilmesi gerektiğinin önemine dikkat çeken Dr. Meltem Akın Dikleli, “Bireyin eksiği varsa bunu yerine koymalı ya da fazla kiloluysa ona uygun beslenme modellerini tanımlamalı. Bu durumda temelde bizim çocuklarımızı takip ediyor olmamız gerekiyor. İşin esası biz bu konuda şanslı ülkelerdeniz. Bizim 1960’lardan bu yana kurulu bir düzenimiz var. Doğurganlık çağındaki anneden başlamak üzere gebelik ve gebelik sonrası çocuklarımızı takip ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Çocuk sağlığı ve beslenmesine dair tüm detayların ele alınacağı etkinlik bugün de devam edecek. Etkinlik kapsamında, ‘Tamamlayıcı Beslenme’, ‘Psikolog Gözüyle Beslenme Tedavisinde Çocuğa ve Aileye Yaklaşım’, ‘Dünyada ve Türkiye’de Beslenme Eğitimi Programları’, ‘Çocukluk Çağı Obezitesinde Beslenme Tedavisi’ gibi konulara değinilecek, katılımcılarla vaka çözümleri paylaşılacak. Sempozyum, yaşam boyu öğrenme çerçevesinde mesleki eğitim ve toplum sağlığına katkı sağlamayı amaçlıyor. Diyetisyen adayları, diyetisyenler, akademisyenler ve konuya ilgi duyan tüm sağlık profesyonellerinin katılım sağlayabileceği sempozyum kapsamında geçen yıl ise ‘obezite’ ve ‘metabolik cerrahi’ konuları ele alınmıştı.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam-Ekoloji

Kliması olanlar dikkat

AleviNet

Published

on

Yazın gelmesine kısa süre kala ve hava sıcaklıklarının yükselmesi ile iklimlendirme cihazlarına olan rağbet her geçen yıl daha da artıyor. Uzmanlar, klima sahiplerine cihazlarını uzun yıllar boyunca verimli, güvenli ve konforlu bir şekilde kullanabilmeleri için her yıl bakımlarını yaptırmalar gerektiğini belirtiyorlar. Filtresi tıkalı klimaların performansının düştüğünü söyleyen uzmanlar, böyle bir durumda cihazın kullandığı elektrikle doğru orantılı olarak ısıtma/soğutma yapamayacağını, bunun da yüksek elektrik faturası anlamına geldiğini belirtiyor. Bakım giderleri için ödenen bedelin sağlanan enerji tasarrufuyla 1 yıl içinde amorti edildiğini söyleyen uzmanlar, yetkili servislerce düzenli olarak bakımı yapılan klimaların sonradan çıkabilecek daha büyük ve masraflı arızaların da önüne geçtiğini vurguluyor.

İklimlendirme şirketleri de sezonun açılmasıyla kampanyalarını birer birer açıklamaya başladı. Bu şirketlerden Daikin, 20 Mayıs-31 Temmuz tarihleri arasında geçerli olacak bir ‘klima bakım kampanyası’ gerçekleştirdiğini duyurdu.

Uzmanlara göre klimaların bakımı şu işleri sağlar:

Klimanın ilk günkü verimiyle ve uzun yıllar güvenle çalışması sağlar.

Klimanın performansını artırarak enerji tasarrufuna olanak verir.

Konusunda uzmanlaşmış yetkili servislerce yapılan klima bakımları sonrası temiz ortam havasına kavuşur ve filtrelerde biriken ve zamanla istenmeyen kokulara neden olan atıklardan kurtulursunuz.
Bakım sırasında ileride yaşanabilecek muhtemel arızalar da tespit edilip, giderileceğinden, ileride daha büyük maliyetlerden kurtulmuş olursunuz. Bu tür periyodik bakımlar onarım ve işletme maliyetlerinin düşürülebilmesini sağlar.

Klimanın az kullanılması ya da hiç kullanılmamış olması ısı alışverişinin yapıldığı yüzeylerin tıkanmasına engel teşkil etmez. Cihazınızı az kullansanız bile hem iç ortam hem de dış ortam havasına maruz kalarak serpantin ve filtrelerin tıkanması mümkün hale gelir. “Nasılsa az kullanıyorum” diyerek bakımı ihmal etmeniz performansı ve güvenli kullanımı olumsuz etkiler.
Klima montajlarının yapılmasından sonra yetkili servisler dışında yapılmış yer değiştirme gibi uygulamalar sandığınız kadar önemsiz değildir. Bu tür durumlarda genelde klimanın içindeki gazın azaldığı gözlenmiştir. Periyodik bakımlar, bunun ortaya çıkması açısından önem taşır.

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

Fransa’daki kasabada çiftlere ücretsiz Viagra dağıtılacak

AleviNet

Published

on

Fransa’nın kuzeyindeki Seine-et-Marne bölgesinde bulunan Montereau kasabasının belediye başkanı Jean Debouzy, ‘Çocuksuz kasaba ölü kasabadır’ diyerek tartışma yaratan bir kampanya başlattı.
Yerel gazete The Local’da yer alan habere göre, Debouzy, doğum oranlarının artması için bölgede ikamet eden çiftlere belediye tarafından ücretsiz Viagra dağıtılacağını açıkladı.

Sputnik’te yer alan habere göre Debouzy, henüz ilaç tedariki başlamasa da yerel meclisin onayını aldıktan sonra dağıtıma başlayacaklarını söyledi.

Ancak belediye başkanının bu kararı sağlık tartışmalarının da alevlenmesine neden oldu. Kasabadaki vatandaşlar, Fransa’da Viagra’nın sadece doktor reçetesi ile alınabilinmesine karşın, belediyenin tıbbi uzmanlara başvurmadan kafasına göre vatandaşlara Viagra dağıtmasının tehlikeli olabileceğini savunuyor.

Fransa’nın ülkedeki genç nüfusu arttırmak için bazı politikalar uyguladığı biliniyor. Hükûmet bu kapsamda çocuklu ailelere vergi indirimleri ile çocuk bakımı hizmetleri sunarken, işyerleri de ebevynlere çocukları üç yaşına gelene kadar izin kullanma hakkı tanıyor.

Verilere göre, 2018’de Fransa’daki doğum oranı 2.6’ydı. Bu oran İngiltere, Almanya ve ABD ile kıyaslandığında görece yüksek olsa da ülkedeki doğum oranının önceki yıllara göre düştüğü belirtiliyor.

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

Okyanuslar 2100’e kadar iki metre yükselebilir

AleviNet

Published

on

Dünyanın karmaşık sisteminden dolayı küresel ısınma nedeniyle yüzyılın sonunda suların ne kadar yükseleceğini öngörmek zor. Pazartesi günü yayınlanan bir araştırmada 22 uzman tahminlerini ortaya koydu. En kötü senaryolar, mevcut bilimsel konsensüsü aşıyor.

2014 yılında iklim üzerine hükümetler arası uzmanlar grubu GIEC tarafından gerçekleştirilen son tahminler, en kötü senaryonun 21’inci yüzyılın sonunda, 1986-2005 dönemine göre okyanusların bir metreden biraz fazla yükseleceğine işaret ediyordu.

Amerikan Bilimler Akademisi PNAS dergisinde yayınlanan son araştırma, bu ihtimalin aksini söylemiyor ancak, okyanus sularının çok daha fazla yükseleceğine dair gözardı edilemez bir olasılıktan bahsediyor.

İyimser senaryo, küresel ısınma sanayi öncesi döneme (19’uncu yüzyılın sonu) göre 2°C olarak sınırlanması şeklinde ifade ediliyor. Bu hedef, 2015’te Paris’te imzalanan iklim anlaşmasının en düşük hedefi olarak dikkat çekiyor. O zamandan beri gezegendeki ısınma bir derece daha arttı. Kötümser senaryo, ısınmanın 5°C olması şeklinde tahmin ediliyor. Bu da mevcut gidişata işaret ediyor. Diğer bir ifadeyle, eğer ciddi önlemler alınmazsa, insan faaliyetlerinin yol açtığı sera gazı atıkları nedeniyle, mevcut eğilim ısınmanın artacağını gösteriyor.

Uzmanlara, küresel ısınma 2°C ile sınırlandırılsa bile okyanus suları 36 ila 126 cm arasında yükselebilir. Eğer ısınma 5°C olursa, okyanus seviyesi 238 cm’ye çıkabilir. Bunun sonucunda 1.79 milyon kilometre kare kara toprakları sular altında kalacak, 187 milyon kişi yer değiştirmek zorunda kalacak.

22 uzman özellikle Groenland ve Antarktika buzullarındaki erime üzerine tahmin yürütüyor. Buzulların erimesi suların yükselmesindeki temel faktörü oluşturuyor. Bunun bir sonucu da okyanuslardaki sıcak su hacminin artması olacak. Araştırmacılar, “Yüksek sıcaklık ihtimali çerçevesindeki senaryomuzda, denizlerin seviyesinin 2010 yılına kadar iki metre yükselmesinin akla yatkın olduğu sonucuna varıyoruz” diye özetliyor.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI