Connect with us

Yaşam-Ekoloji

Yapay zekâ ile tıpta bir adım daha

Published

on

Yapay zekanın tıpta kullanım alanı gün geçtikçe genişliyor. Öyle ki doktorların ve araştırmacıların, yüz resimlerini analiz ederek bir dizi nadir genetik bozukluğu tespit etmelerine bile olanak tanıyor. Sözgelimi Down, Noonan, Cornelia de Lange ve Angelman sendromları, artık hastaların fotoğraflarından tespit edilebiliyor. Araştırmacılar, yapay zekayı sendromların spesifik özellikleriyle eğiterek erken ve ucuz tanıların önünü açıyor. Araştırmacılar, Nature Medicine’de yayımladıkları bir makalede Face2Gene isimli bir akıllı telefon uygulamasının arkasındaki teknolojiyi anlattı. Bu uygulamayı özel kılan, konjenital (doğuştan) ve nörogelişimsel bozukluğu olan hastaların yüz fotoğraflarını taraması ve ayırt edici yüz özelliklerini sınıflandırarak genetik bozukluklarını tespit etmesi. Bunu da derin öğrenme algoritması ve bir çeşit beyin benzeri sinir ağı sayesinde başarıyor.

Cornelia sendromu

Boston, Massachusetts’teki bir dijital sağlık şirketi olan FDNA’daki araştırmacılar, yapay zekâya ilk olarak (düşük kulaklara ve kalkık bir burun özelliklerine neden olan) Cornelia de Lange ve Angelman sendromlarının neden olduğu yüz özellikleri farklarını öğretti. Ardından Noonan sendromu (vücudun büyümesini ve gelişimini engelleyen genetik bir durum) olarak bilinen bir başka genetik bozukluğu da öğrettiler. Bu sadece başlangıçtı. FDNA baş teknoloji sorumlusu Yaron Gurovich liderliğindeki araştırmacılar, algoritmayı bugüne kadar 216 ayrı sendromu kapsayan 17 binden fazla teşhis edilmiş vaka fotoğrafıyla besledi. Uygulama bugün, insanların yüzlerine ait yeni görüntüler sunulduğunda vakaların yaklaşık yüzde 65’inde doğru tespit yapıyor.

Gurovitch’in söylediğine göre, programın doğru tespit yapma oranı, veritabanındaki fotoğraf sayısıyla doğru orantılı olarak artıyor. An itibarıyla veritabanında toplamda 150 binden fazla fotoğraf var. FDNA, DNA analizi sırasında bilinmeyen öneme sahip genetik varyantların filtrelenmesi, önceliklendirilmesi ve yorumlanmasıyla diğer firmalara yardımcı olabilmek adına bu teknolojiyi geliştirmek istiyor. Ancak, modellerini eğitmek için daha çok veriye ihtiyaç var. Bu nedenle, Face2Gene uygulaması, nadir görülen genetik hastalıkların teşhisinde, bir tür ikinci görüş mercii olarak kullanılabilmesi amacıyla sağlık uzmanlarına ücretsiz olarak sunuluyor. Çalışmayı yürüten genetikçi Karen Gripp doktorun, hastanın semptomlarıyla ilgili tereddütte kaldığı durumlarda bu sistemin bir başlangıç noktası olabileceğini söylüyor ve ekliyor, “Tıpkı bir Google araması gibi.”

İnsanı geçiyor mu?

Doktorlar, bu uygulamayı -şimdilik- kesin tanı yapmak için kullanamasa da uygulamanın kolaylık getirdiği ortada. Hatta bazı durumlarda insandan bile daha başarılı. Öyle ki, geçen ağustos ayında 49 genetikçinin katılımıyla gerçekleşen bir atölye çalışmasında katılımcılara sendromlu 10 çocuğun “oldukça tanınabilir” yüz fotoğrafları dağıtıldı ve katılımcılardan doğru teşhis koymaları istendi. Sadece iki vakada katılımcıların yüzde 50’den fazlası doğru tespitte bulundu. Face2Gene uygulaması ise yedi vaka için kesin olarak doğru tespit yaptı. Ancak söz konusu derin öğrenme algoritmasının eksik yönleri de var. Etnik farklılıklar devreye girince makinenin doğru tanıyı koyma oranı azalabiliyor. Örneğin, Face2Gene’nin down sendromunu tanıma oranı Belçikalı çocuklarda yüzde 80’lik bir başarıya ulaşırken Kongolu çocuklarda sadece yüzde 37’lik bir başarı oranı yakalayabildi. Araştırmacılar daha fazla veri sayesinde bu eksiklerin de giderilebileceğini söylüyor.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam-Ekoloji

Türkiye’nin pili bitti

Published

on

Kalp ritim bozukluğunun tedavisinde kullanılan ve yaşamsal öneme sahip kalp pillerinin ödenek yetersizliğinden dolayı birçok hastanede bulunamadığı öne sürüldü. Değiştirilmediği takdirde kalp kriziyle birlikte hastaların ölümüne neden olabilecek kalp pilinin fiyatının yüksekliğinden ve bütçe yetersizliğinden dolayı hastanelerin ihale açamadığı iddia ediliyor. CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, çok sayıda hastanede kalp pili bulunmadığı ve ölüm riski olmasına rağmen hastaların bekletildiğine yönelik iddiaları Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanıtlaması istemiyle Meclis’e taşıdı.

Fatura yurttaşa

Ekonomideki kötü gidişatın faturasının yurttaşa çıkmaya devam ettiğini söyleyen Sertel, bakanlığın kamuoyunu aydınlatmasını istedi. Sertel, şu bilgileri verdi: “Yurttaşlar Ege Üniversitesi, Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Tepecik Hastanesi gibi büyük hastanelere gittiklerini değişmesi gereken kalp pillerinin pil olmadığı için değiştirilemediğini aktardılar. Ödenek yetersizliğinden hastaneler kalp pili alım ihalesine giremiyor. Vücutlarında pil taşıyan ve pil ömrü dolan kalp hastaları şimdi hastane hastane dolaşıyor ancak aldıkları cevap hepsinde aynı. Buluruz umuduyla Ankara’ya dahi giden hastalar orada da aynı sonuçla karşılaşmış. Vatandaşa acilen pil takılması gerekiyor ancak doktorlar mecburiyetten dolayı hastanın canı pahasına ‘ihale olmadı, pil kalmadı, bugün git, yarın gel’ diyerek hastaları oyalıyor. Her zaman söylüyoruz. Sağlıktan tasarruf olmaz.”

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

Türk hükümetine Hasankeyf’i kurtarma çağrısı

Published

on

Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi, Türkiye hükümetine Ilısu Barajı projesinin durdurulması çağrısında bulundu.

Girişim tarafından yayınlanan basın bildirisinde, Haziran ayı ve sonrasında burada su tutulmaması istendi. Bildiride, “Son birkaç yıldır Hasankeyf’te, ‘eserlerin Yeni Hasankeyf’e taşınması’ ve ‘kayaların sağlamlaştırılması’ adı altında fiziki müdahalelerle ciddi bir yıkım yaşanmış olsa da halen kurtarabileceğimiz kültürel miras çok fazladır” ifadeleri kullanıldı.

“Hasankeyf ve Dicle Vadisi’nin Kurtarılması İçin Geç Değildir!” başlıklı bildiride, olası bir iptal kararından, “başta doğrudan etkilenen beş il olmak üzere, Türkiye ve Irak toplumlarının ekonomik, sosyal, kültürel ve ekolojik olarak çok ileri düzeyde faydalanacağı” vurgulandı.

Uluslararası ve Türkiye kamuoyuna hitaben yazılan metinde, “insan topluluklarının 12 bin yıldır aralıksız bir şekilde yaşadığı” Hasankeyf’in, “UNESCO’nun 10 kriterinden 9’una sahip evrensel bir değer” olduğu ifade edildi. Açıklamada şu görüşlere yer verildi.

“Türk hükümeti, Göbekli Tepe’yi, olması gerektiği gibi, UNESCO Dünya Miras Listesine aldırmak için ciddi çaba içerisinde olurken, Hasankeyf ve çevresindeki Dicle Vadisi’ni, inşaatı büyük oranda tamamlanmış Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali Projesi’nin suları altına gömmeyi planlamaktadır. Mart 2019’da yapılan resmi açıklamalara göre; 10 Haziran 2019’da Ilısu Barajına su tutmaya başlanacak ve Ekim ayında suni göllerin sularının Hasankeyf’e ulaşacağı tahmin edilmektedir.”

Bildiride, Hasankeyf ve Dicle Vadisi’nin geleceğinin belirlenmesinde “yerel halkın tüm kesimlerine” yer verilmesi ve “eşit düzeyde, katılımcı ve şeffaf bir diyalog süreci sonucu ortaya çıkacak sonuçlara göre hareket edilmesi” çağrısında da bulunuldu.

Çağrı, “Türkiye, Irak, Suriye ve dünyada taleplerimizi destekleyen bütün kesimlere, bu çağrımızı desteklemelerini ve Türk hükümetine yönelik benzeri taleplerin ifade edilmesi çağrısını yapıyoruz” ifadesiyle sonlandırıldı.

Türkei die antike Stadt Hasankeyf (Reuters/S. Kayar)

Hasankeyf

Dünyadan destek

Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi’nin bildirisini, Türkiye ve dünyanın çeşitli yerlerinden birçok sivil toplum kuruluşu, dernek ve örgütlenme imzaladı. Girişime destek veren grupların bulunduğu ülkeler arasında İran, Irak, Suriye’nin yanı sıra Almanya ve ABD de bulunuyor.

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

İlk kadın astronot Ay’a gidiyor

Published

on

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), 2024 yılına kadar Ay’a ilk kez bir kadın astronot göndermeyi planlıyor. Apollo 11’den 50 yıl sonra gerçekleşecek göreve, Ay tanrıçası olarak da bilinen Artemis’in adı verildi.

Apollo 11’in Ay yüzeyine inişinden 50 yıl sonra NASA, Dünya’nın uydusuna ilk kez bir kadın göndermeye hazırlanıyor. Kadın astronota bir de erkek meslektaşı eşlik edecek. NASA, Ay görevinin adının ‘Artemis’ olacağını duyurdu. Antik Yunan tanrıçası Artemis, Apollon’un ikiz kız kardeşi olarak biliniyor. Apollon ışık, ateş ve güneşle ilişkilendirilirken, Artemis Ay ile ilişkilendiriliyor.

NASA yöneticisi Jim Bridenstine, “Apollo’dan 50 yıl sonra Artemis programı Ay’a bir sonraki erkek astronotu ve ilk kadın astronotu taşıyacak” dedi. Bridenstine, Amerikalı astronotların 2024’e kadar Ay’a inişini gerçekleştirmek üzere çalışmaların yürütüldüğünü söyledi.

TRUMP’TAN EK BÜTÇE

Sputnik’in aktardığı habere göre, NASA’nın iletişim sorumlusu Bettina Inclan ise, daha önce Ay’a giden 12 astronotun da erkek olduğunu hatırlatarak, “Ay yüzeyinde daha önce hiçbir kadın yürümemişti” ifadelerini kullandı.

Yeni Ay görevinin duyurusu, ABD Başkanı Donald Trump’ın NASA’ya ek 1.6 milyar dolarlık bütçe tanıdığını açıklamasının ardından geldi. Trump, “Benim yönetimimde NASA’yı eski azametli konumuna getiriyoruz, Ay’a tekrar gideceğiz ve sonra da Mars’a” demişti.

Apollo 11, 20 Temmuz 1969 günü Ay yüzeyine iniş yaptı. Bu, Ay yüzeyine yapılan insanlı ilk uzay uçuşu olarak biliniyor.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI