Connect with us

Yaşam-Ekoloji

Dijital oyun bağımlılığı ‘hasta’ ediyor

Published

on

Sağlık Bakanlığınca hazırlanan “Dijital Oyun Bağımlılığı Çalıştayı Sonuç Raporu”nda, çocuk ve ergenlerin uygun olmayan oyunları oynamasının psikolojik travma, olumsuz kimlik gelişimi, kişilik bozuklukları, yalnızlaşma, yabancılaşma ve toplumsal olaylara karşı duyarsızlaşmaya neden olabildiği vurgulandı.

Dijital oyunların, çocukların ve ergenlerin sosyal, duygusal, fiziksel, bilişsel ve dil gelişimleri üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerinin nedenleri, sonuçları ve çözüm önerileriyle ele alınması, dijital oyun bağımlılığını önlemeye yönelik iletişim çalışmalarının masaya yatırıldığı çalıştayda, bilgisayar, telefon, tablet gibi cihazlarda oynanan oyunların bebek, çocuk ve ergen gelişimine etkisi, oyun bağımlılığıyla bekleyen tehlikeler, çözüm önerileri ele alındı.

Raporda, her dijital oyunun bağımlılık yapmadığı gibi bazı oyunların da çocuklara olumlu katkı sağlayabildiği belirtildi. Dijital oyunların çocukların bilişsel, motor, psikososyal ve dil gelişimine katkı sağladığı; eğitici, şiddet içermeyen, etkileşimli, çocuğun yaşına ve gelişimsel düzeyine uygun dijital oyunların kontrollü oynandığı sürece çocuğun yararına olabildiği vurgulandı.

Söz konusu yararların, yabancı dil gelişimini, yaratıcılığı, problem çözme becerisini, sebep-sonuç ilişkisi kurmayı, strateji oluşturma ve geliştirme becerilerini destekleme olarak sıralanan raporda, ayrıca kronik hastalıkların tedavi süreçlerinde çocuğun motivasyonunu artırdığı ve çocuğa destek olduğu ifade edildi.

Raporda, dijital oyun seçerken çocuğun gelişim düzeyinin, yaşına uygunluğunun ve oynadığı sürenin göz önünde bulundurulması gerektiğine işaret edildi. Dijital oyunların, yetişkinlerin rehberliğinde, etkileşimli olarak çocuğun gelişim düzeyine uygun ve belirli sürelerle sınırlı olmak kaydıyla günlük yaşam düzenini olumsuz etkilemeyecek şekilde kullanılması gerektiğinin altı çizildi.

– “Uygun olmayan oyunlar, olumsuz kimlik gelişimine yol açabiliyor”

Dijital oyunların yararları kadar zararlarının da olabildiğine işaret edilen raporda, “Bazı dijital oyunlar, kontrolsüz oynandığında oyun bağımlılığına sebep olabilmektedir. Dijital oyunlar da dahil olmak üzere tüm dijital görüntüler, 0-3 yaşta gelişimsel sorunlara, özellikle alıcı ve ifade edici dil gelişiminde problemlere neden olmaktadır.” uyarılarına yer verildi.

Raporda, şunlar kaydedildi:

“Çocuk ve ergenlerin uygun olmayan oyunlarla oynaması, yaşına uygun olmayan görüntü ve bilgiler nedeniyle psikolojik travmaya, olumsuz kimlik gelişimine, kişilik bozukluklarına, yalnızlaşmaya, yabancılaşmaya, toplumsal olaylara karşı duyarsızlaşmaya, davranış bozukluklarına neden olabilmektedir. Bunun yanı sıra uzun süre hareketsiz bir şekilde oyun oynamaya bağlı olarak solunum ve dolaşım sistemiyle ilgili problemler, obezite, ortopedik rahatsızlıklar, yeme bozuklukları, göz ve görme bozuklukları ile ilgili sağlık sorunları ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca akademik başarının düşmesine, uyku bozukluklarına ve kişisel hijyenle ilgili problemlere sebep olabilmektedir.”

– “Sosyal gelişimdeki yetersizlik oyun bağımlılığına itiyor”

Raporda, çocukları ve ergenleri oyun bağımlılığına iten faktörlere de yer verildi. Günlük hayatın problemleri, stresli yaşam olayları ve olumsuz duygulardan uzaklaşma isteği, gruba ait olma, sosyalleşme ve rekabet ihtiyacının dijital oyunlarla karşılanması, sosyal gelişimdeki yetersizlik, yaşıtlarla iletişim kuramama, içe dönüklük, yalnızlık duygusu, sosyal kaygılar, sosyal beceri yetersizlikleri, düşük benlik saygısı, çocuk ve ergene bağlı faktörler olarak sıralandı.

Aileye bağlı faktörler ise ilgisiz, tutarsız davranışlar ve aile içi şiddet olarak belirtildi.

Çevreye bağlı faktörler de açık oyun alanlarının yeterli ve güvenli olmaması, kötü rol modeller, dijital oyunlara kolay ve ücretsiz erişim olarak ifade edildi.

Dijital oyuna bağlı faktörler, “oyunun merak, rekabet içermesi, kademeli geçiş skor sistemine sahip olması, oyunda ilgi çekici ses ve görüntünün yer alması, karakter oluşturabilme imkanının olması, çevrim içi çok oyunculu oyunlar ve bu oyunlardaki sohbet edebilme özelliğinin bulunması” şeklinde sıralandı.

Raporda, oyun bağımlılığı ile ilgili çocukları bekleyen tehlikelere ilişkin şunlar kaydedildi:

“Uygunsuz içeriklere maruz kalması, zararlı alışkanlıklara yönelmesi, akademik başarının düşmesi, sosyalleşememesi, aile işlevlerinin bozulması, istismara ve siber dolandırıcılığa maruz kalması, suça karışması, argo sözcük kullanımının artması, konuşma ve yazma becerilerinin bozulması, insanlarla ilişkilerinin bozulması, beslenme alışkanlıklarının bozulması, obezite gibi kronik hastalıkların ortaya çıkması, depresyon, anksiyete bozukluğu gibi psikolojik bozukluklar yaşaması, dijital oyunlarda para kazanılması nedeniyle eğitime devam etmeye gerek görmemesi, bahis oyunlarına yönelmesi, kumar alışkanlığı edinmesi.”

– “Oyun, ödül veya ceza olarak sunulmamalı”

Çözüm önerilerinin de bulunduğu raporda, çocukla sağlıklı iletişim kurulmasının önemi vurgulandı.

Raporda, alınacak tedbirlere ilişkin olarak, “Oyun, ödül veya ceza olarak sunulmamalı. Yasaklamaya yönelik çözümlerden ziyade çocuk farklı alanlara yönlendirilmeli. Aile fertleri doğru rol model olmalı. Çocuk ve aile arasında internet olmadan zaman geçirilmesi için saat belirlenmeli. Çocuk ile birlikte dijital oyunların dışında oyunlar oynanarak, nitelikli zaman geçirilmeli.” tavsiyelerine yer verildi.

Ailelerin çocuklarını oyun bağımlılığından korumak için çocuklarının yaş aralığına uygun önlemler alması gerektiğinin altı çizilen raporda, 0-18 aylık çocukların televizyon, bilgisayar telefon, tablet ile tanıştırılmaması ve ailelerin çocuklara bu konuda model olmaması gerektiğine işaret edildi.

Raporda, 18 ay-2 yaş grubunda ise çocuk merak ediyorsa ebeveyn eşliğinde ve teknolojik aygıtı çocuğun eline vermeden günde en fazla 15 dakika eğitsel paylaşımlar yapılmasının uygun olduğu belirtildi.

Ayrıca, 3-5 yaş grubunda, yetişkin gözetimi altında veya beraber oyun oynamak şartıyla bir saatten fazla olmayacak şekilde teknolojik cihazları kullanmasının uygun olduğu ifade edilen raporda, diğer yaş gruplarıyla ilgili şu önerilerde bulunuldu:

“6-8 yaş grubundaki çocuklara ebeveynleriyle birlikte belirledikleri süre kadar izin verilmesi ve çocuğun günlük yaşam aktivitelerini aksatmaması kaydıyla çocuk, ailenin gözetiminde teknolojik aygıtları kullanabilir; 9-11 yaş grubunda, günlük yaşam aktivitelerini ve sosyal etkileşimini aksatmamak kaydıyla akademik aktiviteler dışında en fazla 2 saat olacak şekilde ailenin gözetiminde teknolojik araçları kullanabilir.

12 yaş ve üzeri çocuk, günlük yaşam aktivitelerini ve sosyal etkileşimini aksatmaması kaydıyla ailelerin uygun gördüğü ve çocukla uzlaştığı süre kadar teknolojik araçları kullanabilir. Çocukların 11-12 yaş öncesi teknolojik araç sahibi olmasına izin verilmemeli.”

– “Çocuğun odasında bir teknolojik aygıt bulundurulmamalı”

Ebeveynlerin, çocuğun odasında bir teknolojik aygıtın bulundurulmamasına ve var olan teknolojik cihazların ortak kullanım alanlarında kullanılmasına dikkat etmesi gerektiği vurgulanan raporda, anne ve babaların filtreleme programları konusunda bilgi sahibi olması gerektiğine işaret edildi.

Ebeveynlerin, büyük kardeşlerde bilgisayar, telefon, tablet gibi teknolojik aygıtlar varsa küçük kardeşin bu teknolojik aygıtlarla erken yaşta tanışmasını engellemek için önlemler alması gerektiği ifade edildi.

Öğretmenlerin dijital oyun bağımlılığı belirtilerine yönelik farkındalık sahibi olması gerektiğinin altı çizilen raporda, aile hekimliği uygulamaları çerçevesinde çocuğun tüm gelişim alanları için çocuk gelişimci, psikolog ve fizyoterapist yer alan bir ekibin kontrolünde, çocukların düzenli takip edilmesi gerektiği vurgulandı.

Raporda, dijital oyun bağımlısı çocuklara ve ergenlere profesyonel destek sağlanması, kamu kurumlarında internet ve dijital oyun bağımlılığı poliklinikleri oluşturulması, çocukları hareketli yaşama yönlendiren oyunların sunulacağı ortamlar oluşturulması, dijital oyun içeriklerinin yetkili kurumlarca denetlenmesi gerektiği kaydedildi.

– “Ulusal çevrim içi oyun platformu oluşturulmalı”

İlgili sivil toplum kuruluşlarının çocuklar ile aileleri, öğretmenler ile öğrencileri bir araya getirip, dijital oyunlar konusunda bilgilendirme çalışmaları yapması gerektiği belirtilen raporda, devamlı güncellenen içerikleri açık bir şekilde sunan ve kategorilere ayrılmış ulusal çevrim içi oyun platformu oluşturulması gerektiği ifade edildi.

Raporda, cinsel taciz, çocuk pornografisi gibi çocuk istismarı unsurlarını barındıran oyun adı altında sunulan yapıları ihbar etmek üzere mobil uygulamalar ve web siteleri geliştirilmesi, dijital okuryazarlık seferberliği başlatılması, ailelerin ve eğitimcilerin dijital oyun bağımlılığı konusunda danışmanlık alabileceği bir ağ kurulması gerektiği vurgulandı.

– “Haberlerde oyun isimleri kullanılmamalı”

Dijital oyun bağımlılığı konusunda önleyici ve koruyucu içeriklerin hazırlanması ve kısa aralıklarla sanal marketlerde ve sosyal medya platformlarında paylaşılması önerilen raporda, şunlar kaydedildi:

“Dijital oyun bağımlılığı risk grubunu oluşturan çocuk ve ergen grubuna yakınlıkları ve etkileri bakımından birincil hedef kitle olarak ebeveyn ve öğretmenler belirlenmeli.

Dijital yaşamda, çocuğun gelişimi ve ruh sağlığı konusunda, ilgili bakanlıkların çevrim içi platformlarda danışman görüşleri, kısa ve etkili videolar, karikatürler, bilgilendirici metinler paylaşılmalı.

Televizyon kanallarında dijital oyun bağımlılığı ile ilgili risk ve tehditleri dile getiren haber ve program yayınları yapılmalı. Çocukların izleyeceği saatlerde sunulan haberlerde oyun isimleri kullanılmamalı.”

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam-Ekoloji

Türkiye’nin pili bitti

Published

on

Kalp ritim bozukluğunun tedavisinde kullanılan ve yaşamsal öneme sahip kalp pillerinin ödenek yetersizliğinden dolayı birçok hastanede bulunamadığı öne sürüldü. Değiştirilmediği takdirde kalp kriziyle birlikte hastaların ölümüne neden olabilecek kalp pilinin fiyatının yüksekliğinden ve bütçe yetersizliğinden dolayı hastanelerin ihale açamadığı iddia ediliyor. CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, çok sayıda hastanede kalp pili bulunmadığı ve ölüm riski olmasına rağmen hastaların bekletildiğine yönelik iddiaları Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanıtlaması istemiyle Meclis’e taşıdı.

Fatura yurttaşa

Ekonomideki kötü gidişatın faturasının yurttaşa çıkmaya devam ettiğini söyleyen Sertel, bakanlığın kamuoyunu aydınlatmasını istedi. Sertel, şu bilgileri verdi: “Yurttaşlar Ege Üniversitesi, Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Tepecik Hastanesi gibi büyük hastanelere gittiklerini değişmesi gereken kalp pillerinin pil olmadığı için değiştirilemediğini aktardılar. Ödenek yetersizliğinden hastaneler kalp pili alım ihalesine giremiyor. Vücutlarında pil taşıyan ve pil ömrü dolan kalp hastaları şimdi hastane hastane dolaşıyor ancak aldıkları cevap hepsinde aynı. Buluruz umuduyla Ankara’ya dahi giden hastalar orada da aynı sonuçla karşılaşmış. Vatandaşa acilen pil takılması gerekiyor ancak doktorlar mecburiyetten dolayı hastanın canı pahasına ‘ihale olmadı, pil kalmadı, bugün git, yarın gel’ diyerek hastaları oyalıyor. Her zaman söylüyoruz. Sağlıktan tasarruf olmaz.”

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

Türk hükümetine Hasankeyf’i kurtarma çağrısı

Published

on

Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi, Türkiye hükümetine Ilısu Barajı projesinin durdurulması çağrısında bulundu.

Girişim tarafından yayınlanan basın bildirisinde, Haziran ayı ve sonrasında burada su tutulmaması istendi. Bildiride, “Son birkaç yıldır Hasankeyf’te, ‘eserlerin Yeni Hasankeyf’e taşınması’ ve ‘kayaların sağlamlaştırılması’ adı altında fiziki müdahalelerle ciddi bir yıkım yaşanmış olsa da halen kurtarabileceğimiz kültürel miras çok fazladır” ifadeleri kullanıldı.

“Hasankeyf ve Dicle Vadisi’nin Kurtarılması İçin Geç Değildir!” başlıklı bildiride, olası bir iptal kararından, “başta doğrudan etkilenen beş il olmak üzere, Türkiye ve Irak toplumlarının ekonomik, sosyal, kültürel ve ekolojik olarak çok ileri düzeyde faydalanacağı” vurgulandı.

Uluslararası ve Türkiye kamuoyuna hitaben yazılan metinde, “insan topluluklarının 12 bin yıldır aralıksız bir şekilde yaşadığı” Hasankeyf’in, “UNESCO’nun 10 kriterinden 9’una sahip evrensel bir değer” olduğu ifade edildi. Açıklamada şu görüşlere yer verildi.

“Türk hükümeti, Göbekli Tepe’yi, olması gerektiği gibi, UNESCO Dünya Miras Listesine aldırmak için ciddi çaba içerisinde olurken, Hasankeyf ve çevresindeki Dicle Vadisi’ni, inşaatı büyük oranda tamamlanmış Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali Projesi’nin suları altına gömmeyi planlamaktadır. Mart 2019’da yapılan resmi açıklamalara göre; 10 Haziran 2019’da Ilısu Barajına su tutmaya başlanacak ve Ekim ayında suni göllerin sularının Hasankeyf’e ulaşacağı tahmin edilmektedir.”

Bildiride, Hasankeyf ve Dicle Vadisi’nin geleceğinin belirlenmesinde “yerel halkın tüm kesimlerine” yer verilmesi ve “eşit düzeyde, katılımcı ve şeffaf bir diyalog süreci sonucu ortaya çıkacak sonuçlara göre hareket edilmesi” çağrısında da bulunuldu.

Çağrı, “Türkiye, Irak, Suriye ve dünyada taleplerimizi destekleyen bütün kesimlere, bu çağrımızı desteklemelerini ve Türk hükümetine yönelik benzeri taleplerin ifade edilmesi çağrısını yapıyoruz” ifadesiyle sonlandırıldı.

Türkei die antike Stadt Hasankeyf (Reuters/S. Kayar)

Hasankeyf

Dünyadan destek

Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi’nin bildirisini, Türkiye ve dünyanın çeşitli yerlerinden birçok sivil toplum kuruluşu, dernek ve örgütlenme imzaladı. Girişime destek veren grupların bulunduğu ülkeler arasında İran, Irak, Suriye’nin yanı sıra Almanya ve ABD de bulunuyor.

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

İlk kadın astronot Ay’a gidiyor

Published

on

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), 2024 yılına kadar Ay’a ilk kez bir kadın astronot göndermeyi planlıyor. Apollo 11’den 50 yıl sonra gerçekleşecek göreve, Ay tanrıçası olarak da bilinen Artemis’in adı verildi.

Apollo 11’in Ay yüzeyine inişinden 50 yıl sonra NASA, Dünya’nın uydusuna ilk kez bir kadın göndermeye hazırlanıyor. Kadın astronota bir de erkek meslektaşı eşlik edecek. NASA, Ay görevinin adının ‘Artemis’ olacağını duyurdu. Antik Yunan tanrıçası Artemis, Apollon’un ikiz kız kardeşi olarak biliniyor. Apollon ışık, ateş ve güneşle ilişkilendirilirken, Artemis Ay ile ilişkilendiriliyor.

NASA yöneticisi Jim Bridenstine, “Apollo’dan 50 yıl sonra Artemis programı Ay’a bir sonraki erkek astronotu ve ilk kadın astronotu taşıyacak” dedi. Bridenstine, Amerikalı astronotların 2024’e kadar Ay’a inişini gerçekleştirmek üzere çalışmaların yürütüldüğünü söyledi.

TRUMP’TAN EK BÜTÇE

Sputnik’in aktardığı habere göre, NASA’nın iletişim sorumlusu Bettina Inclan ise, daha önce Ay’a giden 12 astronotun da erkek olduğunu hatırlatarak, “Ay yüzeyinde daha önce hiçbir kadın yürümemişti” ifadelerini kullandı.

Yeni Ay görevinin duyurusu, ABD Başkanı Donald Trump’ın NASA’ya ek 1.6 milyar dolarlık bütçe tanıdığını açıklamasının ardından geldi. Trump, “Benim yönetimimde NASA’yı eski azametli konumuna getiriyoruz, Ay’a tekrar gideceğiz ve sonra da Mars’a” demişti.

Apollo 11, 20 Temmuz 1969 günü Ay yüzeyine iniş yaptı. Bu, Ay yüzeyine yapılan insanlı ilk uzay uçuşu olarak biliniyor.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI