Connect with us

.

Kültür-Sanat

Bir pazar akşamı zeybek kardeşliği

AleviNet

Published

on

Salih Nazım Peker ile Salih Korkut Peker… Akraba değiller, akrabadan öteler. Profesyonellik var, ama öncelikle dost meclisinde çalan söyleyen gönül insanları bunlar; belki de neslinin son örneği 21. yüzyıl dervişleri. İki kişilik topluluklarına verdikleri Duble Salih ismi, adaşlıklarıyla birlikte içtikleri rakının miktarına işaret ediyor. Ümitvar bir pazar akşamında çaldılar, Kadıköy’de, diğer adı Akustik Sahne olan Hangart’ta.

Hangart 2015 yılından beri Yeldeğirmeni Sanat’ın karşısında kafe ve dinleti salonu olarak faaliyette. Popüler müziklerden uzak durmayı tercih eden insanlara hitap ediyor. Burada ilk konserini veren sayısız genç kuşak müzisyen var. Hepsi evi gibi görüyor o yüzden Hangart’ı.

Mekânın sembolü ise sahibe Nuray Hanım’ın köpeği Efe, King Labrador cinsi. Bir de sokaktaki kedileri unutmamalı, hepsi kendi evleri gibi girip çıkıyor.

Kafeden geçilerek cam kapıdan girilen Akustik Sahne, eski tip kültür-sanat sinemalarına benziyor. Kareye yakın, tavan ve zemin dahil zifiri siyah, alçak tahta sedirlerin üzerinde minderler. Sahne yerden birkaç parmak yüksek. İzleyenlerle müzisyenler içli dışlı, statü farkı yok. Bizim Salih’ler İzmir’den geliyorlar ama hiç deplasmanda gibi değiller. Çünkü ikisinin de Kadıköy geçmişi var.
Enstrümantal Çelebi Zeybeği ile açıyorlar. İlk dikkatimizi çeken şey, Salih Nazım’ın elindeki çalgı. Sonradan açıklıyor: Adını “divane” koymuş yapan usta. Udun ve tamburun olanaklarını buluşturan saz tınılı çalgı, İzmirli Yavuz Usta tarafından icat edilmiş. Salih Nazım yanı sıra kopuz ve cura çalıyor. Salih Korkut ise cümbüş ve akustik gitar. İkisi de vokal yapıyor doygun ve davudi, bir o kadar da kırılgan sesleriyle solo, çift ses…

Sadettin Kaynak’tan Âşık Mahzuni Şerif’e, Anadolu zeybeklerinden, Rumeli türkülerine; repertuvar makamsal ağırlıklı türkülerden seçilmiş. Yorumları ruhen geleneklere sadık olmakla birlikte, blues ve rebetiko çizgileri de içermekte.

İki setten oluşan uzun konserin arasında kapı önü muhabbetler konuyor. “Ah Bir Ataş Ver”, “Mican”, “Mahpushane Çeşmesi”, kendi besteleri “İnsan Belası”; Salih Nazım’ın aşka gelerek patlattığı “Haydaaaa”lar arasında, meraklı gençler Tarkovski filmi izler gibi dikkatle dinliyor onları. O esnada Salih Korkut sahneye çay isteyince fotoğraf tamamlanıyor. Önlerindeki iki ince belli, türkülerin ifadesine güç katıyor. İkilinin ait olduğu insanlık değerlerini önlerine konmuş bu iki bardak çay kusursuz ifade ediyor, en az şarkıları türküleri kadar… Aslında bu akustik proje, elimizden uçup gitmekte olan eski dünyanın, bize dayatılandan çok daha iyi olduğunu anlatıyor; ümitvar bir pazar akşamı biterken, saatler gece yarısını gösterdiğinde Kadıköy’de…
[email protected]

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kültür-Sanat

Şair-yazar Ünlü yaşamını yitirdi

AleviNet

Published

on

1928 yılında Elazığ’ın Harput ilçesinde doğan Ünlü’nün şiir ve yazıları birçok derginin yanı sıra Cumhuriyet gazetesinde yayımladı. Ünlü, “Yukarışehir” ile 1987 Orhan Kemal Roman Armağanı’nı, “Toprak Kurşun Geçirmez” ile 1989 Madaralı Roman Ödülü’nü, “Eksi Beş Kelaynak” ile 1999 Kültür Bakanlığı Cumhuriyetin 75. Yılı Eser Yarışması Deneme Ödülü’nü aldı. 2004’te “evrensel sanata ve edebiyat dünyasına katkısı” dolayısıyla Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü Altın Madalyası verilen Ünlü, Türkiye Yazarlar Sendikası, Dil Derneği ve Edebiyatçılar Derneği üyesiydi. Kore gazisi olan ve albay rütbesiyle TSK’den emekli olan Ünlü, yazar Mahir Ünlü’nün kardeşiydi.

Continue Reading

Kültür-Sanat

SİYAD’dan çağrı

AleviNet

Published

on

Gezi Direnişi’ni konu alan “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” filmi 2014’teki Altın Portakal’da sansüre uğramış, bunun üzerine çok sayıda film üreticisi, filmini yarışmadan çekmiş, bazı jüri üyeleri istifa etmişti.

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) tarafından bir açıklama yapılarak 2014 yılındaki Altın Portakal Film Festivali’nde yaşanan sansür olayıyla yüzleşmek gerektiği ifade edildi. SİYAD açıklamasında ayrıca aynı yıl sansürlenen Gezi Direnişi hakkındaki “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” belgeselinin ve dayanışma adına festivalden çekilmiş tüm filmlerin gösteriminin yapılması istendi.

‘Sansüre meşru zemin’
Açıklamanın tamamı şöyle: “2014 yılında Altın Portakal’da yarışmaya seçilen belgesel ‘Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’e uygulanan sansürün ardından, birçok film üreticisi filmini dayanışma adına yarışmadan çekmiş, çok sayıda jüri üyesi görevlerinden istifa etmiş, sansüre uğrayan, sansüre karşı çıkan kişi ve kurumlar, festival yönetimi ve destekçileri tarafından çok yönlü baskılara, son derece çirkin yıpratma ve karalama faaliyetlerine, hakaretlere maruz bırakılmıştı. Bu sansür, ulusal, belgesel ve kısa film yarışmalarının festivalden kaldırılmasına kadar gidecek olan sürecin başlangıcı oldu. Böylelikle, sansür mekanizmasına meşru bir zemin sağlanmış oldu ve sansür vakaları ivmelenerek arttı. Bu yılki yerel seçimlerin ardından ise belediye yönetiminin değişmesiyle Antalya’ya ulusal yarışma, belgesel ve kısa film yarışmalarının geri geleceği açıklandı. Birçok belediye de kültür sanat politikalarını gözden geçireceklerine dair taahhütler verdi. Memnuniyetle karşıladığımız bu gelişmelere karşın hem festivallerin hem de el değiştiren belediyelerin geçmişin hatalarıyla hakiki bir biçimde yüzleşmediklerini gözlemliyor ve Sinema Yazarları Derneği olarak taleplerimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.
Festivallere ve belediyelere çağrımızdır:
– Dijital mecraların bile sansürlenmeye teşebbüs edildiği bir dönemeçte, Altın Portakal’ın 2014’te yaşanan sansür vakasıyla yüzleşmeden, geçmişin üzerini örterek yeni bir sayfa açması mümkün değildir. 2014 yılında festival yönetiminde yer alıp sansür vakasında doğrudan sorumlu olan veya o dönemde festival danışmanlık vb. kadrolarında yer alıp sansüre uğrayan belgeselle dayanışma göstermemiş kişilerin kamu önünde özeleştiri vermeden festivallerde görev almaları kabul edilemez.
– Bu yılki Altın Portakal Film Festivali’nde sansürlenmiş “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek”in ve 2014 yılında dayanışma adına festivalden çekilmiş tüm filmlerin gösterimi yapılmalıdır.
– Festivaller birincil misyonunu hatırlamalı, ticari gösterim ağları ya da sansür nedeniyle gösterilemeyen filmlerin izleyicilerle buluşabilmesinde ısrarcı olmalıdır.
– Yönetmenlerin yargılandığı, filmlerin sansürlendiği, her mecranın büyük bir baskı altına alındığı bir dönemde festivaller, sansür meselesinin tartışılabileceği alanlar açmalıdır.

‘Cinsiyet eşitliği’
– Son yirmi yıldır süregiden, kültür sanat alanlarını çoraklaştıran politikalar, alternatif basın kuruluşlarının kapatılmasına, kültür sanat alanında çalışan birçok arkadaşımızın işsiz kalmasına neden olmuşken, festival ekipleri ve belediyelerin kültür sanat daireleri ezberci reflekslerle oluşturulmamalı, baskıcı politikalar nedeniyle işinden olmuş liyakatli meslektaşlarımızın istihdamına önem verilmelidir.
– Adana Altın Koza Film Festivali ve !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali, sinema sektöründe cinsiyet eşitliğini hedefleyen uluslararası #5050X2020 (2020 yılına kadar yüzde 50 eşitlik) taahhüdünü kabul etti. Türkiye’de Filmmor Kadın Kooperatifi’nin öncülüğünü üstlendiği kampanyaya diğer festivaller ve belediyeler de katılmalı, ekiplerinde ve programlarındaki filmlerde cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik çalışmalar yapmalıdır.

Continue Reading

Kültür-Sanat

Leylâ Erbil’in arşivi dijitale aktarılıyor

AleviNet

Published

on

“Kişisel Arşivi Işığında Leylâ Erbil’in Edebi Dünyası” projesi, Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi bünyesinde yürütülüyor. Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Dr. Öğr. üyesi Olcay Akyıldız tarafından yürütülen projede, yazarın yayımlanmış eserleri ile eserlerinin müsveddeleri arasındaki ilişkinin ortaya koyulması hedefleniyor. Yazarın arşivi üç ana kategoriye ayrıldı. İlk kategoride kişisel mektuplar, resmi yazışmalar ve biyografik malzemeler; ikinci kategoride yazarın metinleri; son kategoride ise ilk iki kategoriye de girmeyen çeşitli nesneler, kupürler, gazeteler, dergiler gibi malzemeler yer alıyor. Erbil, 2013 yılında hayatını kaybetmişti.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI