Connect with us

.

Güncel

ÇHD’li avukatlara ceza yağdırılmasına barolardan tepki

AleviNet

Published

on

ÇHD’li avukatların davasında gizli tanığın 141 davada gizli tanık olduğu ortaya çıktı. Açlık grevindeki tutuklu avukatlar duruşmaya katılmadı, diğer avukatlar savunma yapmadı.

KHK ile kapatılan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Halkın Hukuk Bürosu (HHB) üyesi 6’sı tutuklu 20 avukatın yargılandığı davada mahkeme, avukatlara 3 ile 18 yıl arasında ceza yağdırdı.

Tutuklu avukatların ve müdafilerinin katılmadığı duruşmada kararı açıklayan mahkeme, ÇHD Başkanı Selçuk Kozağaçlı’ya “Silahlı terör örgütüne üye olma” suçlamasıyla 11 yıl 3 ay hapis cezası verdi.

“BU BİR YARGILAMA BİLE DEĞİLDİR”

Barolar ortak bir açıklama yaparak, mahkemenin hukuksuz bir karara imza attığını belirtti. Yapılan ortak açıklama şöyle:

Dün, İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, 18 meslektaşımız hakkında, 3 yıl dokuz aydan 18 yıl dokuz aya kadar varan hapis cezaları verilmiş, iki meslektaşımız hakkındaki dosya ise tefrik edilmiştir.

Soruşturmanın en başından bugüne kadar kamuoyunca yakından izlenen süreç, olağandışı ve olağanüstü hukuk düzenlerinde bile benzerine rastlanmayan bir şekilde gelişmiştir.

Düzenlenen iddianame sonucunda yargılamaya konu eylemlerin birçoğu ile ilgili görülmekte olan derdest bir dava varken, tartışmalı bazı kanıtlar eklenmek suretiyle yeni bir soruşturma başlatılmış, meslektaşlarımız bir yıla yakın tutukluluk süresinden sonra mahkeme önüne çıkabilmişlerdir.

Günler süren duruşma sonunda, iddia makamının tutukluluğun devamına ilişkin mütalasına karşın, suçun vasıf ve mahiyetinin değişme olasılığına, AİHM’in uzun tutukluluk sürelerine ilişkin kararlarına ve yargılanan kişilerin avukat olmalarına özel vurgu yapılarak, meslektaşlarımızın tahliyelerine oybirliğiyle karar verilmiş, savcılığın itirazı üzerine, aynı mahkeme heyetince, henüz bir gün bile geçmeden, bu kez, tahliye edilen meslektaşlarımızın bir kısmının yeniden tutuklanmasına ilişkin yakalama kararı verilmiştir. Bu kararın hemen ardından, mahkeme heyeti üyelerinin bir kısmının görev yeri değiştirilmiştir.

“Doğal hakim ilkesi yerle bir edildi”

Görev yerleri değiştirilen mahkeme heyetinin yerine, soruşturma aşamasında verilen tutuklama kararı altında imzası bulunan hakimler atanarak, doğal hakim ilkesi yerle bir edilmiştir.

Nitekim, yeni atanan heyet doğal bir heyet olmadığını devam eden durusmalardaki tavrıyla göstermiştir.

Şubat – Mart 2019 aylarında yapılan tutukluluğun incelenmesi oturumlarında; sanık müdafilerinin, sanıkların duruşmada hazır edilmelerine yönelik talepleri reddedilmiş, bunun üzerine yapılan reddi hakim talepleri de yerinde görülmeyerek sanık müdafiileri duruşma salonundan çıkarılmış ve “sanki mahkûmiyet hükmü kurulmuşcasına gerekçelendirilerek” sanıkların tutukluluklarının devamına karar verilmiştir.

“Savunmasız yargı yaratma çabası..”

Mahkeme heyeti, duruşmalar sırasında birçok kez savunma makamını duruşma salonundan çıkartarak adeta savunmasız yargı yaratma çabası içine girmiştir.

İkinci duruşmanın ara kararıyla savunma makamına 18 Mart 2019 tarihli duruşmaya kadar kovuşturmanın genişletilmesi ve tanık beyanlarına karşı beyanda bulunmalarına ilişkin süre verilmiş olmasına karşın bu sürenin bitmesi sanık ve müdafilerinin talepte bulunması beklenmeksizin dosya mütalaa icin savcılığa gönderilmiştir. Görevli savcının mütalaa vermemesi üzerine mahkemece mütalaa talebi yenilenmiş, bu talebin, duruşma savcılığınca yerine getirilmemesi üzerine, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca duruşma savcısı değiştirilmek suretiyle, yeni görevlendirilen savcı tarafından mütalaa verilmesi sağlanmıştır.

18 Mart 2019 tarihinde, henüz duruşma başlar başlamaz, yargılamayı yapan mahkeme heyeti tarafından alelacele oluşturulan ara kararla, ikinci duruşmadan sonra geçen 35 günlük sürede beyanda bulunulmadığı, makul sürede kovuşturmanın genişletilmesi talebinde bulunulmadığı gerekçe gösterilerek; celse arasında dosyanın esas hakkında mütalaa için savcılığa tevdi edildiği, tüm bu sebeplerle de kovuşturmanın genişletilmesi taleplerinin reddine karar verildiği açıklanmıştır.

Ancak, yargılama yapan mahkemenin, bir önceki celse kurmuş olduğu ara kararında yer almamasına ve tevsii tahkikat talepleri sunulmamış ve henüz tevsii tahkikat hususunda karar verilmemiş olmasına rağmen, mahkeme heyeti tarafından adeta zorla mütalaa aldığı gerçeği gözlerden kaçmamıştır.

Özetle, mahkemece, sanık meslektaşlarımız ve müdafileri tarafından, gerek UYAP üzerinden ve gerekse duruşma sırasında kovuşturmanın genişletilmesi talepleri konusunda değerlendirme yapmak bir tarafa, okumaya dahi gerek duymaksızın “makul sürede beyanlarda bulunulmadığı” gerekçesiyle, savunma makamının bütün talepleri reddedilmiştir.

“Mahkeme heyeti adeta kendi hukukunu yaratmış”

Mahkeme heyeti adeta kendi hukukunu yaratmış, ceza usul hukukuna, olmayan bir makul süre kavramı hediye etmiştir.

16’sı Baro Başkanı, üçü TBB Yönetim Kurulu üyesi olmak üzere, yüzlerce avukat arasından, her bir sanık için sadece bir avukata ‘lütfen’ söz verilmiş, dile getirilen ısrarlı talepler yine mahkeme heyeti tarafından reddedilmiştir.

Duruşmanın ikinci gününde söz verilen sanıklardan Av. Selçuk Kozağaçlı, “Arama tutanağında yer almayan delillere dayalı olarak yargılama yapılmaya çalışıldığını, 20’yi aşkın belgenin sahte olduğunu, sahte belgelerle karar verilemeyeceğini, hakimlerin devletin emrinde ve devlet erki içinde yer aldığını fark ettiğini; ama, bu erkin yargı erki olmadığından emin olduğunu, bu sebeple hakimleri reddettiğini” ifade etmiş, bunun üzerine mahkeme başkanı sanık ve müdafilerini duruşma salonundan çıkararak duruşmaya ertesi güne kadar ara vermiştir.

“Boş salona mahkumiyet hükümleri açıklandı”

Dün de duruşma salonunda sanık ve müdafileri olmaksızın, boş salona mahkumiyet hükümleri açıklanmıştır.

Özetle, polis fezlekeleri mahkeme kararı haline getirilerek, meslektaşlarımız hakkında mahkumiyet kararları verilmiştir. Ceza Usul Kanununda yer alan, ceza yargılamalarında geçerli olan sözlü duruşma ve sözlü savunma yok sayılmıştır. Bağımsızmış, tarafsızmış gibi bile davranmayan, yargının görüntüsünü bile katlanılmaz kılan, adil yargılama bir yana, yargılama bile yapılmadan gerçekleştirilen bu hukuk katliamını görünür kılıyoruz. Tarihe geçsin: Bırakınız adil yargılanmayı, bu bir yargılama bile değildir!

Bu nedenle 20.03.2019 tarihinde açıklanmış olan mahkeme ilamı hukuka aykırı tesis edilmiştir. Adil yargılanma hakkı ile ceza usul kanunu ve mevzuat hükümleri mahkeme heyeti tarafından defalarca ihlal edilmiştir. Adalet arayışında olduğumuz bugünlerde meslektaşlarımız hakkında kanunsuz yöntemlerle hüküm kurulduğundan, bu açıklamayı yapma zaruretimiz doğmuştur. Savunma susmayacak, susturulamayacaktır. Kamu oyuna saygı ile duyurulur.

Adana Barosu Başkanı Veli Küçük

Ağrı Barosu Başkanı Mehmet Salih Aydın

Amasya Barosu Başkanı Melik Derindere

Ankara Barosu Başkanı R.Erinç Sağkan

Antalya Barosu Başkanı Polat Balkan

Artvin Barosu Başkanı Ali Uğur Çağal

Aydın Barosu Başkanı Gökhan Bozkurt

Balıkesir Barosu Başkanı Erol Kayabay

Batman Barosu Başkanı Abdülhamit Çakan

Bingöl Barosu Başkanı Hanifi Budancamanak

Bolu Barosu Başkanı Sabri Hendekçi

Burdur Barosu Başkanı Ramazan Gedik

Bursa Barosu Başkanı Gürkan Altun

Çanakkale Barosu Başkanı Bülent Şarlan

Denizli Barosu Başkanı Müjdat İlhan

Diyarbakır Barosu Başkanı Cihan Aydın

Düzce Barosu Başkanı Azade Ay

Eskişehir Barosu Başkanı Mustafa Elagöz

Gaziantep Barosu Başkanı Bektaş Şarklı

Giresun Barosu Başkanı Soner Karademir

Hatay Barosu Başkanı Ekrem Dönmez

Isparta Barosu Başkanı Ünsal Çankaya

İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu

İzmir Barosu Başkanı Özkan Yücel

Kırklareli Barosu Başkanı Turgay Hınız

Kocaeli Barosu Başkanı Bahar Gültekin

Manisa Barosu Başkanı Ali Arslan

Mersin Barosu Başkanı Bilgin Yeşilboğaz

Muğla Barosu Başkanı Cumhur Uzun

Muş Barosu Başkanı Abdulbaki Çelebi

Ordu Barosu Başkanı Haluk Murat Poyraz

Siirt Barosu Başkanı Nizam Dilek

Şanlıurfa Barosu Başkanı Abdullah Öncel

Şırnak Barosu Başkanı Nuşirevan Elçi

Tekirdağ Barosu Başkanı Sedat Tekneci

Trabzon Barosu Başkanı Sibel Suiçmez

Tunceli Barosu Başkanı Kenan Çetin

Van Barosu Başkanı Zülküf Uçar

Yalova Barosu Başkanı Fedayi Doğruyol

Güncel

PSAKD Ataşehir Şubesi 3. bahar şenliğini gerçekleştirdi

editor

Published

on

By

PSAKD Ataşehir Şubesi 3. bahar şenliklerini gerçekleştirdi. Etkinlikte konuşan şube başkanı Hasan Gülüm, Alevi hareketinin dağınık olduğunu ve bu dağınıklığın toplanması gerektiğini dile getirerek “Dağılmış Alevi hareketinin kontrol edilmesi, asimileye uğratılması ve istenilen rotaya sokulması çok kolaydır” dedi.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi 3. bahar şenliklerini gerçekleştirdi. Cemevi bahçesinde yapılan şenlikte 7 ulu ozanlardan Seyit Nesimi anıldı. Cemevinin bahçesine “Katliamlara ve karanlığa teslim olmayacağız”, “Ferman Yezid’in de meydanlar Hüseyin’indir”, “Haksızlıklar önünde eğilmeyiniz çünkü haksızlıkla beraber şerefinizi de kaybedersiniz” yazılı pankartlar asıldı.
Etkinliğe PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, eski Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Muhittin Yıldız, HDP’nin Alevi milletvekili Ali Kenanoğlu ile HDP Halklar e İnançlar Komisyonu üyesi Çilem Küçükkeleş ve çok sayıda Alevi yurttaş katıldı.

Etkinlik yapılan Kadın Evi’nin açılışıyla başladı. Ardından Alevi yol mücadelesinde hayatını kaybeden tüm canlar için saygı duruşunda duruldu. Etkinlikte semahlar dönüldü, deyişler okundu. PSAKD Kadın Korosu, zakir Murat Aslan ve sanatçı Gani Pekşen türküler ve deyişler seslendirdi.

“ALEVİLER SADECE OY VEREN OLMAKTAN ÇIKMALI”

Bir konuşma yapan PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm, 15-16 Haziran işçi direnişi ve Haziran direnişi olarak bilinen Gezi direnişini hatırlattı. 23 Haziran’da yenilenecek olan İstanbul seçimlerine değinen Gülüm, Alevilerin bu seçimlerde sadece oy verenler olduğunu ancak artık bunun değişmesi gerektiğini vurgulayarak Alevilerin eşit yurttaşlık temelindeki taleplerinin yerine getirilmediğini hatırlattı.

“ALEVİ HAREKETİ DAĞINIK”

Alevi hareketinin dağınık olduğunu ve bu dağınıklığın toplanması gerektiğini dile getiren Gülüm, “Dağılmış Alevi hareketinin kontrol edilmesi, asimileye uğratılması ve istenilen rotaya sokulması çok kolaydır” dedi.

“ALEVİ KURUMLARI GİDEREK ERKEKLEŞİYOR”

Arkasından söz alan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ise Alevi kurumlarının aşamayacağı hiçbir sorun olmadığını dile getirerek Alevi kurumlarının gitgide erkekleştirildiğini ve kurumların kadınlaştırılmadığı sürece sonlarının tehlikeli olduğunu kaydetti. Kaplan, Alevi örgütlerindeki kadınlarla birlikte 16-17-18 Ağustos tarihlerinde yapılacak olan Hacı Bektaş Veli anma etkinliklerinde Kadıncık Ana’nın anılmasını ve Kadıncık Ana Evi önünde bir cem yapılmasını önerdi.

“MÜZE İÇİN HİÇBİR YERDEN EKONOMİK DESTEK ALMAYACAĞIZ”

Sivas Katliamı’nın 26’ıncı yıl dönümüne değinen Kaplan, PSAKD olarak Ankara’da yapmakta oldukları müzede Sivas Katliamı’ndan Dersim Katliamı’nda idam edilen Seyit Rıza’nın heykeline kadar Alevi yol mücadelesi verirken serini verenlerin heykellerinin bulunacağını sözlerine ekledi. Madımak Oteli’nin utanç müzesi olmasının Alevilerin temel taleplerinden biri olduğunu hatırlatan Kaplan, Ankara’da yapılacak olan müze için hiçbir bir yerden herhangi bir ekonomik destek almayacaklarını duyurdu.

“YUMRUĞU SARAYIN ÇATISINA VURMANIN TAM ZAMANI”

Yenilenen İstanbul seçimlerine de değinen Kaplan, “Birleşince neler yapabileceğimizi gösterdik. Umut ediyorum ki 23 Haziran’da da yine aynı yumruğu mevcut iktidarın sarayın çatısına vurmanın tam zamanıdır” dedi.

“İTTİFAK DEMOKRASİ İTTİFAKIDIR”

Son olarak söz alan HDP’nin Alevi milletvekili Ali Kenanoğlu da 23 Haziran seçimlerini demokrasi blokunun gelişmesi ve kökleşmesi olarak gördüklerini dile getirdi. Bu seçimlerin muhalefetin demokrasi cephesinde buluşmasının önemli bir adımı olacağını belirten Kenanoğlu, ezilmiş halkların kurutuluşunun demokratik bir toplumdan e demokratik bir Cumhuriyetten geçtiğini kaydetti. “Biz umudumuzu şahıslara bağlamış değiliz. Topyekun toplumun demokrasi mücadelesine bağlamışız” diyen Kenanoğlu, “İttifak demokrasi ittifakıdır ve sadece siyasi partiler arasında değil tüm demokratik kurumlar arasında oluşacak dernekler, partiler, kitle örgütleri, inanç kurumları, emekçiler, kadınlar, sendikaların birlikte oluşturacağı bir demokrasi ittifakıyla bu ülkeyi güzel kılabiliriz, mutlu ve özgür yarınları çocuklarımıza bırakabiliriz. O nedenle tıpkı 31 Mart’ta yapmış olduğumuz gibi atanan bütün kayyumları nasıl süpürdüysek İstanbul’a atanan kayyumu da aynı şekilde süpüreceğiz” diye konuştu.

Pirha

Continue Reading

Güncel

Topçu Baba Şenlikleri’nin 22’ncisi düzenlendi

editor

Published

on

By

Kırklareli’nin Kofçaz ilçesine bağlı Topçular köyünde geleneksel Topçu Baba Şenlikleri’nin 22’ncisi düzenlendi. ADFE ve AABK’dan katılım olan etkinliğe ilgi büyüktü.

Kırklareli’nin Kofçaz ilçesine bağlı Topçular köyünde geleneksel Topçu Baba Şenlikleri’nin 21’ncisi düzenlendi. Topçu Baba’yı Anma Kültür ve Sanat Derneği tarafından her yıl Haziran ayında yapılan etkinliklerde Alevi Bektaşi gelenekleri yaşatılıyor.

Yüzlerce kişinin katıldığı etkinliğe Kırklareli’nin yanı sıra Tekirdağ, Edirne gibi çevre illerden ve Avrupa’dan da katılım oldu.

Etkinlikte, Bektaşi babaları dua verdi ve üçleme yaptı.

Etkinliğe Alevi Dernekleri Federasyonu’ndan (ADFE) genel başkanı Pir Celal Fırat, inanç kurulu başkanı Eren Yıldım ve başkan vekili Zeynel Abidin Koç ve yönetici Özgül Evcimen yanı sıra Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonun’dan (AABK) Mehmet Ali Çankaya katıldı.  HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen’de katılımcılar arasındaydı.

Etkinlikte konuşma gerçekleştiren ADFE Genel Başkanı Celal Fırat, alevi gençlerinin yaşadığı problemlere ve Alevilere yönelik saldırılara değindi.

Celal Fırat’ın konuşması:

TOPÇU BABA ETKİNLİKLERİ

Bugün Topçu Baba etkinliklerinde federasyonumuz adına gerçekleştirdiğim konuşmadan…

Gepostet von Celal Fırat am Samstag, 15. Juni 2019

Celal Fırat’ın ardından AABK temsilcisi Mehmet Ali Çankaya’da bir konuşma gerçekleştirdi.

 

Continue Reading

Güncel

HDP: 15-16 Haziran 1970 işçi direnişi ittifaka çağırıyor

AleviNet

Published

on

15-16 Haziran 1970’te İstanbul ve İzmit’te çeşitli işyeri ve fabrikalardan yüz bini aşkın işçi şalter indirerek hayatı durdurmuş ve sokaklara çıkmıştı.

İşçi direnişine yapılan saldırıda üçü işçi, beş kişi hayatını kaybetmişti. 16 Haziran 1970 akşamı sıkıyönetim ilan edilerek, yüzlerce işçi karakollarda işkenceye maruz bırakılmış ve tutuklanmıştı.

HDP Emek Masası Çalışmaları Grubu Sözcüsü Hüseyin Taka, “Bütün bu saldırıların nedeni Türkiye’de gelişim gösteren ve geleceğe yönelik kendisini örgütleyebilen işçi hareketinin önünü kapatmak ve engellemeye yönelikti” dedi.

Taka şunları ekledi: “Ancak işçi direnişleri, siyasi dengeleri alt üst etti. Direniş toplumda hak alma bilincini geliştirdi. Direniş haklıydı çünkü devlet, işçi sınıfının mücadele örgütlerini, sendikalarını yasa yoluyla ortadan kaldıracaktı. Her yol denenmişti, işçinin elindeki tek yol sokaktı! 15-16 Haziran direnişinde, hiyerarşi yerine işçi inisiyatifi öndeydi.”

Yazılı açıklamada devamla şunlar belirtildi: “15-16 Haziran adaletsizliğe, hukuksuzluğa ve zulme karşı direnmenin her dönemde, her koşulda bir yolunun bulunabileceğini kanıtladı. Bugün gelinen noktada işçi sınıfı çok daha ağır koşullar altında, ağır tehditler altındadır. Bu koşullarda işçi sınıfının önünü açacak ve onu geleceğe taşıyacak yegane yol kendi tarihinden aldığı direnme gücüdür. Şartlar ağır, durum vahim olsa da biz gücümüzün farkındayız ve yolumuza bu bilinçle devam ediyoruz. Sahne bizim; oyun kurucular biziz!

Yapılması gereken AKP iktidarı eliyle büyüyen faşist ve baskıcı rejimi, işçi hareketi ve sendikal mücadele ekseninde halkların ortak mücadelesi ve dayanışmasıyla durdurmak ve geriletmektir. 15-16 Haziran direnişi başta olmak üzere direniş tarihinin bize yüklediği görev, hak ve hukuk mücadelesi için yan yana gelmemiz ve birlikte hareket etmemizdir. Bu konuda ilgili bütün kesimlere büyük sorumluluklar düşmektedir. Savaş ve yıkım politikalarıyla beslenen, halklara yönelik insanlık suçu işleyen bu anlayışa karşı tek yol emek ve demokrasi güçlerini yan yana getirerek toplumsal muhalefeti büyütmek ve yükseltmektir.

HDP olarak; emeğe karşı çıkarılan ve çalışma hayatını güvencesiz hale getiren yasalara ve iktidara karşı demokratik direniş hakkını kullanan sendikal yapıların ve emek örgütlerinin haklı mücadelelerinin her zaman yanında olacağımızı ifade ediyor, 15-16 Haziran direnişinde yaşamını yitiren emekçileri saygı ve minnetle anıyoruz.”

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI