Connect with us

.

Kültür-Sanat

Aryen Yayınları’ndan 2 yeni kitap

AleviNet

Published

on

Aryen Yayınları’ndan 2 yeni kitap çıktı. Mesut Demir’in araştırma-inceleme kitabı “Evrensel Tarih Kuramı” ve Avdê Şeddadi’nin şiir kitabı “Yaratılmamış ve yaratılmış ışıklar” raflardaki yerini aldı.

Evrensel Tarih Kuramı

7 bölümden oluşan 389 sayfalık Evrensel Tarih Kuramı’nda “Tarih nedir”, “Tarih yaklaşımlarında yöntem sorunu”, “Yazılı tarihin başlangıcından günümüze tarih teorileri”,  “İnsanlık tarihi kategorik düzeylerde ayrımlama sorunları”, “Evrensel tarihin tanımı” “Evrensel tarihin oluşum süreçleri” ve “Merkezi hegemonik güçlerin yan kolları konumunda olan uygarlıklar” ana başlıkları inceleniyor.

Yazar Mesut Demir kitabın önsözünde, “Evrenimizin yürüyüş hali olarak tarihi bilmek aynı zamanda kendini bilmektir. Kendimizi bildiğimiz oranda içinde soluk aldığımız evrenin muhteşem işleyişine eşlik edebilir ve onunla bütünleşebiliriz… Parçalar bir araya gelip bütünü oluşturur ama bütün sadece parçaların toplamı değildir; evrensel evrensel bütünün özüdür, köküdür. Bizim yapmak istediğimiz de tüm bu eksikliklerle, yetmezliklerle beraber ait olduğumuz köke dönebilmek, ait olduğumuz özün mahzenine varabilmektir. Ki o zaman varlık ve yokluğun oluşturduğu evrensel denklemde söyleyebilecek bir sözümüz olsun” diyor.

 Yaratılmamış ve yaratılmış ışıklar 

Avdê Şeddadi de “Yaratılmamış ve yaratılmış ışıklar” isimli şiir kitabının hemen başında kitabın isminin de geçtiği Avesta’dan şu alıntıyı yapıyor: “Zerdüşt sordu: Ey maddi dünyanın yaratıcısı sen kutsal biri! Yima’nın yaptığı Vara’da aydınlık saçan ışıklar nedir? Ve cevap verdi Ahura Mazda: Orada yaratılmamış ve yaratılmış ışıklar vardır. Yukarıdan parlar yaratılmamış ışıklar ve parlar aşağıdan yaratılmış ışıklar…”

Şeddadi, yazdığı şiirler için “bu şiirler hem gece hem de gündüz rüyalarımda doğdular ve yere / ayak bastıkları anda cellatlarım oldular” diyor.

AMED

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kültür-Sanat

Sokakta Mahallede Köyde Tiyatro Var

AleviNet

Published

on

William Shakespeare’in “Bütün dünya sahnedir” sözünden hareketle düzenlenen Toprak Sahne Tiyatro Festivali, İzmir’in Urla ilçesinde başladı. Bu yıl sekizincisi düzenlenen festivalin amacı tiyatroyu sokağa, mahalleye, köye taşımak. Türkiye’nin farklı şehirlerinden 20 tiyatro ekibinin katıldığı festival, 20 Haziran’a kadar sürecek. 22 farklı oyun sahnelenecek.

Beş köyün meydanına sahne kuruldu

Festivalin açılış kortejine kostümleriyle katılan oyuncular yol boyunca halkı selamladı. Uzun bacak, zıplayan bacak, canlı heykel ve pantomim sanatçıları Urla sokaklarını sahneye çevirdi. Urla Belediyesi’nin katkılarıyla festivali organize eden Toprak Sahne Tiyatrosu’nun Sanat Yönetmeni Onur Çatal, VOA Türkçe’ye yaptığı açıklamada, 2011 yılında yola çıkarken amaçlarının tiyatroyu köylere taşımak olduğunu söyledi. Çatal, “Urla’da köyler merkeze uzak. Bu nedenle onlar gelemiyorsa, biz köylere gidelim diye düşündük. Başlangıçta tiyatromuzun adı da Kaldırım Sahne idi. İşin içine köyler girince festivalin adını da tiyatromuzun adını da Toprak Sahne olarak değiştirdik. Bu yıl beş gün boyunca beş farklı köyde sahne kuruyoruz. Bademler, Özbek, Yağcılar, Uzunkuyu, Balıklıova ve Urla merkezde her gün hem çocuklara hem de yetişkinlere yönelik oyunlar sergilenecek” diye konuştu.

“İnsanlar tiyatroya gelemiyorsa, tiyatro insanların ayağına gitmeli”

​Festivale katılan tiyatro ekiplerinden biri de Samsun Sanat Tiyatrosu. Ekip, şair Hasan Hüseyin Korkmazgil’in “Ağlasın Ayşafağı” adlı kitabından sahneye uyarlanan “Gölgesinde Çınarın” adlı oyunu sergileyecek. VOA Türkçe’nin sorularını cevaplayan ekibin sanat yönetmeni Yaşar Gündem, “Bu festivalde tiyatronun sokağa, mahalleye, köye taşınması başarılıyor. Biz burada konuşurken şu anda Bademler köyünde perde açılmak üzere. Düzenlenen kampta 150 öğrenci bütün gün eğitmenleriyle beraber tiyatroyu öğrenecek. Ama bu festival beş gün sürüyor. Türkiye genelinde de duyarlı belediyeler öncelikle kendi tiyatrolarını kurmalı, kapalı salonları tiyatroya açmalı ve tiyatroyu mahalle arasına taşımalı. Ayşe teyzenin evine, Mehmet dedenin kahvesinin önüne taşımalı. Eğer insanlar tiyatroya gelemiyorsa, tiyatro insanların ayağına gitmeli” dedi.

Tarihi meydanda tiyatro söyleşisi

​Festival kapsamında planlanan söyleşilerin ilki de Urla’nın tarihi Malgaca pazarında gerçekleşti. Cezmi Baskın, Orhan Aydın, Cengiz Toraman ve Orçun Masatçı “Sanatın muhalefeti, yasaklamalar” başlıklı söyleşide tarihsel süreçten günümüze kadar tiyatronun ve tiyatro sanatçılarının karşılaştığı engellemeleri, baskı ve yasakları örnekleriyle anlattı.

Söyleşiden sonra Urla meydanına kurulan sahnede Aydın’dan gelen Ekip Atölye, Ekrem Reşit Rey’in unutulmaz eseri “Lüküs Hayat” oyununu sergiledi. Meydanı dolduran her yaştan Urlalı, oyunu izlerken tiyatronun büyülü dünyasına daldı.

Continue Reading

Kültür-Sanat

Devlet, Efrîn’de binlerce tarihi eseri çaldı!

AleviNet

Published

on

Türk devleti, işgal alanlarındaki tüm ekonomik kaynakları talan etti. Efrîn başta olmak üzere tüm işgal alanlarındaki ekonomik kaynakları adeta kurutan Türk devleti, şimdi de bölgedeki tarihi mekan ve eserleri gözüne kestirdi.

AĞIR İŞ MAKİNELERİYLE TARİHİ ESER ARADI!

Efrîn’de 144 tarihi mekan bulunuyor. Kentin gözde tarihi mekanlarından biri olan Nebî Hûrî, işgalin ardından Türk devleti tarafından ağır iş makineleri ile kazıldı. Bu kazılarda bölgedeki tarihi eserler ve mozaikler büyük zarar gördü.

Türkiye, ayrıca Neandertallere ait kemiklerin bulunduğu ve tarihi 100 bin yıl öncesine dayanan El-Dîdriyê mağarasında da kazı yaparak, çalabileceği tarihi eser aradı.

İşgalci Türk devleti, Efrîn’e yönelik saldırılarda tarihi M.Ö 1300’lere varan tarihi Eyn Dara Tapınağı’nı savaş uçakları ile bombaladı ve büyük bir bölümünü yıktı. Türk askerleri, işgalin ardından Eyn Dara Tapınağı’nda da kazılar yaptı ve birçok tarihi heykel buldu. Buradaki korsan kazılarda çekilen ve sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, tarihi heykellerin ikiye bölündüğü ve büyük zarar verildiği görülüyor. Görüntülerde ayrıca ağır iş makinelerinin tarihi yapıya büyük zarar vererek kazı yaptığı belli oluyor.

Efrîn’de tarihi eser kaçakçılığını sürdüren Türk devleti, Cindirês ilçesinin güneyindeki tarihi höyüğü de ağır iş makineleri ile kazdı. İşgalciler ayrıca tarihi höyüğün tepesine askeri üs kurdu.

NASİR: 16 BİN ESERİ ÇALDILAR, TÜRKİYE’YE GÖTÜRDÜLER

ANHA’nın haberine göre, Arkeoloji Müdürlüğü Eşbaşkanı Hemîd Nasir, Türk devletinin şu ana kadar 16 bin tarihi eseri çaldığını ve bunun büyük bir bölümünün de Efrîn’den alındığını aktardı. Nasir, bu tarihi eserlerin büyük kısmının da Türkiye’deki müzelere satıldığını söyledi.

TARİHİ HÖYÜKLERDE TALAN

Türk devleti, Ereb Şêxo, El-Dîdriyê, Zivingê, Ibêdan, Sewan, Qurbe, Stêr, Ên Hecerê (Eyn Hecer), Kefer Rûmê, Cûmkê, Sindiyangê, Durumiyê ve Meydankê başta olmak üzere Efrîn’in farklı bölgelerindeki 35 tarihi höyüğü talan etti. Görüntülerde, Cindirês ilçesindeki tarihi Dêr Belût höyüğünde Türk askerlerinin iş makineleri ile iki farklı noktasın kazı yaptığı görülüyor.

UNESCO listesinde yer alan Marmaron Kilisesi de işgalciler tarafından talan edildi. Raco’nun Elbîskê ve Tirmişa köyleri arasında bulunan tarihi Zira kalıntılarında kazı yapan işgalciler, burada birçok tarihi mozaiği çaldı. Türk devleti çeteleri ayrıca Mabata ilçesindeki Avrazê höyüğünde de kazı yaptı.

ÇAĞRI

Efrîn Kantonu Arkeoloji Müdürlüğü Eşbaşkanı Hemîd Nasir, Türk devletinin kentteki tarihi mekanlarda yarattığı tahribatın yerinde incelenmesi için bir uluslararası komite kurulması çağrısı yaptı. Nasir, Türk devletinin tarihi alanlarda yarattığı birçok tahribatı belgelediklerini söyledi.

Continue Reading

Kültür-Sanat

Muzîk dibe bêhna jiyanê

AleviNet

Published

on

Bermal Çem: “Her gerîlayek ji stranekê bi bandor bûye û ketiye nav lêgerîna azadiyê. Lewra gerîla bixwe efsuniyek veşartiye ku di nav notayên hîn nehatine nivîsandin de ye. Min li gelek cihan aniye ser zimên, ew notaya azadiyê ye û wê strana wê jî gerîla diyarî siberojê bike.”

Stranên gerîlaya Bermal Çem di nava civaka Kurd li rastî elaqeyeke baş tên. Newayên wê ji kaniyên çiyayên azad in, behsa serpêhatiyên gerîlayên Kurd dikin. Carinan êş û azar carinan çoş û dilxweşî ne notayên wê. Pal li çayayên asê ber li rojê ew stranên azadiyê dihûne.

Ji Ajansa Nûçeyan a Firatê rojnamevan Denîz Îke bi Bermal Çem re li ser kar û barê wê axivî. Gerîlaya hunerzan Bermal Çem dibêje, muzîk ji bo wê lêgerîna li heqîqet û rastiyê ye û gêrîlatiyê bi weke tişteke efsûnî bi nav dike.

Li gor we muzîk çiye? Hûn muzîkê çawa dinirxînin?

Ez muzîkê her tim weke bêhna jiyanê dinirxînim.Di demên gewriya mirov zuha dibe de, dil êdî di qefesa singa xwe de teng dibe muzîk dibe bêhna jiyanê. Ev gotin tenê ji bo jiyînê nîne. Wate barkirina jiyanê ye, qasî bêhnek jiyan di kêliyan de avakirine. Deng ango muzîk bi herîkîna gerdûnê re hevpar e. Ger muzîk di herîkîna gerdunê de nebûna wê her zindiyek ewqas bi muzîk bandor nebûna wê jiyan bi muzîkê neherikiya.

Di kêliyên herî bê deng de ez stranekê dibêjim. Ew dibe dengê dilê min. Dema ku li hember dengê gemar dixwazim guhê xwe bigrim, stranek guhdarî dikim. Dema ku çavê min dixwazin ronahiyê bibînin cardin li awazan temaşe dikim, ew awazên ku tenê yek deng û rengek nahewîne hundirê xwe, hemî reng û dengan dihewîne nav xwe. Ez ruhê jiyanê bi muzîk dijîm û dixwazim wate li jiyanê bar bikim. Çiya, xweza azadî ango tekoşîn bi muzîk xweşe. Her kêlî, bi huner di kar mayînde bibe. Ji dîrokê re rastiya vê jiyanê bihêle. Ez dema Zarok bûm bi demjimêran li kûçeyan dimeşiyan û distiriyam carna digiriyam carna jî dikeniyam, ez li xwe digeriyam. Min nizanîbû ku di wan awazan de rastiyan de civaka min rastiya zarokatiya min de veşartiye û ez li li du wan awazên zarokatiya xwe bazdam. Vaye îro xweza çiya û gerîla wek orkestrayek hembêza xwe ji min re vekiriye û çavê zarokê welatê min dikenin.

Têkiliya gerîla û muzîkê çawa ye?

Şehîdê yekem yê tevgera me Alî Doxan Yıldırım hevalek muzîkjen ango hunermend e, bi helbest û awaza xwe tevlî şoreşê dibe. Weke civaka xwezayî derketina tevgera azadiyê jî bi xwe re huner û muzîka Kurdî herikand, ango cardin zindî kir. Gelek komên NÇM, komên li Rojava yê Kurdistanê û HUNERKOM pêşengtî kirin. Ruhê şoreşê bi muzîka Kurdî û şoreşgerî can da û civak jî ber bi şoreşê ve herikî. Ji Mîzgînan, Sefkanan heta Zanîn, Devrîm û Delîlayan pirek bi hêz di nav civak, şoreş û muzîkê de hat avakirin. Lewra derketina tevgera azadiyê derketinek huneriye û bi awazên lehengan bû stran.

Her gerîlayek ji stranek bandor bûye û ketiye nav lêgerîna azadiyê. Lewra gerîla bixwe efsuniyek veşartiye ku di nav notayên hîn nehatine nivîsandin de. Min li gelek cihan aniye ser ziman, ew notaya azadiyê ye û wê strana wê jî gerîla diyar pêşerojê bike. Lewra gerîla di cengê de li dor agir li lutkeyê zinarekê, li ber avekê û li ser xaçireke kê dema dimeşe her bi stran e. Ew bê stran nikare dest bavêje qileşê, cudahiya gerîla tam jî ev e.

Di van rojên giran de divê hunermendek bi çi rolê rabe?

Em di serdemên dijwar de derbas dibin, şerek qirkirinê fîzîkî û çandî li ser gelê Kurd tê kirin. Ji bo rondikê dayikan lîstikên zarokan bi azadiyê were tackirin, divê di her alî de hunermend bixebitin û ji bo civakê pêşengtiyê bikin. Lê ji bo vê tekoşîna hunermendan gelek girîng e, zimanê huner pêşengtiya hunermenda dikare pêşeroja gelan diyar bike. Lewma çawa ku dengê Mizgînan di xeyalên me de lêgerîna heqîqetê avakir û îro xeyal dibin rastî, deng û hestê îro jî li ser vî şax dide. Hunermend ji divê bibe deng û wijdana gelan.

Bi vê boneyê herî dawî dixwazim kedkarê hunera Kurdî Huseyîn Çîftçî jî bi rêzdarî bibîr tînim ku beriya demekê bi nexweşiya penceşêrê jiyana xwe ji dest da û em ê li xeyalê van rêhevalên xwe jî xwedî derbikevin.

ANF

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI