Connect with us

Politika

Buldan: Arkadaşlarımızı yaşatmak boynumuzun borcu

Published

on

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, seçim programı kapsamında ilçe belediye eşbaşkan adaylarının da katılımıyla Çınar’ın ardından Ergani’ye geçti. HDP’li yönetici ve adayları binlerce kişi karşıladı.

Buluşmada, HDP Ergani Belediye eşbaşkan adayları Meryem Yıldız ve Ahmet Kaya, HDP-DBP il ve ilçe örgütü, HDP Amed milletvekilleri Saliha Aydeniz ve Semra Güzel, HDP-DBP Parti Meclisi (PM) üyeleri, HDP Amed Büyükşehir Belediye eşbaşkan adayları Hülya Alökmen Uyanık ve Selçuk Mızraklı, DBP Eş Genel Başkan Yardımcısı Halide Türkoğlu, Çermik Belediye eşbaşkan adayları, İttifak partisi temsilcileri yer aldı.

Ayrıca halk mitinge ellerinde HDP’nin renkli bayraklarıyla katılırken kadınların yöresel kıyafetleriyle katılması alana renk kattı. Mitingin yapılacağı alana, “Zedetir civak”, “Kaldığımız yerden devam edeceğiz”, “Lı zordariye yekıti” ve “Zulme karşı birlik ve dayanışma” pankartları asıldı. Halk sık sık, “Biji Serok Apo”, “Leyla Güven onurumuzdur” ve “Biji berxwedana zindanan” sloganlarını attı. Konuşmalar başlamadan önce bir dakikalık saygı duruşu yapıldı.

“NEWROZ’DAKİ TALEP TECRİDİN KALKMASIDIR”

Sinan Çiftyürek, Perşembe günü Amed’de yapılan Newroz’a değinerek milyonların tecridin kaldırılması talebi olduğuna dikkat çekti. Sinan ayrıca halkın 31 Mart’ta kayyımı göndereceklerinin mesajı verdiğini kaydetti.

“AMED’İN YOLU YOLUMUZDUR”

Meryem Yıldız, Amed Newrozu’ndaki mesajın net olduğunu belirterek, “Amed’e diyoruz ki yolunuz yolumuzdur. Tıpkı Leyla Güven gibi, tıpkı Zülküf Gezen yoldaşımız gibi. Talepleri talebimizdir” dedi. İktidarın kendilerinden çaldığı projeleri kendilerince uyguladığını belirten Ruken, Ergani halkının mucura betona kanmayacağını söyledi.

Ahmet Kaya, yarıda kalan hizmetleri tamamlayacağı sözü vererek Ergani halkını utandırmayacaklarını söyledi.

“HALK KAYYIMIN BİLETİNİ KESMİŞ”

Büyük bir coşkuyla karşılanan Buldan, halkı selamlayarak konuşmasına başladı. Buldan, 31 Mart tarihinden sonrada Kürt partileri arasındaki ittifakın devam edeceklerini kaydederek Kürtlerin birlik beraberliği sağladıklarını söyledi.

Erganililerin iradesine sahip çıkacağını vurgulayan Buldan, “Amed Büyükşehir başta olmak üzere ilçe belediyelerimize kayyım atadılar. Kadın eşbaşkanımız tutuklandı ona da selam gönderiyoruz. Halkımız kayyımların biletini kesmiş bütün heryerde kayyımlar 31 Mart’ta Ankara’ya gidecek. Halkın kayyımı istemediğini göstereceğiz” dedi.

Buldan, “Halkın kayyımlardan memnun olduğu söyleniyor peki neden kayyımlar aday gösterilmedi, Amed Büyükşehir belediyesinden hariç?” diye sordu.

AKP’nin gece gündüz HDP aleyhine propaganda yaptığını belirten Buldan, “HDP’den korktukları için, barış siyasetinden korkuyorlar. Çaldılar çırptılar Ergani’de işi olan var mı? Evine rahat gidebilen var mı? Gençlerimiz işsiz kahvelerde sokaklarda dolaşıyor. Sadece kendi yakınlarını iş sahibi yapıyor çünkü işsizlik onların umrunda değil” diye konuştu.

ARKADAŞLARIMIZI YAŞATMAK BOYNUMUZUN BORCU

Buldan, Selahaddin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, İdris Baluken, Sebahat Tuncel, Gültan Kışanak, Selma Irmak ve tutuklu olan vekillerden korkulduğunu söyledi.

Buldan, şöyle devam etti: “Selahaddin Demirtaş tutuklu olabilir ama yoldaşları buradadır. Dün milyonlar newroz alanlarında bir araya geldi ve Leyla Güven ve Selahaddin Demirtaşa selam gönderdiler. Leyla Güven ve beraberinde açlık grevinde olan arkadaşlarımız var. Arkadaşlarımızın açlık grevlerini sonlandırmak için tecridin kalkması lazım. Bunun için onları yaşatmak için elimizden geleni yapacağız. Yaşamlarını yitirmemesi için annelerimize söz veriyoruz. Onları yaşatmak boynumuzun borcudur.”

Buldan son olarak 31 Mart’ta Amed ve ilçelerinin bir kez daha tarih yazması gerektiğini ve Amed’in bu konuda örnek kent olduğuna dikkat çekti.

Konuşmaların ardından Kürt sanatçı Mesut Geweri’nin söylediği şarkı ve çekilen halaylar eşliğinde miting sona erdi.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Politika

Avusturya’da kaset skandalı: Erken seçim kararı alındı

Published

on

Başbakan Kurz, düzenlediği basın toplantısında, eski Başbakan Yardımcısı ve Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) Genel Başkanı Heinz Christian Strache’nin istifasını kabul ettiğini söyledi.

Kurz, FPÖ ile başarılı bir koalisyon oluşturduklarını ancak sürdürülebilmesi için çok fazla fedakarlık yaptığını, özellikle aşırı sağcı partiden kaynaklanan birçok ırkçı ve yabancı karşıtı olayla mücadele etmek durumunda kaldığını anlattı.

”ARTIK YETER”

Strache hakkında dün yayımlanan videonun ardından “Artık yeter” demek durumunda kaldığını ifade eden Kurz, “FPÖ hem Avusturya’nın imajını zedeledi hem de görevi olumsuz yönde kullanacağı izlenimi oluşturdu.” dedi.

”EN YAKIN ZAMANDA SEÇİM YAPILMASINI İSTİYORUM”

Kurz, bu koşullarda FPÖ ile koalisyonun yürümeyeceğini, Sosyal Demokrat Parti (SPÖ) ile de birçok konuda uyuşmadıklarını belirterek, “Cumhurbaşkanıyla yaptığım görüşmede erken seçime gidilmesi gerektiğini söyledim, en yakın zamanda seçim yapılmasını istiyorum.” diye konuştu.

BAŞBAKAN YARDIMCISI İLE RUS YATIRIMCI ARASINDA GİZLİ GÖRÜŞME

Avusturya Başbakan Yardımcısı Heinz-Christian Strache’nin gizli görüntülerini konuşuyor. Strache’nin söz konusu görüntülerde bir Rus yatırımcıya seçimlerde maddi yardımda bulunması karşılığında kamu ihalelerinde kolaylık sağlama sözü verdiği iddia edildi. Strache, yoğun eleştirilerin ardından bugün görevinden istifa etme kararı aldı.

24 Temmuz 2017’de İspanya’nın İbiza adasında gerçekleştiği belirtilen gizli görüşmenin kayıtlarına göre, şu anda FPÖ Meclis Grubu Başkanı olan Johann Gudenus da görüşmede yer aldı.

Destek karşılığı ihale sözü vermişti: İstifa etti

Continue Reading

Politika

HDP: Cezasızlık geleneğine derhal son verilsin!

Published

on

HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Sözcüsü ve Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, yaptığı yazılı açıklamada “17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplar Haftası vesilesiyle bir kez daha gözaltında kaybettirilen yüzlerce insanı anıyor, cezasızlık geleneğinin derhal sonlandırılması çağrımızı yineliyoruz” dedi.

Açıklamada, “Dünyanın birçok ülkesinde diktatör rejimlerin kullanmaktan imtina etmediği gözaltında kaybetme politikasının Türkiye’deki ilk adımı, 12 Eylül 1980 darbesinin gerçekleştiği gün atılmıştı. Bu tarihte üç kişi gözaltında kaybedilirken, ilerleyen günlerde bu sayı artmış, yalnızca birkaç gün içerisinde en az 15 yurttaş gözaltında kaybettirilmiş, 1990’lı yıllarda ise bu politika sistematik hale gelmiştir. Sistematikleştirilen bu politikanın ardında yatan mesaj çok açıktı: Muhalifleri yıldırmak, korku iklimini yaymak, itaatkâr bir toplum yaratmaktı” ifadeleri kullanıldı.

Başaran, devamla şunları belirtti: “Ancak bu karanlık tablonun içerisinde, İnsan Hakları Derneği ve Cumartesi İnsanları, yaratılmak istenen korku iklimine karşı hakikati ve kayıpları bulma arayışları ile bu politikayı teşhir etmiş, bu karanlığa adalet arayışlarını bıkmadan, usanmadan devam ettirerek ışık tutmuşlardır.

Kayıpları ararken kaybettirilmeyi göze alanların cesareti, bugün yaratılmak istenen benzer anlayışa meydan okumakta ve direnenlere umut vermektedir. Kayıp yakınları, devletin görevi olan gerçeği açığa çıkarma mücadelesini devam ettirirken, devlet erkanı ise Cumartesi İnsanlarının Galatasaray Lisesi önünde yıllardır sürdürdükleri barışçıl, sessiz eylemi yasaklamış, bu insanlara karşı polis şiddeti uygulamıştır. Adalet arayan ailelere şiddet uygulamanın yanı sıra, bu ülkenin adalet sistemi de gözaltında kayıpların ve faili meçhullerin yargıda devam eden dosyalarına beraat kararları vererek hakikat arayışına set çekmeye çalışmıştır. Ancak şu bilinmelidir kayıpların faillerini saklayan ve koruyan dönemin hükümetleri nasıl kaybetti ise bu geleneği devam ettiren yönetimler de kaybedecektir.

Bireyler, kaybettirildiklerinde bir anda dünyadan yok olmazlar; onları sevenlerin anılarında, hafızalarında ve arayışlarında ölümsüzleşirler. Kayıplar ölümsüzleşirken onları bulmak, onlara adaleti tesis etmekten geri duran devletler ve hükümetler ise insanlığın hafızasında mahkûm edilirler.

17 yıldır ülkeyi yöneten anlayışa, kayıpları bulma yükümlülüklerini hatırlatıyor, Birleşmiş Milletler Kayıplar Sözleşmesini imzalamaya davet ediyoruz ve yineliyoruz: Kayıplar bulunsun, failler yargılansın.”

Continue Reading

Politika

Öcalan kararı HDP oylarını etkileyecek mi?

Published

on

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün İmralı’daki cezaevinde bulunan Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla görüşme yasağının kaldırıldığını açıklamasının ardından Ankara’da siyasi çevrelerde öne çıkan “Hükümet 23 Haziran öncesinde ne yapmaya çalışıyor? HDP oylarına mı talip?” sorularına yanıt aranıyor.

CHP TBMM Grup Başkanvekili Engin Özkoç, hükümetin bu hamlesini “Yaptıkları şeyin neye denk geldiğine bakılmalı. Neden daha önce değil de, şimdi? Zamanlaması manidardır. Türkiye’de toplumu ayrıştıran, bölmeye çalışan bir iktidar var” sözleriyle değerlendiriyor. Özkoç, ana muhalefet partisi CHP’nin bu konudaki yaklaşımı konusunda DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, “Kendi içimizde ayrıca değerlendiriyoruz ama birtakım şeyler de çok ortada” diyor.

Özkoç, hükümetin 23 Haziran’da tekrar edilecek İstanbul seçimini genel seçim havasında yürütmek niyetini açıkça ortaya koyduğunu belirtirken, muhalefetin ise İstanbul seçiminin bir yerel seçim olduğu, halkla iletişimini bu yönde yürüttüğü konusunda kararlılıkla ilerlediğini anlatıyor.

Özkoç, “İstanbul’da 16 milyon insan yaşıyor ve hepsi ayrıştırmadan, köken sorgulamadan kendilerini doğru düzgün yönetecek bir belediye başkanı istiyor. Hepsi, kendilerini 18 gün yöneten Ekrem İmamoğlu’nun elinden mazbatasının neden alındığını çok iyi biliyor” diyor. Halkın hükümetin her açıklamasını sorguladığını, samimi bulmadığını öne süren Özkoç, Öcalan’ın avukatlarıyla görüşme yasağının kaldırılmasının da halkta karşılığı olmayacağı mesajını veriyor.

HDP: Seçmenimiz kolay avlanabilir bir seçmen değil

HDP TBMM Grup Başkanvekili Saruhan Oluç ise Öcalan’ın avukatlarıyla görüşme yasağının kaldırıldığına dönük açıklamanın HDP seçmenini etkileyip etkilemeyeceği konusunda DW Türkçe’ye “Oylara çok büyük bir etkisinin olacağı kanaatinde değilim. Şunu da herkes bilsin ki; HDP seçmeni kolay avlanabilir bir seçmen değildir” diyor. Oluç’a göre Adalet Bakanı Gül’ün açıklaması hükümetin bir “açılımı” olarak da nitelendirilmemeli. Bakan Gül’ün Öcalan’ın avukatlarıyla görüşebileceğini söyleyerek hukuki bir duruma işaret ettiğini anlatan Saruhan Oluç, “HDP’ye hediye edilmiş bir durum yok ortada. HDP seçmeni de bilinçsiz bir seçmen değil. Herkes, neyin ne olduğunu biliyor” diye konuşuyor.

Saruhan Oluç (DW/T. Ögreten)

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç

Avukatların Öcalan’la en son 2 Mayıs’ta görüştüğünü ancak bu görüşmenin arkasının gelmediğini hatırlatan Oluç, “Mesele sadece tecritin sona erdirilmesi değil, mesele insan hayatıdır” sözleriyle de cezaevlerinde süren açlık grevlerine dikkat çekiyor. Üç bin kişinin açlık grevinde, 30 kişinin ölüm orucunda olduğunu ve bu durumdan çok kaygılı olduklarını anlatan Saruhan Oluç, “Hükümet açılım yapacaksa, cezaevlerindeki bu durumu sonlandıracak adımlar atmalıdır. Açlık grevleri çok kritik bir noktaya gelmiştir. Grevlerin bitmesi için yeni bir karar alınacak mıdır, Öcalan’la görüşme yasağının fiilen sürdüğünü açıklayan avukatların Öcalan’la yeniden görüşme yapması için adım atılacak mıdır?” diye soruyor.

İyi Parti: Dertleri oy devşirmek

İyi Parti TBMM Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan da, Adalet Bakanı Gül’ün açıklamalarıyla hükümetin 23 Haziran için HDP’li seçmenden oy devşirme niyetini ortaya koyduğunu söylüyor. Türkkan, “Zamanlamanın manidar olmadığını söylemek mümkün değil. Bahçeli işaret verdi, hükümet harekete geçti. Seçim öncesinde açıklama yapıyorlar ki seçmene oynasınlar. Ama HDP seçmeninin iktidara prim vermediğini, vermeyeceğini görmek gerekiyor” diye konuşuyor.

AKP: Seçime endeksli konu değil

AKP Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, HDP’nin “cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin ve görüş engelinin ortadan kaldırılması” amacıyla mecliste gündeme getirdiği araştırma önergesinin tartışmaları sırasında Öcalan’la görüşme meselesinin uzun zamandır devam ettiğini, “sekiz yıldır görüşme yok” ifadesinin de doğru olmadığını söylemişti. Yayman hükümetin bu konuda sürekli teması, arayışı ve çalışması olduğunu dile getirmişti.

Hüseyin Yayman AKP Türkei ( DW/H. Köylü )

AKP Milletvekili Hüseyin Yayman

Yayman, DW Türkçe’ye Öcalan’ın görüşme yasağının kaldırılmasıyla ilgili olarak muhalefet eleştirilerini değerlendirirken zamanlamanın manidar olmadığı mesajını veriyor. Yayman, “Bu konu seçim endeksli bir konu değildir. Hükümetimizin tavrı çok nettir. Milli birlik, kardeşlik, demokrasi ve çözüm süreci için çok önemli adımlar attık, riskler aldık. Ama PKK terör örgütü sürekli bu durumu sabote etti, silahla karşılık verdi. Terörle mücadele ve milli birliğimiz için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz” diyor.

Erdoğan’a 19 Mayıs tepkisi

Muhalefet cephesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Samsun’da 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı için düzenlenecek resmi törenlere HDP’yi davet etmemesine de tepki var. CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, “Bu tür milli olaylarda, devlet protokolünü ilgilendiren olaylarda davete zaten gerek yok. Kimse, kimseye bir şey bağışlamıyor, bir lütufta bulunmuyor. Devlet protokolü bellidir” derken, HDP’nin mecliste temsil edilen bir parti olduğuna dikkat çekiyor.

İyi Parti TBMM Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, “Bizim zaten Samsun için daha önceden planladığımız bir programımız vardı. Erdoğan’ın doğrularıyla hareket etmiyoruz” derken, HDP’li Saruhan Oluç da “Erdoğan’ın, tüm partilere eşit yaklaşmadığı ortada. Bir cumhurbaşkanı gibi değil de, AKP Genel Başkanı gibi davranıyor. Biz, mecliste üçüncü partiyiz. Erdoğan’ın ayrıştırıcı tavrı bu gerçeği değiştirmiyor” açıklamasında bulunuyor.

 

Hilal Köylü/Ankara

© Deutsche Welle Türkçe

 

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI