Connect with us

.

Kadın

Çocuk tacizcisi imam serbest kaldı, Saadet Öğretmen isyan etti

AleviNet

Published

on

Sözcü’den Ali Ekber Şen’in haberine göre, Mersin’in Tarsus İlçesinde yaşayan ve yaz tatilinde babasının kasap dükkânının bulunması nedeniyle Adana’nın Pozantı İlçesi’ne bağlı Akçatekir Mahallesine giden E.S.’nin, camideki kuran kursunda imam M.D. tarafından taciz edildiği iddiasıyla açılan davanın duruşmasına devam edildi.

TACİZ SONRASI KENDİSİNİ OTOYOL KENARINDA BULMUŞ

İmam M.D. ‘nin tutuksuz sanık olarak yargılandığı duruşmada savcı, mütalaasında yaşananları anlatırken, “mağdurenin cami imamı tarafından malzeme getirmek bahanesiyle caminin altındaki ışıklandırması olmayan depoya gönderdiğini arkasından gelerek kendisine elle ve öperek tacizde bulunduğunu, giysilerini çıkardığını, bu sırada bayılan kızın kendisini daha sonra otoyol kenarına terkedilmiş olarak bulduğunu ve aradan geçen sürede ne olduğunu bilemediğini, ancak çamaşırında kan izleri gördüğünü söylediğini” belirtti. Savcı mütalaasında, beyanlardaki ve adli incelemelerdeki tutarlılık nedeniyle sanığın tutuklanmasını talep etti. Ancak mahkemeye heyeti, geçen duruşmada olduğunu gibi tutuklama talebini yine reddetti.

SAADET ÖĞRETMEN İSYAN ETTİ

Tacizle suçlanan imamın serbest bırakılması başta mağdure E.S.’nin ailesi olmak üzere, duruşmaya katılan Mersin Bürosu Avukatları ile Çocuk İstismarı Derneği Başkanı Saadet Özkan’ı isyan ettirdi. Daha önce İzmir’de bir okulda ortaya çıkardığı taciz olayı nedeniyle Uluslararası Cesaret Ödülüne layık görülen ve bu ödülü ABD Başkanı Melane Trump’un elinden alan Saadet Özkan, sosyal medyada ağlayarak çektiği videoda, karara isyan ettiğini belirterek, “Herkesi duyarlı olmaya, bu davayı takip etmeye ve çocuğumuza sahip çıkmaya çağırıyorum. 12 yaşında, derslerinde çok başarılı bir çocuk şu an okula gidemiyor, hayata küsmüş durumda, bu ülkede herkese sesleniyorum, gelin çocuklarımızı hep birlikte koruyalım” dedi.

ÜÇ KEZ İNTİHARA TEŞEBBÜS ETMİŞ

Mahkeme safhasında ailenin avukatları, E.S.’nin ailesinin 30 yıldır tanıdıkları imama güvenerek kızlarını Kuran kursuna gönderdiklerini belirtti. E.S.’nin annesi A.S ise “Kızımız 3 defa intihara kalkıştı. Sabaha kadar başında beklemekteyim. Geceleri çığlıklarla uyanmaktadır. ‘Yapma’ diye bağırmaktadır. Adalet istiyorum ve ceza almasını istiyorum” diye konuştu. Duruşmanın ardından sinirlerine hakim olamayan anne A.S. adliye koridorlarında tepkisini bağırarak dile getirdi.

SAVCININ MÜTALAASINDAN İĞRENÇ OLAYIN AYRINTILARI

29 Mart 2019 tarihine ertelenen duruşmada iğrenç olayın detaylarını (haberde yer vermedik) anlatan savcı, imam M.D.’nin “Çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişi hürriyetinden yoksun bırakma” suçlarından cezalandırılmasını talep etti. E.S.’nin olaydan sonra otoban kenarına bırakıldığını belirten Savcı, mütalaasında; Mağdurenin okuduğu yatılı okulda uyku ve uyum problemlerinin ortaya çıktığı, halisünasyonlar gördüğü, rehber öğretmenin mağdurenin durumunu fark etmesi üzerine durumu yetkililere bildirmesiyle soruşturmanın başladığını hatırlattı.

Adli Tıp Kurumu’nca hazırlanan raporun mağdurenin anlatımına uygun olduğunu belirten savcı ayrıca, mağdurenin mahkeme aşamalardaki beyanlarının tutarlı ve ayrıntılı olduğunu, mahkemece yapılan keşif sırasında mağdurenin anlatımına uygun sonradan ışıklandırılmış bir deponun var olduğunu, deponun içinde temizlik malzemelerinin bulunduğu ve tanıkların da bu şekilde beyanda bulunduğunu” kaydetti.

MERSİN MİLLETVEKİLLİNDEN TEPKİ

Duruşmayı takip eden CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır da duruşma sonrası yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Kadınlarımız Adalet, ‘Adalet, Adalet’ diye haykırıyordu. Daha önemlisi bir anne ‘adalet yok’ diye bağırıyordu. 4 yıl önce tecavüze uğrayan bir kızımızın dramı Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmekteydi. Herkes adalet istiyordu, sanığın tutuklanmasını istiyordu. Savcı da sanığın tutuklanmasını istiyordu. Ama mahkeme bir yaptırım uygulamaktansa, kızımıza bağırıp ‘yerine otur, sus, konuşma’ gibi cümleler kurabildi.” dedi.

“NEDEN KORUNUYOR, KİM KORUYOR”

CHP’li Başarır, olayı araştırdıklarını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Dosyaya baktığımız zaman, adli tıp raporlarına baktığımız zaman, olay yeri inceleme raporlarına baktığımız zaman, tanıkları dinlediğimiz zaman gerçekten ciddi bir suç şüphesi var. Ama bu şahıs o gün kuran kursunda görevli şahıs korunmakta. Neden korunuyor, kim koruyor, kimler koruyor. Şüpheli şahıs mahkemeye bile gelmiyor.”

TARSUS KADIN PLATFORMU AÇIKLAMA YAPTI

Tarsus Kadın Platformu ise duruşmanın yapıldığı Tarsus Adalet Sarayı önünde basın açıklaması yaptı. Platform adına açıklamayı okuyan Çiğdem Serin, “Kuran kursuna gittiği caminin imamı tarafından cinsel istismara uğrayan kız çocuğunun sesine ses katmak, “erkek adalet değil gerçek Adalet’in sağlanması için buradayız.” dedi

E.S.’nin 2018 yılında yurt müdürü ve rehber öğretmene 2015 yılında yaşadığı olayı anlatması ile dava süreci başladığını hatırlatan Serin, “Uzman psikoloğun E.S.’nin beyanlarının güvenilir olduğunu belirtmesine, tüm delil ve raporlara rağmen 3. duruşmada da sanığın yeniden tutuklanması talebi reddedilerek, sanık adeta erkek yargı tarafından ödüllendirilmiştir. Cinsel saldırı ve istismar suçları soruşturma, kovuşturma ve cezalandırma açısından en özensiz yürütülen, kadın ve çocukların adli süreçlerde ikincil haksızlara tekrar tekrar maruz kaldıkları bir suç tipidir. Cinsel suçlar çoğunlukla yargı aşamasına gelmeden örtbas ediliyor. Şikâyet edildiğinde, polis, savcı, mahkeme şikâyetleri ciddiye almıyor, başvuruda bulunan kadına ve çocuğa ön yargılı bir yaklaşım sergileniyor, delil toplanmıyor ya da bu davada olduğu gibi faili tutuklama tedbiri uygulanmıyor.” diye konuştu.

Denetlenmeyen cemaat-tarikat yurtlarında, Kuran kurslarında çocukların istismara açık hale geldiğini vurgulayan Serin şunları söyledi; “6 yaşında çocukla evlenilebilir” gibi açıklamalar yapan dinci-gerici tarikat ve vakıfların, “baba öz kızına şehvet duyabilir” diyen Diyanetin açıklamaları, 45 çocuğa tecavüz edilen ENSAR’ın aklanması, “bir kereden bir şey olmaz” söylemleri çocukları hedef haline getiriyor, failleri cesaretlendiriyor. Çocuklara karşı işlenen istismar suçu affedilemez, cezasız bırakılamaz, yeni istismar vakaları özendirilemez. Bu, suça ortak olmak, çocuklara karşı işlenecek suçlara zemin hazırlamaktır. Çocuğa yönelik istismarın üzerinde yükseldiği başta erkek egemenlik, dinsel gericilik ve çocuğu nesneleştiren, istismara açık hale getiren her tür yaklaşıma karşı mücadele edeceğiz. Bu davanın takipçisiyiz. Cinsel istismar faili imam gerekli cezayı alıp tutuklanana kadar adalet talebimizden vazgeçmeyeceğiz. İmam M.D. derhal tutuklanmalıdır ve bu olayda sorumluluğu olanlar hesap vermelidir. İstismar’ı aklatmayacağız, erkek yargının da erkek egemen sistemin de peşinde olacağız.”

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kadın

Hatay’da 22 yıllık bir kadın eğitim programı: KİHEP

AleviNet

Published

on

Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği tarafından 1995’den bu yana sürdürülen Kadın İnsan Hakları Eğitim Programı (KİHEP) 2005- 2011 yıllarında yapılan bağımsız araştırma raporuna göre 15 bin kadına ulaştı.

Bu çerçevede eğitimi yarıda kesilen her on kadından dördü eğitimini devam ettirebildi. Her on kadından üçü iş yaşamına katılabildi. Katılımcıların yüzde 94’ünün özgüveni arttı ve yüzde 89’u aile yaşamında daha fazla söz sahibi olmaya başladı. Yüzde 67’si siyasi açıdan aktifleşti ve yüzde 59’u kadın örgütlenmelerinde yer almaya başladı.

Hatay’da da Mor Dayanışma Kadın Derneği tarafından 16 hafta süren eğitim programın içeriğine ilişkin deneyimlerini paylaşan kadınlar, aldıkları eğitimden oldukça memnun.

Bu eğitim ile kadınların demokratik, eşitlikçi ve barışçı bir toplum düzeninin kurulması ve korunması sürecine özgür bireyler ve eşit yurttaşlar olarak katılımlarını destekleyen bir yerel taban oluşması amaçlanıyor.

Eğitimin içeriğinde, kadının insan hakları, anayasal ve medeni haklar, kadına karşı şiddet, aile içi şiddet, şiddete karşı nasıl stratejiler geliştirilebileceği, kadının ekonomik hakları, iletişim, toplumsal cinsiyetrollerine dayalı çocuk eğitimi ve çocuk hakları var.

Kadın ve cinsellik, doğurganlık hakları, kadın ve siyaset, feminizm, kadın hareketi ve kadın örgütlenmelerini kapsayan on altı hafta sürecek bir eğitim aslında bu.

Continue Reading

Kadın

Êzidi kadınlar 3 Ağustos’ta küresel eyleme çağırdı

AleviNet

Published

on

3 Ağustos 2014 günü Güney Kürdistan’ın Şengal kentine saldıran DAİŞ çeteleri binlerce çocuk, kadın, sivil insanı katletti. Binlerce Êzîdî kadın çeteler tarafından alıkonularak, cinsel köle statüsüne indirgendi, çok sayıda kadın işkencelere ve infazlara konu oldu. 21. yüzyılın en korkunç soykırımlarından birisiyle karşı karşıya kalan Êzidilerin onbinlercesi, YPG/YPJ savaşçıları ve HPG gerillalarının açtığı koridor sayesinde kurtarıldı.

Soykırım olarak kabul edilen bu saldırıların 5. yılı nedeniyle Almanya Êzidî Kadın Meclisleri Federasyonu 3 Ağustos’u Feminisid’e karşı eylem günü” ilan etti. Sadece kadın oldukları gerekçesiyle işlenen cinayetler için kullanılan Feminisid’e karşı dünyadaki bütün kadınları meydanlara çağıran federasyon 3 Ağustos’ta düzenleyecekleri renkli ve değişik eylem/etkinliklerle Şengal’e dikkat çekeceklerini bildirdiler.

Federasyonun öncülüğünde 3 Ağustos günü saat 11’de dünya çapında Şengal’de DAİŞ çeteleri tarafından katledilen ve kaçırılan kadınlar için 1 dakikalık saygı duruşu gerçekleşecek.

Kadın örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarına da ortak eylemler yapma çağrısı yapan Êzidî Kadın Meclisleri Federasyonu, eylemlerle başta Êzidi kadınların yaşadığı trajedi olmak üzere kadın cinayetlerinin son bulmasını talep edecek.

Feminisid’in bizzat DAİŞ çetelerinin eliyle gerçekleştiğine dikkat çeken federasyon, 3 Ağustos 2014’te kaçırılan Êzidi kadınların başta köle pazarlarında satılmak ve sistematik şekilde tecavüze uğramak olmak üzere her türlü insanlık dışı uygulamaya maruz kaldığını hatırlattı.

FEMİNİSİD NEDİR?

Yer yer batı Avrupa dillerinde “Femisid” olarak da kullanılan Feminisid kavramı ilk olarak İtalya ve Meksika’daki feminist hareketler tarafından kullanıldı. Kavram, 1970’li yıllarda feminist hareketinin öncülerinden Diana Russel’in geliştirdiği ve “cinsiyet nötrlüğünü” ifade eden “Femicide“ kelimesinden üretildi.

Cinayet anlamına gelen “homicide/homicide” kelimesiyle birleştirilerek üretilen kavrama göre kadın ölümleri ataerkil iktidar yapılarının bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Êzidî kadınlardan Merkel hükümetine suç duyurusu

Continue Reading

Kadın

ÜKK’li Çağlak: Polis ve savcılar ‘kocandır yapar’ diyor

AleviNet

Published

on

Türkiye’de sadece Haziran ayında üç yüze yakın kadın, eşi, babası, sevgilisi veya yabancı bir erkek tarafından şiddete maruz kaldı yada öldürüldü. Kadına yönelik şiddetin önü yasalarla kesilmezken, kadınlar bu şiddet furyasına karşı örgütleniyor. Ankara’da üniversiteli kadınlar, Üniversiteli Kadın Kolektifi (ÜKK) kurarak, kadınların yaşadıkları şiddete karşı sokaklarda kadınlara anayasanın 6284 numaralı kanunu anlatmaya karar verdi. 6284 numaraları kanuna göre kadınlar şiddete uğradıklarında, bu fiziksel şiddet olmak zorunda değil, en yakın karakola veya savcılığa giderek koruma kararı çıkartabiliyor. Hiçbir delil ve ücret göstermesine gerek kalmadan bunu yapabiliyor olacaklar.

Ankara Hukuk Fakültesi öğrencisi ÜKK üyesi Esmanur Çağlak, 6284 numaralı kanunu ve oluşumlarını ajansımıza değerlendirdi. Çağlak, “Üniversiteli Kadın Kolektifi kadınların yaşamlarının her alanlarında var olan erkek egemenliğine karşı mücadele eden bir oluşumdur. Üniversitelerin hem mekansal, hem fikirsel anlamda feminizasyonunu sağlamak için çeşitli faaliyetleri vardır” diye konuştu.

Çalışmanızdan söz edebilir misiniz?

Çalışmamızda üniversiteli hukukçu kadınlar olarak 6284 sayılı koruma kanunu mahallelerde kadınlara anlatarak kadınlarla dayanışmayı büyütüyoruz. Hukuk Fakültesi’nde öğrendiğimiz bilgileri mahallelerde kadınlarla buluşturmuş oluyoruz bu çalışmayla. Ankara’nın birçok mahallesinde kapı kapı dolaşarak birçok kadınla birebir temas kurup kanun hakkında bilgi vererek erkek şiddeti karşısındaki haklarını anlatıyoruz.

Nisan-Mayıs ayında ilk kez saha çalışmamızı Mamak ilçesinde yapmaya başladık. Kadınlardan olumlu dönüşler alıyoruz. Örneğin bir teyze ‘bize çok güzel bir şey yapıyorsunuz, ben gençliğimde rahmetli eşimden çok dayak yemiştim, başka kadınlara da ulaştırın, ihtiyacınız olur alın size harçlık’ diyerek para vermek istemişti.

Bu çalışmaya neden ihtiyaç duydunuz?

Ülkemizde birçok kadın şiddet tanımını fiziksel şiddet olarak biliyor. Oysa bu tanım çok geniş ve birçok şiddet türünü içerisinde barındırarak 6284 sayılı kanun kapsamına da giriyor. Çevremizde birçok kadının 6284 sayılı kanunu bilmediğini, şiddetin ne olduğunu bilmediğini fark ettiğimizde bunları kadınlara anlatmaya başladık. Kadınlar şiddete uğradıklarında nereye başvuracaklarını, hangi haklarının olduğunu, ekonomik, psikolojik, dijital şiddetin de bu kanun kapsamında yer aldığını bilirlerse koruma kararı çıkartarak şiddete karşı savunmasız olmadığını görebilirler.

Tabi bu kanun erkek şiddetinin bir çözümü değildir. Koruma kararı çıkartan birçok kadın ülkemizde maalesef polis ve yargının ihmali yüzünde kocası, sevgilisi, abisi tarafından öldürülüyor. Ama burada bizim amacımız bu ülkenin bir yurttaşı olarak var olan haklarımız aslında şiddete karşı uygulamada sıkıntı yaşanmasa oldukça etkin kullanılabilir. Biz de bu yolu tüketmenin kadınların yaşam savunusu için bir adım olduğunu düşünüyoruz yani devleti görevini yapmaya erkek şiddetine karşı yaptırım uygulanmasına zorluyoruz aslında.

6284 numaralı kanun nedir, kimleri kapsıyor, neden önemli?

Kadınlar şiddete uğradıklarında bu fiziksel şiddet olmak zorunda değil en yakın karakola veya savcılığa giderek koruma kararı çıkartabiliyor. Hiçbir delil ve ücret göstermesine gerek kalmadan bunu yapabiliyorlar bu nedenle erkek şiddetinin karşısında çok hızlı bir yaptırım uygulanmış oluyor kadının can güvenliği sağlanıyor.

Sizce bir kadın bu kanunu bildiğinde hayatında ne gibi değişiklikler olacak?

Ülkemizde maalesef bu kanunun uygulanma alanı çok dar, bir yandan kadınlar kanunlardan habersiz diğer yandan karakol veya savcılığa başvurduğunda kadına ‘kocandandır yapar’ gibi ifadelerle şiddeti kabullendirme çalışılıyor, koruma kanunundan bahsedilmiyor. Bu durumda bu ülkede yaşayan kadınların eşit bir yurttaş olarak hakların kullanmasını hem de kadın bu haklarını olduğunu bilerek daha özgüvenli hareket etmesini şiddetin karşısında savunmasız olmadığını anlaşılmasını sağlar

Beklentileriniz nedir?

Biz üniversiteli hukukçu kadınlar olarak kadın dayanışmasını büyütmek üniversitede öğrendiğimiz bilgileri halkla, kadınlarla buluşturmak için bu çalışmayı yapıyoruz.

Çalışmalarınıza ilk sokaklardan mı başlayacaksınız?

Nisan, Mayıs ayında ilk saha çalışmamızı Mamak’da başlattık. Temmuz ayında da Keçiören’de kapı kapı dolaşarak kadınlara kanunu anlatacağız.

Son olarak sizce kadına yönelik şiddetin temel nedeni nedir?

Kadına yönelik şiddet erkek egemen sistemin bir sonucudur. Yaşamlarımızın her alanı eril tahakküm altında buna karşı çıkan kadın ise erkek şiddeti ile cezalandırılıyor. Ben bunu ortaçağda yakılan cadılar dönemine çok benzetiyorum. Maalesef kadınların sokakta kahkaha atması, veya bir gün yemek yapmamasını şiddet görmesi için yeterli bir sebep oluyor. Bu durumda aslında çok yoğun şiddete maruz kalıyoruz. Ama bunun karşısında susmuyoruz, dayanışma ağları kuruyoruz, daha çok kahkaha atıyoruz. Kadınlar yaşamı üretmekten aldıkları güçle isyan etmekten asla vazgeçmiyor, asıl güzelliğimiz buradadır.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI