Connect with us

.

Politika

HDP’nin Bingöl adayları: Belediyeyi AKP’den alacağız

AleviNet

Published

on

HDP’nin Bingöl Belediyesi eşbaşkan adayları Senem Çakas ve Hişyar Özsoy, projelerini anlatarak, “Belediyeyi AKP’den alacağız. Projelerimizi halkımızla birlikte uygulayacağız” dedi. 

Halkların Demokratik Partisi (HDP), 31 Mart Yerel Seçimlere sayılı günler kala kitle çalışmalarını ve proje tanıtımlarına hız vermiş durumda. HDP, tüm imkan ve enerjisini seferber ederek, 31 Mart’tan güçlü bir sonuç ile çıkmak istiyor. HDP’nin tüm eşbaşkan adayları iddialı ve yerine kayyum atanan belediyeler şurada kalsın, sayısal olarak daha çok belediye alacaklarına olan inançlarını koruyarak çalışıyorlar. Bingöl eşbaşkan adayları da halihazırda AKP’nin elinde olan merkez belediyeyi almaya kararlılar.

Bingöl, doğası ve coğrafi konumu gereği Kürdistan’ın en yeşil ve nadide kentlerinden biri. Doğusunda Muş, kuzeyinde Erzurum ve Erzincan, batısında Dersim ve Elazığ, güneyinde ise Amed ile çevrili.

Aynı zamanda sosyolojik bağlamda da Alevi, Sünni, Zaza, Kurmanc ve Türklerin yaşadığı bir kent. Sanayinin ve ekonomik sirkülasyonun oldukça zayıf olduğu Bingöl’de kısmen tarım ve hayvancılık gelişkin. Fakat AKP hükümetleri döneminde ithalata bağlılığın artmasından kaynaklı ekonomi gittikçe çöküyor.

Bingöl esnafı, AKP’nin ekonomi politikalarından dolayı artık kepenk kapatmanın eşiğine geldi. Kentte işsizlik ve yoksulluk da had safhaya ulaşmış. Dolayısıyla bu da yeni arayışların kapısını aralamış oluyor.

HDP’nin eşbaşkan adayları Senem Cakas ve Hişyar Özsoy, AKP’nin artık Bingöllülerin beklentilerini karşılayamadıklarını, o yüzden de halkın tepkisinin büyümesine neden olduklarını söylüyor. Kentin hemen hemen her noktasında insanların ekonomik gidişattan muzdarip olduğunu aktaran adaylar, belediye yönetimini aldıklarında toplumsal sorunlara çözüm getireceklerini vurguluyor.

‘Bingöl’ü kadınlardan inşa edeceğiz’
Eşbaşkan adayı Senem Çakas, partilerinin önceden beri belediyelerde kadın politikaları müdürlüklerinin olduğunu hatırlatarak, kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve kadın istihdamının gelişmesi için çalışmalar yaptığını söyledi. Kadın çalışma alanlarını yaratmak için birimlerinin olduğunu belirten Çakas, konuşmasına şöyle devam etti:
“Biz belediye seçimlerini kazandığımızda bu birimlerimiz belediyemizde, bizimle beraber faaliyet gösterecekler. Aslında biz Bingöl genelinde kadınlarımızda kendilerine değer verecek bilinci oluşturmak istiyoruz. Çünkü biz kendimize değer verdiğimiz ölçüde başkalarından değer görürüz. Biz, belediyeyi elde ettikten sonra Avrupa Birliği’nden hibe yoluyla fon alarak, proje ekipleri kurmayı düşünüyoruz. Çünkü kadınlara maddi alanlar açmak istiyoruz.”

http://anfabone.com/22.03.2019_Bing%C3%B6l%20Belediyesi%20e%C5%9Fba%C5%9Fkan%20adaylar%C4%B1%20%C3%96zsoy-%C3%87akas_1.mp4

Şu anda kadınlar için yapılmış ve atıl durumda olan bir emek çarşılarının olduğunu ifade eden Çakas, şöyle konuştu: “Projelerimizle özellikle bu çarşıyı hareketlendirmek istiyoruz. Mahalle ve kent meclislerimiz olacağı gibi, kadın meclislerimiz de olacak. Kadınların hangi alanlarda etkin olduğunu bu meclisler sayesinde görmüş olacağız. Aryıca bir köy pazarı alanımız olacak ve burada da kadınlarımızın çalışmasına öncelik tanıyacağız. Çalışan kadınlarımız başta olmak üzere, tüm kadınlarımız için merkezde 5 tane ücretsiz çocuk kreşi açmak istiyoruz. Yine kadınlarımıza öncelik tanıyarak, büyük bir kompleks yapma projemiz var. Gençlerin, çocukların ve kadınların spor yapabilecekleri, kültür ve sanat faaliyeti üretebilecekleri bir yer olacak. Bu kompleks de çocuklarımızın anadillerini unutmamaları için, Zazaca ve Kürtçe dil kursları da vereceğiz. Biz, kadınların eliyle yeni Bingöl inşa edeceğiz. Ben inanıyorum ki, 1 Nisan sabahı ben Bingöl’ün kadın eşbaşkanı olacağım.”

Kadınlar korkmasın
Bingöllülerin kendilerine neden oy vermeleri noktasında da konuşan Çakas, şunları kaydetti:  “Çünkü biz barış ve kardeşlik istiyoruz. Biz bu coğrafyanın insanları olmamıza rağmen, dilimizi yok saymaya çalışıyorlar. Kardeş olduğumuzu ve herhangi bir problemimizin olmadığını söylüyorlar ama en basitinden çocuklarımıza isim verdiğimiz zaman bununla ilgili sorun yaşatıyorlar bizlere. Batıda hastanelere gittiğimizde, belirli bir bilince sahip dediğimiz doktorlar bile ayrımcılık uyguluyorlar. Çünkü böyle bir algı yaratmışlar bugüne kadar. O yüzden de halkımız, HDP’nin yanında olmaktan korkmasın. HDP, halkın partisidir. Maalesef insanlar üzerinde bir korku imparatorluğu mevcut. Ama biz bunu kıracağımız için bize güvenmeliler ve tercihlerini bizden yana kullanmalılar. Kadınlar ve gençler başta olmak üzere, kimse korkmasın yanımızda durmaktan. Benim de bir çocuğum ve eşim var. Eşim ve ailem beni sonuna kadar destekliyorlar. Ben Bingöl’ün ilk kadın eşbaşkanı olarak, sembol olmak ve özellikle kadınlarımızın beni desteklemesini istiyorum.”

Bingöl özü gibi kalsın
Eşbaşkan Adayı Hişyar Özsoy da Bingöl’ün diğer adaylarının gerçekçi olmadıklarına dikkat çekerek, şunları söyledi: “Biz onların vaatlerini dinledik. Çok uçuk vaatler de bulunuyorlar. Kendilerinin belediye yönetimine gelmesi durumunda ne işsizliğin ne de başka bir sorunun kalmayacağını söylüyorlar. Ama böyle bir durum yok maalesef. Çünkü belediyenin belli bir çalışma söz konusudur. Son derece sınırlı bir bütçesi var. Bizde bu bütçeyi kentin temel ihtiyaçlarını gidermek için kullanacağız. Bizim öyle Bingöl’ü Paris ya da Londra yapma gibi bir fantezimiz yok. Gerçekçi de değil zaten. Bingöl, kültürüyle, kimliğiyle ve tarihiyle özü gibi kalsın. Bu kentte yaşayan insanlar kentin temel hizmetlerinden faydalanabilsin. Hayat standartları yükselsin ve bir kentlilik bilinci oluşsun. Çünkü çok uzun bir zamandır çivi bile çakılmamış kente.

Bingöl için projeler
Bingöl’ün içme suyu probleminden tutun da çöp, otopark ve trafik sorunu orta yerde duruyor. Şimdi bir taraftan belediyenin bu tür hizmetleriyle uğraşırken diğer taraftan da yerel ekonomiyi güçlendirme koordinasyonu kurmak istiyoruz. Kentteki esnaf ve sanatkarlarla, ticaret odası ve işveren, sivil toplum örgütleri ve sendikalarla yan yana gelip, mümkün mertebe yerel ekonomiyi canlandırmak için birtakım projeler yapacağız. Bu kısmen turizm, tarım alanları ve iş bulunacak alanlarda meslek kurslarını artırmak temelinde olacaktır. Tabi biz belediye olarak yatırım yapıp, fabrika açarak insanları işe alacak bir durumumuz yok. Bunu diğer partilerin adayları söylüyorlar ama biz söyleyemeyiz. Yalan söylemiş oluruz. Çünkü bu, belediyenin çalışma alanı değil. Ama belediye özellikle kadın ve gençlerle yoğun meslek çalışmaları yapmalı.”

‘Bütçeyi halkla planlayacağız’
Önümüzdeki dönemlerde ekonomik krizin daha çok derinleşeceğine değinen Özsoy, belediyelerin bütçelerinin de daralacağını belirterek, şöyle devam etti:
“Zaten enkaz halinde bir belediyeyi almış olacağız. 120 milyon lira bütçesi var, aldığımız bilgilere göre 170 milyon lira da borcu varmış belediyenin. Mega ve marka projelere yönelmeyeceğiz. Kendine yetebilen, kentte hizmet alabilen ve özellikle dezavantajlı grupların ihtiyaçlarını karşılamak üzere bir vizyonumuz var. Engellilere, kadınlara, yaşlılara ve öğrencilere ciddi anlamda katkılarımız olacak. Kuracağımız kent, mahalle, kadın ve gençlik meclisleriyle de bütçeyi birlikte planlamış olacağız. Bütün temel giderlerden sonra belediyeden kalan miktarı çok adil bir şekilde hem mahallelere hem de toplumsal kesimlere dağıtmak istiyoruz. Bütün sorunları bir-iki yıl içerisinde çözmemiz mümkün değil. Yalan vaatlerde bulunmayalım. İnsanların içine çıkacak yüzümüz olsun. Ama küçük olan bu bütçeyi dış desteklerle artırarak, 5 yıl boyunca planlı bir şekilde takip edersek öyle inanıyorum ki Bingöl’ün birçok sorununu çözmüş oluruz.”

‘Gençleri siyasete teşvik edeceğiz’
Bingöl’de gençlerin madde bağımlılığı ve intiharları ile ilgili de konuşan Özsoy, şunları kaydetti: “Gençler bu toplumun yansımalarıdırlar. Eğer rehabilite edilecek bir şey varsa o da gençler değil, toplumun kendisidir. Çünkü 20’li yaşlardaki gençlerin çoğu üniversitelerden sonra boş geziyorlar. İş alanları çok sınırlı ve kaynakları zayıf. Genç intihar oranlarında Bingöl maalesef ilk sıralarda. İntihar malum, en önemli sosyolojik meselelerden bir tanesidir. Gençlik meclisiyle bu sorunların tespiti için yoğun çalışacağız. Özellikle bu intiharların önüne geçmek istiyoruz. Yine madde bağımlısı gençlerimiz çok fazla. Genel olarak onlarla sohbet ettiğimizde görüyoruz ki geleceğe yönelik en umutsuz olan kesim gençlerdir. Belediye bütçesinden hem kültürel ve bilimsel çalışmalar hem de meslek edindirmek için gençliğe bir bütçe aktaracağız. Ama temel hedefimiz gençleri toplumsal, ekonomik ve siyasal hayata katılmaya teşvik edeceğiz.”

‘Halk kazanmamızı istiyor’
Bingöllülerin gündemlerinde neler olduğunu ve partilerine olan yaklaşımlarını da aktaran Özsoy, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:  “Biz Şubat ayında Bingöl’e geldiğimizde ‘7 Haziran havası var’ demiştim. Halen de o havayı görebiliyorum. Çünkü ikitdar partisine karşı çok ciddi bir tepki var. Yine HDP’ye dönük olarak da aynı düzeyde bir sempati söz konusu. Bunu el sıkmalarından, gözle kurdukları iletişimden anlıyoruz. Daha önce burada hakim kılınan yoğun korkudan dolayı bize selam vermekten imtina eden insanlar vardı. Ama şu anda o korkunun kısmen de olsa aşıldığını görebiliyoruz. Çünkü elimizi daha sağlam sıkıyorlar ve temas kuruyorlar. Bu kez gerçekten de değişim istiyorlar. Kazanmamızı istiyorlar.

Bingöl’ün genelinde aşırı bir politik kültür maalesef söz konusu değil. Fakat HDP ile gönül bağı olan kitleler açlık grevleri ve tecride dair yüksek bir kaygıya sahipler. Ölümlerin bir tanesi oldu, malum. Taziyesinin bile defnedilmesine müsaade etmediler. Cenazeyi kaçırdılar. Yani bildiğiniz devlet tekrar iş başında. Daha fazla geç olmadan, ölümler olmadan bu meselenin artık akıl ve mantıkla bir şekilde ele alınarak bu tecrit rezaletinden ülkenin kurtulması gerekiyor.”  ANF/BİNGÖL

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Politika

Temelli: HDP seçmeni stratejik olarak İmamoğlu’na oy veriyor

AleviNet

Published

on

DW Türkçe’nin YouTube kanalı üzerinden canlı yayınlanan Nevşin Mengü ile Bire Bir programına konuk olan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Öcalan’dan, HDP’nin 23 Haziran seçimlerindeki tutumuna kadar birçok soruya yanıt verdi.

Temelli, Öcalan’ın da tüm hükümlülerin sahip olduğu haklardan yararlanması gerektiğini savundu. PKK lideri Abdullah Öcalan’ın sekiz yıl sonra avukatları tarafından ziyaret edilmesini değerlendiren Temelli, “Çok geç kalınmış bir karar, sekiz yıl boyunca avukatlarının görüşmemesi ciddi bir hak ihlaliydi” değerlendirmesini yaptı.

AKP’nin Öcalan hamlesi olarak değerlendirilen ziyarete ilişkin Temelli, iktidara çok sayıda çağrıda bulunduklarını söyledi: “Bu siyasete malzeme edilecek bir konu değil. Bu konu ile diğerlerinin birbirinden ayrılmasını çok net vurguladık.”

Yayının tamamını izlemek için tıklayın

“Çözüm süreci AKP ile olmayacak”

Sezai Temelli, Öcalan’ın avukat yasağının kaldırılmasının ardından yeni bir çözüm sürecinin başlayabileceği yönünde ortaya atılan iddialara ilişkin de değerlendirme yaptı. Temelli, “Türkiye’de yeni bir süreç başlayacak ama AKP ile başlamayacak. Gerçekten barış isteyen toplum bir süreç başlatacak. Bunu da demokrasi zeminini genişleterek başlatacak” dedi.

Eski eş genel başkan Selahattin Demirtaş’ın da aralarında olduğu beş bin HDP’linin hapiste olduğuna dikkat çeken Temelli, “Bu beş bin HDP’liyi içeride tutan şey savcıların ve yargıçların yorumu, bir yasa değil” diye konuştu.

“İmamoğlu mağdur oldu”

“Biz HDP olarak karşımızdakilerin bize davranışına göre siyasetimizi belirlemiyoruz” diyen Temelli, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini bir demokrasi referandumu olarak değerlendirdiklerini dile getirdi.

Seçimlerde CHP’li Ekrem İmamoğlu’nun mağdur olduğunu söyleyen Temelli, “İmamoğlu’na desteğimiz bir demokrasi ittifakı anlayışıyla var ettiğimiz bir destektir. Yoksa herhangi bir sandık sonucuna endeksli bir destekli değildir” dedi.

İstanbul’da tekrarlanacak olan seçimlere ilişkin partisinin öngörülerini de paylaşan Temelli, İmamoğlu’na olan desteğinin biraz daha artmasını beklediklerini söyledi. HDP seçmeninin stratejik olarak İmamoğlu’na oy verdiğini belirten Temelli, “HDP seçmeni İmamoğlu ile yeni tanıştı. İmamoğlu da bu oyların hakkını umarım verecektir” diye konuştu.

DW/ÖA,GA

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

Politika

Temelli: Halfeti’de Kürde ‘defol’ diyen zihniyet iş başında

AleviNet

Published

on

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, partisinin grup toplantısında güncel gelişmeleri değerlendirdi. Temelli, çocukları İmralı tecridine karşı açlık grevinde olan annelerin, Çerkesya Hareketi kurucu meclis üyelerinin de katıldığı toplantıda, Halfeti’deki işkence, açlık grevleri, seçim ve ekonomi gündemini değerlendirdi.

“Bugün Çerkes Soykırımı’nın yıl dönümü, 21 Mayıs 1864 tarihinde yapılan soykırımda 1 buçuk milyona yakın Çerkes hayatını kaybetti” diye sözlerine başlayan Temelli, “Çerkes halkının taleplerinin yerine getirilmesi için üzerimize düşeni yerine getireceğiz” dedi.

‘ARZUHALCİ GİBİ FEZLEKE YAZIYORLAR!’

Temelli’nin konuşmasından satır başları şöyle:

“Bugün 21 Mayıs. Tam 3 yıl önce bu Meclis, tarihinin belki de en karanlık ve utanç verici kararını aldı. Dokunulmazlıkları kaldırdı, hem de Anayasa’ya rağmen, onun amir hükmüne rağmen, Anayasa’yı atlatarak, bypass ederek bir karar aldı. O dokunulmazlıkların kaldırılmasına neden olan fezlekecilerdi. Tıpkı 3 yıl önce olduğu gibi gasp etmeye çalışıyorlar.

O fezlekelerle dokunulmazlıkları kaldırılan arkadaşlarımızın seslerini kısmaya çalıştılar. Hukuk, darbe mekaniğinin dişlerinde öğütüldü. Arkadaşlarımızı 3 yıl önce rehin aldılar ama direniş sürüyor. İçeride ve dışarıda hep birlikte direnmeye devam ediyoruz. İşte Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, İdris Baluken, Selma Irmak, Abdullah Zeydan, Ferhat Encü, Çağlar Demirel ve rehin alınan tüm arkadaşlarımız direniyor. Adaletli bir yaşamı ve onurlu bir barışı var edene kadar da hep birlikte direnmeye devam edeceğiz.

HALFETİ’DEKİ İŞKENCE

İşkenceciler yine hortladı, Urfa’dan gelen haberler ve görüntülerle bu ülke ’90’ların sahnelerini bir kez daha yaşıyor. Ters kelepçeyle yerle yatırılmış, ciddi işkence görüntüleri sosyal medyaya düştü. Urfa’da güvenlik güçleri halka zulüm ediyor. Bir operasyon gerçekleştiriliyor. Nasıl ve neden yapıldığı araştırılmadan orada yaşayanlara zulüm gerçekleştiriliyor, işkence gerçekleşiyor. Hatta işe giden insanların servis aracı taranıyor. 4 işçi yaralanıyor.

Kürde zulüm bitmiyor. Türkiye siyasetinin adeta değişmez zemini Kürde zulüm. Kürtlere ‘defol git’ diyen zihniyet hâlâ iş başında, zulüm, işkence hâlâ devam ediyor. Ve bu zulüm ve işkence görünmesin diye hakikatin sesi kısılmaya çalışılıyor. Medyayı ele geçirdikleri yetmiyor çok az kalmış özgür medyayı da, bağımsız yayın organlarını da cezalandırarak hakikatin sesini kısma peşindeler.

‘KAYYUM BORCU YÜZÜNDEN ELEKTRİĞİ KESTİLER’

Adaletsizlik durmak bilmiyor. Adeta bütün ülkeyi bir adaletsizlik cenderesinde, canını çıkarırcasına sıkmaya çalışan bir iktidar var. Bakın Mardin Büyükşehir’in elektrikleri kesilmiş, Marsu’nun borcu yüzünden. O denli borç yapıp gitmiş kayyum. Şimdi kalkmışlar hacze gidiyorlar. O borcu yapanların yakasına yapışmak yerine haciz ediyorlar. Gelmişler elektriği kesmişler. Oysa biliyoruz ki kayyımların ne tür yolsuzluklar yaptığını, belediyeleri nasıl talan ettiklerini, belediye taşınmazlarını çarçur edip usulsüz ihalelerle sattıklarını iyi biliyoruz.

‘KÜRTLERDEN 31 MART’IN İNTİKAMINI ALMAK İSTİYORLAR’

Bu politikalarının sonunda belediyeleri çalışamaz halde bırakıp gidenler, şimdi hâlâ Kürt halkından intikam alma peşinde. 31 Mart seçimlerinin hesabını sorma peşinde. Bu kürsüden defalarca söyledik, 31 Mart’tan çıkaracak dersleriniz var. Ders çıkarın, kendinize çeki düzen verin. Bu halkı, bu ülkenin gerçeklerini anlayın diye defalarca dile getirdik. Onlar bu dersi çıkarmak yerine bunun acısını halkımızdan çıkarma derdinde.

KADINA ŞİDDET

Adaletsizlik sürdüğü sürece şiddet de sürüyor. Şiddet her yerde, her sokakta, her mahallede. Daha geçen gün Diyarbakır Barosu’na kayıtlı 43 yaşındaki avukat Müzeyyen Boylu’yu kaybettik. Kendisine Allah’tan rahmet yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Bir kadın daha öldürüldü, aynı gün 3 kadın öldürüldü. Her ay onlarca kadın, her yıl yüzlerce kadın öldürülüyor. Kadına yönelik şiddet hız kesmiyor. Bu erkek egemen iktidarın, bu faşist zihniyetin şiddetinin en fazla yansıdığı yerlerden biri kadına yönelik şiddettir.

Kadına yönelik şiddet bir toplumu tümüyle şiddet girdabında tutmaktır.

‘AKADEMİSYEN VE GAZETECİLERİN YERİ CEZAEVİ DEĞİL’

‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ diyerek imza atan akademisyenlere yönelik şiddet devam ediyor. Yargı eliyle devam ediyor. Füsun Üstel hocamız cezaevinde.

Haluk Savaş hocamız KHK ile ihraç edildi, tutuklandı, beraat etti ama işine dönemiyor, pasaport alamıyor. Nihayet dün pasaport verileceği söylenmiş, bu pasaportu verirken de, ‘zaruri haller kapsamında pasaport veriliyor’ denmiş.

Tuna Altınel hocamız, matematikçi, çok değerli bir bilim insanı. Şu anda tutuklu, neden? Fransa’da bir konferansta Faysal Sarıyıldız vekilimize çevirmenlik yapmış diye.

Ayşe Düzkan gazeteci, cezaevinde. Özgür Gündem Gazetesi’nde nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği yaptı, basın özgürlüğünü savundu diye cezaevinde. Ayşe Düzkan bir isim; onun ötesinde yüzlerce gazeteci cezaevinde, gazetecilerin yeri cezaevi değil.

ANNELERİN DİRENİŞİ

Bu ceberut düzene karşı tüm bu arkadaşlarımız özgür kalana kadar devam edeceğiz. Çünkü bu özgürlük mücadelesinin önünde, bu tecride karşı mücadelenin önünde, bu faşizme karşı mücadelenin en önünde annelerimiz var. Onların önünde bir kez daha saygıyla eğiliyorum. Bu ülkeye onurlu bir barış gelsin diye, evlatlarımız ölmesin diye, cezaevindeki evlatlarımız ölmesin, açlık grevleri, ölüm oruçları son bulsun diye, her gün bu ülkenin sessizliğine inat seslerini yükseltmeye devam ediyorlar. Her türlü şiddete, saldırıya, zulme rağmen asla vazgeçmiyorlar. O yüzden de biz de annelerimizle beraber bu sese ses katmaya devam edeceğiz. Bu zulüm son bulana kadar sesimizi yükselteceğiz, ölümler olmasın, şiddet, zulüm ve savaş son bulsun diye onurlu barış mücadelesine güç katacağız, sesimizi yükselteceğiz.

AÇLIK GREVLERİ VE ÖLÜM ORUÇLARI

Tam 195 gündür, 6 buçuk aydır Leyla Güven; DTK Eşbaşkanımız, Hakkari Milletvekilimiz Leyla Güven açlık grevinde. Bu kahrolası sessizliği yırtmak için haykırıyor. Tüm Türkiye’yi tüm dünyayı duyarlı olmaya çağırıyor. 21 Kasım’da Nasır Yağız Hewlêr de açlık grevine başladı. 183’üncü gününde. Cezevlerinde 300’den fazla tutsak açlık grevinin 158’inci gününde. Avrupa’da Dilek Öcalan’ın Strazburg’da 14 siyasetçi ile birlikte başladığı açlık grevi 156’inci gününe geldi. Kandıra’da Sebahat Tuncel ve Selma Irmak sevgili başkanlarımız açlık grevinin 126’ıncı gününde. Dersim Dağ, 80’inci gününde, Van vekillerimiz Tayip Temel ve Murat Sarısaç 75’inci gününde. Evet bu isimleri sayıyorum ama istiyorum ki 3 bin insanın ismini tek tek sayayım. Bu ismini saydığım arkadaşlarımızın şahsında tüm Türkiye’ye sesleniyorum. Bugün cezaevlerinde 3 bin tutsak açlık grevindedir. Durum vahim hal almış durumdadır, buna son vermenin zamanıdır, bunun gereğini yerine getirme zamanıdır. Ölüm oruçları, cezaevindeki 30 tutsak ölüm orucundadır. Ölüm orucundaki ilk gruptaki 15 tutsağın bugün 22’inci günüdür.

Açlık grevindeki insanların çok ciddi sağlık problemleri var. Görme duyularını yitiriyorlar konuşamıyorlar, hareket etme kabiliyetlerini yitiriyorlar. Cezaevi yönetimleri bu insanların yardımına koşmak yerine, bu insanları darp ediyor, baskı uyguluyor, almaları gereken ilaçları, sıvıları vermiyor, engelliyorlar. Böyle bir faşist anlayışla karşı karşıyayız. Dışarıda “evlatlarımız ölmesin” diye bu sesi yükseltmeye çalışan annelere de saldırılar sürüyor. Bizzat güvenlik güçleri annelere saldırıyor. Annelere yönelik saldırılara karşı herkes sessiz. Bu sessizlik ürkütücüdür. Bu sessizlik ülkenin nasıl bir felaketle karşı karşıya olduğunun habercisidir. Gelin hep birlikte bu sessizliği yırtalım, gelin hep birlikte ses olalım. Ses olalım ki bu tecrit sonlansın. Sayın Öcalan üzerindeki bu tecride hep birlikte son verelim. Bu tecride son vermediğimiz sürece bu adaletsizlikler devam edecek. Bu hukuksuzluk, bu zulüm hepimizin kapısını çalacak. Tüm Türkiye halklarına, emekçilere, kadınlara, gençlere sesleniyoruz. Gelin bu sese ses katın, bu mücadeleye omuz verin.

Buradan hükümete, Adalet Bakanı’na da sesleniyorum, bir adım attınız, önemlidir, şimdi bunu tamamlama zamanı gelmiştir. Yasaların, hukukun ve vicdanın gereğini bir an önce yerine getirin, gerekeni yaparak hükümet olarak üzerinize düşeni gerçekleştirin.

TECRİT

Adalet Bakanı’nın da bizzat belirttiği gibi hükümlülerin avukatları ile görüşmesi kanuni bir haktır. Şimdi gereğini yapın. Avukatlar İmralı’ya gidebilsin ve müvekkilleriyle görüşebilsin. Bu bir haktır, bu hakkın gereği ne ise uygulamada hayata geçsin. Hep söyledik, hukuksuzluk sadece İmralı’da sürmüyor. Tüm ülkede bir hukuksuzluk hüküm sürüyor ve bu hukuksuzluk herkese yeni adaletsizlikler, yeni şiddet getiriyor. Hükümet, iktidar bunun ne denli farkında, bilmiyoruz.

’19 MAYIS’TAKİ MESAJLARI TEKÇİLİK OLDU’

19 Mayıs 1919’un 100’üncü yılı Samsun’da kutlandı. Kutlandı mı? Cumhur İttifakı’na iman tazelemeye gittiler. Tespih taneleri gibi dizilmişler, bir de fotoğraf çekmişler, sanırsınız ki emeklilik fotoğrafı. Evet, emekliliğiniz yakınlaştı, çok yakında sizi emekli edeceğiz. O fotoğrafı da duvara asarsınız emeklilik hatırası diye.

Türkiye İttifakıymış; Cumhur İttifakı’na yeni ambalaj. Hiç kimse yok, kadınlar yok gençler yok, emekçiler yok, neyin ittifakı bu? Aslında orada Türkiye’ye vermek istedikleri mesaj tekçiliktir.

Bize o fotoğrafı gösterdiler. Orada poz verenlerin, Cumhur İttifakı’nın bu ülkede yaratmış olduğu fotoğrafları ben buradan izninizle göstermek istiyorum. Bakın fotoğraf göstermek istiyorum benim güzel arkadaşlarımın fotoğraflarını göstermek istiyorum. Barış ve adalet mücadelesinden vazgeçmeyen arkadaşlarımızın fotoğrafını göstermek istiyorum. Evlatlarımız ölmesin diye direnen annelerimizin fotoğrafını göstermek istiyorum. Yeryüzü sofralarında oruç açmak isterken sevgili hocamızı yerde sürükleyenlerin ibret alacağı fotoğrafı göstermek istiyorum. 301 insanın öldürüldüğü Soma’da emekçilere reva görülen muamelenin resmini göstermek istiyorum. Ve inatla kayıp yakınlarını, Cumartesi Anneleri’ni, Barış Anneleri’ni göstermek istiyorum. Yıkılan kentlerimizi, yerinden yurdundan edilenlerin fotoğrafını göstermek istiyorum. Cezaevindeki gazetecileri, Barış Akademisyenlerini, katledilen kadınları. Gidip orada o fotoğrafı çektireceğinize bu fotoğraflara bakıp bunların müsebbibi olarak utanç duymalısınız. Bu ülkeyi getirdiğiniz yer budur.

‘BİZİM GÜZEL FOTOĞRAFLARIMIZ VAR’

Karamsarlık yok, vazgeçmek yok. Çünkü bizim güzel fotoğraflarımız var. Barışın fotoğrafı var, barış ve demokrasi mücadelesinden vazgeçmeyenlerin fotoğrafı var. Öyle 3-5 kişi değil, binlerce, milyonlarca insanın fotoğrafı var. 100 yıllık mücadelenin aydınlık yüzü olmaya devam ediyoruz. HDP umuttur, HDP direniştir. Bu ülkenin gerçek sorunlarını çözmeye adayız, her zaman böyle yaklaştık. Türkiye’nin ihtiyacı olan ne ise, ona cevap verecek siyaseti üretmek için yan yana geldik, omuz omuza verdik, bu mücadeleyi yükselttik.

‘HER GÜN 2 BİN İŞSİZ ÜRETİYORLAR’

Giderek kriz olmaktan felakete dönüşmüş bir ekonomi var karşımızda. Geçen gün Eyüp Dal isimli bir genç işsiz kendisini yaktı. Dün yaşamını yitirdi. 5 yıldır iş arıyor. Seçim öncesinde oy için vaatte bulunmuşlar, umutlandırmışlar, seçim bitmiş Şahinbey Belediyesi kapıyı yüzüne kapatmış. Ve bu genç de bedenini ateşe vererek isyan etmiş. Allah rahmet eylesin. Maalesef tablo budur. Genç işsizlik oranı yüzde 21. Sadece son 6 ayda 740 bin yeni işsiz yarattılar. Bu 740 bin işsizin 342 bini sanayiden. Sanayi üretimi işsiz üretimine dönüşmüş durumda. Her gün 2 bin işsiz üretiyorlar.

Ülkenin bütün kaynaklarını yolsuzluğa, savaşa yatırıyorlar. Suriye krizinin tüm maliyetleri Türkiye emekçilerinin üzerine yıkılmaya çalışılıyor.

‘KARAMSARLIĞI DEĞİŞTİRECEK GÜÇ HDP’DİR’

Bütün bu karamsar tabloyu değiştirebilecek yegane güç HDP’dir.

Faşizme dur diyeceğiz, dedik. Bunu da başardık ama seçimlerden sonra YSK marifeti ile 6 belediye eşbaşkanı arkadaşımız KHK bahane edilerek, 56 meclis üyemiz YSK tuzağı sonucunda mazbatalarından mahrum edildiler. Onların yerine yedekler atandı. Yani kayyumlar geldi .Evet kayyımcı zihniyet devam ediyor, hız kesmedi. YSK eliyle gerçekleştirdikleri bu meseleye artık savcılar müdahil oldu. Seçilmiş arkadaşlarımız üzerinde Tatvan’da olduğu gibi 9 belediye meclis için soruşturma başlatmışlar. Vali buna dayanarak bu 9 arkadaşımızı görevden almış. Zihniyet devam ediyor. Seçilmişlere, Kürt halkının iradesine saldırılar devam ediyor. Tıpkı seçim sürecinde yaptığımız itirazları reddettikleri gibi.

Aynı şeyi bugün İstanbul için yaptılar. Halkın iradesini yok saydılar, İstanbul’a geçici kayyum atadılar.

‘İSTANBUL’DA YİNE YENECEĞİZ’

Bu haksızlık ve hukuksuzluk karşısında ne yapacağız? Her zaman yaptığımızı yapacağız, nerede bir haksızlık, hukuksuzluk ve mağduriyet varsa, hak hukuk mücadelesi için orada olacağız. 23 Haziran İstanbul seçimlerinde de bir kez yendiğimiz ama yenildikçe doymayan bu iktidarı İstanbul’da bir kez daha yeneceğiz.

Demokrasi İttifakını var edeceğiz. Hep birlikte sokak sokak, iş yeri iş yeri, mahalle mahalle çalışacağız. Demokrasi ittifakıyla bu ceberut iktidarın gidişatını durduracağız. Ülkenin önünde yeni bir siyaset yolu açılmıştır. Umut doludur bir yol. Umudumuzla beraber yürüyeceğiz. HDP’yle yürüyeceğiz.

‘DEMOKRATİK ANAYASA YAPALIM’

Parlamento’ya bir kez daha çağrı yapıyoruz. İnisiyatif alın. KHK’lerle değil Parlamento’nun uzlaşacağı yasalarla ülkeyi yönetin. Bir an önce Türkiye’nin beklentisi olan, Türkiye’nin en önemli ihtiyacı olan anayasa çalışmalarına başlayın, Parlamento’nun kapılarını açın. Sivil toplum örgütlerine, sendikalara, emekçilere ve kadınlara açın. Türkiye toplumunun sesi Parlamento’da yükselsin. Hep birlikte demokratik bir anayasa yapalım.

Türkiye’yi TMK kıskacından bir an önce kurtarmalıyız. Bu kanun çerçevesinde haksız yere cezaevinde olan herkesin bir an önce özgürlüğüne kavuşması lazım. Yargıyı içine sürüklendiği bu adaletsizlikten bir an önce kurtarmalıyız. Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusu kağıt üzerinde kalmamalı, hayata geçmelidir. Talimatla hareket eden savcıların fezlekeleriyle bu ülkede adalet tesis edilemez. İfade ve basın özgürlüğü, bilimsel özgürlüğü ve her alanda özgürlüğü bir an önce var etmeliyiz.

‘HEP BİRLİKTE DİRENECEK VE KAZANACAĞIZ’

4 yıl önce başlayan mutlak tecrit, İmralı’da Öcalan’a uygulanan mutlak tecrit bütün ülkeyi çepeçevre sardı. Tecrit altındayız, bütün özgürlüklerimiz elimizden alındı, kalan birkaç özgürlüğe yönelik saldırılar devam ediyor. Tüm bunlara son verme zamanıdır. Türkiye’nin içinde bulunduğu siyaset krizinden çıkış böyle mümkün. Nerede bir adaletsizlik varsa, toplumun vicdanı nerede kanıyorsa, orada olacağız, orada bir araya geleceğiz, hep birlikte direnecek ve geleceğimize sahip çıkacağız. Sokağımızda, mahallemizde, iş yerimizde, kentimizde demokrasi ve barış mücadelesinde buluşacağız.”

Continue Reading

Politika

İYİ Parti YSK Temsilcisi’nden AKP’nin ‘çaldılar’ iddialarına yanıt

AleviNet

Published

on

YSK’nin gerekçeli kararı bugün de açıklanmadı CHP’den Yıldırım’a hodri meydan! Genel Kurul’da gündeme oturan ‘Siz çaldınız’ konuşması Öztrak’tan flaş istifa çağrısı!

YSK, 31 Mart’ta gerçekleşen İstanbul seçiminin iptaline ilişkin gerekçeli kararını henüz açıklamadı. RS FM’de yayınlanan Yavuz Oğhan’dan Bidebunudinle programına katılan İYİ Parti YSK Temsilcisi Aylin Özgül Kırmızıoğlu gecikme ile ilgili olarak, “Kısa kararda seçimin iptal edilme gerekçesi olarak sandık kurulu başkanlarının kamu görevlisi olmadığı yazılmıştı. ‘Sandıklar tespit ediliyor, şu sandıklarda hata var, şu usulsüzlük olmuştur’ denecek, o yüzden bir gecikme var diye düşünüyorduk. Ama dün görüldü ki muhalefet eden üyeler kararı görünce bildiğimiz gerekçeye aykırı bir metin ortaya kondu ve biz şimdi buna uygun muhalefet şerhi yazmak zorundayız demişler” diye konuştu.

‘BAŞKA GEREKÇELER YAZILDIYSA HUKUKA AYKIRI BİR DURUM VAR”

Gerekçeli kararın kısa karara aykırı olamayacağını söyleyen İyi Parti YSK Temsilcisi, “Başka gerekçeler yazıldıysa, tartışılamayacak kadar hukuka aykırı bir durum var” dedi.

“ÇETELELER SEÇİMİN İPTALİNE ETKİLİ OLMADI”

Gerekçeli kararda sadece sandık kurulu başkanlarının değil, imzasız tutanakların da sebepler arasında olduğu iddialarını da değerlendiren Kırmızıoğlu, “Çetelelerle ilgili itirazlar yapıldı. İncelendi ve bitti. Onlar seçimin iptaline yeterli olmadı. İddia edilen sandıklarda oylar yeniden sayıldı. Seçimin sonucuna müessir bir etkisi olmadığı görüldü. O itiraz zaten karşılandı” ifadelerini kullandı.

“KARARDA ‘ÇALMA’ KELİMESİ GEÇEMEZ”

AKP’li siyasetçilerin ‘çaldılar’ iddialarına da yanıt veren İYİ Parti YSK Temsilcisi Kırmızıoğlu, “200 sayfalık olduğu iddia edilen gerekçede çalma, hile, hurda gibi kelimeler geçemez. Biz bütün görüşmelerde bulunduk. Bunlarla ilgili delil sunulmadı ve böyle bir araştırma sonucunda ortaya böyle bir şey çıkmadı” dedi.

”23 HAZİRAN SONRASI YİNE AYLARCA SÜREN İTİRAZLAR OLABİLİR”

Yenilenecek seçimlerin de aylarca sürebileceğini belirten Aylin Özgül Kırmızıoğlu, “Seçim kanunundaki kesin olan hükümler maalesef burada aşıldı. 23 Haziran sonrası yine aylarca süren itirazlar olabilir. Elimizde bir sürü itiraz ve iptal gerekçeleri oldu” açıklamasını yaptı.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI