Connect with us

.

Yaşam-Ekoloji

Dünya’nın altını bitiyor mu?

AleviNet

Published

on

Dünyanın altın rezervlerinin tükenmekte olduğuna dair söylentiler son iki yılda ivme kazandı. Kanada merkezli maden şirketi Goldcorp’un yönetim kurulu başkanı Ian Telfer da dahil olmak üzere çok sayıda patron ve uzman, altın üretiminin bugün ulaşmış olduğu zirveden geri döndürülemez bir düşüş yaşanacağını öngörüyor.

Altın üretiminin zirveye ulaşması ise yeni bir şey değil. Altın üretimi, geçmişte keskin düşüşler yaşamadan önce en az dört kez en yüksek seviyelere ulaşmıştı. Ancak birçok uzman, altın üretiminin bugün ulaşmış olduğu zirvenin özel bir durum olduğu görüşünde. Bunun nedeniyse, geriye keşfedilecek başka bir büyük altın rezervinin kalmaması.

CFRA Research’te analist olarak görev yapan Matthew Miller, dünyadaki “en büyük ve en verimli rezervlerin halihazırda keşfedilmiş olduğunu” söylüyor. Miller, “Altın madencileri üretimleri doğrultusunda rezervlerini büyütme mücadelesi veriyor” diyor.

Düşüş yeni değil

Dünya Altın Konseyi’nin verilerine göre altın madeni keşiflerinin oranı son 30 yılda, maden şirketlerinin keşfe ayırdığı bütçenin artmasına rağmen, düşüş gösterdi.

Yeni keşifler ağırlıklı olarak, 250 bin onsun üzerinde altın üretilmesine olanak sağlayan, yaklaşık 5 milyon onsun üzerinde altına sahip altın yatakları. Uzmanlara göre, bu yeni keşiflerin arasında “dünya standardında” olan bir yatak ise neredeyse hiç mevcut değil. Bugün “dünya standardında” keşiflerin yapılamamasının, gelecekte kayda değer bir etkiyi beraberinde getireceği öngörülüyor. Bunun nedeni, bugünkü küresel altın üretiminin kaynağının neredeyse yarısının sözkonusu altın yatakları olması.

Aynı zamanda, yeni rezervlerden ton başına elde edilebilecek altın miktarı da düşüş eğiliminde. Metal danışmanlık şirketi Metals Focus’un verilerine göre, ortalama maden kalitesi 1970’lerin başında ton başına 10 gram iken, bugün ton başına 1,4 gram’a düşmüş durumda.

Goldminen in Kanada (pictue-alliance/empics/A. Vaughan)

Kanada’da altın madenleri

Altın kıtlığı yok

Altın rezervlerinin sayısının azaldığı bu ortamda, altın üretimi sektöründe son birkaç aydır birçok firmanın birleşme kararı alması da göze çarpan gelişmelerden biri.

Uzmanlar, maden sektörünün içerisinde bulunduğu darboğaza ilişkin olarak düşük altın fiyatlarını suçlarken, dünyada mevcut olan altının ise tükenmediğini vurguluyor. Maison Placements Canada’da maden analisti olarak görev yapan John Ing, “Şirketlerin sunduğu fiyatlar o kadar çekici ki, altın madencileri gidip altın yatağı aramaktansa altınlarını borsadan almayı tercih ediyor” diyor.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam-Ekoloji

Muson yağmurları Güney Asya’da 130’u aşkın can aldı

AleviNet

Published

on

Nepal’de yağışları yol açtığı su baskınları ve toprak kaymalarında en az 67 kişi hayatını kaybederken, 30 kişi de kayboldu.

Bangladeş’te 9 Temmuz’dan bu yana en az 29 kişi yaşamını yitirdi. Bunlardan 18’i yıldırım çarpması sonucu, 7’si de Bengal körfezinde bulundukları geminin batması sonucu öldü. 10 kişi de Bangladeş’in güney doğusunda Rohingyaların bulunduğu mülteci kampında hayatını kaybetti.

Pakistan’ın Keşmir bölgesinde, aşırı yağışların getirdiği ani sel felaketleri nedeniyle 18 kişi öldü, 50’yi aşkın ev yıkıldı.

Hindistan’da günlerdir yağan yağmur, dağlık Himaşal Pradeş bölgesinde bir kaç katlı bir binanın çökmesine neden oldu. Yerel yetkililere göre 13’ü asker olmak üzere 14 kişi hayatını kaybetti. Yıkıntılar arasında sağ çıkan bir asker, restoranda kutlama için bulunduklarını belirtirken, binanın aniden sallandığı ve yıkıldığını söyledi.

Güney Asya’da her yıl Haziran ve Eylül arasında yaşanan muson döneminde çok sayıda kişi hayatını kaybediyor ve ağır zararlar oluşuyor.

 

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

2016 yılında dünya genelinde 2 milyar ton çöp üretildi

AleviNet

Published

on

Dünya bankasının yaptığı bir araştırmaya göre, dünyada yaşayan 8 milyar kişi, 2,01 milyar ton çöp üretti. Aynı raporda dünyanın 2050 yılındaki çöp oranının ise 3,4 milyar ton olması beklendiğine dikkat çekildi.

Çöpler ne yapılacak? Yeniden kullanılabilir olanlar ayrıştırılırken, sert çöpleri ise gelişmekte olan ülkelerin sistemlerinin kaldıramaması gibi bir durum söz konusu. Batı ülkeleri ise sert çöplerini yakmak ya da yer altına gömmek gibi bir durum ile karşı karşıya kalıyor. Her iki durum da çevreye çok ciddi bir şekilde zarar veriyor.

Ancak uygulanan yöntem ise, gelişmekte olan ülkelere batının çöplerini cüzi bir miktar para karşılığında vermesi. Çin uzun yıllar boyunca ABD, İngiltere, Alman, Japonya ve Meksika çöplerini alarak değerlendirdi. Çin, 1992’den bu yana dünya genelindeki çöp oranının yüzde 72’sini aldı.

2017 yılında ise Çin, sanayi olmayan çöplere sınırlarının kapatıldığını açıkladı. Böylece Çin dışında kalan ülkelere, 2030 yılına kadar 111 milyon çöpün daha verilmesi gibi bir durum olacak.

Bu ülkeler, şu anda ise, Vietnam, Malezya, Hindistan, Endonezya, Tayland ve Filipinler’den destek alarak çöpü yakıyor ya da toprağa gömüyor. Bu ülkeler de Çin gibi yeni uygulamaları gündeme getiriyor.

Asya’dan sınırlanma getirilmesine karşılık, batılı ülkeler çöpler için yeni mekanlar arıyor. Bu mekanlar arasında ise Afrika kıtası bulunuyor.

Alternatif ise, çöplerin bozulmasını bekleyerek, orta çıkacak metan gazından elektriğin üretilmesine, çöplerin yakılmasına, gömülmesine, kimyasal malzemelerin ayrıştırılması gibi durumlar kalıyor.

Continue Reading

Yaşam-Ekoloji

Hasankeyf yerinde güzel

AleviNet

Published

on

Ekolojistler, sivil toplum ve meslek örgütleri Hasankeyf’in sular altında bırakılmak istenmesini protesto etti. HDP Milletvekili Ayşe Acar Başaran, “Uluslararası siyasi bir koz için Hasankeyf’i yok etmeyin. Hasankeyf olduğu yerde güzeldir” çağrısı yaptı. 

Hasankeyf Koordinasyonu, Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi ve Mezopotamya Ekoloji Hareketinin “Büyük Atlayış” etkinliği kapsamında, Hasankeyf’in sular altında bırakılmak istenmesini protesto etmek için yapmak istediği eylem, polis ve jandarma engeline takıldı. Hasankeyf’te düzenlenmek istenilen etkinliğe; Avrupa Parlamentosu Kültür ve Eğitim Komitesi Üyesi Julie Ward, HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, Muş Milletvekili Mensur Işık ve kentteki sivil toplum ve meslek örgütleri de katılarak destek verdi.

Eylemin yapılmak istendiği Hasankeyf’in giriş ve çıkışlarında kontrol noktaları kurularak, giriş ve çıkışlarda aramalar yoğunlaştırıldı. Yapılmak istenen eyleme katılanların Hasankeyf’e gelmesiyle eylemin yapılması için jandarma ile milletvekilleri arasında müzakere yürütüldü. Jandarma, basın açıklamasına izin verirken, Dicle Nehri’ne inişe ve suya girilmesine engel oldu.

‘İzin verilmemesi utanç’
Bunun üzerine kitle açıklama yaptı. Açıklamada, “Hasankeyf için geç değil”, “Kimliğimiz, kültürümüz, doğamız, tarihimiz, Hasankeyf’tir dokunma” pankartları açıldı. HDP Milletvekili Ayşe Acar Başaran, dünyanın her tarafında yapılan “Büyük Atlayış” etkinliğinin Hasankeyf’te yapılmasına izin verilmemesini “utanç” olarak değerlendirdi.

‘Hasankeyf’i yok etmeyin’
“Bu Türkiye hukuk sistemi ve demokrasisi için utanç vericidir” diyen Başaran, “Bizim atalarımızın bize bıraktığı mirası, önümüzdeki nesillere bırakmak sadece bizim değil; Batman Valisi’nden iktidara kadar herkesin görevidir.

Buradan o yüzden iktidara sesleniyoruz. 50 yıllık bir baraj için uluslararası siyasi bir koz için Hasankeyf’i yok etmeyin. Hasankeyf olduğu yerde güzeldir. Batman halkı ve Hasankeyf halkı bu projeyi istemiyor. Bu, yüzyıllarca sürecek bir ekosistemin bozulması demektir. Hiçbir zaman geç olmamıştır. Dünyada örnekleri vardır. Demokrat kamuoyuna sesleniyoruz. Hasankeyf için mücadele etmeye devam edelim” diye konuştu.

Avrupa Parlamentosu Kültür ve Eğitim Komitesi Üyesi Julie Ward da, barajlar için tarihi ve doğayı yok etmenin doğru olmadığını ifade ederek, “İnsanlık mirasını korumak için Haziran ayında da buradaydım. Su tutmadı, suyun tutulmasını istemiyoruz. İnsanlık mirasının kararları tek bir iktidar veremez” ifadesini kullandı.
 
‘Beş defa proje durduruldu’
Katılımcı kurumlar adına açıklama yapan HDP Milletvekili Mensur Işık da, “Bu fotoğraf, IŞİD’in yıktığı tarihi eserlerin fotoğrafına benziyor” dedi. Dicle Nehri ve Vadisi’nin canlılarıyla, insanlarıyla ve kültürüyle can çekiştiğini dile getiren Işık, “Türkiye devlet yetkilileri, Dicle’nin oluşturduğu vadiyi boğmak için 22 yıl önce harekete geçtiler. Vadiyi boğacak projeyi kabul etmeyen yerel halk da o günden bu güne projeye karşı direnmektedir. Tam beş defa Ilısu projesi durduruldu, ama her defasında yeni para, yasalar ve şirketlerle halkı es geçerek projenin inşaatına devam edildi” şeklinde konuştu.

Hükümetten Ilısu Baraj projesini durdurmasını isteyen Işık, Hasankeyf’in kurtarılması için mücadele çağrısı yaptı.
 
Batman çayına atladılar
Hasankeyf’in sular altında bırakılmasına ve Dicle Nehri’nin Ilısu Barajı nedeni ile yok edilmek istenilmesine karşı gerçekleştirilecek “Büyük Atlayış” etkinliğinin Hasankeyf Kaymakamlığı tarafından yasaklanmasının ardından ekoloji aktivistleri bu eylemi Batman Çayı’nda gerçekleştirdi. Hasankeyf’te yaşanan abluka nedeniyle “Büyük Atlayış”ı gerçekleştiremeyen ekoloji aktivistleri, Şerbetli Köyü mevkiinde Batman Çayı’nda suya girerek gerçekleştirdi. Batman Çayı’na el ele tutuşarak giren ekoloji aktivistleri, Hasankeyf ve Dicle Nehri’nin korunması çağrısını yineledi.

MA/BATMAN

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI