Connect with us

.

Kadın

Kızı saçlarından tutup tekme tokat dövdüler, dehşeti kaydettiler

AleviNet

Published

on

Üç arkadaş, kızı saçlarından tutarak sürükleyip, tekme tokat dakikalarca döverken, arkadaşları da telefonla dehşeti kaydetti. Görüntülerin arkadaşlar arasında paylaşılmasının ardından polis, üç kızı ifadeye götürdü.

Kütahya yaşayan S.K., arkadaşları S.Y. ve H.S. ile birlikte, hakkında dedikodu yaptığını iddia ettiği S.A. adlı kızı Vefa Mahallesi’ndeki hemzemin geçide götürdü. Burada taraflar bir süre konuştu. Ardından S.K. ve iki arkadaşı, saçlarından tutarak sürükledikleri S.A.’yı küfür ederek tekme tokat dövdü. Dehşet anları dakikalarca sürdü. Bu sırada kızların yanındaki erkek arkadaşları müdahale etmeye çalıştı. Dakikalarca süren dehşet anlarını S.Y.’nin başka bir kız arkadaşı cep telefonu ile kaydetti.

SORUŞTURMA BAŞLATILDI

Cep telefonu görüntülerinin arkadaşlar arasında paylaşılmasının ardından polis olayla ilgili soruşturma başlattı. Polis, kimliklerini belirlediği kızlardan S.K. ile arkadaşları S.Y. ve H.S.’yi ifade için Kütahya Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şubesi’ne götürdü.

Şiddete uğrayan kıza ulaşılması için de çalışmaların sürdüğü belirtildi.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kadın

Êzidi kadınlar 3 Ağustos’ta küresel eyleme çağırdı

AleviNet

Published

on

3 Ağustos 2014 günü Güney Kürdistan’ın Şengal kentine saldıran DAİŞ çeteleri binlerce çocuk, kadın, sivil insanı katletti. Binlerce Êzîdî kadın çeteler tarafından alıkonularak, cinsel köle statüsüne indirgendi, çok sayıda kadın işkencelere ve infazlara konu oldu. 21. yüzyılın en korkunç soykırımlarından birisiyle karşı karşıya kalan Êzidilerin onbinlercesi, YPG/YPJ savaşçıları ve HPG gerillalarının açtığı koridor sayesinde kurtarıldı.

Soykırım olarak kabul edilen bu saldırıların 5. yılı nedeniyle Almanya Êzidî Kadın Meclisleri Federasyonu 3 Ağustos’u Feminisid’e karşı eylem günü” ilan etti. Sadece kadın oldukları gerekçesiyle işlenen cinayetler için kullanılan Feminisid’e karşı dünyadaki bütün kadınları meydanlara çağıran federasyon 3 Ağustos’ta düzenleyecekleri renkli ve değişik eylem/etkinliklerle Şengal’e dikkat çekeceklerini bildirdiler.

Federasyonun öncülüğünde 3 Ağustos günü saat 11’de dünya çapında Şengal’de DAİŞ çeteleri tarafından katledilen ve kaçırılan kadınlar için 1 dakikalık saygı duruşu gerçekleşecek.

Kadın örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarına da ortak eylemler yapma çağrısı yapan Êzidî Kadın Meclisleri Federasyonu, eylemlerle başta Êzidi kadınların yaşadığı trajedi olmak üzere kadın cinayetlerinin son bulmasını talep edecek.

Feminisid’in bizzat DAİŞ çetelerinin eliyle gerçekleştiğine dikkat çeken federasyon, 3 Ağustos 2014’te kaçırılan Êzidi kadınların başta köle pazarlarında satılmak ve sistematik şekilde tecavüze uğramak olmak üzere her türlü insanlık dışı uygulamaya maruz kaldığını hatırlattı.

FEMİNİSİD NEDİR?

Yer yer batı Avrupa dillerinde “Femisid” olarak da kullanılan Feminisid kavramı ilk olarak İtalya ve Meksika’daki feminist hareketler tarafından kullanıldı. Kavram, 1970’li yıllarda feminist hareketinin öncülerinden Diana Russel’in geliştirdiği ve “cinsiyet nötrlüğünü” ifade eden “Femicide“ kelimesinden üretildi.

Cinayet anlamına gelen “homicide/homicide” kelimesiyle birleştirilerek üretilen kavrama göre kadın ölümleri ataerkil iktidar yapılarının bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Êzidî kadınlardan Merkel hükümetine suç duyurusu

Continue Reading

Kadın

ÜKK’li Çağlak: Polis ve savcılar ‘kocandır yapar’ diyor

AleviNet

Published

on

Türkiye’de sadece Haziran ayında üç yüze yakın kadın, eşi, babası, sevgilisi veya yabancı bir erkek tarafından şiddete maruz kaldı yada öldürüldü. Kadına yönelik şiddetin önü yasalarla kesilmezken, kadınlar bu şiddet furyasına karşı örgütleniyor. Ankara’da üniversiteli kadınlar, Üniversiteli Kadın Kolektifi (ÜKK) kurarak, kadınların yaşadıkları şiddete karşı sokaklarda kadınlara anayasanın 6284 numaralı kanunu anlatmaya karar verdi. 6284 numaraları kanuna göre kadınlar şiddete uğradıklarında, bu fiziksel şiddet olmak zorunda değil, en yakın karakola veya savcılığa giderek koruma kararı çıkartabiliyor. Hiçbir delil ve ücret göstermesine gerek kalmadan bunu yapabiliyor olacaklar.

Ankara Hukuk Fakültesi öğrencisi ÜKK üyesi Esmanur Çağlak, 6284 numaralı kanunu ve oluşumlarını ajansımıza değerlendirdi. Çağlak, “Üniversiteli Kadın Kolektifi kadınların yaşamlarının her alanlarında var olan erkek egemenliğine karşı mücadele eden bir oluşumdur. Üniversitelerin hem mekansal, hem fikirsel anlamda feminizasyonunu sağlamak için çeşitli faaliyetleri vardır” diye konuştu.

Çalışmanızdan söz edebilir misiniz?

Çalışmamızda üniversiteli hukukçu kadınlar olarak 6284 sayılı koruma kanunu mahallelerde kadınlara anlatarak kadınlarla dayanışmayı büyütüyoruz. Hukuk Fakültesi’nde öğrendiğimiz bilgileri mahallelerde kadınlarla buluşturmuş oluyoruz bu çalışmayla. Ankara’nın birçok mahallesinde kapı kapı dolaşarak birçok kadınla birebir temas kurup kanun hakkında bilgi vererek erkek şiddeti karşısındaki haklarını anlatıyoruz.

Nisan-Mayıs ayında ilk kez saha çalışmamızı Mamak ilçesinde yapmaya başladık. Kadınlardan olumlu dönüşler alıyoruz. Örneğin bir teyze ‘bize çok güzel bir şey yapıyorsunuz, ben gençliğimde rahmetli eşimden çok dayak yemiştim, başka kadınlara da ulaştırın, ihtiyacınız olur alın size harçlık’ diyerek para vermek istemişti.

Bu çalışmaya neden ihtiyaç duydunuz?

Ülkemizde birçok kadın şiddet tanımını fiziksel şiddet olarak biliyor. Oysa bu tanım çok geniş ve birçok şiddet türünü içerisinde barındırarak 6284 sayılı kanun kapsamına da giriyor. Çevremizde birçok kadının 6284 sayılı kanunu bilmediğini, şiddetin ne olduğunu bilmediğini fark ettiğimizde bunları kadınlara anlatmaya başladık. Kadınlar şiddete uğradıklarında nereye başvuracaklarını, hangi haklarının olduğunu, ekonomik, psikolojik, dijital şiddetin de bu kanun kapsamında yer aldığını bilirlerse koruma kararı çıkartarak şiddete karşı savunmasız olmadığını görebilirler.

Tabi bu kanun erkek şiddetinin bir çözümü değildir. Koruma kararı çıkartan birçok kadın ülkemizde maalesef polis ve yargının ihmali yüzünde kocası, sevgilisi, abisi tarafından öldürülüyor. Ama burada bizim amacımız bu ülkenin bir yurttaşı olarak var olan haklarımız aslında şiddete karşı uygulamada sıkıntı yaşanmasa oldukça etkin kullanılabilir. Biz de bu yolu tüketmenin kadınların yaşam savunusu için bir adım olduğunu düşünüyoruz yani devleti görevini yapmaya erkek şiddetine karşı yaptırım uygulanmasına zorluyoruz aslında.

6284 numaralı kanun nedir, kimleri kapsıyor, neden önemli?

Kadınlar şiddete uğradıklarında bu fiziksel şiddet olmak zorunda değil en yakın karakola veya savcılığa giderek koruma kararı çıkartabiliyor. Hiçbir delil ve ücret göstermesine gerek kalmadan bunu yapabiliyorlar bu nedenle erkek şiddetinin karşısında çok hızlı bir yaptırım uygulanmış oluyor kadının can güvenliği sağlanıyor.

Sizce bir kadın bu kanunu bildiğinde hayatında ne gibi değişiklikler olacak?

Ülkemizde maalesef bu kanunun uygulanma alanı çok dar, bir yandan kadınlar kanunlardan habersiz diğer yandan karakol veya savcılığa başvurduğunda kadına ‘kocandandır yapar’ gibi ifadelerle şiddeti kabullendirme çalışılıyor, koruma kanunundan bahsedilmiyor. Bu durumda bu ülkede yaşayan kadınların eşit bir yurttaş olarak hakların kullanmasını hem de kadın bu haklarını olduğunu bilerek daha özgüvenli hareket etmesini şiddetin karşısında savunmasız olmadığını anlaşılmasını sağlar

Beklentileriniz nedir?

Biz üniversiteli hukukçu kadınlar olarak kadın dayanışmasını büyütmek üniversitede öğrendiğimiz bilgileri halkla, kadınlarla buluşturmak için bu çalışmayı yapıyoruz.

Çalışmalarınıza ilk sokaklardan mı başlayacaksınız?

Nisan, Mayıs ayında ilk saha çalışmamızı Mamak’da başlattık. Temmuz ayında da Keçiören’de kapı kapı dolaşarak kadınlara kanunu anlatacağız.

Son olarak sizce kadına yönelik şiddetin temel nedeni nedir?

Kadına yönelik şiddet erkek egemen sistemin bir sonucudur. Yaşamlarımızın her alanı eril tahakküm altında buna karşı çıkan kadın ise erkek şiddeti ile cezalandırılıyor. Ben bunu ortaçağda yakılan cadılar dönemine çok benzetiyorum. Maalesef kadınların sokakta kahkaha atması, veya bir gün yemek yapmamasını şiddet görmesi için yeterli bir sebep oluyor. Bu durumda aslında çok yoğun şiddete maruz kalıyoruz. Ama bunun karşısında susmuyoruz, dayanışma ağları kuruyoruz, daha çok kahkaha atıyoruz. Kadınlar yaşamı üretmekten aldıkları güçle isyan etmekten asla vazgeçmiyor, asıl güzelliğimiz buradadır.

Continue Reading

Kadın

Sağlık Sen İzmir üyelerinden şiddete karşı bantlı eylem

AleviNet

Published

on

Bayraklı 20 No’lu Aile Sağlığı Merkezi’nde hasta B.Y. Dr. Mahide Agara’dan kendisine rapor yazmasını istemiş, Dr. Agara’nın olumsuz cevap vermesi üzerine hasta B. Y.doktor ve iki sağlık çalışanını darp etmişti. Diğer yandan, Tepecik Eğitim Araştırma Hastanesi Dahiliye yoğun bakım servisinde 72 yaşındaki bir hastanın hayatını kaybetmesi üzerine, yaklaşık 30-35 kişilik cenaze yakınları tarafından çalışanlar saldırıya uğrayıp, darp edilmişti.

Yaşanan şiddetin ardından sağlık çalışanları eylem yaparak, en son yaşanan şiddeti protesto etti. Eylem sırasında ağızlarına siyah bant çekerek, tepkilerini dile getiren çalışanlar her gün şiddetle karşı karşıya olduklarını ifade etti. Demokratik Sağlık Sen İzmir İl Başkanı Ahmet Doğruyol’da şiddete uğrayan sağlık çalışanlarının hep yalnız bırakıldığını söyledi. Doğruyol,” Öncelikle verilen ve verilecek cezaların caydırıcılığının olması gerekmektedir. Sağlık hizmeti veren çalışanların görevi başında olan bir devlet memuru olduğu unutulmamalıdır. Sağlık personeline bırakın şiddet uygulamayı, hakaret ve küfrün ağır cezaları olmalıdır. Sağlık personeline karşı işlenen suçların cezasının hiçbir şekilde paraya dönüştürülememesi sağlanmalıdır.” dedi.

“BİBER GAZI VERİLSİN”
Şiddete uğrayan çalışanların kendini koruması için biber gazı verilmesi gerektiğini de belirten Doğruyol, sözlerini şöyle sürdürdü: ” Tehlike karşısında kullanılmak kaydıyla sağlık personeline biber gazı vb. ekipman verilmelidir. Tehlike arz edecek, yaşanan sözlü ya da fiili saldırılardan hemen sonra sağlık müdürlüğü avukatları olayın adli mercilere intikal ettiği ilk anda olaya müdahil olarak sağlık çalışanlarının yanında yer almalı, verilen ilk ifadelerin, tutulan raporların uygun olmasını sağlayarak süreci yakından takip etmelidir. Gerekli vakalara zaman geçirmeden kolluk kuvveti sağlanmalıdır. Uygulanan sağlık politikaları siyasi endişelerden uzak, vitrine değil, hizmete yönelik olmalıdır.”

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI