Connect with us

.

Medya

NOZ: Batı Ukrayna ve Suriye’den ders almalı

AleviNet

Published

on

Süddeutsche Zeitung‘da yer alan yorumda, Libya’da General Halife Hafter’in başkent Trablus’u ele geçirmek için başlattığı saldırının anlamına değiniliyor:

“Almanya, BM Güvenlik Konseyi dönem başkanlığını, tüm gücüyle BM’nin barış çabalarını desteklemek için kullanmalı. Hedefe yönelik yaptırımlar, Hafter gibi savaş ağalarına fiillerinin bedelini ödetmenin araçlarından biri. Avrupa, devlet kurumlarının inşasını teşvik eden ve gerekli durumlarda bölgeye polis veya barış birliklerinin gönderilmesini kapsayan bir istikrar sağlama misyonu için hazır olmalı. Aynı zamanda bir tarafta Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, diğer tarafta Katar ve Türkiye gibi, Libya’daki vekalet savaşını veren rakip bölgesel güçlere baskı uygulanmalı. Böylesine bir çabanın başarıya ulaşma ihtimali çok yüksek değil ancak hiçbir şey yapmamak da Libya’nın sorunlarını çözmeyecek. Bu gerçek, Hafter’in Trablus’a başlattığı harekatla birlikte yeniden sert bir biçimde su yüzüne çıkmış oldu.”

Aynı şekilde Libya’daki gelişmelere ışık tutan Frankfurter Allgemeine Zeitung‘un yorumunda ise, ülkede siyasi çözümlere odaklanılması gerektiği vurgulanıyor:

“Halife Hafter, Libya’nın ızdırabına çarenin kendisi olmadığını, başlattığı Trablus harekatıyla delice ve son derece tehlikeli bir biçimde kanıtlamış oldu. Ancak Libya’daki sorunun temeli, General Hafter değil. O yalnızca semptomların en çok acı vereni. Özünde mesele, ülkenin kaynakları üzerinde yıllardır bölgeler, kentler ve aşiretler arasında süregelen güç savaşı. Devletin çöküşüne rağmen, Libya’nın zenginlikleri bugün hala militanların kontrolünde bulunan bir başkentte idare ediliyor. Eğer Trablus büyük ödül olmasaydı, Libya’nın sükunete kavuşması için daha fazla şansı olurdu. Libya’da, şu ana kadar olduğu gibi, yeni mutabakat hükümetlerinin kurulmasına odaklanmaktansa, siyasi çözümler daha fazla dikkate alınmalı.”

Die Welt yorumundaysa, Venezuela’da yaşanan karışıklık masaya yatırılıyor:

“Tarih deneyimi bize, iradeli diktatörlüklerin de, baskı aygıtları sağlam kaldığı ve otoriter devletlerin desteğinden emin oldukları sürece, ülkelerinin ekonomik çöküşü pahasına iktidarda kalmayı başardıklarını gösteriyor. Kuzey Kore, Küba ve İran buna birer örnek. Bu ülkelerin sırrı,  ülkenin yağmalanmasından kâr sağlayan yeterince dalkavuk kritik makamlarda olduğu sürece, halklarının refah düzeyine aldırış etmemeleri. Venezuela’daki demokratik ayaklanmanın başarısızlıkla sonuçlanması, küresel düzlemde demokrasiye büyük bir darbe olacaktır.”

Neue Osnabrücker Zeitung‘daki yorumda da, Venezuela’daki gelişmelerden hareketle, Avrupa’nın Ukrayna ve Suriye’den ders alması gerektiğine vurgu yapılıyor:

“Kendisini Venezuela’nın geçici devlet başkanı ilan eden Juan Guaido, Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu düşürmek için sokak eylemlerinin yeterli olmayacağını biliyor. Muhalif lider, ‘demokratik değişim’in hayata geçirilebilmesi için ordunun desteğinin gerekli olduğunu söylüyor. Gerginliğin tırmanmasına bel bağlayan Guaido, kendisini geçici devlet başkanı olarak tanıyarak gerginliği artıran Batı’nın büyük bir kısmının desteğinin arkasında olduğundan emin olabilir. Zaten Guaido’nun güçlü meşruiyeti de buradan geliyor. Ancak giderek iç savaşa doğru sürüklenen bir ülkede, Batı’nın taraf tutması yumuşamadan ziyade gerginliğin artmasına neden oluyor. Avrupa gibi Almanya da, diğer devletlerin içişlerine karışma arzusu gibi rahatsızlık verici bir eğilim geliştirdiler. Bunun her zaman sağlıklı olmadığı, Ukrayna ve Suriye’den alınabilecek bir ders.”

BÜ,SSB

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Medya

FAZ: Von der Leyen hedefe kilitlendi

AleviNet

Published

on

Almanya’nın etkin gazetelerinden Frankfurter Allgemeine Zeitung, Ursula von der Leyen’in Almanya Savunma Bakanlığı görevinden ayrılacağını açıklamasının, Avrupa Komisyonu başkanlığı için ne denli istekli olduğunun bir göstergesi olduğunu ifade ediyor.

“Ursula von der Leyen hedefine kilitlenmiş durumda. Avrupa için ne kadar istekli olduğunu vurgulamak için son koz olarak, savunma bakanlığı görevinden istifasını masaya koyuyor. Daha fazlasını yapmak neredeyse imkansız ancak buna rağmen yeterli olmayabilir. Zira bir konuda yapabileceği hiçbir şey yok. Zamanı geri sardırıp Avrupa Parlamentosu seçimlerinde liste başı adayı olması mümkün değil. Yeşiller, sol partiler ve Alman sosyaldemokratlar bu nedenle ona oy vermek istemiyor. İktidar savaşını devlet ve hükümet başkanlarına karşı vermek niyetindeler. 86 yaşındaki Otto Schily’nin (Alman Sosyaldemokrat Partili eski İçişleri Bakanı) başsız ve rotasız partisini, sadece kendini değil Avrupa’nın istikrarını da düşünme yönünde uyarması çarpıcı olduğu kadar üzücü de.”

Nordwest Zeitung da von der Leyen’in aldığı bakanlıktan istifa kararını doğru buluyor:

“Ursula von der Leyen elindeki her şeyi tek karta, Avrupa kartına oynuyor. Bu mantıklı bir adım ancak CDU’lu (Hristiyan Demokrat Birlik) politikacının, böyle hareket etmekten başka bir seçeneği de yok. Salı günü Strasbourg’ta yapılacak seçimi kaybeder ise, burada alacağı yara, Berlin’de bir bakanlığı yönetmesine engel olacak kadar imajını zedeleyecektir. ‘Avrupa Birliği’ndeki arkadaşlarım beni istemedi, o zaman Almanya’ya dönerim’ demek işe yaramazdı. Ayrıca zaten ağır hasarlı olan Alman ordusu da böyle bir şeyi hak etmiyor. Savunma Bakanlığı’nın tepesinde, işini gönülden inanarak yapan biri olmak zorunda. Ursula von der Leyen bunu artık yapamaz.” 

Ursula von der Leyen’in istifasını gündeme alan bir diğer gazete de Pforzheimer Zeitung. Gazete, istifa kararına destek vererek, von der Leyen’in de bir an önce komisyon başkanlığına seçilmesi gerektiği görüşünü savunuyor.

“Von der Leyen, savunma bakanlığından istifasıyla herhangi bir arka kapıyı açık bırakmak istemediğini gösterdi. Şimdi Avrupa Parlamentosu için de sorumluluk alma zamanı. Aksi halde büyük bir rezalet yaşama riski ile karşı karşıyayız. Şayet von der Leyen, aslında ılımlı partilerin ortak mücadele etmek istediği sağ ve sol popülislerin oylarıyla komisyon başkanlığına seçilirse bu büyük bir rezillik olur. Geçtiğimiz haftalarda yaşanan mücadeleler Avrupa Birliği’ne yeterince zarar verdi. Şimdi artık sükunete dönmenin zamanı. Avrupa’nın en son ihtiyaç duyacağı şey, Komisyon başkanlığı için yeni bir kavga. Böyle bir kavgadan olsa olsa idareten yeni bir uzlaşma çıkar, bir ilerleme değil.”  

dpa / ET,BK

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

Medya

Augsburger Allgemeine: Erdoğan’a karşı direnç artıyor

AleviNet

Published

on

Augsburger Allgemeine gazetesi, 15 Temmuz darbe girişiminin üçüncü yıldönümünde, Türkiye’nin Gülen yapılanmasına mensup oldukları iddia edilen kişilere karşı tavrını yorumluyor:

“Muhalefetin ülkenin büyük kentlerinde elde ettiği seçim zaferleri, AKP’nin sahip olduğu mutlak gücün karşısında denge unsuru oluşturdu. Erdoğan karşıtı olduğu iddia edilen kişiler hakkında yürütülen kovuşturmalara, kamuoyunda ve hatta Erdoğan’ın partisinde giderek artan bir direnç gösteriliyor. AKP’nin Gülen ile ilgili tavrındaki çelişkiler açıkça teşhir edilmekte. Erdoğan’la iyi ilişkileri olan politikacılar ve gazeteciler, Gülen’le geçmişteki ilişkilerine rağmen koltuklarında oturmaya devam etmekten dolayı mutlular.”

Avrupa’nın en önemli gündem maddelerinden biri Akdeniz üzerinden, son derece riskli bir yolculuğu göze alarak kaçmaya çalışan sığınmacılar. Avrupa Birliği’nin ve Almanya’nın tavrı ve bu konuda yapılması gerekenlerle ilgili Süddeutsche Zeitung’un yorumu şu şekilde:

“Avrupa’nın sığınmacı siyasetinin, şu anki durum itibariyle felçli Avrupa Birliği’nden değil Berlin’den gelebilecek bir hamleye ihtiyacı var. Federal hükümet, bazılarının talep ettiği gibi tek başına hareket edip kurtarılan tüm sığınmacıları Almanya’ya kabul mu etmeli? Bu dış ve iç politika açısından akıllı bir iş olmaz. Türkiye ile varılan mülteci anlaşmasının da fikir sahiplerinden biri olan göç üzmanı Gerald Knaus’a göre atılacak adımın bir plan dahilinde olması gerekiyor. Önerisi şu: Almanya, kurtarılan sığınmacıları kabul etmeye hazır ülkelerle bir koalisyon kuracak. Dışişleri Bakanı Heiko Maas’ın ‘Yardıma Hazır Olanlar Birliği‘ fikri bu bağlamda olumlu bir işaret.”

Akdeniz’de yaşanan sığınmacı trajedisini yorumlayan Frankfurter Rundschau ise, sığınmacı botları ile karşılaşmamak için Akdeniz’de rotasını değiştiren ticari gemilerle Avrupa Birliği’nin izlediği siyaset arasında benzerlik olduğunu şu satırlarla aktarıyor:

“İş buraya kadar geldi: Akdeniz’de seyreden ticari gemiler, sığınmacıların Avrupa’ya ulaşmak için bindikleri şişme botların rotasına girmemek için güzergahlarını değiştiriyor. Alman Denizci Misyonu’nun verdiği bilgiye göre, gemilerdeki mürettebat, kurtarılması gereken sığınmacılara denk gelip onları kurtardıktan sonra bu yüzden İtalya tarafından haklarında insan kaçakçılığı soruşturması açılmasından endişe ediyor. Bu nedenle botları batmış insanların çaresizce boğulmalarına seyirci kalınması ender değil. Armatörler ve gemiciler, kat edilen ek mesafe ve oluşan ek masrafa rağmen, kelimenin tam anlamıyla sorunun etrafından yüzüyorlar. İşte Avrupa’nın 2019 yılında bulduğu çözüm. Avrupa Birliği de genel anlamda sığınmacı politikasında aynı bu yolu izliyor: Gözleri kapa ve etrafından dolan. Kendini değerler topluluğu olarak gören ve karşılıklı yardım ile dayanışma içinde olacağı düşünülen bir devletler birliğine bu tarz bir tutumun hiç yakışmadığı çok sık dile getirilmiş olsa da görünen o ki hala yeterince vurgulanmamış.”

Konuyu sayfalarına taşıyan bir başka gazete de Darmstädter Echo. Gazete, sığınmacıların her ne pahasına olursa olsun kurtarılmalarını ve Afrika’da bu insanlar için güvenli limanlar oluşturulmasını talep ediyor:

“Bu insanları kendilerinden, denizden ve onları ıslak bir toplu mezara göndererek, üzerlerinden ölümcül bir kazanç elde eden katillerin elinden kurtarılması zorunludur. Aynı zamanda, son tahlilde hiçbir şey yapmayan Avrupa’dan da. Bu Avrupa kurtarmıyor, Carola Rackete gibi insanları seyretmekle yetiniyor. Tüm bu zorlukları yaşayan insanlar hayatta kalmayı başardıklarında da tartışma konusu oluyorlar. Kelimenin hem gerçek hem de mecazi anlamında, Afrika’da güvenli limanlar oluşturulması en önemli konu. Ancak dış politikadaki derin görüş ayrılıkları nedeniyle en önemli hususlarda aciz kalınıyor. Bu kısır döngü daha ne kadar devam edecek? Sağ popülistler her tarafta, onlara karşı hiçbir şey yapılamayacak kadar güçlenene dek mi?”

dpa / ET,BK

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading

Medya

MA muhabiri Ahmet Kanbal gözaltında

AleviNet

Published

on

Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Ahmet Kanbal, Mardin’de sivil polisler tarafından gözaltına alındı.

Mezopotamya Ajansı (MA) Muhabiri Ahmet Kanbal, Mardin merkezde bulunan evine gittiği sırada Türk polisleri tarafından durdurularak, gözaltına alındı. Gözaltı gerekçesi öğrenilemeyen Kanbal’ın İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü öğrenildi.

Mardin Büyükşehir Belediyesi’nde kayyum döneminde yaşanan yolsuzluk, ihaleye fesat, cinsel taciz ve rüşvet ilişkilerini ortaya çıkardığı haberleri nedeniyle hedef haline getirilen MA Muhabiri Kanbal’ın belediye yerleşkesine girişi de yine “talimat yukarıdan” denilerek engelleniyordu.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI