Connect with us

Bülent Felekoğlu

Seçim 31 Mart 2019

Türkiye Halkları bir seçim daha yaşadı. 31 Mart 2019 Yerel Seçimler tercihleri yapıldı. Türkiye Halkları kesinleşmemiş seçim sonuçlarına göre tüm siyasi dinamiklere gerekli cevabı verdiği açığa çıkıyor. İktidar dinamikleri büyük şehirlerde hezimete yakın sonuçlar yaşadı. Burda HDP seçmeninin birikimli hafıza ile blok oylarının etkili olduğu çok açık. İktidar bloğunun Cumhur İttifakı temelinde birleşen “Beka Sorunlu” seçim propagandası halk tarafından “Artık Yeter” karşılığını aldı. Akp çıktığı yerden nağmağlup seçim maratonunda ilk yenilgisini aldı. Seçim süreci ise tamamen eşit olmayan koşullarda yapıldı. İktidar bloğu tüm medya desteğini, devletin mali, psikolojik gücünü kullandı. Hiçbir Hukuk’a sığmayan ve eşit koşullarda yürtülmemiş bir seçimin sonucudur bu.  Halk ise tüm bunlara karşı “ Artık Yeter” oyunu kullandı. Seçimin belirleyicisi ise HDP oldu. Tüm dinamikler tarafından da kabul edilen bir belirleyici. Lakin HDP seçmeninin politik gücü birçok alanda korku ve merkezden uzak tutma zihni ile manipüle edilmeyip değerlendirilebilseydi. Bugün Balıkesir ve Bursa da alınan şehirler arasında olacaktı. Millet İttifakı bileşeni İYİ Parti’nin iktidardan rol kapma arzusu Demokratik Halk İttifakının önünü kesmiştir.  Bunun bedelini de hiçbir belediye kazanamamakla ödemiştir. CHP 25 yıldan sonra İstanbul’da ipi Ekrem İmamoğlu ile göğüslemiştir.  Mega kent ve Türkiye ekonomisinin %50 yüklenicisi kesinleşmemiş sonuçlara göre CHP’ye geçmiştir. Tekrar sayımlar, eşit kabul görmeyen itirazlar yine AK Partisine çalışırken. Seçim güvenliği de sorgulanır duruma gelmiştir. AK Parti kurmaylarından halkın zihniyle dalga geçercesine mağdur ve meşruluk tartışmasına sokulmuş bir sayım cenderesinde hak gaspına vardırılmış bir İstanbul seçimi. Kazananı artık çok nettir Demokratik Halk Dinamikleri ve Ekrem İmamoğlu olmuştur. Kazanılmış bir seçim, verilemez bir seçime dönüştürülemez. Dönüştüren daha büyük kaybeder.

Diğer yandan seçimin en dinamik belirleyici seçmen kitlelerinden Aleviler karmaşık bir ruh hali ile sürece dahil olmuştur. Bu karmaşık ruh hali tercihlerini de etkilemiştir. Özgüvene sarılı bir kararlılık beklentisi kendi ayağına sıkmıştır tarih boyunca. HDP, Maçoğlu ve Devrimci Dinamikler dar sıkışmışlık diplomasileri Alevilerin önüne bir açmazı daha koymuştur. Umarız seçim sonrası bu durum güçlü bir olgunluğa ve birlikte mücadeleye evrilir. Ayrıca Bazı bölgelerde iktidar dinamiğine yakılan yeşil ışıklar sayesinde seçim kazandırmışlardır. Erzurum – Hınıs, Tunceli – Mazgirt, Çemişgezek Alevi oyları ve muhtarların büyük şantajı ile Ak Parti kazanmıştır. Alevi kurumları süreci pasif yaklaşım, dağınıkla karşılamışlardır. Bir hamle, bütününü beton yatırımına yöneltmiştir.  Süreci Halkın on adım gerisinden takip etmiş ve kurumlarımıza kapanan bir tarz izlemiş olduk. Bu durum demokratik alanda görünür olmamızı engellediği gibi. Alevi Halklarda elektirik, su parasına ve Cemevi yaptırmada gelecek betona fit olan bir yaklaşım ile pasiflik açığa çıkmıştır. Türkiye demokrasi sürecinin bedel ödeyen teminatı olan biz Alevi kurumlar içerde ve uluslararası alanda sürecin belki de son 10 yılın en pasif konumuna itilmiş vaziyetteyiz. Bu durum çok trajik bir yönelime doğru da gitmekte. Tekleşmiş bir dinamikten hak beklentisi saflığına kadar inmiştir.

Bugün yerel seçimler ile şekillenen halk kararını, İktidar demokratik bir geçiş şansı olarak okumalıdır. Türk devlet sistemi de Abdulhamit dönemini doğru okumazsa hücrelere ayrılmış bir Türkiye kaçınılmazdır. Üçüncü kuşak çıkış başarılı olmamıştır. Uluslararası arenada diplomatik başarısızlıklar boyu aşmış vaziyette. Rusya gemisi çoktan ABD ile anlaşmalıdır. Binilmesi inilemez sonuçlara sebep olabilir. İran Devrim muhafızları terörist ilan edilirken ibrenin nereye döneceği açıktır. Türkiye ekonomik sıkışmışlığını ancak demokratik bir geçişle atlatabilir. Aksi hali iç dinamiklerin sarsıntısıdır. Ortadoğu da işgalci konumuna düşmek üzeredir. Fırat’ın doğusu hamlesi çökmüştür. Ortak vatan ilişkisi geliştirilemezse İdlib’te güvenlik gücü vazifesi ötesine geçmeyecek bir durum sözkonusu. Esad’la anlaşır Kürtlere vururum hamlesi çoktan çökmüştür. Esad’la harcanacak enerji yerine Kürtlerle kurulacak bir Ortak vatan ilişkisi Halep’ten, Musul’a bir hat açığa çıkarır. Şizofrenik beka sorununu da aşan bir noktaya evrilir. Ama önce içerde bir demokratik geçişe gayret edilmeli. Uluslararası alanda atraksiyona sebep olan çıkışlar yerine, akredite güven yaratan yaklaşımlar açığa çıkmalı.

Bu durumu harekete geçirecek olan ise Kürtler, Aleviler, Solcular, Sosyal Demokratlar, Ekolojistler, İnsan Hakları Savuncuları, Barış Savunucuları, Savaş Karşıtları, Barış Anneleri, Tutuklu Hükümlü Yakınları, Avukatlar, Meslek Odaları,  Sendikalar, İslami Dinamikler, İnanç Kimlikleri, Liberal Demokratlar, Sanatçılar, Entellektüeller, Oyuncular, Hayvan Hakları Savunucuları, Şehir, İlçe, Köy Dernekleri geniş çeperde bir  mütabakat alanı olşturmalıdır. Lakin Türkiye Demokrasi süreci yeni bir kırılmanın eşiğindedir. Türkiye cezaevleri en kitlesel açlık grevlerinden birine sahne olmaktadır. Yüzlerce insan açlık grevinde ve riskli eşikler aşılmış durumda. Tecrid topluma yaygın bir şekilde sinmiş vaziyette. Gelecek korkusu giderek hakim seviye eşiğini geçmiş durumda. Bu nüfus dinamikleri ile ancak ortak gelecek umudu ve adalet duygusu gelişirse yol alınabilir. Gerisi mi malesef birbirini ayaklarından kuyuya çeken gerçeklik. Umut yeşermişken diri tutulmalı.

0 Users (0 votes)
Criterion 10
What people say... Leave your rating
Sort by:

Be the first to leave a review.

User Avatar
Verified
{{{ review.rating_title }}}
{{{review.rating_comment | nl2br}}}

Show more
{{ pageNumber+1 }}
Leave your rating

Your browser does not support images upload. Please choose a modern one

Continue Reading
Advertisement //pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Bülent Felekoğlu

Zulüm başta ise, mazlum meydandadır!

Mart ayındayız zulüm edenlerin halklar üzerinde cinnetlerini  sınadıkları aydayız. Mazlumların ise birbirine Xızır olup dirildikleri aydayız. Birbirine ikrarlı doğanın cem olup, cemre doğurduğu, beyaz gelinlikli doğanın duvağını açtığı, cümle varlığın dirildiği aydayız. Doğmak ne kutsal bir emek. Yarın 16 Mart bir ırkçının, bir vahşinin Kürt halkına cinnet derecesinde öfkesinin kimyasal saldırı ile açığa çıktığı Halepçe günlerindeyiz.  Bugün Halepçe’de bir halk çoluğu, çocuğu, doğasıyla katledildi. Vahşet gün be gün gelişi haber ederken dünyaya. Yazıyı kaleme alırken Yeni Zelanda da bir vahşi katliam haberi daha aldık. İnsanın canı ne kadar dayanır bu zülme, insan nasıl mutlu olabilir bunca kin deryasında. Umut nedir? Yaşamak nedir? Hakk nasıl dayanır bunca zulümkara. Bizler biliyoruz Kürtler – Aleviler – Ermeniler, Süryaniler  biliyoruz bu katliamları. Aynısını defalarca gördük Ermeni halkın tehcirinde, 16-17 Eylül olaylarında, Koçgiri’de, Dersim’de, Zilan’da, Ağrı’da, Roboski’de, Gazi’de, Gezi’de,  Sur’da, Suruç’da, Ankara garında, bir düğünde bombayla, topla, tüfekle güvendiğimiz kolluk kuvvetleri gözetiminde. Hepsi kin ekenlerin hasadı idi. Kelle hasadı yapıp iktidarlarını besleyenlerin kelle hesabı  Vatan savunması oldu. Bize kalan acılarımızı sırtlayıp komşumuza anlatmak kaldı. Dinleyecek komşu kaldı ise, komşuluk kaldı ise, vicdan kaldı ise, öfkeden yürek parçasında rahmet kaldı ise. Dünya düşmanlık ekip petrol çıkarmak istiyor. Dünya kelle kesip birilerini iktidarda tutuyor. Muhammet Mustafa’nın Ehlibeyt’inin kanına girenler Müslüman hakkı koruyor. Bir damla suyu reva görmeyenler Mümine nişan biçiyor. Bu nişan ancak kurban nişanıdır. Canlı ekranlarda katliam tehdidi yapılıyor iç marifetiyle. Her zıkkım Beka, her kelam cinnet. Onurlu yaşamak ne büyük zahmet. İbadete duranın azabı ne olaki kimin vebalidir bu, hangi hükümdür kalkmamış. Küfürle yol gidilir mi? Bu alemde gördük ki hiçbirşey karşılıksız değil. Hakk Yasası dediğimizde budur. Öfke ekenler canların kellesini biçiyor. Hepsi Beka hesabında Hitler de beka diyordu. Stalin’de beka diyordu. İran2da beka diyor. Suudi Arabistan’da, İsrail’de, Amerika’nında beka sorunu var. Avrupa’nında bir mazlumların bekası hiç yok tüm kurşunlar bizim bağrımızda, tüm bombalar bizim tepemizde. Ekmek kadar kutsalı taşıyamıyoruz evladımıza. Alın terimizin bir kıymeti yok. Yarın kurşuna dizilmeyeceğimizin garantisi de. Yükü alan dünyanın en güvenli yerinde çoktan mekan tutmuş. Biz fare muamelesi görenleriz. Kelle hasadından pay kesilenler, akçe biçilenleriz. Parsayı alanlar mekan tutmuş bu dünyada da, öbür dünyada da. Kutsal saydıkları değerler bizi katletme fetvası veriyor. Yeni Zelanda da katliam yapan vahşiye verdiği gibi. Ve gördük ki vahşetten sonuç çıkaranlar yazmış. “ Bizde Cemevleri ve Kiliseleri mi bassak” El cevap: “Onun da vakti gelecek” diyor vaziyetten iş bilen katil. Çünkü muktedir iç marifetiyle nişan kılmış Çorum’u, Maraş’ı yazıktır. Daha da doymadınız kana, kine, öfkeye 15 Temmuz’da yitirilen canların hiç mi sorumluluğu yok omuzlarda yazıktır. Bu alemde cümle varlığI Hakk’ın cemali olarak görmekten başkaca bir çıkış yoktur. Gerisi katliam olur. Gerisi zulüm olur. Kimse de hanesinde bir lokma ekmeği rahat yiyemez. Bakmayın gözü dönmüşlere. Zulümkarlar elinden yitip gitmişlere Hakk rahmet etsin. Bunca zulme seyirci kalmaktansa, ortak olmaktansa bedenini onurluca açlığa yatırıp vicdan diyen Leyla’ya aşk olsun, vicdan için şiddetsiz umut dileyen canlara, nefislerine hüküm sürüp Hakk’ı dileyenlere aşk olsun. Başka çare kalmıyor insana, insan kalmak için. Başka ölüm göreceğine kendi ölümüne hüküm dilemek, rıza ile Hakk’a yürümek adım adım ne büyük kudret. Evlat öldürmeyin, cana kıymayın ölüme mi doymak istiyorsunuz. Bakın canımız kurbandır, bir parça vicdan için diyenlere aşk olsun.

Seçim ne ola ki. Canın rıza bildirmesi, asgari ortak olması değil mi? Peki bu takdir neden beka sorunudur. Neden ölüm-kalım meselesidir. Kimin için ölüm – kalım meselesi. İşine gidip evine gelen için mi? Yarı tok yatan için mi? Evladına bir bisiklet parası biriktiren için mi? İşine giderken sırt sırta binenler için mi? İbadetini yapan için mi? Topraktan tırnağı ile rızık çıkaranlar için mi? Tarlaya giderken devrilen komyonda can veren için mi? Yerin yedi kat altında rızkını kömür karasından çıkaran için mi? Komşusu zorda iken darına koşan için mi? Ölüm fetvasına verilip Akdeniz mezar bilenler için mi? Avrupa sınırlarında köpekleştirdiğiniz  canlar için mi? Hakk kimsenin ahını kimseye bırakmaz bilesiniz. Efendiler kimin için bu beka sorunu. Bizler oy verenler savaşa gitmiyoruz. Ray bulasınız, nefsinize gömüüldüğünüzde yola çağrılasınız diye Rey veririz. Topumuz, tüfeğimiz yok, bir reyimiz var. Bırakın da onu düşmanlık etmeden kullanalım. Yok valla zulüm yerine çevireceğiz derseniz de en son kendi çukurunuzda birbirinizi yersiniz. Bizde durup bakarız. Bizi mi tehdit ediyorsunuz biz halkız ve çok fazlayız bunu da size önermiyoruz. Herkes yerini bilsin, herkes haddini bilsin. Biz savaşa gitmiyoruz efendiler, biz dertlerimizle had bildirmeye sandığa gidiyoruz. Gerçi gidecek takad da  bırakmadınız ya.

Halepçe’de katledinlen canları anıyor. Hakk ruhlarına çerağ olsun. Yeni Zelanda da katledilen canlara rahmet diliyor. Ailelerine sabır diliyoruz. Aman mürvet deyip yüzler sürüle can cemaline. Hakk aynamız, Xızır yardımcımız olsun…

 

0 Users (0 votes)
Criterion 10
What people say... Leave your rating
Sort by:

Be the first to leave a review.

User Avatar
Verified
{{{ review.rating_title }}}
{{{review.rating_comment | nl2br}}}

Show more
{{ pageNumber+1 }}
Leave your rating

Your browser does not support images upload. Please choose a modern one

Continue Reading

Bülent Felekoğlu

SEÇİM, MEÇİM

2018 seçimleri’de geçti. Devrim niteliği kazandırılan, devrimine sahip çıkılamayan bir geçiş sürecine kerhen de olsa evet dedirttirildi. Silah sesleri altında katliam sendromu ile. İnsan neye teslim olur ve nasıl teslim alınırın özeti oldu. Elde cesareti kırılmış açıklamalar ve oyu ne aşağı ne de yukarı çıkan MHP gerçekliği ile. İflas eden oy koruyucusu Adil seçim platformu, oy ve ötesi, oy ve arkası gibi kelli, felli sivil kurumların gözleri önünde, sistemleri çökertilirken Halk oy pusulaları ile tehdit altında bekledi. Bir cevap yazılamadı, bir açıklama yapılamadı. Atıp tutulan  Ajansın sonuçlarına kalındı. Bu sadece bir tarafın hüneri değil bütünlüklü bir kararlaşmaydı. Devlet tarafını belli etti. Cumhuriyet hak getire. Muhalif bürokratik  kurumsallık kaybetti. Muhalif vicdanlı Halk umudunu koruyarak kazandı. İstemediği adaylıklara eyvallah dedi, seçim komisyonlarının şımarık yaklaşımlarına olsun ne yapalım dedi. 5 kilometre yol yürüyüp oy kullandı silah altında. Olmadı canını verdi. Bürokratik muhalif sahipler, kendinden eminler çok üst perdeden attı ama onlarda anladılar ki Pul kadar değerleri yokmuş. Ferman yazılınca. Titrek eller arasında bir metne kurban gitmekmiş gerçeklik. Öyle muhalif falan olmak, cesur olmak, serden geçtim ben demek, öyle kolay değilmiş. Hiç olmazsa şu soru sorulaydı saat: 17:30’da kutlamalar için çağrı yapıldı neden. Bir iktidar seçmeni bile, herhangi birisi daha saatler 12:00 gösterirken bile “Oy kullanmama gerek yok, nasıl olsa öyle de böyle de alacağız” deme özgüvenine sahip ise. Ey muhalif bürokrasi sizin bundan hiçmi haberiniz olmadı. Yoksa ortak oyununuza el ele, kol kola bizleri alet mi ettiniz. Geldiğimiz durumda ne muhalif bürokrasi(Partiler v.d) kaybettiğinden birşey anladı. Ne muktedir bürokrasi kazandığından birşey anladı. Yine ortada hangi dinden olduğu bile belli olmayan  bir seçim cenazesi var. Kimsenin kefenlemeye cesaretinin olmadığı. Duasını vermediği bir cenaze. Birde 50 günlük kampanyanın en anlamlı Tiviti damgasını vurdu. “ Yerini bildiğimiz tek lider Demirtaş” diye. Onurlu halklara şunu da gösterdiniz öyle bol kepçeden atmakla olmuyor liderlik. Zeybeğe durduğunda layıkıyla kalacaksın İnce İnce sıvışarak değil. 1,3 milyonluk farkı aklımızla oynar gibi 10 milyon fark var diyerek yedirmeyeceksin. Halkın teveccühünü bir mesaja kurban etmeyeceksin. Ondan sonra sözü Gürsel Erol andavallığına bırakırsın. Sokakla korkutulmak size söyleyelim Gazi ayaktaydı, Kadıköy ayaktaydı, Beşiktaş ayaktaydı, Diyarbakır ayaktaydı, Cizre ayaktaydı, Urfa ayaktaydı, Mardin ayaktaydı, İzmir ayaktaydı havluyu siz attınız efendiler. Halk atmadı. Artık seçim hak getire bize biçtiğiniz 1 oyluk demokrasi bedelini de ödedik. İlk taşı ayakta olanlardan beklediniz fakat yok öyle yağma bedelini Gazide, Gezide ödedik. 12 Eylül de ödettiniz darağaçlarında kendinizi garantiye alırken halkın çocukları işkence tezgahlarında ve darağacında idi. İlk taşı sen atacak cesareti göstermeyene kadar sizi birbirinizin cehennemine havale ederiz. Bu seçimden hayır bekleyen nafile bekler. 16 yıllık maaşı da helal etmiyoruz. Deneyim demiştiniz ya o da boş lafmış attığınız mesajdan anladık. Halka reva gördüğünüz bir mesajlık değerdir öyle mi. Yolunuz Yalova kaymakamlığı yoludur. Devlet nazarında değerinizinde  pul kadar olduğu gerçeği ile. Yerel seçimleri de kurban ettiniz halkın sevgisi hiç mi cesaret vermedi size. CHP de Kılıçdaroğluna topyekün yükleneceksiniz hıncı birinden çıkarmanız lazım Baykal abicilerle. Sistem tüm odakları ile kendini konsolide etmeye karar verdi çünkü.

Bu mana ile; herkes işinin başına umudunu korumaya. Türkiye demokrasisi oturmamış bir ülke belirlemesi ile,  artık Padişahım çok yaşa zamanları.  Şimdi hanesini koruma, komşusunu iyi seçme, işinde iradeli olma, uyanık olmak zamanları. Bol kepçeden atana hele dur şöyle bu işler bu kadar kolay değil deme vakitleri. Hazırlanma içlerimizden layıkıyla duracak yeni canlar çıkarma zamanları. Ekonomi falan iyi gitmeyecek herkes kendini ona göre ayarlasın. Bir yerde boş duran bir toprağınız var ise oraya tohum ekme zamanları GDO’lu olmadan. Uzaklaştığınız köyünüzden, toprağınızdan dönüp af dileme zamanı. Kızacaklar bugüne kadar nerdeydin diye birşey olmaz aldırmayın. Yoksa birlikte hareket edebileceğiniz birkaç can dostu biraraya getirme zamanı, zenginlik hayalleri kurmadan. Kimseye dava açılacak zamanlar değil, meseleleri kendimizin toplum ahlakı ile çözeceğimiz zamanlar. Halk olarak birbirimize güveni kıran yaklaşımlara karşı tekrar birbirine dokunma zamanları. Sır saklama zamanları. Sırrı kemaletle taşıma zamanları.

Ortadoğuya bir savaş iktidarı lazım dünya bunu istiyor. Muhalif bürokrasi de buna teslim oldu. En çokda İngiliz, Alman, ABD ve İsrail bir dönem daha bunu güçlü sürdürecekler. Onlarda şunu bilmelidir bir kavimler göçünü kimse kaldıramaz. Havaya bunca silah sıkılmanın manası da bu. Bunca zulüm arasında barışı dilemek bir canın yüzü suyu hürmetine olsa bile şerefli işlerdir. Şerefli işleri dilemek zamanı. Şerefli işlerde ısrar önemlidir. Tesellilerimiz var. Meclise zorla da olsa gönderdiğimiz, bir avuç da olsa direnme gücü olan canlarımız var. Büyük iş düşüyor hepsine. Bunca emeğin kıymetini bilin lütfen. Çünkü, biz halk olarak tüm çelişkileri tabanlarda yıkmaya hazır olacağız. Hazır olmalıyız, dağıtmaya gerek yok. Bu süreç bize çok şey öğretti, en önemlilerinden bir tanesi. Birlikte çalışmak. Halk olarak birlikte çalışmak. Şunu da unutmamak gerekir kendilerine yediremedikleri konu da halkın birlikte çalışma gücünün yarattığı baskıdır. Artık tuzu kuruluğunda bir karşılığı yok. Çünkü kimse güvende değil.

Artık şuda yerine doğru oturmalı iktidar ve muhalefet cephesinde seçimler demokratik ısrar araçlarıdır. Devrim ve ya sulta kurma modelleri değil. Bu minvalde 16 yıldır iktidar olan bürokrasi kendini 81 milyona hizmet eder yaklaşımı ile yürümelidir. O zaman bazı sorunları çözme gücü elde edebiliriz. Lakin sorunlarımız hiçte hafife alınır değil. Yoksa 1 yıla kalmaz ikinci bir erken seçim kapımıza düşer. Bu sefer işi vatan, millet, sakarya ile de götüremezsiniz. Muharrem İnceye reva görülen size reva görülür. Bu süreçler itibarsızlaştırma süreçleri olarak işler. Dünya geride hiçbir kahraman bırakmak istemiyor çünkü. Muktedirin muktediri bir verip beş alır. Olan biz halklara olur. Kaynaklarımız yine seçimlere kurban gider. Burdan bir dikta inşa etmek isteyenler var ise tavsiyemizdir. %50 ile hiçbir dikta ayakta duramaz. Ortadoğu da hiç duramaz. Başka alternatifler üzerine düşünmek gerek, başka bir yol bulmak gerek. Yoksa savaşlara gebedir zaman. Hele bu kadar elin olduğu Ortadoğu da bu durum kapıdadır. Biz Halklar olarak bunu istemeyiz. Bu durumu bize dayatan yaklaşımlara karşı da duyarlı olmak gerekir. İktidar olanlar bu aklıselim yaklaşımları korumalıdır. İktidarın yanına verilen emniyet subabı bu durumu kaşıyacaktır. Fakat bilinmelidir ki bu durumun kimseye bir faydası yoktur. Zor bir dönem biz Muhalif Halkları bekliyor. Birlikte durmak ise tek seçenek.

Bu zulumat halinde gayret ile umudunu koruyanlara aşk ile, Xızır yardımcımızdır.

0 Users (0 votes)
Criterion 10
What people say... Leave your rating
Sort by:

Be the first to leave a review.

User Avatar
Verified
{{{ review.rating_title }}}
{{{review.rating_comment | nl2br}}}

Show more
{{ pageNumber+1 }}
Leave your rating

Your browser does not support images upload. Please choose a modern one

Continue Reading

Bülent Felekoğlu

SEÇİMLER HALİMİZ, AHVALİMİZ

Hakk Aşkı, Xızır Hikmeti, Pirim Seyit Nesemi Nefesi İle…

Heq me neke zulumkare kesi, kesi ji meke zulumkare me. Şer dur bixe, xere nezik bine.  Deste we deste heşin be, dile we rama Heq be, gereta ve qereta Xızır be.

Hakk bizi kimseye zulümkar etmesin, kimseyi de bize zulümkar etmesin. Kavgayı uzak, hayrı yakın getirsin. Gönlünüzde Hakkın rahmeti, onun yeşil eli olsun. Gayretiniz Hızırın gayreti olsun.

Demokratik toplumlarda seçimler, sosyal ve politik dönüşümler için temel argüman olarak görülmelidir. Lakin; alem çatışmalardan çok uzlaşı kültürüne evrilerek, iknaya dair politikaları daha güçlü üretmesi cümle varlığın rızalı yaşamı için şarttır. Keramet barıştırabilen yaklaşımdır. Alemin bilgi akışı ile  küçüldüğü kültürlerin, inaçların birbirini tanıdığı ve ilişkilenebildiği bir dem-i  devranda bu kadar dik söylemlerin anlamı nedir. Tüm sözler devrim söylerken. Doğuşun coğrafyası Doğu toplumları ve Ortadoğu neyin Kausunu yaşıyor. Yeni doğumlara mı gebe. Sözler arşa yakın ve kutsaldan gelirmişçesine söylenirken. Bu bağırışmalar neyin habercisi. Reya Heq/ Hakk Yol bu süreçlere De ewladi (Evladın Anayı tanımadığı, Ananın evladı kaybettiği) süreçler olarak bakar. Çünkü kaus süreçleridir. Kaus ise MA’nın, Ananın hakikatinden sapıldığı zamanların habercisi olarak algılanır. Kausu defalarca yaşayıp, deneyimlemiş  Kom kültürü bu manayı biçmiş. Hakikat bilgisi olarakta Rızalaşmayı önermiş. Rızalaşmak, Niyazlaşmak temel düstür sayılmış. Kaus dönemleri “Gotine Gir(Abartılı Sözler) yerine Gotine Xer( Hayırlı sözler) söylemeyi önermiştir. Devrimler coğrafyası olan ya da Alemin devrimlerine meydan gördüğü coğrafya Ortadoğu, Mezopotamya da yaşayanlar, devrimleri, kausları masallardan ve destanlardan dinleyen şerefli yurtların evlatları da sorumlu davranmalıdırlar. Çünkü; bu toprakların evlatları her kurban adadıklarında kendi evlatlarının alınlarına da kurbanın kanından nişan bıraktılar. Her can kom için biraz da kurbandır. Söz dilin bekçisi değil, dil sözün bekçisidir. Kem söz sahibinin fakat; ağızdan çıkınca tüm toplumun oluyor. Yerini bilmek ve ona göre kelam etmek lazım. Yol, İz bilmeyen bir coğrafya değil Anadolu, Mezopotamya ne İskenderler gördü, NeŞahlar, Ne Padişahlar döndü, döndü de yine Hakkın zuhuru olan cümle canın bağrına döndü hakikat. Bazı haller artık bu topraklar da yerleşmeli her gelen devrimli cümleler kuruyor. Her harfine, semboline bir can kurban ettikleri. Halbuki Hakk Deryasında Vatanlar Ortak, Toplumlar, Halklar Rıza ile Rızıklarını cümle can ile  pay edenler olduklarında ancak Medarı İftihar edilen olurlar. Ancak öyle Xanedan olurlar. Xanedanlık zenginlikle değil, paylaşmakla mümkün olandır. Xane MA’nın Ananın el emeği göz nurudur. Can mutlak rahmandır ve her rahmana Rahim gerektir.

Halimiz de nicedir büyük kelamlar, üzerinde düşünülmeyen sözler arasında meydan kavgasına dönmüş vaziyette. Tehdit gırla, korku zorla, muhabbet ise na mümkün kılınmakta. Alem bir günlük Çarkı Pervaz sayılmakta, cümlemize ise yazık olmakta. Biz Türkiye Halkları olarakta bunca toz, duman arasında karar verme eşiğindeyiz. Halk Diplomasisi Hakkın zuhur ettiği haldir. Çünkü muktedir ve makam sahibi haneyi bilmeyebilir. Hanenin içinden habersiz olabilir. Çünkü; onuda kurban belirlemişiz biraz siyasetçilik yapanın hanesini görmesi ne mümkün ya zindanda ya meydanda ya da arafta. Haneyi bilen bizler ancak salahiyeti ve makulluğu telkin edebiliriz. Çıplak ayaklı çocukları görenler biziz, uyuşturucuya kurban gidenler gözümüzün önünde, Pazar tezgahı başında düşünceli, ev sahibinin karşısında mahçup, banka avukatı önünde çaresiz, polisi görünce yolunu değiştiren, memuru görünce rüşvete meyilli, hastanede birbirinin derdine ortak, cenazede acıya ortak, düğünde çeyreğin azizliğine kurban, otobüste tüm  tabuları kıracak kadar mecburi samimi, son parasını çekilen arabasına veren ve arabayı benzin olmadığı için yerinden kaldıramayan, üç çocuk yapıp evlatların vebalini alan, 60 yaşında kanserli emekliliği bekleyen, yatan maaşından birşey anlamayan, geçmediği köprüye para veren, elektirik faturasında harcadığından fazla vergi veren, geliri kendini doyurmasına fırsat vermezken gelir vergisi veren, ucuz alacam derken kimyasalarla şişirilmiş kanserli gıda alan, şehir hastaneleri müşterisi olup 5 yıldızlı tatil fırsatı yakalayan, hormonlu meyve yiyip avakadoya özendirilen, Tokilmiş betonlar arasından güneşin doğuşunu, mevsimin geçişini görmeyen, her üç kişiden birisine mahpus damı reva görülen bizleriz.

Ahval şu ola ki; bizi bildiğini söyleyip halimizi bilmeyen bizden değildir. Büyük laf edip kendisiyle birlikte bizide ezen bizden değildir. Hakk bilmekten daha yüce değer olamaz bu değeri kendine göre Fetvaya kavuşturan bizden değildir. Kardeşiz deyip ilk fırsatta katlimize ferman dizen bizden değildir. Adaleti terazisine göre dizip mahkumiyetini bize reva gören bizden değildir. Bu mana ile Ya Hakk, Ya Xızır deyip ayağa kalkacak olan yine bizleriz, Kemaleti düstur edinecek olan yine bizleriz, Kardeş olacak olan yine bizleriz, Ortak Vatanlarda cümle can ile Rızkımızı pay edecek olan yine bizleriz. Sınırlar muktedirlerindir. Halkların değil dört milyon Suriyeli cana biz baktık. Akdenizde alem bizim gözlerimizin önünde boğuldu, acısı yüreklerimizde hergün. Loto oyununa dönüştürülmüş mülteciler olduk. Ya öl ya geç. Nehaklar ise kendi paralarının peşine düştü. Sınır koymadık bize bu saaten sonra kimse de sınır koy demesin haddini bilsin. Biz halkız çünkü. Halk ne yapacağını bilir. Taht uğruna cahilleşenler düşünsün. Aşk ile…

0 Users (0 votes)
Criterion 10
What people say... Leave your rating
Sort by:

Be the first to leave a review.

User Avatar
Verified
{{{ review.rating_title }}}
{{{review.rating_comment | nl2br}}}

Show more
{{ pageNumber+1 }}
Leave your rating

Your browser does not support images upload. Please choose a modern one

Continue Reading

EN SON EKLENEN HABERLER

Forum7 saat ago

Maçoğlu Dersimli mi, Tuncelili mi? Asıl ona bakmak gerekir

CİHAN EREN Bu yazımızı, 31 Mart yerel seçimlerinin sonuçlarından doğmuş başka bir tartışma üzerine yazacağımız için başka noktalara değinmeden doğrudan...

Güncel7 saat ago

Dersim Barosu: Linç kültürü yaygınlaştırılıyor

Ülkede artan linç girişimlerine dikkat çeken Dersim Barosu, Diyarbakır, Gebze ve Kızıltepe’de güvenlik güçlerinin takındığı hukuk dışı tavrın, CHP Genel...

Güncel7 saat ago

Memur-Sen’den binlerce istifa

Belediyelerde işçilerin yanı sıra iktidara yakın Memur-Sen’e tepkili memurlar da jet hızıyla istifa ediyor. Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre  31...

Politika7 saat ago

İmamoğlu’ndan Bahçeli ve Akar’a: Her yere gideriz

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Genel Başkanları Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik saldırı sonrası ‘Mesaj alınmıştır’ diyen MHP Başkanı Devlet Bahçeli ve Savunma...

Dünya7 saat ago

ABD, İran petrolü muafiyetlerine son veriyor

ABD, İran’dan petrol ithalatı muafiyetlerine son verildiğini açıkladı. Beyaz Saray’dan konuyla ilgili yapılan açıklamada, İran’dan petrol ithal eden ülkelere yaptırım...

Medya7 saat ago

Cumhuriyet davası avukatları: İnfazın durdurulması hukukun gereğidir

Cumhuriyet gazetesi davası avukatları, istinaf mahkemesinin sekiz eski Cumhuriyet çalışanının hapis cezalarını kesinleştirme kararı üzerine İstanbul Barosu’nda açıklama yaptı. Açıklamada,...

Dünya7 saat ago

Sri Lanka’da saldırılar sonrası OHAL ilan edildi

Güney Asya’da bulunan ada ülkesi Sri Lanka’da Pazar günü aralarında kilise ve lüks otellerin de bulunduğu sekiz ayrı noktada meydana...

Güncel7 saat ago

Türkdoğan: İktidar insanlıktan koptu

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, İHD, TİHV, ÖHD Amed Barosu, ÇHD, SES ve İTO temsilcilerinden oluşan bir heyetle TBMM’de...

Dünya7 saat ago

Buteflika’ya yakın beş milyarder tutuklandı

Cezayir medyasına göre Buteflika’ya yakın beş milyarder, Algeruie’de yakalandı. Bunlar arasında yer alan Isad Rebrab, Cezayir’in en zengini olarak tanınıyor....

Güncel7 saat ago

HDP: Hukukçulara saldırı utanç vericidir

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Sözcüsü ve HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, Özgürlük İçin Hukukçular...

Kültür-Sanat7 saat ago

AKP’li başkanın ilk icraatı: Aziz Nesin’in yazdığı ‘Azizname’ oyunu iptal edildi

Cumhuriyet Sahnesi’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “31 Mart yerel seçimlerimde Kayseri’ye hizmet etmek üzere seçilen Büyük Şehir Belediye Başkanı...

Haberler7 saat ago

DİSK: 1 Mayıs Taksim’de kutlansın

Grup adına basın açıklamasını Nakliyat-İş Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu yaptı. Küçükosmanoğlu, “Türkiye’de işçi sınıfının baskıyla çıkarılmaya çalışılan bir takım...

Advertisement

Facebook

Öne Çıkan Yazılar

bahis siteleri kaçak bahis siteleri kaçak iddaa siteleri casino siteleri film izle canl? iddaa

porno izle

porno indir

istanbul escort