Connect with us

.

Kültür-Sanat

Mithras’ın gizemi 1800 yıl sonra Diyarbakır’a umut oldu

AleviNet

Published

on

Milattan Önce 600’lü yıllarda Pers kökenli ışık tanrısı olarak bilinen ve Roma askerleri arasında “asla yenilmez ve yok edilemez tanrı” olarak benimsenen Mithra’nın son tapınağı, 2017 yılında Diyarbakır’da keşfedildi. 1800 yıl önce yapıldığı tahmin edilen tapınak, işsizlik ve ağır ekonomik sorunlar yaşayan Diyarbakır’a umut ışığı oldu.

Roma İmparatorluğu’nun doğu sınır garnizonu olan Zerzevan Kalesi’ndeki Mithras Tapınağı, 2017 yılındaki arkeolojik kazılarla ortaya çıkarıldı. İlluminati gibi gizemli tarikatlar, Tapınak Şövalyeleri ve masonik yapıların atası kabul edilen Mithra’nın gizemi, bir anda bütün dünyanın dikkatini Diyarbakır’a çekti. Öyle ki, 2018 yılında 352 bin turist Mithras Tapınağı’nı ziyaret etti.

Ausgrabungsstelle um den Mithras-Tempel in Diyarbakir im Südosten der Türkei

Zerzevan Kalesi’nde Roma dönemine ait, biri yer altında olmak üzere iki kilise var.

1 milyon turist bekleniyor

Dünyada keşfedilen son ve en iyi korunmuş Mithras Tapınağı’na gösterilen ilgi, yerel yöneticileri de harekete geçirdi. Zerzevan Kalesi’ne çıkan yollar düzenlendi, turistler için tesis planlaması yapıldı, bölge tur organizasyonlarına dâhil edildi. İlgi o kadar arttı ki, Diyarbakır’daki oteller Nisan ve Mayıs ayları rezervasyonlarını şimdiden doldurdu. Avrupa ve Amerikalı zengin turistlere hizmet veren tur şirketleri de, bölgeye helikopter pisti yapılmasını istedi. 2019’da 1 milyon turistin ziyaret etmesi beklenen tapınak, adeta Diyarbakır’a umut ışığı oldu. Çünkü yıllardır yoğun göç alan ve nüfusu 2 milyonu aşan kentte, her alanda kendini gösteren işsizlik ve ekonomik bunalım var. Yerel yöneticiler, bu bunalımı aşmanın yolunun turizmden geçtiğine inanıyor ve Mithras Tapınağı’na ayrı bir önem atfediyor.

Ausgrabungsstelle um den Mithras-Tempel in Diyarbakir im Südosten der Türkei

Zerzevan Kalesi ve Mithras Tapınağı’nı 2018 yılında 352 bin kişi ziyaret etti.

Yüzde 1’i kazıldı

Antik “Kral yolu” olarak bilinen Diyarbakır-Mardin karayolunda,124 metre yükseklikteki tepede ve 60 dönüm alanda kurulu Zerzevan Kalesi’nin henüz yüzde 1’i kazıldı. Kazıldıkça da yeni bulgulara ulaşılıyor. Gün yüzüne çıkarılan her yeni eser, buraya ilgiyi arttırıyor. Kalede 15 metre yükseklikte sur kalıntıları, mancınık ve gözetleme kuleleri, kiliseler, su sarnıçları, kaya mezarları, tahıl ve silah depoları bulunuyor. Yer altında birbiri ile bağlantılı gizli geçitler ve en küçüğü 400 kişilik sığınaklar da yer alıyor.

Tesadüfen bulundu

2014 yılında kazı çalışmaları başladığında burada Mithras Tapınağı olduğu bilinmiyordu. Tesadüfen bulunan yapının Mithras Tapınağı olduğu belirlenince, arkeoloji dünyası bu durumu yüzyılın keşfi olarak tanımladı. Dünyanın dört bir yanından büyükelçiler, arkeologlar, Birleşmiş Milletler yetkilileri ve çok sayıda tanınmış insanı bu bölgeye çeken de Mithras’ın gizemi oldu.

Ausgrabungsstelle um den Mithras-Tempel in Diyarbakir im Südosten der Türkei

Ziyaretçiler, kalenin içindeki antik sokaktan geçerek Mithras Tapınağı’na ulaşıyor.

Hannover’den Diyarbakır’a Mithras turu

Almanya’da yaşayan Türkler de Mithras Tapınağı’nı en çok ziyaret eden turistler arasında. Hannover’den gelen turistlerin ilk durağı Zerzevan Kalesi oluyor. Tarihi kalıntılar ve Mithras Tapınağı’ndan çok etkilendiklerini söyleyen turistler, burayı insanlara tavsiye edeceklerini söylüyorlar.

Hannover-Diyarbakır turunu düzenleyen şirketin sahibi Mustafa Önlü, 39 yıl önce Nevşehir’den Almanya’ya gitmiş. Ailesi ise Nevşehir’e 1860 yılında Diyarbakır’dan göç etmiş. 20 yıldır turizm ile uğraşan Önlü, atalarının geldiği toprakları daha çok insanın görmesini istiyor.

“İkinci kez Zerzevan Kalesi’ne geliyorum. Özellikle insanların gelmelerini istedim. Anlattığım kişiler de mutlaka görmek istediler. İnanılmaz olumlu tepkiler alıyoruz. Alman müşterilerimizden çok talep var. Buraları görmek istiyorlar. Alman grupları da getireceğiz.”

Hannover’den gelen Sol Parti Milletvekili Veli Yıldırım, 40 yıldır Almanya’da yaşıyor. Yıldırım, Zerzevan Kalesi’nden çok etkilenmiş:

“Almanya’da Diyarbakır, İstanbul’dan daha çok tanınıyor. İnsanlar gelip gidiyor, ama korkuyorlar. Biz kesinlikle bir sıkıntı yaşamadık ve çok güzel geçti. Bunu gidip bir elçi gibi orada anlatacağız. Televizyonlarda bir sürü olay görüyoruz. İki gündür geziyoruz, hiç böyle bir şey görmedik. Böyle yerlere sahip çıkılması lazım.”

Ausgrabungsstelle um den Mithras-Tempel in Diyarbakir im Südosten der Türkei

Zerzevan Kalesi’nde irili ufaklı çok sayıda yeraltı sığınağı bulunuyor.

Gizemini koruyan din: Mithraizm

Dünyadaki gizemli inanışların kaynağı kabul edilen Mithraizm, Milattan Sonra 2. yüzyılda, Pers ordularının seferleri ile Roma İmparatorluğu’na girip, askerler arasında yaygınlaşmış. Pagan Roma döneminde üst düzey askerler, tüccarlar, aristokratlar, devlet adamları, hatta bazı imparatorlar, gizem dini Mithraizm’i benimsemiş. Bütün evreni kontrol ettiğine inanılan Mithra, aynı zamanda güneş tanrısı olarak kabul edilmiş. Dini ritüel ve ayinleri son derece gizli yapıldığı için hakkında çok fazla şey bilinmeyen ve yazılı belgesi bulunmayan Mithraizm ile ilgili çok az bilgiye arkeolojik kazılarda ulaşılmış. Çok zor girilebilen bir din olan Mitraizm’in bütün tapınakları yer altındaki doğal mağaralarda veya yapay olarak inşa edilmiş. Sadece erkeklerin kabul edildiği dine girmek için 12 büyük eziyet çekilmesi gerekiyor. Dine kabul edilenler ise 7 ayrı mertebede sınıflandırılmış. Batılı araştırmacılara göre Roma İmparatorluğu’nda yapılan ilk Mithras Tapınağı Diyarbakır’da. Tapınağın tavanında 4 simetrik bağlama yeri var. Bu bağlama yerlerine defne yaprakları ile uyuşturulmuş boğa bağlanarak, Mithra’ya kurban ediliyormuş. Boğadan akan kan yerdeki havuza doluyor ve Mithras’a kabul edilenlere bu kanla vaftiz yapılıyor.

Ausgrabungsstelle um den Mithras-Tempel in Diyarbakir im Südosten der Türkei

Mithras Tapınağı, Doç. Dr. Aytaç Coşkun (solda) ve ekibinin kazıları sırasında tesadüfen bulundu.

Kazılar 50 yıl sürecek

Roma’nın doğu sınırındaki tek Mithras Tapınağı’nı ortaya çıkaran ekibin başında Doçent Doktor Aytaç Coşkun var. Zamanının büyük kısmını Zerzevan Kalesi’nde geçiren Coşkun, kazıların 50 yıl süreceğini düşünüyor. Çünkü bölgenin yüzde 99’u henüz kazılmamış ve yer altında başka bir şehir olduğu tahmin ediliyor. Dünyada keşfedilmiş çok fazla Mithras tapınağı olmadığını söyleyen Coşkun’a göre Zerzevan Kalesi dünyanın en iyi korunmuş garnizonu. Coşkun, Milattan Önce 882 yılından itibaren burada yerleşim olduğunu ve 639 yılında İslam ordularının fethine kadar yaşamın kesintisiz sürdüğünü söylüyor.

Ausgrabungsstelle um den Mithras-Tempel in Diyarbakir im Südosten der Türkei

Zerzevan Kalesi’nin altında çok sayıda gizli tünel ve sığınak bulunuyor.

“Burada zaman durmuş”

Zerzevan Kalesi’nin, Roma’nın askeri ve günlük yaşamı konusunda önemli bilgilere sahip olduğunu ifade eden Coşkun, Roma tarihiyle ilgili pek çok bilinmeyenin aydınlanacağına inanıyor.

“Burası bölgenin ve Diyarbakır’ın Roma tarihini aydınlatabilecek konumda. Lejyon birliğinde en az bin asker sürekli buradaymış. 400’e yakın sivilin yaşadığını düşünüyoruz. Savaş anında bütün ovada tarımla uğraşan halk buraya sığınıyor ve nüfus on binleri geçiyor. Onun için yeraltına bir sürü yapı inşa etmişler. 639’da İslam orduları fethettikten sonra tekrar yerleşim olmamış. Burada adeta zaman durmuş.”

Ausgrabungsstelle um den Mithras-Tempel in Diyarbakir im Südosten der Türkei

Gizemli Mithras Tapınağı’nı 2019’da 1 milyon turistin ziyaret etmesi bekleniyor.

Dan Brown ve Morgan Freeman gelecek

Mithras’ın gizemi, ünlü yazar Dan Brown ve aktör Morgan Freeman’ın da ilgisini çekmiş. Freeman, “Tanrı’nın Hikâyesi” adlı belgesel serisinin çekimlerini Zerzevan’da yapmak için girişimlerde bulundu. Dan Brown ve Morgan Freeman’ın 2020 yılında Mithras Tapınağı’nı ziyaret etmeleri bekleniyor.

Hristiyanlık öncesi Roma elitlerinin tanrısı olan Mithra, efsaneye göre boğa ile dövüşmüş, bu boğanın kanından bütün insanlık doğmuş. Mithraizm’in yayılış hikayesi bir efsane, gizemli tanrı Mithra’nın tapınağı ise, 1800 yıl sonra Diyarbakır’ın kaderini değiştirebilecek potansiyele sahip bir gerçeklik.

Felat Bozarslan / Diyarbakır

© Deutsche Welle Türkçe

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kültür-Sanat

Harvard Üniversitesi Yakındoğu Dilleri ve Medeniyetleri Bölümü yayını armağan kitap

AleviNet

Published

on

Türk dilinde, “Festschrift in Honour of Doğan Hızlan” orijinal adıyla, geniş kapsamlı ve büyük boy yayımlanan Armağan’ın konuk editörü Orçun Üçer, kitabı üç bölüm ve fotoğraf seçkisi olarak planlamış. Üçer’in hazırladığı biyografi ve “Doğan Hızlan’ın Yaşamı ve Eleştiri Anlayışı”(1969) başlıklı yazı ile başlayan kitap, Enis Batur, Ferit Edgü, Selim İleri, Evin İlyasoğlu, Günay Kut, Sevin Okyay gibi yazar dostlarının kaleme aldığı ‘anılar’ ile devam ediyor. Son bölüm olan “Makaleler”de Semih Gümüş, Handan İnce, Emin Nedret İşli, Mario Levi, Jale Parla gibi Türk edebiyatı ve tarihinin saygın araştırmacı yazarlarından gelen eleştiri, edebiyat incelemesi türünde kıymetli yazılar yer alıyor.
İstanbul’da 23 Aralık 1937 yılında doğan Hızlan’ın yaşamı, 1963 yılında Cumhuriyet gazetesinin efsane düzeltme servisine katıldığı günden beri aralıksız kültür-sanat basın ve yayıncılığının içinde geçer. Televizyon programları da yaparak edebi değerlerin geniş halk kitlelerine ulaşmasına katkıda bulunan ve halen Hürriyet’in yayın danışmanı ve köşe yazarı olan Hızlan, onur yazarı olduğu TÜYAP Kitap Fuarı gibi birçok değerli hizmetin danışmanlığını ya da onursal jüri başkanlığını yürütüyor.
Bu çok yoğun, verimli ve göz önünde süre gelen yaşamı özetlemenin bile ne kadar güç olduğu Enis Batur’un “Edebiyatımızın Merkez Valisi: Doğan Hızlan” başlıklı “anılar” bölümünde yer alan yazısında şu cümlelerle ustaca ifade ediliyor; “…Tanımlanabilir mi peki kolayca, derinlemesine portresi? Öyle sanıyorum ki bunun gerçekleşmesi için şu anda kurduğum portre denemesi gibi on yazıya daha gereksinim duyarız, ki hatları iyi kötü yerli yerine oturtulabilir olsun.”

Müzik yazarı İlyasoğlu ise, “anılar”da teker teker her sanat dalının dünyasına girebilen Hızlan’ın birikimini sergilerken okuru uzaklaştırmayan sakin ve barışçıl ifadesine, öz Türkçeden ödün vermeden, Osmanlıca’ya da kapıları kapatmadan, dili zengin ve kıvrak kullanmasına duyduğu hayranlığı ifade ederek, “Kaç kuşak, onun satır arasındaki öğütlerinden ders çıkartmıştır. Kavgadan uzak, güncele ve olumluya dönük yüzüyle kaç kuşağa ışık tutmuştur. Kim bilir kaç sanatçı ilk kez onun sütunlarında medya ile buluşmuştur” satırlarıyla kendisinin de model alıp, müzik alanında geliştirdiği genç yetenekleri tanıtma kararlılığının önemini vurguluyor.

Hızlan’ı hem mesleki hem dost olarak 60 yıldır tanıyan Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Emeritus Prof. Dr. Günay Kut, “Doğan Hızlan’ı Tanımak” başlıklı yazısında onun Türkoloji çalışmalarına verdiği sürekli katkının altını çizerek, “Hızlan, Türk Dili ve Edebiyatı ile ilgilendiği kadar üniversitelerimizdeki edebiyat, dil ve kültür toplantılarını da titizlikle takip etmiş ve okuyucularını bu konuda aydınlatmıştır” diyor.

Armağan’ın hazırlanma sebebini ve anı yazılarının ortak paydasını Ferit Edgü’nün portre yazısının son cümlesi olan “Ah Her Kuşağın Bir Doğan Hızlan’ı olsaydı!..” betimliyor.

Continue Reading

Kültür-Sanat

Ressam İmamoğlu Singapur’da sergi açtı…

AleviNet

Published

on

Singapur’da Miaja Sanat Galerisi’ndeki “Nucleus” isimli kişisel serginin açılışına Türkiye’nin Singapur Büyükelçisi Murat Lütem, Singapur Çin Kadınlar Derneği Başkanı Peggy Jeff ile sanatseverler katıldı. Büyükelçi Lütem Singapur’da bir Türk sanatçının kişisel sergi açmasının gurur kaynağı olduğunu dile getirdi.

Ressam Gülten İmamoğlu, Singapur’da bulunmanın kendisi için üç açıdan özel anlam ifade ettiğini söyledi.

İmamoğlu bu üç anlamı şu sözlerle ifade etti:

“İlki, bu yılın Atatürk ve silah arkadaşlarının Samsun’a çıkmasının 100’üncü, ikincisi Türkiye ile Singapur arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının 50’nci yılı olması, üçüncüsü de Singapur’u daha önce ziyaret ettiğimde gördüğüm güzellikleri sanatçı sezgileriyle hafızamda biriktirerek Türk kültürüne ait dostluk sembolleriyle harmanlayarak resimlerinde yansıtabilme mutluluğu.”

Continue Reading

Kültür-Sanat

Nâzım Hikmet’te atölyeler

AleviNet

Published

on

Bu yaz özellikle çocuklara yönelik atölye ve kurslarla dikkat çeken merkezde yaratıcı drama ile çocuk yogası atölyeleri yer alıyor. Yaz boyu devam edecek atölyelerde, çocuğun hem fiziksel hem de zihinsel farkındalığını artıracak çalışmalar planlanıyor.
Merkezde bu yaz açılacak ve kurs ve atölyeler, “Çocuk Atölyesi”, “Yaratıcı Drama”, “Karikatür”, “İllüstrasyon”, “Resim”, “Modern Kaligrafi” ve “Minyatür” atölyelerinden oluşuyor. Ayrıntılı bilgi ve kayıt için: 0312 458 90 51.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI