Connect with us

.

Kadın

Halid: Leyla Güven’in sesini duyun!

AleviNet

Published

on

Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKÖ) Politbüro Üyesi Leyla Halid, İmralı tecridine karşı 159 gündür açlık grevinde olan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven’i evinde ziyaret etti. Halid, yaptığı ziyaretin ardından kendisine eşlik eden HDP Amed Milletvekili Saliha Aydeniz, TJA üyeleri Ayşe Gökkan ve Gülcihan Şimşek ile birlikte basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Leyla Güven’in ve cezaevlerinde bulunan tutsakların Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yasal haklarının uygulanması için açlık grevinde olduğunu söyleyen Halid, “Çok güçlü bir kadın, bir özgürlük savaşçısı, bir parlamenter. Sadece hukukun uygulanması için açlık grevinde giriyor. Sayın Öcalan kendi üzerindeki tecrit için hiçbir insanın yaşamını yitirmesini istemeyecektir, bundan eminim. Ona  (Leyla Güven) da aynı şeyi söyledim. Bu bizim kültürümüzde olan bir şey değil. Biz ölmek için değil, yaşamak için mücadele edenleriz. Ya zafer elde ederiz ya da direniriz” dedi.

‘DİRENİŞİ SÜRDÜRECEĞİNİ SÖYLEDİ’

Leyla Güven’in ‘eylemini kararlılıkla sürdüreceği’ mesajını aktaran Halid, “Leyla Güven bir mücadele ve direniş ikonu haline geldi. Her şeye rağmen direnişe devam edeceğini söyledi. Leyla Güven’in mesajı sosyal medya ve diğer ağlar üzerinden tüm dünyaya yayıldı. Kendisine şunu söyledim; Gelecek sefer geldiğimde seni sağlıklı bir biçimde hayatta görmek istiyorum. Seninle omuz omuza duracağım” diye kaydetti.

‘HÜKÜMET GÜVEN’İN SESİNİ DUYMALI’

Leyla Halid, tecrit ve açlık grevlerine ilişkin Türk hükümeti ve kamuoyuna da şöyle seslendi:

“Bu mesajım Sayın Erdoğan’adır; Artık insanların hayatına önem verdiğini göstermenin zamanıdır. Sizler Sayın Öcalan’ı kaçırarak, cezaevine bıraktınız. Diğer türlü bırakmayacaktınız. Hükümeti Leyla Güven’in mesajını duymaya çağırıyorum. İnsanları, sadece insan haklarını istedikleri için ölmelerine izin vermeyin. Daima insan haklarını savunduklarını söylüyorlar. Ama Sayın Öcalan’ın durumuna baktığımız zaman bu görülüyor. Sayın Öcalan’ın ailesi, avukatları, dışarda basınla, dış dünyayla iletişiminin açılması gerekiyor. Aynı zamanda tüm insan hakları savunucularına ve organizasyonlarına Leyla Güven’in taleplerini hükümete ulaştırmak üzere çağrı yapıyorum.” 

Leyla Halid, bu sözlerinin ardından Filistin’de cezaevindeki tutsakların ve FKHÖ Genel Sekreteri Ahmed Saadet’in, Kürt halkı ve açlık grevi eylemcilerine dayanışma mesajı gönderdiğini de ifade etti.

‘MİLYONLARCA LEYLA GÜVEN ÇIKAR’

KESK’in düzenlediği 2. Ortadoğu’da Barış Konferansı’nda Erdoğan ve hükümete uyarılarda bulunduğunu anımsatan Halid, şöyle devam etti: “Eğer Leyla Güven’e bir şey olursa milyonlarca Leyla Güven ortaya çıkacaktır. Sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada bu olacaktır. O yüzden Leyla Güven’in özgürlük için çıkardığı sesi dinleyin. Türkiye hükümetine şunu hatırlatmak istedim; Yaptıkları izolasyon, bir özgürlük savaşçısı üzerindeki tecrittir. Sayın Öcalan benim için bir özgürlük savaşçısıdır. Günün sonunda dönüp baktığınızda, bir insan hakkı ihlali uygulanıyor. İnsanları tecrit altında tutmak en yüksek ihlallerden biridir.”

Leyla Halid ve bareberindekiler, daha sonra açlık grevinde olan HDP milletvekilleri Dersim Dağ, Tayip Temel ve Murat Sarısaç’ı ziyaret etmek üzere Güven’in evinin önünde ayrıldı.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kadın

İsviçreli kadınlar eşit ücret için greve gidiyor

AleviNet

Published

on

İsviçre’de kadınlar aynı işte çalıştıkları erkeklerle eşit maaş almak talebiyle Cuma günü ülke genelinde etkinlik ve protesto gösterileri düzenleyecek. Gösterilere eşit işe eşit ücret isteyen on binlerce kadının katılması bekleniyor.

Organizatörler kadınlara destek ve katılım için farklı seçenekler sunuluyor. Bunlar arasında iş bırakmak, mesai sırasında daha uzun molalar vermek, evde bir günlüğüne yemek pişirmemek ve temizlik yapmamak, pencerelerine bayrak veya süpürge asmak gibi seçenekler bulunuyor. Çalışanlar protestolar kapsamında Cuma günü işyerlerinde saat 11.00’de kendi belirleyecekleri bir eylemle protestolarını ortaya koymaya ve 15.30’da ise iş bırakarak gösterilere katılmaya davet ediliyor.

Birçok kentte protesto yürüyüşleri planlanırken, başkent Bern’deki parlamento binasının önünde yerel saatle 18.30’da büyük bir gösteri düzenlenecek. Bazı firmalar protestolara destek için kadın çalışanların işten erken çıkacaklarını duyurdu. Ülkenin batısında ise öğretmenler arasında gösteriye katılacağını bildirenlerin sayısının fazlalığı nedeniyle, derslerin iptal olma olasılığı gündeme geldi.

KADINLAR NE İSTİYOR?

Protestolara katılan kadın emekçiler, erkeklerle eşit iş için eşit maaş almayı, iş ve aile hayatı için denge sağlanmasını ve daha iyi emeklilik koşulları talep ediyor. İşçi sendikalarının talepleri arasında ise çalışma saatleriyle ilgili daha iyi çözümler bulunması var.

İsveç’te bu emekçi kadınların eşit ücret için ilk başkaldırısı değil. 1991 yılında düzenlenen gösterilere yüz binlerce kadının katıldığı kayıtlara geçmişti.

Kaynak: DW Türkçe

Continue Reading

Kadın

İsviçre’de kadın grevi: Kadını değil, toplumu değiştirin!

AleviNet

Published

on

İsviçre’de “eşit haklar” talebiyle ilk defa 14 Haziran 1991 yılında ulusal greve giden ülkenin kadınları, 28 yıl aradan sonra, yarın ikinci kez ulusal greve gidiyor. Ülkenin önde gelen sendikaları ve kadın örgütleri öncülüğünde gerçekleştirilecek olan ulusal greve, çok sayıda siyasi parti, sivil toplum kuruluşu desteğini açıktan ilan etmiş durumda.

Federal bir sistemle yönetilen ve inşa ettiği demokratik sistemle örnek gösterilecek bir ülke konumunda olan İsviçre’de, kadınlar neden böyle bir ulusal greve gidiyor? Tarihsel olarak kadınların mücadelesi ve elde ettiği haklar neler? Yarın gerçekleştirilecek ulusal grevin temel amacı ne?

Aylardan beridir hazırlıkları yapılan ulusal kadın grevi, ülkenin gündemine oturmuş durumda. Sokakları ve evlerinin pencere ve balkonlarını mor renkli bayraklarla donatan İsviçreli kadınlar, grev kapsamında yarın iş bırakarak birçok kentte alanlarda olacak. Milyonu aşkın kadının katılması beklenen ulusal greve karşı bazı işverenlerin tepkisi de dikkat çekiyor.

OY KULLANMA HAKKI 1971’DE ELDE EDİLİR

1848 Federal Anayasa ile birlikte federal sistemi garanti altına alınan ülkede kadınlar, ilk defa uzun mücadeleler sonucunda ulusal düzeyde 1971 yılında oy kullanma hakkını elde ederler.

Kadın ve erkek arasındaki eşitlik, ilk defa 1981 yılında anayasal olarak kabul edilse de eşit fırsatlar yasasının yürürlüğe girmesi ve kısıtlı olsa da pratikte karşılık bulması, yarım milyonun katılımıyla 14 Haziran 1991 yılında gerçekleşen ulusal kadın grevinin ardından 1 Temmuz 1996 yılında gerçekleşir.

Anayasal olarak kadın-erkek eşitliği garanti altına alınmış olsa da ülkenin kadınları, birçok temel haklarını hala elde etmiş değil. Uzun yıllardan beridir ortaya koydukları mücadele sonucunda, örneğin, kürtaj hakkını 2002, 14 haftalık ücretli doğum izin hakkını 2005’te elde eden kadınlar, bugün hala birçok alanda ayrımcı ve eşitsiz uygulamalarla karşı karşıya. Kadın-erkek arasındaki eşitsiz uygulamaların başını, bugün ücret eşitsizliği çekiyor. Federal İstatistik Ofisi verilerine göre, aynı koşullarda çalışmasına rağmen bir kadın, bir erkeğe göre yüzde 12 daha az kazanıyor. Kadın örgütlerine göre ise bu oran yüzde 20’lerde aynı zamanda ülkede hala 280 bin kadın çalışanın maaşı asgari düzeyin yani 4 bin Frank’tan veya saatte kazandığı para 22 Frank’tan daha az. Yine birçok sivil toplum kuruluşunun raporlarına göre kadınlar gelen olarak düşük ücretli veya kötü şartları olan işlerde çalışıyor.

BİRÇOK ALANDA ŞİDDETE MARUZ KALINIYOR

Öte yandan, İsviçre’de aile içi şiddet ve kadına yönelik cinsel saldırı önemli bir sorun teşkil ediyor. İsviçre Federal Cinsiyet Eşitliği Ofisi (BFEG) verilerine göre, kadınlar ciddi bir şekilde hem aile içi şiddete hem de işyerlerinde bir saldırıya maruz kalıyor. BFEG’nin 2018 raporuna göre, her gün aralarında çocuklarının da olduğu 11 kadın cinsel saldırıya maruz kalıyor. Yine aile içi şiddet her iki hafta da bir can alıyor. Yine yılda 27 bin çocuk ve genç aile içi şiddetin mağduriyetini yaşıyor.

EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET

Kadın-erkek arasındaki ücret eşitsizliği gerçekleşecek ulusal kadın grevinin temel argümanı olsa da kadınlar, “Daha fazla saygı, daha fazla zaman ve daha fazla maaş” sloganıyla iş bırakarak alanlara çıkacak. Kadınları greve götüren bir diğer önemli nokta ise, kadınların cinsiyetinden kaynaklı birçok alandan dışlanması, ayrımcılığa ve şiddete maruz kalması.

KADINI DEĞİL TOPLUMU DEĞİŞTİRİN!

Ulusal kadın grevinin öncülüğünü yapan sendikalar ve kadın örgütleri, iş dünyasındaki eşitsiz uygulamaların yanı sıra, kadınların işyerlerinde, evde, sokakta cinsel saldırıya, ayrımcılığa maruz kaldıklarına dikkat çekerek, bu anlayışın değişmesini istiyor. Herkes için eşit hakları garanti eden bir toplumda özgür yaşama hakkına sahip olmayı talep kadın örgütleri, yükselen neoliberal politikalar ve kapitalist ekonominin başta kadınlar olmak üzere insan emeğini hiçleştirdiğine dikkat çekiyor.

“Kadını değil, toplumu değiştirin” diyen kadın örgütleri, devamla şunu ekliyor: “Paranın merkeze konulduğu bir toplumda eşitliğin inşa edilemez. Önemli olan, insana ve kadına saygı duyulan bir toplumun yaratılmalıdır.”

 “Greve gidiyoruz çünkü;” diyerek manifestolarını açıklayan kadınların temel taleplerinden bazıları şu şekilde:

“Geve gidiyoruz çünkü;

İş dünyasında ücret eşitsizliği ve ayrımcılıktan bıktık.

Saygınlıkla yaşamamıza imkân tanıyan bir gelir istiyoruz.

Bizler ev emeğimizin iş olarak tanınmasını ve bunun paylaşılmasını istiyoruz.

Ev işlerimiz göz önüne alınarak kadın olmamızdan kaynaklı çalışma süremizin düşürülmesini istiyoruz.

Çocuk eğitimi ve bakımı sadece kadınla sınırlı değil, kolektif bir çalışma olmasını istiyoruz.

Bizler cinsiyet ve cinsellik konusundaki seçimlerimize özgürce karar vermeyi talep ediyoruz.

Bir kadın olarak seçimlerimizde saygı görmeyi ve özgür olmayı talep ediyoruz.

Cinsiyetçi, homofobik, transfobik şiddeti reddediyoruz.

İltica hakkı temel bir haktır, yaşamlarımız tehlikedeyken geri gönderilmeyi reddediyoruz.

Medyada, eğitim sistemi ve birçok alanda eril dilin kullanılmasına son verilmesini talep ediyoruz.

Okullarda cinsel eşitlik, cinsellik ve kadın bedeni üzerine farklı konularda dersler verilmesini istiyoruz.

Kapitalist kârın değil, insanların ortak çıkarlarına hizmet ettiği bir toplum istiyoruz.

Kadının görünmez kılındığı ve ataerkil sistem üzerine kurulan bütün kurumların yapısının değiştirilmesini istiyoruz.

Dünya kadınlarının mücadelesi ile dayanışma içerisinde olmak istiyoruz.

Irkçılığın, cinsiyetçiliğin, homofobi ve transfobinin olmadığı dayanışma içerisinde yaşayan bir toplum istiyoruz.”

Continue Reading

Kadın

Doğum yaptıktan yarım saat sonra hastanede bitirme sınavına girdi

AleviNet

Published

on

Etiyopya’da 21 yaşındaki bir kadın, doğum yaptıktan 30 dakika sonra hastanede ortaokul bitirme sınavına girdi.

Ülkenin batısındaki Metu kasabasında yaşayan Almaz Derese adlı kadın, sınava doğumdan önce girmeyi umuyordu.

Fakat Ramazan nedeniyle sınavlar ertelenince Derese bir yıldır hazırlandığı sınavı kaçırma riskiyle karşı karşıya kaldı.

Başında asker nöbet tuttu

Kocası Tadese Tulu’nun okul yönetimini ikna etmesiyle, Derese’ye İngilizce, Etiyopya dili ve matematik sınavına hastanede girme izni verildi.

Soruları Karl Metu hastanesine getiren silahlı bir asker sınav boyunca Derese’nin başında nöbet tuttu.

“Sınava girebilmek için acele ettiğim için doğum zor olmadı” diyen Derese, kalan sınavlarına da iki gün içinde girecek.

Bir oğlan bebeği dünyaya getiren Derese, üniversiteye gidebilmek için iki yıl daha okuyacak.

Continue Reading
Advertisement

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI